Connect with us

Bomba

Justice League İncelemesi ve Tüm Çizgi Roman Referansları!

Yayınlandı

on

-SPOILER OLMAYAN KISIM-

Kutluhan’ın Görüşleri

Villian, solo hikayeler, diyaloglar, espriler, efektler, yan karakterler filmi bir bütün olarak karşımıza çıkardı. Avengers’tan üstün olması hem yıl olarak hem de karakterler açısından beklenen bir şeydi. Şöyle açıklayayım, sinemanın süper kahraman evreninde kimse Kaptan Amerika, Iron Man, Hulk, Thor diye çıldırmıyor. Hulk, her zaman solo hikayesiyle etkileyecidir ama Avengers’ta büyük düşmana karşı kullanılan bir silahtan başka bir şey değil. Thor, Tanrı olmasına rağmen dünyada karınca sayılabilecek güçlerle savaştı. Civil War senaryosu da iyi işlenmesine rağmen Iron Man vs Captain America durumu, görkem barındırmadı. İşte tam burada Justice League karakter avantajını kullanacaktı ve başardı. Superman vs Batman’de yapılan hatalar görülmüş ve karakterlerin derinine inilmiş. Cyborg, fragmanda sıradan bir Mortal Combat, Terminator tarzı bir karaktermiş gibi görünüyorken, derinliğiyle filmin en iyi karakteri olmaya aday olması, yaşadığım sağlam twistlerdendi. Siyahi karakterlerin hep komedi öğesi olarak kullanıldığını görüyoruz. Ama bu filmde bu tabu yıkılıyor ve Barry Allen devreye giriyor. Hiçbir karakter rolünden sapmıyor ve tutarlı bir kurgu ortaya çıkıyor. Ayakta alkışlanacak konu bu. Fazla karakterin işlenmesi bir dezavantajken, bu durumu lehine çeviren Zack Snyder, muazzam sahnelerle bizi ekrana kitlemeyi başardı.

Yan karakterler filmde büyük önem taşıyordu. Henry Allen (Flash’ın Babası), Silas Stone (Cyborg’un Babası), Lois Lane derin sahnelerin mimarlarıydı. Aksiyon filminin temposunu düşüren, göz dolduran sahneler, Justice League’in artı yanıydı. Ancak ekstra bir soundtrack yoktu. Hala “Is She With You” parçasından ekmek yeniliyor. Hans Zimmer ile tekrar işbirliği yapılmalı.

Zack Snyder da hala ayrıntılı ya da sade kareler mevcut değil. Hızlı geçişler, ağır CGI vardı. Michael Bay’i gömdüğümüz bir ayrıntı vardı. GAL GADOT’UN KALÇASI! Transformers serilerinde kadın başrolün kalçasından sahne bağlayan Michael Bay’i eleştirmiştik. Aynısını Zack abimiz de Wonder Woman’a yaptı. Ve sahneyi izlemek yerine gözlerin tek bir noktaya kaymasına neden oldu. Hatta şöyle kaba bir görüş belirteyim. Erkek izleyiciler için Gal Gadot, kadın izleyiciler için Henry Cavill, çocuk izleyiciler için de Ezra Miller kullanılmış. Kısacası her kesime hitap bu şekilde gerçekleştirilmiş.

Anıl’ın Görüşleri

DCEU’nun göz bebeği sonunda karşımıza çıktı. Beklediğimize değdiğine inanarak sözlerime başlamak istiyorum. Fragmanları uzun süredir göremediğimiz bir şekilde akıllıca kullandılar ve bunun ödülünü çoğunluğun filmi beğenmesiyle alacaklarını düşünüyorum. Evet, bir fragman bile ne kadar önemli bunu anlamış olduk. Hiçbir fragman bize Superman’i göstermediği gibi hiçbir fragman bizlere filmin sonu hakkında bilgi vermedi. Sırf filme heyecanlandırmak adına fragmanlardan bizlerin hevesini kırmadı. Bu bile artı puanla gitmemi sağladı filme.

Peki soruyorsunuz, “FİLM NASILDI?” diye. Haklısınız. Justice League, süper kahramanlar evreninde hem ekibi en iyi toparlayan hem çizgi romandan beslenme konusunda beyaz ekrana aktarılan en iyi film. Bir diğer sorunuz olarak akıllarda beliren AVENGERS DAHİL Mİ? sorusuna evet, o da dahil. Kısaca özetleyecek olursam DCEU, artık MCU’yu yakaladı. Her yazımda bahsettiğim o geriden gelme eksikliği, hızlı ama temelsiz filmler geride kaldı ve Justice League resmen yumruğunu masaya vurdu! MCU’nun artık yavaştan alma, tek filmlik kötülere sığınma hakkı kalmadı. Justice League’in MAYIS AYINA KADAR heyecanla konuşulacağını ve filmin etkisinden çıkılmayacağını düşünüyorum. Neden Mayıs derseniz elbette ki Marvel’ın 10 yıllık planının, ilmek ilmek işlediği evreninin son ve en büyük halkası Infinity War gelecek. Tekrarlıyorum; Mayıs ayına kadar Justice League, çizgi romanlardan beslenen ve ekibi bir araya oldukça mantıklı sebeplerle bir araya getiren en iyi filmdir.

Özetle;

Justice League > Avengers > Avengers Age of Ultron.

Spoilersız buraya kadar aktarabildim. Görselden sonrası alabildiğine SPOILER alabildiğine REFERANSLAR içerecektir.

-SPOILER OLMAYAN KISIM BİTTİ-

Haydi başlayalım!

SPOILER İNCELEMESİ:

Filmi M.Ö (Moladan Önce) ve M.S (Moladan Sonra) diye ayırmak istiyorum. İlk bölümü olduğu gibi fragmanlarda izledik diyebiliriz. Gayet güzel bir taktik olduğunu anlıyorum bunun çünkü ilk bölümde fragmanları art arda koyulmuş halde izlediğimi düşünürken, filmin ikinci kısmında ise her sahneyi yeni izliyoruz ve heyecan kat sayımız inanılmaz artıyor. İlk kısmı nötr bir halde izlerken, ikinci kısmı Barry Allen’ın her gördüğü şeye verdiği AWESOME tepkisini vererek izlediğimi farkettim. Zaten bu filmi kurtaran iki etmen vardı;

1- Superman

2- The Flash

Filme 10 üzerinden 8.2 veriyorsam ki vereceğim, o 1.2 puanı Flash, 2 puanı Superman verdirtiyor.

Gelin karakterleri teker teker inceleyelim.

Batman:

Ben Affleck’in Batman’i bırakacağı haberleri her gün karşınıza çıkıyordur. Artık clickbait halini aldı ve gerçek bile olsa kimse inanmayacak duruma düştü. Ancak filmde görüyoruz ki Ben Affleck, hala en iyi Batman. Bunu daha filmin ilk sahnesinde neredeyse çığlık attıracak kadar güzel çekilmiş bir Gotham sahnesinde anlıyoruz. Suçluyu Batmanvari hareketlerle yakaladıktan sonra Parademons ile yaptığı dövüşün çekimleri çok güzeldi. Resmen kendimi Batman çizgi romanı okuyormuş gibi hissettim. Her attığı adım, Gotham’ın her bir karesi çizgi romandan fırlamış gibiydi. Sonrasında ekibin ve dünyanın Superman’e ihtiyacı olduğu metninin altında, Superman’in ölümü için kendini suçlu hissetmesi yatıyordu. Bunun karşılığını vermek adına Mother Box ile Superman’i ölümden döndürdü ve bu, o an için mantıklı bir karardı. Tek şikayetim Justice League yeni bir ekip olsa bile, güçlerini yeteri kadar yansıtamamış olmalarıydı. Yani Superman olmasa Steppenwolf dünyayı ele geçiriyordu. Bu, içinde Wonder Woman, Aquaman, Flash ve Batman’in yer aldığı bir gruba bence hakaret oldu. Evet Steppenwolf hayvan gibi güçlü ama gördüğünüz üzere bir Doomsday değil Darkseid hiç değil. Film öncesi aklımda Steppenwolf’un bir an önce harcanıp Superman ile uğraşmaları vardı. Böyle olsaydı sanki daha güzel bir film bitirişi olurdu ancak bu halini sevmediğim anlamına gelmiyor.

Wonder Woman:

Hani böyle deliler gibi aşık olursunuz ve sevdiğiniz insana bakarken gözleriniz falan dolar ya? Wonder Woman’ı izlerken aynen böyle oluyorum. Ağlamaklı olmuyorum tabii ama Gal Gadot’dan gözlerimi bir saniye ayıramıyorum. Bakışlar, gülümseme, dudak yapısı, vücut yapısı, role girişi BEN AMAZONUM LAN diye bağırıyor yahu. Bir insan bir role bu kadar mı yakışır?! Her sahnesini hakettiği şekilde harika tamamladı.

Wonder Woman’a doyamadığımı daha iyi anladım. İkinci ve üçüncü filmlerini hemen çekseler de sonsuza kadar wondergazm olsak. Bakın o derece güzeldi. Burada da tek şikayetim Cyborg’a BEN DE SENİN GEÇTİĞİN YOLLARDAN GEÇTİM HA klişesini yaşamasıydı. Bu klişe her süper kahraman dizisinin 1 numaralı cümlesiyken filmlere taşınması tüylerimi diken diken etti ama o kadar güzel bir insan bunu söylüyor ki.. İçimden her dediğine ÇOK WONDER ANNECİĞİM diyip diyip filmi tamamladım.

Superman’in hayata döndürülmesi konusunda endişeleri ise çok doğruydu. Zaten ağır silah Lois Lane gelmeseydi Steppenwolf’dan önce Superman hepsini yok edecekti. Kal-El yapma bunu dediğinde Superman’i tokatlayasımız geldiyse bile Diana, rolünün hakkını sonuna kadar verdi. Kahramanlar Çağının bir daha gelmeyeceğini düşünüyordum cümlesinin için boştu ve bunu doğru bir şekilde doldurmalarına sevindim Amazonlar, Atlantisliler ve İnsanlar bir araya gelip geçmişte Steppenwolf’u yenilgiye uğratmışlar. Filmin güzel noktalarından sadece bir tanesiydi.

The Flash:

Barry Allen’ı anlatmaya nereden başlayacağımı bilmiyorum. DC sinema evreninin Spider-Man kontenjanını dolduruyor desek sanırım yalan olmayacaktır. Babası Henry Allen’ın annesi Nora Allen’ı öldürdüğü yalanı ile yıllardır hapishane’de yatışını hem çizgi romanlardan hem de The Flash dizisinden yeterince aşinayız. Bu yüzden çok fazla detaya girmeyeceğim. Sadece Barry’nin Barry Allen’dan çok Wally West havasında bir karakter olduğunu tartışabiliriz.  Barry ile orijinal kızıl Wally’nin birleşimi sonucu sinematik evrende bir Barry Allen’a sahibiz. Memnun muyum? Kesinlikle!

Şimdiden Justice League filminin en büyük kazancı solo The Flash filmi oldu. Eminim hepiniz Barry Allen’ı kendi filminde Reverse Flash ile dövüştüğü anları düşünüp yerinizde duramıyorsunuzdur. Zaten CCPD’de işe girdiğini babasına gösterdiğini düşünürsek solo film için her şey yerli yerinde. Dizideki gibi günlük meta humanlar, sıradan cinayetler değil ilk konu Reverse Flash olacaktır ki, solo Flash filminin adı Flashpoint olarak geçtiğimiz günlerde açıklanmıştı. Flashpoint, DCEU evreni için erken olduğunu düşünüyordum ancak babası Henry Allen’ın KENDİ GELECEĞİNİ YARAT tarzı cümlelerin içi Flashpoint ile doldurulacağını varsayıyorum. Flashpoint sayesinde Thomas Wayne göreceğimizi düşünürsek bugüne kadar işlenmiş en iyi filmi izleyebiliriz! Ama o zamana dek Rick and Morty seven, kaygılı, sevecek Barry Allen imajıyla idare edeceğiz. Justice League’den en çok aklında hangi sahneler kaldı diye sorsanız hepsinde Flash var. Karakteri ne kadar sevdiğimi ve ne kadar doğru anlattıklarını buradan anlayabiliriz. Mesela sivilleri kamyonla kaçırırken yandan Clark’ın evi taşıdığı sahne ve end credits sahnesi gibi. Tek kelimeyle kusursuzdu.

Aquaman:

Film içerisinde Jason Momoa’nın karizmatik bir Aquaman yaratması dışında beni çok cezbetmedi. Zaten sevilmesi zor bir karakter ve Momoa’nın tüm çabalarına rağmen ancak bu kadar olmuş. Solo filmi bence hiç gelmesin direk The Flash’ı yapın. The Hulk gibi sadece Justice League filmlerinde görelim balık adamımızı. Ama o solo film gelecek maalesef.

Aklımda kalan tek sahnesi, Wonder Woman’ın kementiyle bağlandığı ve doğruları art arda sıraladığı yerdi. Sağlam ve tam bir Joss Whedon sekansıydı. Zaten tek beğendiğim yer o sahne ve Momoa’nın karizmasıydı.

Cyborg:

Maalesef tek beğenemediğim ve sahnelerinin bir an önce geçmesini dilediğim iki karakterden biriydi. Diğeri elbette Lois Lane idi ama onu konuşmaya gerek duymuyorum ehe.

Cyborg’un yaşadığı iç travma ne kadar mantıklı olsa da, biz bunu hissedemedik. Çünkü ne yaşadığı kazayı izlettiler ne Cyborg oluncaya dek yaşadığı acıları. Justice League filminde buna vakit ayıramamaları çok normal ama 10 saniyelik bir flashback bile karakterle bağ kurmamızı sağlardı. Bu şekilde dışarıdan babasına atarlanan ergen bir kolej öğrencisinden başka bir şey değildi. Mother Box kutularını ayırarak Superman ile birlikte günü kurtarmış gibi göründü ama Superman olmasa tüm Justice League’in öleceği gerçeği yine değişmedi. Cyborg, maalesef bu filmin en zayıf karakteriydi.

Superman:

Gelelim filmin en güçlü kısmına. Adı gibi SUPER! Varlığı gibi UMUT DOLU!

Superman, Man of Steel’den beri karakter işlevi en çok irdelenen Justice League üyesi oldu. O yüzden onunla empati kurabilmemiz Batman üzerinden gerçekleşti.

Ailesi oldu, Büyüdü, Aşık oldu, Yaşadı ve Öldü.. 

Buna benzer bir cümle kurmuştu Batman, Superman için. Çok doğruydu. Kriptonlu bile olsa o da bir insandı ve Dünya’nın kurtulması için canını vermişti. Dünya tekrar tehlikeye girdiğinde ise onu bir kez daha kurtardı. Bu adam daha ne yapsın?!

Ancaaaaak, dünyayı kurtarmadan önce Justice League üyelerini teker teker, dinlene dinlene dövdüğü sahnede kendimden geçtim. Death of Superman hikayesindeki siyah kostümü bekledim ancak Clark kıllı göğüsleriyle dövüşmeyi seçti. Üstünde HOPE yokken bu dövüşü yapması bence çok daha anlamlıydı. Siyah kostümlü, saç sakal karışmış bir Superman’i görmeyi çok istesem de, bu sahne daha iyi çekilemezdi. Üstadım bir kolunda Wonder Woman diğer kolunda Aquaman, göğsünde Cyborg’u durdurmuşken Barry Allen’a attığın bakış neydi? Yani sıradan bir Parademons olsam o bakışı gördükten sonra o evreni terk ederdim. Yani inanın Marvel ve DC filmleri içerisinde en ama en sevdiğim dövüş sekansıydı! Hele hele o TELL ME.. DO U BLEED?! hatırlatması neydi öyle Superman Bey? Batman’in çene kemiklerini teker teker kırarken yaptığı bu hatırlatma bile bana yetti. Müthiş bir nokta atışıydı yahu müthiş! Övmek istiyorum, lügatım yetmiyor. Ne kadar sevdiğimi siz anlayın!

Filmi tıpkı evleri, gemileri taşıdığı gibi tek başına sırtladı ve bize harika ötesi bir Superman izletti. Bunun için Henry Cavill’a bir teşekkür borçluyuz.

Steppenwolf:

Görünüş itibariyle en iyi villain olabilir fikrine sahiptim ancak CGI çok göze batıyordu. Zaten tek filmlik Marvel kötülerine benzer bir sonu olacağını tahmin etmek zor değildi. Ancak verdiği etki ve yıkım büyük oldu. Sağlam yeni kurulmuş bir Justice League’in karşısına çıkabilecek en iyi villainlardan biri olmuş.

En önemli etkisi ise Darkseid adını zikretmesi oldu. Zaten Darkseid adım adım gelişini hissettiriyordu. Önce Batman’in rüyalarında gördüğü Omega işareti, gelecekten gelen Barry Allen’ın uyarıları ve şimdi de Steppenwolf’un sözleri. Yalnız Darkseid, Steppenwolf’a benzemez. Onu yenebilmek için çok daha güçlü ve daha kalabalık bir Justice League’e ihtiyaçları var.

Dipnot: Fragmanlarda gördüğümüz en önemli üç sahne filmde yoktu. İlki Bruce Wayne’in Superman veya Supergirl hologramına baktığı sahne, ikincisi ise Alfred’in yanına yer gök titreterek gelen Superman  sahnesi, üçüncüsü ise Barry’nin muhtemelen Iris’in yanında kırılan cama parmağını koyduğu sahne. Uzatılmış versiyon bunlarla dolu olacağı için heyecanla o halini beklemek lazım.

Kutluhan’ın Görüşleri

Şöyle bir durum vardı; Batman vs Superman filmini silecek bir senaryo mevcuttu. Superman’in bir sillesiyle ölebilecek durumda Batman. Yani bu versus muhabbeti fazla anlamsız geldi filmden sonra. Kriptonmuş, Martha’ymış hikaye. Superman, DC evreninin kralıdır. Mantık açısında kabulümüzdür. Biri uzaylı biri zengin. Ama Batman’in ihtişamı korunmalı. Nightcrawler ile bunu denediler ama yemedi. Ekibi kuran Batman oldu yine yemedi. Bunun sebebi Nolan’dır. Sadece Batman’i değil, Jim Gordon ve Alfred’i de oyuncularla bütünleştirdi. Seyirci, Gary Oldman ve Michael Caine’i arıyor.

Karakter çatışmaları tadındaydı. Wonder Woman’ın Bruce Wayne’i tokatlaması tatlıydı. Aquaman’in aksiliği, Jason Momoa ile uyuşuyordu. Superman’in görkemli girişi, filmin zirvesi olsa da, Justice League’in gözbebeği Wonder Woman’dı. Solo filminin üzerine bir sürü şey katsa da kollarını birleştirmesinden daha fazlasını görmek istiyoruz. Ares’e Doomsday’e Steppenwolf’a bu yeteneğini kullandın. Ama Superman’e yetmedi. Ben hala Superman’in tek başına Steppenwolf’u yenebileceğini düşünüyorum. Diğer filmde Darkseid’i villian olarak, Green Lantern’i de ekipe katılmış bir şekilde görürsek, film zirveye oturacaktır.

Superman’in ölümünün saldığı korku, Amerika’daki müslümanlara yapılan zulüm, Rusların radyasyon bölgesindeki yaşamı, karakterlerin kişisel acıları, senaryonun insanın içine işlemesini sağladı. Sıradan bir iyi kötü mücadelesi olmamalıydı ve olmadı. Bu açıdan tebrik ediyorum senaryo ekibini. Tabular yıkılmışken daha orijinal konularla aramıza katılmasını diliyoruz. Çünkü Infinity War çok iddialı geliyor. Justice League, Logan hariç bütün Marvel filmlerinden iyi olabilir. Ama Infinity War, bu rekabeti hareketlendirecektir.

Anıl’ın da belirttiği gibi fragman ve filmin ilişkisi muazzamdı. Diyor ki, evet ben bu karakterleri CGI ile harmanlayacağım. Bunu filmde göreceksiniz. Ama daha fazlasını filmde bulacaksınız. İşte buna saygı duyulur. Çünkü sinema, çok şey barındırır. Her konuda tatmin etmelisinizdir. Fragman’dan tutun filmin ismine, afişine, sloganına kadar. Justice League: Superman Uyanıyor… Bir Ertem Eğilmez Filmi… Olmadı değil mi? Ama “You Can’t Save the World Alone” gibi uyumlu bir sloganla yola çıkıp, karakterleri içimize işleyebildiniz. Superman twisti yaptınız. He, yine Martha fiyaskosu gibi Lois’i gördüğü gibi eriyen bir Superman gördük. Yıkıcı Superman kısmı biraz daha uzun sürebilirdi. Ama Wonder Woman’a attığı kafa bile tüyleri diken diken yapmaya yetti.

Nolan haricinde başarılı bir DC filmi görmek bizi sevindirdi. Ancak Stan Lee’nin yorumunu aklınızdan çıkarmayın. DC de Marvel de para kazanma peşinde. O yüzden eleştirileri göz önünde bulundurun ve körü körüne bir karakter için sinemaya gitmeyin. Sektör can çekişiyor. CGI’a boyun eğmemeliyiz. Nolan’dan alınacak dersler mevcut. Umarım gelecek solo DC filmleri derinlik içerir ve CGI’a güvenmez. Bu yüzden Justice League’i IMAX’te izlemenize gerek yok. Herhangi bir kaliteli sinema salonu işinizi görecektir.

 

Easter Eggler:

  • Barry Allen, Bruce Wayne ile konuşurken işaret dilini Gorilce bildiğinden bahsediyordu. Bu elbette Grood’a bir referanstı. Flash’ın şu ana dek sadece Captain Boomerang ile mücadele ettiğini gördük ama Gorilla Grood’a yapılan referans sonrası mücadele ettiği sadece Boomerang olmayabileceğini akıllara getirdi.

 

  • Parademonslar, filmde de bahsedildiği üzere Yeni Tanrıların oluşturdurduğu Apokolips’in askerleridir. Darkseid’in ayak seslerini Parademonslardan anlayabilirsiniz. Hem Steppenwolf’u hem Parademonsların yaratıcısı ise Jack Kirby’dir.

 

 

  • Justice League filmi, benzerlik açısından Justice League: Origin hikayesini temel almışa benziyor. Orada da Parademonslar, Mother Boxlar, Steppenwolf ve Darkseid işlenmiş, Superman yine herkesi teker teker dövmüştü.

 

  • Batman’in 20 yıldır Batman olduğu bir kez daha vurgulandı. Bir diğer vurgulanan ise Alfred’in patlayan Penguenler ile uğraştıkları zamanları özlediği oldu. O zamanları anlatan bir Batman filmi şart!

 

  • İlk sahnede Batman dövüşürken JANUS işaretini görüyoruz. Bu işaret Batman’in düşmanlarından Black Mask’a aittir. Black Mask, DCEU içerisinde var olduğunu anlıyoruz.

 

  • Batman’in Parademons ile yaptığı dövüş, Batman’in ilk kez çizgi romanda gözüktüğü sayı olan Detective Comics #27’in kapağı ile birebir benzemektedir. Tıpkı Batman v Superman: Dawn of Justice’de yer alan Dark Knight kapağı gibi.

 

  • Filmin müzikleri arasında 89 yapımı Batman’in ve 78 yapımı Superman: The Movie’nin soundtrackleri de yer alıyor.

 

  • Wonder Woman’ın durdurduğu teröristlerden birini tanıdınız mı? Tanımadıysanız o terörist Game of Thrones’dan Ramsey Bolton’ın babası Roose Bolton’ı canlandıran Michael McElhatton idi.

 

  • Kahramanlar Çağı sırasında, bir adet Green Lantern ve herkesin Shazam sandığı bir adet Zeus’u görüyoruz. Green Lantern öldüğü sırada yüzük, onu hakedecek yeni sahibini arayışa çıkıyor. Zeus olduğunu ise Steppenwolf’un Eski ve Yeni Tanrılar olarak ayrıştırmasından anlayabiliriz. Zeus, Ares gibiler Eski Tanrı, Darkseid gibiler Yeni Tanrı olarak adlandırılır.

 

  • Bruce Wayne’nin bahsettiği “As if the doomsday clock has a snooze button.” cümlesi, şu sıralar Watchmen ile DC evreninin birleştiği event olan Doomsday Clock’a bir selam şekliydi.

 

  • Barry’nin Stephen King hayranı olduğunu anlamış olmalısınız. Superman’in ölümden dönüşünü HAYVAN MEZARLIĞI GİBİ OLMASIN olarak betimlemişti. Okumayan veya izlemeyenler için Hayvan Mezarlığı, ölen insanların gömüldüğü yerden cani halleriyle tekrar canlandığını anlatan bir korku-gerilim romanıdır.

 

  • Flash ile Superman’in end credits sahnesi ise tüm çizgi roman severleri eminim ki duygulandırmıştır. Çizgi romanlarda bu ikilinin yarışı oldukça ünlüdür. Eskiden beri çizgi romanlarda, animasyonlarda bu konu işlenmiştir.

 

  • Son sahnede ise Lex Luthor ve Slade Wilson/Deathstroke’u görüyoruz. Lex, hapisten kaçmış ve anlaşılan Legion of Doom’u kurma adımlarına başlamış. Suicide Squad ekibinden buraya bir transfer olabilir ancak Gotham Sirens ve Deathstroke solo filmlerinin geleceği belliyken Legion of Doom hangi filme saklanır inanın bilmiyorum.

Evet Kara Büyücü severler, siz filmi nasıl buldunuz? Görüşlerinizi yorum olarak bizlere atmayı unutmayınız.

Dostoyevski!

Okumaya Devam Et
Advertisement
8 Comments

8 Yorumlar

  1. Nebi

    19 Kasım 2017 at 00:13

    Aşırı şekilde yanlı bir inceleme olmuş full marvela bok atılmış ama karşımızda originine değinilmemiş cyborg aquaman ve flash var. Superman ve batman defalarca kez değişerek geldi bu ana filmlerin hiçbiri birbirini takip etmezken nasıl olur da böyle fanboy bir yazı kaleme alınır ya da bunu kaleme alana uzman denebilir mi? Bence asla…

    • Anıl Kaleli

      20 Kasım 2017 at 16:43

      Kutluhan’ın yazısı hakkında yorum yapamam, onun görüşleridir ancak kendi kısmım için konuşabilirim. Ben Marvel’ı DC’ye daima tercih etmiş biriyimdir. Ancak bu doğruları söylediğim için yanlı bir yazı olmuyor. Yazımda bahsettim zaten Cyborg ve Flash’a bir flashback yapılsa karakterlerle daha iyi empati kurabilirdik diye. Dediğin soruna değinmeme rağmen yapmamışım gibi konuşmak olmaz. Benim yani Anıl’ın görüşleri kısmından tekrar bir oku, sonra tekrar konuşalım. Ve yorumun için teşekkürler 🙂

  2. Fenasi

    19 Kasım 2017 at 00:39

    Çok taraflı bir inceleme olmuş bence supermani tanrı yapmışsınız batmani de yerin dibine sokmuşsunuz :/

    • Anıl Kaleli

      20 Kasım 2017 at 16:46

      Superman dışındaki 5 Justice League üyesi Steppenwolf’a karşı ne kadar zorlandığını sen de bizim gibi görmüş olmalısın. Superman geldiği gibi tüm justice league üyelerini yere serdi + Steppenwolf’u yenmelerinin en büyük etkisi oldu. Yani taraflı bir inceleme değil 🙂 Batman konusuna gelirsek ne kadar sevdiğimi ve çizgi roman sahnelerine bayıldığımı incelemede bahsettim. Bence siz de bir tekrardan okuyun incelememizi sonra tekrar konuşalım. Yorum için teşekkürler 🙂

  3. Alper Hacıoğlu

    20 Kasım 2017 at 21:37

    Güzel bir yazı olmuş ama filme olan fikrimi değiştirmedi.Bana kalırsa film övdüğünüz kadar güzel değildi ve çok erken çıkan bir filmdi.Marvel filmlerini de pek sevmem ama onların yaptığı sistem bir sinematik evren kurmak için daha mantıklı.Yani önce her karakterin kendi solo hikayesini göreceğiz daha sonra da BvS,Justice Lig gibi filmler çıkacak,bence böyle daha mantıklı.Karakterler güzeldi bir tek Batman biraz garip olmuş bu filmde.Onun dışında izlenmeye kesinlikle değer zaten çok hayranı değilim ama easter egglerin bazılarını yakalamışım(oh yeah)Ama yinede Dc kötü bir başlangıç yaptı bana göre ama bu film Bvs ve Suicide Squadtan iyiydi.

    • Anıl Kaleli

      21 Kasım 2017 at 23:36

      Yorumun için teşekkür ederim Alper. Film hakkındaki yorumun sana aittir elbette saygı duyuyoruz 🙂 Marvel’ın en büyük avantajı neredeyse her kahramanın solo filmini çekip hepimize empati duygusunu rahatça yaşatabilmesi olmuştur. DC’nin Marvel’a yetişmek amacı + Warner Bros’un inatla her boka burnunu sokmasından ötürü vasat filmler izledik. Ancak Wonder Woman sonrası Justice League ile iyiden iyiye düzgün bir yola girdiklerini düşünüyorum.

  4. M.Enes Ekinci

    27 Kasım 2017 at 21:36

    Justice League > Avengers > Avengers Age of Ultron. Süper kahraman açısından bakıldığı zaman bence de DC kahramanları çok daha kült kahramanlar. Hikayeleri, karakterleri daha da derin fakat sinema evrenine geldiğimiz de DC sırf Marvel filmlerine yetişmek için bence çok hızlı davrandı. İşte bu yüzden bu filmi beğenmedim. Sırf ekibi toplamak için çekilmiş, Superman dışında hiçbir etkileyici yanı olmayan, neredeyse Batman’in hiç dövüşmediği bir sinema filmi izledik. Bu da Marvel’a nazaran filmlerini daha iyi yapmıyor. Marvel evrenlerinde ki sıkıntı, gerçekten kötü düşmanları berbat. Yani Ultron dışında etkileyici bir düşman görmedik. Loki falan fistan fıstık bunların hiçbir olayı yok. Marvel’ın iyi yaptığı hikayeyi güzel sunması ve ince ince işlemesi. Filme katacağı her süper kahramanın daha da derinlik kazanması için çektiği solo filmler buna güzel bir örnek. Misal Black Panter solo filmi olmadan ekranlara çıktı ama Aquaman’den daha iyi sunuldu insanlara. Bunda oyunculukta önemli tabi. Adamın karakteri, duruşu ve amacı belliydi. Aquaman ise, Aquaman’di sadece. Ya kısaca demek istediğim karakterleri çizgi roman takipçileri çok iyi tanısa da sinema evreninde işler böyle gitmiyor. Sizin onlara bir derinlik katmanız lazım. Bir kaç ara sahne ile bunu yaptıkları için bu filmi beğenmek Marvel’ın onca solo filmine hakaret ve sadece fan boyluğa girer. DC maalesef bir Marvel değil hala. Umarım ileri ki filmlerde toparlarlar.

    • Anıl Kaleli

      28 Kasım 2017 at 23:35

      Fikirlerine çoğunlukla hak veriyorum ancak DC, bu film ile Avengers’ın ilk geldiği zaman yarattığı o heyecanı kendi iç dinamiklerinde ilk kez yaratmış oldu. Ne Man of Steel, ne Batman v Superman, ne de Suicide Squad beğenilse dahi o heyecanı bir türlü yaratamamıştı. Wonder Woman solo filmiyle birlikte Justice League sonrası artık sağlam bir DCEU’nun geldiğini öngörebiliriz.

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Avengers: Infinity War İncelemesi – Yeni Bir Bakış Açısı ve Tüm Easter Eggler!

Yayınlandı

on

27 Nisan Cuma günü, çok önemli bir olay gerçekleşti. İnsanların ateşi bulması gibi, sanat rönesansı, din reformu ve hatta hatta sanayi devrimi yaşamış Dünya, 27 Nisan Cuma günü en az bunlar kadar önemli bir “Sinema Devrimi” yaşadı. Ben, Avengers: Infinity War’u bu şekilde özetliyorum. Filmin artısı, eksisinden bahsetmiyorum. Elbette artıları, eksileri, klişeleri her süper kahraman filminde olduğu gibi bunda da var. Ancak sıradan bir insan olarak yarınımı zor planlayabiliyorken Marvel Stüdyo’nun 10 seneyi fazla riske girmeden, garantici bir yol ile dahi olsa ilmek ilmek işlediği, hatalardan çok başarıyla karşımıza çıktığı 10 senelik bir devrimden bahsediyorum. Tüm sinema filmlerinin, daha çekim aşamasındayken bile planlarını Disney-Marvel filmlerinden uzak tutarak planladığı bir süreçten bahsediyoruz. Marvel’in çağdaşı, en büyük rakibi DC bile sadece bu evrene yetişebilmek adına daha emeklemeden koşmaya çalıştı. Sonuçlarını hepimiz biliyoruz. Bu açıdan Marvel, 2000’li yılların en büyük devriminin, en büyük planlamasının son halkasını 27 Nisan günü Infinity War ile bizlere sundu. Şimdi gelin bu epik filmin detaylarına girelim.

Yazımız buradan itibaren SPOILER içermektedir.

Infinity War Avengers GIF by Marvel Studios - Find & Share on GIPHY

 

Infinity War, adına yakışır bir şekilde tüm evreni ilgilendiren bir meseleyi konu alıyordu. O meselenin adı da Thanos idi.

Öncelikler her zaman söylediğim bir konu şudur ki, bir filmin düşmanı ne kadar iyi ise filmde o kadar tutar. Marvel’ın en büyük eksikliğini yaşadığı villain konusu, Thanos ile kökünden çözüldü. 10 yıllık planlama tamamen buna mı odaklıydı bilinmez ancak Thanos, bildiğimiz kötülerden değildi. Çünkü kendi düşüncesine göre evren, bir denge içinde olmalıydı. Bu dengenin önünde ise sınırsız nüfusa ve isteğe karşılık sınırlı kaynaklar yer alıyordu. Evrenin dengesi ancak yaşayan nüfusun yarısını fakir, zengin, büyük, küçük ayırmadan öldürmekten geçiyordu. Thanos’un düşüncesini biz insanlar soykırım olarak görsekte onun böyle bir hayali var ve karakterini oturtan olay tamamen bu denge meselesi. O yüzden Thanos’un yaptığını yanlış bulurken, onu anlayabiliyorsunuz. Yanlış olduğunu düşünseniz dahi onunla empati kurabiliyorsunuz. Ben bu empatiyi en son Darth Vader ile kurabildiğimi şu an anımsıyorum. İşte Infinity War’un güzelliği burada yatıyor. Sinema tarihinin en sevilen kötüsü Darth Vader ile Thanos’u yan yana bir cümle içerisinde geçirebiliyorsunuz. Elbette bu benim kişisel düşüncemdir ancak sizlerin de içten içe bunu düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum.

Thanos’un motivasyonu, tüm stoneları toplayarak bu dengeyi tek bir parmak şıklatmasıyla sağlamaktı. Titan’ın evreni dengelemek için yola çıkması elbette o yolun Avengers ile kesişmesine yol açtı. 3 taşın direkt olarak bizimkilerin elinde olmasının (Loki’yi de artık bizden sayıyorum) doğal bir süreci olarak Thanos, Avengers ve Galaksinin Koruyucuları ile birden fazla karşılaştı. Hepsinde de ekiplerimizin hem taşlar hakkında ne kadar az bilgisi olduğunu ve Thanos’un yanında ne kadar güçsüz kaldıklarını anlamış olduk. Üstelik Russo kardeşler, Avengers gibi bir ekibin Thanos’un yanında ne kadar aciz duruma düştüğünü bizlere birden fazla kez gösterme cesaretinde bulundular. Bizim 10 yıl boyunca şikayet ettiğimiz ne kadar detay varsa ki örneğin tek filmlik villainlar, cesur kararlar alınamaması gibi soruların cevaplarını tamamen son filme sakladıklarını anlıyoruz. Bunun için bile Infinity War, tüm sinema severlerin kalbinde çok özel bir başarı çıtası olarak duracak. Bir Yüzüklerin Efendisi için gösterilen saygı ve sevgi, hem şimdi hem ileride Infinity War içinde gösterilecek. Benim kısa süreçli kehanetim bu yönde.

 

Infinity War Avengers GIF - Find & Share on GIPHY

 

Filmin adı direkt olarak Avengers ile başlasa bile, Infinity War bir Thanos filmidir. Spider-Man: Homecoming’in başında yazdığı BU BİR PETER PARKER FİLMİDİR ibaresi yoktu belki ama Thanos’un solo filminde gözüken Avengers üyeleri dersek sanırım kimse karşı çıkmayacaktır. Filmin bu gidişatta ilerlemesi, sona doğru giderken bizim kafalarımızın karışıklığı yerine herkese empati yaparken bulmamızı sağlıyor.

Espriler ve umutsuzluğun bu kadar dengede tutulabilmesine ise ayrı hayran kaldım. Bir önceki sahnede gülerken diğer sahnede gözleriniz tamamen açılmış bir şekilde şoka girebiliyordunuz ve daha az önce güldüğünüzü unutuyordunuz. Russo kardeşler, tıpkı Thanos gibi bu filmde denge’yi harika bir şekilde kullanmış. Hollywood’un en çok para kazanan ünlülerini tek bir filmde buluşturacaksın ve hepsine aynı süreyi aynı diyaloğu sorunsuz bir şekilde vereceksin? Bu denge değil de nedir arkadaşlar? Konuşurken basit konular gibi gelebilir ancak dışarı çıkarken 2 arkadaşınızı yan yana getiremiyoruz bazen yahu. Oradan yola çıkın gerisini siz düşünün.

Tüm bu süreç ise Thanos’un güneşin karşısına geçerek gururlu bir şekilde gülümsediği an içindi. Kahramanlarımızın yarısından fazlasıyla birlikte tüm evrenin yarısı öldü. Beni en çok üzen ölüm şahsen en sevdiğim kahraman olan Spider-Man oldu. Tom Holland’ın orada yeni kahraman olmuş, genç bir Peter Parker olarak ÖLMEK İSTEMİYORUM cümlesini ağlayarak tekrar etmesi her seferinde kalbimi paramparça edecek. O sahne için tek ama tek bir isteğim vardı.. Bir gücüm olsaydı ve Russo Kardeşler’e ulaşabilseydim ölmeden önce son cümlesinin gökyüzüne bakarak “ÜZGÜNÜM BEN AMCA..” olmasını söylemek olurdu. Bu ölüm zaten üzücüydü ancak destansı olması için tek eksik bu cümleydi. Olmadı tabii bu ancak Peter Parker’ı öldürmek bile çok cesur bir karardı. Sadece bu yüzden bile Russolara ve senariste hayran olmamak elde değil. Ölen kahramanlarımızın listesini bir verecek olursak baştan sona;

  • Heimdall
  • Loki
  • Gamora
  • Bucky
  • Black Panther
  • Scarlet Witch
  • Vision
  • Falcon
  • Groot
  • Doctor Strange
  • Spider-Man
  • Star-Lord
  • Drax
  • Mantis
  • Nick Fury ve Maria Hill (End Credits)

Kalanlar ise klasik Avengers ekibimiz Captain America, Iron Man, Thor, Hulk, Black Widow, War Machine’nin yanı sıra Nebula, Rocket, Okoye ve M’Baku kaldı.

İlk Avengers filmine geri dönecek olursak orijinal kadro yaşarken, yenilerin neredeyse tamamı öldü. Buradan çıkabilecek bir ihtimal şu, gelecek filmde eskilerin yeniler için kendini feda ederek ölümlerin değişmesi ve bu sayede New Avengers olarak yola devam edilmesi. Bu akla hemen gelen, en basit çözüm umarım bunu denemezler ve ölümlerin arkasında dururlar.

Gelelim bu işin nasıl çözüleceğine. Aklımda 3 teori var;

1- Gamora’nın ruhunun ruh taşına hapsedildiği ve ikinci filmde Thanos’u bu şekilde içeriden durduracakları. Infinity Stones, Thanos ile birlikte yok olabilirler.

2- Dr. Strange’in 14.000.653 ihtimalden sadece birinde kazandıkları süreci o andan itibaren başlatmış olduğu. Bu ihtimalde ise Tony Stark’ın hayatı çok önemliydi. Bunun yaşanmasının 20 dk öncesinde Stark-Parker ve Taş arasında seçim yapması gerekirse taşı seçeceğini söyleyen bir kadim büyücü anında kararını değiştiriyor ve taşı düşmana veriyorsa bu, o tek ihtimal sürecinin çoktan başladığını gösteriyor. Kendisinin fedakarlık yapıp ölümünü görse bile bu süreci başlatan Strange, bitiren ise Tony Stark olacak gibi duruyor şu an için.

3- Filmin sonunda Nick Fury’nin sinyal gönderdiği Captain Marvel, hikayenin en büyük unsurunu oluşturabilir ve Thanos’u yenmede çok güçlü bir müttefik olabilir.

Umarım dördüncü bir seçenek çıkar ve tüm izleyenleri tatmin edecek bir şekilde Marvel’ın yeni faz filmleri şekillenir. Bu faz şekillenirken ise tek isteğim, Spider-Man geri dönerse artık Tony Stark’ın hegomanyasından çıkması. Spider-Man’in MCU’ya dönüşü hayatımda aldığım en heyecan verici haberlerden biri iken yavaştan pişman olmaya başladığımı hissediyorum. Tony ile olan ilişkisi iyice Rick and Morty’e bağladı. Bu da beni oldukça rahatsız ediyor.

Gelelim Easter Egglere ve filmden önemli anlara;

  • Loki’nin Thor için kendini feda etmeden önce BİZDE DE HULK VAR sözü ilk Avengers filmine gönderme olmakla birlikte sırf bunu Loki söyledi diye inanılmaz hoşuma gitti ve ilk maddeye eklemek istedim.
  • Hulk belki sadece bir kere sahneye çıktı ama bana film boyunca yeten HULK vs THANOS’u görmemizi sağladı. Ağır dayak yedi belki ama o versus’u görmeseydim çok mutsuz olurdum.
  • Çizgi romanlarda dünyayı uyarmaya gelen Hulk değil Silver Surfer idi. Ancak “THANOS GELİYOR” sözü ikisinin de kullandığı ortak nokta oldu.

  • Loki ölmeden önce Thanos’a teklif ettiği REHBERLİK hizmetini çizgi romanda da sunuyor ve bunu yapıyordu. Filmde ise kandırma yolunu seçerek Loki’yi erkenden öldürdüler ki, çok iyi bir karardı. Thor’un motivasyonu tamamen buradan kaynaklı oldu ve mantıklıydı.
  • Aklıma takılan bir soru var, takipçiler aydınlatırsa memnun olurum. Thanos, bu filmde eldiveni Cüce Eitri’ye zorla yaptırdı ancak Age of Ultron’un sonunda “FINE, I’LL DO IT MYSELF” cümlesiyle eldiveni kendisi Xandar’a benzer bir yerden alıyordu. O sahne için;

End Credits sahnesini saymamış olmaları bir ihtimal ancak burası cüce şehri falansa bir şey diyemem elbette.

  • Thanos’un görevini başarıyla yerine getirip sonunda dinlenebileceği bir yer teması, çizgi romanda ÇİFTÇİ THANOS olarak işlenmişti.

  • Tony Stark’ın Ebony Maw’a yaptığı Squidward benzetmesi MCU tarihinin en komik esprisi olabilir. Düşündükçe hala gülüyorum.
  • Thor, MCU tarihinde çekilen filmler hatta dizilerin bile gerisinde kalan bir karakter oldu. Ragnarok filminde Thor’u nihayet çizgi roman karizmasına yaklaştırmışlardı. Infinity War filminin ise Thanos ile birlikte en büyük yıldızıydı. Wakanda savaşında gösterdiği performansla tüm izleyenleri kendinden geçirdi.
  • Cüce Eitri’yi biricik Tyron Lannister’ımız Peter Dinklage canlandırdı. Eitri’nin çizgi romanlarda ilk çıkışı 1983 yılında yayımlanan Thor Annual 11.sayısıdır.
  • Thor’un MCU içerisinde 1500 yaşında olduğunu öğrendik.
  • Spider-Man’in Thanos’un yüzüne ağ atması bir ilk değil. Daha önce çizgi romanda da aynısını yapıyor.

 

  • Filmde en büyük süprizi Red Skull’ın geri dönüşü ile yaşamıştık. Ben filmde kendimi tutamayıp OBAAA diye bağırdığımı hatırlıyorum öyle güzel bir detaydı. Belki Thanos’un generallerine katılsaydı çok daha güzel olabilirdi ancak Ruh taşını koruyan biri olması ayrı anlamlıydı. Tek bir sahnesi olmasından ötürü karakteri bu sefer Hugo Weaving değil, The Walking Dead’de Aaron olarak tanıdığımız Ross Marquand canlandırdı.
  • Tony’nin Pepper ile konuşmasında çocuklarının olduğunu görmesi ve ismini Morgan olarak koyduklarını hatırlıyorsunuzdur. Morgan Stark, çizgi romanlarda var olan bir karakterdi. Kendisi Tony’nin kuzeniydi ve ikili, hiç anlaşamazlarmış. Sonrasında Morgan Stark, bir trafik kazası geçirerek ölüyor.
  • Groot’un film boyunca oynadığı oyun 81 yılına ait Defender idi. Filmde The Defenders’ı beklerken oyun isminde görebildik ancak.. Neyse. 
  • Thanos, Reality Stone’u kullanarak Mantis ve Drax’ı şekilden şekle soktuğunu hatırlıyor olmalısınız. Çizgi romanlarda ise bunu Nebula’ya ve Thanos’un erkek kardeşi Eros’a bunu uyguluyordu. Şekil A’da görüleceği üzere;

 

 

Okumaya Devam Et

Bomba

Avengers: Infinity War Film İncelemesi – Hem Spoilersız Hem Spoilerlı!

Yayınlandı

on

Yazımızın ilk kısmında SPOILER YOKTUR. FİLMİ İZLEMEYENLER AŞAĞIDAKİ SPIDER-MAN GİF’İ VE SPOILER UYARISI ALANA DEK YAZIYI OKUYABİLİRSİNİZ.

Dipnot: Anıl’ın full Spoiler dolu ve Easter Eggleri anlattığı yazısı ise yakında karşınızda olacak 🙂

Tam 10 yıl… Iron Man filmi ile başlayan MCU macerası, tüm hızıyla devam ediyor diyemeyeceğim. Infinity War filmine kadar en iyi film bana göre hep Iron Man oldu. Robert Downey Jr. uzun süre en iyi oyuncu seçimi olarak MCU’nun yüzü oldu. Sonra az bir ihtişamla Thor geldi. Başarılı komedisiyle Guardian of Galaxy, iyilik emsaliyle Captain Amerika, mistik sanatıyla Dr. Strange ve sebebini bilmediğim bir şekilde büyük gişe başarısı yapan Black Panther geldi. Agent of Shield da televizyonda senaryosuyla boy gösterdi. Koskoca 10 yıl, Infinity War filminin hazırlığıydı. Başarılı filmlerin arkasında hep bu hazırlı yatmıştır. Senaryo hazırlığı uzun yıllar sürer. MCU bu hazırlığı beyaz perde de yaptı. Sürekli gelişen ve evrilen senaryolarıyla 2018’e geldi. Bitti mi? Hayır. Ant-Man ve Captain Marvel filmleriyle birlikte, Avengers’ın son filmine hazır olacağız. Bu sinema stratejisinin başarısına sinir oluyor ancak ayakta alkışlıyorum. Gelelim Infinity War filmine…

Halihazırda efsane olan Avengers Theme, Infinity War filmine süper kahraman girişlerini süsleyerek, en iyi film müziklerinden biri olarak hafızlara kazındı. Peki 2 milyar $ hasılatı geçeceğini düşündüğüm bu yapımın başarısı neydi? Öncelikle demin konuştuğumuz 10 yıllık serüven. İzleyici kitlesini koruyup, sürekli artırması. Bir film önce Black Panther ile elde edilen büyük başarı bunun ilk kanıtı. Spider-Man’in efsane sözüyle devam edeyim. “Büyük güç büyük sorumluluk getirir.” MCU’nun karşı karşıya kaldığı durum buydu. Bu kadar hayran kitlesi, bu kadar film büyük beklenti yarattı. Ve beklentiyi karşılayıp, ikinci filme daha büyük bir beklenti yarattı. DC, çığ gibi büyüyen bu başarının altında kaldı. Infinity War’ın yanında Justice League, çocuk filmi gibi kaldı. Hatta Captain Marvel ile, Wonder Woman başarısını da ellerinden almak istiyorlar. Brie Larson ile bunu yapabileceklerini düşünmesem de, Captain Marvel’in güçleri buna imkan sağlıyor. Peki Marvel filmlerini sevmeyen ben, Infinity War’u neden beğendim? Ona geçelim.

Malum sahne – Hulk’un Loki’yi dövmesi- ile Marvel komedisine karşı cephe almıştım. Deadpool ile komedi filmi budur deyip, küçümsemeye devam ettim. Ama sonra Thor Ragnarok’ta malum sahneye gönderme yaparak beni de güldürdükleri vakit, beyaz bayrağı çektim. Son noktayı Infinity War koyacaktı. Filmin yarısında tüm salon kahkahalarla gülerken ben gülümsemeden öteye geçmedim. Hala küçümsüyordum. Ama filmin sonunda bu kahkaha atan insanları birden ağlatmaya başladıklarında bu başarının önünde eğildim. Senaryo olarak da, hala en iyi süper kahraman filmi olan Dark Knight’a rakip olacak tek film olduğunu kabullendim. Kurgusu, soru işaretleri, gizemi, finali, villian prensipleri, yan hikayeler, giriş, duygu değişimleri on numara beş yıldızdı. Göze batan Cgi sahnelerinin yanı sıra, muazzam planlar ve sekanslar bulunuyordu. Bu sahnelerde iki düşman – Thanos ve Iron Man- boy gösteriyordu. Robert Downey Jr. ve Josh Brolin, MCU filmlerinin üzerinde bir oyunculuk sergiledi film boyunca. Ama yalnız kalmadılar. Her ekibin hikayesini ayrı bir filmmiş gibi izlediğimiz bu harika yapımda, diğer süper kahramanlar da bizi etkilemeyi başardı. Rocket, Thor, Heimdall, Gamora, Wanda, Star Lord, Spider-Man.. Ufacık sahneler, unutulmayacak duygular yaşattı.

Bu bir sanat filmi değil o yüzden derin bir yönetmenlik beklemiyordum ancak tatmin oldum. Bir Tarantino ya da Nolan ekibi olmadığı için senaryo, diyalog beklemiyordum, tatmin oldum. Tiyatral oyunculuk bekliyordum, doğal oyunculukla karşılaştım. Bu artı yönler ve daha fazlası nedeniyle Infinity War, sinemada izlenmeyi hak ediyor. Buradan sonra spoiler içeren yoruma geçip, beğenmediğim kısımlara değineyim.

Infinity War Avengers GIF by Marvel Studios - Find & Share on GIPHY

 

SPOILER İÇERİR:

Çizgi romanlarla uyumu, hikayeleri değiştirip kurguya dahil etmeleri muazzamdı. Red Skull’ın eksik kalmış hikayesi tamamlandı. Thor’un halkını, kardeşini ve dostunu kaybettikten sonra intikamına kadar gelen hikayesi dopdoluydu. Rocket ile dertleşirken ağlaması, intikam için Nidavellir’in ışığına maruz kalışı, Wakanda’daki savaşa girişi ve Thanos’a son darbeyi vuruşu… Ragnarok ile birlikte gerçek bir Tanrı olan Thor, bu filmle zirveyi gördü.

Captain America, mükemmel bir giriş yapsa da, fragmanda bizi kandıranlardandı. Sahte bir Hulk sahnesinin yanı sıra, eldiveni tutabilen Captain America; Thor, Iron Man, Dr. Strange hatta Iron-Spider’ın yanında eksik kaldı. Thanos tehlikesi mevcutken Captain America’ya güvenmeyen, tutuklayın diyen Bakanlık, herhangi bir varlık gösteremedi. Nick Fury bile parmak şıklatmasında on saniye önce olanları öğreniyor. Bu da Wakanda ve Titan’da geçen savaşların, senaryoyla uyumunu gösteriyor. İnsanların, Ant-Man ya da Hawkeye’ın ulaşamayacağı iki bölgede büyük savaş gerçekleşti. Bu da klasik New York istilasını kırmış oldu. Hulk’ın uyanamaması, hayran kitlesini sinir etse de başarılı bir yan hikayeydi. Araları kötü olan Bruce-Hulk ikilisi kendi hikayesini finale taşıdı.

Hugo Weawing, ufak bir rol için Red Skull’a dönmemesinin yanı sıra, Peter Dinklage’in ufak bir rol için Infinity War’a girmesi enteresan uç noktalardı. Gerçi bu ufak rolü Peter, fazla iyi oynadı. Yüz hatları yeter. Dev Cüce tezatı da beğendiğim yanlarındandı. Taşlara gelirsek, 4 taş için bir feda mevcuttu. Wanda, Vision’u feda ederken, Strange, Iron Man için taşı feda etti. Thanos ve Quill ruh taşı için Gamora’yı öldürmeyi göz aldı. Ve biri başardı da! Başta bahsettiğim gülen hayranları ağlatan sahneler ağırlıkla bunlar oldu.

Thanos’un Death’e aşkını işlememeleri ve bunu Gamora üzerinden yapmalarının yanı sıra, Dr. Strange’in sahneleri haricinde beklemediğim bir duygu yaşamadım filmde. Birçok karakterin öleceğini biliyorduk. Tony’nin ölümü bekledim ki bu beni ağlatabilecek tek sahne olurdu. Çünkü Pepper ile aile kurma hayalleri güzel bir sahneyle işlenmişti. İlk filmde kurtulsa da ikinci filmde ölmesini bekliyorum. Yıllardır korktuğu tüm arkadaşlarını kaybetme durumu gerçekleşmiş olsa da, ikinci filmde tüm arkadaşlarını geri getirdiğinde kendisinin ölmesi olası. Kısacası onları geri getirmek için düşünmeden kendini feda edecektir. 2 film oluşunun dezavantajları var. İlk filmde ölenlerin diğer filmde geri geleceğini herkes biliyor artık. Teoriler önemli değil. Gelecekler mi gelecekler. Önemli olan bunun olması için ne feda edecekleri. Thanos’un filmi olan Infinity War’dan sonra, ikinci film Avengers ekibinin filmi olacak ve mutlu son gelecek. Başta da söylediğim gibi en iyi süperkahraman filmi Dark Knight bile mutlu sonla bitmişti. Rises filmi bu yüzden rezalettir gözümde. Batman nükleer bombayı havada patlatıyor, şehri için kendini feda ediyor ama bir bakıyorsun CatWoman ile balayında Paris’te. Hoş değil. Mutsuz son istiyorum. Wanda’nın rage atıp herkesi öldürmesini istiyorum. Çok mu?

Film, muazzam bir Cgi başarısı olarak tarihte yerini alacaktır. Bazı sahnelerde suratlar yapma dursa da, Thanos, çizgi romandaki halinden kat kat iyiydi. Ağlayan bir villian… Sinemada izleyin, 2 milyar dolar hasılatı görelim. Sağlıcakla kalın.

Okumaya Devam Et

Bomba

2017’nin Hayal Kırıklığı Yaratan Filmleri

Yayınlandı

on

Uzun süredir gerek eğitim durumu gerekse yolculuklarımdan dolayı yazamıyordum. Hali hazırda vaktim olmasa bile evren ve sinema savaşları ile geçen bu yılın küçük bir değerlendirmesini yapmayı kendime borç bildim.

Öncelikle 2017 yılı; birbirini hiç tanımadan sadece mesajlar ile bir araya gelebilen, samimi bir şekilde kar amacı gütmeden fikir alışverişi yaptığımız, bir kişi dahi olsa ulaşmaktan, yeni şeyler kazandırmaktan çekinmeyen bu ailenin, küçük de olsa bir parçası haline geldiğim, her şekilde güzel hatırlayacağım bir yıl olacak.

Ama, 2017′ de sinema da her şey güllük gülistanlık değildi. Bu durum vizyona da yansıdı. Gelin listeye bir göz atalım.

RESIDENT EVIL:FINAL CHAPTER

Önce oyunu ile tanışıp filmlerine yönelmiştim. Kendimce daha çok olayın içinde yer alabildiğim için oyunlarını filmlerine her zaman tercih ederim. Ancak finale yakışmayan, bayağı ve ruhsuz olmuş. Serinin en kötü anlarında bile hepimiz Mila Jovovich ile filme tutunduysak da artık o ruh kalmamış. Son film şimdiye kadar gördüğüm en kötü uyarlama ve CGI’lara sahip. Film boyunca müthiş bir isteksizlik hakim. Bitse de gitsek havasında son bir iş çıkmış ortaya. Mila Jovovich de tek başına bir yere kadar.

Sanki FPS oyununu hayatında hiç oynamamış birinin ilk defa aksiyon-savaş içerikli bir oyunu izlemesine maruz kalıyorsunuz gibi bir his uyandırdı.

DUNKIRK

Bomboş. Koskoca bir hiç. Yüzü bile gözükmeyen Tom Hardy. İnsanı olaydan soğutan bir durağansızlık. Anlamsız bir zaman bükümü. Belgesel yapayım derken, yarısında filme karar vermek. En ünlü psikologların bile ‘Bitmedi mi daha?’ diye soracağı bir drama. Nolan’ın eline yüzüne bulaştırdığı bir zaman kaybı olmuş kendileri. Büyük umutları boşa çıkarmakta başarılıydı.

TRANSFORMERS: THE LAST KNIGHT

Git gide yıprananlar diye listeyi değiştirsem daha iyi olacak sanki. Efsane seri her seferinde bir adım daha geriye düşüyordu ki, dibi boylayana kadar. Öncelikle belirtmeliyim, iyi robotların yaramaz robotlarla savaşması iki saat yirmi sekiz dakika gibi bir süre beni tutamaz. Üstelik öyle kendini tekrar ediyor ki, süre iki kat yavaş geçiyormuş gibi geliyor. Mark Wahlberg gibi bir zamanın bitik efsanesi filmde başrol oynayınca insan kendine kızıyor ‘Baştan anlamalıydım!’ diye.

Tek olumlu puanı alan şey ise, dünyanın insanlıktan önce bu yaşlı arabalara ait olması teması olmuştu.

TESTERE 8

Ben hayatımda böyle rezalet görmedim. Bir kere bile heyecanlandırmayan film olay örgüsü olarak 2. filmin kopyası olarak da hiç bir yeni şey katmamış durumda. Jigsaw öleli 10 yıl geçmesine rağmen adamları işi hala devam ettiriyor. Bu zaten 4. filmden itibaren mükemmel dizayn edilmiş bir iplik gibi çözülüp 7. filmde her şeyin başladığı yerde mükemmel bir şekilde son bulmuştu. Arayış içinde yeni yönetmeni ile birlikte yeniden canlandırılmaya çalışılan efsane, yine aynı son ile biterek kendini yenilemedi. başı ve sonu belli olmayan bir film gibiydi. Seriyi hiç izlemeyenler doğrudan bu filmi izleyebilirler. O kadar alakasız. 2. filmin kesilmiş sahneleri deseler daha iyiydi.

MUMYA

Açık ara en berbat film olabilme potansiyeline sahip bir film. Mantık hataları ile başlayan sahneler zorlama çarpışmalar ile devam ediyor. Karanlık evreni, dandik espriler ile süslemeye çalışmışlar. Efsaneleşen Rachel Weisz’lı Mumya serisinin parodisi olarak yayımlansa daha iyi olurdu. Akıllarımızdaki Tom Cruise’den uzak sıkıcı birini saatlerce izlemek bayıyor. Bütün stüdyoların Marvel çakması universe oluşturma çabası insanı soğutuyor.

KONG:KAFATASI ADASI

Görüntüler ve atmosfer olarak büyüleyici gibi gözükse de, Godzilla’nın aynısı. İnsanlık tekrar tekrar ölüme ve sona inanmışken başka bir yaratık tarafından kurtarılıyor.Amaçsız karakterlerle süslenmiş, neresinden tutsan elinde kalan bir film.

JUSTICE LEAGUE

Listenin olmazsa olmazı, belki de kendine ilk sıradan yer bulabileceği tek yer olan film. Kötülüğü, talihsizlikleri, demirbaş Batman’in halleri, kıyas içinde olduğu Marvel’in ezmesi derken baskılara rağmen böyle bir ekibi toplayıp film çıkarmak saygı duyulacak bir iş. Ancak Marvel ile kıyas içinde oluşu iki kat beklentileri boşa çıkarmasını sağladı. İzleyiciler zaten beklentilerini belirli bir seviyeye çekmişlerdi. Marvel her zaman olduğu gibi daha iyisini yapınca Fanboylar bile DC’den soğudu. Suicide Squad ile haber veren DC, yine de elinden geleni yaptı ama ilerleyemeyerek 2017’ye yenilgi ile veda etti. Oyuncu kadrosu potansiyeline yakışmayan derecede hayal kırıklığı olmuştu.

Öyle ya da böyle 2017 yılını geride bırakıyoruz. Ne dersiniz? Sizinde bu yıl büyük umutlar ile bekleyip boşa çıkan filmleriniz oldu mu? Umarım 2018 yılında herkesi memnun eden evrenler ortaya çıkar ve genişlerler. Mutlu Yıllar Karabüyücü Ailesi!

Okumaya Devam Et
Advertisement

Facebook

Bombalamasyon

Bomba8 ay ago

Avengers: Infinity War İncelemesi – Yeni Bir Bakış Açısı ve Tüm Easter Eggler!

27 Nisan Cuma günü, çok önemli bir olay gerçekleşti. İnsanların ateşi bulması gibi, sanat rönesansı, din reformu ve hatta hatta...

Bomba8 ay ago

Avengers: Infinity War Film İncelemesi – Hem Spoilersız Hem Spoilerlı!

Yazımızın ilk kısmında SPOILER YOKTUR. FİLMİ İZLEMEYENLER AŞAĞIDAKİ SPIDER-MAN GİF’İ VE SPOILER UYARISI ALANA DEK YAZIYI OKUYABİLİRSİNİZ. Dipnot: Anıl’ın full...

Bomba12 ay ago

2017’nin Hayal Kırıklığı Yaratan Filmleri

Uzun süredir gerek eğitim durumu gerekse yolculuklarımdan dolayı yazamıyordum. Hali hazırda vaktim olmasa bile evren ve sinema savaşları ile geçen...

Genel1 sene ago

Star Wars: The Last Jedi İncelemesi – Skywalker Efsanesine Saygı Duruşu!

Herkese merhaba. Star Wars: The Last Jedi’ı izledik ve incelememizi hazırladık. İncelemeyi Kutluhan ile Anıl farklı açılardan, farklı bakış açılarıyla...

Bomba1 sene ago

The Walking Dead 8.Sezon 8.Bölüm “How It’s Gotta Be” İncelemesi

Kutluhan’ın incelemesi: The Walking Dead, 8. sezona hızlı bir giriş yapmıştı. Resident Evil filmi gibi konu değiştirmiş,  zombi mücadelesi insanların savaşına...

Bomba1 sene ago

Inhumans 1.Sezon 4. 5. ve 6. Bölümleri İnceleme ve Easter Eggleri

Bu dizi, çok sancılı süreçlerden geçerek ekranlarımıza geldi. Ortaya bu konsept ile çıkabilecek çok güzel işler varken, elimizdeki sonuç ne...

Bomba1 sene ago

En Underrated Diziler #3 : Falling Skies!

Doğancan Gedik’in başlattığı ve Person of Interest ile Luther hakkında yazmış olduğu ”En Underrated Diziler” serisinde mutlaka olması gerektiğini düşündüğüm...

Bomba1 sene ago

Agents of Shield 5.Sezon Part 1 ve Part 2 İncelemesi: Orientation!

Marvel hayranları şu sıralar ellerini kana bulamış ve Punisher’ı bitirmiş, Infinity War fragmanıyla yükselmiş, Black Panther’i ve tabi ki Infinity...

Bomba1 sene ago

İddialar Gerçek Olmak Üzere! Disney, Fox’un Haklarını Aldığını Haftaya Açıklayabilir!

Biliyorsunuz ki, şu sıralar en önemli konu Disney’in 20. Century Fox’un çoğunluk hakkını satın alıp alamayacağı idi. Hatta haberini X-Men,...

Bomba1 sene ago

The Walking Dead 8. Sezon 7. Bölüm İncelemesi: Time For After

Bu inceleme The Walking Dead 8. sezon 7. bölüm hakkında SPOILER içermektedir. 8. sezon hayal kırıklıkları ile yoluna devam ediyor....

Bomba