Connect with us

Bomba

BUCON FUARI : Bilkent Üniversitesinde BUCON Rüzgarları Esti!

Yayınlandı

on

Geçtiğimiz hafta sonunda Bilkent Üniversitesi BUCON fuarına ev sahipliği yaptı. Bilkent Ravens, Bilkent Medya, Doğu Asya Topluluğu kulüplerinin düzenlediği BUCON fuarı cıvıl cıvıl bir ortam oluşmasını sağladı, Bilkent Üniversitesi de ilk kez bir geek fuarına ev sahipliği yapmış oldu. Muhteşem cosplayler, masa oyunları turnuvalar derken fuar katılımcıları oldukça eğlenceli saatler geçirdiler. Tabi böylesine keyifli bir fuar gerçekleşirken takipçilerimizle paylaşabileceğimiz çok şeyle karşılaştık. İki gün boyunca fuardan toplayabildiğimizi topladık, röportajlar yaptık, fotoğraflar çektik şimdi de bunları size sunma zamanı!

Not: Fotoğraf boyutları çok büyük olduğundan haberdeki bütün görselleri Imgur sitesine yüklemek zorunda kaldık. Imgur Türkiye’de erişim engelli olduğundan Hola, Zenmate gibi kurulumu çok basit Google Chrome eklentileriyle bütün görsellere kolayca erişebilir aynı zamanda internetinizin bütün engellerini de kaldırabilirsiniz.

 

Kendisini yakalamışken fuarın gerçekleşmesinde büyük rol oynayan Bilkent Ravens Bilim Kurgu ve Fantezi topluluğunun başkanı Yiğit Berkay Gündoğmuş ile bir röportaj şansımız oldu. Kendisinin söyleyeceklerine kulak verelim isterseniz:

Yiğit Berkay Gündoğmuş

Karabüyücü: Merhaba. Bir tanıyalım önce sizi isterseniz?

Yiğit Berkay Gündoğmuş: İsmim Yiğit Berkay Gündoğmuş. Bilkent Ravens kulübünde yöneticiyim.

K: Bilkent Ravens kulübü hakkında bilgilendirir misiniz bizi? Neler yapar bu kulüp, nasıl ortaya çıkt?

Y.B.G.: İki sene önce bir kulüp kurmaya çalıştık Bilkent’de Society of Nerds and Geeks diye. Geekmuhit’den adamlar geldi, geldi ama okul kabul etmedi bizi Fantastik Rol Oyunları diye bir kulüp var diye. Onlarla birleşmemizi istediler, biz de adımızı Bilkent Ravens Fantezi ve Bilim kurgu topluluğu yaptık. Ondan sonra dizi gösterimleri, film gösterimleri etkinlikleri yapmaya başladık ama çok az kişiydik, çok az kişi olduğumuz için de geçen sene hızlı ilerleyemedik.

K: Baya büyüdünüz son zamanlarda. Oldukça büyük, kapsamlı bir fuar oluşturmuşsunuz. Hiç kolay bir iş değiL. Nasıl bu noktaya geldiniz peki?  

Y.B.G.: Bu sene diğer üç kulüp Doğu Asya kulübü, Medya Kulübü ve E-Spor ile birlikte Bilkent’de fuar yok, diğer okullarda var. Biz yapamıyor muyuz diye fuar yapmaya karar verdik. Az hatalarımız olsa da fena olmadı, güzel oldu hatta. Kendi kulübümden bahsedecek olursam geçen Cuma Harry Potter film gecesi vardı mesela ilk kez bu kadar patladık. Bir sınıf ile aldık, üç sınıfa taştık. Biz de şaşırdık. Tanışma toplantısına yirmi kişi bekliyorduk, üç yüz kişi geldi, yerlere oturdu millet ona da şaşırdık. Okul konseyi bize elli kişilik kağıt verdi, kağıt yetmedi kendimiz form bastık.

K: BUCON’da neler vardı, katılımcıları neler bekliyordu?

Y.B.G.: Dün Hazine Avı vardı, baya millet koşturdu ,katılım fazlaydı, yedeklere taştık. FIFA- Mortal Kombat X konsol turnuvaları oldu. Birincilere hediyeler vardı. Kutu oyunları standlarımız vardı Neotroy Games ve Biguen’in. Emre’nin Manga Dükkanı ve Zıt gibi dükkanlar da stand açtı. FRP masaları açtık ama o tam planladığımız gibi gitmedi yine de ikinci gün daha iyiydi. GM’lerimize çizgi roman heiye ettik sağolsunlar çok yardımcı oldular bize. Okulumuzun kulübü olan Oyun Geliştiricileri topluluğu katılıp Oculus Rift Sanal Gerçeklik kaskını denetti insanlara. E-Spor kulübü CS:GO ve LOL turnuvaları düzenledi. Tabi bir de Cosplay yarışmamız vardı, en çok insan çeken o oldu. ilk gün baya kalabalıktı. ikinci gün o kadar değildi ama grup cosplayleri oldu. Çok da değişik cosplayler gördük. Elinden ateş çıkaran adamlar falan ben hiç beklemiyordum öyle bir şey.

Nurbike Erbek – Widowmaker – https://www.facebook.com/BastettCosplay/

K: BUCON’un gerçekleşme sürecini ve gelecek fuarlar hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Y.B.G.: Bu aslında bizim planımız değildi. Biz kendimiz ayrı bir fuar planlıyorduk, diğer kulüpleri de davet edecektik ama onlar bizden önce davrandı. Toplanıp bizi çağırdıkları için şu an buradayız ama bizim zaten bir planımız vardı. Bizim kendi yapacağımız bir sonraki fuarda bunun gibi olmasa da buna çok benzer şeyler olabilir. Youtuberları ve Twitch yayıncılarını çağırabiliriz. Onun dışında diğer okulların kulüpleriyle mekan kapatıp mini-fuar benzeri etkinlikler de olası. Şu an aklımızda böyle etkinlikler var.

K: BUCON fuarı sonrası Ravens kulübünün ne gibi etkinlikleri olacak?

Y.B.G.: Kitap okuma etkinliklerimiz olacak.  Altıkırkbeş, Arkabahçe ve JBC Yayıncılık, Gerekli Şeyler, Marmara Çizgi yayınevleri kitap yollayacak. Özellikle JBC yayıncılık çok yardımcı oldu buradan da teşekkür edeyim onlara. Okuduktan sonra oturup bu kitaplar, çizgi romanlar hakkında konuşacağız. Filmler, diziler devam ediyor. FRP için GM Workshoplar olacak, okulumuzda GM çok az olduğu için ODTÜ’nün FRP kulüpleriyle falan görüşüyoruz zaten, elimizden geldiğince bir GM Workshop oluşturacağız. Magic the Gathering oynatmaya çalışacağız, Pegasus Oyuncak dağıtmamız için bize birkaç ürün verdi. Çekişler olacak, zaten her etkinlikte çizgi roman dağıtımı planlıyoruz yayın evleri sayesinde.

K: Zaman ayırdığınız için çok teşekkürler. Başarılarınızın devamını diliyoruz.

Y.B.G.: Ben teşekkür ederim asıl. Bekliyoruz herkesi.

 

Tolga Uz – facebook.com/LothCosplay

BUCON fuarının en göze çarpan yanı tartışmasız cosplaylerdi. Aşağıdaki galeride yer verebildiğimiz kadar cosplay’e yer vermeye çalıştık, mutlaka bir göz atın gerçekten ağzı açık bırakan işlere imza atmış cosplayer arkadaşlar. Cidden ellerine sağlık!

 

 

Hazır bu kadar cosplayer varken bazılarını röportaj yapmadan bıraksak olmazdı şimdi. Aşağıda kostümleriyle bizi bizden alan kişilerle yaptığımız röportajlar var.

 

Kaan Kutay Özmen – Dr. Strange

Karabüyücü: Merhaba. Öncelikle isminizi öğrenebilir miyiz?

Kaan Kutay Özmen: Ben Kaan Kutay Özmen. BUCON fuarına Dr. Strange cosplay’i ile katıldım.

K: Peki Dr. Strange ile ilgili biraz bilgilendirebilir misiniz bizi?

K.K.Ö: Yaptığım karakter Doktor Stephen Strange aslında bir beyin cerrahı. Fakat geçirdiği kaza sonucunda  ellerinin yetisini kaybediyor ve cerrahlık çok el becerisi gerektiren bir iş. Mesleğini devam ettiremediğinden insanlara yardım etmeye devam edebilmek için antik ve dövüş sanatlar ile ilgilenmeye başlıyor. Daha sonra onun bu arayışı çok yüce , keşiş diyebileceğimiz biriyle karşılaşmasına kadar sürüyor. Kendisini eğitebilecek birini bulmayı başarıyor. Eğitmeni sayesinde kendini antik sanatlarda geliştirmeye başlıyor. Tıp konusunda yeteneğiyle zaten oldukça akıllı olduğundan okuyup öğrenmeye başlıyor bu antik sanatları. Bu güçleri kullanan başka insanlar da var tabi. Devamında iyilerin yanında bu kötülere karşı kendi gücünü kullanmaya başlıyor.

K: Peki neden onca Marvel karakteri arasında Doktor Strange karakterini tercih ettiniz?

K.K.Ö: Karakter bana sıcak ve yakın geldi. Özellikle tıp ile yakın olmasını sevdim. Cerrah bir karakter hoş duruyor benim gözümde. Ve de ben bunu yaparım dedim sonuçta. Düzenek falan kurarım dedim. Ona göre kendim ateş düzeneği falan da kurdum zaten ekstradan kıyafetimin içinde.

K: Son olarak ne kadar sürdün peki kostümü hazırlamak?

K.K.Ö. : Baya sürdü. Birkaç haftadan fazla sürdü. Yaparken normal gittim kumaş falan aldım. Kendi kalıbımı çıkartıp ,kendim diktim. Sonunda da böyle bir kostüm oldu.

K: Teşekkür ederiz Doktor!

K.K.Ö: Ben teşekkür ederim.

 

Merhabalar! Sizi tanıyalım öncelikle isterseniz.

Aslı Nilüfer Kestiş: Ben Aslı Nilüfer Kestiş. Mau Cosplay & Art adıyla internette beni bulabilirsiniz.

Orhan Asan:  Ben Orhan Asan. Bu altıncı yaptığım cosplay. Üç-dört yıldır cosplay ile uğraşıyorum.

Oluşturduğunuz karakterleri  ve neden onları seçtiğinizi öğrenebilir miyiz?

A.N.K. : Baya araştırdım aslında ama kendi istediğim gibi bir karakter bulamadım o yüzden bu karakteri kendim tasarladım. Biraz vahşi bir karakter oldu sanırım.

O.A.:  Dragon Age: Inquisition oyunundan Blackwall karakterim. Ağır ve büyük zırhlar seçiyorum özellikle, gösterişli kostümler çünkü o karakterlere bürünmek çok güzel bir his. Gerçekte hiçbir zaman olamayacağın bir şey. Bu fırsatı burada bulabiliyorum.

Kostümü hazırlama sürecinizden bahseder misiniz bize?

A.N.K.: Cosplay ile iki senedir uğraşıyorum. Kostümü bir haftada hazırladım. Herkesin kullandığı gibi E.V.A. strafor. İlk defa işlemeler için de farklı belirli teknikler kullandım.

O.A.:  Dört gün sürdü. Dört gün boş günüm vardı, sabahladım. Kumaşı annem dikti, kumaş dışında kalan kısımlar E.V.A, ahşap malzeme ve macun falan. He bir de kendim boyadım !

 

Peki diğer çalışmalarınızı nereden takip edebiliriz?

A.N.K.: Facebook üzerinden Mau Cosplay & Art sayfasını takip edebilirsiniz.

O.A.: Facebook.com/thatsithlord profilimden ulaşabilirsiniz.

Bilgilendirdiğiniz için çok teşekkürler!

A.N.K. / O.A.: Biz teşekkür ederiz.

 

Efe Canpınar – Jawa

EVET, BÖYLE GEÇTİ İŞTE BUCON FUARI. BİR SONRAKİ FUARI İPLE ÇEKİYORUZ, BİZ TABİ Kİ YİNE ORADA OLACAĞIZ. FUAR BOYUNCA BİZE YARDIMCI OLAN BİLKENT RAVENS KULÜBÜ VE KULÜP YÖNETİCİLERİNE ÇOK TEŞEKKÜR EDİYOR VE FUARIN OLUŞMASINA KATKI SAĞLAYAN HERKESE BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUZ.

Okumaya Devam Et
2 Comments

2 Yorumlar

  1. Sa

    17 Ekim 2016 at 22:40

    11/10 bir yazı olmuş. Her yer typo ve düşük cümle, üstelik tüm ülkede Imgur engelliyken fotoğraf linklerini Imgur’dan vermişsiniz. lel.

    • Yiğit Keçecioğlu

      18 Ekim 2016 at 00:28

      Yazının giriş kısmı dışında – ki elimden geldiğince düzelttim- benim gözüme çarpan bir typo veya düşük cümle olmadı. Neden Imgur linklerini kullandığımı da not olarak belirttim yazıda da okuyabileceğiniz üzere. Düşük cümleden kastınız yazı üslubuysa bu konuda değiştirmek için yapabileceğim bir şey maalesef yok, diğer yazarlarımızın yazılarına da lütfen bir göz atın belki onların üslubu daha bir hoş gelir size 😀

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Yayınlandı

on

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider, oyuncak için ise o zamanlar evrenin sonsuzluğu gibi gelecek büyüklükte olan Toys ‘R’ Us’a doğru yola çıkardık. Space Jam oyuncakları, boyama kitaplarını, figürleri hala hatırlıyorum. Öyle güzeldi. Ancak Amerikan basınına göre oyuncak sektörünün eski büyük lideri, yeni nesil Amazon vb. sitelerle baş edemeyerek 1 hafta sonra iflasını açıklayacak.

Reuters ve Wall Street Journal iflas haberini ilk alanlar oldu. Raporlarına göre, oyuncak perakendecisi birkaç hafta içinde iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacağını açıklamışlar. Markanın ABD’deki 1,600 artı mağazasında yaklaşık 5 milyar dolar borcu olduğu söyleniyor.

Toys ‘R’ Us’ın da tarihin tozlu raflarında kaybolduğu bir hayata hazır mıyız geekler? Ben değilim. 

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Yayınlandı

on

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en iyi dizi adaylarından birini yazabilecek olsam hangisini yazardım diye sordum. Verdiğim cevap için ise düşünmem gerekmedi! Peter Morgan tarafından yaratılan The Crown kuşkusuz bu yıl televizyonlarda – aslında bir Netflix yapımı – çıkan en iyi eserlerden biri. Netflix’in en pahalı işlerinden biri olan bu yapımın tahmini bütçesi tam 156 milyon dolar. Dizinin konusu ise Oscar’lı film The King’s Speech’te de izlediğimiz kekeme kral IV.George’un ölümünden sonra Elizabeth’in tahta çıkışı ve ardından gelişen tarihi olayları kapsıyor. Dizi konusu bakımından tarihi ve tarihi yapımları sevenler için bir elmas niteliğinde. Bir belgesel tadında tabi ki değil fakat bunu beklememiz de yersiz olurdu. Özellikle bazı bölümlerin sonlarında o bölümde ele alınan herhangi bir konunun gerçekte ne zaman vuku bulduğu, sonuçları ve sonrasında neler olduğu gibi bilgiler de yer alıyor.

Dizinin başrollerini Kraliçe 2. Elizabeth rolünde Claire Foy, eşi, Edinburgh Dükü Philip rolünde Doctor Who severlerin yakından tanıdığı Matt Smith, kraliçenin kardeşi Margaret rolünde güzelliğiyle izleyeni ekranlara kilitlemeyi başaran Vanessa Kirby ve son olarak Winston Churchill rolünde ise 2 Oscar adaylığı bulunan John Lithgow var. Üstteki görselden de görebileceğiniz gibi casting çok ama çok başarılı. Karakterlerin tarihteki gerçek halleri ile inanılmaz bir benzerlik sağlanmış. Dizinin o devasa bütçesinin nerelerde kullanıldığını hakkında koymuş olduğum görsellere baktığınızda fikir edinebilirsiniz diye düşünüyorum. İzlediğinizde ise kendi gözlerinizle görürsünüz. Çünkü prodüksiyon tek kelimeyle harika. Örnek vermek gerekirse kostüm departmanı ortaya çok ince bir işçilik koymuş.

Kostümler dışında kullanılan set, dekorlar muazzam, 20.yüzyıl İngiltere’sini hissedebiliyorsunuz. İç mekan tasarımları kraliyet ailesine yakışır cinsten görkemli, dış mekan çekimlerini izlerken ise kendimi sık sık ”Oha, bu kadar insanı nasıl toplamış da bu sahneleri çekmişler” derken buldum. Özellikle Elizabeth’in siyasi nedenlerden dolayı birçok ülkeyi gezmesi gerektiğinde, buralarda çekilmiş sahneler sizin, olayın içine girmenizi kolaylaştırıyor.

Dizinin müziklerinin başında Rupert Gregson-Williams var. O da çok başarılı bir iş çıkarmış. Özellikle ”Duck Shoot” parçasını dinlemekten sıkılmadım henüz. Tema müziğini ise Rupert değil, Hans Zimmer yapmış! Kendisini övmek için ayrı yazı yazarım ben, o kadar ünlü ve sektörde her iyi işin altında adını görebileceğiniz biri. Meraklısına araştırmayı öneririm, bakarsınız sizin de sevdiğiniz bir filmin, melodisinin yaratıcısıdır.

Dizinin değinmediğim noktalarından biri ise, dizinin ne kadar akıcı olduğu, 50 dakika – 1 saatlik bir dizi için inanılmaz derecede akıcı. Kendinizi üç dört bölümü ard arda izlerken buluyorsunuz. Bu süreye sahip diziler için bende bunu başarabilen son dizi sanırım Breaking Bad idi.

Biraz daha detaylı bir şekilde konuya değinmek gerekirse, merak etmeyin dizi, siyasete en ince ayrıntısına kadar girmektense, bir kitap olarak düşünürsek, onun sadece kapağını, iç çizimlerini ve belli kesitlerini alıntılıyor. Odak noktamız daha çok 2.Elizabeth. Onun yükselişini, bir Kraliçe ve aynı zamanda bir eş, bir anne olarak yaşadığı zorlukları görüyoruz. Siyaseti bilmiyor, okula gitmemiş, herhangi bir alanda eğitim almamış, çocukluk yıllarında sadece ülkenin yasaları, İngiliz Klisesi hakkında öğretiler görmüş ve dolayısıyla olduğu noktada zorluk çekiyor.

Claire Foy sergilediği performansla hem Taç’ın (Crown) hem de rolün altından kalkmış. Hazır bir oyuncunun performansına değinmişken, oyunculuklardan bahsedeyim. Dizi diğer çoğu alanda olduğu gibi oyunculuklar konusunda da sizi etkiliyor. Hatta yeri geliyor tüyleriniz diken diken bir şekilde ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. Başta dizinin castını saymıştım. Tekrar saymama ya da tek tek değinmeme gerek yok zira hepsi iyi derecesinde performanslar sergiliyorlar ancak 2 kişi oldukça ön plana çıkıyor. Biri zaten ana karakterimize hayat veren Claire Foy. İlk sezonu bitirdiğinizde, bir kez daha ilk bölümü izleyip, daha sonra son bölüme bir göz atmanızı istiyorum. Karakterin yaşadığı değişimi nokta atışı diyebileceğimiz şekilde, eksiksiz gösteriyor. Diğer kişi ise Winston Churchill rolündeki John Lithgow. Dönem veya karakterler hakkında herhangi bir belgeseli ya da Youtube’dan birkaç videoyu izlerseniz görürsünüz. John Lithgow’un kullandığı beden dili, yürüyüşü, mimikleri, sanki gerçekten O’ymuş gibi hissettiriyor. Zaten her iki oyuncu da rolleri ile oyunculuk dallarındaki adaylıklara sahip. Claire Foy, ”En iyi kadın oyuncu” dalında, John Lithgow ise ”En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında aday. Yazı boyunca amma övdün, hiç mi kötü, olumsuz etken, faktör yok diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın yoklar. Dizinin Emmy ödüllerinde tam 11 adaylığı var.

Bu adaylıkların en önemlilerinden bazıları:

  • En İyi Drama Dizisi
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yönetmenlik
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Casting
  • En İyi Müzik Kompozisyonu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Senaryo

Dizi Golden Globe (Altın Küre) ödül töreninde ise En Drama Dizisi ve Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini evine götürdü. Sırada Emmy ödülleri var. Ben yapımın törenden en az birkaç ödül ile ayrılmasını istiyorum ve ümit ediyorum.

Diziyi hala izlememişseniz inanın bu yılın en iyi dizilerinden birini kaçırıyorsunuz. The Crown, çok kaliteli bir yapım ve her ayrıntısını incelemeniz, hayranlıkla döneme tanıklık etmeniz için sizleri bekliyor.

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel3 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba6 gün ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba6 gün ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba1 hafta ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba2 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba3 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba