Connect with us

Bomba

İyisiyle Kötüsüyle #3: Person of Interest

Yayınlandı

on

Sitemiz yazarlarından Edebiyat aşığı Uğur Uçkıran’ın, İyisiyle Kötüsüyle yazı köşesinde bendeniz Kutluhan sevdiğim bir diziyi önermek adına misafir olarak buradayım. Daha önceki yazılarında Breaking Bad ve Dexter’ı incelemişti. Çok başarılı diziler yapamayan CBS’in sahip çıkamadığı Person of Interest’i kıyıda köşede kalmaması için inceleyeceğim. Buyurunn Halil İbrahim sofrasına.

Yerli dizi izlemeyen marjinal insanlarımız, Game of Thrones’un üstüne tanımam abi diyenlerimiz, en iyisi eski yapımlar Oz, Sopranos, Wire diye didinenler için bugün burada harika bir yapımla karşınızdayım. Sadece üniversiteye başlayan gençlerimiz için değildir yabancı diziler. Ufkumuzu genişletmek için film, dizi izler, kitap okur, eğitimler alır veya gezer görürüz. Ve bir süre sonra boş yapımlardan sıkılıp arayışlara gireriz. Eğer böyle bir arayıştayken bu yazıyı okuyorsanız, ŞANSLISINIZ! Pişman olmayacaksınız.

Person of Interest, Imdb‘de an itibariyle 132,245 kişinin bir mouse tıkıyla 8.5 puanına sahip bilim-kurgu, suç dizisidir. Şimdilerde Westworld ile dizi dünyasında ismini duyduğunuz Jonathan Nolan’ın televizyon dünyasına girdiği dizidir. Yapımcılarının arasında J.J. Abrams’ın bulunması, tanıtım aşısında olumlu bir etki yaratmıştır. Lost’un bitişinden sonra üç diziye daha hayat vermiş ancak bir süre tutunan Person of Interest olmuştur. Diğerleri Revolution ve Alcatraz’dır. Ramin Djawadi bu harika dizinin soundtracklarını yapmıştır. 5 sezon süren dizimin uzun soluklu oyuncu kadrosu; Jim Caviezel, Michael Emerson, Kevin Chapman, Amy Acker, Taraji P. Henson, Sarah Shahi ve Enrico Colantoni’den oluşur. Diziyi öncelikle oyuncular ve onlar üzerinde karakterler ile tanıtacağım sizlere. Spoiler söz konusu değildir.

Jim Caviezel, sinema dünyasının çok başarılı oyuncularındandır. The Prisoner adlı mini dizi harici televizyonda bulunmamış, Monte Cristo Kontu’nda harika bir oyunculuk sergilemiş, Mel Gibson’un İsa’sına hayat vermiştir. Her diziseverin bir karaktere bağlandığını düşünürsek, bu dizinin istatistiklerinde Jim Caviezel, John Reese karakteriyle başı çekecektir. John Reese eski Cia ajanı aynı zamanda askeri geçmişi olan biridir. Hayatla bağı kesilmiş bu adamın kaderinde Harold Finch adlı bir milyarderle kesişmek vardır. 5 sezon gizemini koruyacak, ne uğruna yaşadığı final bölümünün final sahnesinde görülecektir.

10917113_981852855159069_3616540217610782841_n

Michael Emerson ise Lost dizisinde Benjamin karakteriyle dikiş tutturmuştur. J.J.’in bu adamı bırakmamasına şaşmamalı. Harold Finch karakterine başka bir oyuncuyu düşünemezdim. Kast seçimi kusursuz olan bu yapımda, Harold Finch macerayı başlatan isimdir. Küçüklüğünde yaşadığı bir olaydan sonra Yapay Zeka teknolojisine merak saran, bilgisayarla arası fazlasından iyi olan bu genç, bir dost aracılığıyla devletle anlaşma yapar. Harold’ın sahip olduğu bu tek arkadaşının adı Nathan Ingram‘dır. Beraber yürüttükleri Northern Light projesi hayata geçmiştir. Terör girişimlerini önceden fark edip, uyarabilen bu yapay zeka devletin işine fazlasıyla yarar. Ancak bu makine sadece terör olaylarını değil, tehlikede olan veya tehlike yaratabilecek bireyleri de göstermektedir. Bu durumla ilgilenen Nathan, gözardı edilemeyecek bir durum olduğunu düşünür. Finch ile aynı fikirde değillerdir. Northern Light projesi hep gizli tutulmak istenecek hatta engel olan devlet tarafından öldürülecektir. Ve bu iki arkadaş tehlikededir.

person-of-interest

Harold, amaçları uğruna savaşabilecek iyi bir savaşçı aramaktadır. Birkaçını denedikten sonra John Reese ile kesişir kaderi. Sadece bir iş anlaşması olarak kalması gereken bu durum, ölümsüzleşecek dostluklara tanıklık edecektir. Finch ve Reese, makinenin verdiği numaralardan yola çıkarak, tehlikeli sonuçların önüne geçmeye çalışacaklardır. Ancak makine numaranın kurban mı yoksa fail mi olduğunu söyleyemiyor. Bu yüzden kaderleri, ekibin başarsına kalıyor. Ekip iki kişi başlıyor elbette. Sonra kesişen her yol, bir aile yaratıyor. Lionel Fusco, Dedective Carter, Sameen Shaw sonradan katılanlar. Bunları sevmemek elde değil ancak ara bölümlerde gelip ekibe heyecan katan karakterler de dizinin seyir zevkini artıran durumlardan. Zoe Morgan, Grace Hendricks, Leon Tao, Logan Pierce (Namıdiğer Westworld’deki Man in Black) bunlardan bazıları.

ROOT

Dizimiz belli bir seyirde ilerlemeyi seven bir yapım da olsa her zaman daha derin bir kurguyla karşınıza çıkacaktır. Root, makinenin varlığına inanan, ona saplantılı bir sosyopattır. Makineyi icat edenle tanışmak, makinenin gücünü tam kapasite kullanmak ister. Person of Interest’in diğer dizilerde üstünlük kurabileceği kurgusu, müzik seçimleri ve karakterleridir. Root da bu orijinal karakterlerdendir. Hemen olmasa bile Root’a kanınız kaynayacaktır.

you-can-call-me-root-person-of-interest-38770672-500-313

CARL ELIAS

“Veni, Vidi, Vici.” Geldim, Gördüm, Yendim. Elias’ı bu latince sözle tanıyacaksınız. Mafya filmlerini seversiniz, Baba, Scarface, Bir Zamanlar Amerika gibi. Ya da dizilerde de hayranızdır. Türk dizilerinde de eksik olmaz ancak akılda kalan yabacı dizilerde Sopranos, Boardwalk Empire, Sons of Anarchy gibi yapımlar mevcut. Yine de suç, bilim-kurgu türünde bir CBS dizisinde Carl Elias gibi bir mafya babası izlemek inanılmaz bir şey. Kurgusu birçok filmden iyi, raconu alemlere meydan okur, zekası ise Finch ile yarışır. Carl Elias asla unutamayacağınız bir karakter olacaktır.

poi_0310_elias

Human Resource, H.R.

Kolluk kuvvetlerinde oluşmuş büyük çaplı bir yozlaşmanın adıdır. Rüşvet almaları en hafif suçlarıdır. Kirli polisleri her yerdedir. Ekibimiz H.R’dan öncelikle Lionel Fusco‘yu kurtarır. Kesiştikleri nokta budur, vermek istedikleri mesaj açık ve sariftir. Değindiği her konuda bir yarayı dağlayacaktır.

2x10_hr

SAMARITAN

Yapay Zeka’ya sahip tek bir makine yoktur. Samaritan sınırsız güçtedir. Harold Finch uzun zamandır makinelerin gücünü dizginlemeye çalışmaktadır. İnsanların kaderine makineler karışmamalıdır. Prensip sahibi dehamız, Samaritan ile kanının son damlasına kadar savaşacaktır.

5bnx7nl

Person of Interest’e hemen başlamak için 5 neden vereceğim sizlere;

I) Tahmin edilebilir hiçbir son, hiçbir kurguyla karşılaşmayacaksınız. Herkes kandırılmak ister. Arkanıza yaslanıp, cips kola yaparak izleyemezsiniz. Ya boğazınızda kalır ya da kolayı püskürtürsünüz. Kendisini tekerrür eden herhangi bir bölüm olmayacak. Her bölüm daha fazlası gelecek. Her bölüm, her bölüm, durmadan, senaryo asla beklentinizin altında kalmayacak, sıkmayacak, bolca güldürecek, çeşme gibi ağlatacak.

II) Ramin Djawadi ve Jonathan Nolan’ın müzik zevki. Spotify’a girip müzik seçmekten fazlasıdır böyle yapımlarda yer aldıktan sonra bir müziği dinlemek. Sevdiğiniz karakterin etkili sahnesinde bir müzik girer ve o müziği asla unutmazsınız. Her dinlediğinizde ise sahneler tekrardan canlanır. Gözlerinizi kapattığınızda bile diziyi izleyebilir hale gelirsiniz. Bu dizi size yeni bir playlist yaptıracak. Dizinin introsu bile aklınızdan çıkmayacak. Bazı diziler introyla efsaneleşebilir. Semboliktir. Bu dizinin de “You are being watched.” repliğiyle başlayan introsudur.

thumb-1920-638432

 

III) Bölüm kalitesi açısından istatistik değerleri. Örneğin; Breaking bad: 5 sezon, 62 bölümde (51% >= 9.0). Person of Interest ise 4 sezon, 90 bölümde (61% >= 9.0). Bu oran son sezonda yüzde 92’ye ulaşmıştır. Yalnızca bir bölümü 8.8 değerindedir. Supernatural gibi avcılık tarzı bölümlere sahip olmasına rağmen, kalitesiz bir bölüm izletme gibi bir ihanete uğratmayacaktır. New York Times ise “Ustaca” kelimesini kullanmıştır dizi için.

IV) Size yüzlerce karakter sayabilirim. Televizyon tarihinin unutulmaz karakterleri diye. Herkesin vardır elbette hiç unutmayacağı karakterler. Sizin sahip olduğunuz sayıyı bilemem ama bu dizinin size kazandıracağı karakter sayısını biliyorum. Ben size dizinin 6 karakterinin hayatınızda kalıcı olacağı sözünü veriyorum. Üzerine eklemek size kalmış. Benim bu dizide unutamadığım karakter sayısı on üç.

 

V) Elbetteki Jonathan Nolan. Kardeşiyle yaptığı filmlerden hiçbir emeğini sakınmıyor bu dizide. Emin olun bu dizinin en iyi diye her yerde konuşulmamasının nedeni CBS’dir. Para manyağı bir şirket. Bütçe sağlayamamış, final sezonunda aksaklıklar yaratmıştır. HBO gibi bir kanalda yayınlansaydı, şimdi her masada bu dizi konuşulurdu. Bunun kanıtı da Westworld‘dür.

BONUS: Ve kesinlikle bu sahne. Bu şıkkı ekstradan ekledim çünkü en çok etkilendiğim sahnedir. Spoiler içermez ancak sürpriz kalmasını isteyebilirsiniz. Bu sahneye denk geldiğinizde de iyi ki başlamışım diyebilirsiniz.

Son bir dokunuş ve Özet;

Person of Interest boş zamanınızda izleyeceğiniz bir dizi değil. Zaman ayırıp izlemeniz gereken bir dizi. Baş ucu kitabı gibi. Kalitesinden şüphe duymamanız gereken bu dizi kusursuz bir kurguya sahip. Film izlemeyi seviyorsanız, ortalama iki saat sürmesinden muzdaripseniz, size 5 sezon olmasına rağmen aslında tek bir film olan PERSON OF INTEREST‘i sunuyorum. Tadını çıkarın.

 

Bomba

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Yayınlandı

on

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider, oyuncak için ise o zamanlar evrenin sonsuzluğu gibi gelecek büyüklükte olan Toys ‘R’ Us’a doğru yola çıkardık. Space Jam oyuncakları, boyama kitaplarını, figürleri hala hatırlıyorum. Öyle güzeldi. Ancak Amerikan basınına göre oyuncak sektörünün eski büyük lideri, yeni nesil Amazon vb. sitelerle baş edemeyerek 1 hafta sonra iflasını açıklayacak.

Reuters ve Wall Street Journal iflas haberini ilk alanlar oldu. Raporlarına göre, oyuncak perakendecisi birkaç hafta içinde iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacağını açıklamışlar. Markanın ABD’deki 1,600 artı mağazasında yaklaşık 5 milyar dolar borcu olduğu söyleniyor.

Toys ‘R’ Us’ın da tarihin tozlu raflarında kaybolduğu bir hayata hazır mıyız geekler? Ben değilim. 

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Yayınlandı

on

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en iyi dizi adaylarından birini yazabilecek olsam hangisini yazardım diye sordum. Verdiğim cevap için ise düşünmem gerekmedi! Peter Morgan tarafından yaratılan The Crown kuşkusuz bu yıl televizyonlarda – aslında bir Netflix yapımı – çıkan en iyi eserlerden biri. Netflix’in en pahalı işlerinden biri olan bu yapımın tahmini bütçesi tam 156 milyon dolar. Dizinin konusu ise Oscar’lı film The King’s Speech’te de izlediğimiz kekeme kral IV.George’un ölümünden sonra Elizabeth’in tahta çıkışı ve ardından gelişen tarihi olayları kapsıyor. Dizi konusu bakımından tarihi ve tarihi yapımları sevenler için bir elmas niteliğinde. Bir belgesel tadında tabi ki değil fakat bunu beklememiz de yersiz olurdu. Özellikle bazı bölümlerin sonlarında o bölümde ele alınan herhangi bir konunun gerçekte ne zaman vuku bulduğu, sonuçları ve sonrasında neler olduğu gibi bilgiler de yer alıyor.

Dizinin başrollerini Kraliçe 2. Elizabeth rolünde Claire Foy, eşi, Edinburgh Dükü Philip rolünde Doctor Who severlerin yakından tanıdığı Matt Smith, kraliçenin kardeşi Margaret rolünde güzelliğiyle izleyeni ekranlara kilitlemeyi başaran Vanessa Kirby ve son olarak Winston Churchill rolünde ise 2 Oscar adaylığı bulunan John Lithgow var. Üstteki görselden de görebileceğiniz gibi casting çok ama çok başarılı. Karakterlerin tarihteki gerçek halleri ile inanılmaz bir benzerlik sağlanmış. Dizinin o devasa bütçesinin nerelerde kullanıldığını hakkında koymuş olduğum görsellere baktığınızda fikir edinebilirsiniz diye düşünüyorum. İzlediğinizde ise kendi gözlerinizle görürsünüz. Çünkü prodüksiyon tek kelimeyle harika. Örnek vermek gerekirse kostüm departmanı ortaya çok ince bir işçilik koymuş.

Kostümler dışında kullanılan set, dekorlar muazzam, 20.yüzyıl İngiltere’sini hissedebiliyorsunuz. İç mekan tasarımları kraliyet ailesine yakışır cinsten görkemli, dış mekan çekimlerini izlerken ise kendimi sık sık ”Oha, bu kadar insanı nasıl toplamış da bu sahneleri çekmişler” derken buldum. Özellikle Elizabeth’in siyasi nedenlerden dolayı birçok ülkeyi gezmesi gerektiğinde, buralarda çekilmiş sahneler sizin, olayın içine girmenizi kolaylaştırıyor.

Dizinin müziklerinin başında Rupert Gregson-Williams var. O da çok başarılı bir iş çıkarmış. Özellikle ”Duck Shoot” parçasını dinlemekten sıkılmadım henüz. Tema müziğini ise Rupert değil, Hans Zimmer yapmış! Kendisini övmek için ayrı yazı yazarım ben, o kadar ünlü ve sektörde her iyi işin altında adını görebileceğiniz biri. Meraklısına araştırmayı öneririm, bakarsınız sizin de sevdiğiniz bir filmin, melodisinin yaratıcısıdır.

Dizinin değinmediğim noktalarından biri ise, dizinin ne kadar akıcı olduğu, 50 dakika – 1 saatlik bir dizi için inanılmaz derecede akıcı. Kendinizi üç dört bölümü ard arda izlerken buluyorsunuz. Bu süreye sahip diziler için bende bunu başarabilen son dizi sanırım Breaking Bad idi.

Biraz daha detaylı bir şekilde konuya değinmek gerekirse, merak etmeyin dizi, siyasete en ince ayrıntısına kadar girmektense, bir kitap olarak düşünürsek, onun sadece kapağını, iç çizimlerini ve belli kesitlerini alıntılıyor. Odak noktamız daha çok 2.Elizabeth. Onun yükselişini, bir Kraliçe ve aynı zamanda bir eş, bir anne olarak yaşadığı zorlukları görüyoruz. Siyaseti bilmiyor, okula gitmemiş, herhangi bir alanda eğitim almamış, çocukluk yıllarında sadece ülkenin yasaları, İngiliz Klisesi hakkında öğretiler görmüş ve dolayısıyla olduğu noktada zorluk çekiyor.

Claire Foy sergilediği performansla hem Taç’ın (Crown) hem de rolün altından kalkmış. Hazır bir oyuncunun performansına değinmişken, oyunculuklardan bahsedeyim. Dizi diğer çoğu alanda olduğu gibi oyunculuklar konusunda da sizi etkiliyor. Hatta yeri geliyor tüyleriniz diken diken bir şekilde ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. Başta dizinin castını saymıştım. Tekrar saymama ya da tek tek değinmeme gerek yok zira hepsi iyi derecesinde performanslar sergiliyorlar ancak 2 kişi oldukça ön plana çıkıyor. Biri zaten ana karakterimize hayat veren Claire Foy. İlk sezonu bitirdiğinizde, bir kez daha ilk bölümü izleyip, daha sonra son bölüme bir göz atmanızı istiyorum. Karakterin yaşadığı değişimi nokta atışı diyebileceğimiz şekilde, eksiksiz gösteriyor. Diğer kişi ise Winston Churchill rolündeki John Lithgow. Dönem veya karakterler hakkında herhangi bir belgeseli ya da Youtube’dan birkaç videoyu izlerseniz görürsünüz. John Lithgow’un kullandığı beden dili, yürüyüşü, mimikleri, sanki gerçekten O’ymuş gibi hissettiriyor. Zaten her iki oyuncu da rolleri ile oyunculuk dallarındaki adaylıklara sahip. Claire Foy, ”En iyi kadın oyuncu” dalında, John Lithgow ise ”En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında aday. Yazı boyunca amma övdün, hiç mi kötü, olumsuz etken, faktör yok diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın yoklar. Dizinin Emmy ödüllerinde tam 11 adaylığı var.

Bu adaylıkların en önemlilerinden bazıları:

  • En İyi Drama Dizisi
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yönetmenlik
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Casting
  • En İyi Müzik Kompozisyonu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Senaryo

Dizi Golden Globe (Altın Küre) ödül töreninde ise En Drama Dizisi ve Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini evine götürdü. Sırada Emmy ödülleri var. Ben yapımın törenden en az birkaç ödül ile ayrılmasını istiyorum ve ümit ediyorum.

Diziyi hala izlememişseniz inanın bu yılın en iyi dizilerinden birini kaçırıyorsunuz. The Crown, çok kaliteli bir yapım ve her ayrıntısını incelemeniz, hayranlıkla döneme tanıklık etmeniz için sizleri bekliyor.

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel5 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba1 hafta ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba1 hafta ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba1 hafta ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba3 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba4 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba