Connect with us

Bomba

Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? – SPOILER İNCELEMESİ-

Yayınlandı

on

Dın Dın Dırındın Dın Dın, Dın, Dın Dırındın Dın Dın….

90’ların çocuklarında çoğu zaman film, dizi etkilerini görmek mevcuttur. Bariz bir şekilde ayrılırdık sınıfta. Kırtasiyelerde Örümcek Adam, Harry Potter, Karayip Korsanları, Yüzüklerin Efendisi defterleri, resim çantaları, kalemlikleri gırla giderdi. Evet biz bunlarla ve fazlasıyla büyüdük. Bu yüzdendir Marvel’i DC’yi tam olarak benimseyemeyişimiz. Biz Jack Sparrow gibi koşmaya çalışır, Expecto Patronum diye bağırır, Tek Yüzük takardık. Önce dediler ki Karayip Korsanları 4 geliyor. Heyecan dorukta. Bizim nesil çıldırıyor. Sonuç hüsran. Hobbit geliyor dediler, kitabını okumuşuz, arabayla konvoya çıkasımız gelmiştir haberin üstüne. 3 filme de IMAX gittim, hüsran. Şimdi dediler ki, Harry Potter geliyor, farklı isim farklı kadro. Hayal kırıklıkları sonrası, beklenti düşük. Sinemada izledim ve Harry Potter serisindeki birçok filmden başarılı buldum. Söyleyeceğim ilk şey sinemada izleyin. Spoiler içeren incelememe geçmeden önce filmi henüz izlemeyenler spoilersız incelememize baksın, sonra bu yazıya devam etsin. Haydi başlayalım !

maxresdefault

Warner Bros. yazısı girer, müzik alttan tüyleri diken diken yapar, 15 yaşında çocuklar asalarıyla gelmiş çığlık atar (hiç anlam veremedim) ve Grindelwald ile film başlar. Harry Potter serisinde birçok kötü karakterle yüzleştik. Voldemort bunların başını çekiyordu elbet ama daha canilerine tanık olduk. Bu filmde ise ana kötü karakterimiz Gellert Grindelwald. Bu karakteri canlandıracak kişinin Johnny Depp olduğunu öğrendiğimizde farklı duygular hissettik. Johnny düşüşteydi, bir yandan çok seviyoruz. Eleştiriler havada uçuştu. Ama filmin sonunda 30 saniye göründü ve kalpler durdu. Benim kalbim 30 saniye atmadı. Sessizlik oldu salonda ve Johnny Depp etkisi yaşandı. Bu adam bir efsanedir. Karakteri de Voldemort ile yarıştıracaktır. 5 film olacak bu serinin en önemli karakterlerindendir. Ve serinin finalini Johnny Depp yapacaktır.

2jljhm6-1460337115

Gazete manşetleriyle filmimiz devam ediyor. Gif denen şeyi ilk Harry Potter filmleriyle gördüğümüzü düşünüyorum. Çok seviyordum o sahneleri. Bu filmde görmek de ilk izlenim olarak beni içine çekti. Dedim ki Peter Jackson’ın yaptığını yapmayacak bunlar. Ve koltuğuma rahatça bıraktım kendimi.

FTB933_FBST_DTR4 1232.tif

New York… Dünya’nın Sonu senaryolarının çoğunlukla gerçekleştiği şehir. Yeni Harry Potter’ımız, Newt Scamander (Eddie Redmayne) gayet sade, klasik bir bavul ile New York’a ayak basar. Dünyanın çoğu yerini görmüş, büyü ve hayvanbilimci olan Newt, kesinlikle bir amatör değildir. Hogwarts’dan mezun olmuş, Albus Dumbledore‘un referans mektubunu taşıyan, insanların kötü yanlarını deneyimlemiş birisidir. Newt der ki “Dünyadaki en tehlikeli yaratıklar insanlardır. Ve ben bu fantastik yaratıkları insanlardan koruyorum.” İçi tertemiz, saf duyguları olan, hayvan sevgisinin somut hal kazanmış bir seherbaz. İngiliz olmasının yanı sıra Amerika’nın sahip olduğu en önemli kurala karşıdır. “Büyü gizli kalmalı, No-maj’ler ile arkadaş dahi olunmamalıdır.” Newt bu düşünceye karşıdır. Ve No-Maj, amerikanların büyücü olmayanlara kullandığı kelimedir. İngilterede bu Muggle‘dır.

fb-trl2-niffler_alt

Gümüş sesleri duyan bir yaratık, çantadan çıkmaya can atıyordur. Sakar, naif, heyecanlı bir Amerikan Vatandaşı bankayla olan görüşmesine yetişmek için dikkatsizce, Newt’in çantasına çarpar ve Burnuk kaçmayı başarır. Bu sırada Barebone ailesiyle karşılaşır. Bu aile büyü karşıtı propagandalar yapar, büyüyle en ufak temasta ağır cezalar uygular. Newt, bıyık altından gülerek ve utanarak cevap veremez. Burnuk’u görür ver onun peşine düşer. Çok hızlı hareket eden bu yaratığın yerini belirlemek için çantasına çarpan kişinin yanına oturur. Ve filmin bomba karakteri Jacop Kowalski ile tanışır. Kowalski, konserve fabrikasında çalışmaktan bıkmıştır ve enfes kekler, tatlılar yapmak ister. Bunun için bankaya kredi başvurusunda buluşur ancak herhangi bir teminat gösteremediği için reddedilir. Üzgün bir şekilde görüşmeden çıkan Kowalski, Newt’in büyüsüne “kapılır”. Parlak şeyleri seven Burnuk, istemeden bankanın kasasını soymaya başlar. Newt onu burada yakalarken banka tarafından hırsız damgası yerler ve büyüyle kaçarlar. İşinden uzaklaştırılmış Tina bunları izler ve şehri korumaya çalışır. Newt ise Kowalski’nin hafızasını silemeden Tina tarafından yakalanır. Ve muhabbet Kemal Sunal mizahıyla devam eder, çantalar karışır. Bu yaşananlar macerayı başlatır ve geri dönüş yoktur.

fb-trailer-69-graves-attacks-newt

Amerika’nın gizli cadı ve büyücü komitesi, büyük bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Büyünün açığa çıkma tehlikesini ölçen alet, kırmızı alarma çok yakındır. Grindelwald’un bu konudaki rolü büyük tabiki. Bunu hatırlarsanız Sırlar Odası filminde görmüştük. Uçan araçla görünen Harry ve Ron, büyük bir tehlike yaratmış, ceza almışlardı. Bu filmde de konu bunun üzerine. Newt’in çantasındaki canavarlar görünürse, artık geri dönüşü olmayacak, tüm şehrin hafızasını silemeyecekler, medya durdurulamayacak ve savaş çıkacak. Bunu engellemek isteyen komitede Graves (Colin Farrell) çok güçlü bir seherbazdır, asa kullanmadan büyü yapabilir. Tina, Newt’i Graves’e teslim eder ancak çantalar karıştığı için Newt serbest kalır. Bu sırada yeni çantasıyla başı belaya giren Kowalski, seyircileri güldürmeye devam eder. Bilirsiniz, ezik, her şeyde yeni, saf bir karakteri, ingilizler hep mizah unsuru olarak seçer. Ben normalde buna karşıyımdır. Ama Dan Fogler fevkaladenin fevkindeydi. Kahkaha attığımı hatırlıyorum. Gerçekten çok güldüm.

ilvermorny-fantastic-beasts

Harry Potter göndermelerine değineyim biraz da. Ilvermorny, dünyanın en iyi büyücü okuludur denir. Newt ise en iyisi Hogwarts’dır diyerek tüyleri diken diken eder. Gece Kulübünde bir şarkı çalar, Unicorn ve Hipogrif kelimeleri geçer. Ve filmimizin kilit canavarı Frank, bir hippogriff esintisi yapar. Thunderbird olduğu söyleniyor ama bana direkt olarak Azkaban Tutsağın’daki Hagrid’in Hippogriff’ini hatırlattı. Ev cinlerini görüyoruz hatta bir yerde Kowalski’nin ev cini diyaloğuna tanık oluyoruz. Barebone ailesinden bir çocuk bir soru sorar “Kafamdaki yara sıradan bir yara değil mi? Büyücü değilim ben. “ Burda ise bariz bir Harry Potter göndermesi yapılıyor. Çok hoş! Fragmanda bile gördüğümüz Lumos Maxima büyüsü, Accio büyüsü bizi yine mutluluktan uçurmuştur. Son olarak bir göndermeden fazlasına değineceğim. “Leta Lestrange!” Queenie Goldstein karakterimiz “Legilimency” özelliğine sahiptir ve Newt’in zihnin okur. “She is a taker. You need a giver.” der ve Leta Lestrange’i gömer. Bize de Bellatrix Lestrange‘i hatırlatır.

fantastic-beasts-and-where-to-find-them-gets-a-new-tv-trailer-social

Newt Scamender, Tina ve Queenie Goldstein, Jacop Kowalski, filmimizin dörtlüsüdür. Çok başarılıdır, eğlencelidir. Duygu doludur. Filmimizin merkezinde Kowalski der ki, “Ben şimdi bu bütün büyülü şeyleri unutacak mıyım?” Bu bizi duygulandırır. Çünkü düşünsenize Harry Potter serisinin olmadığını, hiç yazılmadığını? Bunu bile düşünemezken, o dünyadan silinmek? Büyük empati gerektiren sahne, Kowalski’ye kalplerde yer verecektir.

fantastic_beasts_and_where_to_find_them_review_1479386007007

Filme geri dönüyorum. Graves gizliden, Credence’e büyücü bir çocuğu araştırmasını söylemektedir. Çok ilgilendiğini gösteriyor, çok seviyor gibi davranıyordur. Obscurial olduğunu çoktan fark eden Graves, bu ruhun 10 yıldan fazla yaşayamayacağını bilir, bu yüzden küçük çocukları araştırmaktadır. Sürekli kasvetli bir büyücü şarkısı mırıldanan küçük kız, şüphelerin merkezindedir. Credence, kızın odasını ararken bir asa bulur ve büyücüyü bulmuştur. Evet, bu küçük kız, Tina gibi küçükken büyücü olmanın zorluklarını yaşıyordur. Cezalandırmak için kemerini çıkarır ancak kızımız gücünü gösterir ve kaçar.

FTB933_FBST_DTR4 2203.tif

Bu sıralarda başkan olmaya çalışan birisi vardır, Senatör Shaw. Babası Shaw Senior (Jon Voight) oğlu tarafından uyarılır. Büyücü tehlikesini, medyaya taşımasını ister ancak babası bunu dinlemez. Senatör Shaw ise Credence’i çağırıp yerin dibine sokar. Mazlumun ahını alan baba, oğlunu konuşma sırasında kaybeder. Aleyna Tilki’den “Mazlumun ahı aheste aheste alınır, bırakın kazandım zannetsin zavallı” sözleri kulakta çınlamaya başlar. Her neyse Obscurial’ın ne kadar güçlü olduğunu bu saldırıda görüyoruz. 10 yaşından büyük olması ise cabası. Graves ile Newt bu olay karşısında ne yapacağını planlamaktadır. Graves bu büyük gücü kendisi için ister, Newt ise çocuğu ölmeden Obscurial’dan kurtarmak ister. Credence kendisini kaybedince, büyü dünyasının tehlikede olduğunu düşünen komite müdahale eder ve Credence’i öldürmüştür. Bu bizi üzüyor evet. Newt’in sakalı olmadığı için sözü hiç dinlenmiyor. Graves’in gerçek kimliğini fark eden Newt, büyü ve canavar bilgisini konuşturup, Graves’i yani Grindelwald’ı adalete paket etmektedir. İşte bu sahnede Johnny Depp görünür ve sinema salonunda cırcır böcekleri ötmeye başlar.

obscurial-fantastic-beasts-2

Uzun bir yazıdan sonra özetleyeceğim. Eddie Redmayne’e hayran kaldım. The Teory of Everything’de de hayran kalmıştım ancak bu karakteri sevdirdi herkese. Harry Potter’dan sonra başrol sevdirmek çok zorken, bu yükün altından mükemmel bir şekilde kalkıyor. Harikulade bir performans. Ayakta alkışlamak istedim. David Yates ve Rowling ikilisine, bize tekrar bu dünyayı izleme şansını verdiği için, teşekkürü borç biliyorum. O müziği tekrar dinledik, büyülere şahit olduk. Filmin isminden dolayı olarak canavarları nasıl gösterecekleri çok önemliydi. Bu konuda da 10 üzerinden 10’u hak ediyor. Burnuk bizi çok güldürdü. Eddie’nin doğaçlama çiftleşme çağrısı ise kusursuzdu. Diğer filmleri merakla bekliyoruz. Çünkü sene 1926, savaşın ilk adımı atılıyor. Yıl olacak 1945, Albus Dumbledore ile Geller Grindelwald’un düellosuyla seri son bulacak. Hepimiz bunun heyecanıyla bir “decate” daha geçireceğiz. Hatta ve hatta, bu yıllar arasında Voldemort’un Hogwarts macerası başlıyor. Bu yüzden filmlerin birinde görme ihtimalimiz yüksek.

static-srcdn_-comslirw1400-h700-q90-c1400700wp-contentuploads201611fantastic-beasts-grindelwald-johnny-depp-e67fd34c42d68d1de64d23351147a1ec9d4565c7-4

Film tam bir görsel şölen. Kötü açıdan eleştirmeye değer hiçbir şey göremedim. Sadece Jon Voight gibi bir efsane daha aktif olmalıydı. Siz de görüşlerinizi bizimle paylaşın. 2018’i birlikte bekleyelim. Sağlıcakla kalın.

Okumaya Devam Et
1 Comment

1 Yorum

  1. Potterhead

    29 Haziran 2017 at 21:09

    Newt Hogwarts tan atıldı mezun olamadı dolayısıyla ve yorumlamanızı güzel buldum çoğu yorumlarda filmin iyi olmadığı söylense de tam aksini düşünüyorum ve en sonda Newt Kowalski’ye çarptığında ve Queenie dükkanını ziyaret ettiğinde ona olayları hatırlatmaya çalışıyorlar diye anladım yanlış mı anlamışım bilemiyorum düşüncenizi merak ettim

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Yayınlandı

on

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider, oyuncak için ise o zamanlar evrenin sonsuzluğu gibi gelecek büyüklükte olan Toys ‘R’ Us’a doğru yola çıkardık. Space Jam oyuncakları, boyama kitaplarını, figürleri hala hatırlıyorum. Öyle güzeldi. Ancak Amerikan basınına göre oyuncak sektörünün eski büyük lideri, yeni nesil Amazon vb. sitelerle baş edemeyerek 1 hafta sonra iflasını açıklayacak.

Reuters ve Wall Street Journal iflas haberini ilk alanlar oldu. Raporlarına göre, oyuncak perakendecisi birkaç hafta içinde iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacağını açıklamışlar. Markanın ABD’deki 1,600 artı mağazasında yaklaşık 5 milyar dolar borcu olduğu söyleniyor.

Toys ‘R’ Us’ın da tarihin tozlu raflarında kaybolduğu bir hayata hazır mıyız geekler? Ben değilim. 

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Yayınlandı

on

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en iyi dizi adaylarından birini yazabilecek olsam hangisini yazardım diye sordum. Verdiğim cevap için ise düşünmem gerekmedi! Peter Morgan tarafından yaratılan The Crown kuşkusuz bu yıl televizyonlarda – aslında bir Netflix yapımı – çıkan en iyi eserlerden biri. Netflix’in en pahalı işlerinden biri olan bu yapımın tahmini bütçesi tam 156 milyon dolar. Dizinin konusu ise Oscar’lı film The King’s Speech’te de izlediğimiz kekeme kral IV.George’un ölümünden sonra Elizabeth’in tahta çıkışı ve ardından gelişen tarihi olayları kapsıyor. Dizi konusu bakımından tarihi ve tarihi yapımları sevenler için bir elmas niteliğinde. Bir belgesel tadında tabi ki değil fakat bunu beklememiz de yersiz olurdu. Özellikle bazı bölümlerin sonlarında o bölümde ele alınan herhangi bir konunun gerçekte ne zaman vuku bulduğu, sonuçları ve sonrasında neler olduğu gibi bilgiler de yer alıyor.

Dizinin başrollerini Kraliçe 2. Elizabeth rolünde Claire Foy, eşi, Edinburgh Dükü Philip rolünde Doctor Who severlerin yakından tanıdığı Matt Smith, kraliçenin kardeşi Margaret rolünde güzelliğiyle izleyeni ekranlara kilitlemeyi başaran Vanessa Kirby ve son olarak Winston Churchill rolünde ise 2 Oscar adaylığı bulunan John Lithgow var. Üstteki görselden de görebileceğiniz gibi casting çok ama çok başarılı. Karakterlerin tarihteki gerçek halleri ile inanılmaz bir benzerlik sağlanmış. Dizinin o devasa bütçesinin nerelerde kullanıldığını hakkında koymuş olduğum görsellere baktığınızda fikir edinebilirsiniz diye düşünüyorum. İzlediğinizde ise kendi gözlerinizle görürsünüz. Çünkü prodüksiyon tek kelimeyle harika. Örnek vermek gerekirse kostüm departmanı ortaya çok ince bir işçilik koymuş.

Kostümler dışında kullanılan set, dekorlar muazzam, 20.yüzyıl İngiltere’sini hissedebiliyorsunuz. İç mekan tasarımları kraliyet ailesine yakışır cinsten görkemli, dış mekan çekimlerini izlerken ise kendimi sık sık ”Oha, bu kadar insanı nasıl toplamış da bu sahneleri çekmişler” derken buldum. Özellikle Elizabeth’in siyasi nedenlerden dolayı birçok ülkeyi gezmesi gerektiğinde, buralarda çekilmiş sahneler sizin, olayın içine girmenizi kolaylaştırıyor.

Dizinin müziklerinin başında Rupert Gregson-Williams var. O da çok başarılı bir iş çıkarmış. Özellikle ”Duck Shoot” parçasını dinlemekten sıkılmadım henüz. Tema müziğini ise Rupert değil, Hans Zimmer yapmış! Kendisini övmek için ayrı yazı yazarım ben, o kadar ünlü ve sektörde her iyi işin altında adını görebileceğiniz biri. Meraklısına araştırmayı öneririm, bakarsınız sizin de sevdiğiniz bir filmin, melodisinin yaratıcısıdır.

Dizinin değinmediğim noktalarından biri ise, dizinin ne kadar akıcı olduğu, 50 dakika – 1 saatlik bir dizi için inanılmaz derecede akıcı. Kendinizi üç dört bölümü ard arda izlerken buluyorsunuz. Bu süreye sahip diziler için bende bunu başarabilen son dizi sanırım Breaking Bad idi.

Biraz daha detaylı bir şekilde konuya değinmek gerekirse, merak etmeyin dizi, siyasete en ince ayrıntısına kadar girmektense, bir kitap olarak düşünürsek, onun sadece kapağını, iç çizimlerini ve belli kesitlerini alıntılıyor. Odak noktamız daha çok 2.Elizabeth. Onun yükselişini, bir Kraliçe ve aynı zamanda bir eş, bir anne olarak yaşadığı zorlukları görüyoruz. Siyaseti bilmiyor, okula gitmemiş, herhangi bir alanda eğitim almamış, çocukluk yıllarında sadece ülkenin yasaları, İngiliz Klisesi hakkında öğretiler görmüş ve dolayısıyla olduğu noktada zorluk çekiyor.

Claire Foy sergilediği performansla hem Taç’ın (Crown) hem de rolün altından kalkmış. Hazır bir oyuncunun performansına değinmişken, oyunculuklardan bahsedeyim. Dizi diğer çoğu alanda olduğu gibi oyunculuklar konusunda da sizi etkiliyor. Hatta yeri geliyor tüyleriniz diken diken bir şekilde ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. Başta dizinin castını saymıştım. Tekrar saymama ya da tek tek değinmeme gerek yok zira hepsi iyi derecesinde performanslar sergiliyorlar ancak 2 kişi oldukça ön plana çıkıyor. Biri zaten ana karakterimize hayat veren Claire Foy. İlk sezonu bitirdiğinizde, bir kez daha ilk bölümü izleyip, daha sonra son bölüme bir göz atmanızı istiyorum. Karakterin yaşadığı değişimi nokta atışı diyebileceğimiz şekilde, eksiksiz gösteriyor. Diğer kişi ise Winston Churchill rolündeki John Lithgow. Dönem veya karakterler hakkında herhangi bir belgeseli ya da Youtube’dan birkaç videoyu izlerseniz görürsünüz. John Lithgow’un kullandığı beden dili, yürüyüşü, mimikleri, sanki gerçekten O’ymuş gibi hissettiriyor. Zaten her iki oyuncu da rolleri ile oyunculuk dallarındaki adaylıklara sahip. Claire Foy, ”En iyi kadın oyuncu” dalında, John Lithgow ise ”En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında aday. Yazı boyunca amma övdün, hiç mi kötü, olumsuz etken, faktör yok diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın yoklar. Dizinin Emmy ödüllerinde tam 11 adaylığı var.

Bu adaylıkların en önemlilerinden bazıları:

  • En İyi Drama Dizisi
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yönetmenlik
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Casting
  • En İyi Müzik Kompozisyonu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Senaryo

Dizi Golden Globe (Altın Küre) ödül töreninde ise En Drama Dizisi ve Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini evine götürdü. Sırada Emmy ödülleri var. Ben yapımın törenden en az birkaç ödül ile ayrılmasını istiyorum ve ümit ediyorum.

Diziyi hala izlememişseniz inanın bu yılın en iyi dizilerinden birini kaçırıyorsunuz. The Crown, çok kaliteli bir yapım ve her ayrıntısını incelemeniz, hayranlıkla döneme tanıklık etmeniz için sizleri bekliyor.

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel5 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba1 hafta ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba1 hafta ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba1 hafta ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba3 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba4 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba