Connect with us

Bomba

GAME OF THRONES 6.SEZON 5.BÖLÜM THE DOOR İNCELEMESİ -SPOILER-

Yayınlandı

on

Biliyorsunuz ki bu bölüm erkenden internete sızdırıldı o yüzden henüz izlemeyen, sızdırılmayı bilmeyen çoktur. Bölümü gününde izlemek istiyorsanız yazıyı okumayı burada bırakın. Çünkü bölümü incelerken oldukça spoiler vereceğim. Dayanamayıp okumak isteyenler için engel olamam elbet ama diziyi izleyip öyle okumanızı öneririm. Gerçekten harika bir bölümdü ve benim yazacağım şeyleri anlayabilmeniz için önce görsel olarak izlemeniz en iyisi.. Hele ki son sahne.. Fotoğaftan sonra SPOILER dolu yazıma başlıyorum. Dediğim gibi, bölümü izlemediyseniz fotoğraftan sonrasına bakmayınız. Anlaştık mı ? Başlayalım !

LITTLEFINGER vs SANSA STARK

GOT605_080315_HS_DSC_00971

Açılış büyük bir yüzleşmeyle başladı. Sansa’yı Boltonlara veren ve gördüğü tüm işkencelerin baş sorumlusu Petyr Baelish, Sansa’yı görmek için The Wall’ın yakınlarına gelir. Sansa görüşmeye Brienne ile gelerek mesajını net bir şekilde verdi. Baelish, Ramsay’in ne denli bir manyak olduğunu bilmiyormuş gibi sevdiği(çok emin değilim herşey Winterfell için olabilir) kızı orada bıraktı. O yüzden Sansa’ya yıllar sonra bir konuda hak verdiğimizi düşünüyorum. Baelish ise o an öldürülmekten, Sansa’yı öncesinde Joffrey’den kurtardığı için yırttı. Sansa bir nevi borcunu ödedi ancak Ramsay ile yaşadıkları onu daha sert biri yaptı. Baelish ise gitmeden fitneyi sokarak onun bir orduya ihtiyacı olduğunu ve bunun gerçek bir STARK’ın sahip olması gerektiğini hatırlattı. Jon her ne kadar kuzeye gitse de oranın hanelerinin desteğini alamayabilirdi çünkü o bir piç. Gerçek bir STARK buna sahip olmalıydı. Buna dayanarak dayıları Blackfish’in Tully ve çevresini tekrar kontrol altına aldığını hatırlattı ve ondan destek almasını önerdi.

ARYA STARK BAŞARACAK MI ?

GOT605_081415_HS__DSC69081

Evet öncesine göre çok daha iyi dövüşüyor ancak yeterli değil gibi. Adını hatırlamadığım sarı kızın Arya için söylediği söz önemliydi. Jaqen H’ghar ise söylediğini destekler nitelikteydi. Aklıma ACABA ARYA NO ONE OLMAYI BAŞARAMAYACAK MI ? sorusu geldi. İkinci bir şans yakaladı ve tiyatrocu Leydi Crane denilen kişiyi öldürmesi istendi. Crane’nin tiyatrosu ise oldukça ironikti Kral Robert ve Ned Stark zamanını anlatıyordu. Arya için tüm yaşanılanları ve NO ONE olma yolunda kimliğini hatırlamasına sebep olduğunu düşünüyorum. Çok yüzlü tanrının bir hizmetkarı olma yolundayken bunun bir sınav olduğunu düşünüyorum. Öldürmesi gereken Crane’i incelerken onun kötü biri olmadığını Jaqen’a söyledi ancak aldığı cevap sadece kötülerin ölüp iyilerin es mi geçilmesi gerekiyor oldu. Muhtemelen bu onun son sınavı. Belki de öldürmemesi gereken birini öldürmeye zorlanıyor ve bunu anlayıp anlamayacağı test ediliyor. Her iki şekilde de NO ONE olmak hiç kolay gözükmüyor. Belki kim bilir, hem NO ONE olur hem ARYA STARK olduğunu bilir ve Westeros’a doğru yola çıkar ? İkisi aynı anda nasıl olur derseniz, Arya’nın bunu başaracağını düşünüyorum.

SALT THRONE İÇİN YENİ BİR KRALIMIZ VAR 

aa32eccb5cb21205_euron.xxxlarge

Geçen bölümlerde abisi demir doğum kralını öldüren Euron Greyjoy, kral konseyine ani giriş yaparak hem Yara’yı hem Theon’u saf dışı bıraktı. Yara halkına en güçlü orduyu kuracağını vadederken, Euron çok daha akılcı bir yöntemle Daenerys Targaryen ile bir nevi evlilik bağı kurarak ejderhalarla birlikte 7 krallığı işgal edeceğini söyledi. Ejderhalardan haberi olması önemliydi. Ve şahsen Yara’ya göre çok daha ayakları yere basan bir plandı. Zaten konsey anında Euron’u kral ilan etti. Bu sırada Osmanlı’da bolca gördüğümüz yeni padişah rakip istemez, boğdurma faslını kendi başlarına geleceğini anlayan Yara ile Theon, Demir Doğumluların en iyi gemilerini alarak kaçtılar. Benim tahminime göre Daenerys’in yanına giderek onunla müttefik kuracakları yönünde. Khaleesinin hayır demeyeceğini düşünüyorum. Ne kadar fazla adam gelirse savaş gücü bir o kadar artacaktır. Zaten Yara ile Theon’un gidebileceği başka yerleri yok. Belki Jon’a Winterfell savaşında katılabilirler ama oralarda deniz var mı bilmiyorum. Öncelik teorim Khaleesi ile müttefik olacakları yönünde.

KHALEESI İLE JORAH’IN DUYGUSAL VEDASI

GOT_MP_093015_EP605-43151

Dothrakileri müthiş bir şekilde emri altına alan Khaleesi, onu kurtaran Jorah ile ne yapacağı merak konusuydu. Emilia Clarke’ın geçmişte yaptığı bir röportajını okumuştum ve çok hatırlamıyorum ancak şu şekildeydi ;

Soru : Daenerys ile Andallardan Jorah’ın geleceği ne olacak ? Nasıl bitmesini isterdiniz ?

Cevap : Ben, en sonunda Khaleesi’nin demir tahtta otururken yanında Jorah’ın olmasını isterdim.

Tabi bu Emilia’nın kendi şahsi görüşüydü ancak hayranların bu ikiliyi yakıştırdığını her yerde okuyorum. Belki olur, olmaz ancak veda sahneleri çok güzeldi. Jorah hastalığını göstererek ona zarar vereceğini düşünüp ayrılmak istedi ama Khaleesi ona iyileşmesini bulana kadar ölmemesini emretti ve tekrar yanına çağırarak onu affettiğini gösterdi. Çok tatlılar yahu.

YENİ BİR KIZIL RAHİBE

kinvara red woman game of thrones season six

Melisandre sonrası bu sezon bir rahibe ile daha tanışacağımız söylenmişti ve tanıştık ! Tyrion’ın politika konusunda ustalığını baya övmüştük. Bununla birlikte Meeren ve önceki fethettikleri yerler için bir kahraman yaratma zorunluluğu doğdu. Daenerys’in kurtarıcıları olduğu bilinen bir gerçek ancak onun yokluğunda olanları sağlayan kimdi ? Bir cüce ile hadım halk arasında inandırıcı bulunmayabilirdi. O yüzden halkın desteğini din ile sağlamaya çalışarak yeni bir kızıl rahibeyi getirttiler. Tüm bu olanları halk arasında yayarak herşeyin yolunda gittiğini anlatarak yeni bir kahraman yaratacaklardı. Kızıl rahibe ile Varys’in konuşmaları çok etkileyiciydi. Varys bile korktuysa bu rahibe, gidişatı çok etkileyecek.

Bölümün en hüzünlü kısmına gelmeden önce bir şu sahneye gülelim..

16LkJ9l

Tormund beni yine kırdı geçirdi. Atlamak istemedim. Şimdi gelelim en kötü kısma..

 

BRANN VE HODOR

GOT_ep605_Cut_I_graded_20160420_LAYOFF.001426081

Brann sakat bile olsa yerinde duramayarak ağaca kendisi bağlandı ve kendini Ak Gezenlerin arasında buldu. Ak gezenlerin olduğu her sahne muhteşemdi. Sizi bilmem ama ben ağzımı kapatamadan izledim. Brann fazla ileri giderek Night’s King’in onu görmesini ve işaretlemesini sağladı. Ona dokunmasıyla artık 3 gözlü kuzgunun olduğu yere girebileceğini anladık. En önemlisi ise Ak Gezenleri yaratanların, Ormanın çocukları olduğunu öğrendik. İnsanlığa karşı yok olmamaları için Ak Gezenler yaratılmış. Bunla birlikte Ak Gezenlerin amaçlarını daha iyi anlıyoruz. İnsanlığa karşı savaşmak için yaratıldılar ve bunu tekrar yapmak istiyorlar. Ancak yok etme istekleri insanlarla kalmamış olacak ki bu bölüm tüm Ormanın Çocuklarını da yok ettiler. Brann’in kurdu Summer’da burada öldü. Kurt katliamına artık biri dur dersin.

Tüm bunları başka bir bölüme daha iyi inceleyebiliriz ancak gözlerimin dolduğu an’a gidelim.

Hodor..

O an neler olduğunu ilk başta bende çözemedim ve çözdüğüm kadarıyla size aktarmaya çalışacağım. Game of Thrones’ta geçmişi yani zamanı değiştirebilmeyi ilk defa görmüş olduğumuzu düşünüyorum. Meera, Brann’ı kaçırmaya çalışırken Hodor Ak Gezenlerin geçmesini önlemek amaçlı kapıyı tuttu. Meera’nın söylediği HOLD THE DOOR sözcüğü HODOR’a dönüşümünü izledik. Geçmiş zamandaki insanlar bunu farketmedi, Hodor dışında. Meera’nın söylediği hold the door(kapıyı tut) cümlesi, Warg olarak Hodor’un içine giren Brann’ın etkileşimi sonucu olduğunu düşünüyorum. Yani gelecekteki Hodor’un kapıyı tutması gerektiği an ile geçmişteki konuşabilen Hodor’u etkilediği bir andı. Hodor, bu an için yaşadı, bu an için konuşmasından oldu ve bu an ile yaşamını Brann için verdi.

HARİKA OLMAMIŞ MI ? TÜYLERİM HALA DİKEN DİKEN. 

Red Wedding, Jon’un ölümü, Ned Stark’ın ölümünü görmüş bu gözler, uzun zamandır böylesine üzülmedi, gözleri dolmadı. Müthiş bir sahneydi ve Game of Thrones’un en hüzünlü vedalarından biri oldu..

Sizin düşünceleriniz neler ? Hodor’un fedakarlığını nasıl buldunuz ? Görüşlerinizi bekliyorum.

Okumaya Devam Et
Advertisement
27 Comments

27 Yorumlar

  1. OGUZ

    22 Mayıs 2016 at 22:54

    HOLD THE DOOR!!!

  2. snapchatturkey.tr.gg

    23 Mayıs 2016 at 01:05

    Hocam yazi inceleme guzel olmus.eksisozlukten gorup geldim 🙂 basarilar snapchatturkey.tr.gg

  3. JON SNOW

    23 Mayıs 2016 at 01:05

    Good 🙂

  4. Fatih Kaya

    23 Mayıs 2016 at 02:34

    Hodor diyince hala tüylerim diken diken süper bölümdü süper yorumlama zaman meselesinde hala kafam karışık orası ayrı bi konu Hodor çocukken bi anda nasıl gelecekte ki o sahneyi görüp krize girdi diye bi soru var aklımda :S

    • Anıl Kaleli

      23 Mayıs 2016 at 17:02

      Bir arkadaşa yazdım ama yine yazayım.Tabi bunun kendi görüşlerim olduğunu unutmayın belki konuyla alakası dahi yoktur. Brann, geçmiş hayattayken Meera’nın seslenişini duyar ve Hodor’un içine giriyor. Bu sırada kapıyı tutarken hala Brann ile Hodor bir. Hold the door seslenişini duyarken geçmişteki Hodor ile gelecekle geçmiş arasında kalan Brann birbirinden etkileniyolar ve Hodor bu yüzden konuşmasını yitirip, krize giriyor

  5. Mert

    23 Mayıs 2016 at 04:15

    Gerçekten harika aynı zaman da hüzünlü bir bölümdü. Son 5 dk’yi 2-3 defa izledim. Ama ben bir şey demek istiyorum. Üç gözlü karga yani yaşlı adam kesinlikle Bran’ın gelecekteki hali. Tabi bu bir teori şuan. Eskiden o yaptı ve Hodor’un konuşması bozuldu. Geçmiş değiştirilebiliyor mu değiştirilemiyor mu hala bilemiyoruz tabikide.

    • Anıl Kaleli

      23 Mayıs 2016 at 16:54

      Brann’ın gelecekte ki hali olabilir mantıklı. Ağaçta sürekli oturduğunu görüyoruz. Geçmiş ve geleceğe giderken ayakta görebildik ki oralar sayılmıyor. Gelecekten istemsiz geçmişi değiştirdi Brann. Yani bu güçle Çılgın Kral Aerys dönemine gider ve herşeyi değiştirebilir. Tabi gerçekten böyle olduysa.

  6. Bekirov

    23 Mayıs 2016 at 12:32

    Öncelikle diziyi çok iyi izlediğin belli,senaristler hodoru çok güzel tasarlamışlar,yalnız ölmeseydi hodorun değerini bu kadar anlamazdık,benim bir sorum var yada söylemim diyelim.bran stark tam olarak ağaçtaki adamın(üç gözlü kuzgun heralde) yerine geçti mi?tabi buda spoiler ama geçmiştir umarım.ve bran starkın ne gibi yararı olucak sadece geçmişe mi gidicek,yada o ağaç olmadan geçmişe gidebilecek mi merak ettim.ve ormanın çocuklarının ilk ak gezene dönüştürdüğü lavuğu birine benzetmeye çalıştım ama sıradan biri heralde

    • Anıl Kaleli

      23 Mayıs 2016 at 16:56

      Çok teşekkür ederim, beğenmeniz benim için çok önemli inan 🙂 Hodor’un değerini aslında ufaklığını gördüğümüz an konuşabildiğini gördüğümüzde anladık. Hodor her zaman o evrenin en temiz kalplisiydi ve onun fedakarlığı sayesinde üzülme derecemiz arttı. Üç gözlü kuzguna evrilebilir ancak şuan değil. Yani zaman içinde o olabilir. Zaten o da Brann’in hazır olmadığını söylemişti.

  7. habil

    23 Mayıs 2016 at 16:30

    Oldukça mükemmel yorumlar, öncelikle teşekkürler.

    Hodor gerçekten geleceğe nasıl atlayabildi. Çok tuhaf ve kim onu o ana getirdi?
    O anları yaşayacağı nasıl hayal altına girerek gelecek ana kadar yaşayıp hodor dedi?. Çok tuhaf.. Yani aklım hayalim durdu.

    • Anıl Kaleli

      23 Mayıs 2016 at 16:59

      Teşekkür ederim güzel düşüncelerin için 🙂 Aslında Hodor atlamadı. Brann geçmişe gittiği sırada dış dünyada duyduğu sesler ile Hodor’un içine Warg olarak girdi. Bunu geçmiş ile gelecek arasında yaptığı için Meera’nın HOLD THE DOOR cümlesini sürekli duydu ve bu ufaklığına konuşmasını yitircek derece girdiği krize sebep oldu. HOLD THE DOOR onun asli ve tek görevi oldu 🙂

  8. E.GÜL

    23 Mayıs 2016 at 19:27

    Bölüm yorumlarınız gerçekten çok güzel ve yerinde. Özellikle Meeren deki gelişmeleri ele alış şekliniz şimdiye kadar okuduğum yorumlardan farklıydı.Ancak Hodor’un dönüşümündeki Bran katkısı fikrine katılmıyorum. Bran, başına buyruk davranarak ağaç köküne tutundu Ak gezenlerle karşı karşıya geldi, bu sırada üç gözlü kuzgunun da orada olması gerekiyordu ama kendisini göremedik. Buna rağmen Bran’nin işaretlendiğini bildi, koruyucu büyünün bozulduğunu ve gitmesi gerektiğini söyledi arkasından da onu geçmişe götürdü. Bran dış dünyadan sesleri duysa da paniklemiş haldeydi zaten üç gözlü kuzgunun dediği gibi henüz hazır değildi ki geçmişe müdahale edebilsin. Bence ölmeden önce geçmişteki Hodor ile gelecekti ki Hodor arasında bağlantıyı kuran üç gözlü kuzgundu ve Bran’nın gözünden geçmişteki Hodor’un, geleceğindeki ölümünü an be an yaşayarak konuşma yetisini acı bir şekilde kaybetmesini izledik. Sizin de dediğiniz gibi; Hodor, bu an için yaşadı, bu an için konuşmasından oldu ve bu an ile yaşamını Bran için verdi. Ben üç gözlü kuzgunun bunu yapmasındaki amaç olarak Bran’nin geçmişe müdahale etmesi halinde yüzleşmek zorunda kalacağı acıları ona göstermek adına son dersi olduğunu düşünüyorum. Diğer türlü Bran’ı neden geçmişe götürsün ki? Diğer yandan üç gözlü kuzgunun ve ormanın çocuklarının böyle bir şeyi beklediklerinin ip uçlarını önceki bölümde vermişlerdi. Hatırlarsanız ormanın çocuğu Meera’ya buradan gittiğinizde stark çocuğunun sana ihtiyacı olacak demişti. Üç gözlü kuzgun da Bran’a sonsuza kadar burada kalmayacaksın demişti.Ayrıca Ak gezenlerin ilk hedeflerinin üç gözlü kuzgun olduğunu eklemek istiyorum. Kendilerini yaratan ormanın çocuklarını zombi ordularına bırakırlarken onlar direk ilk hedeflerine yürüdüler. Bir şekilde Ak gezenlerin duvarı aşabilmek için Bran’a ihtiyaçları var diye düşünüyorum. Son olarak herkes summer ın ölmesini kış geliyor meteforuna bağlasa da ben serinin sonuna kadar kurdu ölen her stark çocuğunun bir şekilde öleceğini düşünüyorum. Ve umarım ilk sansa ölür 🙂

    • Anıl Kaleli

      23 Mayıs 2016 at 21:30

      Öncelikle incelememi beğendiğin için çok teşekkür ederim. Sonra ise dediklerin elbet doğru olabilir çünkü benim söylediğim bir bakış açısı. Henüz bu olayın nasıl olduğuna dair bir açıklama veya diziden bir kesit görmedik. Hepimiz tahmin yapıyoruz işte 🙂 Senin dediğine göre Raven bunları planlı yaparak Brann’e bir ders vermek istediği, bu son derece mantıklı bir yaklaşım. Ak Gezenlerin Brann’a ihtiyaçları değil de onları yok edebilecek yegane gücün Brann olduğunu düşünmekteyim. Bu yüzden Raven, güçlerini Brann’e aktardı.

  9. YT

    23 Mayıs 2016 at 22:11

    Yorumunun tamamını okudum çok güzel, klavyenin pili bitmesin 🙂

    Brann ve Hodor olayına şöyle bir teori ileri sürmek istiyorum.
    Brann warg yeteneğini( 1.Skill ) daha önceki sezonlarda bir şekilde kazandı. Bunu biliyoruz.
    Brann’ın 2. yeteneği( 2.Skill ) ise geçmişe gitmek. Bunu da bu adamdan( 3 gözlü kuzgun ) öğrendi.

    Adamın hazır değilsin demekle kastettiği şey bu 2 yeteneği bir arada kullanamamasıydı. Yani kombo yapamıyordu. Adam öldükten sonra Brann ‘Kombo’ yapmayı öğrendi.

    Brann önce geçmişe gitti, uyanamadı.
    Sonra Meera’nın Brann’a söylediği ‘HODOR un içene gir.’ cümlesini Brann geçmişte duydu.
    Bunu duyan Brann geçmişte HODOR’un kafasına girince 2 skill’ini aynı anda kullanmayı öğrenmiş oldu.
    Kombo yaptı.

    ‘Dream within a dream’ gibi yani.

    Saygılar

    • Anıl Kaleli

      23 Mayıs 2016 at 23:24

      Aynen aslında benim de demek istediğim buna yakındı. İncelemeyi komple okumana ayrı sevinip mutlu oldum, bundan sonra hep okutabilirim umarım 🙂

  10. Cky

    24 Mayıs 2016 at 12:53

    Peki bu mızraklarla ak gezenler Nasıl öldü?

    • Anıl Kaleli

      25 Mayıs 2016 at 00:03

      Ormanın çocukları mağara girişinde beklerken, Meera onların mızraklarından birini alıp içeri giriyor. Mızrakların ucunda ise ejderhacamı bulunuyor. Bu sayede Ak Gezeni o mızrakla öldürebildi.

  11. Hakan

    25 Mayıs 2016 at 17:15

    Merhaba benim anlamadığım. Mağarada kendini patlatarak ölen orman çocuğu ile ilk akgezeni yapan çocuk aynı çocuk mu. Galiba aynı çocuk. Aynı çocuksa eğer, benim bildiğim white walkerslar binlerce yıldır varlar. Fakat orman çocukları ortalama en fazla 200-300 yıl yaşayabiliyorlar. Nasıl oluyor?

    • Anıl Kaleli

      25 Mayıs 2016 at 20:08

      Kitapları okumadığım için onlara cevap veremem ama dizinin bize net bi şekilde anlattığı, ak gezenleri ormanın çocuklarının yarattığıydı. Mantıken ilk ak gezen böyle yaratılmışsa ormanın çocuklarının kökeni daha eskiye dayanıyor. He tabi, eskiden ak gezenler yine olup azor ahai gibi biri tarafından hepsi yok edilmişse, belki tekrardan hayata döndürmek istemiş olabilirler.

      • Hakan

        25 Mayıs 2016 at 23:37

        Peki ak gezeni yaratan orman çocuğu ile mağaradaki patlamada ölen aynı çocuk muydu. Bir de öğrenmek istediğim orman çocuklarının tarihi değil , ortalama yaşam sürelerini merak ediyorum. On bin yıl değildir herhalde bir tanesinin yaşam süresi.

  12. Musa

    26 Mayıs 2016 at 03:43

    Merhaba öncelikle yorumlari cok begendigimi belirtmeliyim. Elinize saglik. Benbu bolumde zaman kavrmini oturatamadim acikcasi sizden bu konuda yardim istiyorum. Bizim 6 sezon boyunca tanidigimiz hodorun bu bolumde brann in gecmise gitmesi ve trans aninda hodoru etkilemesi sonucu tum hayati boyunca kapiyi tutmak icin yasadigini ogrendik. Dolayisiyla bizim 6 sezon boyunca izledigimiz hodor, brannin simdiki zamandan gecmise gitmesi ile mi olusmus oluyor? Eger bu durum soz konusu ise 6 sezon boyunca gordugumuz her olay bir yanilmasama olabilir mi? Hodorun normal hayatindan konusamayan bir insana dönüşmesi brannin gecmise gitmesi nedeni ile ilgili ise izledigimiz hersey aslinda oyle degil anlamini cikarabilir miyiz? Degerli goruslerinizle bu sorulari kafamdan atmak istiyorum zira ven isin icinden cikamadim . Simdiden teşekkürler.

    • Anıl Kaleli

      26 Mayıs 2016 at 19:33

      Beğenmene sevindim Musa, siteden ayrılma derim 🙂 Soruna gelecek olursam, zaman kavramıyla değil de şöyle anlatayım ; Geçen bölümlerde Brann yine geçmişe gitmiş genç Ned Stark’a sesini duyurabilmişti. Geçmiş ve geleceği değiştirebilme gücü var Brann’ın. Hodorun konuşmasını bozan şey, Brann’ın geçmişteyken warg haline girip Hodorun içine girmesiydi. Yani Brann eğer uyansaydı ve Hodorun içine öyle girseydi bunların hiçbiri muhtemelen olmazdı. Tabi bunlar benim tahminim henüz bir açıklama okumadım 🙂 Kafandakini birazcık olsun çözmüşümdür umarım

  13. fetih

    27 Mayıs 2016 at 00:28

    hodor daha olmedı fakat yenı bolum gelmeden bılemeyız neler olcagını gayet ıyı bılıyorum ve sıkı fanıyım tum kıtaplarını bıtırdım bekleyın ve ızleyın spolier vermeyım 🙂

    • Anıl Kaleli

      29 Mayıs 2016 at 03:31

      NOOOOOOOOOOOOO SPOILER AMAN ! Hadi bakalım 🙂

  14. Batu

    13 Temmuz 2016 at 07:11

    Oncelıkle konuyu en azında daha ıyı anlamama yardımcı oldugunuz ıcın tesekkurler.Benım anladıgım daha once musa kardesımızınde belırttıgı gıbı brann ın gecmısı degıstırmesıyle zaman kırıldı sonucta hodor krız gecırınce brann bu noktaya gelıp gecmıse gıdıyor.Yani genc hodorun bran tarafından warglanmadıgı bır surecte var ama biz warglanmasından sonra olusan senaryoyu ızledık.Tabi aklıma suda gelıyor genc hodorun krıze gırmedıgı senaryoda beler oldu ve brann gecmıse gıdebıldı?

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Avengers: Infinity War İncelemesi – Yeni Bir Bakış Açısı ve Tüm Easter Eggler!

Yayınlandı

on

27 Nisan Cuma günü, çok önemli bir olay gerçekleşti. İnsanların ateşi bulması gibi, sanat rönesansı, din reformu ve hatta hatta sanayi devrimi yaşamış Dünya, 27 Nisan Cuma günü en az bunlar kadar önemli bir “Sinema Devrimi” yaşadı. Ben, Avengers: Infinity War’u bu şekilde özetliyorum. Filmin artısı, eksisinden bahsetmiyorum. Elbette artıları, eksileri, klişeleri her süper kahraman filminde olduğu gibi bunda da var. Ancak sıradan bir insan olarak yarınımı zor planlayabiliyorken Marvel Stüdyo’nun 10 seneyi fazla riske girmeden, garantici bir yol ile dahi olsa ilmek ilmek işlediği, hatalardan çok başarıyla karşımıza çıktığı 10 senelik bir devrimden bahsediyorum. Tüm sinema filmlerinin, daha çekim aşamasındayken bile planlarını Disney-Marvel filmlerinden uzak tutarak planladığı bir süreçten bahsediyoruz. Marvel’in çağdaşı, en büyük rakibi DC bile sadece bu evrene yetişebilmek adına daha emeklemeden koşmaya çalıştı. Sonuçlarını hepimiz biliyoruz. Bu açıdan Marvel, 2000’li yılların en büyük devriminin, en büyük planlamasının son halkasını 27 Nisan günü Infinity War ile bizlere sundu. Şimdi gelin bu epik filmin detaylarına girelim.

Yazımız buradan itibaren SPOILER içermektedir.

Infinity War Avengers GIF by Marvel Studios - Find & Share on GIPHY

 

Infinity War, adına yakışır bir şekilde tüm evreni ilgilendiren bir meseleyi konu alıyordu. O meselenin adı da Thanos idi.

Öncelikler her zaman söylediğim bir konu şudur ki, bir filmin düşmanı ne kadar iyi ise filmde o kadar tutar. Marvel’ın en büyük eksikliğini yaşadığı villain konusu, Thanos ile kökünden çözüldü. 10 yıllık planlama tamamen buna mı odaklıydı bilinmez ancak Thanos, bildiğimiz kötülerden değildi. Çünkü kendi düşüncesine göre evren, bir denge içinde olmalıydı. Bu dengenin önünde ise sınırsız nüfusa ve isteğe karşılık sınırlı kaynaklar yer alıyordu. Evrenin dengesi ancak yaşayan nüfusun yarısını fakir, zengin, büyük, küçük ayırmadan öldürmekten geçiyordu. Thanos’un düşüncesini biz insanlar soykırım olarak görsekte onun böyle bir hayali var ve karakterini oturtan olay tamamen bu denge meselesi. O yüzden Thanos’un yaptığını yanlış bulurken, onu anlayabiliyorsunuz. Yanlış olduğunu düşünseniz dahi onunla empati kurabiliyorsunuz. Ben bu empatiyi en son Darth Vader ile kurabildiğimi şu an anımsıyorum. İşte Infinity War’un güzelliği burada yatıyor. Sinema tarihinin en sevilen kötüsü Darth Vader ile Thanos’u yan yana bir cümle içerisinde geçirebiliyorsunuz. Elbette bu benim kişisel düşüncemdir ancak sizlerin de içten içe bunu düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum.

Thanos’un motivasyonu, tüm stoneları toplayarak bu dengeyi tek bir parmak şıklatmasıyla sağlamaktı. Titan’ın evreni dengelemek için yola çıkması elbette o yolun Avengers ile kesişmesine yol açtı. 3 taşın direkt olarak bizimkilerin elinde olmasının (Loki’yi de artık bizden sayıyorum) doğal bir süreci olarak Thanos, Avengers ve Galaksinin Koruyucuları ile birden fazla karşılaştı. Hepsinde de ekiplerimizin hem taşlar hakkında ne kadar az bilgisi olduğunu ve Thanos’un yanında ne kadar güçsüz kaldıklarını anlamış olduk. Üstelik Russo kardeşler, Avengers gibi bir ekibin Thanos’un yanında ne kadar aciz duruma düştüğünü bizlere birden fazla kez gösterme cesaretinde bulundular. Bizim 10 yıl boyunca şikayet ettiğimiz ne kadar detay varsa ki örneğin tek filmlik villainlar, cesur kararlar alınamaması gibi soruların cevaplarını tamamen son filme sakladıklarını anlıyoruz. Bunun için bile Infinity War, tüm sinema severlerin kalbinde çok özel bir başarı çıtası olarak duracak. Bir Yüzüklerin Efendisi için gösterilen saygı ve sevgi, hem şimdi hem ileride Infinity War içinde gösterilecek. Benim kısa süreçli kehanetim bu yönde.

 

Infinity War Avengers GIF - Find & Share on GIPHY

 

Filmin adı direkt olarak Avengers ile başlasa bile, Infinity War bir Thanos filmidir. Spider-Man: Homecoming’in başında yazdığı BU BİR PETER PARKER FİLMİDİR ibaresi yoktu belki ama Thanos’un solo filminde gözüken Avengers üyeleri dersek sanırım kimse karşı çıkmayacaktır. Filmin bu gidişatta ilerlemesi, sona doğru giderken bizim kafalarımızın karışıklığı yerine herkese empati yaparken bulmamızı sağlıyor.

Espriler ve umutsuzluğun bu kadar dengede tutulabilmesine ise ayrı hayran kaldım. Bir önceki sahnede gülerken diğer sahnede gözleriniz tamamen açılmış bir şekilde şoka girebiliyordunuz ve daha az önce güldüğünüzü unutuyordunuz. Russo kardeşler, tıpkı Thanos gibi bu filmde denge’yi harika bir şekilde kullanmış. Hollywood’un en çok para kazanan ünlülerini tek bir filmde buluşturacaksın ve hepsine aynı süreyi aynı diyaloğu sorunsuz bir şekilde vereceksin? Bu denge değil de nedir arkadaşlar? Konuşurken basit konular gibi gelebilir ancak dışarı çıkarken 2 arkadaşınızı yan yana getiremiyoruz bazen yahu. Oradan yola çıkın gerisini siz düşünün.

Tüm bu süreç ise Thanos’un güneşin karşısına geçerek gururlu bir şekilde gülümsediği an içindi. Kahramanlarımızın yarısından fazlasıyla birlikte tüm evrenin yarısı öldü. Beni en çok üzen ölüm şahsen en sevdiğim kahraman olan Spider-Man oldu. Tom Holland’ın orada yeni kahraman olmuş, genç bir Peter Parker olarak ÖLMEK İSTEMİYORUM cümlesini ağlayarak tekrar etmesi her seferinde kalbimi paramparça edecek. O sahne için tek ama tek bir isteğim vardı.. Bir gücüm olsaydı ve Russo Kardeşler’e ulaşabilseydim ölmeden önce son cümlesinin gökyüzüne bakarak “ÜZGÜNÜM BEN AMCA..” olmasını söylemek olurdu. Bu ölüm zaten üzücüydü ancak destansı olması için tek eksik bu cümleydi. Olmadı tabii bu ancak Peter Parker’ı öldürmek bile çok cesur bir karardı. Sadece bu yüzden bile Russolara ve senariste hayran olmamak elde değil. Ölen kahramanlarımızın listesini bir verecek olursak baştan sona;

  • Heimdall
  • Loki
  • Gamora
  • Bucky
  • Black Panther
  • Scarlet Witch
  • Vision
  • Falcon
  • Groot
  • Doctor Strange
  • Spider-Man
  • Star-Lord
  • Drax
  • Mantis
  • Nick Fury ve Maria Hill (End Credits)

Kalanlar ise klasik Avengers ekibimiz Captain America, Iron Man, Thor, Hulk, Black Widow, War Machine’nin yanı sıra Nebula, Rocket, Okoye ve M’Baku kaldı.

İlk Avengers filmine geri dönecek olursak orijinal kadro yaşarken, yenilerin neredeyse tamamı öldü. Buradan çıkabilecek bir ihtimal şu, gelecek filmde eskilerin yeniler için kendini feda ederek ölümlerin değişmesi ve bu sayede New Avengers olarak yola devam edilmesi. Bu akla hemen gelen, en basit çözüm umarım bunu denemezler ve ölümlerin arkasında dururlar.

Gelelim bu işin nasıl çözüleceğine. Aklımda 3 teori var;

1- Gamora’nın ruhunun ruh taşına hapsedildiği ve ikinci filmde Thanos’u bu şekilde içeriden durduracakları. Infinity Stones, Thanos ile birlikte yok olabilirler.

2- Dr. Strange’in 14.000.653 ihtimalden sadece birinde kazandıkları süreci o andan itibaren başlatmış olduğu. Bu ihtimalde ise Tony Stark’ın hayatı çok önemliydi. Bunun yaşanmasının 20 dk öncesinde Stark-Parker ve Taş arasında seçim yapması gerekirse taşı seçeceğini söyleyen bir kadim büyücü anında kararını değiştiriyor ve taşı düşmana veriyorsa bu, o tek ihtimal sürecinin çoktan başladığını gösteriyor. Kendisinin fedakarlık yapıp ölümünü görse bile bu süreci başlatan Strange, bitiren ise Tony Stark olacak gibi duruyor şu an için.

3- Filmin sonunda Nick Fury’nin sinyal gönderdiği Captain Marvel, hikayenin en büyük unsurunu oluşturabilir ve Thanos’u yenmede çok güçlü bir müttefik olabilir.

Umarım dördüncü bir seçenek çıkar ve tüm izleyenleri tatmin edecek bir şekilde Marvel’ın yeni faz filmleri şekillenir. Bu faz şekillenirken ise tek isteğim, Spider-Man geri dönerse artık Tony Stark’ın hegomanyasından çıkması. Spider-Man’in MCU’ya dönüşü hayatımda aldığım en heyecan verici haberlerden biri iken yavaştan pişman olmaya başladığımı hissediyorum. Tony ile olan ilişkisi iyice Rick and Morty’e bağladı. Bu da beni oldukça rahatsız ediyor.

Gelelim Easter Egglere ve filmden önemli anlara;

  • Loki’nin Thor için kendini feda etmeden önce BİZDE DE HULK VAR sözü ilk Avengers filmine gönderme olmakla birlikte sırf bunu Loki söyledi diye inanılmaz hoşuma gitti ve ilk maddeye eklemek istedim.
  • Hulk belki sadece bir kere sahneye çıktı ama bana film boyunca yeten HULK vs THANOS’u görmemizi sağladı. Ağır dayak yedi belki ama o versus’u görmeseydim çok mutsuz olurdum.
  • Çizgi romanlarda dünyayı uyarmaya gelen Hulk değil Silver Surfer idi. Ancak “THANOS GELİYOR” sözü ikisinin de kullandığı ortak nokta oldu.

  • Loki ölmeden önce Thanos’a teklif ettiği REHBERLİK hizmetini çizgi romanda da sunuyor ve bunu yapıyordu. Filmde ise kandırma yolunu seçerek Loki’yi erkenden öldürdüler ki, çok iyi bir karardı. Thor’un motivasyonu tamamen buradan kaynaklı oldu ve mantıklıydı.
  • Aklıma takılan bir soru var, takipçiler aydınlatırsa memnun olurum. Thanos, bu filmde eldiveni Cüce Eitri’ye zorla yaptırdı ancak Age of Ultron’un sonunda “FINE, I’LL DO IT MYSELF” cümlesiyle eldiveni kendisi Xandar’a benzer bir yerden alıyordu. O sahne için;

End Credits sahnesini saymamış olmaları bir ihtimal ancak burası cüce şehri falansa bir şey diyemem elbette.

  • Thanos’un görevini başarıyla yerine getirip sonunda dinlenebileceği bir yer teması, çizgi romanda ÇİFTÇİ THANOS olarak işlenmişti.

  • Tony Stark’ın Ebony Maw’a yaptığı Squidward benzetmesi MCU tarihinin en komik esprisi olabilir. Düşündükçe hala gülüyorum.
  • Thor, MCU tarihinde çekilen filmler hatta dizilerin bile gerisinde kalan bir karakter oldu. Ragnarok filminde Thor’u nihayet çizgi roman karizmasına yaklaştırmışlardı. Infinity War filminin ise Thanos ile birlikte en büyük yıldızıydı. Wakanda savaşında gösterdiği performansla tüm izleyenleri kendinden geçirdi.
  • Cüce Eitri’yi biricik Tyron Lannister’ımız Peter Dinklage canlandırdı. Eitri’nin çizgi romanlarda ilk çıkışı 1983 yılında yayımlanan Thor Annual 11.sayısıdır.
  • Thor’un MCU içerisinde 1500 yaşında olduğunu öğrendik.
  • Spider-Man’in Thanos’un yüzüne ağ atması bir ilk değil. Daha önce çizgi romanda da aynısını yapıyor.

 

  • Filmde en büyük süprizi Red Skull’ın geri dönüşü ile yaşamıştık. Ben filmde kendimi tutamayıp OBAAA diye bağırdığımı hatırlıyorum öyle güzel bir detaydı. Belki Thanos’un generallerine katılsaydı çok daha güzel olabilirdi ancak Ruh taşını koruyan biri olması ayrı anlamlıydı. Tek bir sahnesi olmasından ötürü karakteri bu sefer Hugo Weaving değil, The Walking Dead’de Aaron olarak tanıdığımız Ross Marquand canlandırdı.
  • Tony’nin Pepper ile konuşmasında çocuklarının olduğunu görmesi ve ismini Morgan olarak koyduklarını hatırlıyorsunuzdur. Morgan Stark, çizgi romanlarda var olan bir karakterdi. Kendisi Tony’nin kuzeniydi ve ikili, hiç anlaşamazlarmış. Sonrasında Morgan Stark, bir trafik kazası geçirerek ölüyor.
  • Groot’un film boyunca oynadığı oyun 81 yılına ait Defender idi. Filmde The Defenders’ı beklerken oyun isminde görebildik ancak.. Neyse. 
  • Thanos, Reality Stone’u kullanarak Mantis ve Drax’ı şekilden şekle soktuğunu hatırlıyor olmalısınız. Çizgi romanlarda ise bunu Nebula’ya ve Thanos’un erkek kardeşi Eros’a bunu uyguluyordu. Şekil A’da görüleceği üzere;

 

 

Okumaya Devam Et

Bomba

Avengers: Infinity War Film İncelemesi – Hem Spoilersız Hem Spoilerlı!

Yayınlandı

on

Yazımızın ilk kısmında SPOILER YOKTUR. FİLMİ İZLEMEYENLER AŞAĞIDAKİ SPIDER-MAN GİF’İ VE SPOILER UYARISI ALANA DEK YAZIYI OKUYABİLİRSİNİZ.

Dipnot: Anıl’ın full Spoiler dolu ve Easter Eggleri anlattığı yazısı ise yakında karşınızda olacak 🙂

Tam 10 yıl… Iron Man filmi ile başlayan MCU macerası, tüm hızıyla devam ediyor diyemeyeceğim. Infinity War filmine kadar en iyi film bana göre hep Iron Man oldu. Robert Downey Jr. uzun süre en iyi oyuncu seçimi olarak MCU’nun yüzü oldu. Sonra az bir ihtişamla Thor geldi. Başarılı komedisiyle Guardian of Galaxy, iyilik emsaliyle Captain Amerika, mistik sanatıyla Dr. Strange ve sebebini bilmediğim bir şekilde büyük gişe başarısı yapan Black Panther geldi. Agent of Shield da televizyonda senaryosuyla boy gösterdi. Koskoca 10 yıl, Infinity War filminin hazırlığıydı. Başarılı filmlerin arkasında hep bu hazırlı yatmıştır. Senaryo hazırlığı uzun yıllar sürer. MCU bu hazırlığı beyaz perde de yaptı. Sürekli gelişen ve evrilen senaryolarıyla 2018’e geldi. Bitti mi? Hayır. Ant-Man ve Captain Marvel filmleriyle birlikte, Avengers’ın son filmine hazır olacağız. Bu sinema stratejisinin başarısına sinir oluyor ancak ayakta alkışlıyorum. Gelelim Infinity War filmine…

Halihazırda efsane olan Avengers Theme, Infinity War filmine süper kahraman girişlerini süsleyerek, en iyi film müziklerinden biri olarak hafızlara kazındı. Peki 2 milyar $ hasılatı geçeceğini düşündüğüm bu yapımın başarısı neydi? Öncelikle demin konuştuğumuz 10 yıllık serüven. İzleyici kitlesini koruyup, sürekli artırması. Bir film önce Black Panther ile elde edilen büyük başarı bunun ilk kanıtı. Spider-Man’in efsane sözüyle devam edeyim. “Büyük güç büyük sorumluluk getirir.” MCU’nun karşı karşıya kaldığı durum buydu. Bu kadar hayran kitlesi, bu kadar film büyük beklenti yarattı. Ve beklentiyi karşılayıp, ikinci filme daha büyük bir beklenti yarattı. DC, çığ gibi büyüyen bu başarının altında kaldı. Infinity War’ın yanında Justice League, çocuk filmi gibi kaldı. Hatta Captain Marvel ile, Wonder Woman başarısını da ellerinden almak istiyorlar. Brie Larson ile bunu yapabileceklerini düşünmesem de, Captain Marvel’in güçleri buna imkan sağlıyor. Peki Marvel filmlerini sevmeyen ben, Infinity War’u neden beğendim? Ona geçelim.

Malum sahne – Hulk’un Loki’yi dövmesi- ile Marvel komedisine karşı cephe almıştım. Deadpool ile komedi filmi budur deyip, küçümsemeye devam ettim. Ama sonra Thor Ragnarok’ta malum sahneye gönderme yaparak beni de güldürdükleri vakit, beyaz bayrağı çektim. Son noktayı Infinity War koyacaktı. Filmin yarısında tüm salon kahkahalarla gülerken ben gülümsemeden öteye geçmedim. Hala küçümsüyordum. Ama filmin sonunda bu kahkaha atan insanları birden ağlatmaya başladıklarında bu başarının önünde eğildim. Senaryo olarak da, hala en iyi süper kahraman filmi olan Dark Knight’a rakip olacak tek film olduğunu kabullendim. Kurgusu, soru işaretleri, gizemi, finali, villian prensipleri, yan hikayeler, giriş, duygu değişimleri on numara beş yıldızdı. Göze batan Cgi sahnelerinin yanı sıra, muazzam planlar ve sekanslar bulunuyordu. Bu sahnelerde iki düşman – Thanos ve Iron Man- boy gösteriyordu. Robert Downey Jr. ve Josh Brolin, MCU filmlerinin üzerinde bir oyunculuk sergiledi film boyunca. Ama yalnız kalmadılar. Her ekibin hikayesini ayrı bir filmmiş gibi izlediğimiz bu harika yapımda, diğer süper kahramanlar da bizi etkilemeyi başardı. Rocket, Thor, Heimdall, Gamora, Wanda, Star Lord, Spider-Man.. Ufacık sahneler, unutulmayacak duygular yaşattı.

Bu bir sanat filmi değil o yüzden derin bir yönetmenlik beklemiyordum ancak tatmin oldum. Bir Tarantino ya da Nolan ekibi olmadığı için senaryo, diyalog beklemiyordum, tatmin oldum. Tiyatral oyunculuk bekliyordum, doğal oyunculukla karşılaştım. Bu artı yönler ve daha fazlası nedeniyle Infinity War, sinemada izlenmeyi hak ediyor. Buradan sonra spoiler içeren yoruma geçip, beğenmediğim kısımlara değineyim.

Infinity War Avengers GIF by Marvel Studios - Find & Share on GIPHY

 

SPOILER İÇERİR:

Çizgi romanlarla uyumu, hikayeleri değiştirip kurguya dahil etmeleri muazzamdı. Red Skull’ın eksik kalmış hikayesi tamamlandı. Thor’un halkını, kardeşini ve dostunu kaybettikten sonra intikamına kadar gelen hikayesi dopdoluydu. Rocket ile dertleşirken ağlaması, intikam için Nidavellir’in ışığına maruz kalışı, Wakanda’daki savaşa girişi ve Thanos’a son darbeyi vuruşu… Ragnarok ile birlikte gerçek bir Tanrı olan Thor, bu filmle zirveyi gördü.

Captain America, mükemmel bir giriş yapsa da, fragmanda bizi kandıranlardandı. Sahte bir Hulk sahnesinin yanı sıra, eldiveni tutabilen Captain America; Thor, Iron Man, Dr. Strange hatta Iron-Spider’ın yanında eksik kaldı. Thanos tehlikesi mevcutken Captain America’ya güvenmeyen, tutuklayın diyen Bakanlık, herhangi bir varlık gösteremedi. Nick Fury bile parmak şıklatmasında on saniye önce olanları öğreniyor. Bu da Wakanda ve Titan’da geçen savaşların, senaryoyla uyumunu gösteriyor. İnsanların, Ant-Man ya da Hawkeye’ın ulaşamayacağı iki bölgede büyük savaş gerçekleşti. Bu da klasik New York istilasını kırmış oldu. Hulk’ın uyanamaması, hayran kitlesini sinir etse de başarılı bir yan hikayeydi. Araları kötü olan Bruce-Hulk ikilisi kendi hikayesini finale taşıdı.

Hugo Weawing, ufak bir rol için Red Skull’a dönmemesinin yanı sıra, Peter Dinklage’in ufak bir rol için Infinity War’a girmesi enteresan uç noktalardı. Gerçi bu ufak rolü Peter, fazla iyi oynadı. Yüz hatları yeter. Dev Cüce tezatı da beğendiğim yanlarındandı. Taşlara gelirsek, 4 taş için bir feda mevcuttu. Wanda, Vision’u feda ederken, Strange, Iron Man için taşı feda etti. Thanos ve Quill ruh taşı için Gamora’yı öldürmeyi göz aldı. Ve biri başardı da! Başta bahsettiğim gülen hayranları ağlatan sahneler ağırlıkla bunlar oldu.

Thanos’un Death’e aşkını işlememeleri ve bunu Gamora üzerinden yapmalarının yanı sıra, Dr. Strange’in sahneleri haricinde beklemediğim bir duygu yaşamadım filmde. Birçok karakterin öleceğini biliyorduk. Tony’nin ölümü bekledim ki bu beni ağlatabilecek tek sahne olurdu. Çünkü Pepper ile aile kurma hayalleri güzel bir sahneyle işlenmişti. İlk filmde kurtulsa da ikinci filmde ölmesini bekliyorum. Yıllardır korktuğu tüm arkadaşlarını kaybetme durumu gerçekleşmiş olsa da, ikinci filmde tüm arkadaşlarını geri getirdiğinde kendisinin ölmesi olası. Kısacası onları geri getirmek için düşünmeden kendini feda edecektir. 2 film oluşunun dezavantajları var. İlk filmde ölenlerin diğer filmde geri geleceğini herkes biliyor artık. Teoriler önemli değil. Gelecekler mi gelecekler. Önemli olan bunun olması için ne feda edecekleri. Thanos’un filmi olan Infinity War’dan sonra, ikinci film Avengers ekibinin filmi olacak ve mutlu son gelecek. Başta da söylediğim gibi en iyi süperkahraman filmi Dark Knight bile mutlu sonla bitmişti. Rises filmi bu yüzden rezalettir gözümde. Batman nükleer bombayı havada patlatıyor, şehri için kendini feda ediyor ama bir bakıyorsun CatWoman ile balayında Paris’te. Hoş değil. Mutsuz son istiyorum. Wanda’nın rage atıp herkesi öldürmesini istiyorum. Çok mu?

Film, muazzam bir Cgi başarısı olarak tarihte yerini alacaktır. Bazı sahnelerde suratlar yapma dursa da, Thanos, çizgi romandaki halinden kat kat iyiydi. Ağlayan bir villian… Sinemada izleyin, 2 milyar dolar hasılatı görelim. Sağlıcakla kalın.

Okumaya Devam Et

Bomba

2017’nin Hayal Kırıklığı Yaratan Filmleri

Yayınlandı

on

Uzun süredir gerek eğitim durumu gerekse yolculuklarımdan dolayı yazamıyordum. Hali hazırda vaktim olmasa bile evren ve sinema savaşları ile geçen bu yılın küçük bir değerlendirmesini yapmayı kendime borç bildim.

Öncelikle 2017 yılı; birbirini hiç tanımadan sadece mesajlar ile bir araya gelebilen, samimi bir şekilde kar amacı gütmeden fikir alışverişi yaptığımız, bir kişi dahi olsa ulaşmaktan, yeni şeyler kazandırmaktan çekinmeyen bu ailenin, küçük de olsa bir parçası haline geldiğim, her şekilde güzel hatırlayacağım bir yıl olacak.

Ama, 2017′ de sinema da her şey güllük gülistanlık değildi. Bu durum vizyona da yansıdı. Gelin listeye bir göz atalım.

RESIDENT EVIL:FINAL CHAPTER

Önce oyunu ile tanışıp filmlerine yönelmiştim. Kendimce daha çok olayın içinde yer alabildiğim için oyunlarını filmlerine her zaman tercih ederim. Ancak finale yakışmayan, bayağı ve ruhsuz olmuş. Serinin en kötü anlarında bile hepimiz Mila Jovovich ile filme tutunduysak da artık o ruh kalmamış. Son film şimdiye kadar gördüğüm en kötü uyarlama ve CGI’lara sahip. Film boyunca müthiş bir isteksizlik hakim. Bitse de gitsek havasında son bir iş çıkmış ortaya. Mila Jovovich de tek başına bir yere kadar.

Sanki FPS oyununu hayatında hiç oynamamış birinin ilk defa aksiyon-savaş içerikli bir oyunu izlemesine maruz kalıyorsunuz gibi bir his uyandırdı.

DUNKIRK

Bomboş. Koskoca bir hiç. Yüzü bile gözükmeyen Tom Hardy. İnsanı olaydan soğutan bir durağansızlık. Anlamsız bir zaman bükümü. Belgesel yapayım derken, yarısında filme karar vermek. En ünlü psikologların bile ‘Bitmedi mi daha?’ diye soracağı bir drama. Nolan’ın eline yüzüne bulaştırdığı bir zaman kaybı olmuş kendileri. Büyük umutları boşa çıkarmakta başarılıydı.

TRANSFORMERS: THE LAST KNIGHT

Git gide yıprananlar diye listeyi değiştirsem daha iyi olacak sanki. Efsane seri her seferinde bir adım daha geriye düşüyordu ki, dibi boylayana kadar. Öncelikle belirtmeliyim, iyi robotların yaramaz robotlarla savaşması iki saat yirmi sekiz dakika gibi bir süre beni tutamaz. Üstelik öyle kendini tekrar ediyor ki, süre iki kat yavaş geçiyormuş gibi geliyor. Mark Wahlberg gibi bir zamanın bitik efsanesi filmde başrol oynayınca insan kendine kızıyor ‘Baştan anlamalıydım!’ diye.

Tek olumlu puanı alan şey ise, dünyanın insanlıktan önce bu yaşlı arabalara ait olması teması olmuştu.

TESTERE 8

Ben hayatımda böyle rezalet görmedim. Bir kere bile heyecanlandırmayan film olay örgüsü olarak 2. filmin kopyası olarak da hiç bir yeni şey katmamış durumda. Jigsaw öleli 10 yıl geçmesine rağmen adamları işi hala devam ettiriyor. Bu zaten 4. filmden itibaren mükemmel dizayn edilmiş bir iplik gibi çözülüp 7. filmde her şeyin başladığı yerde mükemmel bir şekilde son bulmuştu. Arayış içinde yeni yönetmeni ile birlikte yeniden canlandırılmaya çalışılan efsane, yine aynı son ile biterek kendini yenilemedi. başı ve sonu belli olmayan bir film gibiydi. Seriyi hiç izlemeyenler doğrudan bu filmi izleyebilirler. O kadar alakasız. 2. filmin kesilmiş sahneleri deseler daha iyiydi.

MUMYA

Açık ara en berbat film olabilme potansiyeline sahip bir film. Mantık hataları ile başlayan sahneler zorlama çarpışmalar ile devam ediyor. Karanlık evreni, dandik espriler ile süslemeye çalışmışlar. Efsaneleşen Rachel Weisz’lı Mumya serisinin parodisi olarak yayımlansa daha iyi olurdu. Akıllarımızdaki Tom Cruise’den uzak sıkıcı birini saatlerce izlemek bayıyor. Bütün stüdyoların Marvel çakması universe oluşturma çabası insanı soğutuyor.

KONG:KAFATASI ADASI

Görüntüler ve atmosfer olarak büyüleyici gibi gözükse de, Godzilla’nın aynısı. İnsanlık tekrar tekrar ölüme ve sona inanmışken başka bir yaratık tarafından kurtarılıyor.Amaçsız karakterlerle süslenmiş, neresinden tutsan elinde kalan bir film.

JUSTICE LEAGUE

Listenin olmazsa olmazı, belki de kendine ilk sıradan yer bulabileceği tek yer olan film. Kötülüğü, talihsizlikleri, demirbaş Batman’in halleri, kıyas içinde olduğu Marvel’in ezmesi derken baskılara rağmen böyle bir ekibi toplayıp film çıkarmak saygı duyulacak bir iş. Ancak Marvel ile kıyas içinde oluşu iki kat beklentileri boşa çıkarmasını sağladı. İzleyiciler zaten beklentilerini belirli bir seviyeye çekmişlerdi. Marvel her zaman olduğu gibi daha iyisini yapınca Fanboylar bile DC’den soğudu. Suicide Squad ile haber veren DC, yine de elinden geleni yaptı ama ilerleyemeyerek 2017’ye yenilgi ile veda etti. Oyuncu kadrosu potansiyeline yakışmayan derecede hayal kırıklığı olmuştu.

Öyle ya da böyle 2017 yılını geride bırakıyoruz. Ne dersiniz? Sizinde bu yıl büyük umutlar ile bekleyip boşa çıkan filmleriniz oldu mu? Umarım 2018 yılında herkesi memnun eden evrenler ortaya çıkar ve genişlerler. Mutlu Yıllar Karabüyücü Ailesi!

Okumaya Devam Et
Advertisement

Facebook

Bombalamasyon

Bomba3 hafta ago

Avengers: Infinity War İncelemesi – Yeni Bir Bakış Açısı ve Tüm Easter Eggler!

27 Nisan Cuma günü, çok önemli bir olay gerçekleşti. İnsanların ateşi bulması gibi, sanat rönesansı, din reformu ve hatta hatta...

Bomba3 hafta ago

Avengers: Infinity War Film İncelemesi – Hem Spoilersız Hem Spoilerlı!

Yazımızın ilk kısmında SPOILER YOKTUR. FİLMİ İZLEMEYENLER AŞAĞIDAKİ SPIDER-MAN GİF’İ VE SPOILER UYARISI ALANA DEK YAZIYI OKUYABİLİRSİNİZ. Dipnot: Anıl’ın full...

Bomba5 ay ago

2017’nin Hayal Kırıklığı Yaratan Filmleri

Uzun süredir gerek eğitim durumu gerekse yolculuklarımdan dolayı yazamıyordum. Hali hazırda vaktim olmasa bile evren ve sinema savaşları ile geçen...

Genel5 ay ago

Star Wars: The Last Jedi İncelemesi – Skywalker Efsanesine Saygı Duruşu!

Herkese merhaba. Star Wars: The Last Jedi’ı izledik ve incelememizi hazırladık. İncelemeyi Kutluhan ile Anıl farklı açılardan, farklı bakış açılarıyla...

Bomba5 ay ago

The Walking Dead 8.Sezon 8.Bölüm “How It’s Gotta Be” İncelemesi

Kutluhan’ın incelemesi: The Walking Dead, 8. sezona hızlı bir giriş yapmıştı. Resident Evil filmi gibi konu değiştirmiş,  zombi mücadelesi insanların savaşına...

Bomba5 ay ago

Inhumans 1.Sezon 4. 5. ve 6. Bölümleri İnceleme ve Easter Eggleri

Bu dizi, çok sancılı süreçlerden geçerek ekranlarımıza geldi. Ortaya bu konsept ile çıkabilecek çok güzel işler varken, elimizdeki sonuç ne...

Bomba5 ay ago

En Underrated Diziler #3 : Falling Skies!

Doğancan Gedik’in başlattığı ve Person of Interest ile Luther hakkında yazmış olduğu ”En Underrated Diziler” serisinde mutlaka olması gerektiğini düşündüğüm...

Bomba6 ay ago

Agents of Shield 5.Sezon Part 1 ve Part 2 İncelemesi: Orientation!

Marvel hayranları şu sıralar ellerini kana bulamış ve Punisher’ı bitirmiş, Infinity War fragmanıyla yükselmiş, Black Panther’i ve tabi ki Infinity...

Bomba6 ay ago

İddialar Gerçek Olmak Üzere! Disney, Fox’un Haklarını Aldığını Haftaya Açıklayabilir!

Biliyorsunuz ki, şu sıralar en önemli konu Disney’in 20. Century Fox’un çoğunluk hakkını satın alıp alamayacağı idi. Hatta haberini X-Men,...

Bomba6 ay ago

The Walking Dead 8. Sezon 7. Bölüm İncelemesi: Time For After

Bu inceleme The Walking Dead 8. sezon 7. bölüm hakkında SPOILER içermektedir. 8. sezon hayal kırıklıkları ile yoluna devam ediyor....

Bomba