Connect with us

Bomba

POWERLESS İNCELEMESİ: SÜPER KAHRAMANLARIN ARASINDA YAŞAYAN SÜPER SIRADAN İNSANLAR!

Yayınlandı

on

DC, televizyon evrenini yeteri kadar ele geçirmemiş gibi hem süper kahramanları hem de mizahı işin içine katarak bomba gibi bir diziyle karşımıza geldi: Powerless! Peki nedir bu Powerless? Öncelikle burada izleyeceğimiz neredeyse tüm karakterler senden, benden izler taşıyor. Neden derseniz, çoğumuzun çizgi roman okurken hissettiği o BENDE KAHRAMAN OLMAK İSTİYORUM ideası vardır ya? Onu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Çünkü süper kahramanların ve süper kötülerin cirit attığı bir dünyada sıradan insan olmak hiç de kolay bir durum değil. Powerless, bizlere sürekli olarak empoze edilen süper kahramanın gözünden dünya bakış açısını tam tersini çevirerek hiçbir gücü olmayan ve Tanrılar arasında yaşamak zorunda kalmış, sıkıcı hayatları ve işleri olan insanların gözünden bu dünyayı tanımamızı sağlıyor. Şu an için sadece 1. bölümü yayınlandığı için bu bölümü incelemekle birlikte dizinin artıları ve eksilerini anlatarak izleyip/izlememe kararını siz geeklere bırakmak istiyorum.

Dipnot: Yazının en aşağısında yer alan Easter Egglere kadar sizi rahatsız edecek kadar SPOILER yoktur. Ancak easter egglere geldiğiniz an, bölümü izleyip onlara öyle bakmanızı öneririm.

 

Artılar:

Vanessa Hudgens (Emily Locke)

Ana karakterimiz Emily, yeni başlangıçlar yapmak amacıyla hem şehrini hem de iş yerini değiştirerek yolu Charm şehrine düşüyor ve çalışmaya başladığı şirket ise Wayne Security oluyor. Şirketi ise Bruce Wayne’in kuzeni Van Wayne yönetiyor. Van, Bruce kadar başarılı olamamış ve Gotham City’nin ışıltılı binasında iş hayalleri kuran bir patron. Başardığı şeyler oldukça yetersiz olduğu için aramadığı halde sekreterine insanlar içinde Bruce Wayne’in onu aradığını söyleterek hava atmayı seven biri. Ancak şirketi, Lex-Corp’un ürettiği şeylerin aynısını daha ucuz maliyetle taklit etmeye çalışan bir yer. Kısacası Wayne Security, patronu Van Wayne kadar güçlü! bir şirket. Emily ise girdiği andan itibaren çalışanlar tarafından bir önyargıyla karşılaşıyor. Çünkü kendisinden önce çalışan 4 kişi kovulmuş. Herkes onun 5. olacağını düşünürken, şirketin süper kahramanı oluveriyor!

Bu dünyada aklınıza gelebilecek her DC Comics karakteri yaşamakta olduğu için adeta referansları yakalamak için bölümü durdurmak ve geri alıp tekrar izlemek durumunda kalıyorsunuz. Batman, Superman, Wonder Woman ne ararsanız var. Tabii ki görünüşleriyle değil, sadece isimleriyle. Vanessa Hudgens ise dizinin mizahi yükünü çok güzel sırtlamış. Ekrana çok yakıştığını düşünmekle birlikte, diziyi size anında sevdiriyor. Verdiği enerji ve karakterine kattığı sorumluluk ile sempatiklik oldukça tadında ve yerinde. Birazcık rolünü FAZLA oynadığını ve izlerken hafif beni yorar gibi hissettim. Onun dengesini ise ilerleyen bölümde oturtacağını düşünüyorum.

Referanslar;

Powerless, süper kahraman dizilerinin hakettiği ve bahsettiği ne kadar referans varsa size aynı şekilde bunu sunuyor. Nasıl ki The Flash, Arrow multiverse kavramlarını bize kazandırdıysa Powerless’te aynı şekilde bizi bu dünyaya çekmek için her yolu denemeye kararlı! Bir bakmışsınız daha çok animasyonlardan bilinen Crimson Fox, klasik tren raylarının havaya uçması sonucu treni durduruyor, bir bakmışsınız Kriptonit’in insanlar için ne kadar kırılgan olup Superman için ölümcül olabileceğini yüzümüze vura vura anlatıyorlar. Hem de çok normalmiş gibi! Spoiler vermemek için zor tutuyorum kendimi ancak izleyince bunu daha iyi anlayacaksınız.

Empati;

Powerless, biz çizgi roman severler için enfes bir yapım. Nedeni çok basit! Başta bahsettiğim gibi çoğumuz çizgi romanları okurken istemsiz bir iç çekilir. Yine çoğumuz otobüste, minibüste güzel bir kız/yakışıklı bir çocuk camı açar mısın dediğinde o camı tek hamlede açmayı isteriz. İşte bu duyguların en güzel karşılığı Powerless oluyor. Karakterlerin süper kahramanlarla veya süper kötülerle birebir yakınlaşması henüz gerçekleşmedi. Ancak bu olmayacak anlamına gelmez. Emily’nin çocukluğundan beri gökyüzüne bakıp süper kahramanların uçuşlarına bakarak büyümesi, bizim gökyüzüne baktığımız zaman hissettiğimiz ile aynı duygu. Bu yüzden empati kurdurtabilmek, dizinin en önemli artılarından biri.

Süresi ve mizah tonu;

Powerless aslında tehlikeli sularda yüzüyor desek yalan olmaz. Süper kahraman işlerinden herhangi bir unsurun eksikliği, o filmi veya diziyi oldukça etkiliyor. Bakınız Batman v Superman: Dawn of Justice, Suicide Squad ne tür eleştiriler aldı. Bu yüzden dizimiz başladığı gibi anında 20 dakikasını dolduruyor ve o 20 dakikanızı keyifli bir şekilde geçirmesini biliyor. Mizahi tonu ise mühim. Çünkü süper kahraman filmlerinin EN ÇOK BEN KARANLIK OLACAĞIM teması sıkmaya başlamışken, böylesine aydınlık bir dizi yapabilmek bence başarıdır. How I Met Your Mother + Gotham dizisini birleştirin, işte öyle bir dizi Powerless.

Eksiler:

Süper kahramanların asla gözükmemesi/gözükmeyecek olması;

Bu elbette benim tahminim. Gotham dizisinde bile Batmanlik yapan bir James Gordon izliyoruz. Bruce Wayne son 2 bölümdür kendine gelebildi ama Batman olmak için hala çok yetersiz. Gotham gibi bir dizi bile başlangıçta elini böyle korkak alıştırmıştı. Powerless ise süper kahramanları uzaktan göstermekle ve isimlerini orada burada geçirmekle sezonu tamamlayacak gibi. Tabi Jack O’Lantern ve Criminal Fox’u anında gösterdiler ama benim bahsettiklerim A sınıfı kahramanlar/villainlar. Joker’in gülme gazına karşı yaratılan Anti-Venom panzehiri referansı ve Joker’i kafasına bir çuval geçirerek göstermek maalesef bizi tatmin etmeyecek. Şu açıdan düşünecek olursak, bu süper kahramanların değil sıradan insanların dizisi. Göstermeleri zorunlu değil ama arada bunu yapmaları diziye olan ilgiyi bir kat daha arttırır.

Easter Eggler:

CHARM CITY

Charm şehrini daha önce hiç duymadığım için yabancı kaynaklardan araştırmak istedim. Buranın zaten çizgi romanlarda da olmayan yepyeni bir şehir olduğunu öğrendim. Bildiğimiz bir yerden başlatmayarak iyi bir seçim yaptıklarını düşünüyorum.

BAŞKAN LEX LUTHOR

Powerless-President-Luthor-Newspaper-Easter-Egg

Tüm DC Comics çizerleri ve DC dizi evrenlerinde süren Trump’a laf sokma yarışı kesintisiz sürüyor efenim. Burada ise Lex Luthor anladığım kadarıyla başkan oluyor ve Trump’ın kullanmış olduğu “Make America Great Again” sloganı olmuş sana “Make Metropolis Great Again!”

CRIMSON FOX ve JACK O’LANTERN

Emily’i raydan çıkan trenden kurtaran ve Charm City’nin süper kahramanı olan Crimson Fox, daha çok DC’nin animasyon ve Justice League Europe çizgi romanlarından bilinen bir süper kahraman. 89 yılında yaratılan Crimson Fox, iki kız kardeş olan Vivian and Constance D’Aramis adıyla bilinir. Kız kardeşlerden hangisi olduğunu bilmiyoruz tabii. Güçleri arasında ise özellikle erkekleri etkileyebilen feromonların kontrolünü sağlamaktı. Flashpoint evreninden sonra ise ortalarda bir daha gözükmedi.

Jack O’Lantern ise normalde süper kahraman olup burada HogGoblin gibine benzer bir villain oluşu. Çizgi romanlarda ilk görünüşü 1977 yılında yayımlanan Super Friends sayısıdır. Karakterin ilk versiyonunda ismi Daniel Cormac olarak geçtiğini ve İrlandalı olduğunu öğrendim. Powerless dizisi için arka planda şehirleri yıkmaktan başka pek önemli olmayacağını düşünüp bu karakteri rahatça geçebilirim.

SODER COLA

powerless-soder-cola-vanessa-hudgens-229575

DC Comics içerisinde kendine fazlaca yer bulan içecek markalarından biridir. Reklam tanıtımları bile BAZEN SÜPER KAHRAMANLAR BİLE SUSAR olan bir markanın en çok gösterildiği yer ise elbette ki Booster Gold!

YİNE JIMMY OLSEN HEP JIMMY OLSEN!

e662302cd4a99e53e3832038b3284a61

Jimmy Olsen karakterine ne çizgi romanlarda ne Supergirl dizisinde alışamayan biriyim. Zack Snyder’in yaptığı en iyi işlerden biri daha filmin başında Olsen’ı öldürmekti. Ancak bu sefer güzel bir detayı var. Emily’nin çiçekçi babasını canlandıran aktör Marc McClure, daha önce çekilen Christopher Reeve’li 4 Superman filminde Jimmy Olsen’ı ve Geleceğe Dönüş filminde Marty McFly’ın kardeşi Dave’i oynayan ile aynı kişi. McClure tam bir geek anlayacağınız!

STARRO THE CONQUEROR

Emily evindeyken camdan gözüken ve su tankına çıkmış kocaman Patrick gördüyseniz, doğru gördünüz. Bu villainın adı Starro olarak biliniyor. Justice League’in ilk zamanlarında takım olarak dövüştükleri ilk kötülerden biri. Dizide ise onu patlatan kişinin Green Lantern’llardan biri olduğunu düşünmek zor olmasa gerek.

 

HEY! BIG BELLY BURGER!

Powerless-Easter-Egg-Big-Belly-Burger

VANDERVEER “VAN” WAYNE

1962 yılında yayımlanmış olan Batman #148’de son kez gözükmüş olan şımarık kuzen Van Wayne, Bruce ve Dick Grayson’ı etkilemek amacıyla Wayne malikanesinde gördüğü Batman ve Robin kostümünü çalarak kendi başına kahramanlığa atılıyormuş. Bir arkadaşını Batman, kendisini ise Robin yapıyor ancak çeteler bunları Batman ve Robin diye yakalıyorlar. Sonrasında elbet Batman tarafından kurtarılıyor ve dersini alıyor. O günden bugüne çizgi romanlarda hala gözükmemiş olması ise ilginç olan bir başka detay.

Sizlere Powerless’ın enfes tatlı olan açılışı ile veda ediyorum. Powerless hakkında kendi görüşlerinizi bizlere yorum atın, birlikte tartışalım. 

Görüşmek üzere!

 

Bomba

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Yayınlandı

on

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği herhangi bir cümle, herhangi bir paragraf söz konusu olduğunda hayranlar orada bitiverir. En ufak haberin küresel bir birliktelik oluşturduğu Star Wars, bir de büyük haberlerin geldiğinde nelere dönüştüğünü siz hayal edin. İşte o büyük haberlerden biri yaklaşık 1 saattir konuşuluyor. Haber, dedikodu sitemiz The Hollywood Reporter’dan geliyor.

THR’a göre The Hours filminin yönetmeni Stephen Daldry ile Disney arasında solo Obi-Wan Kenobi filmi için konuşmalar başlanmış. Henüz ne senaryo ne de oyuncuların konuşulmadığı sadece bu film için fikirlerin aynı yerde buluştuğu bir sohbet gerçekleştirilmiş. Buradan olumlu sonuçlar çıktıysa yakında filmin çekileceği de açıklanması yüksek bir ihtimal. Zaten genç Obi-Wan’ı canlandıran Ewan McGregor bu projeye baştan hazır olduğunu zamanında belirtmişti. Filme bir de Liam Neeson’lı Qui-Gon eklendi mi tadından yenmez!

Siz ne düşünüyorsunuz? Sizce de Obi-Wan filmi gelir mi? Gelmeli mi?

Okumaya Devam Et

Bomba

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Yayınlandı

on

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay harcanan ve unutulup giden kötülerimiz oldu hep evren içinde. Bu duruma bir istisna olarak karakter motivasyonu detaylı bir şekilde işlenmiş olan, hikaye derinliğine sahip ve ana karakterle olan bağlantısı inandırıcı olan Kilgrave karakteri karşımıza çıkmıştı. Jessica Jones birinci sezon finalinde Kilgrave’i boynunu kırarak öldürmüş ve tek kullanımlık kötüler arasına yollamıştı karakteri.

Önce şunu bir kabul edelim, David Tennant gelmiş geçmiş en iyi karakter oyuncularından birisidir ve marka değeri oldukça yüksek bir oyuncudur. Marvel kolay kolay kendisini harcamayacak diye düşünüyordum zaten. İkinci sezon duyurusu çıktığından beri Jessica Jones dizisinin sosyal medya hesapları Kilgrave göndermeleri yapıp duruyordu. Her ne kadar iyi yazılmış bir hikayeye sahip olsa da Kilgrave (a.k.a Purple Man) hikayesi çizgi roman evreninde çok geniş bir hikayeye sahip. Tüm bunlar düşünüldüğünde David Tennant’ı tekrar Kilgrave olarak görmeyi zaten bekliyorduk ve sonunda resmileşti.

Geçtiğimiz günlerde David Tennant’ın da olduğu Jessica Jones ikinci sezon set fotoğrafları paylaşıldı. Üstelik şöyle bir şekilde “Marvel, karakterin hikayeye ne şekilde dahil olacağını saklı tutar” gibisinden gizemli laflarla paylaşıldı.

Gelin olası bir kaç durumdan söz edelim, öncelikle tam olarak ölümden dönmek gibi olmasa da karakterimizin benzer bir kaç yeteneği var. Yani Kilgrave ölmemiş, ölüp geri gelmiş ya da birileri tarafından diriltilmiş olabilir. MCU artık iyice kozmik olaylar, büyüler, Darkhold’lar, iblisler, boyutlar hikayesine girmişken her şey mümkün aslında. Yani baya mor bir Purple Man’in olduğu alternatif bir boyutta geçen hikaye görürsek şaşırmayın (Şaka, şaka o kadarını da yapmazlar). Karakteri flashback olarak görme ihtimalimiz de var elbet ama ben işin o kadar basit olacağını sanmam. Benim esas oynamak istediğim bahis şu, ikinci sezon Jessica Jones’un güçlerini kazanmasını ve Kilgrave ile tanışmasını daha detaylı bir şekilde anlatabilir ve tamamen geçmişte geçebilir.

Siz neler düşünüyorsunuz?

Okumaya Devam Et

Bomba

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Yayınlandı

on

Kutluhan’ın İncelemesi:

Seven Samurai…

Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda. Durağan bir bölüm olan “Eastwatch” sezonun en iyi sahnelerine ev sahipliği yaptı. Yalnız dizi kitaptan koptukça ya da para kazandıkça Hollywood vari bir görüntü çizmeye başladı. Geçen bölümdeki savaşın tutarsızlıkları bu bölümde de devam etmekte ve bu durum beni az da olsa rahatsız etmeye başladı. Sezon finaline iki bölüm kala, Eastwatch en kısa incelemem olacak.

Spoiler uyarısı vererek başlıyorum.

Broon, Jaime’yi Ejderha’nın gazabından kurtarmış ve boğulmaktan kurtulmuşlardır. Jaime ile göz göze gelen Daenerys ya Jaime’nin komutan olduğunu anlamamış ya da umurunda olmamıştır. Zira nehire düşen ikilinin bulunması için bir ekip göndermeliydi. Bunun yerine özgürlükle, kan hakkıyla kurduğu liderliği, korkuyla sürdürmeyi tercih etmiştir. Ve sezonun en iyi sahnelerinden biri olan Tyrion’un durumu sorgulaması cereyan eder. Cersei’den, babasından ya da onun ölümünü görmeyi bekleyen halktan nefret etse de, halkının tamamen adaletsiz bir koşulda savaş vermesi, Tyrion’ı düşüncelere yollamıştır. Okla, kılıçla öldürülemeyen, kalkanla savrulması imkansız olan Ejderha saldırısında, milletinin yanarak can vermesine şahit olmuştur. Khaleesi’nin sağ eli olmasına rağmen de aldığı ağır yenilgilerden sonra, Khaleesi’ye artık sözünü geçiremiyordur. Martell, Tyrell hanesinden sonra Tarly hanesininde lider soyu tükenmiştir. Diz çöktürme takıntısı olan Daenerys, güzel sözlerle değil artık Ejderha’nın varlığıyla yandaş çekmeye başlamıştır. Bu etkili sahne, tüyleri diken diket etmiş ve çok güzel bir şekilde resmedilmiştir.

Dizinin en büyük kozu olan müzikleri yine boy gösterdi. Drogonla birlikte Dragonstone’a dönen Daenerys’i Jon Snow karşılar. Ve hiçbir savaş sahnesinin bırakamayacağı etkiyi, yirmi saniyede bırakır. Ejderha, Jon Snow’u tanıdı. Ejderha dilini bilmiyor olabilir ama gözler her şeyi anlattı. Drogon, Jon’un onu sevmesine müsaade etti. Çıplak elle Ejderha’ya ilk teması, gerçek soyunu da ilk hissedişi oldu. Ice and Fire dedik, Kuzey’in Kralı dedik ama içinde yatan alevi daha göremedik. Bran ile Jon karşılaşmasını sezon finaline saklayacaklar ya da asla gerçekleştirmeyecekler. Bu dizi izleyicisini süründürmeyi gerçekten seviyor.

Cersei hamile ha. Ondan bir çocuk daha görmeye dayanabilir miyiz? Ejderha’nın yıkımını görmüş biri olarak Jaime, tam savaştan vazgeçmiş, umutsuzluğa düşmüşken çocuk haberini alınca toparladı. Bu durum Cersei’nin yalan söylediğini düşündürmedi değil. Eğer yalan söylediyse yine Fox Tv kalitesine düşmüş olacak. Entrika değil, sade bir son istiyoruz artık. Bütün kıvılcımlar alev almışken, dizinin gitmesi gereken yol belli. Gerçekçi sahneler ve Taht Oyunları’nın hazin sonuyla veda etmenin zamanı geldi. Şahsen dizinin eski heyecanı kalmadı. Yeni Sezon geldiği gibi, görevmiş gibi sabahları altyazısız izliyorum evet. Akşamı bekleyemiyorum. Ama artık teoriler ve beklemek yordu. İstediğimiz ve beklediğimiz şeylerin olmayışı izleyiciyi yıprattı. İlk yazıdan beri Winterfell’deki büyük buluşmayı yazıyorum ama Jon’un yolu Winterfell’e düşmüyor. Ki Winterfell düşmeden de Jon dönmeyecek belli ki.

Evet, Winterfell düşüyor. Taşlar yerinden oynuyor. Sadece bir kişinin dokunuşlarıyla. Jon’un gönderdiği haberi gizleyen Littlefinger, Sansa’nın gerçek lider olmasını sağlayacak gibi duruyor. Kuzey’i dağıtmak eline ne geçirecek bilmiyorum. Akgezenlere inanıyorsa böyle amaçlar peşinde koşması çok saçma. İnanmıyor ve Kuzey’in birlikteliğini bozmaya çalışıyorsa, büyük bir katliam kış ile birlikte geliyor demektir.

Bu dizide bayıldığım bazı karşılaşmalar var. İki karakteri ayrı ayrı çok sevmiyor olabilirim. Ama karşı karşıya geldiklerinde ba yı lı yo rum. Bu bölümde tamı tamına iki tanesi gerçekleşti. Jaime ve Tyrion, Jorah ve Daenerys. Jon Snow hümanistlikte çığır açmış ve bir taşla iki kuş vurmak için yeni bir görev edindi. Bir tane Akgezen getirip, Cersei’nin desteğini kazanmak ve bu desteği kazanmasıyla Dany’nin desteğini de kazanmak. Bütün düşmanlıkların anlamsızlığını, Yabanilerle öğrenmiş, sevdiği insanları asmak zorunda kalmış ve nihai düşmanla göz göze gelmiştir. Tyrion, Jaime ile buluşmuş ve Cersei’ye mesajını ulaştırmıştır. Bu durum ise tek bir kişiyi ölüme götürecek. Broon’u. Önümüzdeki bölümlerde Broon ya kaçacak ya da Dağ ile yüzleşecek.

Masterlar. İzlerken Sam kadar sinirlendiğim mahlukatlar. Her şeyi biliyorsunuz, Akgezen tehlikesini de bilmeniz gerek. Eğer böyle bir ihtimal dahi varsa gerekeni yapmalılar. İhtimal diyorum. Gözlerle görülmesine gerek bile yok. Yedi Krallık sizin bilgeliğinize güvenirken, hata yapma şansları yokken, Akgezen gördüm diyen birine inanmamaları, Üç gözlü kuzguna inanmamaları fazla dramatik fazla şüpheci.

Şüphe… Bölümün teması. Önce Tyrion, sonra Jaime, Master ve Arya… Littlefinger’ın bir şeyler çevirdiğini gören Arya, yakında büyük bir tehlikeyle karşılaşacak. Sansa’nın değişmediğini düşünüp, ablasını da karşısına almış durumda. Hali hazırda Brieene ile de karşılaşmışlığı var. Winterfell’i büyük bir tehlike beklerken, Jon ise evinden çok uzakta. Khaleesi’sine kavuşmuş Jorah’ı, son Baratheon Gendry’i, Tormund’u, Beric, Toros ve The Hound’u bir araya getirdi. Tekrar Duvar’ın ötesine yolculuk. Seven Samurai, Seven Companion, Fellowship of the Dead gibi isimlerin aklımda uçuşmasına neden olan topluluk. Hepsinin birbirinden nefret etmesi için sebepleri var. Ama birbirlerini öldürmek yerine yan yana savaşacaklar. The Hound yine harika bir karakter olduğunu gösterdi ve diziyi güzelleştirdi. Diğer bölüm Akgezenler’i bir ordudan daha tehlikeli bir ekip bekliyor. Ghost Rider gibi kılıcını ateşleyebilen Beric, ölümcül hammerı ile son Baratheon Gendry, Krallık’ın en iyi savaşçısı Jorah Mormont, Krallar’ın Kralı Jon Snow… Hollywood vari durumlardan biri de buydu. Tam bir The Expendables durumu. Ama insan heyecanlanmadan duramıyor. Önümüzdeki bölüm kuzeyin en tehlikeli bölgelerinde geçecek.

“Hepimizin ortak bir yanı var. Nefes alıyoruz.” 

Varys’i ve Jaime’yi daha çok sevdiğimiz, Littlefinger ve Cersei’den daha çok nefret ettiğimiz Eastwatch bölümünü geride bıraktık. Littlefinger’ın tiratı, Tyrion’ın mahkemesi, Hodor’un gizemi gibi vurucu sahneler bekliyorum. Ve bir de Akgezenler arasında tanıdık yüzler… Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Dracarys!

Anıl’ın İncelemesi:

Jon of Thrones olarak isminin değişmesini düşündüğüm dizimiz Game of Thrones, bu hafta Cersei-Daenerys savaşına ara vererek ana konumuza odaklanmamızı sağladı. Herkesin gözü artık Duvar’ın ötesinden gelen Ölüler Ordusuna döndü. Canımı sıkan kısım ise Jon’un idealleri ne zamandan beri Kraliçe Daenerys ve Kraliçe Cersei’nin ortak amacı olmaya başladı veya başlayacak? Dany, Jon’dan hoşlandı orası kesin. Mormont’a da ayrı üzülüyorum. Adam çözümü olmayan hastalığı yendi geldi yine karşısında başka yakışıklı bir erkek adayı. Neyse Dany, Jon’dan hoşlandığı için onun davasına yardımcı olabilir ama işi Cersei’ye kadar götürmek? Çok zorlama olmadı mı sizce de? Gece Kralını kanlı canlı Cersei’nin karşısına getirse dahi Jon’un yanında olmayacağı çok net. Ölüler Ordusunun dünyayı dümdüz etmesini bile görür ama Winterfell ile bir iş birliğine yanaşmayacaktır Cersei. Sırf bunun için Tyrion’ın ışınlanarak Westeros’a gidip Jaime ile yüzleşmesini sevsem de olmayacak bir iş bu. Herkes kendi ideallerini bir kenara bıraktı ve  Jon Snow’un ideallerini benimsediler. Çok zorlama arkadaşlar. Mesela Jon, Drogon’u sevdiği sahnede kendimden geçtim ama herkesin Jon’un ideallerini benimsenmeye zorlanması bana yanlış geliyor.

Görsellik olarak ise yalan yok harika bir göz ziyafeti çektik! İkisinin başrolünde ise Drogon vardı. Dany’nin Lannister askerlerinin önüne gelirken arka fonda bütün haşmetiyle durduğu, artı olarak Jon Snow’a sinirli sinirli gelip sonra perdelerini kaldırdığında kedi gibi olup kendini sevdirdiği sahne. Jon’un Targaryen-Stark karışımı olan ateş ve buz’un şarkısı olduğunu tartışmıyoruz elbette. Ancak söz konusu Game of Thrones. Bakın Jon gerçekten ön planda. Fazla ön planda ve sizce de her şey fazla iyi gitmiyor mu? Jon’u öldürdüler bir daha öldürmezler mantığı doğru ama dizimizin bitmesine çok az bölüm kaldı. Ve bu dizinin en sevdiği şey, en sevdiklerimizi elimizden almak. Jon kendine dikkat etmeli, fazla ön planda.

Ejderhaları sevebilen artık Dany’den başka iki kişimiz daha var. Önceki sezonlarda YARDIM ETMEYE GELDİM. YARDIMI YEMEYİN esprileriyle iki ejderhanın zincirlerini kıran Tyrion Lannister, bir diğeri ise bu bölüm Jon Tar.. Snow. Ölüler Ordusunu halletmek için bu üçlüyü ejderhaların üzerinde görür müyüz? BU İHTİMALİ DÜŞÜNMEYİ SEVİYORUM! 

Littlefinger-Sansa-Arya üçgeninde ise işler Taht Oyunlarına yakışır şekilde ilerliyor. Baelish, Kuzeyin Kralı olabilmek için Sansa’yı önce başa geçirmeli sonra ise kendisiyle evlenmesini sağlamalı. Sansa gibi zırtapoz olduğu sürece zor bir ihtimal değil. O yüzden yavaştan Jon’a karşı ayaklanmalar başlayacaktır.. Ancak, Arya bunu BAŞ KESEREK engellemez ise. Littlefinger akıllı bir adam ama Arya bir suikastçi. Bakalım hangi akıl kazanacak bu savaşı.

Gendry.. Bu çocuğu sebepsiz yere seviyorum ve tahtta görmek istediğim 1 numaralı adayım. Geçen seneki incelemelerimde bundan bahsetmiştim, hatırlayanınız var ise elbette. Gendry’nin hem cool duruşu hem babası Robert Baratheon’dan gelen asi bir ruhu var. Dany ve ejderhalarını göreceğime Gendry’i oraya oturtmak benim için en doğru final. Bunların olması için ortada Cersei, Dany veya tahtta gözü olan kimsenin kalmaması lazım farkındayım ama, belki gerçekten kimse kalmaz? Bunu buraya not alalım.

Dany’nin diz çök takıntılığı son sürat devam ederken arada kaynayan Tarly hanesi oldu. Tabii onların ölmesi lazımdı çünkü bizim şüşko Sam’in aile reisi olarak Tarly ailesini Jon’dan mütevellit Dany’nin yanında savaşmasına sebep olmalıydı. Sam’de Üstat olmaktan vazgeçti ve görebildiği ne kadar bilgi varsa hepsini çalarak oradan ayrıldı. Winterfell’e gelen gelene olduğundan Sam’in de yolu burası olacaktır. Burada ailesinin öldüğünü öğrenerek Tarly ailesinin başına geçer ve ordularını Jon Snow’un yanında savaştırır. True story. Sam ve Gilly sahnelerinin en önemli noktası ise atlanmamalı. Gilly, Sam’i bunaltıyor gibi gözüktüğü sırada aslında Jon’un babasından bahsetmek üzereydi.

“Maynor says here he issued an annulment for Prince Rhaegar and remarried him to someone else in a secret ceremony.”

Gilly bu sözleri söylüyordu. Rhaegar, Daenerys’in abisi Jon’un ise babası olduğu söylenen Targaryen. Robert’ın Targaryen nefretini körükleyen, hayatının aşkı Lyanna’yı elinden alan kişi. Rhaegar’ın Dorne’da gizli bir düğünle evlendiği yazılmış. Bu kişi muhtemelen Lyanna Stark. Jon’un genleri iyiden iyiye ortaya çıkmış ama inatla resmiyete kavuşmaması deli etse de benim sevdiğim bir yol.

Cersei’nin hamilelik meselesi.. İki ihtimal var; 1- Ya yalan söylüyor ki ihtiyacı yok 2-Hamile ancak doğmadan ölecek. Çünkü Maggy the Frog’un kehanetine göre üç çocuğu olacaktı. Dördüncüden hiç bahsedilmemişti. Eğer Jaime gerçekten Queenslayer olursa hem sevdiği kadını hem doğmamış çocuğunu öldürmesi dramatik bir facia yaratacağından tam da Game of Thrones’a göre bir seçim olurdu. Muhtemelen Jaime, Cersei ve son çocuklarını kendi elleriyle öldürecektir. Sonra da kendisi uzun yaşamaz. Tabii Azor Ahai çıkmadığı sürece. Reddit’de bu teori oldukça fazla dolanmaya başladı. Jaime’nin Azor Ahai olma ihtimalinin arttığından bahsediliyor. Azor Ahai’nin kılıcı, yanlış hatırlamıyorsam sevdiği kişinin kalbine saplanmasıyla oluşmuştu. Cersei’yi öldürürse kehanetin bir kısmı gerçekleşebilir. Teori bana da mantıklı gözüküyor.

Jon’a dönersek The Hound, Beric, Myrli Thoros, Tormund, Gendry bildiğiniz Justice League üyeleri gibi toplandılar ve Gece Kralı ile dövüşmeye gittiler. Bu ekibin hepsinin sağ salim dönmesinin imkanı yok. Brotherhood’un iki önemli karakteri burada ölebilir. Beric, alevli kılıcıyla son epik mücadelesini yapacaktır, bence.

İncelemeler bu kadar. Haftaya görüşmek üzere!

 

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Bomba11 saat ago

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği...

Bomba14 saat ago

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay...

Bomba4 gün ago

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Kutluhan’ın İncelemesi: Seven Samurai… Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda....

Bomba4 gün ago

Kitaba Göre Game of Thrones Karakterleri Aslında Nasıl Gözükmeliydi?

Neredeyse bütün dünyanın bayıla bayıla izlediği ve şu sıralar bilgisayar tehditleriyle başı dertte olan Game of Thrones’un oyuncuları aslında kitaptakiler...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 2-

Batman Rebirth incelemesinin ikinci bölümü ile sizlerleyim. İlk bölümde ilk dört story arc’ı ve Rebirth One Shot’ını incelemiştim bu yazımda...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 1-

Merhabalar, bendeniz Ömer Fatih, yepyeni yazarınız. Film, kitap ve çizgi romanlar hakkında yazacağım. Çizgi romanlarda özellikle takip ettiğim mini seriler,...

Bomba5 gün ago

Ben Affleck’ten Snyder, Whedon ve Adalet Takımı İçin Yorumlar Var!

DC’nin ağır topu Adalet Takımı artık vizyona girmeye hazırlanıyor. Pek çok talihsiz olaylar zinciri ve kaybolan umutlardan sonra sonunda film...

Bomba5 gün ago

Ne Biliyoruz-Ne Bekliyoruz? #1: INHUMANS

Yaklaşık üç aydır buralarda yoktum. Okuluydu, şahsi meseleleriydi derken baya bir ara vermem gerekti yazılara. Bu ara için özür dileyip...

Bomba7 gün ago

Yüzüklerin Efendisi Karakterlerini Tanıyalım #3 Boromir Son of Gondor!

17 Oscar sahibi, başyapıt Yüzüklerin Efendisi serisinin sadece bir filminde rol alıp, bize delikanlılığın dersini veren Boromir, bu haftaki karakterimiz....

Bomba7 gün ago

Venom Filminde Carnage Rolü Kimin Olacak?

Çıkan son söylentilere göre Venom filminde yer alması beklenen Carnage’i Star Wars’tan hatırladığımız Riz Ahmed’in oynayacağı konuşuluyor. Bana kalırsa gerçek...

Bomba