Connect with us

Bomba

Matrix’e Reboot Geliyor ve Yönetmeni için 5 Adayımız Var!

Yayınlandı

on

Bugün geek dünyası tuhaf bir haberle karşı karşıya geldi arkadaşlar. Hollywood sinemasının son yirmi yıldır yaptığı en iyi işlerden biri olan Matrix serisinin yeni filminin çekilmesi konusunda net birtakım adımlar atılmış. Pek kısa bir zaman önce Olsa Çok Güzel Olur Dediğimiz Sinematik Evrenler başlıklı yazımızda bu ihtimalin ne kadar güzel sonuçlar doğurabileceğinden bahsetmiş, mutlu olmuştuk fakat görünenler pek iç açıcı değil gibi.

Bir kere işin içinde Wachowskiler yok. Keanu Reeves’in “Ben öyle bir işe Wachowskiler olmadan girmem aga.” minvalindeki sözleri baz alırsaki Reeves de yok. Kim var peki? Incredible Hulk, Elektra gibi filmleri yazan Zak Penn var. Başrollerden biri için ise günümüzün sevilen aktörü Michael B. Jordan düşünülüyor.

Yani cidden olay hiç iç açıcı durmuyor değil mi?

Matrix gibi efsanevi bir işin altından kalkmak gerçekten kolay değil. Felsefi altyapısı, görsel dili, hikaye anlatımı muhteşem olmalı ki efsaneye yeni bir şeyler eklendiğine değsin. Şimdilik filmden pek umutlu olmadığımızı belirterek aslında işi ele alsa harikalar yaratacak birkaç kişiden bahsedeceğiz size. Şu bahsettiğimiz isimler Matrix evreninde geçen bir film çekse nasıl efsanevi şeyler doğardı bir düşünün lütfen.

Alfonso Cuaron:

Alfonso-Cuaron

Şimdi bir düşünün Children of Men, Gravity, Harry Potter and the Prisoner of Azkaban gibi filmleri çekmiş bir adamdan bahsediyoruz. Gravity’deki yönetmenlik kabiliyetini, Children of Men’deki atmosfer yaratma başarısını falan kullanıp pesimist bir Matrix filmi çekse Alfonso abimiz. Beyaz perde karşısından mutlu ayrılmaz mıyız? Belki daha az dövüş sahnesi olur, orijinal seriye göre daha durgun bir film izleriz ama size yemin ediyorum film iliklerimize kadar işler yakamızı bırakmaz.

Vincenzo Natali:

Vincenzo-Natali

Cube isimli efsane filmi kaç kişi hatırlar, kaç kişi izlemiştir bilmiyorum fakat az prodüksiyonla güzel bilim-kurgunun nasıl yapılacağına muhteşem bir örnektir film. Bilim kurgunun “vicıvvv vicıvv” sesleri çıkartan CGI oyuncaklardan arınıp fikir seviyesinde güçlendirildiğinde ne kadar derinlikli olabileceğini çok güzel gösteriyor Natali. Bir taraftan da bu adamın tv tarihinin yönetmenlik bakımından en başarılı işlerinden sayılacak Hannibal’da altı, Westworld’de bir bölüm yönettiği gerçeği var. Yani adam fikir üretme konusunda iyi, Kamerayı nasıl kullanacağını biliyor. Eğer Matrix evreni izlediğimiz diğer sinematik evrenler gibi bir gelişim gösterip yan hikayelere sapacaksa Natali bence muhakkak bir film yönetmeli. Adam zaten az prodüksiyonla çok şey başarabiliyor. Oldurun be…

Alex Proyas:

Tamam, Gods of Egypt rezil bir film olabilir, Knowing de ilk bakışta deli klişe bir dünyanın sonu geliyor filmi kabul edilebilir ama Alex Proyas, Dark City gibi bir film yaptı arkadaşlar. Dark City, Matrix’e giden yolun taşlarını döşeyen filmlerden birisidir çok net. Knowing, pek parlak bir film sayılmasa da mitolojik, ezoterik göndermeleriyle saygıyı hakeden bir işti. Kendisine mesela şöyle Matrix evreninde geçen bir Cyber Polisiye yazılsa bence çok iyi iş çıkar.

Nolan Biraderler:

landscape_movies-christopher-nolan-the-dark-knight

Bakın bunu uzun uzun anlatmaya bile gerek yok ama uzun uzun anlatacağım yine de. Inception’ın seveni var sevmeyeni var fakat özel efekt kullanımının böylesine estetik bir şekilde başarıldığı pek az film olduğu konusunda sanıyoruz hepimiz hemfikiriz. Bir taraftan Christopher Nolan’ın Interstaller’ı çekmek için yıllarca Kuantum Fiziği dersi aldığı gerçeği var. Hollywood sinemasında, özellikle bilim-kurgu janrasında iş yapıp işine bu kadar saygı duyan gerçekten az kişi kaldı.

Tüm bu bahsettiklerimin yanına bir de Jonathan Nolan’ın televizyona yaptığı iki yapımda da (Person of Interest, Westworld) yapay zekaya eğildiği adeta yapay zekaya taktığı gerçeğini koyalım. Ben olsam adamların önüne kömür çuvalıyla para yığar “Kardeşim oturun Matrix’e orijin yazın, sistem nasıl oluşturuldu, işler bu hale nasıl geldi. Zion nasıl kuruldu, üçleme mi beşleme mi siz bilirsiniz yeter ki yapın.” derdim. Hani gerçekleşmeyeceğini bildiğim halde düşündükçe heyecanlanıyorum.

Daren Aronofsky:

movies-darren-aronofsky

Bakın sevgili Hollywood yapımcıları. Lütfen Aronofsky’e bir sinematik evrende görev verin yoksa adam dehasını Noah gibi ebleh ebleh filmlerle heba etmeye başladı. Adam Batman Year One yapacaktı proje iptal oldu, bir ara Robocop ile anıldı oradan da bir şey çıkmadı. Neden böyle yapıyorsun Hollywood?!?!?!

Şaka bir yana Aronofsky’i yaşayan en büyük yönetmenler listesine koysak kimsenin gıkı çıkmaz sanırım. Adam yapı ve hikaye bakımından koca koca saçmalıklar içeren Noah gibi bir filme bile yönetmen olarak damgasını vurdu, imzasını attı. Bir tane olsun kötü yönetilmiş filmine rastlamak mümkün değil. Fountain gibi Black Swan gibi muhteşem filmler çeken adama Matrix’in dünyasını emanet etseler neler yapar azıcık hayal edin. Mest olmuyor musunuz?

Şimdilik yeni çekilecek Matrix filmlerine dair söyleyeceklerim bunlar. Hollywood yine efsanevi bir işi aslına yakışmayan basitlikle karşımıza koyacak gibi bekleyelim görelim

Peki sevgili okuyucu: siz neler bekliyorsunu Matrix’in yeni filmlerinden? Durumdan memnun musunuz? Yazın konuşalım.

Okumaya Devam Et
yorum yapmak için tıkla!

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

The Defenders 4-5-6-7. Bölüm İncelemeleri

Yayınlandı

on

İlk 3 bölümü ayrı ayrı inceledikten sonra, finale kadar olan bölümleri tek bir yazıda toplamayı düşündüm. Malum hem Netflix dizisi hem de maraton yapıp tek günde 8 bölüm bitirince böylesi daha verimli olsa gerek. Buyurun bölümlerin detaylarına inelim.

Buradan sonrası bahsi geçen bölümler için spoiler içerir.

”Royal Dragon” bölümü yani 4.bölüm benim en aklımda kalan sahnelere sahipti ve aynı zamanda en sevdiğim bölümlerden de biri oldu çünkü bizi heyecanlandıran ekibin ilk tanışma anları diyalogları gayet güzeldi, Jessica’nın her olaya herkese laf sokması çok keyifli izlerken zevkten dört köşe oldum. Tüm bölüm o Çin lokantasında geçmiş olabilir ama dediğim gibi harikaydı, Avengers’ın dönercide geçirdikleri 1 saati izlemek gibiydi. Filmlerde buna vaktimiz yok fakat medya dizi olunca vaktimiz oluyor.

”Take Shelter” isimli 5.bölüm ise dizinin sayılı güzel bölümlerinden biriydi, Çin lokantasındaki dövüş de, 3.bölümdeki dövüş de her ne kadar güzel olsa da Daredevil’ın kendi dizisindeki, özellikle koridor sahnelerindeki kadar kaliteli dövüşler görmedik hala ve sezon finali de dahil kalan bölümlerde de göremiyoruz. Buna ayrıca final bölümü incelemesinde değineceğim. Ayrıca dizide bu bölüm ilk kez kostümünü giyen bir Matt Murdock var. Bazen gerçekten olaylar yavaş gelişiyor. Bu da can sıkıcı bir konu açıkçası. Yine de Trish’i kurtardıkları sahne bayağı etkileyiciydi, neredeyse tüm yan karakterlerin kurtarılması ve polis merkezine bırakılması fikri de güzeldi, hiç yoktan bu karakterleri biraz daha ekranda görebildik. Colleen-Bakuto karşılaşmasını ise Iron Fist’te zaten izlediğimiz için artık sıktı.

”Ashes, Ashes”, 6.bölüm benim için dizinin kötüye gitmeye başladığı bölümdü. Bir sürü tutarsızlık vardı. Hand örgütünün ne kadar büyük, her yere eli uzanan – kelime oyunu – bir örgüt olduğunu bilen kahramanlarımız yine de Danny’i saklayabileceklerine inanıyorlar. Hiç yoktan bu bölüm Danny-Luke ilişkisi parladı. İkili gerçekten çok iyi anlaşıyor ve sahnelerini izlemek Power Man and Iron Fist fasiküllerinden bir sahne izlediğinizi hissettiriyor. Dedektifimizin ve avukatımızın ikili ilişkisi, olayı araştırdıkları sahneler de fena değildi. Bir diğer tutarsızlık ve bölümü, hatta diziyi olumsuz etkileyen faktör, Hand. Evet bu örgüt Daredevil sezon 2’de farklı, Iron Fist sezon 1’de farklı işlendi ve Defenders’taki hali Iron Fist’te gördüğümüz Hand’e daha çok benziyor, fakat hiçbir zaman yeterince gerçek bir tehdit gibi işlenemediler. Kötü bir villian değiller belki ama kesinlikle yeterli seviyede seyretmiyorlar, Alexandra ise yaraya bırakın tuz basmayı, yarayı ölümcül bir hale getiriyor. Sigourney Weaver’ın karakteri hayata geçirişini beğenmiştim fakat bölümler ilerliyor, karakter size bekleneni vermiyor, neden Hand’in lideri, neden tehlikeli, dahi ama nasıl, bunların cevaplarını vermiyor. Tüm planını Black Sky üstüne kurmuş olması ise bu bölümün sonunda karakterin sonunu getirdi. Main villian haline Elektra geldi böylece, çok ama çok kötü bir karar. Karakteri Elodie Yung ne yazık ki çok kötü canlandırıyor.

”Fish in the Jailhouse”  finalden önce son bölüm, ve 25 dakika karakolda geçiyor. Yan karakterleri görebilmemiz adına güzel bir adımdı. Öte yandan finalden önce olması işleri gereksiz yere yavaşlattı. Karakterlerin kendi dizilerindeki yan karakterleri ekranda bu kadar az görmeye alışmamışım açıkçası, sanırsam Infinity War’da birçok karakterin başına aynı olay gelecek. Bölüm, daha doğrusu dizi Alexandra öldüğünden beri villian eksikliği çekiyor. Alexandra bile tek başına yeterli değildi ama bu bölüm Hand’in kalan 3 parmağının tartışmasını, Elektra’nın onlardan bağımsız hareket etmesini gördük. Bu eksiklik finalde de devam edecek emin olabilirsiniz. Anıl’ın The Defenders’ın Ağızda Bıraktığı Kekremsi Tadın 5 Nedeni yazısında değindiği gibi, bu dizi için ana kötü olarak keşke Hand seçilmeseydi. Bölümün sevdiğim yanlarından biri sondaki dövüş sekanslarıydı, Madam Gao’nun güçlerini kullanması ve kullanış şekli, Luke ve Jessica ile aynı anda dövüşebilmesi şaşırttı. Luke zaten kırılmaz cildine rağmen bu dizide gerçekten Danny’den sonra en çok dayak yiyen kişi sanırsam.

Easter Eggler:

  • 4. Bölüm’de Daredevil 2. Sezon kötüsü Nobu dışında bir easter egg görülmedi.
  • Alexandra’nın geçmiş dönem isimleri:

    Audrey Thompson

    Abigail King

    Angelica Fletcher

    Alberta Davis

    Bunların hiçbiri Marvel tarihinde yer alan isimler değil, sanırım rastgele seçilmişler.

 

  • 5. Bölüm’de Ben Urich zamanından kalma Battle of NY gazetesi hala duvarda asılı.
  • Stick’in kanalizasyondan kaçma planı insanlara Splinter ve Ninja Kaplumbağaları anımsatmış.
  • 6. Bölüm’de Danny, “Iron Fist ve Luke Cage” dediği an herkesin anlayacağı üzere Iron Fist and Power Man çizgi romanlarına referans yaptı.
  • Elektra ile Alexandra’nın konuştuğu mezarlık, Punisher’ın yakalandığı mezarlık ile aynı yer.
  • 7. Bölüm’de Jessica, Michael Jackson’ın YOU ARE NOT ALONE şarkısına referans veriyor.

Genel hatlarıyla bu 4 bölüm ilk 3’e göre hem daha hızlı ilerleyen, hem daha kaliteli ve dolu dolu bölümlerdi, beklediğimize değdi dedirten bölümlerdi, özellikle 4.bölüm ekibin tanışması ile parladı, fakat dizinin tamamı için şu an bunu söyleyemeyiz, Alexandra’nın ölümüyle bi’ düşüşe geçildi bir kere ve bu düşüş 7’de devam etti. Fakat görsellik yine güzel, söylemiş miydik?

Sizi görsellerle baş başa bırakıyorum, final bölümü incelemesinde görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

The Defenders’ın Ağızda Bıraktığı Kekremsi Tadın 5 Nedeni!

Yayınlandı

on

Doğancan’ın bölüm incelemelerine sitemizden ulaşabilirsiniz. Bu içerik, The Defenders’ın olumsuz olduğu 5 nedeni sıralamakla meşgul ve ayrıca SPOILER içerir.

 

İyisiyle kötüsüyle The Defenders, televizyon tarihinde süper kahramanların bir araya toplandığı yapımlardan biri daha oldu. Öncesinde DC Arrowverse evreni bu tür toplanmaları yapmıştı. Hatta öncesine gidersek Smallville dizisinde dahi yapılmıştı. Ancak Marvel adına bu bir ilkti. Tv izleyicilerini Daredevil ile ekranlara kitleyen, sonrasında ise Jessica Jones, Luke Cage ve Iron Fist ile bu başarılarını sürdürdü. Marvel, anladığım kadarıyla MCU planını tv’de de sürdürme kararı almış. Önce tüm kahramanlar solo takıldı ve en sonunda da birleştiler. Yani Marvel tv ekranı şu an Avengers’ın ilk toplandığı dönemde desek yanlış olmaz. Ben, The Defenders ile birlikte gelecek sezonlarda Agents of Shield ile bir crossover’ın gerçekleşebileceğini düşünüyorum. Bunu düşünmemin sebebi ise az önce bahsettiğim MCU planlamasına uygun ilerlemeleri. Avengers sonrası gelen Age of Ultron ve solo filmlerde karakterler artık birbiri ile filmler içinde buluşabiliyorlardı. Sırada bunu tv departmanında uygulamak var. Başta Luke, Jessica’ya uğrar. Danny, Luke’a uğrar böyle böyle Agent Coulson’a kadar ulaşırız gibime geliyor.

Bu kısmı geleceğe bırakalım ve dizimize dönelim. “The Defenders sizce doğru bir proje mi oldu?” Bence evet. Ancak soruyu değiştirip, “The Defenders doğru adımları mı izledi?” dersek, hayır. Şimdi gelin bunun sebeplerini 5 madde de irdeleyelim.

1- Zaman sorunsalı

Tüm solo Marvel-Netflix dizilerinin New York savaşının sonrasında geçtiğini biliyoruz. Bu yüzden Spider-Man, Daredevil ile birlikte kapışsın hayallerimiz zaten olamıyor. Çünkü o sıralarda Peter ilkokul çocuğu ve örümcek güçleri bile yok. Ancak The Defenders’a kadar gelinen süreçte ne kadar zaman geçti hala bilmiyoruz. Jessica, The Defenders boyu olan olayları 1 HAFTA olarak nitelendirdi. Yani gerçekten dizi evreninde hala Age of Ultron yaşanmadı mı? Yaşandıysa neden hala New York savaşından bahsediliyor? Yaşanmadıysa neden artık bir yenilik katıp kahramanlarımızın sokakta robot dövdüğü referansı hiç yapılmıyor? Gerçekten bu zaman meselesi çok can sıkıcı. Yani bizim izlediğimiz The Defenders, hala Chitauri saldırısının hemen sonrasındaysa işimiz var. Zaman sorunsalının hiç ilerleme kaydetmemesi, bizi olduğumuz yerde sayıklıyormuş hissinden kurtaramıyor.

2- Karakterleri tekrar anlatma ihtiyacı

Solo dizilerini izlemeden direk The Defenders’a başlayanlar için karakterlerin kendilerine has özelliklerini anlatma yoluna gitmeleri mantıklı olabilir ancak, hangi geek veya hangi bu tür dizileri seven birey solo dizileri izlemeden sadece The Defenders izler? Solo dizilerin hepsini bile izlemediyse Daredevil 1-2. sezonları izlemiştir. Bu yüzden karakterlerin değişik özelliklerini bölüm başlarında tekrar, tekrar vurgulamak diziyi baltaladı. Evet Jessica alkol seviyor, Luke kurşun geçirmiyor vs. vs. Bunları diziye biz izleyenleri uyutarak yayabileceklerken sanki karakterleri ilk defa görüyormuş hissini bize yeniden yaşatıp izleyiciyi biraz salak yerine koydular. Bu anlatım yolu da diziyi ağır ilerliyor gibi gösterdi. 8 bölüm sürecek bir yapım nasıl olur dersini Game of Thrones‘tan öğrenmeleri şart.

3- Diyalogların içi boş olması

Son bölüm, son sahne dışında, diyalogları dinlerken baygınlık geçirdiğim anlar oldu. Yani gerçekten mi? BU SENİN SUÇUN DEĞİL kahramanlara 70 senedir söylenen bir söz öbeği ve bunu Danny’e kaç kere hatırlattılar inanın hatırlamıyorum. Tabii sadece bu değil. Kahramanları birbirine bağlaması gereken sözlerin nasıl da anlamsız, klişe bir yolla yazıldığına şahit olduk. The Defenders dendiği an, insan karamsarlık ve epiklik bekliyordu. En azından ben bekliyordum. Çünkü bu ekibin içinde Frank Miller’dan çıkmış ağır katolik ve karanlık bir Daredevil var. Atmosferi ile diyalogların birbiri ile uyuşmadığı bir yapım The Defenders. Keşke sarı, kırmızı, yeşil, mor renklerini doğru kullandığınız gibi şu diyaloglara baktığınız zaman birkaçını epik sözlerle değiştirseydiniz.

4- Villain’ın über ötesi zayıf olması

En sinirlendiğim konu bu oldu. Yahu Marvel, enfes cast seçimlerini Alien filmlerinin yıldızı Sigourney Weaver ile taçlandırmışsın, Alexandra adıyla The Hand’in liderliğini vermişsin ama bu kadar için boş bir karakter yazılımı nasıl yapmışsın anlam veremiyorum. Karakterin uzun yıllardır yaşadığını anlatma gereği bile duymayan senaristler, ne deneyimlediği yılların tecrübesini aktarabildi ne de o tecrübenin getirdiği müthiş gücünü. Asırlardır yaşayan The Hand’in 5 parmağının lideri bu denli zayıf gösterilirse geri kalan parmakları siz düşünün. Madam Gao’yu en baştan beri tanıyoruz keşke lider o kalsaydı. Hatta abartıyorum, The Defenders’a Wilson Fisk yakışırdı. Hala inatla söylüyorum, dizi ve film evreninin en iyi villainı hala Wilson Fisk’tir. Alexandra ise hiçbir güç gösterisi gösteremeden ve kendini kanıtlayamadan Elektra tarafından öldürüldü.

5- En zayıf halka olan Iron Fist’i hikayenin ana konusu yapmak

En zayıf halkadan kastım elbette solo diziler arasındaki yeri. Iron Fist’in 1. sezonunu insanlar ya bitiremedi, bitirdiyse dahi sevemedi. Sevilen birkaç detaydan olan Ward Meachum’da dizide yoktu. Iron Fist’in geliştiği ve kahraman olma yolunda daha iyi bir yolda olduğu kesin ancak kendi hikayesinde bile çok ısınılmayan ve güzel yorumlar almayan Danny’i hikayenin tam ortasına yerleştirmek, olmadı. Neyse ki Daredevil ile güzel bir son yapıldı da, The Defenders ortalama bir yapım olarak kalmasını sağladı.

 

Siz ne diyorsunuz millet? Sizce nasıl bir diziydi The Defenders? Görüşlerinizi belirtin!

Okumaya Devam Et

Bomba

The Defenders 1.Sezon 3.Bölüm ”Worst Behavior” İncelemesi

Yayınlandı

on

İlk 2 bölüm boyunca bir yemek tarifine uyulmuş da biz farkında değilmişiz. Bu bölüm yemek hazırlanmış, son 10 dakikada ise önümüze güzelce servis edildi. Öyleyse bölümü övelim.

Uyarmadı demeyinnn, Spoiler!

Bölüm Türkçe konuşmalarla başlayınca defalarca dili Türkçe yapıp yapmadığımı kontrol ettim doğrusu. Sonra durumu fark ettim tabi ama Alexandra’nın İstanbul’a Konstantinopolis demesi? Hayır anladık kadın bayağı bir yaşamış her fırsatta bunu gözümüze sokmaya çalışıyorlar. Ayrıca önceki dizileri izlememiş olanlar için karakterleri tekrardan bir tanıtma hissiyatı sık sık gözümüze sokulduğunu düşünüyorum; Jessica’nın alkol kullanımı, Luke her sahneye çıktığında bir rap müzik falan.

Neyse konumuza dönelim biz. Bölümün ilk 15 dakikası Elektra’nın canlanmasını ve eğitimini anlattı, ben daha çok ekibi görmek istesem de gerekli sahnelerdi diye düşünüyorum. Daha sonra ise bir önceki bölüm incelemesinde bahsettiğim Midland Circle binasına herkes kendi araştırması sonucu ulaştı fakat bu ulaşımın gelişimi gayet organikti. Danny ile Luke’un tanışması da öyleydi, Claire sonunda tanıdığı özel insanları tanıştırmayı düşünebildi, o da Luke Danny’den parlayan yumruklu herif diye bahsedince oldu ya neyse. Ulaşmaları organikti dedik, ulaştıktan sonra olanlar ise! Of! Gerçekten beklediğimiz sahneler bunlardı, aksiyonun Danny ile başlaması aktöre ve karaktere olan güveni gösteriyor benim gözümde, Marvel, Iron Fist’e gelen olumsuz eleştirilerden güzel ders çıkarmış diye düşünüyorum. Dövüş sahneleri hem çok doyurucuydu hem de her çizgi roman severin görmek istediği birlikte çalışma sahneleri vardı. Luke’un Danny’e siper olması gibi. Bu noktadan sonra aksiyon oranı çok düşmez, düşemez diye tahmin ediyorum. Fragmanlardan gördüğümüz Danny – Matt kavgası ya da ekibin kendi içindeki çekişmelerin sebebi ne olacak şu an kestirmek zor. Fakat Luke ile Danny uyumu çok hoşuma gitti. İkiliyi yakından tanıyanlar bilir, çizgi romanların en ünlü ”bromance” denen ikililerindendir Iron Fist ve Luke Cage. Heroes for Hire adında bir işletmeleri bile vardır. Pop’ın yıkılan berber dükkanı tam Heroes for Hire mekanı yapılabilecek yer. Ayrıca bu bölüm ekip üyelerinin birbirleriyle dinamiklerini daha yakından gözlemleme şansına eriştik, ve gerçekten de ilk Avengers filmindeki tanışmalar, dinamikler kadar güzel yazılmış. Jess – Matt, Danny – Luke ilişkileri izlemesi hem zevkli, hem de yersiz ya da kalitesiz esprilere sahip değiller.

Dizi görünüşe göre vitesi arttırdı ve hızlanmaya devam ediyor, umarım bir daha da büyük bir frenle karşılaşmayız. Dinamikler iyi, işleniş bu bölüm daha akıcıydı, senaryo çok az gösterip merak üstüne kurulu olsa da fena değil, görsellik yine harika, aksiyon sahneleri de daha çok, sık yer kaplamaya başlarsa dizinin daha izlemesi keyif veren bir hal alacağını sanıyorum. Görsellik demişken, gerçekten ss alınıp duvara asılası ya da gif haline getirilip tekrar tekrar izlenesi sahneler, kareler yok muydu sizce de? Buyurun ben birkaçını bırakayım şöyle.

Bir küçük easter egg de Jessica Matt takip sahnesinde yine Stan Lee posteri görüyoruz bu kareyi de aşağı koydum.

Anıl’dan minik not:

Yabancı sinema kültüründe İstanbul’a yüzde 80 oranında Konstantinapol derler ve ben de bu duruma aşırı milliyetçi yaklaşır, gıcık kaparım. Aynısını The Defenders’ta görmek tam ağzımı bükmek üzereyken restorant sahibi Türk abim İSTANBUL LA ORA dedi, kendime geldim. Bayrakları astık! 

Gelecek bölümde görüşmek üzere!

 

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Bomba2 saat ago

The Defenders 4-5-6-7. Bölüm İncelemeleri

İlk 3 bölümü ayrı ayrı inceledikten sonra, finale kadar olan bölümleri tek bir yazıda toplamayı düşündüm. Malum hem Netflix dizisi...

Bomba1 gün ago

The Defenders’ın Ağızda Bıraktığı Kekremsi Tadın 5 Nedeni!

Doğancan’ın bölüm incelemelerine sitemizden ulaşabilirsiniz. Bu içerik, The Defenders’ın olumsuz olduğu 5 nedeni sıralamakla meşgul ve ayrıca SPOILER içerir.  ...

Bomba2 gün ago

The Defenders 1.Sezon 3.Bölüm ”Worst Behavior” İncelemesi

İlk 2 bölüm boyunca bir yemek tarifine uyulmuş da biz farkında değilmişiz. Bu bölüm yemek hazırlanmış, son 10 dakikada ise...

Bomba2 gün ago

The Defenders 1.Sezon 2.Bölüm ”Mean Right Hook” İncelemesi

1. Bölüm incelemesi Sezonun 2.bölümü geride kaldı ve ekip hala oluşmadı bile. Kötü bölüm müydü? Hayır, ama bünyemiz şu an...

Bomba2 gün ago

The Defenders 1.Sezon 1.Bölüm ”The H Word” İncelemesi

Ve beklenen dizi geldi! Marvel Netflix anlaşması yapılıp 4 solo ve ardından gelecek Defenders dizisi açıklanalı beri bekliyoruz. 2016 Ocak...

Bomba3 gün ago

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği...

Bomba3 gün ago

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay...

Bomba6 gün ago

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Kutluhan’ın İncelemesi: Seven Samurai… Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda....

Bomba7 gün ago

Kitaba Göre Game of Thrones Karakterleri Aslında Nasıl Gözükmeliydi?

Neredeyse bütün dünyanın bayıla bayıla izlediği ve şu sıralar bilgisayar tehditleriyle başı dertte olan Game of Thrones’un oyuncuları aslında kitaptakiler...

Bomba7 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 2-

Batman Rebirth incelemesinin ikinci bölümü ile sizlerleyim. İlk bölümde ilk dört story arc’ı ve Rebirth One Shot’ını incelemiştim bu yazımda...

Bomba