Connect with us

Genel

DAREDEVIL SEZON 2 FRAGMAN PART I-II

Yayınlandı

on

Marvel, film evreninden sonra dizi evrenine Agents of SHIELD ile başlamış, MCU evreninin arka planında neler olduğuna tanık etmiştik, hala da ediyoruz. Bana kalırsa Marvel’ın yaptığı en mükemmel iş, tüm dizi ve filmlerinin aynı evrende geçirmesiydi. Bu kararın elbette olumsuz yanları oldu. Örneğin dizi ile filmler birbirine asla karışmıyor. Sadece ufak göndermeler veya easter egg’ler ile içimiz rahatlatılmaya çalışılıyor. Bu bile güzel bir olay. DC, bunu eski ve yeni tüm dizilerinin farklı evrenlerde geçtiğini geçen The Flash bölümünde belli etmişti. Ancak film evrenini dizilerde -farklı evrenler dahi olsa- asla göstermeyecek kadar katı bir tutumları var. Kim Grant Gustin’i (Flash/Barry Allen) 2018’de gösterime girecek Flash filminde ufak bir sahneyle görmek istemezdi ?

Neyse sözü fazla uzatmadan Daredevil sezon 2’den yayımlanan iki fragmanıda aşağı yerleştirdik. Yeni bir site olduğumuzdan ileri ki dönemlerde umuyorum ki size Türkçe altyazı seçeneği ile de uğrayacağız. Anlayışınıza sığınıyor, teşekkür ediyorum 🙂

 

 

 

 

Okumaya Devam Et
yorum yapmak için tıkla!

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

The Walking Dead 8.Sezon 4.Bölüm “Some Guy” İncelemesi

Yayınlandı

on

Walking Dead, başarısı ile birlikte zirvede en çok tartışılan dizilerden biridir. Bunun nedeni 8 sezon sürmesi olabilir. Post-apokaliptik bir dünyayı işliyor olmaları, en başta çekici geliyordu. Ama şimdi o hissi ne kadar alıyoruz? İşte bu tartışılıyor. Çünkü ben, artık yaratıcı ve mantıklı şeyler görmek istiyorum. İnsanların çoğu zombi olduysa, dünyanın dengesinde bir şeyler değişmeli. Doğal afet görmedik. Sise gömülmüş şehirler, renkler, karamsarlıklar görmek istiyorum. Ben bunları isterken, 8.Sezon’a aksiyonu bol şekilde giriş yaptı. 4 bölümdür de aksiyon durmak bilmiyor. Ama bu bölüm hepsinden iyiydi. Şimdi Spoiler içeren incelememde bunu konuşacağız.

Ezekiel ile Carol arasındaki ilişki, başından beri beni etkiliyordu. Ve bu bölümde zirveyi gördü. Aktör olarak Aragorn’u oynayan Ezekiel, sürekli motive eden konuşmalar yapıyordu. Rick de güzel stratejiler izlerken, Saviors sessiz kalıyordu. Negan’da Peder ile sıkışmışken Saviorsları merak ediyorduk. Tek bir adam bile kaybetmeyen Kral Ezekiel, mitralyözün gazabına, geçen bölümün sonunda uğradı. Ama öyle böyle değil. Açık alanda zafer sarhoşu olan Kingdom ekibi, paket oldu. Ama kendilerini krallarının önüne atmayı bildiler. Bu çok ağır bir sahneydi. Liderler önemlidir ancak askerlerin de böyle harcanması insanın yüreğini dağlıyor. Hayatta kalma mücadelesini işleyen dizide böyle bir sahne görmek, insan psikolojisinin derinlerine iniyor. Saliselik bir kararla krallarının önüne atlamaları gerçekçiliğini ise tartışılır bir durum. Ayağından yaralanan Ezekiel’in oradan kaçmaya çalışması da bölümün temasıydı. Pusudan kurtulan diğer arkadaşları da Ezekiel için ölmeye devam etti.

Yine herkesin can verdiği anlarda, önemli karakterlerin kurtulduğuna şahit olduk. Carol o saldırıda içeriye girmeyi başarmış. Kadın bilgisayar oyununda God Mode açmış gibi geziyor. Silahı alıp savaşı leyhlerine çevirmeleri için Carol savaşa devam ediyor. Tek başına yine ortalığın camını kıran Carol, Ezekiel’ı kurtarmak için silahın peşini bıraktı ama motor sesi, başarılı bir sekanstı. Silahın peşine düşmeye gerek yoktu. Çünkü bu civarda bu motoru kullanabilecek tek kişi vardı… (Masal anlatır gibi oldu.)

Ezekiel yine kurtulmuş ve daha kim kendini feda edebilir derken, yadigar Kaplan geldi ve mındar oldu. Kükremesiyle görkemli görkemli gezen yadigar, az göründü ve hiç oldu resmen. Beşiktaş’ın “Feda” Sezonu gibi bir bölümdü. Fedaları beğenmesem de Ezekiel’ın “Ben Kral falan değilim!” isyanı bölümün, hatta son sezonların en can alıcı sahnelerinden biriydi. Ki senarist bu sahneyi düşünmüş, çevresine sahneler yazarak bu bölümü oluşturmuş diyebiliriz. Yönetmenliğe dair tek sahne ise, kanalizasyonla birleşen kaplan kanıydı.

 

İlk sahneyi unutmadım. 40 dakikayı harcayabilirlerdi. Az önce beraber savaştığı insanlar artık zombiydi. Muazzam bir sahneydi. Her karakter bu acıyı belli dönemlerde yaşadı. Carl, annesini öldürmek zorunda kaldı. Daha kısa ve daha kaliteli bir yapım olsa, her bölüm ağlatabilecek sahneleri ve konusu bulunmakta. Örneğin Carol’ın Lizzie’yi öldürmesi, hala dizinin en iyi sahnesidir. Üstüne sahne gelmedi. Neyse konumuzu dönelim. Bunların dışında Resident Evil havasında bir araba kovalama sahnesi çekmişler. Gerçekçilik yine dibe vursa da Daryl’in artistik girişi her şeye bedeldi.

“Ben Kral falan değilim! Senin majestelerin de değilim! Hiçbir şey değilim. Sıradan bir adamım.”

Bu replikle zirveyi gören “Some Guy” bölümü, 8. Sezonun en anlamlı bölümüydü. Ezekiel hem Kral’dı hem Aktör hem de sıradan bir adamdı. Bu bölümden sonra aynı Ezekiel’ı görmemeliyiz. Değişim istiyoruz. Bu evrende Negan ve Rick’in savaşından fazlası olmalı. Bu bölümde bunu hissettik. Umarım devamı gelecektir. Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.

Okumaya Devam Et

Bomba

The Gifted 1.Sezon 5.Bölüm ”boXed in” İncelemesi

Yayınlandı

on

Aksiyon dolu 4.bölümden sonra temponun biraz daha yavaşlayacağı öngörülebilirdi. Öyle de olmuş, fakat bu kalitenin düşmesini de gerektirir miydi? Ne yazık ki ilk kez negatif düşüncelerimin ve izlenimlerimin daha yoğunlukta olduğu bir Gifted bölümüydü ”boXed in”. Düşen tempoyu daha iyi karakter gelişimleri için kullanabilecekken, bölüm gereksiz ve özensiz yazılmış diyaloglarla, sahnelerle bezenmiş. Her zaman olduğu gibi, görselden sonra daha detaylı bir şekilde bahsedeceğim.

Tabii ki, spoiler!

Ben Mutantım diye bağırıyor adeta!

Bölüm Sentinel Hizmetleri’nden Jace’in 15 Temmuz olaylarında kızını nasıl kaybettiğini gösteren bir flashback ile açıldı. Evet 15 Temmuz orada da önemli bir gün imiş mutantlar için. Ben kızının ölüşünü, protestoları daha detaylı görürüz diye beklemiş ve istemiştim fakat tek görebildiğimiz havaya saçılan birkaç ışıktan ibaretti. Gerçekten çok özensiz bir sahneydi, bütçe yoktur anlarım dada bu kadar olmaz yani. Daha sonra günümüze dönen dizimiz bu bölümünde hikayenin merkezine Sentinel Hizmetleri’nin ekibin karargahını aramasını ve ekibimizin de bu aramadan kurtulma çabasını koyuyor. Bunu işlemekte ise bayağı tökezliyor. Bölümün tökezlediği noktalardan birine örnek vermek gerekirse, Marcos ve Lorna arabada kaçarlarken karşılarına tam da Jace’in olduğu Sentinel birlikleri çıkıyor. Jayce’i önceki bölümde mutantların güçlerini kapatan mutant Pulse’un nasıl onlar için çalışmaya başladığını öğrenmek istiyorlar. Sorgu sahnesi fena değildi fakat bu bölüm aynı zamanda oyunculuklar da sırıtıyordu. Tabii ki birkaç isim dışında. Bölümde belki gördüğümüz tek aksiyon ise Polaris’ten geldi. Özellikle Jace’i rehin tuttukları binadan dışarıya demirleri fırlattığı sahne muazzamdı. Bu gibi sahnelerin daha çok olmasını istemek hayalperestlik olur gibi de olsa neden olmasın diyerek kendimi avutmayı seçiyorum ben.

Bölümün tökezlediği, işlemekte başarılı olamadığı diğer anlar ise sırasıyla; görünmez mutant Harry’e kan gerektiğinde Andy’nin vermesi oldu. Hani neden başka kimseye sorulmadı, direkt Harry’nin kanı uydu? Diğer an ise, Fade karakterinin Reed’i ilk anda araba ile almayacağı çok bariz beklenebilirdi. Diziyi bu gibi klişeleri kullanmadığı, ya da bu klişelere daha seyrek başvurduğu için ilk 4 bölüm çok sevmiştim. Umarım bir düşüş noktası değildir bu bölüm ve ilerleyen bölümlerde kalite ivmesi hızla yükselir. Ayrıca belirtmekte fayda var X-Men ya da Brotherhood gibi önemli grupların isimlerini uzun süredir duymuyoruz ve şu sürekli sözü geçen, binlerce kişinin öldüğü 15 Temmuz olaylarıyla bir ilgileri var mı yok mu ben merak ediyorum. Umarım bu konuya da, özellikle X-Men’in akıbetine ileride değinilir. Strucker ailesinin de şimdilik de olsa gizli üste kalmaya karar vermesiyle, bu üste daha küçük çaplı bir X-Men oluşuyor gibi. Saydığım negatif detaylarla dolu bir bölüm olsa da, dizi genel itibariyle X-Men evrenini, evrene ait çıkmış çoğu filmden daha iyi bir şekilde yansıtmaya devam ediyor! Yansıtmaya devam edeceğini de umuyorum. Benden bu bölümlük bu kadar X-Men severler.

Gelecek bölümlerde görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

The Gifted 1. Sezon 3. Bölüm ”eXodus” İncelemesi

Yayınlandı

on

Geçen bölümden sonra bu bölüm olacakları oldukça merak etmiştim. Blink’in iyileşmesi ana hikayemizin ilerlemesindeki engel olmaktan kalkmıştı. Öyle de oldu ve hikayemiz yavaş bir şekilde de olsa ilerlemeye devam etti. Öyleyse bölüme değinmeye başlayayım.

Buradan sonrası spoiler

Bölüm Lorna ve Marcos’un bir flashbacki ile açıldı. Hem de çok güzel bir flashbackti. Lorna ve Marcos ilişkisinin gelişmesi güçlenmesi açısından hoştu ve bunun da dışında karakterlerin güçleri çok yaratıcı bir şekilde kullanılmıştı. Lorna’nın da sahnede açıkladığı gibi güneş enerjisi ile manyetosferin çarpışıp Aurora Borealis’i yani Kuzey Işıkları’nı oluşturmasına tanıklık ettik.

O sahne!

Daha sonra ise Caitlin Marcos ve diğer mutantlar karşı çıksa da yasal yollardan yardım aramak istedi ve çocukları ile kardeşi Danny’e gittiler. Gidiş yolları, taksi parasını çalmaları, Danny’nin evinde saklanmaları ve Danny’nin onları istemeyişi daha önceki bölüm incelemelerinde de dediğim gibi diziyi izlemesi zevkli kılan ve bir X-Men eseri olduğunu hatırlatan yerlerdendi. Özellikle Danny’nin ”birikmiş param var, alabilirsiniz ama sabah gidin” dediği sahne de Caitlin rolündeki Amy Acker’ın sergilediği oyunculuk tek kelimeyle harikaydı ve hem aktristen hem de bu diziden böyle bir sahne beklemediğim için çok şaşırdım. Keşke Acker’ı daha büyük yapımlar arasında görme fırsatımız olsa. Ertesi sabah evde mutantların bulunduğunu öğrenen ve evindeki pompalıyı, keskin nişancıyı kapan Amerikalı mutant sevmeyen komşuların gelmesi ise olayları bir anda kızıştırdı. Buralardaki aksiyon sahneleri kısa da olsa izlemesi çok zevkliydi ve kaliteliydi de. Başta Lorna ve Marcos’un güçlerinin yaratıcı kullanılışına değinmiştim. Bir diğer hoşuma giden oldukça yaratıcı güç ise Dreamer’ınki idi. Geçen bölümde de bahsettiğim karakterin bu bölümdeki rolü daha büyüktü ve güçlerini Blink’e gerçek olmayan anılar yüklemek için kullandığını gördük. Blink böylece – bir kişiye fazla değer verince ki bu Thunderbird oldu – açması gereken portalı açabildi. Ekibimizin onları kovalayanlardan kurtulması da böyle oldu.

Bölümün bir diğer hikayesinde ise Reed’i izledik. Tanıştığı mutant aileye acıdığı için araçtan atladığı sahne duygusaldı. Reed’in ailesi için yapabileceklerini merak ediyordum ama o küçük kız ve annesi ile olan etkileşiminden sonra aldığı karar karakterin vicdanına yenik düşebileceğini bize gösterdi. Değindiğim gibi dizi oldukça güzel gidiyor, ayrımcılığı iyi işliyor, aksiyonu güzel veriyor, en önemlisi güçleri, kısaca mutantları iyi kullanıyor. Bu bölümde pek easter egg yoktu fakat değinmem gereken 2 detay var:

  • Danny’nin oğlu Scott, Cylops’un gerçek ismi ile aynı isme ve görünüşe sahip, karakteri bu kadar gıcık olmasa güçleri ortaya çıkmamış Cylops derdim!

Bu detay aslında dizinin ilk bölümünden beri vardı fakat yazmayı unutmuş olsam gerek, gizli mutant üssündeki banka kapısı, daire şeklinde ve tıpa tıp Cerebro’nun girişindeki o daire kapılara benziyor. Bunun da dışında sürekli açık halde duran bu kapının üstünde de büyük bir X işareti görebilirsiniz. Bu durum bende orası yıkılmış bir eski X-Men okulu ve o kapıda Cerebro’ya açılıyormuş hissi uyandırdı.

Gelecek bölüm yazılarında görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Bomba6 gün ago

Justice League İncelemesi ve Tüm Çizgi Roman Referansları!

-SPOILER OLMAYAN KISIM- Kutluhan’ın Görüşleri Villian, solo hikayeler, diyaloglar, espriler, efektler, yan karakterler filmi bir bütün olarak karşımıza çıkardı. Avengers’tan...

Bomba2 hafta ago

The Handmaid’s Tale İncelemesi – Emmy’e Doyamayan Dizi!

“Sitedeki ilk yazım ne hakkında olmalı?” diye uzunca bir süre düşündükten sonra, son zamanlarda izlediklerim arasında beni en çok etkileyen...

Bomba2 hafta ago

The Walking Dead 8.Sezon 4.Bölüm “Some Guy” İncelemesi

Walking Dead, başarısı ile birlikte zirvede en çok tartışılan dizilerden biridir. Bunun nedeni 8 sezon sürmesi olabilir. Post-apokaliptik bir dünyayı...

Bomba2 hafta ago

En Underrated Diziler #2: Luther!

Biz bir Underrated diziler yazısı başlatmıştık ve ilk olarak Person of İnterest‘i tanıtmıştım. Uzun süre boyunca yeni bir dizi yazılmamış olduğunu...

Bomba3 hafta ago

X-Men, Her An Marvel’a Geri Dönebilir! Disney, Fox’u Satın Almak İçin Harekete Geçti!

Başlığı olabildiğince nazik ve ilgi çekici seçmek için elimden geleni yaptım ancak yazımın içerisinde baya gaza gelmiş, baya kendinden geçmiş...

Bomba3 hafta ago

The Walking Dead 8. Sezon 3. Bölüm Monsters İncelemesi

Bu inceleme The Walking Dead 8. Sezon 3. Bölüm hakkında SPOILER içermektedir.  Monsters yani Canavarlar bölümün adıydı. Bölümün adı neyse...

Bomba3 hafta ago

“The Lord of the Rings” dizisi neden olmamalı? Açıklıyoruz!

Marvel’i televizyona taşıdılar. Ölüm Defteri’ni görmezden geldik. Westworld ve Fargo, uyarlama seçimini, filmleri temel alıp ancak filmlerin senaryolarından bağımsız ilerleyerek...

Bomba3 hafta ago

The Gifted 1.Sezon 5.Bölüm ”boXed in” İncelemesi

Aksiyon dolu 4.bölümden sonra temponun biraz daha yavaşlayacağı öngörülebilirdi. Öyle de olmuş, fakat bu kalitenin düşmesini de gerektirir miydi? Ne...

Bomba3 hafta ago

Infinity War’da Beklenmedik Yeni Karakterler Olacak. Söyleyenler ise Russo Kardeşler!

Infinity War ve Thanos’un ayak sesleri artık gittikçe yaklaşıyor. Yaklaştığı için geçtiğimiz yaz gizlice izletilen fragman tüm dünya vatandaşları olarak...

Bomba4 hafta ago

The Walking Dead 8. Sezon 2. Bölüm The Damned İncelemesi

Bu inceleme The Walking Dead 8. Sezon 2. Bölüm hakkında SPOILER içermektedir. Rick ve tayfasının Negan’ın karakollarını teker teker basma...

Bomba