Connect with us

Bomba

Game of Thrones 7. Sezon 3. Bölüm “The Queen’s Justice” İncelemesi

Yayınlandı

on

Kutluhan’ın İncelemesi:

N’apıyorsunuz George R.R. Martin bey? Hayır, yani ne yapıyorsunuz?! Önce sevdirip sonra öldürerek, zaten çığır açmıştınız. Gerçi Boardwalk Empire dizisinde buna alışmıştık. Ama bu başka. Şimdi de 6 sezon umutlandırıp, çoğu izleyicinin tarafını tuttuğu Daenerys Targaryen’i bitirecek misin?

4 bölümdür (6.Sezon Finali dahil) Cersei’nin başarılı planlarını izliyoruz. Kalbimiz Kuzey için, tahtın gerçek sahibi için atarken, düşmanın planlarını hayranlıkla izlerken buluyoruz kendimizi. Tolkien hayranı olduğunu biliyoruz. “Tolkien’in nihai amacı olan “İyiliğin eninde sonunda kazanması” durumunu hiçe mi sayıyorsun, Sayın George Martin? Bütün mutlu sonla biten yapımların, samimi olmadığını düşünüp, böyle tarafsız bir senaryoyu nasıl yazıyorsun?” diye sormak isterim. Sorarken bile hayranlıkla gözlerinin içine bakabilirim. 7.Sezon’un ilk üç bölümüyle Imdb’de düşük puanlar alsa da, çizgisini, kurgusunu ve amacını bozmayarak sona doğru ilerliyoruz. Spoiler içeren incelemeye geçelim o halde.

The Queen’s Justice bölümü, ilk karede olduğu gibi kayaya çarpan bir dalga gibi başladı. Uzun zamandır beklediğimiz Hala-Yeğen karşılaşması, anlaşmazlıklarla başladı. Jon Snow değil, Daenerys sert bir kayaya çarptı. Nasıl mı?

“Targaryen ailesinden Daenerys Fırtınadoğan, Demir Taht’ın gerçek varisi, Andallar ve İlk İnsanlar’ın gerçek Kraliçe’si, Yedi Krallığın koruyucusu, Ejderhalar’ın Annesi, Büyük Çim Denizi’nin Khaleesi’si, Yanmayan, Zincirkıran!

“Jon Snow…The King in the North…”

Daenerys çetin bir dalga gibi Yedi Krallığa vursa da, kayaya çarptı. İlk kaya Lannisterlar ve Greyjoylar iken ikincisi Kuzey’in piçi oldu. Jon Snow’u neden anlatmıyoruz? Ak Gezenlerle savaşan, Yabanilerin savunucusu, Ölümden dönen, Demir Taht’ın bir diğer varisi, Lord Commander of the Night’s Watch ve The King in the North! Jon Snow’u gerçek bir lider olarak görüyorum. Tam bir Aragorn. Kralın Dönüşü’nü reddetmek George Martin’i de aşacak ve hakkını kanıtlayacaktır. Daenrys ve Jon henüz müttefik olmadılar. Çünkü Jon, Cersei’yi gerçek düşman olarak görmüyor, Daenerys de artık müttefik değil bağlılık yemini hak ediyor. Kibir ve kararlılık, Targaryen ve Stark hanesinin kaderini belirleyecek.

Yedi Krallığın şu anki hakimi Cersei, görevinin daha ilk günlerinde müttefik edindi, savaşlar kazandı, gelecek için planlar yaptı, halkın ve askerlerin güvenini kazandı. Euron da gücünü gösterip, Jaime’yi yerin dibine soktu. Ancak bu kadar kayıp, bu kadar acı Jaime’yi güçlendirdi. Tıpkı bilge Joker’in söylediği gibi. Cersei’nin vazgeçmeyeceği sevgisine sahip, askerlerinin itaatine ve kaybettiği savaşların deneyimine. Zeka ve güç oyunları oynanırken, skor 2-0 oldu bile. Martellerden sonra Tyrelller… Cersei, bizim dinimizde bile geçen kısasa kısası uyguladı. Kızımı öldüreninin kızını gözleri önünde öldürmek. Jaime hata yaparak, Olenna Tyrell’i acısız öldürdü ki bu onu çok daha acımasız birine döndürecektir. Bu hatayı Qyburn ve Cersei yapmadı, kendi adaletiyle Sandler’i karanlığa kapattı. Kraliçe ve sağ elinin oynadığı oyunlar elinde patlamış durumda. Lekesizler, Tyrion’ın anlatımıyla Casterly Kalesi’ni aldı (yine Lotr esintisiyle.) Niye aptala anlatır gibi anlattı derken, Euron Greyjoy Lekesizlerin gemilerini yaktı, yiyeceksiz bir şekilde onları kaleye hapsetti. Tek çareleri Westeros’a hücum etmek. Bunu Tyrion ve Daenerys’in ön görüp, Lekesizler’i yalnız bırakmayıp Dothrakiler’i yardıma göndermeli ki yapacağı şey de budur. Daenerys’in liderlik edeceğini düşünmüyorum. Ejderhalar, Westeros’a saldırırsa tehlike onları bekleyecektir. Daenerys, mutlak zafer için Euron’a saldıracak gibi. Gemilere, Ejderhalar ile saldırmayı düşünüyor ki, tek çözüm bu görünüyor. Ya da denizleri bırakıp, Euron’u daha zayıf olduğu karada savaşmaya mecbur bırakmalı. Bu sırada Cersei, Iron Bank’i yanına çekmiş durumda. Dragonstone’a, Ejderhacamı için gelen Jon da bir seçim yapmalı. Daenerys’i yalnız bırakırsa, Stannis Baratheon gibi yıkıcı bir mağlubiyet onu bekleyebilir. Peki Jon, bağlılık yemini etmediği Daenerys’i, halkını korumak ve Ak Gezenler ile savaşmak için yalnız bırakacak mı?

Bu esnada Sansa, Winterfell’i gayet iyi idare ediyor. Ancak ilk buluşma – Sansa ve Bran- Sansa’nın beklediği gibi olmadı. Ayrılmak zorunda kaldığı kardeşi artık aynı kişi değil. Belki güçlü bir müttefik ama aynı masum Bran değil. O artık Üç Gözlü Kuzgun. Savaşta oynayacağı rol gayet ölümcül olacak. Bölümde görmediğimiz Arya da artık aynı kişi değil. Sansa ve Jon da. Ama bu dört kardeş, Ak Gezenleri mağlup etmek için en güçlü ekip olarak karşımıza çıkacak. Peki Bran, Jon Snow’a gerçeği söyleyecek mi?

Jorah’ı kusursuz bir şekilde iyileştiren Samwell, ustası Ebrose’un güvenini kazandı. Starklar’ın bir diğer dostu olan Sam, büyük ihtimalle gizli bilgilere ulaşabilecek ya da Ebrose’un yeniden yazmasını emrettiği parşomenlerde işe yarar bilgiler bulacaktır. Samwell Tarly’nin babası ve kardeşi ise seçimini yaptı. Randyll ve Dickon Tarly, Lannisterlar’ın yanında savaşacak.

Jorah vs Mountain, Jaime vs Euron, Arya vs Cersei (Stoneheart vs Cersei), Jon vs Night King, Grey Worm vs Dickon… Bu karşılaşmaları görmek için can attığınızı biliyorum. Şimdiye kadar sabrettik. Ama Daenerys’in de dediği gibi “Enough with the clever plans!” akıl dolu planlar yetti artık! Meydan Savaşı başlasın. Karşılaşmalar arasında bahsetmediğim bir tane var; Bronn vs Jorah!

Son 4 bölüme girdik. Başka diziler izleyin, denize girin, kitap okuyun, kafanızı dağıtın. Spoils of War ve Winter, geliyor. Haftaya görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın.

Anıl’ın İncelemesi:

Geçmişin gelecekle buluştuğu bir bölüm oldu Kraliçe’nin Adaleti. Geçmiş sezonlarda gördüğümüz, yaşadığımız birçok olayın ilahi adalet yoluyla Cersei tarafından gerçekleştirilmesiyle işler Khaleesi için çok ama çok zora girdi. Çünkü kraliçemiz çıktığı tüm savaşları şu an için kaybetmiş durumda. Her şey Cersei’nin istediği gibi ilerliyor ve kötüler çok ağır bir şekilde kazanmak üzere. Eh bu da Game of Thrones’un neden diziler arasındaki tahtından yıllarca inmeyeceğinin en net göstergesi.

7 sezondur beklenen Ateş ve Buz karşı karşıya geldi. Buna yeteri kadar vakit ayırdıkları için yönetmenlere ve senariste çok teşekkür ediyorum. Bu buluşmayı kısa gösterip diğer konulara ağırlık verebilirlerdi ki, yerinde bir tercih olurdu. Fark ettiyseniz tek bir bölümde kaç tane konu işlendi. Ancak öyle doğru bir şekilde tüm konular işlendi ki biz ekran başında gıkımızı çıkaramadık. Sanki doğa manzarası çekerken ki enstantane, iso ve diyafram ayarlarının tamamını doğru seçmişcesine sekanslar izledik. Ortaya Bob Ross’un çizdiği resimler gibi enfes bir görüntü ortaya çıkmış oldu.

Dany ve Jon’un daha ilk görüşmelerinde anlaşıp Westeros’a saldıracaklarını düşünenler elbette azdı ve burası beklenildiği gibi oldu. Jon diz çökmedi, Dany Çılgın Kral’a dönmek üzereyken yine sevdikleri sayesinde içindeki merhameti hatırladı ve Jon’un ona diz çökene kadar misafiri olmasını sağladı. Daha sonra Tyrion’ın güzellemeleriyle Dany, Jon’a istediği ejderhacamını vererek şimdi göremesek bile güçlü bir Stark müttefiki kazandı. Zaten tüm savaşları kaybettiğini düşünürsek Dany’nin yapabileceği başka bir seçeneği yoktu. Asıl tehlike olan Euron’u durdurma planı ise ejderhalarıyla tüm filosunu yakmak oldu Dany’nin. Ancak burada akıllara Robb Stark geldi.

“Tüm cepheleri kazandım ancak savaşı kaybediyorum”

demişti kıvırcık Stark. Dany ise tüm cepheleri kaybetse dahi savaşı kazanacağına eminim. Yani başımızda bir adet George R.R. Martin olduğu sürece Khaleesi’nin dahi canı güvende değil ancak Robb’un yaşadıklarının tam tersini göreceğimizi düşünüyorum.

Öbür yandan Casterly Rock’a saldıran Lekesizler, karşılarında cılız bir Lannister ordusunu görüyorlar ve Tyrion’ın fahişelerini gizlice sokmak için yarattığı tünelden giriyorlar. İstanbul’un fethinde olduğu gibi kapılar içeriden açılıyor, Casterly Rock düşüyor. Ancak bu işin çok kolay halledildiğini hepimiz gibi Grey Worm’da fark ediyor ve manzaradan baktığında Euron Greyjoy’un deniz ordusu tüm Lekesiz ordusunun gemilerini oracıkta yakıyor.

Minik not: Jon Snow’u gösterip manzarada uçan ejderhaları arka plandan gösterdiği an tüyleriniz kalkmadı mı? Hadi oğlum atla şunların sırtına diye bağırmak istemediniz mi?

Winterfell ise Sansa yönetiminde abartılacak kararlar olmasa da verdiği mantıklı kararlar ile iyi bir şekilde ilerliyor. Littlefinger’ın ateşli konuşmasını es geçmek istiyorum çünkü ben duygusal bir adamım. Winterfell’in kapıları açıldığında herkes Arya’nın geldiğini düşünürken Brandon Stark evine yıllar sonra dönüyor. O arkadaki müziği tek başına koyup dinlesem zaten gözlerim dolardı. Üstüne Bran’ın o eskisi gibi bakmayan gözlerine Sansa’nın sarılışı beni aldı götürdü. Arya’da yolda. Jon’da ejderhacamı ile döndüğünde Ak Gezenleri daha ilk durakta duvara toslatacak Stark kardeşler buluşmuş olacak. Bran’ın söz ettiği Jon ile konuşmalıyım sözü ise mühim. Annesinin Lyanna Stark olduğunu söylemek istiyor burası kesin ama bununla yetinecek mi? Bran her şeyi gördüğünü ve bildiğini Sansa’ya açıkladı. Bize göstermedikleri Bran’ın Sansa’nın düğün gününü dahi biliyor oluşuydu. Yani Jon’un babasını veya bilmediğimiz bir sürü olayı daha görmüş olabilir. Jon ile sohbetlerini şimdiden heyecanla bekliyorum!

Sayın Soğan Şövalyemiz ise Arda Turan’dan bile daha hızlı çıkarak daha adaya çıkışını ikinci saniyesinde Missandei’ye yazmaya başladı. Resmen adamlık. Ancak adamlığı Tyrion Lannister’a karşı çok işlemedi. Blackwater savaşının kazanılmasında Çılgın Ateş ve Tyrion çok büyük rol oynamıştı. Çılgın Ateş ise Davos’un oğlunu öldürmüştü. Birbirlerine karşı duydukları saygıyı anlarım ancak o sırada ölen bir oğlu vardı Davos’un. Melisandre, Prenses Shireen’ı yaktırdığında gösterdiği tepkiyi orada da göstermeliydi ancak bunun sorumlusunun Tyrion olduğunu bilmiyor olabilir. Yine de o da oradaydı ve tepki göstermedi. He bu büyük bir detay mı, değil. Sadece hiçbir detayı atlamayan bir dizi olduğu için bu beklentiyi hep görmek istiyorsunuz. Game of Thrones şımarıklığı diyelim devam edelim.

İnceleme başında geçmişle geleceğin birleşimi oldu demiştim. Bran evine döndü, Arya dönmek üzere, Cersei ve Jamie uzun zamandan sonra tekrar yatağa girdiler, Dany yine çaresiz kalmak üzere. Cersei demişken ilahi adaleti herkese eşit uyguladığı kısmı atlamamak lazım. Ellaria Sand’in kızını zehirleyerek onun her saniye ölüşünü ve çürüyürüşüne kadar izletecek olması korkunç ama gerçekçi bir intikam oldu.

Bunların dışında Melisandre bize bu sezon veda etmişe benziyor. Volantis’e gideceğini ve sonrasında yanlış anlamadıysa Westeros’da öleceğinden bahsetti. Ancak tek ölenin o değil Varys’in de öleceğinden bahsetti. Bu bir tehdit mi yoksa yine geleceği mi gördü bilemeyiz ancak Varys’in eteklerini tutuşturduğu kesin. Jon ve Dany’nin birlik olacağını Melisandre’den de onaylatmış oluyoruz. Zaten 7. sezon fragmanlarında Jon, ölüler ordusuyla savaşır bir şekilde Kuzey’e gidiyordu. Benim aklıma takılan soru cephelerde yenilen Dany’nin bir süre geri çekilip Jon’a yardıma gidip gitmeyeceği. Jon gidiyor orası kesin ama tek başına mı? Göreceğiz.

Son olarak yaşlı kurt Olenna Tyrell’in sonunu izledik. Joffrey’i zehirlediği şekilde yine Jaime tarafından zehirlendi ancak ikilinin diyalogları nefes kesiciydi. Jaime’nin sonunu Cersei’nin getireceğinden bahsetti Olenna. Ancak ben de herkes gibi Jaime’nin Kralkatili unvanının yanına Kraliçekatili’ni de ekleyeceğini düşünüyorum. Zaten hali hazırda The Valonqar kehaneti var. Hatırlayacak olursak Cersei küçükken Maggy the Frog adlı büyücüye geleceğini soruyordu. Orada söylenen çoğu kehanet gerçekleşti. Valonqar teorisi ise şu şekildeydi;

“And when your tears have drowned you, the valonqar shall wrap his hands about your pale whIte throat and choke the lIfe from you.”

 

Valonqar’ın Valyria dilinde küçük kardeş olduğunu da biliyoruz. Küçük kardeşlerden ya Tyrion ya Jaime, Cersei’yi elleriyle boğacağı kehanetinin gerçekleşeceği bir an yaşaancaktır. Bu da Jaime gibi duruyor. Cersei’yi öldürdükten sonra kendisi çok fazla yaşamaz ve yine Olenna’nın dediğine geliriz. Ayrıca Olenna’nın sonu gelmesi demek tüm Highgarden zenginliğinin Lannister hanesine geçtiğini gösteriyor ki, bu da Demir Banka’ya olan yığınca borcun ödenmesi ve onların da desteğinin alınacağını gösteriyor. Ayrıca Olenna’nın Joffrey’i öldürenin ben olduğumu Cersei’nin bilmesini istiyorum demesiyle Tyrion’da aklanmış oluyor. Jamie ile bu sezon olmasa bile yüz yüze gelecekleri bir an olacaktır. Cersei ise müthiş ilerliyor ancak bir yerde o da düşecek.

Minik not 2: Tyrion ile Jon Snow’ın White Walkers sohbetinde Tyrion ölüler ordusu için Walking Dead tabiri kullandı. Rick Grimes’a selamlar!

Haftaya görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et
Advertisement
2 Comments

2 Yorumlar

  1. özgür

    1 Ağustos 2017 at 03:38

    Arya, Winterfell’e dönmeyecek ki bunu bilyoruz nymeri ile karşılaşmasından anlaşıldığı üzere oradaki havayı hissettim, daenerys bu bölümde ona tecavüz edilmesi vs. gibi kötülüklerine maruz kaldığı insanların isimlerini hatırlamadığı gibi bir detay vardı ama Arya olacağı kişi olacak uyumadan önce dile getirdiği isimler vardı Yani o Arya tanıyoruz onu artık Cersei doğru ilerleyecektir.

    • Anıl Kaleli

      1 Ağustos 2017 at 17:40

      Arya’yı son gösterdikleri yerde Westeros’a doğru giden 2 lord vardı. Westeros’a 300 km kaldı bir laf etmişlerdi. Arya ise o yoldan değil tam tersine Winterfell yoluna gitti. Yani Arya evine dönüyor şu an. Zaten kurtlarla karşılaşması evine yaklaştığının göstergesiydi 🙂

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Avengers: Infinity War İncelemesi – Yeni Bir Bakış Açısı ve Tüm Easter Eggler!

Yayınlandı

on

27 Nisan Cuma günü, çok önemli bir olay gerçekleşti. İnsanların ateşi bulması gibi, sanat rönesansı, din reformu ve hatta hatta sanayi devrimi yaşamış Dünya, 27 Nisan Cuma günü en az bunlar kadar önemli bir “Sinema Devrimi” yaşadı. Ben, Avengers: Infinity War’u bu şekilde özetliyorum. Filmin artısı, eksisinden bahsetmiyorum. Elbette artıları, eksileri, klişeleri her süper kahraman filminde olduğu gibi bunda da var. Ancak sıradan bir insan olarak yarınımı zor planlayabiliyorken Marvel Stüdyo’nun 10 seneyi fazla riske girmeden, garantici bir yol ile dahi olsa ilmek ilmek işlediği, hatalardan çok başarıyla karşımıza çıktığı 10 senelik bir devrimden bahsediyorum. Tüm sinema filmlerinin, daha çekim aşamasındayken bile planlarını Disney-Marvel filmlerinden uzak tutarak planladığı bir süreçten bahsediyoruz. Marvel’in çağdaşı, en büyük rakibi DC bile sadece bu evrene yetişebilmek adına daha emeklemeden koşmaya çalıştı. Sonuçlarını hepimiz biliyoruz. Bu açıdan Marvel, 2000’li yılların en büyük devriminin, en büyük planlamasının son halkasını 27 Nisan günü Infinity War ile bizlere sundu. Şimdi gelin bu epik filmin detaylarına girelim.

Yazımız buradan itibaren SPOILER içermektedir.

Infinity War Avengers GIF by Marvel Studios - Find & Share on GIPHY

 

Infinity War, adına yakışır bir şekilde tüm evreni ilgilendiren bir meseleyi konu alıyordu. O meselenin adı da Thanos idi.

Öncelikler her zaman söylediğim bir konu şudur ki, bir filmin düşmanı ne kadar iyi ise filmde o kadar tutar. Marvel’ın en büyük eksikliğini yaşadığı villain konusu, Thanos ile kökünden çözüldü. 10 yıllık planlama tamamen buna mı odaklıydı bilinmez ancak Thanos, bildiğimiz kötülerden değildi. Çünkü kendi düşüncesine göre evren, bir denge içinde olmalıydı. Bu dengenin önünde ise sınırsız nüfusa ve isteğe karşılık sınırlı kaynaklar yer alıyordu. Evrenin dengesi ancak yaşayan nüfusun yarısını fakir, zengin, büyük, küçük ayırmadan öldürmekten geçiyordu. Thanos’un düşüncesini biz insanlar soykırım olarak görsekte onun böyle bir hayali var ve karakterini oturtan olay tamamen bu denge meselesi. O yüzden Thanos’un yaptığını yanlış bulurken, onu anlayabiliyorsunuz. Yanlış olduğunu düşünseniz dahi onunla empati kurabiliyorsunuz. Ben bu empatiyi en son Darth Vader ile kurabildiğimi şu an anımsıyorum. İşte Infinity War’un güzelliği burada yatıyor. Sinema tarihinin en sevilen kötüsü Darth Vader ile Thanos’u yan yana bir cümle içerisinde geçirebiliyorsunuz. Elbette bu benim kişisel düşüncemdir ancak sizlerin de içten içe bunu düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum.

Thanos’un motivasyonu, tüm stoneları toplayarak bu dengeyi tek bir parmak şıklatmasıyla sağlamaktı. Titan’ın evreni dengelemek için yola çıkması elbette o yolun Avengers ile kesişmesine yol açtı. 3 taşın direkt olarak bizimkilerin elinde olmasının (Loki’yi de artık bizden sayıyorum) doğal bir süreci olarak Thanos, Avengers ve Galaksinin Koruyucuları ile birden fazla karşılaştı. Hepsinde de ekiplerimizin hem taşlar hakkında ne kadar az bilgisi olduğunu ve Thanos’un yanında ne kadar güçsüz kaldıklarını anlamış olduk. Üstelik Russo kardeşler, Avengers gibi bir ekibin Thanos’un yanında ne kadar aciz duruma düştüğünü bizlere birden fazla kez gösterme cesaretinde bulundular. Bizim 10 yıl boyunca şikayet ettiğimiz ne kadar detay varsa ki örneğin tek filmlik villainlar, cesur kararlar alınamaması gibi soruların cevaplarını tamamen son filme sakladıklarını anlıyoruz. Bunun için bile Infinity War, tüm sinema severlerin kalbinde çok özel bir başarı çıtası olarak duracak. Bir Yüzüklerin Efendisi için gösterilen saygı ve sevgi, hem şimdi hem ileride Infinity War içinde gösterilecek. Benim kısa süreçli kehanetim bu yönde.

 

Infinity War Avengers GIF - Find & Share on GIPHY

 

Filmin adı direkt olarak Avengers ile başlasa bile, Infinity War bir Thanos filmidir. Spider-Man: Homecoming’in başında yazdığı BU BİR PETER PARKER FİLMİDİR ibaresi yoktu belki ama Thanos’un solo filminde gözüken Avengers üyeleri dersek sanırım kimse karşı çıkmayacaktır. Filmin bu gidişatta ilerlemesi, sona doğru giderken bizim kafalarımızın karışıklığı yerine herkese empati yaparken bulmamızı sağlıyor.

Espriler ve umutsuzluğun bu kadar dengede tutulabilmesine ise ayrı hayran kaldım. Bir önceki sahnede gülerken diğer sahnede gözleriniz tamamen açılmış bir şekilde şoka girebiliyordunuz ve daha az önce güldüğünüzü unutuyordunuz. Russo kardeşler, tıpkı Thanos gibi bu filmde denge’yi harika bir şekilde kullanmış. Hollywood’un en çok para kazanan ünlülerini tek bir filmde buluşturacaksın ve hepsine aynı süreyi aynı diyaloğu sorunsuz bir şekilde vereceksin? Bu denge değil de nedir arkadaşlar? Konuşurken basit konular gibi gelebilir ancak dışarı çıkarken 2 arkadaşınızı yan yana getiremiyoruz bazen yahu. Oradan yola çıkın gerisini siz düşünün.

Tüm bu süreç ise Thanos’un güneşin karşısına geçerek gururlu bir şekilde gülümsediği an içindi. Kahramanlarımızın yarısından fazlasıyla birlikte tüm evrenin yarısı öldü. Beni en çok üzen ölüm şahsen en sevdiğim kahraman olan Spider-Man oldu. Tom Holland’ın orada yeni kahraman olmuş, genç bir Peter Parker olarak ÖLMEK İSTEMİYORUM cümlesini ağlayarak tekrar etmesi her seferinde kalbimi paramparça edecek. O sahne için tek ama tek bir isteğim vardı.. Bir gücüm olsaydı ve Russo Kardeşler’e ulaşabilseydim ölmeden önce son cümlesinin gökyüzüne bakarak “ÜZGÜNÜM BEN AMCA..” olmasını söylemek olurdu. Bu ölüm zaten üzücüydü ancak destansı olması için tek eksik bu cümleydi. Olmadı tabii bu ancak Peter Parker’ı öldürmek bile çok cesur bir karardı. Sadece bu yüzden bile Russolara ve senariste hayran olmamak elde değil. Ölen kahramanlarımızın listesini bir verecek olursak baştan sona;

  • Heimdall
  • Loki
  • Gamora
  • Bucky
  • Black Panther
  • Scarlet Witch
  • Vision
  • Falcon
  • Groot
  • Doctor Strange
  • Spider-Man
  • Star-Lord
  • Drax
  • Mantis
  • Nick Fury ve Maria Hill (End Credits)

Kalanlar ise klasik Avengers ekibimiz Captain America, Iron Man, Thor, Hulk, Black Widow, War Machine’nin yanı sıra Nebula, Rocket, Okoye ve M’Baku kaldı.

İlk Avengers filmine geri dönecek olursak orijinal kadro yaşarken, yenilerin neredeyse tamamı öldü. Buradan çıkabilecek bir ihtimal şu, gelecek filmde eskilerin yeniler için kendini feda ederek ölümlerin değişmesi ve bu sayede New Avengers olarak yola devam edilmesi. Bu akla hemen gelen, en basit çözüm umarım bunu denemezler ve ölümlerin arkasında dururlar.

Gelelim bu işin nasıl çözüleceğine. Aklımda 3 teori var;

1- Gamora’nın ruhunun ruh taşına hapsedildiği ve ikinci filmde Thanos’u bu şekilde içeriden durduracakları. Infinity Stones, Thanos ile birlikte yok olabilirler.

2- Dr. Strange’in 14.000.653 ihtimalden sadece birinde kazandıkları süreci o andan itibaren başlatmış olduğu. Bu ihtimalde ise Tony Stark’ın hayatı çok önemliydi. Bunun yaşanmasının 20 dk öncesinde Stark-Parker ve Taş arasında seçim yapması gerekirse taşı seçeceğini söyleyen bir kadim büyücü anında kararını değiştiriyor ve taşı düşmana veriyorsa bu, o tek ihtimal sürecinin çoktan başladığını gösteriyor. Kendisinin fedakarlık yapıp ölümünü görse bile bu süreci başlatan Strange, bitiren ise Tony Stark olacak gibi duruyor şu an için.

3- Filmin sonunda Nick Fury’nin sinyal gönderdiği Captain Marvel, hikayenin en büyük unsurunu oluşturabilir ve Thanos’u yenmede çok güçlü bir müttefik olabilir.

Umarım dördüncü bir seçenek çıkar ve tüm izleyenleri tatmin edecek bir şekilde Marvel’ın yeni faz filmleri şekillenir. Bu faz şekillenirken ise tek isteğim, Spider-Man geri dönerse artık Tony Stark’ın hegomanyasından çıkması. Spider-Man’in MCU’ya dönüşü hayatımda aldığım en heyecan verici haberlerden biri iken yavaştan pişman olmaya başladığımı hissediyorum. Tony ile olan ilişkisi iyice Rick and Morty’e bağladı. Bu da beni oldukça rahatsız ediyor.

Gelelim Easter Egglere ve filmden önemli anlara;

  • Loki’nin Thor için kendini feda etmeden önce BİZDE DE HULK VAR sözü ilk Avengers filmine gönderme olmakla birlikte sırf bunu Loki söyledi diye inanılmaz hoşuma gitti ve ilk maddeye eklemek istedim.
  • Hulk belki sadece bir kere sahneye çıktı ama bana film boyunca yeten HULK vs THANOS’u görmemizi sağladı. Ağır dayak yedi belki ama o versus’u görmeseydim çok mutsuz olurdum.
  • Çizgi romanlarda dünyayı uyarmaya gelen Hulk değil Silver Surfer idi. Ancak “THANOS GELİYOR” sözü ikisinin de kullandığı ortak nokta oldu.

  • Loki ölmeden önce Thanos’a teklif ettiği REHBERLİK hizmetini çizgi romanda da sunuyor ve bunu yapıyordu. Filmde ise kandırma yolunu seçerek Loki’yi erkenden öldürdüler ki, çok iyi bir karardı. Thor’un motivasyonu tamamen buradan kaynaklı oldu ve mantıklıydı.
  • Aklıma takılan bir soru var, takipçiler aydınlatırsa memnun olurum. Thanos, bu filmde eldiveni Cüce Eitri’ye zorla yaptırdı ancak Age of Ultron’un sonunda “FINE, I’LL DO IT MYSELF” cümlesiyle eldiveni kendisi Xandar’a benzer bir yerden alıyordu. O sahne için;

End Credits sahnesini saymamış olmaları bir ihtimal ancak burası cüce şehri falansa bir şey diyemem elbette.

  • Thanos’un görevini başarıyla yerine getirip sonunda dinlenebileceği bir yer teması, çizgi romanda ÇİFTÇİ THANOS olarak işlenmişti.

  • Tony Stark’ın Ebony Maw’a yaptığı Squidward benzetmesi MCU tarihinin en komik esprisi olabilir. Düşündükçe hala gülüyorum.
  • Thor, MCU tarihinde çekilen filmler hatta dizilerin bile gerisinde kalan bir karakter oldu. Ragnarok filminde Thor’u nihayet çizgi roman karizmasına yaklaştırmışlardı. Infinity War filminin ise Thanos ile birlikte en büyük yıldızıydı. Wakanda savaşında gösterdiği performansla tüm izleyenleri kendinden geçirdi.
  • Cüce Eitri’yi biricik Tyron Lannister’ımız Peter Dinklage canlandırdı. Eitri’nin çizgi romanlarda ilk çıkışı 1983 yılında yayımlanan Thor Annual 11.sayısıdır.
  • Thor’un MCU içerisinde 1500 yaşında olduğunu öğrendik.
  • Spider-Man’in Thanos’un yüzüne ağ atması bir ilk değil. Daha önce çizgi romanda da aynısını yapıyor.

 

  • Filmde en büyük süprizi Red Skull’ın geri dönüşü ile yaşamıştık. Ben filmde kendimi tutamayıp OBAAA diye bağırdığımı hatırlıyorum öyle güzel bir detaydı. Belki Thanos’un generallerine katılsaydı çok daha güzel olabilirdi ancak Ruh taşını koruyan biri olması ayrı anlamlıydı. Tek bir sahnesi olmasından ötürü karakteri bu sefer Hugo Weaving değil, The Walking Dead’de Aaron olarak tanıdığımız Ross Marquand canlandırdı.
  • Tony’nin Pepper ile konuşmasında çocuklarının olduğunu görmesi ve ismini Morgan olarak koyduklarını hatırlıyorsunuzdur. Morgan Stark, çizgi romanlarda var olan bir karakterdi. Kendisi Tony’nin kuzeniydi ve ikili, hiç anlaşamazlarmış. Sonrasında Morgan Stark, bir trafik kazası geçirerek ölüyor.
  • Groot’un film boyunca oynadığı oyun 81 yılına ait Defender idi. Filmde The Defenders’ı beklerken oyun isminde görebildik ancak.. Neyse. 
  • Thanos, Reality Stone’u kullanarak Mantis ve Drax’ı şekilden şekle soktuğunu hatırlıyor olmalısınız. Çizgi romanlarda ise bunu Nebula’ya ve Thanos’un erkek kardeşi Eros’a bunu uyguluyordu. Şekil A’da görüleceği üzere;

 

 

Okumaya Devam Et

Bomba

Avengers: Infinity War Film İncelemesi – Hem Spoilersız Hem Spoilerlı!

Yayınlandı

on

Yazımızın ilk kısmında SPOILER YOKTUR. FİLMİ İZLEMEYENLER AŞAĞIDAKİ SPIDER-MAN GİF’İ VE SPOILER UYARISI ALANA DEK YAZIYI OKUYABİLİRSİNİZ.

Dipnot: Anıl’ın full Spoiler dolu ve Easter Eggleri anlattığı yazısı ise yakında karşınızda olacak 🙂

Tam 10 yıl… Iron Man filmi ile başlayan MCU macerası, tüm hızıyla devam ediyor diyemeyeceğim. Infinity War filmine kadar en iyi film bana göre hep Iron Man oldu. Robert Downey Jr. uzun süre en iyi oyuncu seçimi olarak MCU’nun yüzü oldu. Sonra az bir ihtişamla Thor geldi. Başarılı komedisiyle Guardian of Galaxy, iyilik emsaliyle Captain Amerika, mistik sanatıyla Dr. Strange ve sebebini bilmediğim bir şekilde büyük gişe başarısı yapan Black Panther geldi. Agent of Shield da televizyonda senaryosuyla boy gösterdi. Koskoca 10 yıl, Infinity War filminin hazırlığıydı. Başarılı filmlerin arkasında hep bu hazırlı yatmıştır. Senaryo hazırlığı uzun yıllar sürer. MCU bu hazırlığı beyaz perde de yaptı. Sürekli gelişen ve evrilen senaryolarıyla 2018’e geldi. Bitti mi? Hayır. Ant-Man ve Captain Marvel filmleriyle birlikte, Avengers’ın son filmine hazır olacağız. Bu sinema stratejisinin başarısına sinir oluyor ancak ayakta alkışlıyorum. Gelelim Infinity War filmine…

Halihazırda efsane olan Avengers Theme, Infinity War filmine süper kahraman girişlerini süsleyerek, en iyi film müziklerinden biri olarak hafızlara kazındı. Peki 2 milyar $ hasılatı geçeceğini düşündüğüm bu yapımın başarısı neydi? Öncelikle demin konuştuğumuz 10 yıllık serüven. İzleyici kitlesini koruyup, sürekli artırması. Bir film önce Black Panther ile elde edilen büyük başarı bunun ilk kanıtı. Spider-Man’in efsane sözüyle devam edeyim. “Büyük güç büyük sorumluluk getirir.” MCU’nun karşı karşıya kaldığı durum buydu. Bu kadar hayran kitlesi, bu kadar film büyük beklenti yarattı. Ve beklentiyi karşılayıp, ikinci filme daha büyük bir beklenti yarattı. DC, çığ gibi büyüyen bu başarının altında kaldı. Infinity War’ın yanında Justice League, çocuk filmi gibi kaldı. Hatta Captain Marvel ile, Wonder Woman başarısını da ellerinden almak istiyorlar. Brie Larson ile bunu yapabileceklerini düşünmesem de, Captain Marvel’in güçleri buna imkan sağlıyor. Peki Marvel filmlerini sevmeyen ben, Infinity War’u neden beğendim? Ona geçelim.

Malum sahne – Hulk’un Loki’yi dövmesi- ile Marvel komedisine karşı cephe almıştım. Deadpool ile komedi filmi budur deyip, küçümsemeye devam ettim. Ama sonra Thor Ragnarok’ta malum sahneye gönderme yaparak beni de güldürdükleri vakit, beyaz bayrağı çektim. Son noktayı Infinity War koyacaktı. Filmin yarısında tüm salon kahkahalarla gülerken ben gülümsemeden öteye geçmedim. Hala küçümsüyordum. Ama filmin sonunda bu kahkaha atan insanları birden ağlatmaya başladıklarında bu başarının önünde eğildim. Senaryo olarak da, hala en iyi süper kahraman filmi olan Dark Knight’a rakip olacak tek film olduğunu kabullendim. Kurgusu, soru işaretleri, gizemi, finali, villian prensipleri, yan hikayeler, giriş, duygu değişimleri on numara beş yıldızdı. Göze batan Cgi sahnelerinin yanı sıra, muazzam planlar ve sekanslar bulunuyordu. Bu sahnelerde iki düşman – Thanos ve Iron Man- boy gösteriyordu. Robert Downey Jr. ve Josh Brolin, MCU filmlerinin üzerinde bir oyunculuk sergiledi film boyunca. Ama yalnız kalmadılar. Her ekibin hikayesini ayrı bir filmmiş gibi izlediğimiz bu harika yapımda, diğer süper kahramanlar da bizi etkilemeyi başardı. Rocket, Thor, Heimdall, Gamora, Wanda, Star Lord, Spider-Man.. Ufacık sahneler, unutulmayacak duygular yaşattı.

Bu bir sanat filmi değil o yüzden derin bir yönetmenlik beklemiyordum ancak tatmin oldum. Bir Tarantino ya da Nolan ekibi olmadığı için senaryo, diyalog beklemiyordum, tatmin oldum. Tiyatral oyunculuk bekliyordum, doğal oyunculukla karşılaştım. Bu artı yönler ve daha fazlası nedeniyle Infinity War, sinemada izlenmeyi hak ediyor. Buradan sonra spoiler içeren yoruma geçip, beğenmediğim kısımlara değineyim.

Infinity War Avengers GIF by Marvel Studios - Find & Share on GIPHY

 

SPOILER İÇERİR:

Çizgi romanlarla uyumu, hikayeleri değiştirip kurguya dahil etmeleri muazzamdı. Red Skull’ın eksik kalmış hikayesi tamamlandı. Thor’un halkını, kardeşini ve dostunu kaybettikten sonra intikamına kadar gelen hikayesi dopdoluydu. Rocket ile dertleşirken ağlaması, intikam için Nidavellir’in ışığına maruz kalışı, Wakanda’daki savaşa girişi ve Thanos’a son darbeyi vuruşu… Ragnarok ile birlikte gerçek bir Tanrı olan Thor, bu filmle zirveyi gördü.

Captain America, mükemmel bir giriş yapsa da, fragmanda bizi kandıranlardandı. Sahte bir Hulk sahnesinin yanı sıra, eldiveni tutabilen Captain America; Thor, Iron Man, Dr. Strange hatta Iron-Spider’ın yanında eksik kaldı. Thanos tehlikesi mevcutken Captain America’ya güvenmeyen, tutuklayın diyen Bakanlık, herhangi bir varlık gösteremedi. Nick Fury bile parmak şıklatmasında on saniye önce olanları öğreniyor. Bu da Wakanda ve Titan’da geçen savaşların, senaryoyla uyumunu gösteriyor. İnsanların, Ant-Man ya da Hawkeye’ın ulaşamayacağı iki bölgede büyük savaş gerçekleşti. Bu da klasik New York istilasını kırmış oldu. Hulk’ın uyanamaması, hayran kitlesini sinir etse de başarılı bir yan hikayeydi. Araları kötü olan Bruce-Hulk ikilisi kendi hikayesini finale taşıdı.

Hugo Weawing, ufak bir rol için Red Skull’a dönmemesinin yanı sıra, Peter Dinklage’in ufak bir rol için Infinity War’a girmesi enteresan uç noktalardı. Gerçi bu ufak rolü Peter, fazla iyi oynadı. Yüz hatları yeter. Dev Cüce tezatı da beğendiğim yanlarındandı. Taşlara gelirsek, 4 taş için bir feda mevcuttu. Wanda, Vision’u feda ederken, Strange, Iron Man için taşı feda etti. Thanos ve Quill ruh taşı için Gamora’yı öldürmeyi göz aldı. Ve biri başardı da! Başta bahsettiğim gülen hayranları ağlatan sahneler ağırlıkla bunlar oldu.

Thanos’un Death’e aşkını işlememeleri ve bunu Gamora üzerinden yapmalarının yanı sıra, Dr. Strange’in sahneleri haricinde beklemediğim bir duygu yaşamadım filmde. Birçok karakterin öleceğini biliyorduk. Tony’nin ölümü bekledim ki bu beni ağlatabilecek tek sahne olurdu. Çünkü Pepper ile aile kurma hayalleri güzel bir sahneyle işlenmişti. İlk filmde kurtulsa da ikinci filmde ölmesini bekliyorum. Yıllardır korktuğu tüm arkadaşlarını kaybetme durumu gerçekleşmiş olsa da, ikinci filmde tüm arkadaşlarını geri getirdiğinde kendisinin ölmesi olası. Kısacası onları geri getirmek için düşünmeden kendini feda edecektir. 2 film oluşunun dezavantajları var. İlk filmde ölenlerin diğer filmde geri geleceğini herkes biliyor artık. Teoriler önemli değil. Gelecekler mi gelecekler. Önemli olan bunun olması için ne feda edecekleri. Thanos’un filmi olan Infinity War’dan sonra, ikinci film Avengers ekibinin filmi olacak ve mutlu son gelecek. Başta da söylediğim gibi en iyi süperkahraman filmi Dark Knight bile mutlu sonla bitmişti. Rises filmi bu yüzden rezalettir gözümde. Batman nükleer bombayı havada patlatıyor, şehri için kendini feda ediyor ama bir bakıyorsun CatWoman ile balayında Paris’te. Hoş değil. Mutsuz son istiyorum. Wanda’nın rage atıp herkesi öldürmesini istiyorum. Çok mu?

Film, muazzam bir Cgi başarısı olarak tarihte yerini alacaktır. Bazı sahnelerde suratlar yapma dursa da, Thanos, çizgi romandaki halinden kat kat iyiydi. Ağlayan bir villian… Sinemada izleyin, 2 milyar dolar hasılatı görelim. Sağlıcakla kalın.

Okumaya Devam Et

Bomba

2017’nin Hayal Kırıklığı Yaratan Filmleri

Yayınlandı

on

Uzun süredir gerek eğitim durumu gerekse yolculuklarımdan dolayı yazamıyordum. Hali hazırda vaktim olmasa bile evren ve sinema savaşları ile geçen bu yılın küçük bir değerlendirmesini yapmayı kendime borç bildim.

Öncelikle 2017 yılı; birbirini hiç tanımadan sadece mesajlar ile bir araya gelebilen, samimi bir şekilde kar amacı gütmeden fikir alışverişi yaptığımız, bir kişi dahi olsa ulaşmaktan, yeni şeyler kazandırmaktan çekinmeyen bu ailenin, küçük de olsa bir parçası haline geldiğim, her şekilde güzel hatırlayacağım bir yıl olacak.

Ama, 2017′ de sinema da her şey güllük gülistanlık değildi. Bu durum vizyona da yansıdı. Gelin listeye bir göz atalım.

RESIDENT EVIL:FINAL CHAPTER

Önce oyunu ile tanışıp filmlerine yönelmiştim. Kendimce daha çok olayın içinde yer alabildiğim için oyunlarını filmlerine her zaman tercih ederim. Ancak finale yakışmayan, bayağı ve ruhsuz olmuş. Serinin en kötü anlarında bile hepimiz Mila Jovovich ile filme tutunduysak da artık o ruh kalmamış. Son film şimdiye kadar gördüğüm en kötü uyarlama ve CGI’lara sahip. Film boyunca müthiş bir isteksizlik hakim. Bitse de gitsek havasında son bir iş çıkmış ortaya. Mila Jovovich de tek başına bir yere kadar.

Sanki FPS oyununu hayatında hiç oynamamış birinin ilk defa aksiyon-savaş içerikli bir oyunu izlemesine maruz kalıyorsunuz gibi bir his uyandırdı.

DUNKIRK

Bomboş. Koskoca bir hiç. Yüzü bile gözükmeyen Tom Hardy. İnsanı olaydan soğutan bir durağansızlık. Anlamsız bir zaman bükümü. Belgesel yapayım derken, yarısında filme karar vermek. En ünlü psikologların bile ‘Bitmedi mi daha?’ diye soracağı bir drama. Nolan’ın eline yüzüne bulaştırdığı bir zaman kaybı olmuş kendileri. Büyük umutları boşa çıkarmakta başarılıydı.

TRANSFORMERS: THE LAST KNIGHT

Git gide yıprananlar diye listeyi değiştirsem daha iyi olacak sanki. Efsane seri her seferinde bir adım daha geriye düşüyordu ki, dibi boylayana kadar. Öncelikle belirtmeliyim, iyi robotların yaramaz robotlarla savaşması iki saat yirmi sekiz dakika gibi bir süre beni tutamaz. Üstelik öyle kendini tekrar ediyor ki, süre iki kat yavaş geçiyormuş gibi geliyor. Mark Wahlberg gibi bir zamanın bitik efsanesi filmde başrol oynayınca insan kendine kızıyor ‘Baştan anlamalıydım!’ diye.

Tek olumlu puanı alan şey ise, dünyanın insanlıktan önce bu yaşlı arabalara ait olması teması olmuştu.

TESTERE 8

Ben hayatımda böyle rezalet görmedim. Bir kere bile heyecanlandırmayan film olay örgüsü olarak 2. filmin kopyası olarak da hiç bir yeni şey katmamış durumda. Jigsaw öleli 10 yıl geçmesine rağmen adamları işi hala devam ettiriyor. Bu zaten 4. filmden itibaren mükemmel dizayn edilmiş bir iplik gibi çözülüp 7. filmde her şeyin başladığı yerde mükemmel bir şekilde son bulmuştu. Arayış içinde yeni yönetmeni ile birlikte yeniden canlandırılmaya çalışılan efsane, yine aynı son ile biterek kendini yenilemedi. başı ve sonu belli olmayan bir film gibiydi. Seriyi hiç izlemeyenler doğrudan bu filmi izleyebilirler. O kadar alakasız. 2. filmin kesilmiş sahneleri deseler daha iyiydi.

MUMYA

Açık ara en berbat film olabilme potansiyeline sahip bir film. Mantık hataları ile başlayan sahneler zorlama çarpışmalar ile devam ediyor. Karanlık evreni, dandik espriler ile süslemeye çalışmışlar. Efsaneleşen Rachel Weisz’lı Mumya serisinin parodisi olarak yayımlansa daha iyi olurdu. Akıllarımızdaki Tom Cruise’den uzak sıkıcı birini saatlerce izlemek bayıyor. Bütün stüdyoların Marvel çakması universe oluşturma çabası insanı soğutuyor.

KONG:KAFATASI ADASI

Görüntüler ve atmosfer olarak büyüleyici gibi gözükse de, Godzilla’nın aynısı. İnsanlık tekrar tekrar ölüme ve sona inanmışken başka bir yaratık tarafından kurtarılıyor.Amaçsız karakterlerle süslenmiş, neresinden tutsan elinde kalan bir film.

JUSTICE LEAGUE

Listenin olmazsa olmazı, belki de kendine ilk sıradan yer bulabileceği tek yer olan film. Kötülüğü, talihsizlikleri, demirbaş Batman’in halleri, kıyas içinde olduğu Marvel’in ezmesi derken baskılara rağmen böyle bir ekibi toplayıp film çıkarmak saygı duyulacak bir iş. Ancak Marvel ile kıyas içinde oluşu iki kat beklentileri boşa çıkarmasını sağladı. İzleyiciler zaten beklentilerini belirli bir seviyeye çekmişlerdi. Marvel her zaman olduğu gibi daha iyisini yapınca Fanboylar bile DC’den soğudu. Suicide Squad ile haber veren DC, yine de elinden geleni yaptı ama ilerleyemeyerek 2017’ye yenilgi ile veda etti. Oyuncu kadrosu potansiyeline yakışmayan derecede hayal kırıklığı olmuştu.

Öyle ya da böyle 2017 yılını geride bırakıyoruz. Ne dersiniz? Sizinde bu yıl büyük umutlar ile bekleyip boşa çıkan filmleriniz oldu mu? Umarım 2018 yılında herkesi memnun eden evrenler ortaya çıkar ve genişlerler. Mutlu Yıllar Karabüyücü Ailesi!

Okumaya Devam Et
Advertisement

Facebook

Bombalamasyon

Bomba3 ay ago

Avengers: Infinity War İncelemesi – Yeni Bir Bakış Açısı ve Tüm Easter Eggler!

27 Nisan Cuma günü, çok önemli bir olay gerçekleşti. İnsanların ateşi bulması gibi, sanat rönesansı, din reformu ve hatta hatta...

Bomba3 ay ago

Avengers: Infinity War Film İncelemesi – Hem Spoilersız Hem Spoilerlı!

Yazımızın ilk kısmında SPOILER YOKTUR. FİLMİ İZLEMEYENLER AŞAĞIDAKİ SPIDER-MAN GİF’İ VE SPOILER UYARISI ALANA DEK YAZIYI OKUYABİLİRSİNİZ. Dipnot: Anıl’ın full...

Bomba7 ay ago

2017’nin Hayal Kırıklığı Yaratan Filmleri

Uzun süredir gerek eğitim durumu gerekse yolculuklarımdan dolayı yazamıyordum. Hali hazırda vaktim olmasa bile evren ve sinema savaşları ile geçen...

Genel7 ay ago

Star Wars: The Last Jedi İncelemesi – Skywalker Efsanesine Saygı Duruşu!

Herkese merhaba. Star Wars: The Last Jedi’ı izledik ve incelememizi hazırladık. İncelemeyi Kutluhan ile Anıl farklı açılardan, farklı bakış açılarıyla...

Bomba7 ay ago

The Walking Dead 8.Sezon 8.Bölüm “How It’s Gotta Be” İncelemesi

Kutluhan’ın incelemesi: The Walking Dead, 8. sezona hızlı bir giriş yapmıştı. Resident Evil filmi gibi konu değiştirmiş,  zombi mücadelesi insanların savaşına...

Bomba7 ay ago

Inhumans 1.Sezon 4. 5. ve 6. Bölümleri İnceleme ve Easter Eggleri

Bu dizi, çok sancılı süreçlerden geçerek ekranlarımıza geldi. Ortaya bu konsept ile çıkabilecek çok güzel işler varken, elimizdeki sonuç ne...

Bomba7 ay ago

En Underrated Diziler #3 : Falling Skies!

Doğancan Gedik’in başlattığı ve Person of Interest ile Luther hakkında yazmış olduğu ”En Underrated Diziler” serisinde mutlaka olması gerektiğini düşündüğüm...

Bomba8 ay ago

Agents of Shield 5.Sezon Part 1 ve Part 2 İncelemesi: Orientation!

Marvel hayranları şu sıralar ellerini kana bulamış ve Punisher’ı bitirmiş, Infinity War fragmanıyla yükselmiş, Black Panther’i ve tabi ki Infinity...

Bomba8 ay ago

İddialar Gerçek Olmak Üzere! Disney, Fox’un Haklarını Aldığını Haftaya Açıklayabilir!

Biliyorsunuz ki, şu sıralar en önemli konu Disney’in 20. Century Fox’un çoğunluk hakkını satın alıp alamayacağı idi. Hatta haberini X-Men,...

Bomba8 ay ago

The Walking Dead 8. Sezon 7. Bölüm İncelemesi: Time For After

Bu inceleme The Walking Dead 8. sezon 7. bölüm hakkında SPOILER içermektedir. 8. sezon hayal kırıklıkları ile yoluna devam ediyor....

Bomba