Connect with us

Bomba

2018 MODEL DAREDEVIL VE 3.SEZON VILLAIN TEORİLERİ!

Yayınlandı

on

Muhteşem konusu ve fantastik olayları ile hepimizi kendine bağlayan Daredevil dizisi, ilk iki sezonu ile bizleri büyülemişti. Açıkçası ben yeni bölümleri haftalık çıkan dergileri bekleyen çocuk gibi heyecanla bekliyordum. Bir solukta tekrar tekrar izlenebilecek sahneler ve oyunculuklar ile kısa sürede hepimizde müthiş bir izlenim bırakmıştır diye tahmin ediyorum. Merakla üçüncü sezonu beklerken sezon onayı alınması beni baya mutlu etmişti. Ancak Netflix, 3. Sezon onayının alındığını ve 2018’e kadar yayınlanmayacağını duyurdu. Bu uzun bekleyişin ardından evlat acısı gibi içime otursa da yapacak bir şey yok gibi duruyor. Hali hazırda Marvel, başka süper kahraman dizilerine odaklanmışken bizlere “Daredevil zaten ilerledi durun azıcık da diğerleri oynasın!’” der gibi bir düşünce içinde. Tam heves ile 2017 yılına girdik derken en sevdiğim kahramanın bölümleri olmadan geçecek.

daredevil-season-3-pic

Neyse ki bizim avukat The Defenders’ta olacak. Ayrıca Marvel sanki bana sadece Iron Fist, Daredevil, Luke Cage ve Jessica Jones ile yetinmeyecek, bazı bölümlerde sürpriz demirbaşları da dahil edecek gibi duruyor. Böyle olursa krallığı eline alır Marvel! Üstelik bize bu sektör, her kahramanın bir filminin olması gerekmediğini makul yoldan anlattı. Ben Daredevil’ı şu kadro ve hikaye ile film olarak düşünemiyorum. Sadece kostümünü bir sezonda üstüne adam akıllı giyen bir kahramanı sen nasıl iki saate sığdıracaksın? Hem dizi oldukça öğrenmek istediğin her detay işleniyor hem de takip etmen kolaylaşıyor. Böyle güzel yapımları gördükçe, diyorum ki Örümcek Adam, Iron Man ya da DC’den Batman… neden dizi olmasın? Düşünsenize her bölümü nasıl beklediğinizi! Ancak dizi olarak Daredevil’e ayrı parantez açmak isterim. Abimizin avukat olmasından dolayı en sağlam dizi konusu da kendisine ait. Yapımcısından oyuncusuna her övgüyü hak ediyor. Ben Charlie Cox’u (Daredevil) Boardwalk Empire’de izlerken İrlandalı evin hanımına sarkan bir uşağı oynuyordu. Nereden nereye be? Kim hayal edebilirdi?
Nerede kalmıştık? Yeni bölümlerin 2018’e ertelenmesinden sonra birçok teori birçok soru işaretleri de üretilmeye başladı. Charlie Cox’un “Örümcek Adam’ı severim!”diye konuşmasından sonra çarşı pazar karıştı. Neler neler var ama ben size daha makul olan teorilerimi ve beklentilerimi sunacağım. Bu arada Örümcek Adam’ da fena olmaz hani şöyle bir iki bölüm!

tumblr_o4e819h1dF1rov369o3_1280

-GLADYATÖR-
Bildiğiniz üzere Melvin Potter, Matt Murdock’a zırhlı kostüm yapmayı kabul etmişti. Tabi bir şart ile; “Betsy’e bir şey olmasın!” Yeni sezonda Kingpin’de Hell’s Kitchen’a geri döndüğüne göre Daredevil’a karşı ayartabilir. Melvin’i Betsy ile tehdit ederek neden kendine yeni bir savaşçı kazanmasın? Zaten çizgi romanda bunun muhabbetleri de vardı. Eğer Melvin’in atölyesini hatırlarsanız da bıçaklar, testereler, zırhlar ve zincirler… Adam tam bir Ortaçağ dövüşçüsü gibiydi. Dikkate almazsa Daredevil hiç beklemediği yerden yumruğu yiyebilir! Çok uzun soluklu olmasa da bir yada iki bölüm bizim avukatı oyalar. Benden söylemesi!

_thumb_ec11fe69-19f0-44a7-b7ce-cf537e7e1637

-MISTER FEAR-
Mister Fear, Daredevil için farklı bir kötü adam türü. Fiziksel saldırılardan ziyade, Daredevil’a zihinsel saldırılar düzenliyor. İlüzyon ile Daredevil’i duygusal ve zihinsel travma ile uğraştırıp vücudunda çok sayıda çürük açıyor. Mister Fear görsel yara efekti için Marvel’e mükemmel bir yol olacaktır. Larry Cranston (Mister Fear), kendisini korkusuz yapmak için ilacın ters mühendisliğini yapabildi ve uyuşturucuyu modifiye edebildi, böylece kurbanlarını istediği hale sokabilir. Bu yetenek, Marvel’ın Jessica Jones’unda benzer bir kabiliyete sahip olan David Tennant’ın Purple Man’ına benzer. Belki de Mister Fear The Defenders’ta, iki şovu birbirine bağlamak için kullanılabilir. Ben bu karakterin Daredevil’da gözükmesine pek ihtimal vermesem de ‘Zombi ordusu gördük abi!’ diyenlerdenim. Neden Mister Fear’da olmasın? Belki The Hand ile Wilson Fisk yardıma çağırır.

3133728-ikari+2

-IKARI-
Daredevil, dövüş sanatlarının etrafında toplanmış bir süper kahramandır. Kökeni Ninjalara da dayanıyor bildiğiniz üzere. The Hand ekibi, Nobu’nun yenilgisinden sonra sarsılır. Bu, yeni bir düşmanı da ortaya çıkarabilir. Ikari (Japonca’da öfke demek), Daredevil hikayesinde diğerlerine göre daha yeni bir kötü karakter. Daredevil ile tamamen aynı güçte ama Ikari görebiliyor. Ikari, çizgi romanda Kingpin tarafından Foggy Nelson da dahil olmak üzere yakın arkadaşlarının peşinden giderek Matt Murdock’a işkence yapmak üzere kiralandı. Bu arkadaş aynı zamanda Bullseye’nin bir defalık işinde çalıştı ve geçmişte Lady Bullseye ile suikastlere gitti. Yani yeni de olsa tecrübeli bir Ninja! Benim teorim The Hand ile Wilson Fisk’in ortaklaşa çalışmasından böyle bir kiralık Ninja tutulabilir. Yeni bir karakter olarak, Ikari’nin tam olarak arka planda bir hikayesi yok ama her ihtimale karşı hazır olmalıyız.

5509ed40632c2

-TYPHOID MARY-
Matt Bey’in kadınlar ile arası baya iyi. Hatta öyle iyidir ki hangisini seçse şaşırıyor bazen. İşte böyle bir durumda dördüncü bir kadın gelir mi dersiniz? Hem de Mary, Matt Murdock’a aşık! Daredevil olduğunu bilmeden! Üstelik bir Mutant olan Mary’nin içinde üç ayrı kişilik var. Bu üç kat zor ve ölümcül bir kadın demek! Sadece Matt’in kadınlar ile ilgili olan kararsızlığı ve saplantısından yola çıkarak oluşturduğum bir teori. Ortalığı Kısmetse Olur’a çevirme gibi bir niyetim elbette yok ama düşünsenize gündüz aşık geceleri düşman bir Mary, ölümsüz bir Elektra, yaraları sarmaya çalışan hemşire Claire ve neler olup bittiğini anlamaya çalışan Karen… Benim favorim Karen! Yeni sezonda belki çok fazla çığlık duyarız kim bilir?

1335517-bullseye5d

-BULLSEYE-
En sağlam teoriyi sona sakladım. Hazırsanız başlayalım.
Sezon 2’de eksik olan şeylerden biri açık ara bu konuydu. Evet, el sonunda ortaya çıktı, ancak yarım kaldı. Bu arada, Punisher ve Elektra, Matt’i daha karanlık bir yoldan almaya çalışan anti-kahramanlardı. Daredevil sezon 3 resmi onay almışken ve ertelemişlerken, Matt Murdock, birçok bölüm boyunca hem fiziksel hem de zihinsel olarak ona meydan okuyabilecek tek bir kötü adam ihtiyacını Bullseye’dan başkası karşılayamaz. 1976 yılından beri, çizgi romanlarda bu suikastçi, Matt Murdock’un hayatını(çoğunlukla Elektra ve Karen Page’yi öldürerek) cehenneme çevirdi. Kendini kör kahramanın en büyük düşmanlarından biri olarak gördü. Süper güçleri yok, fakat hem dövüş sanatları becerisi hem de herhangi bir nesneyi alıp ölümcül bir silah olarak kesin bir hassasiyetle atma kabiliyeti ile sağlam bir düşman haline dönüşüyor. Körle yatan şaşı kalkar değil mi?

Bu noktada Jason Statham’ın sezon 3’te Bullseye olarak oynayabileceği söylentileri dolaştı. Parası cebimden çıkmadığı için bu teoriye sonuna kadar destek veriyorum. Gerçekleşmesini de sonuna kadar istiyorum. Gelelim nasıl bağ kurarız Bullseye ve Daredevil ile… Bullseye çizgi romanlarda genellikle Kingpin’in suikastçılarından biri olarak işe alındı. Bu nedenle Wilson Fisk’in Daredevil’i öldürmek için onu tutması beklenebilir. Zaten Charlie Cox, gelecek sezon Bullseye ile savaşmak istediğini belirtmişliği bile var!

“Daredevil serisini yapmaya yetecek kadar şanslıysak, Bullseye‘ın ortaya çıkmadığı bir Daredevil yapmayı düşünemiyorum. Onu bu noktada görmek harika olurdu. Bölümler ile ilgili hiçbir fikrim yok ama bence bu kadar ilginç, zengin bir karakter varken neden olmasın?”

Bunca şeyin üstüne işin yoksa 2018’e kadar bekle!

Bomba

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Yayınlandı

on

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider, oyuncak için ise o zamanlar evrenin sonsuzluğu gibi gelecek büyüklükte olan Toys ‘R’ Us’a doğru yola çıkardık. Space Jam oyuncakları, boyama kitaplarını, figürleri hala hatırlıyorum. Öyle güzeldi. Ancak Amerikan basınına göre oyuncak sektörünün eski büyük lideri, yeni nesil Amazon vb. sitelerle baş edemeyerek 1 hafta sonra iflasını açıklayacak.

Reuters ve Wall Street Journal iflas haberini ilk alanlar oldu. Raporlarına göre, oyuncak perakendecisi birkaç hafta içinde iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacağını açıklamışlar. Markanın ABD’deki 1,600 artı mağazasında yaklaşık 5 milyar dolar borcu olduğu söyleniyor.

Toys ‘R’ Us’ın da tarihin tozlu raflarında kaybolduğu bir hayata hazır mıyız geekler? Ben değilim. 

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Yayınlandı

on

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en iyi dizi adaylarından birini yazabilecek olsam hangisini yazardım diye sordum. Verdiğim cevap için ise düşünmem gerekmedi! Peter Morgan tarafından yaratılan The Crown kuşkusuz bu yıl televizyonlarda – aslında bir Netflix yapımı – çıkan en iyi eserlerden biri. Netflix’in en pahalı işlerinden biri olan bu yapımın tahmini bütçesi tam 156 milyon dolar. Dizinin konusu ise Oscar’lı film The King’s Speech’te de izlediğimiz kekeme kral IV.George’un ölümünden sonra Elizabeth’in tahta çıkışı ve ardından gelişen tarihi olayları kapsıyor. Dizi konusu bakımından tarihi ve tarihi yapımları sevenler için bir elmas niteliğinde. Bir belgesel tadında tabi ki değil fakat bunu beklememiz de yersiz olurdu. Özellikle bazı bölümlerin sonlarında o bölümde ele alınan herhangi bir konunun gerçekte ne zaman vuku bulduğu, sonuçları ve sonrasında neler olduğu gibi bilgiler de yer alıyor.

Dizinin başrollerini Kraliçe 2. Elizabeth rolünde Claire Foy, eşi, Edinburgh Dükü Philip rolünde Doctor Who severlerin yakından tanıdığı Matt Smith, kraliçenin kardeşi Margaret rolünde güzelliğiyle izleyeni ekranlara kilitlemeyi başaran Vanessa Kirby ve son olarak Winston Churchill rolünde ise 2 Oscar adaylığı bulunan John Lithgow var. Üstteki görselden de görebileceğiniz gibi casting çok ama çok başarılı. Karakterlerin tarihteki gerçek halleri ile inanılmaz bir benzerlik sağlanmış. Dizinin o devasa bütçesinin nerelerde kullanıldığını hakkında koymuş olduğum görsellere baktığınızda fikir edinebilirsiniz diye düşünüyorum. İzlediğinizde ise kendi gözlerinizle görürsünüz. Çünkü prodüksiyon tek kelimeyle harika. Örnek vermek gerekirse kostüm departmanı ortaya çok ince bir işçilik koymuş.

Kostümler dışında kullanılan set, dekorlar muazzam, 20.yüzyıl İngiltere’sini hissedebiliyorsunuz. İç mekan tasarımları kraliyet ailesine yakışır cinsten görkemli, dış mekan çekimlerini izlerken ise kendimi sık sık ”Oha, bu kadar insanı nasıl toplamış da bu sahneleri çekmişler” derken buldum. Özellikle Elizabeth’in siyasi nedenlerden dolayı birçok ülkeyi gezmesi gerektiğinde, buralarda çekilmiş sahneler sizin, olayın içine girmenizi kolaylaştırıyor.

Dizinin müziklerinin başında Rupert Gregson-Williams var. O da çok başarılı bir iş çıkarmış. Özellikle ”Duck Shoot” parçasını dinlemekten sıkılmadım henüz. Tema müziğini ise Rupert değil, Hans Zimmer yapmış! Kendisini övmek için ayrı yazı yazarım ben, o kadar ünlü ve sektörde her iyi işin altında adını görebileceğiniz biri. Meraklısına araştırmayı öneririm, bakarsınız sizin de sevdiğiniz bir filmin, melodisinin yaratıcısıdır.

Dizinin değinmediğim noktalarından biri ise, dizinin ne kadar akıcı olduğu, 50 dakika – 1 saatlik bir dizi için inanılmaz derecede akıcı. Kendinizi üç dört bölümü ard arda izlerken buluyorsunuz. Bu süreye sahip diziler için bende bunu başarabilen son dizi sanırım Breaking Bad idi.

Biraz daha detaylı bir şekilde konuya değinmek gerekirse, merak etmeyin dizi, siyasete en ince ayrıntısına kadar girmektense, bir kitap olarak düşünürsek, onun sadece kapağını, iç çizimlerini ve belli kesitlerini alıntılıyor. Odak noktamız daha çok 2.Elizabeth. Onun yükselişini, bir Kraliçe ve aynı zamanda bir eş, bir anne olarak yaşadığı zorlukları görüyoruz. Siyaseti bilmiyor, okula gitmemiş, herhangi bir alanda eğitim almamış, çocukluk yıllarında sadece ülkenin yasaları, İngiliz Klisesi hakkında öğretiler görmüş ve dolayısıyla olduğu noktada zorluk çekiyor.

Claire Foy sergilediği performansla hem Taç’ın (Crown) hem de rolün altından kalkmış. Hazır bir oyuncunun performansına değinmişken, oyunculuklardan bahsedeyim. Dizi diğer çoğu alanda olduğu gibi oyunculuklar konusunda da sizi etkiliyor. Hatta yeri geliyor tüyleriniz diken diken bir şekilde ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. Başta dizinin castını saymıştım. Tekrar saymama ya da tek tek değinmeme gerek yok zira hepsi iyi derecesinde performanslar sergiliyorlar ancak 2 kişi oldukça ön plana çıkıyor. Biri zaten ana karakterimize hayat veren Claire Foy. İlk sezonu bitirdiğinizde, bir kez daha ilk bölümü izleyip, daha sonra son bölüme bir göz atmanızı istiyorum. Karakterin yaşadığı değişimi nokta atışı diyebileceğimiz şekilde, eksiksiz gösteriyor. Diğer kişi ise Winston Churchill rolündeki John Lithgow. Dönem veya karakterler hakkında herhangi bir belgeseli ya da Youtube’dan birkaç videoyu izlerseniz görürsünüz. John Lithgow’un kullandığı beden dili, yürüyüşü, mimikleri, sanki gerçekten O’ymuş gibi hissettiriyor. Zaten her iki oyuncu da rolleri ile oyunculuk dallarındaki adaylıklara sahip. Claire Foy, ”En iyi kadın oyuncu” dalında, John Lithgow ise ”En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında aday. Yazı boyunca amma övdün, hiç mi kötü, olumsuz etken, faktör yok diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın yoklar. Dizinin Emmy ödüllerinde tam 11 adaylığı var.

Bu adaylıkların en önemlilerinden bazıları:

  • En İyi Drama Dizisi
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yönetmenlik
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Casting
  • En İyi Müzik Kompozisyonu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Senaryo

Dizi Golden Globe (Altın Küre) ödül töreninde ise En Drama Dizisi ve Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini evine götürdü. Sırada Emmy ödülleri var. Ben yapımın törenden en az birkaç ödül ile ayrılmasını istiyorum ve ümit ediyorum.

Diziyi hala izlememişseniz inanın bu yılın en iyi dizilerinden birini kaçırıyorsunuz. The Crown, çok kaliteli bir yapım ve her ayrıntısını incelemeniz, hayranlıkla döneme tanıklık etmeniz için sizleri bekliyor.

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel4 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba7 gün ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba7 gün ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba1 hafta ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba2 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba3 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba