Connect with us

Bomba

KARAYİP KORSANLARI SALAZAR’IN İNTİKAMI FİLM İNCELEMESİ – Kötünün İyisi!

Yayınlandı

on

Bazı filmler vardır ki, ilk filmi tutulur ancak ikinci filmi hiç sevilmez. Sevilse dahi üçüncüsü çekilir o da yerden yere vurulur. Ancak Karayip Korsanları’nın diğer filmlerden farkı, filmler geldikçe kalitenin ve sevilme oranının katlanarak artması olmuştur (Dördüncü filmi saymazsak). Bu yüzden Karayip Korsanları serisinin gönlümüzde ayrı bir yeri olduğunu söylemek abartı kaçmaz. Daha önce çok fazla denenmeyen bir yöntem ile korsanlık temasını karanlık ve mizah ile birleştiren film, başta tüm oyuncuların dahi inanamadığı başarıyı yakalayarak nasıl bir seriye dönüştüğünü adım adım izleme şansına sahip olduk. İlk filmden son filme kadar değişen çok fazla detay, çok fazla hikaye örgüsü, çok fazla karakter oldu. Değişmeyen tek şey ise elbette kaptanımız Jack Sparrow idi.

Burada filmi izlemeyenlere bir kıyak geçip filmin sonunda ekstra bir sahne olduğunu ve yazılar bitmeden kimsenin çıkmaması gerektiğini hatırlatarak SPOILER dolu incelemeye geçmek istiyorum.

pirates_of_the_caribbean_5_ending_explained

Başta bahsetmiş olduğum gibi serinin ilk 3 filmi harika bir ivme kazanmıştı ve inanın seri orada bitseydi kalbimizde hala NE FİLMDİ BE sloganıyla yerini çoktan kazanmış olacaktı ancak ne olursa olsun serinin devamından mutlu olanlardanım. Jack Sparrow, Kaptan Barboss, Will Turner, Elizabeth Swan karakterlerinin birbirleri ile olan uyumunu sürekli izlemek istediğimi farkettim. Ancak gelen dördüncü film Gizemli Denizlerde Barbossa ve Jack dışında ana kadrodan kimse olmayınca film serisi istemeden de olsa herkesin gözünden düştü. Korsanlık okuyan, bilen ve seven kişilerin daha öncesinde mutlaka ismini duyduğu Karasakal dahi filmi kurtarmaya yetmemişti. Bu yüzden yeni gelen filmimizin ilk 3 filmden iyi olanları alıp, son filmde kullandığını uygulamaması gerekiyordu. Peki Salazar’ın İntikamı bunu ne kadar uygulayabildi?

İlk 3 filmi ilk seri, 4 ve 5’i ikinci seri olarak rahatlıkla ayırabiliriz. Sanırım yapmak istedikleri asıl olayın sadece Jack Sparrow olduğunu ve yanında duran herkesin değişebileceğini göstermekti ancak bu öyle olmadı. Ve Disney şu kararı almışa benziyor; dördüncü filmin aynısını yapalım ama eski karakterleri azcıkta olsa işin içine katalım. Bu formülün tutup tutmadığını yorumlamak elbette size düşüyor ancak bu benim görüşlerim olduğundan şahsi fikrim formülün çok fazla tutmadığı yönünde.

Film boyunca hatırladığım ve yükseldiğim tek sahnelerin Will Turner’ın ve Barbossa’nın gözüktüğü sahneler oldu. Benim nostalji öğelerini ve flashback’i sevdiğimi az çok okuduğunuz incelemelerimden anlamışınızdır. Bu yüzden bu tarz öğelerin kullanımını Karayip Korsanların’da görmek beni daha çok mutlu ediyor. Ufak Turner Henry’nin tıpkı Will’in kendi babasını kurtarmaya çalışması gibi o da kendi babasını Uçan Hollandalı’dan kurtarmak için Poseidon’ın Üç Başlı Mızrağını bulmaları gerekiyordu. Bunu bulduktan sonra denizdeki bütün lanetler ortadan kalkmış oldu ve Will Turner, geçen 14 yılın ardından karaya ayak basabildi. Elizabeth ile sarılma sahnelerinde cenin pozisyonuna geçerek hüzünlenmek istedim ama sinema salonunda olmadı tabii.

Filmin kesinlikle en zayıf halkası Salazar olduğunu düşünüyorum. Durun hemen saldırmayın, anlatacağım. İlk filmden bugüne kadar gördüğümüz villainları bir sayalım: Hector Barbossa, Davy Jones, Caliypso, Mermaids, Blackbeard. Tüm bunların yanına Salazar’ın görünümü en az Davy Jones kadar iddialı olsa bile karakterinin içi o kadar boş kalıyor ki, ne yaptığını gram umursamadım. Üçüncü filmin kötülerinden Lord Beckett dahi ne yapmak istediğini bilen bir karakterdi. Salazar’ın tek amacı ölümüne sebep olan Jack’ten intikam almak. Nerede Davy Jones gibi büyük bir karakter nerede Barbossa’nın karizması? Salazar’da bunların hiçbirini göremiyoruz. Jack’i öldürmeye yaklaştığı anlarda bile işi ağırdan alması karakteri gözümüzde iyice düşürüyor. Javier Badem’in Salazar’a güzel bir karakter koymasına rağmen akıllarda en silik villain olarak kalacaktır. Blackbeard’ın ismi olduğu için o, Salazar’dan bir adım önde.

5922e1662b0202226a8b4575-1536-1152

Yan karakterlere gelirsek elimizde Will ve Elizabeth’in oğlu Henry Turner ile gökbilimci olan ve en sonunda Barbossa’nın kızı olduğunu öğrendiğimiz Carina Smyth var. Bu iki karakter, Will ve Elizabeth’in gölgesinden maalesef kurtulamıyorlar. İkisi üzerinden yeni nesil Will ve Elizabeth ilişkisi yaratılmaya çalışılması yanlış bir hareketti. Karakterleri canlandıran ikilinin kendi başlarına son derece güçlü bir izlenim yaratmalarına rağmen ikisinin yan yana geldiği her sahne çok zorlamaydı.

Bir diğer eleştirim ise yürek mi yedin be arkadaş diyeceksiniz ama Johnny Depp’e olacak. Filmi izlerken siz de Depp’in rolünü isteksiz oynadığını farkettiniz mi? Eski Sparrow heyecanını hiç göremedim. Zaten bir başrole göre oldukça az rolü vardı ama oynadığı her sahnede o etkileyici kaptanımızı hissedemedim. Johnny Depp son zamanlarda özel hayatı ile çok konuşulmasının yanı sıra uzun zamandır Holywood’un yapımcılarına en çok para kaybettiren oyuncusuydu. Onu kurtarabilecek tek karakter olan Sparrow’u dahi eskisi gibi gönülden oynayamaması beni çok üzdü. Belki yönetmenin takdiri bu yöndeydi ancak koskoca Jack Sparrow karakteri bu kadar geri planda kalamaz, kalmamalı.

Filmin yıldızlarına gelirsek oyunculuğuna bayıldığım Geoffrey Rush’ın Kaptan Barbossa’sı oldu. İlk filmden beri sevdiğim karakterin çok sığ bir şekilde kızının Carina olduğunu açıklamalarını es geçersek kendini fedası tadında ve tam zamanındaydı. Çünkü artık karakterin gelişimi ilerleyemiyordu ve asil bir sonla bunu bitirdiler. He ben geri döneceğini düşünüyorum. Tıpkı filmden hemen çıkmayıp son sahneyi izleyenlerin gördüğü DAVY JONES gibi! Ya, tüm filmi bırakıp sadece bunu konuşmak istediğimi farkettim. O halde konuşalım!

tumblr_inline_mq930mCfbs1qz4rgp

Davy Jones şaka maka döndü. Vallahi, billahi döndü! Ama bu nasıl oldu? Akla yatan tek seçenek Henry, Poseidon’nun mızrağı kırıp denizdeki tüm laneti kaldırınca Davy Jones’ta geri geldi. Koskoca seriyi bu kadar basit bir nedene bağlayıp sürdürmezler umarım ama daha iyi bir teori için filmi bir kez daha izlemek gerekli. Sonuçta Davy Jones’un kalbine bıçak saplandı, yetmiyormuş gibi Calypso’nun oluşturduğu girdap tarafından yutulmuştu. Bu adamın nasıl geri döneceğini açıklayamıyorum, tek bildiğim geri dönüşlerin en harikası olduğu! Bu seriyi kurtarabilecek tek kişinin rolüne iyi hazırlanan, rolü iyi yazılmış bir Jack Sparrow ile birlikte Davy Jones’tur!

Hollandalı’nın bir kaptanı olmalı teziyle yola çıkarsak, Will evine dönüp gemiyi terkettiğinde Davy Jones’un gemiyi tekrar ele geçirmiş olma ihtimali çok yüksek. Ancak tüm bunlar nasıl geri döndüğünü açıklayamıyor. Filmin üstünden zaman geçip, açıklamalar geldikçe bu teorileri birlikte konuşuyor olacağız.

Davy Jones’un Will ve Elizabeth’e gözükmesiyle gelecek altıncı film, bir nevi ALL-STAR olacak. Tüm eski ekip + yeni karakterlerin birleşimiyle Davy Jones’un intikamıyla uğraşacakları bir film olursa, tarihte bir film serisinin en iyi filminin altıncısı olması yönünden bir ilk yaşanılabilir. Eski formülü uygulayın. Eski iyidir, güzeldir.

Sizce Karayip Korsanları: Salazar’ın İntikamı nasıl bir filmdi? Yorumlarınızı bizimle paylaşın, tartışalım!

Okumaya Devam Et
3 Comments

3 Yorumlar

  1. Ozan Dede

    28 Mayıs 2017 at 10:32

    Açıkçası ben genel olarak filmi beğendim. Belki de bunun sebebi Elizabeth ile Will karakterlerini sevmiyor oluşumdur ama yinede bence izleyene zevk veren güzel bir senaryo olmuş. Salazara, gerçekten çok merak ettiğim bir karakterdi lakin beni hayal kırıklığına uğrattı. Size katılıyorum ne yaptığını bilmeyen arabayı kovalayan köpek misali bir karakter olmuş. Filmlere son dakika önemli şeylerin eklenmesini hiç sevmem. Spoiler uyarısı
    Jackin pusulayı verince salazarın serbest kalması gibi pusulayla alakalı böyle büyük bir olay birden ortaya çıkıverdi. Bana göre bu senaryoyu yazamadıklarından bir şey uydurma çabaları gibi. Bağlayamayıp burdan kurtaralım dercesine. İngiliz gemiside bana göre aşırı gereksizdi. Madem ilk fırsatta öldüreceksin niye o kadar sahne koyasın ki. Ve gökbilimci kız ile küçük turner gerçekten çok zorlama olmuş. Karakterleri sevmesem bile Elizabeth ile Will sahnelerinde ister istemez heyecan oluyordu aralarında bir çekim oluyordu. Lakin bu ikisinde o yok sanki bir ilişki koyalım seriye der gibi buldukları ilk iki gence aşk yaşatmak istemişler. Zorlama tesadüfleri sevmesemde Barbossanın kızı mevzusu hoşuma gitti her ne kadar buda senaryoyu kurtarma çalışması gibi gelsede. (zorlama şeyler ve süpriz yenilikler bana göre senaryonun ana taslağı arasındaki çatlakları doldurma yöntemi gibi geliyor anlayamayanlar için açıklamak istedim) Her ne kadar Barbossa kendini feda etsede kendimi geri gelmesini beklemekten alıkoyamadım. Sonraki filmlerde yine süpriz bir girişle hepimizi mutlu edicek gibi duruyor. Genele vurursak ama izleyiciye zevk vericek sahneler, güzel yaratılmış karakterler, bol sayıca komedi diyebiliriz. Sadece gemilerde aksiyon sahneleri az olmuş gibi geldi bana içimdeki o uçan hollandalı siyah inci savaşı gibi bir savaşın açlığını hala hissediyorum. Gemi sahneleri doyurmadı. Umarım devamı gelir birden beşe her filminde dahada çok sevdiğim bir seri. Ben bu filmi çok beğendim inceliklere takılmazsak. Bir sonraki filmi merakla bekliyorum.

    • Anıl Kaleli

      28 Mayıs 2017 at 11:26

      Yorumlarının çoğuna ben de katılıyorum. Güzel açıklamışsın 🙂

  2. Aliveli

    29 Mayıs 2017 at 03:50

    Bana kalırsa o eski tadı yoktu disney maalesef prenseslerin başrolünde olduğu yavan çizgi filmleriyle karayip korsanlarını karıştırmış her sahnede neredeyse bu sahneden neyi anlıyoruz çocuklar diyecek bir bayan fırlayacakmış gibi hissettim ayrıca başrol kimdi anlayamadım kesinlikle karayip korsanları hayranlarının gitmemesi gerek inanılmaz kötü bir film olmuş

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Yayınlandı

on

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği herhangi bir cümle, herhangi bir paragraf söz konusu olduğunda hayranlar orada bitiverir. En ufak haberin küresel bir birliktelik oluşturduğu Star Wars, bir de büyük haberlerin geldiğinde nelere dönüştüğünü siz hayal edin. İşte o büyük haberlerden biri yaklaşık 1 saattir konuşuluyor. Haber, dedikodu sitemiz The Hollywood Reporter’dan geliyor.

THR’a göre The Hours filminin yönetmeni Stephen Daldry ile Disney arasında solo Obi-Wan Kenobi filmi için konuşmalar başlanmış. Henüz ne senaryo ne de oyuncuların konuşulmadığı sadece bu film için fikirlerin aynı yerde buluştuğu bir sohbet gerçekleştirilmiş. Buradan olumlu sonuçlar çıktıysa yakında filmin çekileceği de açıklanması yüksek bir ihtimal. Zaten genç Obi-Wan’ı canlandıran Ewan McGregor bu projeye baştan hazır olduğunu zamanında belirtmişti. Filme bir de Liam Neeson’lı Qui-Gon eklendi mi tadından yenmez!

Siz ne düşünüyorsunuz? Sizce de Obi-Wan filmi gelir mi? Gelmeli mi?

Okumaya Devam Et

Bomba

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Yayınlandı

on

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay harcanan ve unutulup giden kötülerimiz oldu hep evren içinde. Bu duruma bir istisna olarak karakter motivasyonu detaylı bir şekilde işlenmiş olan, hikaye derinliğine sahip ve ana karakterle olan bağlantısı inandırıcı olan Kilgrave karakteri karşımıza çıkmıştı. Jessica Jones birinci sezon finalinde Kilgrave’i boynunu kırarak öldürmüş ve tek kullanımlık kötüler arasına yollamıştı karakteri.

Önce şunu bir kabul edelim, David Tennant gelmiş geçmiş en iyi karakter oyuncularından birisidir ve marka değeri oldukça yüksek bir oyuncudur. Marvel kolay kolay kendisini harcamayacak diye düşünüyordum zaten. İkinci sezon duyurusu çıktığından beri Jessica Jones dizisinin sosyal medya hesapları Kilgrave göndermeleri yapıp duruyordu. Her ne kadar iyi yazılmış bir hikayeye sahip olsa da Kilgrave (a.k.a Purple Man) hikayesi çizgi roman evreninde çok geniş bir hikayeye sahip. Tüm bunlar düşünüldüğünde David Tennant’ı tekrar Kilgrave olarak görmeyi zaten bekliyorduk ve sonunda resmileşti.

Geçtiğimiz günlerde David Tennant’ın da olduğu Jessica Jones ikinci sezon set fotoğrafları paylaşıldı. Üstelik şöyle bir şekilde “Marvel, karakterin hikayeye ne şekilde dahil olacağını saklı tutar” gibisinden gizemli laflarla paylaşıldı.

Gelin olası bir kaç durumdan söz edelim, öncelikle tam olarak ölümden dönmek gibi olmasa da karakterimizin benzer bir kaç yeteneği var. Yani Kilgrave ölmemiş, ölüp geri gelmiş ya da birileri tarafından diriltilmiş olabilir. MCU artık iyice kozmik olaylar, büyüler, Darkhold’lar, iblisler, boyutlar hikayesine girmişken her şey mümkün aslında. Yani baya mor bir Purple Man’in olduğu alternatif bir boyutta geçen hikaye görürsek şaşırmayın (Şaka, şaka o kadarını da yapmazlar). Karakteri flashback olarak görme ihtimalimiz de var elbet ama ben işin o kadar basit olacağını sanmam. Benim esas oynamak istediğim bahis şu, ikinci sezon Jessica Jones’un güçlerini kazanmasını ve Kilgrave ile tanışmasını daha detaylı bir şekilde anlatabilir ve tamamen geçmişte geçebilir.

Siz neler düşünüyorsunuz?

Okumaya Devam Et

Bomba

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Yayınlandı

on

Kutluhan’ın İncelemesi:

Seven Samurai…

Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda. Durağan bir bölüm olan “Eastwatch” sezonun en iyi sahnelerine ev sahipliği yaptı. Yalnız dizi kitaptan koptukça ya da para kazandıkça Hollywood vari bir görüntü çizmeye başladı. Geçen bölümdeki savaşın tutarsızlıkları bu bölümde de devam etmekte ve bu durum beni az da olsa rahatsız etmeye başladı. Sezon finaline iki bölüm kala, Eastwatch en kısa incelemem olacak.

Spoiler uyarısı vererek başlıyorum.

Broon, Jaime’yi Ejderha’nın gazabından kurtarmış ve boğulmaktan kurtulmuşlardır. Jaime ile göz göze gelen Daenerys ya Jaime’nin komutan olduğunu anlamamış ya da umurunda olmamıştır. Zira nehire düşen ikilinin bulunması için bir ekip göndermeliydi. Bunun yerine özgürlükle, kan hakkıyla kurduğu liderliği, korkuyla sürdürmeyi tercih etmiştir. Ve sezonun en iyi sahnelerinden biri olan Tyrion’un durumu sorgulaması cereyan eder. Cersei’den, babasından ya da onun ölümünü görmeyi bekleyen halktan nefret etse de, halkının tamamen adaletsiz bir koşulda savaş vermesi, Tyrion’ı düşüncelere yollamıştır. Okla, kılıçla öldürülemeyen, kalkanla savrulması imkansız olan Ejderha saldırısında, milletinin yanarak can vermesine şahit olmuştur. Khaleesi’nin sağ eli olmasına rağmen de aldığı ağır yenilgilerden sonra, Khaleesi’ye artık sözünü geçiremiyordur. Martell, Tyrell hanesinden sonra Tarly hanesininde lider soyu tükenmiştir. Diz çöktürme takıntısı olan Daenerys, güzel sözlerle değil artık Ejderha’nın varlığıyla yandaş çekmeye başlamıştır. Bu etkili sahne, tüyleri diken diket etmiş ve çok güzel bir şekilde resmedilmiştir.

Dizinin en büyük kozu olan müzikleri yine boy gösterdi. Drogonla birlikte Dragonstone’a dönen Daenerys’i Jon Snow karşılar. Ve hiçbir savaş sahnesinin bırakamayacağı etkiyi, yirmi saniyede bırakır. Ejderha, Jon Snow’u tanıdı. Ejderha dilini bilmiyor olabilir ama gözler her şeyi anlattı. Drogon, Jon’un onu sevmesine müsaade etti. Çıplak elle Ejderha’ya ilk teması, gerçek soyunu da ilk hissedişi oldu. Ice and Fire dedik, Kuzey’in Kralı dedik ama içinde yatan alevi daha göremedik. Bran ile Jon karşılaşmasını sezon finaline saklayacaklar ya da asla gerçekleştirmeyecekler. Bu dizi izleyicisini süründürmeyi gerçekten seviyor.

Cersei hamile ha. Ondan bir çocuk daha görmeye dayanabilir miyiz? Ejderha’nın yıkımını görmüş biri olarak Jaime, tam savaştan vazgeçmiş, umutsuzluğa düşmüşken çocuk haberini alınca toparladı. Bu durum Cersei’nin yalan söylediğini düşündürmedi değil. Eğer yalan söylediyse yine Fox Tv kalitesine düşmüş olacak. Entrika değil, sade bir son istiyoruz artık. Bütün kıvılcımlar alev almışken, dizinin gitmesi gereken yol belli. Gerçekçi sahneler ve Taht Oyunları’nın hazin sonuyla veda etmenin zamanı geldi. Şahsen dizinin eski heyecanı kalmadı. Yeni Sezon geldiği gibi, görevmiş gibi sabahları altyazısız izliyorum evet. Akşamı bekleyemiyorum. Ama artık teoriler ve beklemek yordu. İstediğimiz ve beklediğimiz şeylerin olmayışı izleyiciyi yıprattı. İlk yazıdan beri Winterfell’deki büyük buluşmayı yazıyorum ama Jon’un yolu Winterfell’e düşmüyor. Ki Winterfell düşmeden de Jon dönmeyecek belli ki.

Evet, Winterfell düşüyor. Taşlar yerinden oynuyor. Sadece bir kişinin dokunuşlarıyla. Jon’un gönderdiği haberi gizleyen Littlefinger, Sansa’nın gerçek lider olmasını sağlayacak gibi duruyor. Kuzey’i dağıtmak eline ne geçirecek bilmiyorum. Akgezenlere inanıyorsa böyle amaçlar peşinde koşması çok saçma. İnanmıyor ve Kuzey’in birlikteliğini bozmaya çalışıyorsa, büyük bir katliam kış ile birlikte geliyor demektir.

Bu dizide bayıldığım bazı karşılaşmalar var. İki karakteri ayrı ayrı çok sevmiyor olabilirim. Ama karşı karşıya geldiklerinde ba yı lı yo rum. Bu bölümde tamı tamına iki tanesi gerçekleşti. Jaime ve Tyrion, Jorah ve Daenerys. Jon Snow hümanistlikte çığır açmış ve bir taşla iki kuş vurmak için yeni bir görev edindi. Bir tane Akgezen getirip, Cersei’nin desteğini kazanmak ve bu desteği kazanmasıyla Dany’nin desteğini de kazanmak. Bütün düşmanlıkların anlamsızlığını, Yabanilerle öğrenmiş, sevdiği insanları asmak zorunda kalmış ve nihai düşmanla göz göze gelmiştir. Tyrion, Jaime ile buluşmuş ve Cersei’ye mesajını ulaştırmıştır. Bu durum ise tek bir kişiyi ölüme götürecek. Broon’u. Önümüzdeki bölümlerde Broon ya kaçacak ya da Dağ ile yüzleşecek.

Masterlar. İzlerken Sam kadar sinirlendiğim mahlukatlar. Her şeyi biliyorsunuz, Akgezen tehlikesini de bilmeniz gerek. Eğer böyle bir ihtimal dahi varsa gerekeni yapmalılar. İhtimal diyorum. Gözlerle görülmesine gerek bile yok. Yedi Krallık sizin bilgeliğinize güvenirken, hata yapma şansları yokken, Akgezen gördüm diyen birine inanmamaları, Üç gözlü kuzguna inanmamaları fazla dramatik fazla şüpheci.

Şüphe… Bölümün teması. Önce Tyrion, sonra Jaime, Master ve Arya… Littlefinger’ın bir şeyler çevirdiğini gören Arya, yakında büyük bir tehlikeyle karşılaşacak. Sansa’nın değişmediğini düşünüp, ablasını da karşısına almış durumda. Hali hazırda Brieene ile de karşılaşmışlığı var. Winterfell’i büyük bir tehlike beklerken, Jon ise evinden çok uzakta. Khaleesi’sine kavuşmuş Jorah’ı, son Baratheon Gendry’i, Tormund’u, Beric, Toros ve The Hound’u bir araya getirdi. Tekrar Duvar’ın ötesine yolculuk. Seven Samurai, Seven Companion, Fellowship of the Dead gibi isimlerin aklımda uçuşmasına neden olan topluluk. Hepsinin birbirinden nefret etmesi için sebepleri var. Ama birbirlerini öldürmek yerine yan yana savaşacaklar. The Hound yine harika bir karakter olduğunu gösterdi ve diziyi güzelleştirdi. Diğer bölüm Akgezenler’i bir ordudan daha tehlikeli bir ekip bekliyor. Ghost Rider gibi kılıcını ateşleyebilen Beric, ölümcül hammerı ile son Baratheon Gendry, Krallık’ın en iyi savaşçısı Jorah Mormont, Krallar’ın Kralı Jon Snow… Hollywood vari durumlardan biri de buydu. Tam bir The Expendables durumu. Ama insan heyecanlanmadan duramıyor. Önümüzdeki bölüm kuzeyin en tehlikeli bölgelerinde geçecek.

“Hepimizin ortak bir yanı var. Nefes alıyoruz.” 

Varys’i ve Jaime’yi daha çok sevdiğimiz, Littlefinger ve Cersei’den daha çok nefret ettiğimiz Eastwatch bölümünü geride bıraktık. Littlefinger’ın tiratı, Tyrion’ın mahkemesi, Hodor’un gizemi gibi vurucu sahneler bekliyorum. Ve bir de Akgezenler arasında tanıdık yüzler… Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Dracarys!

Anıl’ın İncelemesi:

Jon of Thrones olarak isminin değişmesini düşündüğüm dizimiz Game of Thrones, bu hafta Cersei-Daenerys savaşına ara vererek ana konumuza odaklanmamızı sağladı. Herkesin gözü artık Duvar’ın ötesinden gelen Ölüler Ordusuna döndü. Canımı sıkan kısım ise Jon’un idealleri ne zamandan beri Kraliçe Daenerys ve Kraliçe Cersei’nin ortak amacı olmaya başladı veya başlayacak? Dany, Jon’dan hoşlandı orası kesin. Mormont’a da ayrı üzülüyorum. Adam çözümü olmayan hastalığı yendi geldi yine karşısında başka yakışıklı bir erkek adayı. Neyse Dany, Jon’dan hoşlandığı için onun davasına yardımcı olabilir ama işi Cersei’ye kadar götürmek? Çok zorlama olmadı mı sizce de? Gece Kralını kanlı canlı Cersei’nin karşısına getirse dahi Jon’un yanında olmayacağı çok net. Ölüler Ordusunun dünyayı dümdüz etmesini bile görür ama Winterfell ile bir iş birliğine yanaşmayacaktır Cersei. Sırf bunun için Tyrion’ın ışınlanarak Westeros’a gidip Jaime ile yüzleşmesini sevsem de olmayacak bir iş bu. Herkes kendi ideallerini bir kenara bıraktı ve  Jon Snow’un ideallerini benimsediler. Çok zorlama arkadaşlar. Mesela Jon, Drogon’u sevdiği sahnede kendimden geçtim ama herkesin Jon’un ideallerini benimsenmeye zorlanması bana yanlış geliyor.

Görsellik olarak ise yalan yok harika bir göz ziyafeti çektik! İkisinin başrolünde ise Drogon vardı. Dany’nin Lannister askerlerinin önüne gelirken arka fonda bütün haşmetiyle durduğu, artı olarak Jon Snow’a sinirli sinirli gelip sonra perdelerini kaldırdığında kedi gibi olup kendini sevdirdiği sahne. Jon’un Targaryen-Stark karışımı olan ateş ve buz’un şarkısı olduğunu tartışmıyoruz elbette. Ancak söz konusu Game of Thrones. Bakın Jon gerçekten ön planda. Fazla ön planda ve sizce de her şey fazla iyi gitmiyor mu? Jon’u öldürdüler bir daha öldürmezler mantığı doğru ama dizimizin bitmesine çok az bölüm kaldı. Ve bu dizinin en sevdiği şey, en sevdiklerimizi elimizden almak. Jon kendine dikkat etmeli, fazla ön planda.

Ejderhaları sevebilen artık Dany’den başka iki kişimiz daha var. Önceki sezonlarda YARDIM ETMEYE GELDİM. YARDIMI YEMEYİN esprileriyle iki ejderhanın zincirlerini kıran Tyrion Lannister, bir diğeri ise bu bölüm Jon Tar.. Snow. Ölüler Ordusunu halletmek için bu üçlüyü ejderhaların üzerinde görür müyüz? BU İHTİMALİ DÜŞÜNMEYİ SEVİYORUM! 

Littlefinger-Sansa-Arya üçgeninde ise işler Taht Oyunlarına yakışır şekilde ilerliyor. Baelish, Kuzeyin Kralı olabilmek için Sansa’yı önce başa geçirmeli sonra ise kendisiyle evlenmesini sağlamalı. Sansa gibi zırtapoz olduğu sürece zor bir ihtimal değil. O yüzden yavaştan Jon’a karşı ayaklanmalar başlayacaktır.. Ancak, Arya bunu BAŞ KESEREK engellemez ise. Littlefinger akıllı bir adam ama Arya bir suikastçi. Bakalım hangi akıl kazanacak bu savaşı.

Gendry.. Bu çocuğu sebepsiz yere seviyorum ve tahtta görmek istediğim 1 numaralı adayım. Geçen seneki incelemelerimde bundan bahsetmiştim, hatırlayanınız var ise elbette. Gendry’nin hem cool duruşu hem babası Robert Baratheon’dan gelen asi bir ruhu var. Dany ve ejderhalarını göreceğime Gendry’i oraya oturtmak benim için en doğru final. Bunların olması için ortada Cersei, Dany veya tahtta gözü olan kimsenin kalmaması lazım farkındayım ama, belki gerçekten kimse kalmaz? Bunu buraya not alalım.

Dany’nin diz çök takıntılığı son sürat devam ederken arada kaynayan Tarly hanesi oldu. Tabii onların ölmesi lazımdı çünkü bizim şüşko Sam’in aile reisi olarak Tarly ailesini Jon’dan mütevellit Dany’nin yanında savaşmasına sebep olmalıydı. Sam’de Üstat olmaktan vazgeçti ve görebildiği ne kadar bilgi varsa hepsini çalarak oradan ayrıldı. Winterfell’e gelen gelene olduğundan Sam’in de yolu burası olacaktır. Burada ailesinin öldüğünü öğrenerek Tarly ailesinin başına geçer ve ordularını Jon Snow’un yanında savaştırır. True story. Sam ve Gilly sahnelerinin en önemli noktası ise atlanmamalı. Gilly, Sam’i bunaltıyor gibi gözüktüğü sırada aslında Jon’un babasından bahsetmek üzereydi.

“Maynor says here he issued an annulment for Prince Rhaegar and remarried him to someone else in a secret ceremony.”

Gilly bu sözleri söylüyordu. Rhaegar, Daenerys’in abisi Jon’un ise babası olduğu söylenen Targaryen. Robert’ın Targaryen nefretini körükleyen, hayatının aşkı Lyanna’yı elinden alan kişi. Rhaegar’ın Dorne’da gizli bir düğünle evlendiği yazılmış. Bu kişi muhtemelen Lyanna Stark. Jon’un genleri iyiden iyiye ortaya çıkmış ama inatla resmiyete kavuşmaması deli etse de benim sevdiğim bir yol.

Cersei’nin hamilelik meselesi.. İki ihtimal var; 1- Ya yalan söylüyor ki ihtiyacı yok 2-Hamile ancak doğmadan ölecek. Çünkü Maggy the Frog’un kehanetine göre üç çocuğu olacaktı. Dördüncüden hiç bahsedilmemişti. Eğer Jaime gerçekten Queenslayer olursa hem sevdiği kadını hem doğmamış çocuğunu öldürmesi dramatik bir facia yaratacağından tam da Game of Thrones’a göre bir seçim olurdu. Muhtemelen Jaime, Cersei ve son çocuklarını kendi elleriyle öldürecektir. Sonra da kendisi uzun yaşamaz. Tabii Azor Ahai çıkmadığı sürece. Reddit’de bu teori oldukça fazla dolanmaya başladı. Jaime’nin Azor Ahai olma ihtimalinin arttığından bahsediliyor. Azor Ahai’nin kılıcı, yanlış hatırlamıyorsam sevdiği kişinin kalbine saplanmasıyla oluşmuştu. Cersei’yi öldürürse kehanetin bir kısmı gerçekleşebilir. Teori bana da mantıklı gözüküyor.

Jon’a dönersek The Hound, Beric, Myrli Thoros, Tormund, Gendry bildiğiniz Justice League üyeleri gibi toplandılar ve Gece Kralı ile dövüşmeye gittiler. Bu ekibin hepsinin sağ salim dönmesinin imkanı yok. Brotherhood’un iki önemli karakteri burada ölebilir. Beric, alevli kılıcıyla son epik mücadelesini yapacaktır, bence.

İncelemeler bu kadar. Haftaya görüşmek üzere!

 

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Bomba11 saat ago

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği...

Bomba14 saat ago

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay...

Bomba4 gün ago

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Kutluhan’ın İncelemesi: Seven Samurai… Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda....

Bomba4 gün ago

Kitaba Göre Game of Thrones Karakterleri Aslında Nasıl Gözükmeliydi?

Neredeyse bütün dünyanın bayıla bayıla izlediği ve şu sıralar bilgisayar tehditleriyle başı dertte olan Game of Thrones’un oyuncuları aslında kitaptakiler...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 2-

Batman Rebirth incelemesinin ikinci bölümü ile sizlerleyim. İlk bölümde ilk dört story arc’ı ve Rebirth One Shot’ını incelemiştim bu yazımda...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 1-

Merhabalar, bendeniz Ömer Fatih, yepyeni yazarınız. Film, kitap ve çizgi romanlar hakkında yazacağım. Çizgi romanlarda özellikle takip ettiğim mini seriler,...

Bomba5 gün ago

Ben Affleck’ten Snyder, Whedon ve Adalet Takımı İçin Yorumlar Var!

DC’nin ağır topu Adalet Takımı artık vizyona girmeye hazırlanıyor. Pek çok talihsiz olaylar zinciri ve kaybolan umutlardan sonra sonunda film...

Bomba5 gün ago

Ne Biliyoruz-Ne Bekliyoruz? #1: INHUMANS

Yaklaşık üç aydır buralarda yoktum. Okuluydu, şahsi meseleleriydi derken baya bir ara vermem gerekti yazılara. Bu ara için özür dileyip...

Bomba7 gün ago

Yüzüklerin Efendisi Karakterlerini Tanıyalım #3 Boromir Son of Gondor!

17 Oscar sahibi, başyapıt Yüzüklerin Efendisi serisinin sadece bir filminde rol alıp, bize delikanlılığın dersini veren Boromir, bu haftaki karakterimiz....

Bomba7 gün ago

Venom Filminde Carnage Rolü Kimin Olacak?

Çıkan son söylentilere göre Venom filminde yer alması beklenen Carnage’i Star Wars’tan hatırladığımız Riz Ahmed’in oynayacağı konuşuluyor. Bana kalırsa gerçek...

Bomba