Connect with us

Bomba

MARVEL-DC HAFTALIK ÇİZGİ ROMAN İNCELEMELERİ: SECRET EMPIRE YOLU!

Yayınlandı

on

Son zamanlarda çeşitli teknik sebeplerden dolayı (baba bilgisayar yok) eksik bıraktığım, yine de utanmadan başlığa haftalık yazdığım yeni bir incelemeyle tekrardan merhaba! Bu hafta, hatta bu ay genel anlamda beklentiyi çok yüksek tutmamak gerekiyor hem Marvel hem DC cephesinden. Belli ki Mart ayını bahardan saymayan iki şirket de büyük sürprizlerini Nisan’a saklamış. Yine de, bu ay işte o büyük sürprizlere giden yolda ipucu toplama, teorilerle kafa patlatma dönemi. Bakalım bu hafta elimizde neler var?

yine karışacak ortalık

yine karışacak ortalık

Captain America Steve Rogers 013

Malumunuz bu bahar Marvel’ın müjdelediği iki büyük etkinlikten biri Steve Rogers’ın merkezinde yer alacağı Secret Empire. Kobik’in geçmişini Hydra ajanI olarak değiştirdiği kaptanımızın, başta Amerika olmak üzere tüm dünyayı nasıl ele geçireceğiyle alakalı henüz elimizde çok fazla bir bilgi yok. Bu sayı özelinde, Zemo’nun Stamford’da zihni Kobik tarafından silinmiş suçluları bulup kendine küçük çapta bir ordu kurduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. En son bulunan ve düzenli bir hayatı, ailesi olan suçlunun kim olduğunu göremedik, geri kalanların o kadar da iddialı isimler olmadığını düşünürsek, göstermemelerinin bir anlamı olabilir. Bunun dışında değiştirilmiş geçmişinde Rogers’in ikinci dünya savaşında birçok kez nasıl Zemo ve Bucky arasında kaldığını gördük. Hatta Zemo’nun babasının katilinin de Bucky olduğunu. Dolayısıya Secret Empire’de Winter Soldier sadece Cap’in kankası olarak değil, şu an planda ikinci adam olarak gözüken Zemo’nun kişisel hedefi olarak da hikayede önemli yer tutabilir. Hakeza geçtiğimiz haftalarda çıkan son Thunderbolts sayısında da yine Zemo’nun eski Thunderbolts üyelerini topladığını ve yeni takımdaki suçlu geçmişi olanların da bir kısmını ayarttığını, Bucky’nin Kobik ile beraber kaçtığını ve kendisini tekrar ikinci dünya savaşında bulduğunu düşünürsek, mağdur olarak mı kurtarıcı olarak mı bilinmez ama event boyunca Winter Soldier’in metalik kolunu çok göreceğimiz kesin. Bu noktada adını bu kadar zikrettikten sonra bir parantez de Zemo’ya açılabileceğini düşünüyorum. Ben şahsen Steve Rogers’ın düşmanlarını pek sevmem. Sevmem derken, çoğu neredeyse kendisi kadar eski ve tekrar yorumlanmamış, en iyi ihtimalle 80’ler de tasarlanmış karakterler ve bugünün Marvel evreniyle uyumsuz duruyorlar bana sorarsanız. Zemo’da bu absürt bulduğum karakterlerden biriydi ancak özellikle son birkaç haftada Secret Empire’ın oyun kurucusu haline gelmesi, Rogers ile kurduğu ilişki düşünüldüğünde birkaç seviye atladı çok kısa sürede. Bu da bir başka kişisel memnuniyetim diyeyim ve Secret Empire ile ilgili ümitlerimi koruyarak diğer sayılara geçeyim.

bitti ama nasıl bitti

bitti ama nasıl bitti?

Inhumans vs X-Men 06

Bu seri üzerine söylemek istediğim neredeyse her şeyi direkt olarak Inhumans vs X-Men serisi özel yazımda bahsetmiştim. O yüzden pek tekrara düşmek istemiyorum. Özet olarak Terrigen meselesinin barışçıl bir şekilde çözüldüğü ancak buna rağmen çok kan döküldüğü ve bütün suçlunun Emma olduğu bir final izledik. Yani Resurrection’a anahtar olacak seri bütün işlevini bence çok uçuklaşarak ve iyi gittiği yoldan bir çok kez saparak bitirdi. Artık önümüze bakma zamanı gibi. Malum, Nisan-Mayıs itibariyle önümüzde şu an çıkan ve devam edecekler de dahil 10 X-Men serisi var ki üç Deadpool serilerini ya da Uncanny Avengers’ı ve gelecek sayısız cross-overleri saymadan söylüyorum. Güzel günler için bir fedakarlık yapıldı, Emma Frost ve hikaye kalitesi feda edildi, umarım hiç değilse ilkinin derinliğine derinlik katacak hikayeler okuruz.
All-New_Wolverine_Vol_1_3_Lopez_Variant_Textless
All-New Wolverine 018

Bu seri, diğer birçok eski isim yeni karakter serilerinin aksine her seferinde daha iyiye doğru ilerliyor. Bu sayıda da Laura’nın sonunda Kimura’dan kalıcı olarak intikam alışına tanıklık ettik. Genç Jean’in kafasından tetikleyici kokunun tüm etkileri sildiği Laura, büyük oyunu bozdu ve her seferinde kendisini hem kuzenini öldürmekle hem de tetikleyici kokuyla yola getiren Kimura’yı öldürerek rahat bir nefes aldı. Evet cümlenin sonu klasik bir süper kahraman hikayesinde okuyacağınız sonlar değil ama bu bir Wolverine hikayesi ve her ne kadar zor olsa, kendisini krize soksa da karşınızdaki sıradan bir kahraman değil. Hakeza kurtuluşu da sıradan olmadı. Bütün Weapon X projelerinin zayıf noktası olan suda boğulma bana her seferinde çok dramatik geliyor. Kimura’nın ölümü de öyle oldu ancak dramatik olan onun ölümü değil Laura’nn çaresizce öldürüşü idi. Bu dramatik finalin dışında neler oldu. Bir kez daha Jean, Angel ve Gambit’i gördük. Ki sevgili Cajun’umuza böyle ziyaretler de olmasa hiç kavuşamıyoruz uzun süredir (neyse ki Astonishing X-Men ile geri dönüyor) ve Mutantların yan yana herhangi bir soru işareti dahil doğurmayan maceralarda görmek, tekrar aydınlık tarafta bulmak mutlu edici.

Bu sayıyı şahsen bir Resurrection teaser’I olarak okudum. Ve vurucu bir detay daha, Laura’nın aslında onlarca insanı öldürmediği, kokuyu aldığı gibi pençelerini kendi kafasına sapladığı ancak bundan haberi bile olmadığıydı, Logan’ın sinemalara girdiği hafta, bir o kadar yürek burkan bir detay oldu.

Sana yine hasret sana yine hüsran var

Sana yine hasret sana yine hüsran var

Jessica Jones 006

Bu sayı, aslında beklenen her şeyin bir bir gerçekleştiği sayı oldu. Kahraman camiasını yerle bir etmeye yeminli ekip Jessica sayesinde Carol Danvers’ı ele geçirdi-ğini sandı-. Bu senaryoyu okur açısından mantıklı kılabilecek tek gerekçe bir önceki sayıda karısını öldüren adamın Jessica’yı başka bir evrenden geldiğine (Earth-1610) ikna etmesi ve ailesinin de o evrenle beraber yok olmasının dramatikliği acaba Danvers’ı satacak mı ihtimalini doğurmuştu. Yine de az kahramanımızın bu tarz kritik dönüşlere yer bırakmayacak kadar kötü bir hayat yaşadığını düşündüğümüzde çok da ihtimaller içerisinde değildi. Nitekim Jessica ve Carol bütün çeteyi yakaladı ve olabilecek bütün trajedilerin önüne geçtiler, ki bunların arasında Civil war’ı başlatan Stamford faciasını andıran Champions’ın öldürülmesi vardı. Peki Jessica için her şey düzene girdi mi? Hayır. Tüm bu tezgahlar kurulurken güvende olsun ve Luke Cage dahil kimse bir şey bilmesin diye annesinin evine sakladığı kızını bulan Luke, ayrılırken de bir daha kızı vermeyeceğini ve her şeyin bittiğini ima eden bir mesaj bırakır anne Jones’e. Bakalım alkolik dedektifimiz, bu meselenin altından kalkabilecek mi?

Nerede o eskinin kingpini nerede bu netflix virali

Nerede o eskinin kingpini nerede bu netflix virali

Kingpin 002

Kendi solo serisine kavuşmasına coşmaktan uzun süre pek bir şey yapamadığım New York’un ağa babası Fisk, Netflix versiyonuna benzeyen softlukta ve paralelinde bir hikayeyle –bir kadını hayatının merkezine yerleştirip ona aslında kötü olmadığını anlatmaya çalışmak- ikinci sayısını doldurdu. Doldurdu diyorum çünkü henüz elde insanı soru işaretleriyle bırakan, ne olacak diyen herhangi bir hikaye arkı yok. Çünkü hikaye yok ortada. Cidden, iki sayıdır Fisk’in aslında ne kadar sofistike bir insan olduğunu, New York’un arka sokaklarında gömleğinin leke tuttuğunu göre göre bayıldık. Bu sayıda da en son seçime giden siyasetçi gibi çocuk seviyordu. Umarım hikaye böyle gitmez de elimizde Netflix yaptırımı serilerden dişe dokunur bir tek Bullseye kalmaz. Bir komplo olur, derin bir suç hikayesi olur, bekliyoruz. Ya da en kötü variantlar gerçeği söylüyordur da Secret Empire içerisinde iyi bir hikayesi olur. Bekliyoruz efendim.

İstesen hepsini döversin ama dövmüyorsun di mi abla

İstesen hepsini döversin ama dövmüyorsun değil mi abla?

Detective Comics 952

Bininci sayısına şunun şurasında 96 hafta kalan kült serimiz tüm hızıyla devam ediyor (dedemden beş yaş küçük seri okuyorum). Bu sayıda artık Rebirth sonrasının ilk hikayesi sayılabilecek koloninin hedefindeki League Of Shadows’un gerçek bir tehlike olduğunu öğreniyoruz. Normalde sıradan bir hayat yaşarken tek bir emirle bir anda ölüm makinesine dönüşen sıradan vatandaşlar fikri, sıradan gelse de çok korkutucu ve yaratıcı işlenebilecek bir hikaye ancak maalesef hala o seviyede bir şey göremedik. Darısı gelecek sayılara. Bu hafta ise hikayenin merkezinde Lady Shiva ve biricik(!) kızı Cassandra var idi. Orphan’ın öldürmekten el etek çektiğini gören Shiva hayal kırıklığına uğrar ve kızını almaktan vazgeçer. Cassandra ise nasıl cani bir annesi olduğunu görünce ciddi bir yıkım yaşar. Kendisini büyütmese de doğuran kişi, bizzat olmak istemediği kişidir. Bütün bu aile dramının yanında bir de iki sayıdır yenemeyeceği insanlar olduğunu kabul eden ve bu haliyle de okurları bol bol şaşırtan bir Batman var. Önce Orphan için istese ağzımı burnumu kırar ama istemiyor diyen kara şövalye, Shiva’nın da olm bak beni deli etme tehdidine pek bir şey diyemez. Peki Shiva’yı teke tekte HAZIRLIKSIZ alamayacağını bilen Kara Şövalye bir de aynı tedrisattan geçmiş yüzlerce sessiz ölüm makinesine karşı ne yapabilir? Şu an için hiçbir fikrimiz bile yok. Yani Batwoman’a bile babasının kaç kurtar dediği yerde, ya Batman yine müthiş bir planla gelerek hepsini elimine edecek sonra da toplaşıp hep beraber Shiva’nın ağzını burnunu kıracaklar ya da Cassandra kendini herkesin önüne atacak ve ölümcül dövüş sahneleri, ardından da bir ane-kız dramı izleyeceğiz. Her iki ihtimal de çok heyecan vermiyor açıkçası, Batman gerçekten akla gelmeyecek bir plan ile gelmedikçe. Ancak tekli karakter gelişimleri açısından olumlu, hele de Tim’in yokluğunda. Onu da yine baharda çıkacak Flash-Batman crossover’ı The Button ile göreceğiz gibi.

Dünya lideri

Dünya lideri

Justice League Of America 002

Çıkış aralığına bakmadığım için her yeni sayıda yine şaşırdığım JLA’da bu hafta Extremistlerle mücadele farklı bir boyut kazandı. Düşmanlarına boyun eğermiş gibi yapan Batman, ekibini tehlikeden kurtardı ancak tam yeni bir planla saldıracakken bambaşka bir gelişme ile karşılaştılar. Kravia halkı, Extremistleri kendi liderleri olarak kabul etti. Sıradan bir Sovyet sonrası Doğu Avrupa ülkesi siyasi keşmekeşinin (bu şekil bir isim tamlaması için kusura bakmayın) klişe bir çizgi roman uyarlaması. Bu tarz hikayelerin halihazırda en bilindiği Doom’un Latveria’ya hükmetmesi. Nedense Amerika çizgi roman yazarları bütün Doğu Avrupa’yı çaresizlikten canavarlardan medet uman insanlar olarak görmeyi seviyor. Bir çeşit oryantalizm. Evet, halihazırda müthiş bir siyasi istikrar yok Sovyetler yıkıldığından beri ancak siyasi istikrar kelimesi özellikle bugünlerde çok ürkütücü geliyor zaten bana. Yani bir ülkenin bağımsızlığının on beşinci yılında olması toptan bütün halkını bu kadar çaresizleştirmez, aradaki Sırp-Bosna savaşını da hesaba katarak söylüyorum. He hazır konusu geçmişken, bir yerde polis-asker sokakta birbirini vuruyordu muhabbeti geçti, aha dedim 15 Temmuz göndermesi mi, bura sembolik Türkiye mi acaba? Ama yok, yine aşırı yaratıcı isimli bir kurgusal balkan ülkesi. Kahramanlarımız açısından da teker teker herhangi bir gelişme yok, şu an gelecek sayıya kalan tek mesele, bir kötü adam takımıyla değil, asıl olarak ona boyun eğmiş bir ülkeyle nasıl baş edileceği meselesi. Temelinde sosyal mesaj verme kaygısı yatan JLA için uygun bir hikaye. Batman de zaten Extremistlerden hesabı kendilerinin değil, Kravia’nın milli iradesinin soracağın söyleyerek, nasıl bir kitle manipülatörlü olduğunun mesajlarını verdi. Aynen bu kadar kafa karıştırıcı bir sayıydı işte.

Bu yazılık benden bu kadar, önümüzdeki haftalarda, yeni sayılarda görüşmek üzere, çizgi romanla kalın!

Bomba

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Yayınlandı

on

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği herhangi bir cümle, herhangi bir paragraf söz konusu olduğunda hayranlar orada bitiverir. En ufak haberin küresel bir birliktelik oluşturduğu Star Wars, bir de büyük haberlerin geldiğinde nelere dönüştüğünü siz hayal edin. İşte o büyük haberlerden biri yaklaşık 1 saattir konuşuluyor. Haber, dedikodu sitemiz The Hollywood Reporter’dan geliyor.

THR’a göre The Hours filminin yönetmeni Stephen Daldry ile Disney arasında solo Obi-Wan Kenobi filmi için konuşmalar başlanmış. Henüz ne senaryo ne de oyuncuların konuşulmadığı sadece bu film için fikirlerin aynı yerde buluştuğu bir sohbet gerçekleştirilmiş. Buradan olumlu sonuçlar çıktıysa yakında filmin çekileceği de açıklanması yüksek bir ihtimal. Zaten genç Obi-Wan’ı canlandıran Ewan McGregor bu projeye baştan hazır olduğunu zamanında belirtmişti. Filme bir de Liam Neeson’lı Qui-Gon eklendi mi tadından yenmez!

Siz ne düşünüyorsunuz? Sizce de Obi-Wan filmi gelir mi? Gelmeli mi?

Okumaya Devam Et

Bomba

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Yayınlandı

on

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay harcanan ve unutulup giden kötülerimiz oldu hep evren içinde. Bu duruma bir istisna olarak karakter motivasyonu detaylı bir şekilde işlenmiş olan, hikaye derinliğine sahip ve ana karakterle olan bağlantısı inandırıcı olan Kilgrave karakteri karşımıza çıkmıştı. Jessica Jones birinci sezon finalinde Kilgrave’i boynunu kırarak öldürmüş ve tek kullanımlık kötüler arasına yollamıştı karakteri.

Önce şunu bir kabul edelim, David Tennant gelmiş geçmiş en iyi karakter oyuncularından birisidir ve marka değeri oldukça yüksek bir oyuncudur. Marvel kolay kolay kendisini harcamayacak diye düşünüyordum zaten. İkinci sezon duyurusu çıktığından beri Jessica Jones dizisinin sosyal medya hesapları Kilgrave göndermeleri yapıp duruyordu. Her ne kadar iyi yazılmış bir hikayeye sahip olsa da Kilgrave (a.k.a Purple Man) hikayesi çizgi roman evreninde çok geniş bir hikayeye sahip. Tüm bunlar düşünüldüğünde David Tennant’ı tekrar Kilgrave olarak görmeyi zaten bekliyorduk ve sonunda resmileşti.

Geçtiğimiz günlerde David Tennant’ın da olduğu Jessica Jones ikinci sezon set fotoğrafları paylaşıldı. Üstelik şöyle bir şekilde “Marvel, karakterin hikayeye ne şekilde dahil olacağını saklı tutar” gibisinden gizemli laflarla paylaşıldı.

Gelin olası bir kaç durumdan söz edelim, öncelikle tam olarak ölümden dönmek gibi olmasa da karakterimizin benzer bir kaç yeteneği var. Yani Kilgrave ölmemiş, ölüp geri gelmiş ya da birileri tarafından diriltilmiş olabilir. MCU artık iyice kozmik olaylar, büyüler, Darkhold’lar, iblisler, boyutlar hikayesine girmişken her şey mümkün aslında. Yani baya mor bir Purple Man’in olduğu alternatif bir boyutta geçen hikaye görürsek şaşırmayın (Şaka, şaka o kadarını da yapmazlar). Karakteri flashback olarak görme ihtimalimiz de var elbet ama ben işin o kadar basit olacağını sanmam. Benim esas oynamak istediğim bahis şu, ikinci sezon Jessica Jones’un güçlerini kazanmasını ve Kilgrave ile tanışmasını daha detaylı bir şekilde anlatabilir ve tamamen geçmişte geçebilir.

Siz neler düşünüyorsunuz?

Okumaya Devam Et

Bomba

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Yayınlandı

on

Kutluhan’ın İncelemesi:

Seven Samurai…

Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda. Durağan bir bölüm olan “Eastwatch” sezonun en iyi sahnelerine ev sahipliği yaptı. Yalnız dizi kitaptan koptukça ya da para kazandıkça Hollywood vari bir görüntü çizmeye başladı. Geçen bölümdeki savaşın tutarsızlıkları bu bölümde de devam etmekte ve bu durum beni az da olsa rahatsız etmeye başladı. Sezon finaline iki bölüm kala, Eastwatch en kısa incelemem olacak.

Spoiler uyarısı vererek başlıyorum.

Broon, Jaime’yi Ejderha’nın gazabından kurtarmış ve boğulmaktan kurtulmuşlardır. Jaime ile göz göze gelen Daenerys ya Jaime’nin komutan olduğunu anlamamış ya da umurunda olmamıştır. Zira nehire düşen ikilinin bulunması için bir ekip göndermeliydi. Bunun yerine özgürlükle, kan hakkıyla kurduğu liderliği, korkuyla sürdürmeyi tercih etmiştir. Ve sezonun en iyi sahnelerinden biri olan Tyrion’un durumu sorgulaması cereyan eder. Cersei’den, babasından ya da onun ölümünü görmeyi bekleyen halktan nefret etse de, halkının tamamen adaletsiz bir koşulda savaş vermesi, Tyrion’ı düşüncelere yollamıştır. Okla, kılıçla öldürülemeyen, kalkanla savrulması imkansız olan Ejderha saldırısında, milletinin yanarak can vermesine şahit olmuştur. Khaleesi’nin sağ eli olmasına rağmen de aldığı ağır yenilgilerden sonra, Khaleesi’ye artık sözünü geçiremiyordur. Martell, Tyrell hanesinden sonra Tarly hanesininde lider soyu tükenmiştir. Diz çöktürme takıntısı olan Daenerys, güzel sözlerle değil artık Ejderha’nın varlığıyla yandaş çekmeye başlamıştır. Bu etkili sahne, tüyleri diken diket etmiş ve çok güzel bir şekilde resmedilmiştir.

Dizinin en büyük kozu olan müzikleri yine boy gösterdi. Drogonla birlikte Dragonstone’a dönen Daenerys’i Jon Snow karşılar. Ve hiçbir savaş sahnesinin bırakamayacağı etkiyi, yirmi saniyede bırakır. Ejderha, Jon Snow’u tanıdı. Ejderha dilini bilmiyor olabilir ama gözler her şeyi anlattı. Drogon, Jon’un onu sevmesine müsaade etti. Çıplak elle Ejderha’ya ilk teması, gerçek soyunu da ilk hissedişi oldu. Ice and Fire dedik, Kuzey’in Kralı dedik ama içinde yatan alevi daha göremedik. Bran ile Jon karşılaşmasını sezon finaline saklayacaklar ya da asla gerçekleştirmeyecekler. Bu dizi izleyicisini süründürmeyi gerçekten seviyor.

Cersei hamile ha. Ondan bir çocuk daha görmeye dayanabilir miyiz? Ejderha’nın yıkımını görmüş biri olarak Jaime, tam savaştan vazgeçmiş, umutsuzluğa düşmüşken çocuk haberini alınca toparladı. Bu durum Cersei’nin yalan söylediğini düşündürmedi değil. Eğer yalan söylediyse yine Fox Tv kalitesine düşmüş olacak. Entrika değil, sade bir son istiyoruz artık. Bütün kıvılcımlar alev almışken, dizinin gitmesi gereken yol belli. Gerçekçi sahneler ve Taht Oyunları’nın hazin sonuyla veda etmenin zamanı geldi. Şahsen dizinin eski heyecanı kalmadı. Yeni Sezon geldiği gibi, görevmiş gibi sabahları altyazısız izliyorum evet. Akşamı bekleyemiyorum. Ama artık teoriler ve beklemek yordu. İstediğimiz ve beklediğimiz şeylerin olmayışı izleyiciyi yıprattı. İlk yazıdan beri Winterfell’deki büyük buluşmayı yazıyorum ama Jon’un yolu Winterfell’e düşmüyor. Ki Winterfell düşmeden de Jon dönmeyecek belli ki.

Evet, Winterfell düşüyor. Taşlar yerinden oynuyor. Sadece bir kişinin dokunuşlarıyla. Jon’un gönderdiği haberi gizleyen Littlefinger, Sansa’nın gerçek lider olmasını sağlayacak gibi duruyor. Kuzey’i dağıtmak eline ne geçirecek bilmiyorum. Akgezenlere inanıyorsa böyle amaçlar peşinde koşması çok saçma. İnanmıyor ve Kuzey’in birlikteliğini bozmaya çalışıyorsa, büyük bir katliam kış ile birlikte geliyor demektir.

Bu dizide bayıldığım bazı karşılaşmalar var. İki karakteri ayrı ayrı çok sevmiyor olabilirim. Ama karşı karşıya geldiklerinde ba yı lı yo rum. Bu bölümde tamı tamına iki tanesi gerçekleşti. Jaime ve Tyrion, Jorah ve Daenerys. Jon Snow hümanistlikte çığır açmış ve bir taşla iki kuş vurmak için yeni bir görev edindi. Bir tane Akgezen getirip, Cersei’nin desteğini kazanmak ve bu desteği kazanmasıyla Dany’nin desteğini de kazanmak. Bütün düşmanlıkların anlamsızlığını, Yabanilerle öğrenmiş, sevdiği insanları asmak zorunda kalmış ve nihai düşmanla göz göze gelmiştir. Tyrion, Jaime ile buluşmuş ve Cersei’ye mesajını ulaştırmıştır. Bu durum ise tek bir kişiyi ölüme götürecek. Broon’u. Önümüzdeki bölümlerde Broon ya kaçacak ya da Dağ ile yüzleşecek.

Masterlar. İzlerken Sam kadar sinirlendiğim mahlukatlar. Her şeyi biliyorsunuz, Akgezen tehlikesini de bilmeniz gerek. Eğer böyle bir ihtimal dahi varsa gerekeni yapmalılar. İhtimal diyorum. Gözlerle görülmesine gerek bile yok. Yedi Krallık sizin bilgeliğinize güvenirken, hata yapma şansları yokken, Akgezen gördüm diyen birine inanmamaları, Üç gözlü kuzguna inanmamaları fazla dramatik fazla şüpheci.

Şüphe… Bölümün teması. Önce Tyrion, sonra Jaime, Master ve Arya… Littlefinger’ın bir şeyler çevirdiğini gören Arya, yakında büyük bir tehlikeyle karşılaşacak. Sansa’nın değişmediğini düşünüp, ablasını da karşısına almış durumda. Hali hazırda Brieene ile de karşılaşmışlığı var. Winterfell’i büyük bir tehlike beklerken, Jon ise evinden çok uzakta. Khaleesi’sine kavuşmuş Jorah’ı, son Baratheon Gendry’i, Tormund’u, Beric, Toros ve The Hound’u bir araya getirdi. Tekrar Duvar’ın ötesine yolculuk. Seven Samurai, Seven Companion, Fellowship of the Dead gibi isimlerin aklımda uçuşmasına neden olan topluluk. Hepsinin birbirinden nefret etmesi için sebepleri var. Ama birbirlerini öldürmek yerine yan yana savaşacaklar. The Hound yine harika bir karakter olduğunu gösterdi ve diziyi güzelleştirdi. Diğer bölüm Akgezenler’i bir ordudan daha tehlikeli bir ekip bekliyor. Ghost Rider gibi kılıcını ateşleyebilen Beric, ölümcül hammerı ile son Baratheon Gendry, Krallık’ın en iyi savaşçısı Jorah Mormont, Krallar’ın Kralı Jon Snow… Hollywood vari durumlardan biri de buydu. Tam bir The Expendables durumu. Ama insan heyecanlanmadan duramıyor. Önümüzdeki bölüm kuzeyin en tehlikeli bölgelerinde geçecek.

“Hepimizin ortak bir yanı var. Nefes alıyoruz.” 

Varys’i ve Jaime’yi daha çok sevdiğimiz, Littlefinger ve Cersei’den daha çok nefret ettiğimiz Eastwatch bölümünü geride bıraktık. Littlefinger’ın tiratı, Tyrion’ın mahkemesi, Hodor’un gizemi gibi vurucu sahneler bekliyorum. Ve bir de Akgezenler arasında tanıdık yüzler… Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Dracarys!

Anıl’ın İncelemesi:

Jon of Thrones olarak isminin değişmesini düşündüğüm dizimiz Game of Thrones, bu hafta Cersei-Daenerys savaşına ara vererek ana konumuza odaklanmamızı sağladı. Herkesin gözü artık Duvar’ın ötesinden gelen Ölüler Ordusuna döndü. Canımı sıkan kısım ise Jon’un idealleri ne zamandan beri Kraliçe Daenerys ve Kraliçe Cersei’nin ortak amacı olmaya başladı veya başlayacak? Dany, Jon’dan hoşlandı orası kesin. Mormont’a da ayrı üzülüyorum. Adam çözümü olmayan hastalığı yendi geldi yine karşısında başka yakışıklı bir erkek adayı. Neyse Dany, Jon’dan hoşlandığı için onun davasına yardımcı olabilir ama işi Cersei’ye kadar götürmek? Çok zorlama olmadı mı sizce de? Gece Kralını kanlı canlı Cersei’nin karşısına getirse dahi Jon’un yanında olmayacağı çok net. Ölüler Ordusunun dünyayı dümdüz etmesini bile görür ama Winterfell ile bir iş birliğine yanaşmayacaktır Cersei. Sırf bunun için Tyrion’ın ışınlanarak Westeros’a gidip Jaime ile yüzleşmesini sevsem de olmayacak bir iş bu. Herkes kendi ideallerini bir kenara bıraktı ve  Jon Snow’un ideallerini benimsediler. Çok zorlama arkadaşlar. Mesela Jon, Drogon’u sevdiği sahnede kendimden geçtim ama herkesin Jon’un ideallerini benimsenmeye zorlanması bana yanlış geliyor.

Görsellik olarak ise yalan yok harika bir göz ziyafeti çektik! İkisinin başrolünde ise Drogon vardı. Dany’nin Lannister askerlerinin önüne gelirken arka fonda bütün haşmetiyle durduğu, artı olarak Jon Snow’a sinirli sinirli gelip sonra perdelerini kaldırdığında kedi gibi olup kendini sevdirdiği sahne. Jon’un Targaryen-Stark karışımı olan ateş ve buz’un şarkısı olduğunu tartışmıyoruz elbette. Ancak söz konusu Game of Thrones. Bakın Jon gerçekten ön planda. Fazla ön planda ve sizce de her şey fazla iyi gitmiyor mu? Jon’u öldürdüler bir daha öldürmezler mantığı doğru ama dizimizin bitmesine çok az bölüm kaldı. Ve bu dizinin en sevdiği şey, en sevdiklerimizi elimizden almak. Jon kendine dikkat etmeli, fazla ön planda.

Ejderhaları sevebilen artık Dany’den başka iki kişimiz daha var. Önceki sezonlarda YARDIM ETMEYE GELDİM. YARDIMI YEMEYİN esprileriyle iki ejderhanın zincirlerini kıran Tyrion Lannister, bir diğeri ise bu bölüm Jon Tar.. Snow. Ölüler Ordusunu halletmek için bu üçlüyü ejderhaların üzerinde görür müyüz? BU İHTİMALİ DÜŞÜNMEYİ SEVİYORUM! 

Littlefinger-Sansa-Arya üçgeninde ise işler Taht Oyunlarına yakışır şekilde ilerliyor. Baelish, Kuzeyin Kralı olabilmek için Sansa’yı önce başa geçirmeli sonra ise kendisiyle evlenmesini sağlamalı. Sansa gibi zırtapoz olduğu sürece zor bir ihtimal değil. O yüzden yavaştan Jon’a karşı ayaklanmalar başlayacaktır.. Ancak, Arya bunu BAŞ KESEREK engellemez ise. Littlefinger akıllı bir adam ama Arya bir suikastçi. Bakalım hangi akıl kazanacak bu savaşı.

Gendry.. Bu çocuğu sebepsiz yere seviyorum ve tahtta görmek istediğim 1 numaralı adayım. Geçen seneki incelemelerimde bundan bahsetmiştim, hatırlayanınız var ise elbette. Gendry’nin hem cool duruşu hem babası Robert Baratheon’dan gelen asi bir ruhu var. Dany ve ejderhalarını göreceğime Gendry’i oraya oturtmak benim için en doğru final. Bunların olması için ortada Cersei, Dany veya tahtta gözü olan kimsenin kalmaması lazım farkındayım ama, belki gerçekten kimse kalmaz? Bunu buraya not alalım.

Dany’nin diz çök takıntılığı son sürat devam ederken arada kaynayan Tarly hanesi oldu. Tabii onların ölmesi lazımdı çünkü bizim şüşko Sam’in aile reisi olarak Tarly ailesini Jon’dan mütevellit Dany’nin yanında savaşmasına sebep olmalıydı. Sam’de Üstat olmaktan vazgeçti ve görebildiği ne kadar bilgi varsa hepsini çalarak oradan ayrıldı. Winterfell’e gelen gelene olduğundan Sam’in de yolu burası olacaktır. Burada ailesinin öldüğünü öğrenerek Tarly ailesinin başına geçer ve ordularını Jon Snow’un yanında savaştırır. True story. Sam ve Gilly sahnelerinin en önemli noktası ise atlanmamalı. Gilly, Sam’i bunaltıyor gibi gözüktüğü sırada aslında Jon’un babasından bahsetmek üzereydi.

“Maynor says here he issued an annulment for Prince Rhaegar and remarried him to someone else in a secret ceremony.”

Gilly bu sözleri söylüyordu. Rhaegar, Daenerys’in abisi Jon’un ise babası olduğu söylenen Targaryen. Robert’ın Targaryen nefretini körükleyen, hayatının aşkı Lyanna’yı elinden alan kişi. Rhaegar’ın Dorne’da gizli bir düğünle evlendiği yazılmış. Bu kişi muhtemelen Lyanna Stark. Jon’un genleri iyiden iyiye ortaya çıkmış ama inatla resmiyete kavuşmaması deli etse de benim sevdiğim bir yol.

Cersei’nin hamilelik meselesi.. İki ihtimal var; 1- Ya yalan söylüyor ki ihtiyacı yok 2-Hamile ancak doğmadan ölecek. Çünkü Maggy the Frog’un kehanetine göre üç çocuğu olacaktı. Dördüncüden hiç bahsedilmemişti. Eğer Jaime gerçekten Queenslayer olursa hem sevdiği kadını hem doğmamış çocuğunu öldürmesi dramatik bir facia yaratacağından tam da Game of Thrones’a göre bir seçim olurdu. Muhtemelen Jaime, Cersei ve son çocuklarını kendi elleriyle öldürecektir. Sonra da kendisi uzun yaşamaz. Tabii Azor Ahai çıkmadığı sürece. Reddit’de bu teori oldukça fazla dolanmaya başladı. Jaime’nin Azor Ahai olma ihtimalinin arttığından bahsediliyor. Azor Ahai’nin kılıcı, yanlış hatırlamıyorsam sevdiği kişinin kalbine saplanmasıyla oluşmuştu. Cersei’yi öldürürse kehanetin bir kısmı gerçekleşebilir. Teori bana da mantıklı gözüküyor.

Jon’a dönersek The Hound, Beric, Myrli Thoros, Tormund, Gendry bildiğiniz Justice League üyeleri gibi toplandılar ve Gece Kralı ile dövüşmeye gittiler. Bu ekibin hepsinin sağ salim dönmesinin imkanı yok. Brotherhood’un iki önemli karakteri burada ölebilir. Beric, alevli kılıcıyla son epik mücadelesini yapacaktır, bence.

İncelemeler bu kadar. Haftaya görüşmek üzere!

 

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Bomba11 saat ago

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği...

Bomba14 saat ago

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay...

Bomba4 gün ago

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Kutluhan’ın İncelemesi: Seven Samurai… Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda....

Bomba4 gün ago

Kitaba Göre Game of Thrones Karakterleri Aslında Nasıl Gözükmeliydi?

Neredeyse bütün dünyanın bayıla bayıla izlediği ve şu sıralar bilgisayar tehditleriyle başı dertte olan Game of Thrones’un oyuncuları aslında kitaptakiler...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 2-

Batman Rebirth incelemesinin ikinci bölümü ile sizlerleyim. İlk bölümde ilk dört story arc’ı ve Rebirth One Shot’ını incelemiştim bu yazımda...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 1-

Merhabalar, bendeniz Ömer Fatih, yepyeni yazarınız. Film, kitap ve çizgi romanlar hakkında yazacağım. Çizgi romanlarda özellikle takip ettiğim mini seriler,...

Bomba5 gün ago

Ben Affleck’ten Snyder, Whedon ve Adalet Takımı İçin Yorumlar Var!

DC’nin ağır topu Adalet Takımı artık vizyona girmeye hazırlanıyor. Pek çok talihsiz olaylar zinciri ve kaybolan umutlardan sonra sonunda film...

Bomba5 gün ago

Ne Biliyoruz-Ne Bekliyoruz? #1: INHUMANS

Yaklaşık üç aydır buralarda yoktum. Okuluydu, şahsi meseleleriydi derken baya bir ara vermem gerekti yazılara. Bu ara için özür dileyip...

Bomba7 gün ago

Yüzüklerin Efendisi Karakterlerini Tanıyalım #3 Boromir Son of Gondor!

17 Oscar sahibi, başyapıt Yüzüklerin Efendisi serisinin sadece bir filminde rol alıp, bize delikanlılığın dersini veren Boromir, bu haftaki karakterimiz....

Bomba7 gün ago

Venom Filminde Carnage Rolü Kimin Olacak?

Çıkan son söylentilere göre Venom filminde yer alması beklenen Carnage’i Star Wars’tan hatırladığımız Riz Ahmed’in oynayacağı konuşuluyor. Bana kalırsa gerçek...

Bomba