Connect with us

Bomba

ÇİZGİ ROMAN TARİHİNİN ROL MODELİ 10 KADIN SÜPER KAHRAMAN!

Yayınlandı

on

8 Mart, Türkiye’de maalesef cinsiyet eşitliğine yönelik adımların konuşulduğu değil, kadına yönelik cinayet, taciz, tecavüz istatistiklerinin, hükümet yetkililerinin gaflarının, niyet belli eden cinsiyetçi görüşlerinin hatırlandığı bir gün oluyor. Çünkü elde ilki yok, ikincisi var. Cinsiyet eşitsizliği aslında sadece Türkiye’de değil bir çok ülkede halen daha ciddi bir sorun ve Arabistan’daki gibi kadının insan olup olmadığını tartışmasak da, gündelik hayat pek de iç açıcı değil. Halihazırda bugün için sitede birçok yazı hazırlanıyor, gün içinde hepsine erişme şansınız olacaktır.

Ben de, 80 senesinin altmışı erkek egemen bir kurguyla gelişmiş çizgi roman dünyasında damga vurmuş, kadın okurlarına rol modeli olmuş süper kahramanlardan kendimce bir liste hazırlayayım dedim. Bunu yaparken özellikle son iki üç senede üstü kapalı bir politik kampanyayla üretilmiş Khamala Khan, Riri Williams gibi isimleri dışarıda bıraktım. Çünkü derdim aslen her köşe başında bir erkek kahramanın türediği bir dönemde çıkıp damga vurmuş kadınları yazmak. Çünkü dışarıdaki dünyanın, maalesef bütün eşitsizliğiyle yansıdığı bir dönemin eserleri hepsi ve sırf bu yüzden de daha çok değer kazanan, kimisi gerçekten rol modeli olsun diye yazılmış kimisi oluşan ilgiyle doğalından bu yola girmiş ve bu yolda kimi zaman yazarlar tarafından çokça ayıp edilmiş karakterler. Öyle ya da böyle, özellikle 2000’ler ortalarına kadar çok erkek merkezli gitmiş bir dünyadan bahsediyoruz, dolayısıyla bu yazıda anlatacağımız isimleri sadece iyi yanlarıyla değil, kendilerine yapılan ayıplarla beraber anlatmak daha hakkaniyetli olur diye düşündüm. Sıralamayı yaparken de belli bir derecelendirmeden çok, biraz sübjektif bir şekilde değerlendirdim. Atladığımı düşündüğünüz, bu nasıl olmaz dediğiniz bir karakter var ise de yorumlarda buluşalım.
czd85mkjwsatzalimcxm
10. Jessica Jones
Listemize onuncu sıradan giren alkolik dedektifimiz aslında süper kahraman da değil, rol modeli de değil. Yani hiç değilse görünürde öyle. Duysa küfür etmişiz sayar, kendi de küfreder. Ancak Jessica Jones, Amerikan çizgi romanının en enteresan, zor ve cesaret isteyen karakterlerinden. Geçirdiği kaza sonrasında komadayken üzerinde yapılan deneyle süper güçlerini kazanan liseli Jessica, koşa koşa kendine bir süper kahraman kostümü bulur ve Jewel ismiyle maceralara atılır. Ancak kahramanlık macerası çok uzun süremez ve etrafındakilere salgıladığı hormonlar sayesinde istediğini yaptıran Kilgrave’in kontrolüne girer. Bilinci açık olmasına rağmen istemsiz olarak Kilgrave’in zihin kontrolünde zaman zaman bodyguardlığını yapan, zaman zaman iğrenç fantezilerinin kurbanı olan ve en son Scarlet Witch’i öldürmesi istendiğinde Avengers’in kendisini bulmasıyla kurtulan, uzun bir rehabilitasyon döneminden sonra ancak kendine gelebilen ve süper kahramanlığa lanet eden bir karakter var elimizde. Dizide farklı olarak tecavüz mağduru olarak da uyarlandı, ki yaşadığı psikolojik işkencenin herhangi bir limiti olmadığını düşündüğümüzde herhangi bir uyumsuzluk oluşturmuyor. Peki neden Jessica Jones? Yaşadıklarından sonra süper kahramanlığın yakınından geçmeyen, Carol Danvers ile arkadaşlığı ve Luke Cage ile yaşadığı aşk sebebiyle Avengers ile hep yakın mesafede olsa dahil hiçbir zaman ben süper kahramanım dememiş bir kadından bahsediyoruz. Çizgi roman sayfalarında kendine yer bulmuş diğer birçok kahramanın aksine dünyadaki gerçek kötülüklerle ve kendi bunalımlarıyla baş etmeye çalışan, müşterileri üzerinden insanların en kirli yönlerini gösteren, kimsenin masum olmadığı bir dünya, alkolik dedektifimizin dünyası. Ve tek derdi Thanos ya da Kingpin olmayan, her şey ile tüm açıklığıyla mücadele eden ve ayakta kalan bir kahramanın, bu listeye girmesi gerektiğini düşünmekteyim, süper kahraman olmasa da, kendisini rol modeli olarak göstereceklere bir tarafıyla gülecek de olsa. Ki kendisine de kısa dönem bir ayıp edilmiş ve sadece çocuğunu büyütmekle uğraşan, evde süper kahraman eşini endişeyle bekleyen kadın rolü yaratmaya çalıştılar, neyse ki hızlı döndüler hatalarından, şu an solo serisinde eski halinde okuyabilirsiniz.
Original_Sin_Vol_1_5_Dell'Otto_Variant_Textless
9. Emma Frost
Yine görünürde yazı başlığını trolleyen bir isimle devam edelim. Emma Frost’a olan saygımı bilen bilir. Zaman içindeki karakter gelişimi, bütün dünyayı Cyclops’un varlığına inandırışı, tüm dünyayı onlarca kez karşısına alışı ve kimse farkına varamadan kelimenin tam anlamıyla bir fikri kanlı canlı yaşatışıyla şu an Marvel’in en tehlikeli karakterlerinden birisidir kendisi. Ve öyle sonsuz kozmik güçleri olduğundan falan değil. Her beş mutanttan biri gibi bir telepat aslen. Ama şu an yaşayanlar arasında en güçlüsü demek yanlış olmaz. Fakat White Queen’in gücü ne telepati yeteneğinden ne de elmasa dönüşebilen derisinden kaynaklanıyor. Gücü, stratejik dehasından, yaşadığı acılardan, tanık olduğu katliamlardan, kaybettiği herkesi bir şekilde yaşatarak, omuzlarında taşıyarak ayakta kalabilmiş bir karakter. Çizgi roman dünyasına striptiz kıyafetiyle adım atmış, uzun bir dönem femme fatale kötü karakter olarak kalmış olmasına rağmen doksanlardan itibaren daha gri bir noktaya yönelmiş, görünüşünden öte bir noktada karakter gelişimi ilerlemiş bir isimden bahsediyoruz. Halihazırda, sıradan bir striptizci olarak girdiği Hellfire Club’ın içerisinde güç dengelerini zekice kontrol etmiş, oradan çıkıp farklı dönemlerde mutantlara hocalık yapmış, birden fazla kez öğrencilerinin gözlerinin önünde öldüğünü görmüş (ki bunlardan biri altı milyon Mutantın öldürüldüğü Genosha soykırımıdır), ve en sonunda özellikle M gününden sonra daha çok tehlike altına giren Mutantlara Cyclops ile beraber liderlik etmiş, hem Avengers’a hem Inhumanlara karşı savaşmış ve en son Slim’in de ölümüyle beraber deliliğinin sınırlarında dolaşan bir kadından bahsediyoruz. Ve tam da bu yüzden Khamala Khan ile aynı listeye koymamamın sebebidir, başlarda çok klasik bir vamp antagonist olarak yaratılmış bir karakterin, zamanla, hikayelerin içerisinde derinleşerek, çizgi roman tarihinin en tehlikeli kahramanlarından biri olması öyküsü, planlanmamış bir rol modeli. Ve kendisini de en iyi yine kendi sözleri anlatıyor:

”That’s how I survived. Time and time again. That’s my secret. I survived because I willed it to be. … How did I survive apocalyptic fire? I simply refused to feel the flames.”
3888489-0629911287-Batgi
8. Barbara Gordon
Anıl’ın yazısıyla pişti olduğumuz karakterlerden biri Barbara Gordon. Yine çok sorunlu bir geçmişe sahip olan ancak yaşadığı bütün acıları bir şekilde bal eylemiş, şimdilerde DC’nin de özellikle ön plana çıkardığı, rol modeli olarak işaret ettiği bir isim. Ve gerçekten de özellikle 10-18 yaş grubunda ciddi bir hayran kitlesi var. Batman ailesinin popüler figürlerinden. Sadece Batgirl maskesiyle değil, Oracle olarak da bir dönem Birds Of Prey ve Detective Comics sayfalarında kendini soluksuz okutan bir isimsiz kahraman. Peki Barbara Gordon’u bu listeye sokan diğer özellikleri neler. Öncelikle çizgi romanla öyle ya da böyle ilgisi olan herkesin bildiği Killing Joke hikayesi, belki Batman ve Joker’den çok Barbara’nın hayatını etkileyen hikayelerden. Bir yandan komiser olan babasına bir yandan Kara Şövalye’ye olan hayranlığıyla kendine bir kostüm dikip Gotham gecelerinde suçlu kovalayan Babs, bir gün Joker’in, Jim Gordon’a ve Batman’a, kendi deyimiyle “bir kötü gün” yaşatmak için kapısını çalıp belinden vurarak felç bırakmasıyla kahramanlık yöntemlerini değiştirmek zorunda kalır. Ancak daha da önemlisi, Joker Barbara’yı sadece sakat bırakmakla kalmaz, yaralı halde çıplak fotoğraflarını çeker ve bunları terk edilmiş bir lunaparkta Batman ve yine soyarak işkence ettiği Jim Gordon’a gösterir. Bu kısmı neden önemli? Çünkü çizgi roman sayfalarında pek görülmediği üzere artık bir cinsel saldırı, PTSD mağduru bir karakterin yolculuğuna tanıklık ederiz. Bütün bu yaşananlardan ve tekerlekli sandalyeye mahkum olmasından sonra kendini en baştan nasıl inşa ettiğini, Oracle ismiyle bir çok suçu ve gizemi bilgisayar başından nasıl çözdüğünü uzun yıllar okuyacağızdır artık. Ta ki New 52 ile beraber Barbara Gordon iyileşip tekrar Batgirl kostümünü giyene kadar. Artık daha az dramlı ve daha çok yüzü gülen ve hatta New 52 öncesine göre daha renkli bir Barbara Gordon portresiyle karşı karşıyayız. Bu serüvende dc2nin anlayamadığı noktalardan biri, kendi bastığı çizgi romanda olanları çok da anlayamadığı noktada gerçekleşti. Death Of The Family için çizilen bir kapakta, Joker’in aynı Killing Joke’de saldırırken giydiği Hawai gömleğiyle Barbara’nın boynuna bıçak dayadığı bir kapak yapma talihsizliğinde bulundular. Neyse ki gelen tepkilerle beraber hatalarını erkenden fark edip bu kapakların hepsini çektirdiler. Bu da bir not olarak düşülsün. Evet her yazar olan biteni aynı şekilde yorumlamak zorunda değil ancak şiddetin bir suistimal noktasına getirilmesi, yorum farkı olarak adlandırılabilecek bir şey değil. Rebirthle beraber hem kendi solo serisi devam eden hem de Batgirl and the Birds Of Prey serisinde de okuyabilirsiniz süren maceralarını diyor listeye kaldığımız yerden devam ediyoruz.
58445b9febd8350fcce2bcc1a15d254a
7. Catwoman
Yavaş yavaş artık daha az tartışmalı isimlerle ilerletelim listemizi. Gotham’ın ünlü hırsızı Selina Kyle’ı bir rol modeli haline getiren elbette ki hırsızlık yetenekleri değil. Çizgi romanda yüzlerce kez Batman ile yaşadığı aşk sebebiyle gündeme gelse de son otuz senedir bir çok kere kendi solo serisinde okurlarla buluşan Catwoman’ın en önemli özelliklerinden biri, bağımsız, korkusuz kadın figürünü, kendi meşrebince yanstıyor oluşu. Bir çok benzerinin –HARLEY QUINN- aksine hiçbir zaman kendini Batman’a ya da başka bir erkeğe bağımlı hale getirmemiş, Black Mask’den Penguin’e Gotham’ın en tehlikeli suçlarına dünyayı dar etmiş bir kadın. Hatta bundan iki üç sene önce ülkemizde de bir 8 Mart afişine konu olmuştu, “Geceler Bizim” temalı. Daha ne diyebilirim ki. Elbette farklı ve belki belli açılardan eleştirilen yorumlamaları da oldu, örneğin kadın karakterlere bakışı hep problemli olmuş Frank Miller, Zero Year’da orijinini dominant pozisyonda bir fahişe olarak değiştirdi, ki hala hangi orijinin doğru olduğu belirsizdir ancak yine de yukarıda saydığım ve sayacağım karakterlere yapılan ayıplar yapılmadı neyse ki, şu anda kendi solo serisi yok ama çıkar mı çıkar.
Detective_Comics_Vol_2-14_Cover-1_Teaser
6. Poison Ivy
Catwoman’dan çok uzağa gitmeden, şehirlisi, Gotham City Sirens’den kankası Poison Ivy’e geçelim. Zaman zaman Wonder Woman’da da kendini belli eden, erkek düşmanlarına karşı toplumdaki eşitsizliğin intikamını da alan, çevre aktivisti, feminist ve kafadan kötü diye adladırılamayacak kadar derinlikli bir karakter Pamela Lillian Isley. Onu bu düzene “düşman” eden insan doğaya saldırısıysa, az biraz mutlu eden de erkeklerden aldığı intikamdır diyelim, sıralamamıza devam edelim.
She-Hulk_Vol_1_7_Textless (1) (1)
5. She-Hulk
İsmi dahil senelerce mesele olmuş, en sonunda kendine ait Hulk serisiyle bu ayıbın az biraz kapatılmaya çalışıldığı karakter, Jennifer. Tutan erkek karakterin farklı versiyonu olarak pazarlanmasının en büyük mağdurlarındandır kendisi. Bununla da kalmayıp, bir dönem “ya Hulk dönüşünce kıyafeti yırtılıyor bunun da yırtılsa ya” erotizminden bir adım ileri gidemese de bütün bunlar aşacak kadar güçlü bir karakter. Sabah avukat akşam Hulk, hem kahramanlığımı yaparım hem kariyerimi diyen, Banner’in aksine dönüşümünü kontrol edebildiği için de her iki kimliğiyle barışık ve her ikisini de dünyaya kanıtlayan, Marvel’in bastıra bastıra rol modeli olarak yansıttığı bunu da sonuna kadar hak eden bir karakter Jennifer Walters.
tumblr_static_tumblr_static__640
4. Carol Danvers
Marvel’in bastıra bastıra ön plana çıkardığı, bu açıdan da çok da iyi yaptığı bir başka karakter Carol Danvers. Captain Marvel yazmadım çünkü daha Hava Kuvvetlerine katıldığı günden beri kadını toplumda kısıtlı bir alanda gören ve bu alandan dışarı çıkmasını anlamlandıramayan erkek egemen topluma diss atmış bir karakterdir kendisi. Çocukluğundan beri yıldızlara olan merakı önce ailesinin ön yargılarına rağmen kendisini Hava Kuvvetlerine taşımış, oradan da sırasıyla Ms. Marvel ve Captain Marvel rütbelerine getirmiştir. Ms. Marvel dönemi, özellikle seksenlerde bütün kadın karakterleri objeleştirme saçmalığından geçmiştir ancak yine de her zaman Avengers ekibinin en atarlı, en otoriter ve diğer kadın kahramanlar için bile öncü olmuş karakterlerindendir. Bugün de Colonel Danvers, Marvel’in da hiç yorulmadan altını çizdiği şekilde güçlü rol modelinin diğer adıdır.
wonder-woman-75th-anniversary
3. Wonder Woman
Bu yazının daha başlığını okurken ilk akla gelecek isimlerdendir. Ben şimdi buradan uzun uzun Wonder Woman’ın nasıl güçlü bir karakter olduğunu anlatsam, herhalde cümlesi cümlesine bile yüzüncü tekrara düşerim bütün çizgi roman külliyatı içinde. Hepsini geçtim, daha bu sene Birleşmiş Milletler’de elçi olmuş tek kurgusal karakterdir. O yüzden 3 numaraya Wonder Woman’ı bırakıp, neden birinci ya da ikinci olmadığını yazarak devam edeyim.
Batwoman-Gay-Marriage-Proposal
2. Batwoman
Evet, X woman X girl meselesinin ne kadar can sıkıcı olduğu hepimizin malumu. Ancak inadım 2010’lar sonrası karakterleri katmamak üzerine bu yüzden yazarların günahıyla sevabıyla anlatmaya devam edeceğim. Neden Batwoman? Kate Kane, Bruce Wayne’in yine varlıklı ve yine ailesinden erken yaşta iki kişiyi kaybetmiş kuzeni olarak çok orijinal bir başlangıç hikayesine sahip değil. Ancak Batman gibi çizgi roman tarihinin temel taşlarından biriyle rekabet edecek üne ve havaya kavuşturan bir karakter olmasının sebepleri olmalı. Öncelikle, çıktığı dönemde çok yaygın olmamasına ve kamuoyundaki geri algıya rağmen eşcinsel karakterler arasında öncü olmasa da, bu kadar ön planda bir karakter olarak çizgi roman tarihi için önemli bir mihenk taşıdır. Bunun yanında Rebirthle beraber babasıyla girdiği savaş, kendisine çizileni hiçbir şekilde kabul etmemesi, yarasa kostümüyle birleşince elimizde eyvallahsız bir süper kahraman kalıyor. Ki durduğu noktada çizgi roman şirketi de zaman zaman saçmalamış, evleneceği sırada yazarı değiştirilmiş ama tüm bu törpülenmelere rağmen güçlü, korkutucu, listedeki diğer karakterlerin de ötesinde gerçek bir rol modeli diyor ve bir numaraya geçiyoruz.
_thumb_81cacfc9-e313-4679-ad21-84ba124644df
1. Storm
Afrikalı, kadın, Mutant. Kraliçe, tanrı, X-Men lideri. Söylenebilecek şeyler tek başına bir yazı dizisi oluşturabilir. Ben olabildiğince kısa şekilde meramımı dile getireceğim. Afrikalı yoksul bir kız çocuğu olarak doğmuş, hırsızlık yaparken Xavier tarafından bulunarak X-Men’e katılmış, güçlerini yoksul kıtasının yararına kullanmış, tanrı gözüyle bakılmış, güçlü kelimesinin hiç bir şekilde nitelemeye yetmediği bir karakter Ororo Munroe. Dünyanın Mutantlara bakışına atarlanıp, geleneksel kıyafetlerini bir yana bırakarak mohikan saçıyla, punk kıyafetiyle X-Men liderliğini bileğinin hakkıyla almış bir karakterden bahsediyoruz. Bugün artık çizilen her yeni karakter bir sosyal mesaj verecekse, bütün yazarların dönüp dönüp bir kadın kahramanın seksenlerde, hiç güç kullanmadan sadece bileğinin hakkıyla bir erkek kahramandan alışının hikayesine bakmaları gerekiyor. Evet, lider olarak doğmuş ve yetiştirilmiş Scott Summers’ı –ki kendisine hayranlığımı bilen bilir- adeta mal ederek, bileğinin hakkıyla o dönemin en popüler süper kahraman takımının liderliğini almış, bir daha hiçbir zaman da geri plana düşmemiş bir karakter. Bir numaraya koymamın milyon sebebinden bir kaçı bunlar. Eğer eksik olduğunu düşündüğünüz şeyler varsa yoruma beklerim. Buradan da artık saat geç de olsa tüm kadınların 8 Mart Kadınlar Gününü kutlarım. Tüm kadınlar ve kimliği sebebiyle adaletsizliğe eşitsizliğe uğrayan herkes için aydınlık yarınlar dileğiyle, çizgi romanla kalın!

Bomba

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Yayınlandı

on

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği herhangi bir cümle, herhangi bir paragraf söz konusu olduğunda hayranlar orada bitiverir. En ufak haberin küresel bir birliktelik oluşturduğu Star Wars, bir de büyük haberlerin geldiğinde nelere dönüştüğünü siz hayal edin. İşte o büyük haberlerden biri yaklaşık 1 saattir konuşuluyor. Haber, dedikodu sitemiz The Hollywood Reporter’dan geliyor.

THR’a göre The Hours filminin yönetmeni Stephen Daldry ile Disney arasında solo Obi-Wan Kenobi filmi için konuşmalar başlanmış. Henüz ne senaryo ne de oyuncuların konuşulmadığı sadece bu film için fikirlerin aynı yerde buluştuğu bir sohbet gerçekleştirilmiş. Buradan olumlu sonuçlar çıktıysa yakında filmin çekileceği de açıklanması yüksek bir ihtimal. Zaten genç Obi-Wan’ı canlandıran Ewan McGregor bu projeye baştan hazır olduğunu zamanında belirtmişti. Filme bir de Liam Neeson’lı Qui-Gon eklendi mi tadından yenmez!

Siz ne düşünüyorsunuz? Sizce de Obi-Wan filmi gelir mi? Gelmeli mi?

Okumaya Devam Et

Bomba

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Yayınlandı

on

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay harcanan ve unutulup giden kötülerimiz oldu hep evren içinde. Bu duruma bir istisna olarak karakter motivasyonu detaylı bir şekilde işlenmiş olan, hikaye derinliğine sahip ve ana karakterle olan bağlantısı inandırıcı olan Kilgrave karakteri karşımıza çıkmıştı. Jessica Jones birinci sezon finalinde Kilgrave’i boynunu kırarak öldürmüş ve tek kullanımlık kötüler arasına yollamıştı karakteri.

Önce şunu bir kabul edelim, David Tennant gelmiş geçmiş en iyi karakter oyuncularından birisidir ve marka değeri oldukça yüksek bir oyuncudur. Marvel kolay kolay kendisini harcamayacak diye düşünüyordum zaten. İkinci sezon duyurusu çıktığından beri Jessica Jones dizisinin sosyal medya hesapları Kilgrave göndermeleri yapıp duruyordu. Her ne kadar iyi yazılmış bir hikayeye sahip olsa da Kilgrave (a.k.a Purple Man) hikayesi çizgi roman evreninde çok geniş bir hikayeye sahip. Tüm bunlar düşünüldüğünde David Tennant’ı tekrar Kilgrave olarak görmeyi zaten bekliyorduk ve sonunda resmileşti.

Geçtiğimiz günlerde David Tennant’ın da olduğu Jessica Jones ikinci sezon set fotoğrafları paylaşıldı. Üstelik şöyle bir şekilde “Marvel, karakterin hikayeye ne şekilde dahil olacağını saklı tutar” gibisinden gizemli laflarla paylaşıldı.

Gelin olası bir kaç durumdan söz edelim, öncelikle tam olarak ölümden dönmek gibi olmasa da karakterimizin benzer bir kaç yeteneği var. Yani Kilgrave ölmemiş, ölüp geri gelmiş ya da birileri tarafından diriltilmiş olabilir. MCU artık iyice kozmik olaylar, büyüler, Darkhold’lar, iblisler, boyutlar hikayesine girmişken her şey mümkün aslında. Yani baya mor bir Purple Man’in olduğu alternatif bir boyutta geçen hikaye görürsek şaşırmayın (Şaka, şaka o kadarını da yapmazlar). Karakteri flashback olarak görme ihtimalimiz de var elbet ama ben işin o kadar basit olacağını sanmam. Benim esas oynamak istediğim bahis şu, ikinci sezon Jessica Jones’un güçlerini kazanmasını ve Kilgrave ile tanışmasını daha detaylı bir şekilde anlatabilir ve tamamen geçmişte geçebilir.

Siz neler düşünüyorsunuz?

Okumaya Devam Et

Bomba

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Yayınlandı

on

Kutluhan’ın İncelemesi:

Seven Samurai…

Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda. Durağan bir bölüm olan “Eastwatch” sezonun en iyi sahnelerine ev sahipliği yaptı. Yalnız dizi kitaptan koptukça ya da para kazandıkça Hollywood vari bir görüntü çizmeye başladı. Geçen bölümdeki savaşın tutarsızlıkları bu bölümde de devam etmekte ve bu durum beni az da olsa rahatsız etmeye başladı. Sezon finaline iki bölüm kala, Eastwatch en kısa incelemem olacak.

Spoiler uyarısı vererek başlıyorum.

Broon, Jaime’yi Ejderha’nın gazabından kurtarmış ve boğulmaktan kurtulmuşlardır. Jaime ile göz göze gelen Daenerys ya Jaime’nin komutan olduğunu anlamamış ya da umurunda olmamıştır. Zira nehire düşen ikilinin bulunması için bir ekip göndermeliydi. Bunun yerine özgürlükle, kan hakkıyla kurduğu liderliği, korkuyla sürdürmeyi tercih etmiştir. Ve sezonun en iyi sahnelerinden biri olan Tyrion’un durumu sorgulaması cereyan eder. Cersei’den, babasından ya da onun ölümünü görmeyi bekleyen halktan nefret etse de, halkının tamamen adaletsiz bir koşulda savaş vermesi, Tyrion’ı düşüncelere yollamıştır. Okla, kılıçla öldürülemeyen, kalkanla savrulması imkansız olan Ejderha saldırısında, milletinin yanarak can vermesine şahit olmuştur. Khaleesi’nin sağ eli olmasına rağmen de aldığı ağır yenilgilerden sonra, Khaleesi’ye artık sözünü geçiremiyordur. Martell, Tyrell hanesinden sonra Tarly hanesininde lider soyu tükenmiştir. Diz çöktürme takıntısı olan Daenerys, güzel sözlerle değil artık Ejderha’nın varlığıyla yandaş çekmeye başlamıştır. Bu etkili sahne, tüyleri diken diket etmiş ve çok güzel bir şekilde resmedilmiştir.

Dizinin en büyük kozu olan müzikleri yine boy gösterdi. Drogonla birlikte Dragonstone’a dönen Daenerys’i Jon Snow karşılar. Ve hiçbir savaş sahnesinin bırakamayacağı etkiyi, yirmi saniyede bırakır. Ejderha, Jon Snow’u tanıdı. Ejderha dilini bilmiyor olabilir ama gözler her şeyi anlattı. Drogon, Jon’un onu sevmesine müsaade etti. Çıplak elle Ejderha’ya ilk teması, gerçek soyunu da ilk hissedişi oldu. Ice and Fire dedik, Kuzey’in Kralı dedik ama içinde yatan alevi daha göremedik. Bran ile Jon karşılaşmasını sezon finaline saklayacaklar ya da asla gerçekleştirmeyecekler. Bu dizi izleyicisini süründürmeyi gerçekten seviyor.

Cersei hamile ha. Ondan bir çocuk daha görmeye dayanabilir miyiz? Ejderha’nın yıkımını görmüş biri olarak Jaime, tam savaştan vazgeçmiş, umutsuzluğa düşmüşken çocuk haberini alınca toparladı. Bu durum Cersei’nin yalan söylediğini düşündürmedi değil. Eğer yalan söylediyse yine Fox Tv kalitesine düşmüş olacak. Entrika değil, sade bir son istiyoruz artık. Bütün kıvılcımlar alev almışken, dizinin gitmesi gereken yol belli. Gerçekçi sahneler ve Taht Oyunları’nın hazin sonuyla veda etmenin zamanı geldi. Şahsen dizinin eski heyecanı kalmadı. Yeni Sezon geldiği gibi, görevmiş gibi sabahları altyazısız izliyorum evet. Akşamı bekleyemiyorum. Ama artık teoriler ve beklemek yordu. İstediğimiz ve beklediğimiz şeylerin olmayışı izleyiciyi yıprattı. İlk yazıdan beri Winterfell’deki büyük buluşmayı yazıyorum ama Jon’un yolu Winterfell’e düşmüyor. Ki Winterfell düşmeden de Jon dönmeyecek belli ki.

Evet, Winterfell düşüyor. Taşlar yerinden oynuyor. Sadece bir kişinin dokunuşlarıyla. Jon’un gönderdiği haberi gizleyen Littlefinger, Sansa’nın gerçek lider olmasını sağlayacak gibi duruyor. Kuzey’i dağıtmak eline ne geçirecek bilmiyorum. Akgezenlere inanıyorsa böyle amaçlar peşinde koşması çok saçma. İnanmıyor ve Kuzey’in birlikteliğini bozmaya çalışıyorsa, büyük bir katliam kış ile birlikte geliyor demektir.

Bu dizide bayıldığım bazı karşılaşmalar var. İki karakteri ayrı ayrı çok sevmiyor olabilirim. Ama karşı karşıya geldiklerinde ba yı lı yo rum. Bu bölümde tamı tamına iki tanesi gerçekleşti. Jaime ve Tyrion, Jorah ve Daenerys. Jon Snow hümanistlikte çığır açmış ve bir taşla iki kuş vurmak için yeni bir görev edindi. Bir tane Akgezen getirip, Cersei’nin desteğini kazanmak ve bu desteği kazanmasıyla Dany’nin desteğini de kazanmak. Bütün düşmanlıkların anlamsızlığını, Yabanilerle öğrenmiş, sevdiği insanları asmak zorunda kalmış ve nihai düşmanla göz göze gelmiştir. Tyrion, Jaime ile buluşmuş ve Cersei’ye mesajını ulaştırmıştır. Bu durum ise tek bir kişiyi ölüme götürecek. Broon’u. Önümüzdeki bölümlerde Broon ya kaçacak ya da Dağ ile yüzleşecek.

Masterlar. İzlerken Sam kadar sinirlendiğim mahlukatlar. Her şeyi biliyorsunuz, Akgezen tehlikesini de bilmeniz gerek. Eğer böyle bir ihtimal dahi varsa gerekeni yapmalılar. İhtimal diyorum. Gözlerle görülmesine gerek bile yok. Yedi Krallık sizin bilgeliğinize güvenirken, hata yapma şansları yokken, Akgezen gördüm diyen birine inanmamaları, Üç gözlü kuzguna inanmamaları fazla dramatik fazla şüpheci.

Şüphe… Bölümün teması. Önce Tyrion, sonra Jaime, Master ve Arya… Littlefinger’ın bir şeyler çevirdiğini gören Arya, yakında büyük bir tehlikeyle karşılaşacak. Sansa’nın değişmediğini düşünüp, ablasını da karşısına almış durumda. Hali hazırda Brieene ile de karşılaşmışlığı var. Winterfell’i büyük bir tehlike beklerken, Jon ise evinden çok uzakta. Khaleesi’sine kavuşmuş Jorah’ı, son Baratheon Gendry’i, Tormund’u, Beric, Toros ve The Hound’u bir araya getirdi. Tekrar Duvar’ın ötesine yolculuk. Seven Samurai, Seven Companion, Fellowship of the Dead gibi isimlerin aklımda uçuşmasına neden olan topluluk. Hepsinin birbirinden nefret etmesi için sebepleri var. Ama birbirlerini öldürmek yerine yan yana savaşacaklar. The Hound yine harika bir karakter olduğunu gösterdi ve diziyi güzelleştirdi. Diğer bölüm Akgezenler’i bir ordudan daha tehlikeli bir ekip bekliyor. Ghost Rider gibi kılıcını ateşleyebilen Beric, ölümcül hammerı ile son Baratheon Gendry, Krallık’ın en iyi savaşçısı Jorah Mormont, Krallar’ın Kralı Jon Snow… Hollywood vari durumlardan biri de buydu. Tam bir The Expendables durumu. Ama insan heyecanlanmadan duramıyor. Önümüzdeki bölüm kuzeyin en tehlikeli bölgelerinde geçecek.

“Hepimizin ortak bir yanı var. Nefes alıyoruz.” 

Varys’i ve Jaime’yi daha çok sevdiğimiz, Littlefinger ve Cersei’den daha çok nefret ettiğimiz Eastwatch bölümünü geride bıraktık. Littlefinger’ın tiratı, Tyrion’ın mahkemesi, Hodor’un gizemi gibi vurucu sahneler bekliyorum. Ve bir de Akgezenler arasında tanıdık yüzler… Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Dracarys!

Anıl’ın İncelemesi:

Jon of Thrones olarak isminin değişmesini düşündüğüm dizimiz Game of Thrones, bu hafta Cersei-Daenerys savaşına ara vererek ana konumuza odaklanmamızı sağladı. Herkesin gözü artık Duvar’ın ötesinden gelen Ölüler Ordusuna döndü. Canımı sıkan kısım ise Jon’un idealleri ne zamandan beri Kraliçe Daenerys ve Kraliçe Cersei’nin ortak amacı olmaya başladı veya başlayacak? Dany, Jon’dan hoşlandı orası kesin. Mormont’a da ayrı üzülüyorum. Adam çözümü olmayan hastalığı yendi geldi yine karşısında başka yakışıklı bir erkek adayı. Neyse Dany, Jon’dan hoşlandığı için onun davasına yardımcı olabilir ama işi Cersei’ye kadar götürmek? Çok zorlama olmadı mı sizce de? Gece Kralını kanlı canlı Cersei’nin karşısına getirse dahi Jon’un yanında olmayacağı çok net. Ölüler Ordusunun dünyayı dümdüz etmesini bile görür ama Winterfell ile bir iş birliğine yanaşmayacaktır Cersei. Sırf bunun için Tyrion’ın ışınlanarak Westeros’a gidip Jaime ile yüzleşmesini sevsem de olmayacak bir iş bu. Herkes kendi ideallerini bir kenara bıraktı ve  Jon Snow’un ideallerini benimsediler. Çok zorlama arkadaşlar. Mesela Jon, Drogon’u sevdiği sahnede kendimden geçtim ama herkesin Jon’un ideallerini benimsenmeye zorlanması bana yanlış geliyor.

Görsellik olarak ise yalan yok harika bir göz ziyafeti çektik! İkisinin başrolünde ise Drogon vardı. Dany’nin Lannister askerlerinin önüne gelirken arka fonda bütün haşmetiyle durduğu, artı olarak Jon Snow’a sinirli sinirli gelip sonra perdelerini kaldırdığında kedi gibi olup kendini sevdirdiği sahne. Jon’un Targaryen-Stark karışımı olan ateş ve buz’un şarkısı olduğunu tartışmıyoruz elbette. Ancak söz konusu Game of Thrones. Bakın Jon gerçekten ön planda. Fazla ön planda ve sizce de her şey fazla iyi gitmiyor mu? Jon’u öldürdüler bir daha öldürmezler mantığı doğru ama dizimizin bitmesine çok az bölüm kaldı. Ve bu dizinin en sevdiği şey, en sevdiklerimizi elimizden almak. Jon kendine dikkat etmeli, fazla ön planda.

Ejderhaları sevebilen artık Dany’den başka iki kişimiz daha var. Önceki sezonlarda YARDIM ETMEYE GELDİM. YARDIMI YEMEYİN esprileriyle iki ejderhanın zincirlerini kıran Tyrion Lannister, bir diğeri ise bu bölüm Jon Tar.. Snow. Ölüler Ordusunu halletmek için bu üçlüyü ejderhaların üzerinde görür müyüz? BU İHTİMALİ DÜŞÜNMEYİ SEVİYORUM! 

Littlefinger-Sansa-Arya üçgeninde ise işler Taht Oyunlarına yakışır şekilde ilerliyor. Baelish, Kuzeyin Kralı olabilmek için Sansa’yı önce başa geçirmeli sonra ise kendisiyle evlenmesini sağlamalı. Sansa gibi zırtapoz olduğu sürece zor bir ihtimal değil. O yüzden yavaştan Jon’a karşı ayaklanmalar başlayacaktır.. Ancak, Arya bunu BAŞ KESEREK engellemez ise. Littlefinger akıllı bir adam ama Arya bir suikastçi. Bakalım hangi akıl kazanacak bu savaşı.

Gendry.. Bu çocuğu sebepsiz yere seviyorum ve tahtta görmek istediğim 1 numaralı adayım. Geçen seneki incelemelerimde bundan bahsetmiştim, hatırlayanınız var ise elbette. Gendry’nin hem cool duruşu hem babası Robert Baratheon’dan gelen asi bir ruhu var. Dany ve ejderhalarını göreceğime Gendry’i oraya oturtmak benim için en doğru final. Bunların olması için ortada Cersei, Dany veya tahtta gözü olan kimsenin kalmaması lazım farkındayım ama, belki gerçekten kimse kalmaz? Bunu buraya not alalım.

Dany’nin diz çök takıntılığı son sürat devam ederken arada kaynayan Tarly hanesi oldu. Tabii onların ölmesi lazımdı çünkü bizim şüşko Sam’in aile reisi olarak Tarly ailesini Jon’dan mütevellit Dany’nin yanında savaşmasına sebep olmalıydı. Sam’de Üstat olmaktan vazgeçti ve görebildiği ne kadar bilgi varsa hepsini çalarak oradan ayrıldı. Winterfell’e gelen gelene olduğundan Sam’in de yolu burası olacaktır. Burada ailesinin öldüğünü öğrenerek Tarly ailesinin başına geçer ve ordularını Jon Snow’un yanında savaştırır. True story. Sam ve Gilly sahnelerinin en önemli noktası ise atlanmamalı. Gilly, Sam’i bunaltıyor gibi gözüktüğü sırada aslında Jon’un babasından bahsetmek üzereydi.

“Maynor says here he issued an annulment for Prince Rhaegar and remarried him to someone else in a secret ceremony.”

Gilly bu sözleri söylüyordu. Rhaegar, Daenerys’in abisi Jon’un ise babası olduğu söylenen Targaryen. Robert’ın Targaryen nefretini körükleyen, hayatının aşkı Lyanna’yı elinden alan kişi. Rhaegar’ın Dorne’da gizli bir düğünle evlendiği yazılmış. Bu kişi muhtemelen Lyanna Stark. Jon’un genleri iyiden iyiye ortaya çıkmış ama inatla resmiyete kavuşmaması deli etse de benim sevdiğim bir yol.

Cersei’nin hamilelik meselesi.. İki ihtimal var; 1- Ya yalan söylüyor ki ihtiyacı yok 2-Hamile ancak doğmadan ölecek. Çünkü Maggy the Frog’un kehanetine göre üç çocuğu olacaktı. Dördüncüden hiç bahsedilmemişti. Eğer Jaime gerçekten Queenslayer olursa hem sevdiği kadını hem doğmamış çocuğunu öldürmesi dramatik bir facia yaratacağından tam da Game of Thrones’a göre bir seçim olurdu. Muhtemelen Jaime, Cersei ve son çocuklarını kendi elleriyle öldürecektir. Sonra da kendisi uzun yaşamaz. Tabii Azor Ahai çıkmadığı sürece. Reddit’de bu teori oldukça fazla dolanmaya başladı. Jaime’nin Azor Ahai olma ihtimalinin arttığından bahsediliyor. Azor Ahai’nin kılıcı, yanlış hatırlamıyorsam sevdiği kişinin kalbine saplanmasıyla oluşmuştu. Cersei’yi öldürürse kehanetin bir kısmı gerçekleşebilir. Teori bana da mantıklı gözüküyor.

Jon’a dönersek The Hound, Beric, Myrli Thoros, Tormund, Gendry bildiğiniz Justice League üyeleri gibi toplandılar ve Gece Kralı ile dövüşmeye gittiler. Bu ekibin hepsinin sağ salim dönmesinin imkanı yok. Brotherhood’un iki önemli karakteri burada ölebilir. Beric, alevli kılıcıyla son epik mücadelesini yapacaktır, bence.

İncelemeler bu kadar. Haftaya görüşmek üzere!

 

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Bomba11 saat ago

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği...

Bomba14 saat ago

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay...

Bomba4 gün ago

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Kutluhan’ın İncelemesi: Seven Samurai… Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda....

Bomba4 gün ago

Kitaba Göre Game of Thrones Karakterleri Aslında Nasıl Gözükmeliydi?

Neredeyse bütün dünyanın bayıla bayıla izlediği ve şu sıralar bilgisayar tehditleriyle başı dertte olan Game of Thrones’un oyuncuları aslında kitaptakiler...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 2-

Batman Rebirth incelemesinin ikinci bölümü ile sizlerleyim. İlk bölümde ilk dört story arc’ı ve Rebirth One Shot’ını incelemiştim bu yazımda...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 1-

Merhabalar, bendeniz Ömer Fatih, yepyeni yazarınız. Film, kitap ve çizgi romanlar hakkında yazacağım. Çizgi romanlarda özellikle takip ettiğim mini seriler,...

Bomba5 gün ago

Ben Affleck’ten Snyder, Whedon ve Adalet Takımı İçin Yorumlar Var!

DC’nin ağır topu Adalet Takımı artık vizyona girmeye hazırlanıyor. Pek çok talihsiz olaylar zinciri ve kaybolan umutlardan sonra sonunda film...

Bomba5 gün ago

Ne Biliyoruz-Ne Bekliyoruz? #1: INHUMANS

Yaklaşık üç aydır buralarda yoktum. Okuluydu, şahsi meseleleriydi derken baya bir ara vermem gerekti yazılara. Bu ara için özür dileyip...

Bomba7 gün ago

Yüzüklerin Efendisi Karakterlerini Tanıyalım #3 Boromir Son of Gondor!

17 Oscar sahibi, başyapıt Yüzüklerin Efendisi serisinin sadece bir filminde rol alıp, bize delikanlılığın dersini veren Boromir, bu haftaki karakterimiz....

Bomba7 gün ago

Venom Filminde Carnage Rolü Kimin Olacak?

Çıkan son söylentilere göre Venom filminde yer alması beklenen Carnage’i Star Wars’tan hatırladığımız Riz Ahmed’in oynayacağı konuşuluyor. Bana kalırsa gerçek...

Bomba