Connect with us

Bomba

Game of Thrones Teaser’ı Bize Ne Anlatıyor? Birkaç Teorimiz var!

Yayınlandı

on

Geçtiğimiz günlerde yayımlanan Game of Thrones teaserını hepimiz izledik. Ben ise herkesin izlemesini bekleyip bu fragmanın incelemesini öyle yapmak istedim ve heyecanla birkaç ufak teorimi sıralayacağım. Ancak elimizde 7. sezona dair net bir fragman olmadığı ve hiç yeni kareler göremediğimiz için teoriler de aynı şekilde kısıtlı olacaklar.

159258.jpg-r_600_878-f_jpg-q_x-xxyxx

Bu görsel bana ateş ile özdeşleşen Khaleesi ile Buz ile anılan kuzeyin kralı Jon Snow’un bir araya geleceğini, kısacası 7 senedir beklenileni bize vereceğini gösteriyor. Tabi sızan resimler de sağolsun… Ya da belki Ak Gezenlerin, Ejderhalara aldığı bir önlem vardır ve ateşi, buza hapsetmeyi bize anlatmak istiyorlardır.
Bu sırlar ile dolu teaser’in bize ne anlatmak istediği ilgili birkaç sözüm var. Öncelikle yeni sezon ile ilgili olayları değil de sanki ağzımıza bal çalmak için sadece başlangıç tarihinin belirtildiği bir video olmuş. Kışın geldiğini hepimiz biliyoruz. Kış demek Savaş demek. Bütün aile sembollerinin bir bir parçalanması da buna işaret olabilir! Gelin daha detaylı bakalım…

Şimdi sizlere bir bir teaser de geçen konuşmaları aktaracağım;

Daenerys Targaryen: ‘Babamın ne yaptığını biliyorum. Mad King’ in ismini nasıl kazandığını biliyorum’
King Aerys II Targaryen: ‘Yakın hepsini’
Robert Baratheon: ‘Elime geçen bütün Targaryenleri öldüreceğim!’
Cersei Lannister: ‘Bizden olmayan herkes, bizim düşmanımızdır.’
Joffrey Baratheon: ‘Sör Ilyn, bana onun başını getirin!’
Balon Greyjoy: ‘Bizler Demir doğumluyuz, bizim olanı alırız!’
Roose Bolton: ‘Lanissterlar selamlarını yolladı’
Catelyn Stark: ‘(Çığlık atıyor)’
Olenna Tyrell: ‘O canavar ile evleneceğine izin vereceğimi düşünmedin değil mi?’
Qyburn: ‘Şimdi Yedi Krallık Krallığın Koruyucusu olarak Lanissterlardan Cersei’yi ilan ediyorum’
Daenerys Targaryen: ‘Lannister, Targaryen, Baratheon, Stark, Tyrell.. Hepsi tekerleğin üzerinde gibiler. En üstte biri, sonra diğeri onun üstünde ve üzerinde öylece dönüyorlar – ve hepsi de yerde eziliyor’
Ned Stark: ‘Aynı şey bizim için geliyor.’
Jon Snow: ‘Önemli olan yalnızca bir savaş var; Büyük Savaş… ve burada…’

Bu diyaloglarda sadece Jon Reyiz’in konuşması yeni, diğerleri önceki bölümlerde geçen sahnelerden. Diğer bir deyişle bu teaser’da pek heyecan verici bir şey yok ama George R.R. Martin ve ekibinin sembolik şeyleri sevdiğini ve gerçekleri saklayarak bizlere sunduklarını hepimiz gayet iyi biliyoruz (Beş sezon Hodor kelimesi duyarsın da bu kadar mı anlamlı olur en sonunda ya!). Demeye çalıştığım şey, bu diyalogları boşa seçmediler herhalde? Videoyu bir güzel inceledim, araştırdım. Bulduğum ipuçlarını sıraladım!

source

-MAD KING NE ALAKA?-

Ölümünden kısa süre önce “Mad King” tarafından duyulan bu söz, dizide flashback olarak kullanıldı. Belki bazı insanların düşündüğü gibi Aerys o kadar da deli değildi? Olamaz mı olabilir? Belki de kendisini rakip ailelerden korumak için Wildfire’ı tutuyordu? Ak Gezenler hakkında bir şeyler biliyordu ve bu yüzden tedirgindi. Hatta ve hatta, ateşe olan düşkünlüğü buradan bile gelebilir. Sesini duyunca teaser’de aklıma bu bağlantı geldi. Belki uzak ihtimal ama Bran’ın zaman yolculuklarına çıktığını düşünürsek neden olmasın? Küçük bir Mad King hikayesi bizi beklese -ya da biz onu beklesek Temmuz’a kadar- fena mı olur?

https-blueprint-api-production.s3.amazonaws.comuploadscardimage4100780bd335a5-618e-4b37-8f86-6f437c5313c8

-DAENERYS TARGERYAN’IN TEKERLEK/ÇARK MUHABBETİ-

Daenerys bu kelimeleri 5. Sezonda Tyrion ile konuşmaları sırasında söylemişti. Özellikle beş aileye dikkat çekiliyor. ‘Lannister, Targaryen, Baratheon, Stark, Tyrell’… Ancak bir şey daha var. Daenerys bu sözlerin sonunda Tyrion’a dönerek “Bu çarkı durdurmayacağım, onu parçalayacağım” demişti. Çıkarılacak tek şey Khaleesi’nin Westeros’a adımını atıyor oldu benim için. King’s Landing’de ejderhaları ve daha büyük alevleri görmek bu saatten sonra farz oldu. Sabırsızlanıyorum iyice yedi koca yıl oldu gösterin artık şu sahneleri!

https-blueprint-api-production.s3.amazonaws.comuploadscardimage4099980cbf45f8-812b-430b-8bd4-eb243132b8d2

-BÜYÜK SAVAŞ ve DUVAR-

Teaser da geçen ve Jon Snow’un ağzından dökülen kelimeler daha önceki sezonlarda geçmemişti. Bu duyduğumuz ilk 7. Sezon diyaloğu olabilir. Jon açıkça kuzeydeki savaştan bahsediyor. Bunun için yapılması gerekeni de biliyor gibi. Ejderhaların Annesi ile birleşmek. Kuzey’in Kralı olduğuna göre çoğu kişi tarafından güçleri toplayıp Taht’a yürümesi beklense de, ana vatanını, kuzeyin toprağını Ak Gezenler’e kaptırmaya niyetli değil Jony Boy. Ak Gezenler ile olan savaş tecrübesini sayarsak tehlikenin farkında. Ancak Khaleesi’nin taht mücadelesi ve Jon’un Kuzey’i savunma uğraşı nasıl birleşir bilemiyorum. Bir araya geleceğine kesin gözü ile baktığım bu iki kişi anlaşma ile Taht’ı ve toprakları paylaşacak gibi duruyor. Biri King’s Landing’i alırken diğeri Kuzey’i alacak…
Ya da Daenerys, Jon’a aşık olacak. Westeros, hanedan’ın ortak malıdır diyerek alınmadık toprak bırakmayacak.

The_Wall_from_the_south

Ayrıca bu sene kuzey bölgesinde savaş izleyeceğimiz kesinken, Ak Gezenler’in duvardan elini kolunu sallayarak geçeceğini sanmıyorum. O duvar yıkılacak arkadaş! Hem görsel olarak hem de hikaye olarak güzel bir an katacağını tahmin ettiğim için böyle bir sahne muhtemel. Hatta çatışma tam da duvarın orada olabilir. Ejderhalar ya da Gece Kralı yıkabilir. Ama gözünüzü seveyim savaşın ortasında sezonu bitirmeyin!

https-blueprint-api-production.s3.amazonaws.comuploadscardimage4101202923fd50-4cf5-4ae0-ac21-21a2cc0382b3

-MİSTİK SPİRAL-

Teaser’ın sonundaki – White Walker’ın gözüne dönüşen – mistik spiral desene ürkütücü bir şekilde aşinayız. Tam önemi kestiremiyorum, ancak Ak Gezenler ile bu özel model arasında uzun bir bağlantı varmış gibi görünüyor. Jon Snow, Sezon 3’de Night’s Watch adamlarının cesetlerini keşfetti. Aynı şekil vardı. (Ak Gezenler tarafından öldürülmüşlerdi) Yine Bran, ilk ak gezenin yaratılış macerasında benzer bir deseni fark etmişti. Bu desen bize neyi ima etmeye çalışıyor? Ak Gezenlerin Yükselişi mi? 6 sezon bekletip heyecanlandırıp, bir iki bölümde hepsini temizlemezler herhalde? Belki de kuzeydeki savaşın galibi Ak Gezenler olacaktır. Ekmek çıkmaz yoksa bu gidişle. Bir sezonda öldürülür mü bütün ölümsüzler?

https-blueprint-api-production.s3.amazonaws.comuploadscardimage4101266086326e-9f09-495d-8bcf-c2f77d62db62

Bir de bu sembole başka yönden bakalım. Bran’ın ilk ak gezen yaratılırken gördüğü sahnede de bu mistik sembol vardı. Ve hatırlarsanız ilk ak gezen yaratılırken katil amaçlı yaratılmamıştı. Şimdi düşününce belki de adamlar iyi niyetle bu sembole doğru yürüyor. Özlerine dönmek için uğraşıyorlar. İnsan olabilmek için geldikleri yere geri dönebilmek için. Garip, beyin tırmalayan bir teori evet kabul ediyorum ama neden olmasın? Güçlerini kendilerinin özüne ulaşmak için çabalayan bir grup katil sürüsü. Benjen Stark’ı hatırlamıyor musunuz? Biz öldü gitti ak gezen oldu derken iyileştim dedi çıktı geldi. Nasıl iyileştiniz Benjamin Bey? Bunu da açıklayın ateistler!

https-blueprint-api-production.s3.amazonaws.comuploadscardimage41012892f78d70-1df9-46cd-833b-b56855c536a3

Okumaya Devam Et
2 Comments

2 Yorumlar

  1. İrem

    12 Mart 2017 at 21:35

    Kitapta ejderha borazanı diye bir şey var ve bunu çalan kimse ejderhaları yönetebiliyor. Tabii bunu çalan birinin de ölme riski falan var. Ve fragmanın sonunda sanırım ejderha gözü vardı ve bu ejderha gözü maviydi yani akgezen olmuştu. Gece kralı akgezenler için kendini feda edip borazanı üfleyerek ejdarhaları kendi tarafına çekebilir. Sonuçta herkes Jon ile Daenerys’in barış yapacağını düşünüyor. Martin ters köşe yapıcak bence. E tabii ejderhaları çalınan bir khaleesi Jon ile aşk yaşayamaz diye bir şey yok. Jon’la birbirlerine aşık olabilirler.

    • Anıl Kaleli

      12 Mart 2017 at 22:52

      Aha kitabı okuyan biri! İrem, Facebook sayfamızda bulunan yazar aranıyor formunu doldurmanı tavsiye ederim. Belki bilgilerin bizim site için oldukça iyi olabilir. Teorine gelirsek ise güzel yerden giriş yapmışsın. Borazana sahip olmaları kuvvetle muhtemel.

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Yayınlandı

on

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider, oyuncak için ise o zamanlar evrenin sonsuzluğu gibi gelecek büyüklükte olan Toys ‘R’ Us’a doğru yola çıkardık. Space Jam oyuncakları, boyama kitaplarını, figürleri hala hatırlıyorum. Öyle güzeldi. Ancak Amerikan basınına göre oyuncak sektörünün eski büyük lideri, yeni nesil Amazon vb. sitelerle baş edemeyerek 1 hafta sonra iflasını açıklayacak.

Reuters ve Wall Street Journal iflas haberini ilk alanlar oldu. Raporlarına göre, oyuncak perakendecisi birkaç hafta içinde iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacağını açıklamışlar. Markanın ABD’deki 1,600 artı mağazasında yaklaşık 5 milyar dolar borcu olduğu söyleniyor.

Toys ‘R’ Us’ın da tarihin tozlu raflarında kaybolduğu bir hayata hazır mıyız geekler? Ben değilim. 

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Yayınlandı

on

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en iyi dizi adaylarından birini yazabilecek olsam hangisini yazardım diye sordum. Verdiğim cevap için ise düşünmem gerekmedi! Peter Morgan tarafından yaratılan The Crown kuşkusuz bu yıl televizyonlarda – aslında bir Netflix yapımı – çıkan en iyi eserlerden biri. Netflix’in en pahalı işlerinden biri olan bu yapımın tahmini bütçesi tam 156 milyon dolar. Dizinin konusu ise Oscar’lı film The King’s Speech’te de izlediğimiz kekeme kral IV.George’un ölümünden sonra Elizabeth’in tahta çıkışı ve ardından gelişen tarihi olayları kapsıyor. Dizi konusu bakımından tarihi ve tarihi yapımları sevenler için bir elmas niteliğinde. Bir belgesel tadında tabi ki değil fakat bunu beklememiz de yersiz olurdu. Özellikle bazı bölümlerin sonlarında o bölümde ele alınan herhangi bir konunun gerçekte ne zaman vuku bulduğu, sonuçları ve sonrasında neler olduğu gibi bilgiler de yer alıyor.

Dizinin başrollerini Kraliçe 2. Elizabeth rolünde Claire Foy, eşi, Edinburgh Dükü Philip rolünde Doctor Who severlerin yakından tanıdığı Matt Smith, kraliçenin kardeşi Margaret rolünde güzelliğiyle izleyeni ekranlara kilitlemeyi başaran Vanessa Kirby ve son olarak Winston Churchill rolünde ise 2 Oscar adaylığı bulunan John Lithgow var. Üstteki görselden de görebileceğiniz gibi casting çok ama çok başarılı. Karakterlerin tarihteki gerçek halleri ile inanılmaz bir benzerlik sağlanmış. Dizinin o devasa bütçesinin nerelerde kullanıldığını hakkında koymuş olduğum görsellere baktığınızda fikir edinebilirsiniz diye düşünüyorum. İzlediğinizde ise kendi gözlerinizle görürsünüz. Çünkü prodüksiyon tek kelimeyle harika. Örnek vermek gerekirse kostüm departmanı ortaya çok ince bir işçilik koymuş.

Kostümler dışında kullanılan set, dekorlar muazzam, 20.yüzyıl İngiltere’sini hissedebiliyorsunuz. İç mekan tasarımları kraliyet ailesine yakışır cinsten görkemli, dış mekan çekimlerini izlerken ise kendimi sık sık ”Oha, bu kadar insanı nasıl toplamış da bu sahneleri çekmişler” derken buldum. Özellikle Elizabeth’in siyasi nedenlerden dolayı birçok ülkeyi gezmesi gerektiğinde, buralarda çekilmiş sahneler sizin, olayın içine girmenizi kolaylaştırıyor.

Dizinin müziklerinin başında Rupert Gregson-Williams var. O da çok başarılı bir iş çıkarmış. Özellikle ”Duck Shoot” parçasını dinlemekten sıkılmadım henüz. Tema müziğini ise Rupert değil, Hans Zimmer yapmış! Kendisini övmek için ayrı yazı yazarım ben, o kadar ünlü ve sektörde her iyi işin altında adını görebileceğiniz biri. Meraklısına araştırmayı öneririm, bakarsınız sizin de sevdiğiniz bir filmin, melodisinin yaratıcısıdır.

Dizinin değinmediğim noktalarından biri ise, dizinin ne kadar akıcı olduğu, 50 dakika – 1 saatlik bir dizi için inanılmaz derecede akıcı. Kendinizi üç dört bölümü ard arda izlerken buluyorsunuz. Bu süreye sahip diziler için bende bunu başarabilen son dizi sanırım Breaking Bad idi.

Biraz daha detaylı bir şekilde konuya değinmek gerekirse, merak etmeyin dizi, siyasete en ince ayrıntısına kadar girmektense, bir kitap olarak düşünürsek, onun sadece kapağını, iç çizimlerini ve belli kesitlerini alıntılıyor. Odak noktamız daha çok 2.Elizabeth. Onun yükselişini, bir Kraliçe ve aynı zamanda bir eş, bir anne olarak yaşadığı zorlukları görüyoruz. Siyaseti bilmiyor, okula gitmemiş, herhangi bir alanda eğitim almamış, çocukluk yıllarında sadece ülkenin yasaları, İngiliz Klisesi hakkında öğretiler görmüş ve dolayısıyla olduğu noktada zorluk çekiyor.

Claire Foy sergilediği performansla hem Taç’ın (Crown) hem de rolün altından kalkmış. Hazır bir oyuncunun performansına değinmişken, oyunculuklardan bahsedeyim. Dizi diğer çoğu alanda olduğu gibi oyunculuklar konusunda da sizi etkiliyor. Hatta yeri geliyor tüyleriniz diken diken bir şekilde ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. Başta dizinin castını saymıştım. Tekrar saymama ya da tek tek değinmeme gerek yok zira hepsi iyi derecesinde performanslar sergiliyorlar ancak 2 kişi oldukça ön plana çıkıyor. Biri zaten ana karakterimize hayat veren Claire Foy. İlk sezonu bitirdiğinizde, bir kez daha ilk bölümü izleyip, daha sonra son bölüme bir göz atmanızı istiyorum. Karakterin yaşadığı değişimi nokta atışı diyebileceğimiz şekilde, eksiksiz gösteriyor. Diğer kişi ise Winston Churchill rolündeki John Lithgow. Dönem veya karakterler hakkında herhangi bir belgeseli ya da Youtube’dan birkaç videoyu izlerseniz görürsünüz. John Lithgow’un kullandığı beden dili, yürüyüşü, mimikleri, sanki gerçekten O’ymuş gibi hissettiriyor. Zaten her iki oyuncu da rolleri ile oyunculuk dallarındaki adaylıklara sahip. Claire Foy, ”En iyi kadın oyuncu” dalında, John Lithgow ise ”En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında aday. Yazı boyunca amma övdün, hiç mi kötü, olumsuz etken, faktör yok diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın yoklar. Dizinin Emmy ödüllerinde tam 11 adaylığı var.

Bu adaylıkların en önemlilerinden bazıları:

  • En İyi Drama Dizisi
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yönetmenlik
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Casting
  • En İyi Müzik Kompozisyonu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Senaryo

Dizi Golden Globe (Altın Küre) ödül töreninde ise En Drama Dizisi ve Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini evine götürdü. Sırada Emmy ödülleri var. Ben yapımın törenden en az birkaç ödül ile ayrılmasını istiyorum ve ümit ediyorum.

Diziyi hala izlememişseniz inanın bu yılın en iyi dizilerinden birini kaçırıyorsunuz. The Crown, çok kaliteli bir yapım ve her ayrıntısını incelemeniz, hayranlıkla döneme tanıklık etmeniz için sizleri bekliyor.

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel4 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba7 gün ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba7 gün ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba1 hafta ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba2 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba3 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba