Connect with us

Bomba

CW CROSSOVER ETKİNLİĞİNE BİR HAFTA KALA ; DC DİZİ EVRENLERİ GÜÇ SIRALAMASI

Yayınlandı

on

CW’nun büyük etkinliğine 1 hafta kaldı. Haftaya önce Supergirl sonra The Flash, ardından da Arrow ve Legends of Tomorrow olmak üzere 4 ortak bölüm izleyeceğiz. Biz de bu 4 dizinin kahramanlığa soyunmuş karakterlerini ele alıp bir güç sıralaması yapalım dedik ki taşlar yerine otursun.

Dipnot ; Sıralama dizi evrenine göre olacak. Sonra çizgi romanda böyle hebele hübele demeyin.

19. Mister Terrific (Curtis Holt) – Arrow

terrific

Kendisi eski olimpik atlet, biraz teknik bilgisi, bilgisayar bilgisi var, biraz da Green Arrow’dan eğitim aldı. E kamon ama tabi ki son sırada.

18 & 17 – Artemis(Evelyn Sharp), Wild Dog (Rene Ramirez) – Arrow

mv5bmjiwndk0otczml5bml5banbnxkftztgwmdi1nju1mdi-_v1_

Görüldüğü üzere son 3’te 3 çaylağımız var. Arrow’un bu sezonki sidekicklerinden olan Artemis ve Wild Dog’un birbirlerine üstünlük sağlayacaklarını düşünmedim pek. Artemis ok kullanmada iyiyken, Wild Dog silahlarda iyi, Artemis jimnastikçiyken, Wild Dog eski asker. O yüzden ikisi de eşit ve son sıraya yakınlar.

mv5bn2vlmtzhztitogy5my00njg4ltljzjqtodiwyjhingi1ytjixkeyxkfqcgdeqxvynda5odu0ndg-_v1_

16-Guardian(James Olsen)Supergirl

mv5bnju2m2vlogqtmtu1ny00ngvllwjjzjitmwvjnme2mtuwzti1l2ltywdll2ltywdlxkeyxkfqcgdeqxvynda5odu0ndg-_v1_

Guardian 2-3 bölümlük bir kahraman henüz, dövüş yeteneklerinin Wild Dog veya Artemis’ten üstün olduğunu düşünmüyorum ancak Winn’in tasarladığı kostüm çok işlevsel. Kalkanı, kaskı oldukça güzel. Kurşun geçirmeyecek, haliyle ok da geçirmeyecek. Keza Guardian uzaylıya saldırmış adam. O yüzden kendine 16. sırada yer buldu.

15- Speedy (Thea Queen)Arrow

ar401b_0492bSpeedy şimdilerde kahramanlığı bıraksa da eskiden en badass karakterlerden biriydi, evil haliyle Green Arrow ile mücadele ediyordu neredeyse. Çakma Ras olan, yine de çok iyi eğitimli suikastçi Malcolm Merlyn’den eğitim aldı. Bu da onu yeni yetmelerin önüne koymaya yetiyor.

14- Spartan (John Diggle)Arrow

mv5bmtu4odcwmju5n15bml5banbnxkftztgwote1nju1mdi-_v1_

When i was Afganistan reis. Arrow’un en başından beri baş oyuncularından olan Diggle, Green Arrow ile çok fazla olaya dahil oldu, çalıştı. Ayrıca kendisi çok iyi eğitimli bir asker. Kendisini 14. sıraya koyan şeylerden biri de fiziksel avantajı. Koydu mu oturtur Diggle reis.

13.Heat Wave (Mick Rory)Legends of Tomorrow

dominic_heatwave-1400x1000

Fiziken Diggle kadar avantajlı olan Mick eski gözü kara psikopat bir suçlu. Onu normal düz suçlulardan ayıran en önemli şeyi silahı ve Legends of Tomorrow ekibiyle girdiği maceralar. Zaman Ustaları tarafından eğitilen Mick artık daha kalifiye bir eleman ayrıca silahı da normal silahlara göre daha avantajlı. Bu da onu 13.sıraya koymaya yetiyor.

12-Vixen (Amaya Jiwe) – Legends of Tomorrow

vixen-lot

Kendisinin tılsımı, JSOF ile eğitimi, yetenekleri, tecrübesi zaten sıralamasının bu noktaya gelmesine yeterli olacaktır. Tılsım sayesinde fiziksel olarak sıralamada önüne geçtiği erkeklerin dahil hepsinden güçlü. Vixen 12. sırada.

11-Steel(Nate Heywood) – Legends of Tomorrow

steel

Steel henüz çaylak. Niye bu kadar yüksek sıralaması diyebilirsiniz. Ancak kendisi cüce yıldız dolu tren durdurdu. Kurşun geçirmiyor, mermiye kafa atıyor. O sebeple Vixen’in gücüne karşı durabilecek seviyede kendisi. O nedenle 11. sırada Steel.

10-White Canary (Sara Lance) Legends of Tomorrow

white_canary_png_by_buffy2ville-da37haf

Kadın League of Assassins’den bol bol eğitim aldı. Zaman Ustaları ile uğraştı, Legends of Tomorrow ekibinde maceradan maceraya çıktı. Tekmelemediği kıç kalmadı. Yakın dövüşte evrendeki en iyi kadın kahraman. Green Arrow’dan sonra da en iyi 2. yakın dövüş ustası. Eee Steel’i nasıl alacak derseniz Steel yorulmaktan ölene kadar uğraştırır, Steel ona dokunamaz. O sebeple tam 10 numarada yerini alıyor White Canary.

9-Ragman (Rory Regan)Arrow

mv5bnmyzogiwzwmtzme5ns00zwiwltk5mzgty2jhngiymwyzmdzkxkeyxkfqcgdeqxvynda5odu0ndg-_v1_

Arrow’un en güçlü sidekick elemanı. Ayıp olmasa Green Arrow’u da alabilecek ama ayıp. Çünkü Arrow bu evrenin yapıtaşı. Kendisi kurşun geçirmiyor. Mistik bir kostümü var. Hiç bir sahnesinde zorlanmıyor. Sara’yı da sarmaşıklarına yani kıyafetine sarar yere çarpar vallahi. O yüzden Ragman 9 numarada.

8- Jesse Quick (Jesse Wells) The Flash

fla304b0242bjpg-fe1d20_765w

Kendisini sahalarda 1 defa gördük biliyoruz. Ancak kendisi neredeyse Flash kadar hızlı. Bu hızın potansiyelini kullanacak durumda değil henüz ancak bu derece hızı bile sıralamada bu kadar yüksek dereceye gelmesine yeter.

7-Firestorm (Dr. Martin Stein, Jefferson Jackson) Legends of Tomorrow

firestorm-legends1

Çizgi romanda çok daha güçlü olsa da Legends of Tomorrow’da da gücü azımsanmayacak kadar. Sadece ateş adam olarak bakmak doğru olmaz. Kendisi nükleer absorbe etmiş, her bölümde ortalığı yakıyor.  Uçabilmesi artı Dr. Stein gibi bir dehası olması kendisini Jesse Quick’ten üstün kılmaya yetiyor. Ancak diğer Legends of Tomorrow üyesi Firestorm’u bir tık geçti. O da..

6- The Atom (Ray Palmer)Legends of Tomorrow

286e810c00000578-3072843-image-m-7_1431045123831

The Atom yani Ray Palmer bir dahi. Kostümünü de kendisi yaptı, ayrıca cüce yıldızdan yaptığını söyledi geçen bölümde kostümünü. Keza kostümünü update ettiğinde küçülme özelliği geldi. Bu da Firestorm ve bir çok karaktere üstünlük kurmasını sağlıyor. Zekası ile zırhının özellikleri birleştiğinde The Atom oldukça güçlü bir karaktere dönüşüyor.

5-Green Arrow (Oliver Queen)Arrow

arrow-1

Evrenin yapı taşı Green Arrow. CW’nun Batman’i de bir nevi. Kendisinin haşlamadığı karakter kalmadı. Büyülerle de uğraştı, suikastçilerle de. Flash’ı da en başta inceden bir tokatlamıştı. Evrenin bir çok karakterinin mentorluğunu da yaptı. Atom’u da indirmişti. Kendisi namlunun içine ok atabilecek seviyede. Fazla söze gerek yok. Şimdi artık overpowered karakterlere geçebiliriz.

4-Martian Manhunter (J’onn J’onzz)Supergirl

vlcsnap-01233dd

Kalan tüm karakterden neden daha güçlü olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Hepsini 2-3 farklı şekilde alt edebilecek bir karakter. Gerek zihin gücü, gerek madde formunu değiştirebilmesi, gerek uçabilmesi, gerek fiziksel gücü. Bu da Martian Manhunter’ımızı 4.sıraya koymaya yetiyor.

3-Flash (Barry Allen)The Flash

the-flash

Evrenin 2. büyük kahramanı. Belki de en sevileni. Çizgi romanlarda inanılmaz yerlere ulaşabiliyor hızı sayesinde. Dizide de kalır yanı yok. Hızını sadece koşu olarak değil bir çok şekilde kullanmayı öğrendi Flash. Zamanda çok rahat geri gidebilecek kadar hızlanabiliyor. Bu da onu listenin 3.sırasına koymaya yetiyor.

2- Supergirl (Kara Zor-El – Kara Danvers) – Supergirl

supergirl-1280jpg-e43dd4_1280w

Kendisi neredeyse Superman kadar güçlü. Tecrübe kazanmaya da başladı. Karşısında durmak biraz cesaret ister. Flash ile olan crossover bölümünde hızıyla neredeyse Flash’a yetiştiğini de gördük. E kriptonlu zaten. Madem bu kadar güçlü niye 1. sırada değil diyebilirsiniz. Onu da diğer kriptonluya sorun.

1-Superman (Clark Kent, Kal-El)Supergirl

spg202a0169bjpg-5ebe18_765w

E Superman ?

Sizin sıralama için görüşleriniz neler ? Kendi listenizi veya burada doğru/yanlış gördüklerinizi yorum atın, birlikte tartışalım. 

Okumaya Devam Et
3 Comments

3 Yorumlar

  1. Meliodas_TaBleT

    24 Kasım 2016 at 20:51

    Selam kardeşim beni muhitten hatırlarsın belki 🙂 bir arkadaş muhite senin birkaç yazının linkini atmış ordan buldum takip ediyorum fena yazmıyorsun yazmaya devam 😀
    Listeye gelirsek subjectif ama güzel bir liste olmuş. Bana sanki -dizi evrenindeki haliyle- atom biraz daha altlarda olmalıydı gibi geldi ama şahsi fikrim 😀

  2. İbrahim Gölpınar

    24 Kasım 2016 at 21:17

    Herkesin şahsi fikrine açığız tabi ki, iyi yorumların için teşekkür ederim.

  3. ziyaretçi

    28 Kasım 2016 at 17:26

    crossover fragmanında arrow önde duruyor bana garip gelsede evrenin ciddi ciddi batmani rolünde

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Yayınlandı

on

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider, oyuncak için ise o zamanlar evrenin sonsuzluğu gibi gelecek büyüklükte olan Toys ‘R’ Us’a doğru yola çıkardık. Space Jam oyuncakları, boyama kitaplarını, figürleri hala hatırlıyorum. Öyle güzeldi. Ancak Amerikan basınına göre oyuncak sektörünün eski büyük lideri, yeni nesil Amazon vb. sitelerle baş edemeyerek 1 hafta sonra iflasını açıklayacak.

Reuters ve Wall Street Journal iflas haberini ilk alanlar oldu. Raporlarına göre, oyuncak perakendecisi birkaç hafta içinde iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacağını açıklamışlar. Markanın ABD’deki 1,600 artı mağazasında yaklaşık 5 milyar dolar borcu olduğu söyleniyor.

Toys ‘R’ Us’ın da tarihin tozlu raflarında kaybolduğu bir hayata hazır mıyız geekler? Ben değilim. 

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Yayınlandı

on

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en iyi dizi adaylarından birini yazabilecek olsam hangisini yazardım diye sordum. Verdiğim cevap için ise düşünmem gerekmedi! Peter Morgan tarafından yaratılan The Crown kuşkusuz bu yıl televizyonlarda – aslında bir Netflix yapımı – çıkan en iyi eserlerden biri. Netflix’in en pahalı işlerinden biri olan bu yapımın tahmini bütçesi tam 156 milyon dolar. Dizinin konusu ise Oscar’lı film The King’s Speech’te de izlediğimiz kekeme kral IV.George’un ölümünden sonra Elizabeth’in tahta çıkışı ve ardından gelişen tarihi olayları kapsıyor. Dizi konusu bakımından tarihi ve tarihi yapımları sevenler için bir elmas niteliğinde. Bir belgesel tadında tabi ki değil fakat bunu beklememiz de yersiz olurdu. Özellikle bazı bölümlerin sonlarında o bölümde ele alınan herhangi bir konunun gerçekte ne zaman vuku bulduğu, sonuçları ve sonrasında neler olduğu gibi bilgiler de yer alıyor.

Dizinin başrollerini Kraliçe 2. Elizabeth rolünde Claire Foy, eşi, Edinburgh Dükü Philip rolünde Doctor Who severlerin yakından tanıdığı Matt Smith, kraliçenin kardeşi Margaret rolünde güzelliğiyle izleyeni ekranlara kilitlemeyi başaran Vanessa Kirby ve son olarak Winston Churchill rolünde ise 2 Oscar adaylığı bulunan John Lithgow var. Üstteki görselden de görebileceğiniz gibi casting çok ama çok başarılı. Karakterlerin tarihteki gerçek halleri ile inanılmaz bir benzerlik sağlanmış. Dizinin o devasa bütçesinin nerelerde kullanıldığını hakkında koymuş olduğum görsellere baktığınızda fikir edinebilirsiniz diye düşünüyorum. İzlediğinizde ise kendi gözlerinizle görürsünüz. Çünkü prodüksiyon tek kelimeyle harika. Örnek vermek gerekirse kostüm departmanı ortaya çok ince bir işçilik koymuş.

Kostümler dışında kullanılan set, dekorlar muazzam, 20.yüzyıl İngiltere’sini hissedebiliyorsunuz. İç mekan tasarımları kraliyet ailesine yakışır cinsten görkemli, dış mekan çekimlerini izlerken ise kendimi sık sık ”Oha, bu kadar insanı nasıl toplamış da bu sahneleri çekmişler” derken buldum. Özellikle Elizabeth’in siyasi nedenlerden dolayı birçok ülkeyi gezmesi gerektiğinde, buralarda çekilmiş sahneler sizin, olayın içine girmenizi kolaylaştırıyor.

Dizinin müziklerinin başında Rupert Gregson-Williams var. O da çok başarılı bir iş çıkarmış. Özellikle ”Duck Shoot” parçasını dinlemekten sıkılmadım henüz. Tema müziğini ise Rupert değil, Hans Zimmer yapmış! Kendisini övmek için ayrı yazı yazarım ben, o kadar ünlü ve sektörde her iyi işin altında adını görebileceğiniz biri. Meraklısına araştırmayı öneririm, bakarsınız sizin de sevdiğiniz bir filmin, melodisinin yaratıcısıdır.

Dizinin değinmediğim noktalarından biri ise, dizinin ne kadar akıcı olduğu, 50 dakika – 1 saatlik bir dizi için inanılmaz derecede akıcı. Kendinizi üç dört bölümü ard arda izlerken buluyorsunuz. Bu süreye sahip diziler için bende bunu başarabilen son dizi sanırım Breaking Bad idi.

Biraz daha detaylı bir şekilde konuya değinmek gerekirse, merak etmeyin dizi, siyasete en ince ayrıntısına kadar girmektense, bir kitap olarak düşünürsek, onun sadece kapağını, iç çizimlerini ve belli kesitlerini alıntılıyor. Odak noktamız daha çok 2.Elizabeth. Onun yükselişini, bir Kraliçe ve aynı zamanda bir eş, bir anne olarak yaşadığı zorlukları görüyoruz. Siyaseti bilmiyor, okula gitmemiş, herhangi bir alanda eğitim almamış, çocukluk yıllarında sadece ülkenin yasaları, İngiliz Klisesi hakkında öğretiler görmüş ve dolayısıyla olduğu noktada zorluk çekiyor.

Claire Foy sergilediği performansla hem Taç’ın (Crown) hem de rolün altından kalkmış. Hazır bir oyuncunun performansına değinmişken, oyunculuklardan bahsedeyim. Dizi diğer çoğu alanda olduğu gibi oyunculuklar konusunda da sizi etkiliyor. Hatta yeri geliyor tüyleriniz diken diken bir şekilde ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. Başta dizinin castını saymıştım. Tekrar saymama ya da tek tek değinmeme gerek yok zira hepsi iyi derecesinde performanslar sergiliyorlar ancak 2 kişi oldukça ön plana çıkıyor. Biri zaten ana karakterimize hayat veren Claire Foy. İlk sezonu bitirdiğinizde, bir kez daha ilk bölümü izleyip, daha sonra son bölüme bir göz atmanızı istiyorum. Karakterin yaşadığı değişimi nokta atışı diyebileceğimiz şekilde, eksiksiz gösteriyor. Diğer kişi ise Winston Churchill rolündeki John Lithgow. Dönem veya karakterler hakkında herhangi bir belgeseli ya da Youtube’dan birkaç videoyu izlerseniz görürsünüz. John Lithgow’un kullandığı beden dili, yürüyüşü, mimikleri, sanki gerçekten O’ymuş gibi hissettiriyor. Zaten her iki oyuncu da rolleri ile oyunculuk dallarındaki adaylıklara sahip. Claire Foy, ”En iyi kadın oyuncu” dalında, John Lithgow ise ”En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında aday. Yazı boyunca amma övdün, hiç mi kötü, olumsuz etken, faktör yok diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın yoklar. Dizinin Emmy ödüllerinde tam 11 adaylığı var.

Bu adaylıkların en önemlilerinden bazıları:

  • En İyi Drama Dizisi
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yönetmenlik
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Casting
  • En İyi Müzik Kompozisyonu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Senaryo

Dizi Golden Globe (Altın Küre) ödül töreninde ise En Drama Dizisi ve Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini evine götürdü. Sırada Emmy ödülleri var. Ben yapımın törenden en az birkaç ödül ile ayrılmasını istiyorum ve ümit ediyorum.

Diziyi hala izlememişseniz inanın bu yılın en iyi dizilerinden birini kaçırıyorsunuz. The Crown, çok kaliteli bir yapım ve her ayrıntısını incelemeniz, hayranlıkla döneme tanıklık etmeniz için sizleri bekliyor.

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel5 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba1 hafta ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba1 hafta ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba1 hafta ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba3 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba4 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba