Connect with us

Bomba

89. OSCAR ÖDÜLLERİ BÖYLE Mİ OLACAKTI? İŞTE SONUÇLAR!

Yayınlandı

on

Bu yıl Altın Küre ve Oscar’ı yakından takip ettik. Favorilerimizi ve gönlümüzden geçenleri söyledik. BİZ DEMİŞTİK! diyebileceğimiz bir çok kategori sahiplerini buldu. Her ne olursa olsun bu yılın bombası Casey Affleck’tir. Abisine oyunculuk dersi vermesi gerektiğini düşündürecek bir performans sergiledi. Bu seneki Akademi Ödülleri çok konuşulacak ama ben Casey Affleck’e gölge düşmemesi için o konuya sonra geleceğim. Manchester by the Sea dram türünde bir kült yapım olarak yerini aldı. Yönetmen Kenneth Lonergan dahil bu başarıyı Casey’e borçlu bildi. Sinemada beni arkadaşlarımın arasında hüngür hüngür ağlatan bu yapım iki ödüle layık görüldü. En iyi erkek oyuncu ve en iyi orijinal senaryo.

89. Oscar ödülleri birçok açıdan olaylı ilerledi. Bunun ilk nedeni Donald Trump’ın vize yasağı, göçmen politikasıydı. Özgürlük kelimesi adı altında kurulan ülkenin bu özelliğine gölge düşürüldü. Bu duruma tepki gecikmedi. Önce SAG ödüllerinde ünlüler tepkilerini gösterdi. Birkaç örnek vermek gerekirse;

Shameless dizisiyle ödüle layık görülen William Hall Macy, “Donald Trump sayesinde canlandırdığım Frank Galleger normal biri gibi görünüyor” yorumunu yaptı.

Veep dizisiyle harikalar yaratan Julia Louis-Dreyfus, “Mülteci ambargosu, Amerikanca değil!” dedi.

Ve Ashton Kutcher da, “Ben bir dünya vatandaşıyım. Havalimanlarında bekletilen ve benim Amerika’ma ait olan herkese selamlar!” cümlelerini kurdu.

,ZWTPbGfbt0ivJxi_83k57g

Sonrasında Oscar partisi iptal edildi. Ve en önemlisi dünya çapında büyük bir yönetmen olarak kabul edilen İran’lı Asghar Farhadi vize başvurusu yapmak yerine Amerika’ya adım atmamayı tercih etti. Üstad yönetmenden de bu hareket beklenirdi. Ve Oscar gecesinde, sunucu Jimmy Kimmel “Hey Trump, nasılsın?” diye Trump’a bir tweet gönderdi. Anında 200k retweet aldı.

Böyle yankı uyandıracak tepkileri hiçbir şey gölgeleyemez derken, Lost tarzı bir final ile karşılaştık. Bu kadar büyük bir prodüksiyona sahip Akademi Ödülleri, En İyi Film Ödülü’nü önce La La Land’a verdi. Herkes sahneye büyük bir mutlulukla çıktı. Damien çok heyecanlı, yapımcılar ise konuşmak için can atıyordu. Konuştular da. Ve o sırada Bursa’dan gol haberi var gibi yanlış bir anons olduğunu öğrendik. Meğersem kartlar karışmış. Emma Stone’un kartı iki kere mi basıldı yoksa başka ellere mi geçti nolduysa artık Moonlight yerine La La Land okundu. Bunun nedeni ilerleyen saatlerde açıklanacaktır elbet. Ama böyle bir şey olabilir mi a dostlar. Hem Moonlight filmine gölge düştü hem de birçok insanın hayaliyle oynandı. La La Land’ın kazanmasını istediğim için sizlerden biraz fazla tepkili olabilirim.

Bu yılda kaybedilen, sinemaya gönül veren isimler de unutulmadı. Bonnie ve Clyde(Hepsi bunların başının altından çıktı) sürprizi yapıldı. Damien Chazelle, En İyi Yönetmen ödülünü alan en genç isim oldu. Kazananları açıklamanın vaktidir o halde.

EN İYİ FİLM ÖDÜLÜ

1

LA LA LAND!  Aaa hayır, MOONLIGHT!”
HIDDEN FIGURES
ARRIVAL
FENCES
LION
HACKSAW RIDGE
MANCHESTER BY THE SEA
HELL OR HIGH WATER

Oscar incelememde LGBT konulu bir film olduğundan bir adım önde olacağını söylemiştim. Elbette tartışılır ve filmin kalitesi yadsınamaz. Sürpriz olmadı. Altın Küre de iddiasını kanıtlamıştı.

EN İYİ KADIN OYUNCU ÖDÜLÜ

78a0f4fb30b30864d2bcc1f691c51d48-horz

EMMA STONE
NATALIE PORTMAN
ISABELLE HUPPERT
MERYL STREEP
RUTH NEGGA

Isabelle Huppert favori görülüyordu. Hadi taş çatlasın Meryl üstad alabilirdi. Ama Emma Stone layık görüldü. Benim beklemediğim bir sonuçtu.

EN İYİ ERKEK OYUNCU ÖDÜLÜ

Casey-Affleck-Hair-horz

CASEY AFFLECK
RYAN GOSLING
ANDREW GARFIELD
DENZEL WASHINGTON
VIGGO MORTENSEN

Andrew Garfield ilk kez bu heyecanı yaşadı. Ama bu sene Casey Affleck, Denzel Washington ve Viggo Mortensen gibi büyük isimlere şans tanımayacak bir performans sergiledi. Gönülden tebrik ediyorum.

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU ÖDÜLÜ

LOS ANGELES, CA - SEPTEMBER 22: Actor Mahershala Ali arrives at the 65th Annual Primetime Emmy Awards held at Nokia Theatre L.A. Live on September 22, 2013 in Los Angeles, California. (Photo by Frazer Harrison/Getty Images)

Mahershala Ali, Moonlight
Jeff Bridges, Hell or High Water
Michael Shannon, Nocturnal Animals
Dev Patel, Lion
Lucas Hedges ,Manchester by the Sea

Başka bir ihtimal var mıydı? Moonlight filmini hem sevip hem sevmeme nedenimsin Mahershala. Harika bir karakter, harika bir dokunuş.

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU ÖDÜLÜ

t100poll_davis_viola-horz

Viola Davis, Fences
Naomie Harris, Moonlight
Nicole Kidman, Lion
Octavia Spencer, Hidden Figures
Michelle Williams, Manchester by the Sea

Viola Davis çok başka bir şey yaptı bu sene. Yani diğer dördü arasında seçim yapmak gerekse Michelle Williams diyeceğim ama Viola… Sonuna kadar haketti.

EN İYİ YÖNETMEN ÖDÜLÜ

damien-chazelle

DAMIEN CHAZELLE
Kenneth Lonergan
Denis Villeneuve
Barry Jenkins
Mel Gibson

Yine şaşkınlık etkisi yaratmayan bir seçimle karşı karşıyayız. Genç yetenek açık ara öndeydi rakiplerinden. Mel Gibson artık sevilmiyorsun kardeşim.

EN İYİ UYARLAMA SENARYO 

960

MOONLIGHT, BARRY JENKINS, In Moonlight Black Boys Look Blue”
Arrival – Story of Your Life, Ted Chiang
Fences – Fences, August Wilson
Hidden Figures – Hidden Figures, Margot Lee Shetterly
Lion – A Long Way Home, Saroo Brierley ve Larry Buttrose

EN İYİ ORİJİNAL SENARYO ÖDÜLÜ

Kenneth_Lonergan_manchester_by_the_sea

Manchester by the Sea – Kenneth Lonergan
20th Century Women – Mike Mills
Hell or High Water – Taylor Sheridan
La La Land – Damien Chazelle 
The Lobster – Yorgos Lanthimos

EN İYİ FİLM MÜZİĞİ ÖDÜLÜ

“City of Stars,” La La Land
“Audition (The Fools Who Dream),” La La Land
“Can’t Stop the Feeling,” Trolls
“The Empty Chair,” Jim: The James Foley Story
“How Far I’ll Go,” Moana.

EN İYİ SİNEMATOGRAFİ ÖDÜLÜ

LA LA LAND
ARRIVAL
LION
MOONLIGHT
SILENCE

EN İYİ GÖRSEL EFEKT ÖDÜLÜ

Deepwater Horizon
Doctor Strange
The Jungle Book
Kubo and the Two Strings
Rogue One: A Star Wars Story

EN İYİ ANİMASYON ÖDÜLÜ

Kubo and the Two Strings
Moana
My Life as a Zucchini
The Red Turtle
Zootopia

EN İYİ YABANCI FİLM ÖDÜLÜ

Land of Mine (Danimarka)
A Man Called Ove (İsveç)
The Salesman (İran)
Tanna (Australia)
Toni Erdmann (Almanya)

EN İYİ KOSTÜM TASARIMI ÖDÜLÜ

Allied
Fantastic Beasts and Where to Find Them
Florence Foster Jenkins
Jackie
La La Land

EN İYİ SAÇ & MAKYAJ

A Man Called Ove
Star Trek Beyond
Suicide Squad

En İyi Ses Miksajı ve En İyi Film Kurgusu ödülleri Hacksaw Ridge’e, En İyi Ses Kurgusu da Arrival’a gitti. Arrival’a birçok dalda şans vermiş ancak sanki ayıp olmasın diye bu ödülü layık görmüşler. Ben öyle hissetim. Yoksa gerilim anlarını, filmin bütünlüğünü sağlayan atmosfer harikaydı. Hacksaw Ridge… Etkileyici bir filmdi. İki ödülle ayrılması böyle büyük bir organizasyonda küçümsenecek bir başarı değil.

2016 senesini ayakta tutan bu filmlerde emeği geçenlere tek tek teşekkür etmek isterdim. Harika işler vardı. En iyi filmi olmamasına rağmen Asghar Farhadi ödülü kaptı. Hayal kırıklığı yaratsa da Suicide Squad’in makyaj kalitesi göz ardı edilmedi. Kostum Florence’e, Görsel Efekt Dr. Strange’e, Animasyon da My life as a Zucchini’ye gidebilirdi. Kazananların yanı sıra, bütün aday filmler izlenmelidir. İzlemek istediğiniz filmleri erteleyip, bir oscar haftası yapabilirsiniz.

Siz de hayal kırıklıklarınızı ya da çok doğru dediklerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. İyi haftalar dilerim, sağlıcakla kalın.

Bomba

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Yayınlandı

on

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider, oyuncak için ise o zamanlar evrenin sonsuzluğu gibi gelecek büyüklükte olan Toys ‘R’ Us’a doğru yola çıkardık. Space Jam oyuncakları, boyama kitaplarını, figürleri hala hatırlıyorum. Öyle güzeldi. Ancak Amerikan basınına göre oyuncak sektörünün eski büyük lideri, yeni nesil Amazon vb. sitelerle baş edemeyerek 1 hafta sonra iflasını açıklayacak.

Reuters ve Wall Street Journal iflas haberini ilk alanlar oldu. Raporlarına göre, oyuncak perakendecisi birkaç hafta içinde iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacağını açıklamışlar. Markanın ABD’deki 1,600 artı mağazasında yaklaşık 5 milyar dolar borcu olduğu söyleniyor.

Toys ‘R’ Us’ın da tarihin tozlu raflarında kaybolduğu bir hayata hazır mıyız geekler? Ben değilim. 

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Yayınlandı

on

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en iyi dizi adaylarından birini yazabilecek olsam hangisini yazardım diye sordum. Verdiğim cevap için ise düşünmem gerekmedi! Peter Morgan tarafından yaratılan The Crown kuşkusuz bu yıl televizyonlarda – aslında bir Netflix yapımı – çıkan en iyi eserlerden biri. Netflix’in en pahalı işlerinden biri olan bu yapımın tahmini bütçesi tam 156 milyon dolar. Dizinin konusu ise Oscar’lı film The King’s Speech’te de izlediğimiz kekeme kral IV.George’un ölümünden sonra Elizabeth’in tahta çıkışı ve ardından gelişen tarihi olayları kapsıyor. Dizi konusu bakımından tarihi ve tarihi yapımları sevenler için bir elmas niteliğinde. Bir belgesel tadında tabi ki değil fakat bunu beklememiz de yersiz olurdu. Özellikle bazı bölümlerin sonlarında o bölümde ele alınan herhangi bir konunun gerçekte ne zaman vuku bulduğu, sonuçları ve sonrasında neler olduğu gibi bilgiler de yer alıyor.

Dizinin başrollerini Kraliçe 2. Elizabeth rolünde Claire Foy, eşi, Edinburgh Dükü Philip rolünde Doctor Who severlerin yakından tanıdığı Matt Smith, kraliçenin kardeşi Margaret rolünde güzelliğiyle izleyeni ekranlara kilitlemeyi başaran Vanessa Kirby ve son olarak Winston Churchill rolünde ise 2 Oscar adaylığı bulunan John Lithgow var. Üstteki görselden de görebileceğiniz gibi casting çok ama çok başarılı. Karakterlerin tarihteki gerçek halleri ile inanılmaz bir benzerlik sağlanmış. Dizinin o devasa bütçesinin nerelerde kullanıldığını hakkında koymuş olduğum görsellere baktığınızda fikir edinebilirsiniz diye düşünüyorum. İzlediğinizde ise kendi gözlerinizle görürsünüz. Çünkü prodüksiyon tek kelimeyle harika. Örnek vermek gerekirse kostüm departmanı ortaya çok ince bir işçilik koymuş.

Kostümler dışında kullanılan set, dekorlar muazzam, 20.yüzyıl İngiltere’sini hissedebiliyorsunuz. İç mekan tasarımları kraliyet ailesine yakışır cinsten görkemli, dış mekan çekimlerini izlerken ise kendimi sık sık ”Oha, bu kadar insanı nasıl toplamış da bu sahneleri çekmişler” derken buldum. Özellikle Elizabeth’in siyasi nedenlerden dolayı birçok ülkeyi gezmesi gerektiğinde, buralarda çekilmiş sahneler sizin, olayın içine girmenizi kolaylaştırıyor.

Dizinin müziklerinin başında Rupert Gregson-Williams var. O da çok başarılı bir iş çıkarmış. Özellikle ”Duck Shoot” parçasını dinlemekten sıkılmadım henüz. Tema müziğini ise Rupert değil, Hans Zimmer yapmış! Kendisini övmek için ayrı yazı yazarım ben, o kadar ünlü ve sektörde her iyi işin altında adını görebileceğiniz biri. Meraklısına araştırmayı öneririm, bakarsınız sizin de sevdiğiniz bir filmin, melodisinin yaratıcısıdır.

Dizinin değinmediğim noktalarından biri ise, dizinin ne kadar akıcı olduğu, 50 dakika – 1 saatlik bir dizi için inanılmaz derecede akıcı. Kendinizi üç dört bölümü ard arda izlerken buluyorsunuz. Bu süreye sahip diziler için bende bunu başarabilen son dizi sanırım Breaking Bad idi.

Biraz daha detaylı bir şekilde konuya değinmek gerekirse, merak etmeyin dizi, siyasete en ince ayrıntısına kadar girmektense, bir kitap olarak düşünürsek, onun sadece kapağını, iç çizimlerini ve belli kesitlerini alıntılıyor. Odak noktamız daha çok 2.Elizabeth. Onun yükselişini, bir Kraliçe ve aynı zamanda bir eş, bir anne olarak yaşadığı zorlukları görüyoruz. Siyaseti bilmiyor, okula gitmemiş, herhangi bir alanda eğitim almamış, çocukluk yıllarında sadece ülkenin yasaları, İngiliz Klisesi hakkında öğretiler görmüş ve dolayısıyla olduğu noktada zorluk çekiyor.

Claire Foy sergilediği performansla hem Taç’ın (Crown) hem de rolün altından kalkmış. Hazır bir oyuncunun performansına değinmişken, oyunculuklardan bahsedeyim. Dizi diğer çoğu alanda olduğu gibi oyunculuklar konusunda da sizi etkiliyor. Hatta yeri geliyor tüyleriniz diken diken bir şekilde ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. Başta dizinin castını saymıştım. Tekrar saymama ya da tek tek değinmeme gerek yok zira hepsi iyi derecesinde performanslar sergiliyorlar ancak 2 kişi oldukça ön plana çıkıyor. Biri zaten ana karakterimize hayat veren Claire Foy. İlk sezonu bitirdiğinizde, bir kez daha ilk bölümü izleyip, daha sonra son bölüme bir göz atmanızı istiyorum. Karakterin yaşadığı değişimi nokta atışı diyebileceğimiz şekilde, eksiksiz gösteriyor. Diğer kişi ise Winston Churchill rolündeki John Lithgow. Dönem veya karakterler hakkında herhangi bir belgeseli ya da Youtube’dan birkaç videoyu izlerseniz görürsünüz. John Lithgow’un kullandığı beden dili, yürüyüşü, mimikleri, sanki gerçekten O’ymuş gibi hissettiriyor. Zaten her iki oyuncu da rolleri ile oyunculuk dallarındaki adaylıklara sahip. Claire Foy, ”En iyi kadın oyuncu” dalında, John Lithgow ise ”En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında aday. Yazı boyunca amma övdün, hiç mi kötü, olumsuz etken, faktör yok diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın yoklar. Dizinin Emmy ödüllerinde tam 11 adaylığı var.

Bu adaylıkların en önemlilerinden bazıları:

  • En İyi Drama Dizisi
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yönetmenlik
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Casting
  • En İyi Müzik Kompozisyonu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Senaryo

Dizi Golden Globe (Altın Küre) ödül töreninde ise En Drama Dizisi ve Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini evine götürdü. Sırada Emmy ödülleri var. Ben yapımın törenden en az birkaç ödül ile ayrılmasını istiyorum ve ümit ediyorum.

Diziyi hala izlememişseniz inanın bu yılın en iyi dizilerinden birini kaçırıyorsunuz. The Crown, çok kaliteli bir yapım ve her ayrıntısını incelemeniz, hayranlıkla döneme tanıklık etmeniz için sizleri bekliyor.

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel4 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba7 gün ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba7 gün ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba1 hafta ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba2 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba3 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba