Connect with us

Bomba

Infinity Gauntlet’i İnceleme Vakti! -Thanos ve Sonsuzluk Taşları-

Yayınlandı

on

Marvel Evreni sinema dünyasını ele geçirmiş durumda. Her sene en az 5 filmle yıla damgasını vuruyor, cukkayı götürüyor. Televizyon dünyasında da etkili yapımları mevcut ve gün geçmiyor ki yeni bir dizi haberini almayalım. 10 yıl içerisinde Superhero Movie Awards diye bir organizasyon olacağını düşünüyorum mesela. DC’de hız kesmiyor ve sağlam geliyor. Gelgelelim birçok yapımın kalitesi hep aynı sınırda kalıyor. Kahramanın hikayesi, dramı, efektler ve mutlu son. Bunun ötesine geçen yapım gördüğümde, dört elle sarılıyoruz. Nolan Batman’i , Iron Man (özellikle ilk film), Deadpool, Spider-Man (Tobey reis), Watchmen, X-Men serisi benim en sevdiklerimdi. Avengers dahil diğer yapımlardan çok haz etmiyorum. ANCAK Avengers: Infinity Wars, Marvel’in en iyi yapımı olmaya aday. Benim gibi sıradan filmlerden sıkılmış, süper kahraman filmleri seven insanlar için büyük bir fırsat. 2 film olacağını düşünüyor ve 2018’i dört gözle bekliyoruz. Önümüzde uzun bir süre var. Çok konuşacak, çok tartışacağız. Sizlerle biraz Thanos konuşalım mı?

Thanos, ilk olarak 1973 Şubat tarihinde Iron Man #55 sayısında görüldü ve Jim Starlin tarafından yaratıldı. Saturn’ün uydusu olan Titan’da Eternal olarak doğar. Eternal ırkı aslında iyi sayılabilecek bir topluluktur. Ama Thanos kusurlu doğmuştur. Ancak Eternal’in uzaktan akrabası olan Deviants genlerini taşımaktadır. Bu durum sonucunda Eternal kolonisi tarafından dışlanır. Dış görünüşünün farklılığından haberdar olan Thanos, uzaklaşmayı seçer. Bu durum onu yalnızlığa iter ve Ölüm ile Güç’e takıntılı olmasına neden olur. Büyüdükçe muazzam güçleri ortaya çıkar ve The Mad Titan lakabını alır. Sanctuary III üs olarak kullandığı uzay gemisinin adıdır.

Kadın formunda gelen Death ile tanışır ve ona beslediği hayranlık sonucunda Death’in askeri olur. Hayranlık dediysem, o kocaman bedenin içinde kocaman da bir kalbi vardır. Mistress Death’e aşık olur. Sonrasında galaksilerden askerler toplayarak ordu kurar ve yurdu Titan’a saldırır. Gezegeninde yaptığı katliam sonrasında gözünü Dünya’ya diker.

Thanos’un Captain Marvel tarafından mağlup edilişini göremeyeceğiz sanırım. Çünkü Infinity Gauntlet’e sahip olduğu zaman Warlock ile tanıştı, Death ile uzaklaştı. (Sonsuzluk Eldiveni’ni -Infinity Gauntlet- birazdan açıklayacağım. Ama Thanos’u hemen atlamak istemedim.) Beyaz perdede önce Avengers, sonra Guardian of the Galaxy ve en sonra Infinity Gauntlet ile Age of Ultron Thanos’u gösterdi. Marvel’in en güçlü villianları arasına girebilecek biri olan Thanos, Titanian Eternals olarak bilinen Race of Superhumans’ın üyesidir. Kendisi gibi kozmik yeteneklere sahip olan diğer Titanlardan farklı olarak, miras – kalıtım – yoluyla edindiği biyonik amplifikasyon, mistisizm ve ölüm gibi nosyonlara karşı duyduğu hayranlıktan ötürü korku duymayan gerektiğinde telafisi olmayan hatalar yapabilen ve riskler alabilen bir karakterdir. İnsanötesi gücü ve dayanaklılığı sayesinde çok büyük miktardaki bir kozmik enerjiyi bile emip yutabilen birisidir ki, bu da ona sonsuz bir hayat vermesi ve onu ölümsüz bir karakter yapması için yeter de artar bile. Dolayısıyla yaşaması için oksijene dahi ihtiyaç duymaz. Telepati, madde manipülasyonu ve telekinesis gibi muazzam yetenekleri sayesinde hiçbir yüksek teknolojik cihazlara ihtiyaç duymaksızın zamanda ve evrenler arası yolculuk yapabilmektedir. Uzayda uçabilir ve yıldızlararası mesafeler kadar teleport olabilir. Tüm bunlarla birlikte ”Titan Savaş Sanatı” sayesinde yakın dövüşte de oldukça başarılı bir karakterdir.

 

Warlock demiştim, Infinity Gauntlet demiştim. Adam Warlock ile Sonsuzluk Taşlarına sahip olarak bir yıldızı yok edebilecek, Silver Surfer’ı parmak şıklatarak öldürebilecek güce ulaşıyor ve Warlock’u öldürüyor. Kahramanları sürekli mağlup eden Thanos, Ruh Kristalinden gelen Adam Warlock tarafından taşa dönüşüyor. Öyle kendi ülkene saldırırsan Allah taş yapar.

Thanos’un kozmik güçleri Infinity Gems (Sonsuzluk taşları) ile birleştiğinde muazzam bir güç ortaya çıkıyor. Çizgi romanda yazıp çizmiş adam bunu. Eyvallah ama bu sinemada çok riskli bir iştir. Green Lantern’in düşünce gücüne dayalı efsanevi yüzüğünü doğru düzgün yansıtmayı becerememişlerdi. Thanos gibi bir gücü betimlerken çuvallarlarsa, Marvel’in sonu gelmiş demektir. Infinity Gauntlet’i ilk defa göreceğiz değil mi? Bu sorunun cevabı evet olmasına rağmen Sonsuzluk Taşları’nı (Infinity Gems) ilk defa görmüyoruz. Tek tek açıklayayım ve beraber aydınlanalım.

Odin der ki;

“Evren, kendi oluşumundan önce bulunan kalıntılara sahiptir. Sonsuz yıkımın bir antik gücü.”

Burada taşlardan bahsettiği aşikar. Her taşın evren için ayrı bir anlamı ve görünüşü var.

“Sire, the Aether, shall we destroy it?” (Efendim, Gerçeklik taşı, yok edecek miyiz?)
“If only we could, but its power is too great. Bury it deep. Somewhere no one will ever find it.”  (Yapabilseydik eğer, ama gücü çok yüce. Derinlere gömün. Kimsenin bulamayacağı bir yere.)
Einherjar ve Bor arasında geçen bir konuşmadır.

Infinity_stones_low

GÜÇ TAŞI

Bu taşı kullanmak için normal halinizin bile sağlam olması gerekiyor. Çünkü kullanan kişiyi bile öldürme ihtimali mevcut. Kendileri gezegen patlatabilir, birini atomlarına ayırabilir. Ayrıcaaa, yan yana bulunduğu taşa da güç vermektedir. Infinity Gauntlet’in gücünü biraz hissedin. Nerde mi gördük? Guardian of the Galaxy filminde Ronan karakterinin kullandığı taştır bu. Starlord tek başına tuttuğunda arkadaşları tarafından desteklenmese ölecektir. Taşın gücünü bu filmde az da olsa gördük. Mor renkte karşımıza çıkmıştır. Ve şuan Xandar’da Nova Corps’un kasasındadır.

RUH TAŞI

Bu taşı kontrol eden kişi ya da güç, varlıkların ruhlarını ele geçirip onları Ruh Dünyası’na hapsedebilir. İnsan hislerini, düşüncelerini öğrenip, manipule de edebilir. MCU’da şimdilik adı geçmese de ana hikayede büyük rolü olan Adam Warlock’un kontolünde olan bu taşı Infinity War da görebileceğiz. Adam Warlock’u Guardian of the Galaxy’de koza olarak gördük. Taş ile birlikte bomba bir giriş yapacaktır. Turuncu renkte olarak karşımıza çıkabilir bu taş. Orb olarak geçer.

ZAMAN TAŞI

Eye of Agamotto. Yeşil renklidir. İsminden de belli olduğu gibi, zaman üzerinde büyük bir kontrol sahibi olmanızı sağlıyor. Zamanı bükme, zamanda yolculuk, geçmiş ve gelecek üzerinde oynayabilme, bir insanın kalan zamanını emme gibi özellikler bunlar. Dr. Strange filminde Ancient One’ın Kamar Taj kütüphanesindeydi. Strange bu taşı kullanarak Dormammu’yu yendi. Güç taşı olsa bile yenemeyeceği bu rakibi, zekasını ve zaman taşını kullanarak alt etti. Thanos versus Strange göreceğiz ve çok da haşin bir savaş olmayacaktır. Ancak bu teorinin yanı sıra Sonsuzluk Taşları’nı muhafaza etmeyi görev edinen Runner karakterini de Infinity War’da görebiliriz, zaman taşıyla birlikte.

YVlmw9V

ZİHİN TAŞI

Bu taş yine isminden yola çıkabilecek bir güce sahip; Zihin Kontrolü. Loki’nin asasında gördüğümüz bu taşı, Age of Ultron’da Vision’ın alnında da görüyoruz. Marvel’in sıklıkla kullandığı bu taşı, Infinity War filminde eldivende tekrar göreceğiz. Bu da Vision’ın paket olduğunun habercisidir. Sarı renktedir. Scepter olarak geçer. Thanos uzun süre (Loki’ye kadar) bu taşa hakim olmuştur. Thor’un öngörüsünde de yer almıştır.

GERÇEKLİK TAŞI

Kırmızı renklidir. Thor: The Dark World’de , sıvı-gaz karışımı Aether sayesinde karşımıza çıktı. Bu kırmızı taş, gerçekliği bükmenize yarıyor. Hem zaman taşına hem de gerçeklik taşına sahip olunca güç baya muazzam olabiliyor. Yine sinema için işlemesi zor ama izlemesi zevkli olacak güçlerden birisi. Thor filminde Jane Foster’ın elinde gördüğümüz taş, şu anda Koleksiyoncu’nun (Taneleer Tivan) müzesinde bulunmaktadır. Asıl hali sıvı formda olmasına rağmen Thor’un öngörüsünde kırmızı bir taş halini almıştır.

UZAY TAŞI

Tesseract’ın içinde bulunur. Marvel filmlerinde baya bi gördük. İlk olarak Captain America The First Avenger da görmüştük. Portal ve yıldızlararası seyahat amacıyla Avengers’da kullanılmıştı. Chitauri ordusunu dünyaya ışınlamıştı. Bu taşı zaman taşıyla birlikte kullandığınızda istediğiniz kişiyi istediğiniz zamana gönderebiliyorsunuz. Uzay’ı da büküyordu bu. Taşlarla baya bir şey bükebiliyoruz. Avatar misali. Zamanında Odin tarafından da kullanılan bu taş, şu an Asgard’da Heimdall tarafından korunmaktadır.  Rengi mavidir.

CHARTAT

İnternette Dr. Strange filminden önce bir teori gezmekteydi. Biz de eksik kalmadık, düşündük. “T.H.A.N.O.S” bu taşların baş harfleri ile oluşmakta teorisi. Tesseract, H? , Aether, N?, Orb , Specter. Güzel giden bu teori Dr. Strange filmiyle baltalandı. Eye of Agamotto taşıyıcı isimdir ve ne yazık ki harflere uymamaktadır. He, hala Necklace diye itelemeye çalışanlar mevcut. Ama o iş yaş. Birebir Container ismi olmalıydı. H’ye de Heimdall teorisi değil de Howard the Duck efsane uymuştu. Guardian of the Galaxy’de gördüğümüz ya da görmek istediğimiz Howard, Infinity War’da hoş olurdu.

Şimdi, taşlara ağırlık vermemizin nedeni, eldivenin tek olayı hepsini birleştirmesi. Olay taşlarda tabii. Thor’un çekicini biliriz Mjölnir. Her babayiğidin harcı olmayan bu savaş aleti, Gerçeklik Taşı’nda çizik bile oluşturamıyor. Thor’un yorumlaması ise, evren’in yıkım gücü en haşin olan maddelerdir Sonsuzluk Taşlar’ı. Karanlık Boyut’un (Dark Dimension) babalarından Dormammu bile, Zaman Taşı’nın sonsuz zaman döngüsünü bozamamıştı. Taşların kozmik varlıklar tarafında yapılması, gücünün muazzamlığının bir diğer örneğidir. Bu taşların birleşimi (Infinity Gauntlet) ile yapılacak saldırıdan, kimsenin kurtulamayacağı söylenir.
Infinity_Gauntlet

Gauntlet’in gücünü daha fazla anlatmaktansa Infinity War öncesini bir düşünelim. 2018 de gelecek olması, Thanos’u daha erken görebileceğimiz işaretidir. Önümüzdeki filmlerin ilki Guardian of the Galaxy Vol.2 olacak. Güç taşı mücadelesi bu filmde olacaktır. Thanos’u kesinlikle göreceğiz. Bir sonraki yapımda Dr. Strange ve Thor’u göreceğiz. Bu şu anlama gelmektedir; iki taş (Eye of Agamotto ve Tesseract) Ragnarok filminde görülecektir. Film, İskandinav kıyametini konu alacak. Çizgi romanlarda Loki’nin kızı olan, filmde ise Cate Blanchett’in canlandıracağı Hela, kıyametin asıl nedeni olacak ve Hulk ile karşı karşıya gelecek. Ama asıl görünmesini beklediğim Thanos. Gauntlet’i oluşturma macerasının 2. adımı bu olacak. Infinity War filminde birkaç taşı bulmuş, bir iki taşı da bularak filme başlanacağını düşünüyorum.

Infinity War’ı beklerken güzel yapımları izliyor olacağız. Marvel’in sıradan yapımlardan uzaklaşıp, muazzam bir senaryoya yönelmesi gerekiyor ki öyle olacaktır. Bir DC hayranı olarak Marvel’den daha ümitliyim. Umarım yüzümüzü kara çıkarmaz.

Okumaya Devam Et
2 Comments

2 Yorumlar

  1. fatih

    14 Şubat 2017 at 03:54

    güzel bir yazı olmuş elinize sağlık. bu arada thanos, vision’ın kafasındaki taşı alırsa vision yok olacak mı acaba? o işi nasıl işleyecekler. paket olacak yazmışsınız ama başka bir teoriniz var mı? yani vision ne olacak boş yere mi soktular yani. pek etkisi olmadı bana göre.

    • Kutluhan Kesici

      14 Şubat 2017 at 17:50

      Teşekkürler öncelikle. Dirilmesi için taşa ihtiyaçları vardı ama şimdi yaşamak için taşa ihtiyacı olmayabilir. Yan etkilerini düşünebiliriz. Evil (kötü) karaktere dönüşebilirler. Scarlet Witch’in güçleri de taşa bağlıydı. Ki Thanos taşı zaten vision’u öldürerek de alabilir. Ama öldürmez sağ bırakırsa Stark bir çaresini bulabilir.

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Yayınlandı

on

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider, oyuncak için ise o zamanlar evrenin sonsuzluğu gibi gelecek büyüklükte olan Toys ‘R’ Us’a doğru yola çıkardık. Space Jam oyuncakları, boyama kitaplarını, figürleri hala hatırlıyorum. Öyle güzeldi. Ancak Amerikan basınına göre oyuncak sektörünün eski büyük lideri, yeni nesil Amazon vb. sitelerle baş edemeyerek 1 hafta sonra iflasını açıklayacak.

Reuters ve Wall Street Journal iflas haberini ilk alanlar oldu. Raporlarına göre, oyuncak perakendecisi birkaç hafta içinde iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacağını açıklamışlar. Markanın ABD’deki 1,600 artı mağazasında yaklaşık 5 milyar dolar borcu olduğu söyleniyor.

Toys ‘R’ Us’ın da tarihin tozlu raflarında kaybolduğu bir hayata hazır mıyız geekler? Ben değilim. 

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Yayınlandı

on

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en iyi dizi adaylarından birini yazabilecek olsam hangisini yazardım diye sordum. Verdiğim cevap için ise düşünmem gerekmedi! Peter Morgan tarafından yaratılan The Crown kuşkusuz bu yıl televizyonlarda – aslında bir Netflix yapımı – çıkan en iyi eserlerden biri. Netflix’in en pahalı işlerinden biri olan bu yapımın tahmini bütçesi tam 156 milyon dolar. Dizinin konusu ise Oscar’lı film The King’s Speech’te de izlediğimiz kekeme kral IV.George’un ölümünden sonra Elizabeth’in tahta çıkışı ve ardından gelişen tarihi olayları kapsıyor. Dizi konusu bakımından tarihi ve tarihi yapımları sevenler için bir elmas niteliğinde. Bir belgesel tadında tabi ki değil fakat bunu beklememiz de yersiz olurdu. Özellikle bazı bölümlerin sonlarında o bölümde ele alınan herhangi bir konunun gerçekte ne zaman vuku bulduğu, sonuçları ve sonrasında neler olduğu gibi bilgiler de yer alıyor.

Dizinin başrollerini Kraliçe 2. Elizabeth rolünde Claire Foy, eşi, Edinburgh Dükü Philip rolünde Doctor Who severlerin yakından tanıdığı Matt Smith, kraliçenin kardeşi Margaret rolünde güzelliğiyle izleyeni ekranlara kilitlemeyi başaran Vanessa Kirby ve son olarak Winston Churchill rolünde ise 2 Oscar adaylığı bulunan John Lithgow var. Üstteki görselden de görebileceğiniz gibi casting çok ama çok başarılı. Karakterlerin tarihteki gerçek halleri ile inanılmaz bir benzerlik sağlanmış. Dizinin o devasa bütçesinin nerelerde kullanıldığını hakkında koymuş olduğum görsellere baktığınızda fikir edinebilirsiniz diye düşünüyorum. İzlediğinizde ise kendi gözlerinizle görürsünüz. Çünkü prodüksiyon tek kelimeyle harika. Örnek vermek gerekirse kostüm departmanı ortaya çok ince bir işçilik koymuş.

Kostümler dışında kullanılan set, dekorlar muazzam, 20.yüzyıl İngiltere’sini hissedebiliyorsunuz. İç mekan tasarımları kraliyet ailesine yakışır cinsten görkemli, dış mekan çekimlerini izlerken ise kendimi sık sık ”Oha, bu kadar insanı nasıl toplamış da bu sahneleri çekmişler” derken buldum. Özellikle Elizabeth’in siyasi nedenlerden dolayı birçok ülkeyi gezmesi gerektiğinde, buralarda çekilmiş sahneler sizin, olayın içine girmenizi kolaylaştırıyor.

Dizinin müziklerinin başında Rupert Gregson-Williams var. O da çok başarılı bir iş çıkarmış. Özellikle ”Duck Shoot” parçasını dinlemekten sıkılmadım henüz. Tema müziğini ise Rupert değil, Hans Zimmer yapmış! Kendisini övmek için ayrı yazı yazarım ben, o kadar ünlü ve sektörde her iyi işin altında adını görebileceğiniz biri. Meraklısına araştırmayı öneririm, bakarsınız sizin de sevdiğiniz bir filmin, melodisinin yaratıcısıdır.

Dizinin değinmediğim noktalarından biri ise, dizinin ne kadar akıcı olduğu, 50 dakika – 1 saatlik bir dizi için inanılmaz derecede akıcı. Kendinizi üç dört bölümü ard arda izlerken buluyorsunuz. Bu süreye sahip diziler için bende bunu başarabilen son dizi sanırım Breaking Bad idi.

Biraz daha detaylı bir şekilde konuya değinmek gerekirse, merak etmeyin dizi, siyasete en ince ayrıntısına kadar girmektense, bir kitap olarak düşünürsek, onun sadece kapağını, iç çizimlerini ve belli kesitlerini alıntılıyor. Odak noktamız daha çok 2.Elizabeth. Onun yükselişini, bir Kraliçe ve aynı zamanda bir eş, bir anne olarak yaşadığı zorlukları görüyoruz. Siyaseti bilmiyor, okula gitmemiş, herhangi bir alanda eğitim almamış, çocukluk yıllarında sadece ülkenin yasaları, İngiliz Klisesi hakkında öğretiler görmüş ve dolayısıyla olduğu noktada zorluk çekiyor.

Claire Foy sergilediği performansla hem Taç’ın (Crown) hem de rolün altından kalkmış. Hazır bir oyuncunun performansına değinmişken, oyunculuklardan bahsedeyim. Dizi diğer çoğu alanda olduğu gibi oyunculuklar konusunda da sizi etkiliyor. Hatta yeri geliyor tüyleriniz diken diken bir şekilde ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. Başta dizinin castını saymıştım. Tekrar saymama ya da tek tek değinmeme gerek yok zira hepsi iyi derecesinde performanslar sergiliyorlar ancak 2 kişi oldukça ön plana çıkıyor. Biri zaten ana karakterimize hayat veren Claire Foy. İlk sezonu bitirdiğinizde, bir kez daha ilk bölümü izleyip, daha sonra son bölüme bir göz atmanızı istiyorum. Karakterin yaşadığı değişimi nokta atışı diyebileceğimiz şekilde, eksiksiz gösteriyor. Diğer kişi ise Winston Churchill rolündeki John Lithgow. Dönem veya karakterler hakkında herhangi bir belgeseli ya da Youtube’dan birkaç videoyu izlerseniz görürsünüz. John Lithgow’un kullandığı beden dili, yürüyüşü, mimikleri, sanki gerçekten O’ymuş gibi hissettiriyor. Zaten her iki oyuncu da rolleri ile oyunculuk dallarındaki adaylıklara sahip. Claire Foy, ”En iyi kadın oyuncu” dalında, John Lithgow ise ”En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında aday. Yazı boyunca amma övdün, hiç mi kötü, olumsuz etken, faktör yok diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın yoklar. Dizinin Emmy ödüllerinde tam 11 adaylığı var.

Bu adaylıkların en önemlilerinden bazıları:

  • En İyi Drama Dizisi
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yönetmenlik
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Casting
  • En İyi Müzik Kompozisyonu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Senaryo

Dizi Golden Globe (Altın Küre) ödül töreninde ise En Drama Dizisi ve Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini evine götürdü. Sırada Emmy ödülleri var. Ben yapımın törenden en az birkaç ödül ile ayrılmasını istiyorum ve ümit ediyorum.

Diziyi hala izlememişseniz inanın bu yılın en iyi dizilerinden birini kaçırıyorsunuz. The Crown, çok kaliteli bir yapım ve her ayrıntısını incelemeniz, hayranlıkla döneme tanıklık etmeniz için sizleri bekliyor.

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel5 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba1 hafta ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba1 hafta ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba1 hafta ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba3 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba4 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba