Connect with us

Bomba

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

Yayınlandı

on

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.”

SPOILER

Dizinin asıl müziği en hafif halinde arkadan çalarken, bomboş şehirler, muazzam açılar izletirsen, seyirciyi kündeye getirebilirsin. Bu bölümün en iyi sahnesiydi bu. Tüm olanları bize sessizce düşündüren bu sahne, asıl övgüyü alması gereken yerdi. Hayır, benimle başka sahneyi konuşamazsınız. Mavi alev püskürten Akgezen Ejderha’nın duvarı yıkışından etkilenmeyeceğim. Jon’un Dany ile olan ilişkisine şaşırmayacağım. Belki Stark kardeşlerin birleşmesine duygulanacağım ama bunun nedeni de asla ölmeyen bir adam sayesinde olacak; Ned Stark! Elbette kendi adıma konuşuyor olacağım, 6 sene görmediğim bir karakterin hala dizinin en iyi karakteri olduğunu düşünüyorum. Özlüyor ve unutmuyoruz. Unutturmuyorlar. Birçok dizi sayabilirim, sevilen bir karakter öldükten sonra anılmayı unutan. Game of Thrones onlardan değil. George R.R. Martin o yazarlardan değil. Geçmiş, şimdi ve gelecek üçlüsünü kurgusundan eksik etmeyen bu yazar övgüyü her zaman hakediyor. Peki yedi bölüm olmasına rağmen, sezon finalinin 81 dakika olmasına rağmen bu zayıflık nereden geliyor? Bunu hep beraber inceleyelim.

Sızan senaryolar ve bölümler ile büyük yara alan Game of Thrones, dizideki karakterler gibi yaşam mücadelesi veriyor. Çünkü bir senaryo sızdığında iki şey yapma ihtimalin vardır. Bir, senaryoyu değiştirmeye çalışırsın ki bu baya zarar verir ve çekilen sahne varsa, yeniden çekip yayın tarihini aksatmak zorunda kalırsın. İki, senaryo ile birlikte her şeyine güvenirsin ve kral gibi kimseyi umursamadan eserini ortaya koyarsın. Game of Thrones ise bu iki şıkkı birleştirmeyi seçti. Sızan senaryoda uyuşan fazlasıyla yer mevcutken, Cersei’nin düşük yapması ya da Mountain’in akgezene saldırması sezon finalinde yer almıyor. Eğer planlanan Mountain vs Akgezen iken, sonradan değiştirildiyse ben bunu affedemem. Çünkü Cersei’ye on metreden fazla yaklaşanın karşısına geçen Clegane, Akgezen saldırısında elini kılıcına götürmekten başka bir şey yapmadı. Akgezen’in kafasını koparmalı ve ölmediğini böyle görmelilerdi. Sızan senaryoda bu vardı. Aklıma gelenler ya sızan senaryo yanlış ya da senaryo değişti. Bu konuya fazla odaklandığımı düşünüyor olabilirsiniz ama gerçekten önemli. O halde bölüme geçelim.

Dragonpit… Geçmişi karanlık bir yerdir. Maegor The Cruel, Dragonpit yapılmadan önce Sept of Kings Landing’i yakmıştır. Evet, Cersei bir ilk değil. Daha önce de Kralın Şehri’nde din adamları yakılmıştır. Sonradan Dragonpit olup, Ejderhalar burada zaptedilmiştir. Daenerys’in buraya ayak basması herkes kadar acı bir durum. Herkes? Babasını öldüren Cersei ile karşılaşan Jon. Babasını öldüren Tyrion ile karşılaşan Cersei. Mountain ve Hound. Jaime ve Brienne. Broon ve Tyrion. Euron ve Theon. Daenerys ve nihai düşmanı Cersei… Böyle bir giriş sahnesinin, Light of Seven sahnesinden daha görkemli olması gerekirken, aksine Jon’un Dany’ye jest yaptığı, Cersei’nin fevri kararlar aldığı yer oldu. Bana bir sene boyunca dinleyebileceğim yeni bir soundtrack albümü vermedi. 6’nın müzikleriyle mest olmaya devam edeceğim.

Başta bahsettiğim muazzam sahne haricinde güzel sahne olmadı mı hain Kostok diye sorabilirsiniz. Çünkü oldu. Olan şey sahnelerin güzelliği mi onu da tartışabiliriz. Çünkü sahnelerin üzerine oyunculuklar çıktı. Peter Dinklage, The Trial sahnesinden sonra en iyi oyunculuğunu sergiledi. Cersei ile karşılaşması uzun zamandır beklediğimiz andı. Ama Peter’ın bu kadar muazzam bir iş çıkaracağını tahmin etmeliydik. Sıcağa yakın soğuk savaş teknikleri; Lekesizlerin arasından binlerce Dothraki’nin geçmesi ve mekana Ejderhalar’ı ile gelen Daenerys. Bu oyunu kazanmış olabilirler. Ama bu güç gösterisi Cersei’de başka bir şey uyandırdı.

“Artık yalnızım”

Ve bu yalnızlık yine acımasız kararlar almasına yol açtı. Kuzey’in bağlılığını da öğrendikten sonra artık geriye dönüş olamayacağını gördü. Taht, King’s Landing, Euron ve Altın. Elinde kalan bunlar. Bunlara sıkı sıkı tutunmazsa, Akgezenlere karşı savaşsa bile Daenerys’in gücü altında ezileceğini öğrendi. Kimseden Cersei’nin aptal olduğunu duymak istemiyorum çünkü ben aptal yanlarını söyleyeceğim ama bu plan onlardan biri değil. Kuzeyde onları yalnız bırakması Cersei’nin en iyi, belki de tek seçeneğiydi. Ya akgezenler ile yalnız savaşacak, ya da sağ kalan düşmanları ile.

Euron’u Essos’a Golden Company’yi tutması için yolladığını söylüyor. Bu ilk sahnede gerçekleşiyor. Ama asıl planı Euron gidip, Tyrion ayağına geldikten sonra başlıyor. Tyrion’un geleceğini biliyor muydu? Asker gönderecekmiş gibi yapması gerekli miydi? Gerekliydi ise ilk görüşmede bu yalanı neden kullanmadı?

“We should say goodbye. One idiot to another.”

Peki sizce bu bölüm, kimin bölümüydü? Arya, Sansa, Jon, Bran, Sam, Cersei, Dany, Hound, Night King, Theon? Sıralama yaparak gideyim.

1: Sir Jaime… Bölüm Jaime’nin bölümü olabilir ama bu kadarla mı kaldı? Hayır, Jaime dizinin en iyi karakteri olmaya aday. Nikolaj Coster-Waldau, 47 yaşında olmasına rağmen Game of Thrones’da kendisini kanıtlayabildi. Fazlasıyla iyi iş çıkarıyor. Ve bu bölümde kar ile tanışması muazzamdı. Jon ve Dany rezaletinden, Cersei Euron ilişkisinden sonra Jaime’ye Sam’e Theon’a hatta Night King’e daha çok ısınmaya başladım.

2: Theon “Stark” Greyjoy… Harrag ile kapışması yine bölümün gaza getiren sahnelerindendi. For Yara… Bir sürü hata yapsa da, Reek gibi ölü bir dönem geçirse de Starklar’ın ve kardeşi Yara’nın değerini anlamış durumda. Ama bu kilit sahne şuraya çıkacak, yani çıkmalı. Theon, Euron ve Yara’yı Iron Islands’da bulamadığında, yalanı öğrenecektir ve Cersei’nin foyası ortaya çıkacaktır. Çıkmalıdır.

3 demeye gerek yok direkt sayacağım. Jon, Dany, Euron, Sansa, Arya gözümden düşmüş durumda. Bunun sebebi karakter gelişimlerini tamamlamış olmaları. Ama Theon ve Jaime daha yeni başlıyor. İkisi de yaşanan onca şeye rağmen, sözleri, inançları ve prensipleri uğruna bir yola çıkmış durumda. Bir avuç adam ile Theon, desteğini alabilecek bir avuç orduyla Jaime 8. Sezon’u iple çekmeme neden olan iki karakter oldu.

“Kaos bir merdivendir. Yükselmeye çalışanların çoğu düşmüş ve tekrar deneyememişlerdir. Düşüş cesaretlerini kırmıştır.”

Littlefinger efsanesi sona erdi. Bunun olacağını öngörmüştük. Kaos’u yaratan ve insanları kelimeleriyle oynatan Lord Baelish, “kaosun fırtınada kaybolduğu” Winterfell’de kötü bir şekilde can verdi. Birbirine düşürdüğü insanlar, Varys’inkinden fazla olmakla birlikte çok daha can alıcıydı. Anne ve kızını sevmiş ama etrafına zarar vermeden duramamıştır. Aidan Gillen, The Wire gibi efsane bir dizide boy göstermiş harika bir oyuncudur. En son King Arthur: Legend of Sword filminde izledim kendisini. Film de Aidan da muhteşemdi. Ve bu bölümde de oyunculuk dersi veren oyunculardandı. Her diyaloğuyla bölümde beyin fırtınası yaratan Baelish’in gidişi, buruk oldu. Çünkü adil olmayan yani tıpkı Baelish’in hakettiği bir şekilde öldürüldü. Yani bir oyun, bir aldatma ile. 3 tam 2 yarım Stark ile 8. sezonda tekrar görüşeceğiz.

“Ölüler ve daha kötüleri geceleri bizi avlamaya geldiğinde… Demir Taht’ta kimin oturduğu bir önem arz edecek mi sence?”

Lord Mormont’un dediği gibi artık tahtta kimin oturduğu önem arz etmiyor. Yüz binden fazla ordusu ve bir Ejderhası ile Night King kuzeyi geçti. Bu sahne çok önemli. Görkemli olması değil, hayır. Bu sahne derin. Duvar, sadece Ejderha aleviyle yok olabilirdi. Night King 8000 yıl duvara saldırmadı. Ejderha’ya, geniş çaplı bir orduya, 7 Krallıkta ise bir kaosa ihtiyacı vardı. Bu merdiveni ikişer ikişer tırmandı ama son basamakta uzun süre bekledi. Ve Ejderha fırsatı ayağına geldi. Acaba? Ayağına mı geldi, yoksa getirtti mi? Bran sayesinde birkaç bilgi edinmiş olabiliriz ama Night King’in güçlerini tam anlamıyla bilmiyoruz. Çok iyi cirit atıyor, ölüleri ordusuna katıyor, alevin ortasından geçebiliyor. Başka? Geleceği mi görüyor yoksa 7 krallıkta bir gözü mü var? Her bölümün Akgezen sürpriziyle bitmesinden sıkılmışken sezon finali de böyle sonlandı. Bu sezon Akgezenler ile fazla şey öğrendik. Jon’un Dragonstone mağarasında bulduğu semboller, 8. Sezonda da karşımıza çıkacak. Son sezon bütün sırlar açığa çıkacak. Peki Night King, Brandon Stark mı? Ya da Brandon Stark tarafından geçmişteki insan hali kullanılıyor mu? Yoksa Night King, Azor Ahai mi? Bunların cevabını 1 bilemedin 2 yıl beklemek zorunda kalabiliriz. 2019’a sarkabilir.

Oldboy’u izlemiş miydiniz? Çok etkili bir filmdir. Twist finalde bir numaradır. Bizim bildiğimiz bir şeyi, onlar açısından sürpriz olarak tutup, sonra onların tepkilerini bize izletmek, ne kadar iyi bir kurgu? Jon’un piç olmadığını biliyorduk ama bu bölümde etkili geçişleriyle, muazzam bir sahneyle anlattı. Ama bu Jon-Dany ilişkisi gerekli miydi sayın G.R.R.M? Hani Jon ve Dany birlikte olsa, gerçeği sonra öğrensek şaşırırdık. Ama bu bölümde o seks sahnesini,” yapmayın siz hala – yeğensiniz” gibi yaşlı teyze cümleleriyle izlemek zorunda değildik. Son sezonda çıplaklığa ara veren GoT, bu kadar ciddi bir sahneye de 5 saniye ayırmış. Oyuncular ün kazandıkça, daha çekingen oluyor bunu farkettiniz mi? Bir Spartacus kalitesinde sahne izleyemediğimiz, yine Yerli dizi entrikasıyla karşı karşıya kaldığımız, Behlül-Bihter gereksizliğinde bir sahneye şahit olduğumuz, The Dragon and the Wolf bölümü sona erdi. Yazımı sonlandırmadan önce akılda kalan sorular ve bu sezon kaybettiklerimiz köşesine geçeceğim. Buyrun.

Akılda kalanlar

Jon Snow, gerçeği yani R+L=J ‘yi öğrendiğinde nasıl bir tepki verecek? Halası ile birlikte olduğu için bu haberi çok sert karşılayacağını düşünebiliriz. Sevdiği kadın, aynı zamanda halası hatta taht hakkındaki rakibi. Jon Snow, Jon Sand ya Aegon Targaryen bu bölümle birlikte resmi olarak Taht’ın gerçek varisi. Bir de Jon-Dany ilişkisine Jorah’ın vereceği tepkiyi merak ediyoruzdur. Hatta bir aşkı da geri de bıraktı Dany. Bu gerçekten fazla.

Eddison Tallett, Tormund ve Beric, Duvar’ın yıkılışından kurtulabilecek mi? Beric ve Tormund’un kurtulacağını ancak Commander of Night’s Watch Eddison Tallett’in kurtulamayacağını düşünüyorum. Jaime’yi ne bekliyor? Theon, Euron’u bulabilecek mi? Cersei’nin planı Westeros’un başını yakacak mı? Jon’un diz çökmesini Lordlar nasıl karşılayacak ve Winterfell’i hangi Stark yönetecek?

Ölenler

Lord Varys’in hiçbir şey yapmadığı, ağzını bile açmadığı bir sezon finalini geride bıraktık. Sezon olarak da çok fazla ölüm görmediğimizi düşünüyorum. Peki kimleri kaybettik? Walder Frey, Obara, Tyene ve Nymeria Sand, Olenna Tyrell, Randyll ve Dickon Tarly, Thoros of Myr, Benjen Stark, Viserion ve Petyr “Littlefinger” Baelish.

Bu sezonu nasıl bulduğunuzu öğrenmek isteriz. Yorum yapabilir, grubumuzda tartışma başlığı açabilirsiniz. Gelecek sezon, bu sezondan 10 gömlek üstün olacaktır. Bunu bile bile sabretmeliyiz. Nasıl bekleyeceğiz gibi anlamsız durumlara girmeyin, birçok dizi önerdik sizlere 🙂 Daha fazla dizi önerisi istiyorsanız yine bizimle iletişime geçebilirsiniz. Seneye görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.

Anıl’dan notlar:

1- Sezon başlamadan hemen önce duyduğumuz YALNIZ KURT ÖLÜR cümlesi, Starkları değil Cersei Lannister’dan bahsettiğini anlamış olduk. Onun için canını verebilecek, onu seven tek kişiyi yani Jaime’yi kaybetti ve artık tamamen yalnız.

2- Sir Jaime’nin Cersei’yi terkedip Winterfell’e doğru yola çıkmasıyla kendisinin Volunqar olduğu teorisi artık iyiden iyiye hissedilmeye başlandı. Her incelemede hatırlatmaya çalıştığım bu teori, Volunqar yani küçük kardeşin Cersei’yi boğarak öldüreceği kehanetini kapsıyordu.

3- Peter Baelish’in ilk bölümden son an’a kadar kurmuş olduğu taht oyunları Stark kardeşler tarafından son buldu. İlk bölüm başlayan Jon Arryn’nin zehirletilmesinden, Ned Stark’ın ölümünde oynadığı baş role kadar her yaptığı oyunu karşısında buldu. Ve böylece yine önceki incelemelerde bahsettiğim şekilde Ned Stark’ın boğazına dayadığı hançer ile boğazı kesilerek infazı Arya tarafından yapıldı. Ned Stark’ın ruhu huzura ermiştir.

4- Jon Snow’un gerçek adı Aegon Targaryen olarak açıklandı. Annesi Lyanna, Ned’in kulağına son olarak oğlunun ismini söyledi ve bu dünyaya tahtın gerçek varisini bırakarak veda etti. Ateş ve Buz’un şarkısı şu an için Aegon yani Jon ancak Dany’nin çocuğunun olup olmayacağı konusu fazla deşiliyor. Bu yüzden Dany’nin Aegon’dan hamile kalacağını ve çocuğu doğururken ölebilme ihtimalini yüksek görüyorum. Taht ise Aegon’a, oradan ise asıl Ateş ve Buz’un şarkısı olacak olan doğacak çocuğa kalacak. Kehanetlerde bahsedilen ve barışı getirecek kişi Dany ile Jon’un çocuğu olursa klişe ama bir o kadar da duygusal olacaktır. Tabii ortada bir krallık kalırsa!

7. sezon incelemeleri ile karşınızda olduk. Umarım incelemeleri sevmişsinizdir. Okuyan herkese teşekkürler.

Yeni sezona kadar Game of Thrones’a bir kez daha elveda..

 

 

Okumaya Devam Et
yorum yapmak için tıkla!

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Yayınlandı

on

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider, oyuncak için ise o zamanlar evrenin sonsuzluğu gibi gelecek büyüklükte olan Toys ‘R’ Us’a doğru yola çıkardık. Space Jam oyuncakları, boyama kitaplarını, figürleri hala hatırlıyorum. Öyle güzeldi. Ancak Amerikan basınına göre oyuncak sektörünün eski büyük lideri, yeni nesil Amazon vb. sitelerle baş edemeyerek 1 hafta sonra iflasını açıklayacak.

Reuters ve Wall Street Journal iflas haberini ilk alanlar oldu. Raporlarına göre, oyuncak perakendecisi birkaç hafta içinde iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacağını açıklamışlar. Markanın ABD’deki 1,600 artı mağazasında yaklaşık 5 milyar dolar borcu olduğu söyleniyor.

Toys ‘R’ Us’ın da tarihin tozlu raflarında kaybolduğu bir hayata hazır mıyız geekler? Ben değilim. 

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Yayınlandı

on

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en iyi dizi adaylarından birini yazabilecek olsam hangisini yazardım diye sordum. Verdiğim cevap için ise düşünmem gerekmedi! Peter Morgan tarafından yaratılan The Crown kuşkusuz bu yıl televizyonlarda – aslında bir Netflix yapımı – çıkan en iyi eserlerden biri. Netflix’in en pahalı işlerinden biri olan bu yapımın tahmini bütçesi tam 156 milyon dolar. Dizinin konusu ise Oscar’lı film The King’s Speech’te de izlediğimiz kekeme kral IV.George’un ölümünden sonra Elizabeth’in tahta çıkışı ve ardından gelişen tarihi olayları kapsıyor. Dizi konusu bakımından tarihi ve tarihi yapımları sevenler için bir elmas niteliğinde. Bir belgesel tadında tabi ki değil fakat bunu beklememiz de yersiz olurdu. Özellikle bazı bölümlerin sonlarında o bölümde ele alınan herhangi bir konunun gerçekte ne zaman vuku bulduğu, sonuçları ve sonrasında neler olduğu gibi bilgiler de yer alıyor.

Dizinin başrollerini Kraliçe 2. Elizabeth rolünde Claire Foy, eşi, Edinburgh Dükü Philip rolünde Doctor Who severlerin yakından tanıdığı Matt Smith, kraliçenin kardeşi Margaret rolünde güzelliğiyle izleyeni ekranlara kilitlemeyi başaran Vanessa Kirby ve son olarak Winston Churchill rolünde ise 2 Oscar adaylığı bulunan John Lithgow var. Üstteki görselden de görebileceğiniz gibi casting çok ama çok başarılı. Karakterlerin tarihteki gerçek halleri ile inanılmaz bir benzerlik sağlanmış. Dizinin o devasa bütçesinin nerelerde kullanıldığını hakkında koymuş olduğum görsellere baktığınızda fikir edinebilirsiniz diye düşünüyorum. İzlediğinizde ise kendi gözlerinizle görürsünüz. Çünkü prodüksiyon tek kelimeyle harika. Örnek vermek gerekirse kostüm departmanı ortaya çok ince bir işçilik koymuş.

Kostümler dışında kullanılan set, dekorlar muazzam, 20.yüzyıl İngiltere’sini hissedebiliyorsunuz. İç mekan tasarımları kraliyet ailesine yakışır cinsten görkemli, dış mekan çekimlerini izlerken ise kendimi sık sık ”Oha, bu kadar insanı nasıl toplamış da bu sahneleri çekmişler” derken buldum. Özellikle Elizabeth’in siyasi nedenlerden dolayı birçok ülkeyi gezmesi gerektiğinde, buralarda çekilmiş sahneler sizin, olayın içine girmenizi kolaylaştırıyor.

Dizinin müziklerinin başında Rupert Gregson-Williams var. O da çok başarılı bir iş çıkarmış. Özellikle ”Duck Shoot” parçasını dinlemekten sıkılmadım henüz. Tema müziğini ise Rupert değil, Hans Zimmer yapmış! Kendisini övmek için ayrı yazı yazarım ben, o kadar ünlü ve sektörde her iyi işin altında adını görebileceğiniz biri. Meraklısına araştırmayı öneririm, bakarsınız sizin de sevdiğiniz bir filmin, melodisinin yaratıcısıdır.

Dizinin değinmediğim noktalarından biri ise, dizinin ne kadar akıcı olduğu, 50 dakika – 1 saatlik bir dizi için inanılmaz derecede akıcı. Kendinizi üç dört bölümü ard arda izlerken buluyorsunuz. Bu süreye sahip diziler için bende bunu başarabilen son dizi sanırım Breaking Bad idi.

Biraz daha detaylı bir şekilde konuya değinmek gerekirse, merak etmeyin dizi, siyasete en ince ayrıntısına kadar girmektense, bir kitap olarak düşünürsek, onun sadece kapağını, iç çizimlerini ve belli kesitlerini alıntılıyor. Odak noktamız daha çok 2.Elizabeth. Onun yükselişini, bir Kraliçe ve aynı zamanda bir eş, bir anne olarak yaşadığı zorlukları görüyoruz. Siyaseti bilmiyor, okula gitmemiş, herhangi bir alanda eğitim almamış, çocukluk yıllarında sadece ülkenin yasaları, İngiliz Klisesi hakkında öğretiler görmüş ve dolayısıyla olduğu noktada zorluk çekiyor.

Claire Foy sergilediği performansla hem Taç’ın (Crown) hem de rolün altından kalkmış. Hazır bir oyuncunun performansına değinmişken, oyunculuklardan bahsedeyim. Dizi diğer çoğu alanda olduğu gibi oyunculuklar konusunda da sizi etkiliyor. Hatta yeri geliyor tüyleriniz diken diken bir şekilde ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. Başta dizinin castını saymıştım. Tekrar saymama ya da tek tek değinmeme gerek yok zira hepsi iyi derecesinde performanslar sergiliyorlar ancak 2 kişi oldukça ön plana çıkıyor. Biri zaten ana karakterimize hayat veren Claire Foy. İlk sezonu bitirdiğinizde, bir kez daha ilk bölümü izleyip, daha sonra son bölüme bir göz atmanızı istiyorum. Karakterin yaşadığı değişimi nokta atışı diyebileceğimiz şekilde, eksiksiz gösteriyor. Diğer kişi ise Winston Churchill rolündeki John Lithgow. Dönem veya karakterler hakkında herhangi bir belgeseli ya da Youtube’dan birkaç videoyu izlerseniz görürsünüz. John Lithgow’un kullandığı beden dili, yürüyüşü, mimikleri, sanki gerçekten O’ymuş gibi hissettiriyor. Zaten her iki oyuncu da rolleri ile oyunculuk dallarındaki adaylıklara sahip. Claire Foy, ”En iyi kadın oyuncu” dalında, John Lithgow ise ”En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında aday. Yazı boyunca amma övdün, hiç mi kötü, olumsuz etken, faktör yok diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın yoklar. Dizinin Emmy ödüllerinde tam 11 adaylığı var.

Bu adaylıkların en önemlilerinden bazıları:

  • En İyi Drama Dizisi
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yönetmenlik
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Casting
  • En İyi Müzik Kompozisyonu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Senaryo

Dizi Golden Globe (Altın Küre) ödül töreninde ise En Drama Dizisi ve Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini evine götürdü. Sırada Emmy ödülleri var. Ben yapımın törenden en az birkaç ödül ile ayrılmasını istiyorum ve ümit ediyorum.

Diziyi hala izlememişseniz inanın bu yılın en iyi dizilerinden birini kaçırıyorsunuz. The Crown, çok kaliteli bir yapım ve her ayrıntısını incelemeniz, hayranlıkla döneme tanıklık etmeniz için sizleri bekliyor.

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel1 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba4 gün ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba4 gün ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba6 gün ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba2 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba3 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba