Connect with us

Bomba

ARROW 5.SEZON 8.BÖLÜM INVASION! CROSSOVER İNCELEMESİ

Yayınlandı

on

BEST TEAM UP EVER!

DC ve CW’nin güzel planlanmış, başarıyla uygulanan crossoverında, sıra geldi üçüncü safhaya. Supergirl’ün son sahnesinde başlayıp, Flash ile zirveyi gördükten sonra, Arrow’un 100. bölümünün şerefine çekilen bölümle baş başayız. Tek bir şehir, tek bir kişi ya da tek bir amaç tehlikede değildir. Yıllar önce dünyadan bilgi almak için dünyaya gelen Dominatorler, Central City’e iniş yaparlar. Ve “Invasion” başlar. Flash – Barry Allen- tek başına ne inişi engelleyebilir ne de dünyayı kurtarabilir. Bunun için kimle hukuku varsa onları çağırır ve Justice League tarzında mecburi bir ekip kurulur. Sevmediğim bir sahne Flash’ın bölümündedir. Vigilante’nin peşinde olan Spartan ve Arrow tam ölecekken Flash tarafından kurtarılır. Allah allah. Bu olaylar olmasa, Flash gelmeyecek ve bizim ikili ölecekti öyle mi canım benim. Her neyse bu ekipte Arrow, Spartan ve Speedy de buna katılır. Evet yanlış duymadık. Ekibe dönmeyi düşünmeyen Thea, konu uzaylı istilası olunca, bu macerada rol alması gerektiğini düşünür ve ekibe katılır. Legends, Team Arrow, Supergirl ve StarLabs birleşir, önce antrenman yaparlar ve sonra President kaçırılır. Bu bilgi üzerine operasyon düzenleyen ekip, tuzağa düşer. Başkanın ölümünü seyretmek zorunda kalmalarının haricinde, bir zehre maruz kalırlar. Bu zehirden habersiz yardıma gelen Arrow ve Flash, karşısında takım arkadaşlarını görür ve ilk savaş kendi aralarında verilir. Zehrin etkisini bitirmek için Flash, Supergirl’ü kızdırır ve onun gücünü kullanarak, zehri salan aleti parçalar. Ekip tam kendine gelmişken, Dominatorler asıl planı uygulamaya geçirir. Thea, Diggle, Ray, Sara ve Flash’ın son çabasına rağmen Green Arrow kaçırılır ve Arrow bölümü başlar. SPOILER!

arrow

100. bölüm şerefine eski karakterleri bir araya getirmeye yönelik güzel bir senaryoyla karşı karşıyayızdır. Oliver duştan çıkar ve bir gün sonra müstakbel eşi olacak Laurel Lance ile romantik bir an yaşar. Evet evlilik arifesindelerdir, tabi uzaylıların mümkün kıldığı ilizyon bir dünyada. Ufak visions (anlık görüntüler) ile asıl hayatlarını hatırlarlar. Arrow olmayan Oliver’ın refleksleri harikadır. Ölümden gram korkmuyordur. Wayne ailesinin ölümü-ıssız bir sokakta silahlı bir hırsız tarafından saldırı- gibi bir durumla karşılaşırlar babasıyla. Babasının önüne geçen Oliver, The Hood tarafından kurtarılır. Bu sefer Hood, Oliver olarak karşımıza çıkmıyor. Oliver içgüdüleriyle, Hood ve Felicity’nin üssünü bulur. Hood yani John Diggle ile karşılaşır. Bizim kasklı asker Spartan’a, yay ve yeşik başlığın yakışacağı hiç aklıma gelmezdi. Burayı nasıl buldun tepkisiyle Oliver’ı dövmesi beni etkiledi diyebilirim. Bu karşılaşma sonrası Diggle da vision görmektedir. Oliver, John’un badigardı olduğu, John da Oliver’ın gerçek bir kahraman olduğunu hatırlar. Ray, Thea ve Sara da aynı vision sahnelerini yaşayınca durumun farkına varırlar. Her izleyici aaa Smoak şirket sahibi mi olmuş ? sorusunu sorarken, bu ilizyondan kurtulmanın kapısının orda olduğunu farkederler. Smoak şirketi Legends of Tomorrow’un 2046 yılında geçen Star City’de de görmüştük. Felicity’i illa holding sahibi yapacaklar ! Thea hariç herkes burdan kurtulmaları gerektiğini farkeder ve toplanır. Ray, Felicity ile nişanlıdır, Sara, Oliver ve Thea ailesine kavuşmuştur, Diggle ise askeri hatalarını telafi ediyordur.

Bölümün en güzel sahnesi olarak düşündüğüm yer Thea ile Oliver’ın konuşmasıdır. “Bizi gerçek dünyada bekleyen tek şey acı çekmek. Burada kalamaz mıyız? Sonunda mutlu olmak için bir şansımız var. Flash ile Supergirl dünyayı korur. Belki de yaptığımız bütün fedakarlıkların ödülüdür.” cümlesiyle Thea, hepimizin ciğerini dağlar. Ancak “Ailemi tekrar kaybedemem” diyerek ekibe tekrar katılır ve bizi yine kalbimizden vurur. Evet Thea’yı çok özlemişim. Ardından ise Oliver’ın Laurel’a vedası vardır. Hayatının sonuna kadar hep kalbinde taşıyacağı aşka tekrar veda edecektir. Laurel’ın gözyaşlarına kalp dayanmaz ve bir sonraki sahnede hayali düşmanlar belirir. Hayali de olsalar bunlar herkesin geçmişteki nefreti ve acısıdır. Malcolm, Damien Darkh, Deathstroke ile güzel bir dövüş sahnesiyle bizi karşı karşıya bırakır. Slow motion sahnesi gerçekten başarılıydı. Hem Laurel’ı öldüren Darkh ile karşılaşan Sara’nın intikamını alabilmesi açısından da hoş oldu. Evet, Smoak binasına girilir ve çıkış kapısı oradadır. Burada bir direnişle karşılaşmazlar. Çünkü Dominatorlerin amacı bilgi toplamak ve zaman kazanmaktır. Sanırım bunu gerçekleştirdiler. Çıkış kapısında Oliver Queen sert bir veda anı yaşar. Annesi, Laurel, Tommy, Babası ve Roy oradadır. Son sözlerini söylerler ve Oliver gözleri dolu bir şekilde, olası mükemmel hayatına son kez bakar, gider.

arrow-5x08-promotional-photos-season-5-episode-8-promotional-photos-four-night-crossover

Evet duygu dolu, geçmişi hatırlatan sahneler burada sona erer. Aksiyon başlar. Bir uzay gemisinde uyanan maskeli beşli -ehe- kaçış yolunu ararlar. Daha önce böyle bir durumla karşılaşmamalarına rağmen, emin adımlarla ilerlerler. Daha önce uzak aracı kullanmamalarına rağmen, ufak bir dokunuşla çalıştırıp, kaçarlar. Burdan sonrası bir diğer hikayeye kalmıştır.

Flash,Cisco ve Supergirl, Star City’e gelir. Hem güç birliği için hem de Cisco’nun gücünü kullanabilmek için. Evet Cisco da bir meta human. Yani özel güçlere sahip insanoğlu. Vibe adını verdiği gücü, insanlara özgü eşyalara dokunarak yer tespit etmek. Uzay gemisinde olduklarını öğrenen ekip telaşa kapılmaz ve onların yerini tespit edebilmek için bir aletin peşine düşerler. Bu aygıtı onlardan önce bir doktor bulur ve ilk aşama onu alt edip, aygıtı ele geçirmektir. Wild dog, Supergirl ve Flash ilginç bir üçlü olup bu operasyonda aktif rol oynarlar. Süper güçlere karşı antipatisi olan Rene Ramirez, Flash ve Supergirl’e karşı tavır alır. Siz, kötülüğü kendinizle birlikte dünyaya getirdiniz, der ve yalnız aramaya başlar. İlk karşılaşan Wild Dog, kadından nasibini alır ancak savaşını sürdürür. Yine klasik bir Flash moment olarak, tam Wild Dog ölecekken Flash onu kurtarır ve bölümün en güzel anlarından birine yol yapar. Kapana kısılmış kadın Supergirl’den seri bir yumruk yer ve daha yere düşmeden süper hızlı Barry Allen’dan darbesini alır ve paket olur. Olay yerine etkisiz elemanlar gelir ve kadından aygıtı alırlar. Artık tek yapmaları gereken aygıt ile bizimkilerin yerini bulmaktır.

Aygıtın bulduğu koordinatlar – değerlidir. Ve bu tek bir şeyi gösterir. Bizimkiler, Dünya’da değiller. Kurtarma planı içinse ihtiyaçları olan ekip, Legends’dir. Bu arada biz – naif Arrow izleyicileri- fantastik kurgularla yeni tanışmış, hatta rezalet bir sezon atlatmış insanlarız. Böyle aksiyonlara alışık değiliz. Konstantin Kovar, Bratva, Prometheus arayan gözler görebiliyorum. Ancak dizileri birleştirerek, film kurgusunda bir senaryo oluşturdular. Arada yapıyorlardı bunu evet ama dört diziyi birleştirmek fazla iddialı ve karmaşık oldu. Her neyse şimdi sıra Legends ekibinin sahip olduğu imkanlarda. İki hikayeyi birleştirelim.

Uzay gemisinden hiç bilmedikleri bir araçla kaçan beşli, Star Wars tarzı bir kovalamacanın içindedirler. Zack Snyder tarzı çekim sahneleri ise dikkatinizi çekmelidir. Zoom in-out yapıldığını görebileceğiz. Uzay boşluğunda ne yapacağını bilmeyen ekip, bir çekim gücüne kapılır ve Legends ekibinin Zaman aracıyla kurtarılır. Evet bu gemi time travel (zamanda seyahat) yapabiliyor. Kurtulan ekibimizin aklında tek bir soru kalmıştır? Dominator’lerin amacı ne? Evet, meta-human olmadıkları için bu beşli kaçırılmış, zihinlerine girilip bilgi alınmıştı. Ray’in Dominatorlerin konuşması sırasında duyduğu “Klic-clac-to Nick-lava shack-too” cümlesi ise ilk ve en önemli ipucudur. Gideon – bir A.I.- cümleyi çevirir. “Silah kullanıma hazır hale gelmek üzere”…

REFERANSLAR : 

  • Sara ile Laurel düğün öncesi konuşurken gösterdikleri Laurel’ın boynunda ki kanarya kolyesi, çizgi romanda Black Canary’nin logosudur.
  • Oliver’ın Laurel’a BENİMLE EVLENİR MİSİN ? dedikten sonra aldığı ZATEN BUNA CEVAP VERDİĞİMİ DÜŞÜNÜYORUM cevabı, gerçek dünya da Oliver ile Felicity arasında aynı şekilde geçmişti.
  • Arrow Cave’de Cisco’nun OLIVER VE ÇALIŞANLARI.. ANİMASYON OLANDAN BAHSETMİYORUM diyaloğu, 80’lerde Disney tarafından çekilen ve turuncu bir kedinin köpekler arasına kendini kabul ettirmesini anlatan müzikal animasyona selam çakılmasıdır.
  • Quenn malikanesini uzaktan tekrar görme şansımız oldu. Aynı malikane Smallville dizisinde Luthor konağı olarak kullanılmış. Hatley Castle Royal Roads Üniversitesi bu tür dizi ve film çekimleri için oldukça fazla kullanıldığından güzel tesadüf olmuş.
  • Elbette ki 3PO, Star Wars referansı çok memnun etti.
  • Van Horn Endüstriyi görmüş olmalısınız. Sahibi Andrew Van Horn, Gunfire adlı süper kahramandır ve bu endüstrinin sahibidir.

Evet beyler bayanlar, bölümü beğendiyseniz ya da manyak mısınız siz diyenler varsa önce Flash’ın 8. bölümünü izlemeli ve yarını beklemeli. Bölümün devamı Legends of Tomorrow’un yarınki bölümünde olacak. Ve orda son bulacak. Farklı bir bölümdü, aksiyon dolu, gözyaşı dolu. Arrow’u seviyoruz ve sevmeye devam edeceğiz. Haftaya dek sağlıcakla kalın.

Bomba

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Yayınlandı

on

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği herhangi bir cümle, herhangi bir paragraf söz konusu olduğunda hayranlar orada bitiverir. En ufak haberin küresel bir birliktelik oluşturduğu Star Wars, bir de büyük haberlerin geldiğinde nelere dönüştüğünü siz hayal edin. İşte o büyük haberlerden biri yaklaşık 1 saattir konuşuluyor. Haber, dedikodu sitemiz The Hollywood Reporter’dan geliyor.

THR’a göre The Hours filminin yönetmeni Stephen Daldry ile Disney arasında solo Obi-Wan Kenobi filmi için konuşmalar başlanmış. Henüz ne senaryo ne de oyuncuların konuşulmadığı sadece bu film için fikirlerin aynı yerde buluştuğu bir sohbet gerçekleştirilmiş. Buradan olumlu sonuçlar çıktıysa yakında filmin çekileceği de açıklanması yüksek bir ihtimal. Zaten genç Obi-Wan’ı canlandıran Ewan McGregor bu projeye baştan hazır olduğunu zamanında belirtmişti. Filme bir de Liam Neeson’lı Qui-Gon eklendi mi tadından yenmez!

Siz ne düşünüyorsunuz? Sizce de Obi-Wan filmi gelir mi? Gelmeli mi?

Okumaya Devam Et

Bomba

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Yayınlandı

on

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay harcanan ve unutulup giden kötülerimiz oldu hep evren içinde. Bu duruma bir istisna olarak karakter motivasyonu detaylı bir şekilde işlenmiş olan, hikaye derinliğine sahip ve ana karakterle olan bağlantısı inandırıcı olan Kilgrave karakteri karşımıza çıkmıştı. Jessica Jones birinci sezon finalinde Kilgrave’i boynunu kırarak öldürmüş ve tek kullanımlık kötüler arasına yollamıştı karakteri.

Önce şunu bir kabul edelim, David Tennant gelmiş geçmiş en iyi karakter oyuncularından birisidir ve marka değeri oldukça yüksek bir oyuncudur. Marvel kolay kolay kendisini harcamayacak diye düşünüyordum zaten. İkinci sezon duyurusu çıktığından beri Jessica Jones dizisinin sosyal medya hesapları Kilgrave göndermeleri yapıp duruyordu. Her ne kadar iyi yazılmış bir hikayeye sahip olsa da Kilgrave (a.k.a Purple Man) hikayesi çizgi roman evreninde çok geniş bir hikayeye sahip. Tüm bunlar düşünüldüğünde David Tennant’ı tekrar Kilgrave olarak görmeyi zaten bekliyorduk ve sonunda resmileşti.

Geçtiğimiz günlerde David Tennant’ın da olduğu Jessica Jones ikinci sezon set fotoğrafları paylaşıldı. Üstelik şöyle bir şekilde “Marvel, karakterin hikayeye ne şekilde dahil olacağını saklı tutar” gibisinden gizemli laflarla paylaşıldı.

Gelin olası bir kaç durumdan söz edelim, öncelikle tam olarak ölümden dönmek gibi olmasa da karakterimizin benzer bir kaç yeteneği var. Yani Kilgrave ölmemiş, ölüp geri gelmiş ya da birileri tarafından diriltilmiş olabilir. MCU artık iyice kozmik olaylar, büyüler, Darkhold’lar, iblisler, boyutlar hikayesine girmişken her şey mümkün aslında. Yani baya mor bir Purple Man’in olduğu alternatif bir boyutta geçen hikaye görürsek şaşırmayın (Şaka, şaka o kadarını da yapmazlar). Karakteri flashback olarak görme ihtimalimiz de var elbet ama ben işin o kadar basit olacağını sanmam. Benim esas oynamak istediğim bahis şu, ikinci sezon Jessica Jones’un güçlerini kazanmasını ve Kilgrave ile tanışmasını daha detaylı bir şekilde anlatabilir ve tamamen geçmişte geçebilir.

Siz neler düşünüyorsunuz?

Okumaya Devam Et

Bomba

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Yayınlandı

on

Kutluhan’ın İncelemesi:

Seven Samurai…

Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda. Durağan bir bölüm olan “Eastwatch” sezonun en iyi sahnelerine ev sahipliği yaptı. Yalnız dizi kitaptan koptukça ya da para kazandıkça Hollywood vari bir görüntü çizmeye başladı. Geçen bölümdeki savaşın tutarsızlıkları bu bölümde de devam etmekte ve bu durum beni az da olsa rahatsız etmeye başladı. Sezon finaline iki bölüm kala, Eastwatch en kısa incelemem olacak.

Spoiler uyarısı vererek başlıyorum.

Broon, Jaime’yi Ejderha’nın gazabından kurtarmış ve boğulmaktan kurtulmuşlardır. Jaime ile göz göze gelen Daenerys ya Jaime’nin komutan olduğunu anlamamış ya da umurunda olmamıştır. Zira nehire düşen ikilinin bulunması için bir ekip göndermeliydi. Bunun yerine özgürlükle, kan hakkıyla kurduğu liderliği, korkuyla sürdürmeyi tercih etmiştir. Ve sezonun en iyi sahnelerinden biri olan Tyrion’un durumu sorgulaması cereyan eder. Cersei’den, babasından ya da onun ölümünü görmeyi bekleyen halktan nefret etse de, halkının tamamen adaletsiz bir koşulda savaş vermesi, Tyrion’ı düşüncelere yollamıştır. Okla, kılıçla öldürülemeyen, kalkanla savrulması imkansız olan Ejderha saldırısında, milletinin yanarak can vermesine şahit olmuştur. Khaleesi’nin sağ eli olmasına rağmen de aldığı ağır yenilgilerden sonra, Khaleesi’ye artık sözünü geçiremiyordur. Martell, Tyrell hanesinden sonra Tarly hanesininde lider soyu tükenmiştir. Diz çöktürme takıntısı olan Daenerys, güzel sözlerle değil artık Ejderha’nın varlığıyla yandaş çekmeye başlamıştır. Bu etkili sahne, tüyleri diken diket etmiş ve çok güzel bir şekilde resmedilmiştir.

Dizinin en büyük kozu olan müzikleri yine boy gösterdi. Drogonla birlikte Dragonstone’a dönen Daenerys’i Jon Snow karşılar. Ve hiçbir savaş sahnesinin bırakamayacağı etkiyi, yirmi saniyede bırakır. Ejderha, Jon Snow’u tanıdı. Ejderha dilini bilmiyor olabilir ama gözler her şeyi anlattı. Drogon, Jon’un onu sevmesine müsaade etti. Çıplak elle Ejderha’ya ilk teması, gerçek soyunu da ilk hissedişi oldu. Ice and Fire dedik, Kuzey’in Kralı dedik ama içinde yatan alevi daha göremedik. Bran ile Jon karşılaşmasını sezon finaline saklayacaklar ya da asla gerçekleştirmeyecekler. Bu dizi izleyicisini süründürmeyi gerçekten seviyor.

Cersei hamile ha. Ondan bir çocuk daha görmeye dayanabilir miyiz? Ejderha’nın yıkımını görmüş biri olarak Jaime, tam savaştan vazgeçmiş, umutsuzluğa düşmüşken çocuk haberini alınca toparladı. Bu durum Cersei’nin yalan söylediğini düşündürmedi değil. Eğer yalan söylediyse yine Fox Tv kalitesine düşmüş olacak. Entrika değil, sade bir son istiyoruz artık. Bütün kıvılcımlar alev almışken, dizinin gitmesi gereken yol belli. Gerçekçi sahneler ve Taht Oyunları’nın hazin sonuyla veda etmenin zamanı geldi. Şahsen dizinin eski heyecanı kalmadı. Yeni Sezon geldiği gibi, görevmiş gibi sabahları altyazısız izliyorum evet. Akşamı bekleyemiyorum. Ama artık teoriler ve beklemek yordu. İstediğimiz ve beklediğimiz şeylerin olmayışı izleyiciyi yıprattı. İlk yazıdan beri Winterfell’deki büyük buluşmayı yazıyorum ama Jon’un yolu Winterfell’e düşmüyor. Ki Winterfell düşmeden de Jon dönmeyecek belli ki.

Evet, Winterfell düşüyor. Taşlar yerinden oynuyor. Sadece bir kişinin dokunuşlarıyla. Jon’un gönderdiği haberi gizleyen Littlefinger, Sansa’nın gerçek lider olmasını sağlayacak gibi duruyor. Kuzey’i dağıtmak eline ne geçirecek bilmiyorum. Akgezenlere inanıyorsa böyle amaçlar peşinde koşması çok saçma. İnanmıyor ve Kuzey’in birlikteliğini bozmaya çalışıyorsa, büyük bir katliam kış ile birlikte geliyor demektir.

Bu dizide bayıldığım bazı karşılaşmalar var. İki karakteri ayrı ayrı çok sevmiyor olabilirim. Ama karşı karşıya geldiklerinde ba yı lı yo rum. Bu bölümde tamı tamına iki tanesi gerçekleşti. Jaime ve Tyrion, Jorah ve Daenerys. Jon Snow hümanistlikte çığır açmış ve bir taşla iki kuş vurmak için yeni bir görev edindi. Bir tane Akgezen getirip, Cersei’nin desteğini kazanmak ve bu desteği kazanmasıyla Dany’nin desteğini de kazanmak. Bütün düşmanlıkların anlamsızlığını, Yabanilerle öğrenmiş, sevdiği insanları asmak zorunda kalmış ve nihai düşmanla göz göze gelmiştir. Tyrion, Jaime ile buluşmuş ve Cersei’ye mesajını ulaştırmıştır. Bu durum ise tek bir kişiyi ölüme götürecek. Broon’u. Önümüzdeki bölümlerde Broon ya kaçacak ya da Dağ ile yüzleşecek.

Masterlar. İzlerken Sam kadar sinirlendiğim mahlukatlar. Her şeyi biliyorsunuz, Akgezen tehlikesini de bilmeniz gerek. Eğer böyle bir ihtimal dahi varsa gerekeni yapmalılar. İhtimal diyorum. Gözlerle görülmesine gerek bile yok. Yedi Krallık sizin bilgeliğinize güvenirken, hata yapma şansları yokken, Akgezen gördüm diyen birine inanmamaları, Üç gözlü kuzguna inanmamaları fazla dramatik fazla şüpheci.

Şüphe… Bölümün teması. Önce Tyrion, sonra Jaime, Master ve Arya… Littlefinger’ın bir şeyler çevirdiğini gören Arya, yakında büyük bir tehlikeyle karşılaşacak. Sansa’nın değişmediğini düşünüp, ablasını da karşısına almış durumda. Hali hazırda Brieene ile de karşılaşmışlığı var. Winterfell’i büyük bir tehlike beklerken, Jon ise evinden çok uzakta. Khaleesi’sine kavuşmuş Jorah’ı, son Baratheon Gendry’i, Tormund’u, Beric, Toros ve The Hound’u bir araya getirdi. Tekrar Duvar’ın ötesine yolculuk. Seven Samurai, Seven Companion, Fellowship of the Dead gibi isimlerin aklımda uçuşmasına neden olan topluluk. Hepsinin birbirinden nefret etmesi için sebepleri var. Ama birbirlerini öldürmek yerine yan yana savaşacaklar. The Hound yine harika bir karakter olduğunu gösterdi ve diziyi güzelleştirdi. Diğer bölüm Akgezenler’i bir ordudan daha tehlikeli bir ekip bekliyor. Ghost Rider gibi kılıcını ateşleyebilen Beric, ölümcül hammerı ile son Baratheon Gendry, Krallık’ın en iyi savaşçısı Jorah Mormont, Krallar’ın Kralı Jon Snow… Hollywood vari durumlardan biri de buydu. Tam bir The Expendables durumu. Ama insan heyecanlanmadan duramıyor. Önümüzdeki bölüm kuzeyin en tehlikeli bölgelerinde geçecek.

“Hepimizin ortak bir yanı var. Nefes alıyoruz.” 

Varys’i ve Jaime’yi daha çok sevdiğimiz, Littlefinger ve Cersei’den daha çok nefret ettiğimiz Eastwatch bölümünü geride bıraktık. Littlefinger’ın tiratı, Tyrion’ın mahkemesi, Hodor’un gizemi gibi vurucu sahneler bekliyorum. Ve bir de Akgezenler arasında tanıdık yüzler… Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Dracarys!

Anıl’ın İncelemesi:

Jon of Thrones olarak isminin değişmesini düşündüğüm dizimiz Game of Thrones, bu hafta Cersei-Daenerys savaşına ara vererek ana konumuza odaklanmamızı sağladı. Herkesin gözü artık Duvar’ın ötesinden gelen Ölüler Ordusuna döndü. Canımı sıkan kısım ise Jon’un idealleri ne zamandan beri Kraliçe Daenerys ve Kraliçe Cersei’nin ortak amacı olmaya başladı veya başlayacak? Dany, Jon’dan hoşlandı orası kesin. Mormont’a da ayrı üzülüyorum. Adam çözümü olmayan hastalığı yendi geldi yine karşısında başka yakışıklı bir erkek adayı. Neyse Dany, Jon’dan hoşlandığı için onun davasına yardımcı olabilir ama işi Cersei’ye kadar götürmek? Çok zorlama olmadı mı sizce de? Gece Kralını kanlı canlı Cersei’nin karşısına getirse dahi Jon’un yanında olmayacağı çok net. Ölüler Ordusunun dünyayı dümdüz etmesini bile görür ama Winterfell ile bir iş birliğine yanaşmayacaktır Cersei. Sırf bunun için Tyrion’ın ışınlanarak Westeros’a gidip Jaime ile yüzleşmesini sevsem de olmayacak bir iş bu. Herkes kendi ideallerini bir kenara bıraktı ve  Jon Snow’un ideallerini benimsediler. Çok zorlama arkadaşlar. Mesela Jon, Drogon’u sevdiği sahnede kendimden geçtim ama herkesin Jon’un ideallerini benimsenmeye zorlanması bana yanlış geliyor.

Görsellik olarak ise yalan yok harika bir göz ziyafeti çektik! İkisinin başrolünde ise Drogon vardı. Dany’nin Lannister askerlerinin önüne gelirken arka fonda bütün haşmetiyle durduğu, artı olarak Jon Snow’a sinirli sinirli gelip sonra perdelerini kaldırdığında kedi gibi olup kendini sevdirdiği sahne. Jon’un Targaryen-Stark karışımı olan ateş ve buz’un şarkısı olduğunu tartışmıyoruz elbette. Ancak söz konusu Game of Thrones. Bakın Jon gerçekten ön planda. Fazla ön planda ve sizce de her şey fazla iyi gitmiyor mu? Jon’u öldürdüler bir daha öldürmezler mantığı doğru ama dizimizin bitmesine çok az bölüm kaldı. Ve bu dizinin en sevdiği şey, en sevdiklerimizi elimizden almak. Jon kendine dikkat etmeli, fazla ön planda.

Ejderhaları sevebilen artık Dany’den başka iki kişimiz daha var. Önceki sezonlarda YARDIM ETMEYE GELDİM. YARDIMI YEMEYİN esprileriyle iki ejderhanın zincirlerini kıran Tyrion Lannister, bir diğeri ise bu bölüm Jon Tar.. Snow. Ölüler Ordusunu halletmek için bu üçlüyü ejderhaların üzerinde görür müyüz? BU İHTİMALİ DÜŞÜNMEYİ SEVİYORUM! 

Littlefinger-Sansa-Arya üçgeninde ise işler Taht Oyunlarına yakışır şekilde ilerliyor. Baelish, Kuzeyin Kralı olabilmek için Sansa’yı önce başa geçirmeli sonra ise kendisiyle evlenmesini sağlamalı. Sansa gibi zırtapoz olduğu sürece zor bir ihtimal değil. O yüzden yavaştan Jon’a karşı ayaklanmalar başlayacaktır.. Ancak, Arya bunu BAŞ KESEREK engellemez ise. Littlefinger akıllı bir adam ama Arya bir suikastçi. Bakalım hangi akıl kazanacak bu savaşı.

Gendry.. Bu çocuğu sebepsiz yere seviyorum ve tahtta görmek istediğim 1 numaralı adayım. Geçen seneki incelemelerimde bundan bahsetmiştim, hatırlayanınız var ise elbette. Gendry’nin hem cool duruşu hem babası Robert Baratheon’dan gelen asi bir ruhu var. Dany ve ejderhalarını göreceğime Gendry’i oraya oturtmak benim için en doğru final. Bunların olması için ortada Cersei, Dany veya tahtta gözü olan kimsenin kalmaması lazım farkındayım ama, belki gerçekten kimse kalmaz? Bunu buraya not alalım.

Dany’nin diz çök takıntılığı son sürat devam ederken arada kaynayan Tarly hanesi oldu. Tabii onların ölmesi lazımdı çünkü bizim şüşko Sam’in aile reisi olarak Tarly ailesini Jon’dan mütevellit Dany’nin yanında savaşmasına sebep olmalıydı. Sam’de Üstat olmaktan vazgeçti ve görebildiği ne kadar bilgi varsa hepsini çalarak oradan ayrıldı. Winterfell’e gelen gelene olduğundan Sam’in de yolu burası olacaktır. Burada ailesinin öldüğünü öğrenerek Tarly ailesinin başına geçer ve ordularını Jon Snow’un yanında savaştırır. True story. Sam ve Gilly sahnelerinin en önemli noktası ise atlanmamalı. Gilly, Sam’i bunaltıyor gibi gözüktüğü sırada aslında Jon’un babasından bahsetmek üzereydi.

“Maynor says here he issued an annulment for Prince Rhaegar and remarried him to someone else in a secret ceremony.”

Gilly bu sözleri söylüyordu. Rhaegar, Daenerys’in abisi Jon’un ise babası olduğu söylenen Targaryen. Robert’ın Targaryen nefretini körükleyen, hayatının aşkı Lyanna’yı elinden alan kişi. Rhaegar’ın Dorne’da gizli bir düğünle evlendiği yazılmış. Bu kişi muhtemelen Lyanna Stark. Jon’un genleri iyiden iyiye ortaya çıkmış ama inatla resmiyete kavuşmaması deli etse de benim sevdiğim bir yol.

Cersei’nin hamilelik meselesi.. İki ihtimal var; 1- Ya yalan söylüyor ki ihtiyacı yok 2-Hamile ancak doğmadan ölecek. Çünkü Maggy the Frog’un kehanetine göre üç çocuğu olacaktı. Dördüncüden hiç bahsedilmemişti. Eğer Jaime gerçekten Queenslayer olursa hem sevdiği kadını hem doğmamış çocuğunu öldürmesi dramatik bir facia yaratacağından tam da Game of Thrones’a göre bir seçim olurdu. Muhtemelen Jaime, Cersei ve son çocuklarını kendi elleriyle öldürecektir. Sonra da kendisi uzun yaşamaz. Tabii Azor Ahai çıkmadığı sürece. Reddit’de bu teori oldukça fazla dolanmaya başladı. Jaime’nin Azor Ahai olma ihtimalinin arttığından bahsediliyor. Azor Ahai’nin kılıcı, yanlış hatırlamıyorsam sevdiği kişinin kalbine saplanmasıyla oluşmuştu. Cersei’yi öldürürse kehanetin bir kısmı gerçekleşebilir. Teori bana da mantıklı gözüküyor.

Jon’a dönersek The Hound, Beric, Myrli Thoros, Tormund, Gendry bildiğiniz Justice League üyeleri gibi toplandılar ve Gece Kralı ile dövüşmeye gittiler. Bu ekibin hepsinin sağ salim dönmesinin imkanı yok. Brotherhood’un iki önemli karakteri burada ölebilir. Beric, alevli kılıcıyla son epik mücadelesini yapacaktır, bence.

İncelemeler bu kadar. Haftaya görüşmek üzere!

 

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Bomba11 saat ago

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği...

Bomba14 saat ago

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay...

Bomba4 gün ago

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Kutluhan’ın İncelemesi: Seven Samurai… Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda....

Bomba4 gün ago

Kitaba Göre Game of Thrones Karakterleri Aslında Nasıl Gözükmeliydi?

Neredeyse bütün dünyanın bayıla bayıla izlediği ve şu sıralar bilgisayar tehditleriyle başı dertte olan Game of Thrones’un oyuncuları aslında kitaptakiler...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 2-

Batman Rebirth incelemesinin ikinci bölümü ile sizlerleyim. İlk bölümde ilk dört story arc’ı ve Rebirth One Shot’ını incelemiştim bu yazımda...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 1-

Merhabalar, bendeniz Ömer Fatih, yepyeni yazarınız. Film, kitap ve çizgi romanlar hakkında yazacağım. Çizgi romanlarda özellikle takip ettiğim mini seriler,...

Bomba5 gün ago

Ben Affleck’ten Snyder, Whedon ve Adalet Takımı İçin Yorumlar Var!

DC’nin ağır topu Adalet Takımı artık vizyona girmeye hazırlanıyor. Pek çok talihsiz olaylar zinciri ve kaybolan umutlardan sonra sonunda film...

Bomba5 gün ago

Ne Biliyoruz-Ne Bekliyoruz? #1: INHUMANS

Yaklaşık üç aydır buralarda yoktum. Okuluydu, şahsi meseleleriydi derken baya bir ara vermem gerekti yazılara. Bu ara için özür dileyip...

Bomba7 gün ago

Yüzüklerin Efendisi Karakterlerini Tanıyalım #3 Boromir Son of Gondor!

17 Oscar sahibi, başyapıt Yüzüklerin Efendisi serisinin sadece bir filminde rol alıp, bize delikanlılığın dersini veren Boromir, bu haftaki karakterimiz....

Bomba7 gün ago

Venom Filminde Carnage Rolü Kimin Olacak?

Çıkan son söylentilere göre Venom filminde yer alması beklenen Carnage’i Star Wars’tan hatırladığımız Riz Ahmed’in oynayacağı konuşuluyor. Bana kalırsa gerçek...

Bomba