Connect with us

Bomba

DR. STRANGE FİLM İNCELEMESİ VE ÇİZGİ ROMAN REFERANSLARI -SPOILER-

Yayınlandı

on

Marvel’ın ilmek ilmek işlediği evrenini Dr. Strange ile genişletmeye devam ediyor. Öncelikle bu filmden ne beklediğiniz ve sonunda neyi bulduğunuz çok mühim. Çünkü her süper kahraman filminden bir Dark Knight daha çıkabilecek umuduyla gideceksiniz, hayal kırıklığı bol olur. Ancak her süper kahraman filmine yeni bir heyecan, hayallerinizin dünyasını izleme şansı olarak görüyorsanız görsel bir şölen izlemiş olacaksınız. Dr. Strange karşımıza Marvel evreninden kendince en bağımsız ancak o evrenin tam merkezinde bir dünya inşa etmiş halde geliyor. Zaten filmi izlerken tek bir ana tema var ; Avengers gibi güçler fiziksel dünyayı korurken, biz ruhani dünyayı koruruz. Filmin tek cümlelik özeti budur.

Iron Man ile 2008’de başlayan müthiş maraton neyse, sanki yeni bir maratonun başlangıcı gibiydi Doctor Strange. 2018’de gelecek Infinity War ile birçok karaktere veda edeceğimiz bilinmeyen bir olay değil. Bu yüzden Doctor Strange’i, yeni ve taze Marvel evreninin ilk filmi olarak koymakta sakınca görmüyorum. Spoiler incelememe fotoğraftan sonra hemen başlıyorum. Filmi henüz izlemeyenler için oldukça kapsamlı bir şekilde ele alacağım. Bu yüzden Dr. Strange’i izledikten sonra bu yazıyı okumanızı tavsiye ediyorum. Benim incelemelerimi bilenler filmleri, olumlu/olumsuz yanları olarak ele aldığımı bilir. Yine bu şekilde bir inceleme ile karşınızdayım ve başlıyorum !

doctor-strange-pics

Olumlu yanları ;

Benedict Cumberbatch / Dr. Stephen Strange 

Marvel’ın muhteşem bir şekilde yaptığı konulardan biri şüphesiz cast seçimleridir. Bu filmin yine en büyük başarısı oyuncular ve bu oyuncuların başında gelen Benedict Cumberbatch. Filmle birlikte dünyaca ünlü cerrahlığını konuşturan Strange, herkesi kendisine hayran bırakan doktorluğunu bizim de görmemizi sağlıyor. Ancak burada minik bir eleştiri olarak, o ukala ve şişkin egolu doktoru izlerken karşımda beliren Sherlock oyunculuğu idi. BBC Sherlock’u canlandıran Kambırbeyb, doktor rolünde de aynı oyunculuğu sergilediğini hisseder gibi oldum. Tabi iki karakterin de birbirine benzeyen ukalalıkları ve detaylara takıntıları bunu görmemi sağlamış olabilir. Zaten kazayı geçirdikten sonra ki çaresizliği ve adım adım ruhani dünyanın korucuyuculuğuna yürüdüğü Nepal’in kutsal mekanı Kamar-Taj’a uzanan yol içinde tüm o mimiklerin değişip tam bir süper kahramana dönüşmesi uzun sürmedi. Zaten Dr. Strange’i kim oynamalı diye bir anket yapılsa 10 kişiden 10’u da Benedict’i önereceğini varsayarsak bir kez daha karakter, oyuncu eşleşmesi yüzde yüz uydu diyebiliriz. İleride gelecek filmlerden muhakkak bir tanesi Dr. Strange 2 olacağını öngörebiliriz. Çünkü Mordo, doğanın dengesini sürekli bozdukları düşüncesiyle çok fazla büyücü olduğunu ve bunları teker teker yok etme yoluna girdiğini düşünürsek 2. bir film mutlaka gelecektir.

Dormammu 

Dr. Strange denince aklımıza ilk gelen villain elbette Dormammu. İkinci filme saklayacakları düşüncesi hakimdi ancak ilk filme direk koyarak iyi bir tercih yaptıklarını düşünüyorum. Çünkü Marvel evreni, artık birbirinden ayrılamayacak şekilde bağlı. Iron Man, Spider-man’de görünecek. Öncesinde Black Widow, Iron Man’de görülmüştü. Böyle böyle bir çok karakter başkasının filminde yer alarak aynı evreni daha da güçlendirme yoluna giriyorlar. Bu yüzden Dr. Strange, Avengers’ın temas bile edemeyeceği düşmanları yenmekte inanılmaz güçlü bir müttefik olacak.

Dormammu’yu göstermelerinin bir diğer önemi, kökeni anlatılacak olan bir süper kahramanın izleyenin gözünde çok güçlü durması gerektiğiydi. Mads Mikkelsen’in canlandırdığı Kaecilius karakteri ilk film için bana göre biraz ZAYIF kalıyordu. Zayıf mıydı ? Tabiki hayır. Sadece tek başına bu filmi kaldıracağı ağırlıkta bir karakter değildi ki Strange, her şeyi daha yeni keşfettiği bir dönem de dahi hem takipçilerini hem onu yenmeyi başardı. Dormammu ise tehlikenin ne kadar büyük olabileceğini bize gösterdi. Dr. Strange ile girdiği sonsuz döngü de çıldırmak üzere olmasaydı dünyayı karanlık boyutuna çoktan almıştı. Ancient One’ın yıllardır koruduğu ve en çok aç olduğu evren olan dünyamızı almaktan vazgeçecek değil elbet. Ancak Marvel evreninin en tehlikelisi gözüken Thanos’tan bile daha tehlikeli varlıkları görmemiz açısından harika bir seçim oldu Dormammu.

Ancient One 

Tilda Swinton’ın oyunculuğuna aşık olan biri olarak, bir karakteri aldığı yer ile bitirdiği yere inanılmaz saygı duydum. Onu izlerken sanki filmin adı Dr. Strange değil Ancient One olduğunu düşünmeden edemedim. Ancient One’ı anlatan film de yer alan geleceğin kahramanı Stephen Strange tanıtıldı desem buna itirazı olacak olan yoktur bence. Varsa elbet yorumlara yazabilirsiniz. Yine de ben Ancient One’ın burada harikalar yarattığını ve filmin en önemli parçası olduğunu düşünüyorum. Bu hem Kadim Kişi’ye hayat veren Tilda Swinton’ın hem de evreni yüzyıllardır koruyan büyücünün sorumluluğunu bizlere çok güzel aktardığı için. Kaecilius ile filmin başında yaptığı dövüş MCU içerisinde izlediklerim arasında favorilerden biri oldu. Ölümü ise bir o kadar iç burktu. Öldüğü ana gidip o anı yüzlere, binlere bölerek yavaşlatmaya çalışması ne kadar kadim biri olsa bile, ölümlü olduğunu hatırlatması her birimizin içinde yer alan ölüm korkusunu çok güzel tarif ederek bizlere veda etti.

Görsel efektler 

Bu seçeneği buraya koymama gerek yok aslında. Sonuçta artık milyon dolarların 20 tl gibi görüldüğü film piyasasında bu denli güzel efektleri görmek hakkımız oluyor. Burada görsel efektten çok bahsetmek istediğim, Ancient One’ın Strange’e hiç görmediği dünyaları göstermek için yaptırdığı yolculukta gittiği bir mekanın Ant-Man filminde gördüğümüz hiçlik boyutuyla aynı olduğunu farkettim. Orada Scott, düşmanını yenmek için aşırı şekilde küçülmüş ve hiçbir şeyin olmadığı bir yerde sıkışmıştı. Aynı Hank Pym’in eşi Janet gibi.

Dövüş koreografileri ise fragmanlardan gördüğümüzden farklı bir şey görmediğim için çok şaşırtıcı olmadı ama sinema ekranında görünce etkilenmemek elde olmuyor. Inception dünyasının çok daha karmaşığı ve kontrol edilebileni diyerek özetleyebiliriz sanırım. Fragmanların dışında bir sürpriz ile karşılaşmayı bekledim ancak olmadı. O konu da bende kırgınım özetle.

Olumsuz yanlar ;

Christine Palmer / Rachel McAdams ;

Marvel evreninde süper kahramanların sevdiği insanlar bazen süper kahramanlardan bile daha önemli olabiliyor. Bunun bir sürü kanıtını gördük ve okuduk. Spider-man için Mary Jane’in önemini, Iron Man için Pepper Pots’un önemini burada göremiyoruz. Belki aşk işlerini çok karıştırmak istemediler ancak Christine karakteri çok yetersiz buldum. Oysa Rachel McAdams çok yetenekli bir oyuncudur. Yani o konuda sorunumuz yok. Sadece Christine’i filmden çıkarınca neler değişiyor diye bakınca çok fazla olmuyor. Stephen’ı ölümden kurtardı diyebilirsiniz ama onu herhangi bir doktor ile de yapabilirdi zaten. Kısacası Stephen’ın hayatında çok daha fazla önem arz etmesini bekledim ancak bunu göremediğim için biraz hayal kırıklığına uğradım. En sonunda kondurduğu sevimli öpücük bile olumlu kısma yazmamı sağlamadı maalesef. Büyü dünyasında kadın napsın yahu diye de düşünmemek lazım. Marvel bir çok film ve çizgi roman kurgusunda süper kahramanın sevdiceğini doğru noktalara yerleştirdiği oldu. Burada sınıfta kaldı diyebilirim.

Film Müzikleri ; 

Marvel’ın hala bir WONDER WOMAN/ Is She With You ? soundtrack’e sahip değil. Sorunu böyle özetlersem daha iyi olacak gibi. Çünkü film de bir çok müzik grubu ve şarkı ismi geçti ama Marvel’ın 2008 senesinden beri bir türlü düzeltmediği ve düzeltmekte istemediğini artık düşünmeye başladığım en büyük sorunlarından biri olan film müzikleri. Her MCU filmi incelemesinde olumsuz kısıma bunu koymaktan yoruldum ancak gaza getiren, filmle birlikte akan müzikler yapmayı beceremiyorlar. İnsan ister istemez vurucu anlar geldiğinde müziklerle kendinden geçmek istiyor. Hep söylerim, süper kahramanı kimin oynadığı nasıl önemliyse müzikleri de o kadar önemlidir. Umarım bu konuya ağırlık vermeye başlarlar. Böyle yaparak filmlerinde buruk bir tat bırakıyorlar.

Kaçak yazar notu: Ben yazarlardan Barış, buraya ne kadar müzik açısından yetersiz bir film olsa da ki zaten credits kısmında da müzik listesinin kısacık olduğunu görmüşsünüzdür, bir müzik var ki bence MCU tarihindeki en iyi müzik. Aşağıya iliştirip tekrar sözü Anıl’a bırakıyorum.

Kaecilius / Mads Mikkelsen 

Mads Mikkelsen’ı olumsuz yere koymak pek haddim değil. Zaten oyunculuğu yine ona özel ve güzeldi. Benim sorunum canlandırdığı öğretmenine inancı kalmayan ve ölümsüzlüğü arayan Ancient One’ın eski öğrencisi Kaecilius karakteri. Çizgi romanlarda Baron Mordo’nun öğrencisi olan ve Mordo’nun tüm yetenekleriyle kuşanan bu karakter, Marvel Sinematik Evreninde Ancient One’ın öğrencisi olarak karşımıza çıkıyor. Dormammu ile ilişkileri bakımından çizgi roman ile bir diyebiliriz. Film’de ise gereksiz bir mizah anlayışı ve Dr. Strange gibi büyü işlerine yeni girmiş birine çok çabuk kaybetmesi beni üzdü. Bu yüzden Dormammu’yu işlemeleri filmi güçlendirdi demiştim. Tek başına bir Kaecilius’u ciddiye alamazdım ve alamadım da. Maalesef Iron Man 2’den sonra ki en yetersiz villain olarak kaldı.

Çizgi roman referansları ;

The Living Tribunal

5175844-5175558-adamlt2

Marvel evreninin en güçlü kozmik güçlerinden biri olan The Living Tribunal’dır. Mordo, bazı silahların, insanların tek başına kullanabileceğinden çok daha güçlü olduğundan bahsederken The Staff of the Living Tribunal’ı söyledi. Bu kozmik varlık, multi-evren ciddi bir tehlikeye maruz kaldığında müdahale eden bir karakter. Yakın zamanda Thanos ile çok büyük mücadeleye başlayacak olan Avengers’ın yanında, kozmik varlıkların müdahale etme şansını oldukça fazla görüyorum.

Astral ameliyat 

Hemşire Palmer’a yaralı bir halde gelen Strange’in, astral boyuta geçerek ameliyata yardım ettiği sahne aslında çizgi romandan birebir kullanılmış bir an oldu.

the-oath-final-720x1122

Çizgi romanda gördüğünüz sahne, film içerisinde aynen kullanarak güzel bir referans olmuş oldu. Tek fark orada ameliyatı yapan Night Nurse iken burada Palmer yapmıştır.

Cagliostro kitabı ;

Çizgi romanlarda zamanı kontrol edebilmek ve Ancient One’ı yenebilmek için çalan kişi Baron Mordo’dur. Filmde ise bu olay Kaecilius’a aktarılmış.

Master Hamir ;

Çizgi romanlardan aktarıldığına göre Ancient One’ın kişisel yardımcısı olan tek elli büyücü Hamir the Hermit olarak geçiyormuş. Ayrıca bir süre sonra Wong, onun öz babası olduğunu öğrenmiş. Bu hikaye ise Strange Tales 133. sayısında geçiyor. Bende yabancı sitelerin yabancısıyım valla ama bu şekilde aktarılmış.

Infinity Stone ;

Aslında filmin en önemli noktası bunu öğrenmemiz oldu. Strange’in tüm film boyunca kullandığı Eye of Agamotto’nun zaman taşı (Time Stone) olduğunu Wong’ten öğrenmiş olduk. Geriye açıklanmayan sadece ruh taşı kaldı o da eli kulağındadır. Bu şekilde Thanos’un taşları toplaması için her şey yerli yerine oturuyor. Thanos’u son görüşümüzde işleri kendi halletmeye başlıyordu. Bakalım zaman taşını Strange’ten nasıl koparacak.

Dormammu’yu oynayan kişi Benedict Cumberbatch 

Şaşılacak bir şey ancak durum cidden böyle. Yönetmen Derrickson prodüksiyon aşamasında bir gün Benedict’in yanına geldiğini ve “Bu işi benim yapmam hakkında ne düşünürdünüz ?” diye geldiğini ve bu fikri çok ilginç bulduğunu söylemiş. CGI olarak yaratılacak Dormammu için Benedict’in sadece yüzünü ve mimiklerini kullandıklarını ve Dormammu gibi evren fatihi bir karakteri en iyi anlayabilecek kişinin yine Benedict olduğunu aktarmış. Dormammu’nun sesini ise bir başka İngiliz aktör seslendirmiş. Çok ilginç değil mi ? Büyük adamsın Kambırbeyb !

Avengers Kulesi ;

ed859700-81cb-0134-18d4-060e3e89e053

Benim film sırasında iki kere gördüğüm Avengers kulesi, güzel hissettirdi. Düşünsenize, dünya ve evren tehlike altında ve hiçbir Avengers’ın haberi dahi yok. İşte bu yüzden Doctor Strange’in önemi çok daha fazla oldu.

Thor ek sahnesi ;

Thor, kardeşi Loki ile New York’ta Odin’i aramaya çıktıklarını öğreniyoruz. Thor : Ragnarok’tan gelen set fotoğrafları da bunu gösteriyordu zaten. Loki ile Thor New York sokaklarında evsiz gibi giyinen babalarını arıyorlardı. Bu hale nasıl geldiler bilmiyoruz tabi ama Thor’u uzun zaman sonra görmek güzel oldu.

Brother Voodoo ;

New York Semptumunun koruyucusu Daniel Drumm’dı hatırlıyorsanız ? Heh işte o Drumm, Kaecilius tarafından öldürülmüştü. Çizgi romanlarda Drumm’ın ruhu ile kardeşi Jericho’nun bedeni birleşerek Brother Voodoo adlı süper kahramanı oluşturuyorlar. Şu sıralar Doctor Voodoo adını kullanıyorlar ve Sorcerer Supreme’liği Strange’ten devraldılar. İleri filmler için bunu kullanabileceklerini düşünüyorum.

Stan Lee cameosu söylememe gerek yok sanırım ve Strange’in kaza sırasında Billy’den 35 yaşlarında bir albayın omurilik felci geçirdiğini söylemesiyle War Machine’e gönderme yapıldığı da söyleniyor. Rhodes 35’ten daha büyük gözüktüğü için onun olup olmadığını bilmiyoruz elbet.

Benim gördüklerim, okuduklarım ve sizlere aktarabileceklerim bu kadar Kara Büyücüler. Doctor Strange, Marvel evreni içerisinde çok büyük etkileri olacak olan ancak bunun etkilerini henüz göremediğimiz bir yapıt. Netflix dizileri gibi süper kahramanın yaratılış sürecini izledik ve son derece memnun bir şekilde salondan ayrıldım. Tabi bu Marvel’ın birazcık daha risk alması gerektiğini düşünmediğim anlamına gelmiyor. Görüşlerinizi mutlaka yorumlara belirtin, birlikte tartışalım !

Okumaya Devam Et
Advertisement
3 Comments

3 Yorumlar

  1. Emir

    5 Kasım 2016 at 10:53

    Filmi beğendim. Suicide Squadtan daha derli toplu bir filmdi fakat tahmini çok kolay bir filmdi. Senaryo biraz daha derin olabilirmiş. Artık iyiden iyiye Infinity Wara yaklaşıyoruz. Kaldı bir sonsuzluk taşı. Yalnız benim artık tek beklentim Marveldan şu Infinity War filmini Epik-Destansı yapsın lütfen. Diğer filmler neyse de o film her yönden muazzam olmalı. Adamları zengin ettik, buna hakkımız var…

  2. BaelTheBard

    5 Kasım 2016 at 13:34

    agent of shiel in son bölümüne bi inceleme güzel olur

  3. qwe

    7 Kasım 2016 at 03:28

    beyler filmin sonunda dormammuyu sonsuz döngüye sokup pazarlık yapmaya geldim diyip duruyor sonra istiladan kurtarıyor dünyayı. ha bide creditsten sonra thorla karşılıklı oturup doktor çay içermisin diye soruyor thorda ben çay içmem diyip birayı gösteriyor içiyor bira bidaha doluyor falan goy goy oluyo orda

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Avengers: Infinity War İncelemesi – Yeni Bir Bakış Açısı ve Tüm Easter Eggler!

Yayınlandı

on

27 Nisan Cuma günü, çok önemli bir olay gerçekleşti. İnsanların ateşi bulması gibi, sanat rönesansı, din reformu ve hatta hatta sanayi devrimi yaşamış Dünya, 27 Nisan Cuma günü en az bunlar kadar önemli bir “Sinema Devrimi” yaşadı. Ben, Avengers: Infinity War’u bu şekilde özetliyorum. Filmin artısı, eksisinden bahsetmiyorum. Elbette artıları, eksileri, klişeleri her süper kahraman filminde olduğu gibi bunda da var. Ancak sıradan bir insan olarak yarınımı zor planlayabiliyorken Marvel Stüdyo’nun 10 seneyi fazla riske girmeden, garantici bir yol ile dahi olsa ilmek ilmek işlediği, hatalardan çok başarıyla karşımıza çıktığı 10 senelik bir devrimden bahsediyorum. Tüm sinema filmlerinin, daha çekim aşamasındayken bile planlarını Disney-Marvel filmlerinden uzak tutarak planladığı bir süreçten bahsediyoruz. Marvel’in çağdaşı, en büyük rakibi DC bile sadece bu evrene yetişebilmek adına daha emeklemeden koşmaya çalıştı. Sonuçlarını hepimiz biliyoruz. Bu açıdan Marvel, 2000’li yılların en büyük devriminin, en büyük planlamasının son halkasını 27 Nisan günü Infinity War ile bizlere sundu. Şimdi gelin bu epik filmin detaylarına girelim.

Yazımız buradan itibaren SPOILER içermektedir.

Infinity War Avengers GIF by Marvel Studios - Find & Share on GIPHY

 

Infinity War, adına yakışır bir şekilde tüm evreni ilgilendiren bir meseleyi konu alıyordu. O meselenin adı da Thanos idi.

Öncelikler her zaman söylediğim bir konu şudur ki, bir filmin düşmanı ne kadar iyi ise filmde o kadar tutar. Marvel’ın en büyük eksikliğini yaşadığı villain konusu, Thanos ile kökünden çözüldü. 10 yıllık planlama tamamen buna mı odaklıydı bilinmez ancak Thanos, bildiğimiz kötülerden değildi. Çünkü kendi düşüncesine göre evren, bir denge içinde olmalıydı. Bu dengenin önünde ise sınırsız nüfusa ve isteğe karşılık sınırlı kaynaklar yer alıyordu. Evrenin dengesi ancak yaşayan nüfusun yarısını fakir, zengin, büyük, küçük ayırmadan öldürmekten geçiyordu. Thanos’un düşüncesini biz insanlar soykırım olarak görsekte onun böyle bir hayali var ve karakterini oturtan olay tamamen bu denge meselesi. O yüzden Thanos’un yaptığını yanlış bulurken, onu anlayabiliyorsunuz. Yanlış olduğunu düşünseniz dahi onunla empati kurabiliyorsunuz. Ben bu empatiyi en son Darth Vader ile kurabildiğimi şu an anımsıyorum. İşte Infinity War’un güzelliği burada yatıyor. Sinema tarihinin en sevilen kötüsü Darth Vader ile Thanos’u yan yana bir cümle içerisinde geçirebiliyorsunuz. Elbette bu benim kişisel düşüncemdir ancak sizlerin de içten içe bunu düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum.

Thanos’un motivasyonu, tüm stoneları toplayarak bu dengeyi tek bir parmak şıklatmasıyla sağlamaktı. Titan’ın evreni dengelemek için yola çıkması elbette o yolun Avengers ile kesişmesine yol açtı. 3 taşın direkt olarak bizimkilerin elinde olmasının (Loki’yi de artık bizden sayıyorum) doğal bir süreci olarak Thanos, Avengers ve Galaksinin Koruyucuları ile birden fazla karşılaştı. Hepsinde de ekiplerimizin hem taşlar hakkında ne kadar az bilgisi olduğunu ve Thanos’un yanında ne kadar güçsüz kaldıklarını anlamış olduk. Üstelik Russo kardeşler, Avengers gibi bir ekibin Thanos’un yanında ne kadar aciz duruma düştüğünü bizlere birden fazla kez gösterme cesaretinde bulundular. Bizim 10 yıl boyunca şikayet ettiğimiz ne kadar detay varsa ki örneğin tek filmlik villainlar, cesur kararlar alınamaması gibi soruların cevaplarını tamamen son filme sakladıklarını anlıyoruz. Bunun için bile Infinity War, tüm sinema severlerin kalbinde çok özel bir başarı çıtası olarak duracak. Bir Yüzüklerin Efendisi için gösterilen saygı ve sevgi, hem şimdi hem ileride Infinity War içinde gösterilecek. Benim kısa süreçli kehanetim bu yönde.

 

Infinity War Avengers GIF - Find & Share on GIPHY

 

Filmin adı direkt olarak Avengers ile başlasa bile, Infinity War bir Thanos filmidir. Spider-Man: Homecoming’in başında yazdığı BU BİR PETER PARKER FİLMİDİR ibaresi yoktu belki ama Thanos’un solo filminde gözüken Avengers üyeleri dersek sanırım kimse karşı çıkmayacaktır. Filmin bu gidişatta ilerlemesi, sona doğru giderken bizim kafalarımızın karışıklığı yerine herkese empati yaparken bulmamızı sağlıyor.

Espriler ve umutsuzluğun bu kadar dengede tutulabilmesine ise ayrı hayran kaldım. Bir önceki sahnede gülerken diğer sahnede gözleriniz tamamen açılmış bir şekilde şoka girebiliyordunuz ve daha az önce güldüğünüzü unutuyordunuz. Russo kardeşler, tıpkı Thanos gibi bu filmde denge’yi harika bir şekilde kullanmış. Hollywood’un en çok para kazanan ünlülerini tek bir filmde buluşturacaksın ve hepsine aynı süreyi aynı diyaloğu sorunsuz bir şekilde vereceksin? Bu denge değil de nedir arkadaşlar? Konuşurken basit konular gibi gelebilir ancak dışarı çıkarken 2 arkadaşınızı yan yana getiremiyoruz bazen yahu. Oradan yola çıkın gerisini siz düşünün.

Tüm bu süreç ise Thanos’un güneşin karşısına geçerek gururlu bir şekilde gülümsediği an içindi. Kahramanlarımızın yarısından fazlasıyla birlikte tüm evrenin yarısı öldü. Beni en çok üzen ölüm şahsen en sevdiğim kahraman olan Spider-Man oldu. Tom Holland’ın orada yeni kahraman olmuş, genç bir Peter Parker olarak ÖLMEK İSTEMİYORUM cümlesini ağlayarak tekrar etmesi her seferinde kalbimi paramparça edecek. O sahne için tek ama tek bir isteğim vardı.. Bir gücüm olsaydı ve Russo Kardeşler’e ulaşabilseydim ölmeden önce son cümlesinin gökyüzüne bakarak “ÜZGÜNÜM BEN AMCA..” olmasını söylemek olurdu. Bu ölüm zaten üzücüydü ancak destansı olması için tek eksik bu cümleydi. Olmadı tabii bu ancak Peter Parker’ı öldürmek bile çok cesur bir karardı. Sadece bu yüzden bile Russolara ve senariste hayran olmamak elde değil. Ölen kahramanlarımızın listesini bir verecek olursak baştan sona;

  • Heimdall
  • Loki
  • Gamora
  • Bucky
  • Black Panther
  • Scarlet Witch
  • Vision
  • Falcon
  • Groot
  • Doctor Strange
  • Spider-Man
  • Star-Lord
  • Drax
  • Mantis
  • Nick Fury ve Maria Hill (End Credits)

Kalanlar ise klasik Avengers ekibimiz Captain America, Iron Man, Thor, Hulk, Black Widow, War Machine’nin yanı sıra Nebula, Rocket, Okoye ve M’Baku kaldı.

İlk Avengers filmine geri dönecek olursak orijinal kadro yaşarken, yenilerin neredeyse tamamı öldü. Buradan çıkabilecek bir ihtimal şu, gelecek filmde eskilerin yeniler için kendini feda ederek ölümlerin değişmesi ve bu sayede New Avengers olarak yola devam edilmesi. Bu akla hemen gelen, en basit çözüm umarım bunu denemezler ve ölümlerin arkasında dururlar.

Gelelim bu işin nasıl çözüleceğine. Aklımda 3 teori var;

1- Gamora’nın ruhunun ruh taşına hapsedildiği ve ikinci filmde Thanos’u bu şekilde içeriden durduracakları. Infinity Stones, Thanos ile birlikte yok olabilirler.

2- Dr. Strange’in 14.000.653 ihtimalden sadece birinde kazandıkları süreci o andan itibaren başlatmış olduğu. Bu ihtimalde ise Tony Stark’ın hayatı çok önemliydi. Bunun yaşanmasının 20 dk öncesinde Stark-Parker ve Taş arasında seçim yapması gerekirse taşı seçeceğini söyleyen bir kadim büyücü anında kararını değiştiriyor ve taşı düşmana veriyorsa bu, o tek ihtimal sürecinin çoktan başladığını gösteriyor. Kendisinin fedakarlık yapıp ölümünü görse bile bu süreci başlatan Strange, bitiren ise Tony Stark olacak gibi duruyor şu an için.

3- Filmin sonunda Nick Fury’nin sinyal gönderdiği Captain Marvel, hikayenin en büyük unsurunu oluşturabilir ve Thanos’u yenmede çok güçlü bir müttefik olabilir.

Umarım dördüncü bir seçenek çıkar ve tüm izleyenleri tatmin edecek bir şekilde Marvel’ın yeni faz filmleri şekillenir. Bu faz şekillenirken ise tek isteğim, Spider-Man geri dönerse artık Tony Stark’ın hegomanyasından çıkması. Spider-Man’in MCU’ya dönüşü hayatımda aldığım en heyecan verici haberlerden biri iken yavaştan pişman olmaya başladığımı hissediyorum. Tony ile olan ilişkisi iyice Rick and Morty’e bağladı. Bu da beni oldukça rahatsız ediyor.

Gelelim Easter Egglere ve filmden önemli anlara;

  • Loki’nin Thor için kendini feda etmeden önce BİZDE DE HULK VAR sözü ilk Avengers filmine gönderme olmakla birlikte sırf bunu Loki söyledi diye inanılmaz hoşuma gitti ve ilk maddeye eklemek istedim.
  • Hulk belki sadece bir kere sahneye çıktı ama bana film boyunca yeten HULK vs THANOS’u görmemizi sağladı. Ağır dayak yedi belki ama o versus’u görmeseydim çok mutsuz olurdum.
  • Çizgi romanlarda dünyayı uyarmaya gelen Hulk değil Silver Surfer idi. Ancak “THANOS GELİYOR” sözü ikisinin de kullandığı ortak nokta oldu.

  • Loki ölmeden önce Thanos’a teklif ettiği REHBERLİK hizmetini çizgi romanda da sunuyor ve bunu yapıyordu. Filmde ise kandırma yolunu seçerek Loki’yi erkenden öldürdüler ki, çok iyi bir karardı. Thor’un motivasyonu tamamen buradan kaynaklı oldu ve mantıklıydı.
  • Aklıma takılan bir soru var, takipçiler aydınlatırsa memnun olurum. Thanos, bu filmde eldiveni Cüce Eitri’ye zorla yaptırdı ancak Age of Ultron’un sonunda “FINE, I’LL DO IT MYSELF” cümlesiyle eldiveni kendisi Xandar’a benzer bir yerden alıyordu. O sahne için;

End Credits sahnesini saymamış olmaları bir ihtimal ancak burası cüce şehri falansa bir şey diyemem elbette.

  • Thanos’un görevini başarıyla yerine getirip sonunda dinlenebileceği bir yer teması, çizgi romanda ÇİFTÇİ THANOS olarak işlenmişti.

  • Tony Stark’ın Ebony Maw’a yaptığı Squidward benzetmesi MCU tarihinin en komik esprisi olabilir. Düşündükçe hala gülüyorum.
  • Thor, MCU tarihinde çekilen filmler hatta dizilerin bile gerisinde kalan bir karakter oldu. Ragnarok filminde Thor’u nihayet çizgi roman karizmasına yaklaştırmışlardı. Infinity War filminin ise Thanos ile birlikte en büyük yıldızıydı. Wakanda savaşında gösterdiği performansla tüm izleyenleri kendinden geçirdi.
  • Cüce Eitri’yi biricik Tyron Lannister’ımız Peter Dinklage canlandırdı. Eitri’nin çizgi romanlarda ilk çıkışı 1983 yılında yayımlanan Thor Annual 11.sayısıdır.
  • Thor’un MCU içerisinde 1500 yaşında olduğunu öğrendik.
  • Spider-Man’in Thanos’un yüzüne ağ atması bir ilk değil. Daha önce çizgi romanda da aynısını yapıyor.

 

  • Filmde en büyük süprizi Red Skull’ın geri dönüşü ile yaşamıştık. Ben filmde kendimi tutamayıp OBAAA diye bağırdığımı hatırlıyorum öyle güzel bir detaydı. Belki Thanos’un generallerine katılsaydı çok daha güzel olabilirdi ancak Ruh taşını koruyan biri olması ayrı anlamlıydı. Tek bir sahnesi olmasından ötürü karakteri bu sefer Hugo Weaving değil, The Walking Dead’de Aaron olarak tanıdığımız Ross Marquand canlandırdı.
  • Tony’nin Pepper ile konuşmasında çocuklarının olduğunu görmesi ve ismini Morgan olarak koyduklarını hatırlıyorsunuzdur. Morgan Stark, çizgi romanlarda var olan bir karakterdi. Kendisi Tony’nin kuzeniydi ve ikili, hiç anlaşamazlarmış. Sonrasında Morgan Stark, bir trafik kazası geçirerek ölüyor.
  • Groot’un film boyunca oynadığı oyun 81 yılına ait Defender idi. Filmde The Defenders’ı beklerken oyun isminde görebildik ancak.. Neyse. 
  • Thanos, Reality Stone’u kullanarak Mantis ve Drax’ı şekilden şekle soktuğunu hatırlıyor olmalısınız. Çizgi romanlarda ise bunu Nebula’ya ve Thanos’un erkek kardeşi Eros’a bunu uyguluyordu. Şekil A’da görüleceği üzere;

 

 

Okumaya Devam Et

Bomba

Avengers: Infinity War Film İncelemesi – Hem Spoilersız Hem Spoilerlı!

Yayınlandı

on

Yazımızın ilk kısmında SPOILER YOKTUR. FİLMİ İZLEMEYENLER AŞAĞIDAKİ SPIDER-MAN GİF’İ VE SPOILER UYARISI ALANA DEK YAZIYI OKUYABİLİRSİNİZ.

Dipnot: Anıl’ın full Spoiler dolu ve Easter Eggleri anlattığı yazısı ise yakında karşınızda olacak 🙂

Tam 10 yıl… Iron Man filmi ile başlayan MCU macerası, tüm hızıyla devam ediyor diyemeyeceğim. Infinity War filmine kadar en iyi film bana göre hep Iron Man oldu. Robert Downey Jr. uzun süre en iyi oyuncu seçimi olarak MCU’nun yüzü oldu. Sonra az bir ihtişamla Thor geldi. Başarılı komedisiyle Guardian of Galaxy, iyilik emsaliyle Captain Amerika, mistik sanatıyla Dr. Strange ve sebebini bilmediğim bir şekilde büyük gişe başarısı yapan Black Panther geldi. Agent of Shield da televizyonda senaryosuyla boy gösterdi. Koskoca 10 yıl, Infinity War filminin hazırlığıydı. Başarılı filmlerin arkasında hep bu hazırlı yatmıştır. Senaryo hazırlığı uzun yıllar sürer. MCU bu hazırlığı beyaz perde de yaptı. Sürekli gelişen ve evrilen senaryolarıyla 2018’e geldi. Bitti mi? Hayır. Ant-Man ve Captain Marvel filmleriyle birlikte, Avengers’ın son filmine hazır olacağız. Bu sinema stratejisinin başarısına sinir oluyor ancak ayakta alkışlıyorum. Gelelim Infinity War filmine…

Halihazırda efsane olan Avengers Theme, Infinity War filmine süper kahraman girişlerini süsleyerek, en iyi film müziklerinden biri olarak hafızlara kazındı. Peki 2 milyar $ hasılatı geçeceğini düşündüğüm bu yapımın başarısı neydi? Öncelikle demin konuştuğumuz 10 yıllık serüven. İzleyici kitlesini koruyup, sürekli artırması. Bir film önce Black Panther ile elde edilen büyük başarı bunun ilk kanıtı. Spider-Man’in efsane sözüyle devam edeyim. “Büyük güç büyük sorumluluk getirir.” MCU’nun karşı karşıya kaldığı durum buydu. Bu kadar hayran kitlesi, bu kadar film büyük beklenti yarattı. Ve beklentiyi karşılayıp, ikinci filme daha büyük bir beklenti yarattı. DC, çığ gibi büyüyen bu başarının altında kaldı. Infinity War’ın yanında Justice League, çocuk filmi gibi kaldı. Hatta Captain Marvel ile, Wonder Woman başarısını da ellerinden almak istiyorlar. Brie Larson ile bunu yapabileceklerini düşünmesem de, Captain Marvel’in güçleri buna imkan sağlıyor. Peki Marvel filmlerini sevmeyen ben, Infinity War’u neden beğendim? Ona geçelim.

Malum sahne – Hulk’un Loki’yi dövmesi- ile Marvel komedisine karşı cephe almıştım. Deadpool ile komedi filmi budur deyip, küçümsemeye devam ettim. Ama sonra Thor Ragnarok’ta malum sahneye gönderme yaparak beni de güldürdükleri vakit, beyaz bayrağı çektim. Son noktayı Infinity War koyacaktı. Filmin yarısında tüm salon kahkahalarla gülerken ben gülümsemeden öteye geçmedim. Hala küçümsüyordum. Ama filmin sonunda bu kahkaha atan insanları birden ağlatmaya başladıklarında bu başarının önünde eğildim. Senaryo olarak da, hala en iyi süper kahraman filmi olan Dark Knight’a rakip olacak tek film olduğunu kabullendim. Kurgusu, soru işaretleri, gizemi, finali, villian prensipleri, yan hikayeler, giriş, duygu değişimleri on numara beş yıldızdı. Göze batan Cgi sahnelerinin yanı sıra, muazzam planlar ve sekanslar bulunuyordu. Bu sahnelerde iki düşman – Thanos ve Iron Man- boy gösteriyordu. Robert Downey Jr. ve Josh Brolin, MCU filmlerinin üzerinde bir oyunculuk sergiledi film boyunca. Ama yalnız kalmadılar. Her ekibin hikayesini ayrı bir filmmiş gibi izlediğimiz bu harika yapımda, diğer süper kahramanlar da bizi etkilemeyi başardı. Rocket, Thor, Heimdall, Gamora, Wanda, Star Lord, Spider-Man.. Ufacık sahneler, unutulmayacak duygular yaşattı.

Bu bir sanat filmi değil o yüzden derin bir yönetmenlik beklemiyordum ancak tatmin oldum. Bir Tarantino ya da Nolan ekibi olmadığı için senaryo, diyalog beklemiyordum, tatmin oldum. Tiyatral oyunculuk bekliyordum, doğal oyunculukla karşılaştım. Bu artı yönler ve daha fazlası nedeniyle Infinity War, sinemada izlenmeyi hak ediyor. Buradan sonra spoiler içeren yoruma geçip, beğenmediğim kısımlara değineyim.

Infinity War Avengers GIF by Marvel Studios - Find & Share on GIPHY

 

SPOILER İÇERİR:

Çizgi romanlarla uyumu, hikayeleri değiştirip kurguya dahil etmeleri muazzamdı. Red Skull’ın eksik kalmış hikayesi tamamlandı. Thor’un halkını, kardeşini ve dostunu kaybettikten sonra intikamına kadar gelen hikayesi dopdoluydu. Rocket ile dertleşirken ağlaması, intikam için Nidavellir’in ışığına maruz kalışı, Wakanda’daki savaşa girişi ve Thanos’a son darbeyi vuruşu… Ragnarok ile birlikte gerçek bir Tanrı olan Thor, bu filmle zirveyi gördü.

Captain America, mükemmel bir giriş yapsa da, fragmanda bizi kandıranlardandı. Sahte bir Hulk sahnesinin yanı sıra, eldiveni tutabilen Captain America; Thor, Iron Man, Dr. Strange hatta Iron-Spider’ın yanında eksik kaldı. Thanos tehlikesi mevcutken Captain America’ya güvenmeyen, tutuklayın diyen Bakanlık, herhangi bir varlık gösteremedi. Nick Fury bile parmak şıklatmasında on saniye önce olanları öğreniyor. Bu da Wakanda ve Titan’da geçen savaşların, senaryoyla uyumunu gösteriyor. İnsanların, Ant-Man ya da Hawkeye’ın ulaşamayacağı iki bölgede büyük savaş gerçekleşti. Bu da klasik New York istilasını kırmış oldu. Hulk’ın uyanamaması, hayran kitlesini sinir etse de başarılı bir yan hikayeydi. Araları kötü olan Bruce-Hulk ikilisi kendi hikayesini finale taşıdı.

Hugo Weawing, ufak bir rol için Red Skull’a dönmemesinin yanı sıra, Peter Dinklage’in ufak bir rol için Infinity War’a girmesi enteresan uç noktalardı. Gerçi bu ufak rolü Peter, fazla iyi oynadı. Yüz hatları yeter. Dev Cüce tezatı da beğendiğim yanlarındandı. Taşlara gelirsek, 4 taş için bir feda mevcuttu. Wanda, Vision’u feda ederken, Strange, Iron Man için taşı feda etti. Thanos ve Quill ruh taşı için Gamora’yı öldürmeyi göz aldı. Ve biri başardı da! Başta bahsettiğim gülen hayranları ağlatan sahneler ağırlıkla bunlar oldu.

Thanos’un Death’e aşkını işlememeleri ve bunu Gamora üzerinden yapmalarının yanı sıra, Dr. Strange’in sahneleri haricinde beklemediğim bir duygu yaşamadım filmde. Birçok karakterin öleceğini biliyorduk. Tony’nin ölümü bekledim ki bu beni ağlatabilecek tek sahne olurdu. Çünkü Pepper ile aile kurma hayalleri güzel bir sahneyle işlenmişti. İlk filmde kurtulsa da ikinci filmde ölmesini bekliyorum. Yıllardır korktuğu tüm arkadaşlarını kaybetme durumu gerçekleşmiş olsa da, ikinci filmde tüm arkadaşlarını geri getirdiğinde kendisinin ölmesi olası. Kısacası onları geri getirmek için düşünmeden kendini feda edecektir. 2 film oluşunun dezavantajları var. İlk filmde ölenlerin diğer filmde geri geleceğini herkes biliyor artık. Teoriler önemli değil. Gelecekler mi gelecekler. Önemli olan bunun olması için ne feda edecekleri. Thanos’un filmi olan Infinity War’dan sonra, ikinci film Avengers ekibinin filmi olacak ve mutlu son gelecek. Başta da söylediğim gibi en iyi süperkahraman filmi Dark Knight bile mutlu sonla bitmişti. Rises filmi bu yüzden rezalettir gözümde. Batman nükleer bombayı havada patlatıyor, şehri için kendini feda ediyor ama bir bakıyorsun CatWoman ile balayında Paris’te. Hoş değil. Mutsuz son istiyorum. Wanda’nın rage atıp herkesi öldürmesini istiyorum. Çok mu?

Film, muazzam bir Cgi başarısı olarak tarihte yerini alacaktır. Bazı sahnelerde suratlar yapma dursa da, Thanos, çizgi romandaki halinden kat kat iyiydi. Ağlayan bir villian… Sinemada izleyin, 2 milyar dolar hasılatı görelim. Sağlıcakla kalın.

Okumaya Devam Et

Bomba

2017’nin Hayal Kırıklığı Yaratan Filmleri

Yayınlandı

on

Uzun süredir gerek eğitim durumu gerekse yolculuklarımdan dolayı yazamıyordum. Hali hazırda vaktim olmasa bile evren ve sinema savaşları ile geçen bu yılın küçük bir değerlendirmesini yapmayı kendime borç bildim.

Öncelikle 2017 yılı; birbirini hiç tanımadan sadece mesajlar ile bir araya gelebilen, samimi bir şekilde kar amacı gütmeden fikir alışverişi yaptığımız, bir kişi dahi olsa ulaşmaktan, yeni şeyler kazandırmaktan çekinmeyen bu ailenin, küçük de olsa bir parçası haline geldiğim, her şekilde güzel hatırlayacağım bir yıl olacak.

Ama, 2017′ de sinema da her şey güllük gülistanlık değildi. Bu durum vizyona da yansıdı. Gelin listeye bir göz atalım.

RESIDENT EVIL:FINAL CHAPTER

Önce oyunu ile tanışıp filmlerine yönelmiştim. Kendimce daha çok olayın içinde yer alabildiğim için oyunlarını filmlerine her zaman tercih ederim. Ancak finale yakışmayan, bayağı ve ruhsuz olmuş. Serinin en kötü anlarında bile hepimiz Mila Jovovich ile filme tutunduysak da artık o ruh kalmamış. Son film şimdiye kadar gördüğüm en kötü uyarlama ve CGI’lara sahip. Film boyunca müthiş bir isteksizlik hakim. Bitse de gitsek havasında son bir iş çıkmış ortaya. Mila Jovovich de tek başına bir yere kadar.

Sanki FPS oyununu hayatında hiç oynamamış birinin ilk defa aksiyon-savaş içerikli bir oyunu izlemesine maruz kalıyorsunuz gibi bir his uyandırdı.

DUNKIRK

Bomboş. Koskoca bir hiç. Yüzü bile gözükmeyen Tom Hardy. İnsanı olaydan soğutan bir durağansızlık. Anlamsız bir zaman bükümü. Belgesel yapayım derken, yarısında filme karar vermek. En ünlü psikologların bile ‘Bitmedi mi daha?’ diye soracağı bir drama. Nolan’ın eline yüzüne bulaştırdığı bir zaman kaybı olmuş kendileri. Büyük umutları boşa çıkarmakta başarılıydı.

TRANSFORMERS: THE LAST KNIGHT

Git gide yıprananlar diye listeyi değiştirsem daha iyi olacak sanki. Efsane seri her seferinde bir adım daha geriye düşüyordu ki, dibi boylayana kadar. Öncelikle belirtmeliyim, iyi robotların yaramaz robotlarla savaşması iki saat yirmi sekiz dakika gibi bir süre beni tutamaz. Üstelik öyle kendini tekrar ediyor ki, süre iki kat yavaş geçiyormuş gibi geliyor. Mark Wahlberg gibi bir zamanın bitik efsanesi filmde başrol oynayınca insan kendine kızıyor ‘Baştan anlamalıydım!’ diye.

Tek olumlu puanı alan şey ise, dünyanın insanlıktan önce bu yaşlı arabalara ait olması teması olmuştu.

TESTERE 8

Ben hayatımda böyle rezalet görmedim. Bir kere bile heyecanlandırmayan film olay örgüsü olarak 2. filmin kopyası olarak da hiç bir yeni şey katmamış durumda. Jigsaw öleli 10 yıl geçmesine rağmen adamları işi hala devam ettiriyor. Bu zaten 4. filmden itibaren mükemmel dizayn edilmiş bir iplik gibi çözülüp 7. filmde her şeyin başladığı yerde mükemmel bir şekilde son bulmuştu. Arayış içinde yeni yönetmeni ile birlikte yeniden canlandırılmaya çalışılan efsane, yine aynı son ile biterek kendini yenilemedi. başı ve sonu belli olmayan bir film gibiydi. Seriyi hiç izlemeyenler doğrudan bu filmi izleyebilirler. O kadar alakasız. 2. filmin kesilmiş sahneleri deseler daha iyiydi.

MUMYA

Açık ara en berbat film olabilme potansiyeline sahip bir film. Mantık hataları ile başlayan sahneler zorlama çarpışmalar ile devam ediyor. Karanlık evreni, dandik espriler ile süslemeye çalışmışlar. Efsaneleşen Rachel Weisz’lı Mumya serisinin parodisi olarak yayımlansa daha iyi olurdu. Akıllarımızdaki Tom Cruise’den uzak sıkıcı birini saatlerce izlemek bayıyor. Bütün stüdyoların Marvel çakması universe oluşturma çabası insanı soğutuyor.

KONG:KAFATASI ADASI

Görüntüler ve atmosfer olarak büyüleyici gibi gözükse de, Godzilla’nın aynısı. İnsanlık tekrar tekrar ölüme ve sona inanmışken başka bir yaratık tarafından kurtarılıyor.Amaçsız karakterlerle süslenmiş, neresinden tutsan elinde kalan bir film.

JUSTICE LEAGUE

Listenin olmazsa olmazı, belki de kendine ilk sıradan yer bulabileceği tek yer olan film. Kötülüğü, talihsizlikleri, demirbaş Batman’in halleri, kıyas içinde olduğu Marvel’in ezmesi derken baskılara rağmen böyle bir ekibi toplayıp film çıkarmak saygı duyulacak bir iş. Ancak Marvel ile kıyas içinde oluşu iki kat beklentileri boşa çıkarmasını sağladı. İzleyiciler zaten beklentilerini belirli bir seviyeye çekmişlerdi. Marvel her zaman olduğu gibi daha iyisini yapınca Fanboylar bile DC’den soğudu. Suicide Squad ile haber veren DC, yine de elinden geleni yaptı ama ilerleyemeyerek 2017’ye yenilgi ile veda etti. Oyuncu kadrosu potansiyeline yakışmayan derecede hayal kırıklığı olmuştu.

Öyle ya da böyle 2017 yılını geride bırakıyoruz. Ne dersiniz? Sizinde bu yıl büyük umutlar ile bekleyip boşa çıkan filmleriniz oldu mu? Umarım 2018 yılında herkesi memnun eden evrenler ortaya çıkar ve genişlerler. Mutlu Yıllar Karabüyücü Ailesi!

Okumaya Devam Et
Advertisement

Facebook

Bombalamasyon

Bomba3 ay ago

Avengers: Infinity War İncelemesi – Yeni Bir Bakış Açısı ve Tüm Easter Eggler!

27 Nisan Cuma günü, çok önemli bir olay gerçekleşti. İnsanların ateşi bulması gibi, sanat rönesansı, din reformu ve hatta hatta...

Bomba3 ay ago

Avengers: Infinity War Film İncelemesi – Hem Spoilersız Hem Spoilerlı!

Yazımızın ilk kısmında SPOILER YOKTUR. FİLMİ İZLEMEYENLER AŞAĞIDAKİ SPIDER-MAN GİF’İ VE SPOILER UYARISI ALANA DEK YAZIYI OKUYABİLİRSİNİZ. Dipnot: Anıl’ın full...

Bomba7 ay ago

2017’nin Hayal Kırıklığı Yaratan Filmleri

Uzun süredir gerek eğitim durumu gerekse yolculuklarımdan dolayı yazamıyordum. Hali hazırda vaktim olmasa bile evren ve sinema savaşları ile geçen...

Genel7 ay ago

Star Wars: The Last Jedi İncelemesi – Skywalker Efsanesine Saygı Duruşu!

Herkese merhaba. Star Wars: The Last Jedi’ı izledik ve incelememizi hazırladık. İncelemeyi Kutluhan ile Anıl farklı açılardan, farklı bakış açılarıyla...

Bomba7 ay ago

The Walking Dead 8.Sezon 8.Bölüm “How It’s Gotta Be” İncelemesi

Kutluhan’ın incelemesi: The Walking Dead, 8. sezona hızlı bir giriş yapmıştı. Resident Evil filmi gibi konu değiştirmiş,  zombi mücadelesi insanların savaşına...

Bomba7 ay ago

Inhumans 1.Sezon 4. 5. ve 6. Bölümleri İnceleme ve Easter Eggleri

Bu dizi, çok sancılı süreçlerden geçerek ekranlarımıza geldi. Ortaya bu konsept ile çıkabilecek çok güzel işler varken, elimizdeki sonuç ne...

Bomba7 ay ago

En Underrated Diziler #3 : Falling Skies!

Doğancan Gedik’in başlattığı ve Person of Interest ile Luther hakkında yazmış olduğu ”En Underrated Diziler” serisinde mutlaka olması gerektiğini düşündüğüm...

Bomba8 ay ago

Agents of Shield 5.Sezon Part 1 ve Part 2 İncelemesi: Orientation!

Marvel hayranları şu sıralar ellerini kana bulamış ve Punisher’ı bitirmiş, Infinity War fragmanıyla yükselmiş, Black Panther’i ve tabi ki Infinity...

Bomba8 ay ago

İddialar Gerçek Olmak Üzere! Disney, Fox’un Haklarını Aldığını Haftaya Açıklayabilir!

Biliyorsunuz ki, şu sıralar en önemli konu Disney’in 20. Century Fox’un çoğunluk hakkını satın alıp alamayacağı idi. Hatta haberini X-Men,...

Bomba8 ay ago

The Walking Dead 8. Sezon 7. Bölüm İncelemesi: Time For After

Bu inceleme The Walking Dead 8. sezon 7. bölüm hakkında SPOILER içermektedir. 8. sezon hayal kırıklıkları ile yoluna devam ediyor....

Bomba