Connect with us

Bomba

Sherlock The Final Problem Bölüm İncelemesi

Yayınlandı

on

Sherlock’un  4. sezon 3. bölümü bildiğiniz üzere yayınlandı sevgili okuyucu. Bazılarımız bölümü izleyebilmek adına uykusuz kaldık bazılarımız mesaiyi, okulu zar zor tamamlayıp kendimizi ekran başına attık. İzlediğimiz bölüm muhtemelen Sherlock’un son bölümü yani önümüzde çok büyük ihtimalle yıllar sürecek bir bekleyiş yok. Bir beşinci sezon olursa hepimizin çok mutlu olacağı aşikar hiç değilse arada özel bölüm falan çekseler keşke. Kısa bir bilgi olarak Sherlock’un BBC ile bir beşinci sezon kontratı olduğunu da not düşelim. Yani hiç bir şey olmasa BBC yeni sezon için bastırabilir.

Sherlock’a dair duygusal iç dökümümü ve tüm sezonların genel bir incelemesini yakın tarihte yapacağım fakat şimdilik spoiler uyarımı da vererek bölümü incelemeye girişelim.

sherlock-season-4-episode-3-finale-live-stream-where-to-watch-online-in-the-u-s-and-u-k-start-time-spoilers

Bölüm senelerdir beklediğimiz üçüncü kardeş gizemi üzerine kuruldu. Üçüncü kardeşin kim olduğunu ve Moriarty ile bağlantısını zaten bir bölüm önceden görmüştük. Bölüm başında verilen uçaktaki kız çocuğu hikayesi ziyadesiyle heyecanlandırıcıydı itiraf etmek gerek. Bölüm boyunca sağda solda Moriarty görmemiz gerçekten çok zevkliydi.

Mycroft’un evine yapılan baskın sahnesini zannediyorum çoğu seyirci benim gibi bir rüya sahnesi zannetmiştir. Gözleri kanayan tablolar, palyaço adamlar falan. Keşke Sherlock ile Watson çıkmadan önce tablolardaki düzeneği falan nasıl kurduklarını açıklasalardı dedim içimden. Sherlock’un bir şeyler anlatmasına gerçekten bayılıyorum. Param olsa adamı alıp matematik falan anlattıracağım kpss’ye falan hazırlanmak için öyle keyif alıyorum bir şeyleri açıklamasından. Sherlock’un üçüncü kardeşini ve Redbeard’ı hatırlamaması durumu psikolojik olarak mümkün ama senaryo içerisinde beklenildiği kadar etkileyici durmamış. Bir de çıkarım olayının ustası olan bir adamın senelerce bu gerçeği fark etmemesi biraz havada kalıyor. Keşke buna dair bir açıklama getirselerdi dedim bölüm boyunca. Sherrinford ismini tahmin edildiği gibi bir yer ismi olarak kullanmış senaristler, daha önceki incelemelerde de belirtmiştim, Moffat Gatiss ikilisinin orijinal Sherlock anlatılarından parçaları toparlayıp yeni yorumlar katmasına bayılıyorum. Benim gibi Sherlock hikayelerini dönüp dönüp tekrar okuyan okuyucuları bile ters köşe yapabiliyorlar.

nintchdbpict000294796563

Bölümün mizah dozu başlarda epey yüksekti. Mycroft’un evini bastıkları sahnelerde Watson’ın tutumu, Mycroft’un eve gelişi, bomba odanın ortasına konduğundan aralarında geçen üçlü muhabbet. Seyir zevki ve mizah dozajı tam yerinde kısımlardı. Sherlock zannedilen adamın Mycroft çıkması “Sen Watson’a dua et” esprisi yerli yerinde ve güzeldi.

Üçlü Sherrinford’a indikten birkaç dakika sonra dizinin tonu temelinden değişti ve her bir gözeneğimizden gerilim fışkırmaya başladı. Öykü hakkında konuşmadan önce şunu belirtmem gerek; İngiliz dizileri cast olarak hakikaten muhteşem işler ortaya koyuyor. İzlediğim onca İngiliz dizisi içerisinde bir tane olsun “Bu oyuncu da bu role uymamış” diyebileceğim birini görmedim. Eurus Holmes’u oynayan Sian Brooke harika bir tercih olmuş. Kendisini ilk defa gördüm fakat oyunculuğuna tam puan verdim. Tedirgin edici sükuneti gerçekten çok başarılıydı.

Bölümün öyküsüne gelirsek; bölüm tam bir Moffat öyküsüydü. Alın bu bölümün pilotunu bir şekilde sağını solunu değiştirip Doctor Who’ya uyarlayın yine çalışır mesela. Bütün o ters köşeler, ahlaki açmazlar, birbirine tuhaf şekillerde bağlanan durumlar. İyi ya da kötü Steven Moffat’ın bir hikaye anlatma dili var ve biz bunu birçok eserde gördük.

Eurus Holmes’un manipüle yeteneğinin sınırsızlığı beni tatmin etmedi. Tamam ortada Hannibal Lecter gibi olması için özellikle çaba harcanmış bir karakter var bunu hepimiz görebiliyoruz ama arkadaşlar orası Sherrinford. Mycroft’un tabiri ile cehennemin öbür adı. Burada çalışan adamlar hele hele mekanın müdürü öyle manipüle edilebilir tiplerse kapatalım tesisi gidelim rica ediyorum.  Gerçekten Hannibal Lecter’ı oraya koysan bir hafta içerisinde tüm tesis çalışanları kendilerini jülyen doğrayıp marine edip pişirerek götüreceklermiş demek ki.

Moriarty’nin gözüktüğü sahne gerçekten duygularımızla oynadı. Queen’den I Want to Break Free dinleyerek gelişi olsun, ortamdaki karizması olsun hepimizin içi gitti fakat senaryoya koyuluş şekli hiç etik değildi. Moffat belli ki ters köşe yaparken kendinden geçmiş toparlayamamışlar. Hepimizi Eurus’un yönetimindeki tesise Moriarty’nin geldiğine inandırıp hepimize “Hadi canım! Yok artık! Ulan!” nidaları attırdıktan sonra gelen beş yıl önce yazısını ben pis pis sırıtan Moffat suratı olarak gördüm. Eurus’un Sherlock’un önüne koyduğu bilmeceler ortalama seviyede şeylerdi. Genelde ahlaki açmazlar içeren şeyleri severim fakat Molly’e seni seviyorum dedirtmesi dışında hiç bir numara beni tatmin etmedi, edemedi. Elde kalan son kurşunun Mycroft yada Watson’ı öldürmesi için kaldığı çok belliydi fakat bunun çözümünün Açlık Oyunları’nın finali ile hemen hemen aynı olması canımı sıktı. Mycroft’un kendisini öldürtmek için çaba harcadığı çok belliydi bir an Mycroft’un aslında çelik yelek giydiğini bunun için vurulmak istediğini falan düşündüm. Hatta yüzümden vurma kalbimden vur deyişini bile buna bağladım.

landscape-1484327618-do-bright-3

Mycroft demişken birkaç satır Gatiss övmezsem içimde kalacak. Dizinin hem senaryosunu yazıp hem oynayan bu abimiz gerçekten İngilizlik konusunda bir dünya markası olabilir. Fazla soğuk, espritüel, fazla gergin, fazla ciddi, fazla zeki gibi sıfatları üzerine çok güzel giyinmiş dolaşıyor kendisi. Senaryoyu kendisi yazdığı için mi bu kadar iyi oynuyor bilemiyorum fakat keşke bir bölüm olsa Doctor rolünde görebilsek kendisini.

Redbeard olayının deştikçe daha da dramatikleşmesi zaten beklenen bir şeydi fakat Mycroft’un Sherlock’un evinde bunu saklamasına pek mana veremedim. Hayır arkadaşım bir tarafında ayı bağırıyor sen hala gizem kasmanın peşindesin. En azından söyle de kadının nasıl bir manyak olduğunu anlayalım, Sherlock da anlasın. Bölüm içerisinde bir kez daha Irene Adler’ın adının geçmesi fakat kendisinin gözükmemesi üzdü. Oyuncu Lara Pulver ile anlaşamadılar desem kendisinin pek de büyük rolleri yok Sherlock’ten sonra. Umarım bir beşinci sezon olur ve umarım kendisini görürüz. Bütün hikayenin oyun arkadaşı bulamayan çocuk sendromuna bağlanması da bana Moriarty’i hatırlattı ne yalan söyleyeyim biraz kendini tekrarlamış gibi geldi.

***Araya giren bir başka yazar Anıl’ın görüşleri***

Sherlock incelemeleri Uğur’a ait biliyorum ancak iki kelam laf etmeseydim şuracıkta can verirdim. Sherlock’un Son Problem bölümü ile muhtemelen veda ettiğini düşünenlerdenim. Hiçbir cevapsız sorunun kalmadığı hatta Sir Arthur Conan Doyle’un asıl finallerinden olan Şelale’den düşüşü bile bir yerlere bağlamalarıyla beni benden aldılar. Bütün bölüm gerim gerim gerildim ve bir ara nefes almayı unutmuşum! Eurus Holmes, tek bir bölüm ile anlatılamayacak kadar üst düzey bir beyne sahip Holmes kardeşlerin en küçüğüydü. Moriarty’nin deyimiyle HOLMES, HOLMES’Ü ÖLDÜRÜYOR tiratı bölümün en güzel özeti oldu. Moriarty demişken, 5 sene önce yazısına kadar yastığıma sarılmış çılgınlar gibi çığlıklar atarken 5 sene önce yazısını gördükten sonra dahi hala çığlık attığımı farkettim. Moriarty’nin görünüşü dahi beni çok başka yerlere götürüyor arkadaşlar. Tek korkum onunda Eurus tarafından manipüle edildiği gerçeğiydi ancak bu Mycroft tarafından SHERLOCK’A TAKINTININ FARKINDAYIM lafıyla çürütülmüş oldu. Eurus ile camdan yaptıkları ÇILGIN BEYİNLERİN SEVİŞMESİ sadece bu ikiliye yakışırdı. Sonuçtan ise şunu çıkarabiliriz sanırım;

Sherlock > Eurus=Moriarty

Eurus en akıllı Holmes gibi gözükse tıpkı geçen sezon Sherlock’un kaldığı ancak kaçmayı başarabildiği akıl hapishanesinde sıkışıp kalması onu Sherlock’tan bir adım geride tutmuş oldu. Redbeard hikayesinin köpekten Sherlock’un en yakın çocukluk arkadaşı çıkması, Sherlock’un çocukluğundan beri hep korsan olmak istemesinin sebebi, bu bölüm kaçırdıkları teknede BEN KORSANIM diyerek atlaması Sherlock’un Sherlock olma serüvenini tamamlaması açısından ince detaylar oldu. En yakın arkadaşını kaybetmesi sonucu duygularını öldüren, Redbeard’ı araştırmaya kafayı takmasıyla da bugünkü Dedektif Sherlock olmasını Eurus’a borçlu olduğunu anlıyoruz. Kısacası 4 sezon boyunca en yakın arkadaşını kaybetmesiyle başlayan travma, bir sonraki en yakın arkadaşı Watson’ı bulması ve kurtarmasıyla dizi sona erdi diyebiliriz. 

***Araya giren bir başka yazar Anıl’ın görüşleri***

Velhasıl,şimdilik Sherlock üzerine söyleyeceklerimiz bunlar ilerleyen zamanlarda yeni sezon olacak mı olacaksa ne zaman olacak? gibi sorulara cevap veren paylaşımlarla aranıza döneceğiz.

Şimdilik görüşmek üzere.

Okumaya Devam Et
1 Comment

1 Yorum

  1. Berkem Koşma

    16 Ocak 2017 at 20:40

    Sherlock dizisi belki de son zamanlarda keyif aldığım tek dizi diyebilirim. Sezon aralarının fazla olmasına rağmen inatla bekledim bütün sezonları. Hele ki bu sezon özellikle 2. bölümde bayağı bir yükseldim açıkçası. Bu bölüm için de beklentim fazlaydı çünkü hem geçen bölüm bayağı bir yüksek seviyedeydi ve bu bölümün dizinin final bölüm olma olasılığı(ydı).
    Bölüm genel olarak güzel olsa da ben bazı eksiklikler hissettim. Eurus’un karakter gelişimi bana kalırsa çok hızlı geçildi. Örnek olarak Moriarty’i 2. sezonun her bölümünde görmüştük ve iyice oturtmuşlardı fakat Eurus’u keşke biraz daha fazla işleselerdi keşke. Örneğin Moriarty ile o 5 dkyı daha çok açabilirlerdi. Ya da Sherrinford’u manipule etme işlemini açabilirlerdi. Ya da madem bu sezon son sezon 3 değil de 4 bölüm yapalım o bölümde de Eurus’u işleyelim deselerdi keşke.
    Yine de Eurus ile Sherlock’un duygusal sahneleri. Molly ile olan sekanslar gerçekten güzeldi. Sherlock’un insanlaşmasını ve duygusal yönünü iyice işlemeye devam etmişler. Onun her ne kadar makine zekasına sahip olsa da etten kemikten duygudan oluşan bir insan olduğunu anlatmaya devam etmeleri beni rahatsız etmedi açıkçası.
    Üzülerek söylüyorum ki o sondaki Mary’nin videosunun olduğu sahneler bana bu bölümün kesin final olduğu izlenimini verdi. Aynı Mary’nin anlattığı gibi 4 sezon boyunca değişik sekansları gözümde istemsiz canlandırdım. Sherlock’un Lastrade’ye en sonunda ismini doğru şekilde söylemesi ya da polis memurunun Sherlock’u öven sözleri final olduğunu belirten ufak detaylardı bana göre. Bölümün en sevdiğim sahnesi ise Eurus’un Sherlock ile beraber keman çaldıkları sahnelerdi. Gerçekten çok beğendim.
    Özetle kitaplarını okuyup her zaman hayranı olduğum Sherlock Holmes karakterinin günümüzde geçen hikayelerinin anlatıldığı bu mükemmel dizinin bitmesine bayağı bir üzülsem de bu diziyi izlediğim için kendimi aşırı şanslı hissediyorum. Normalde biz diziyi, filmi ikinci kez izlemeyi sevmem ama fırsat bulduğumda tüm sezonları baştan sona izlemek istiyorum. Martin Freeman ve Benedict Cumberbatc’in oyunculuklarına hayran kaldım. Ayrıca Mark Gatiss’i de yakından takip etme kararı aldım bu diziden sonra.

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Yayınlandı

on

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği herhangi bir cümle, herhangi bir paragraf söz konusu olduğunda hayranlar orada bitiverir. En ufak haberin küresel bir birliktelik oluşturduğu Star Wars, bir de büyük haberlerin geldiğinde nelere dönüştüğünü siz hayal edin. İşte o büyük haberlerden biri yaklaşık 1 saattir konuşuluyor. Haber, dedikodu sitemiz The Hollywood Reporter’dan geliyor.

THR’a göre The Hours filminin yönetmeni Stephen Daldry ile Disney arasında solo Obi-Wan Kenobi filmi için konuşmalar başlanmış. Henüz ne senaryo ne de oyuncuların konuşulmadığı sadece bu film için fikirlerin aynı yerde buluştuğu bir sohbet gerçekleştirilmiş. Buradan olumlu sonuçlar çıktıysa yakında filmin çekileceği de açıklanması yüksek bir ihtimal. Zaten genç Obi-Wan’ı canlandıran Ewan McGregor bu projeye baştan hazır olduğunu zamanında belirtmişti. Filme bir de Liam Neeson’lı Qui-Gon eklendi mi tadından yenmez!

Siz ne düşünüyorsunuz? Sizce de Obi-Wan filmi gelir mi? Gelmeli mi?

Okumaya Devam Et

Bomba

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Yayınlandı

on

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay harcanan ve unutulup giden kötülerimiz oldu hep evren içinde. Bu duruma bir istisna olarak karakter motivasyonu detaylı bir şekilde işlenmiş olan, hikaye derinliğine sahip ve ana karakterle olan bağlantısı inandırıcı olan Kilgrave karakteri karşımıza çıkmıştı. Jessica Jones birinci sezon finalinde Kilgrave’i boynunu kırarak öldürmüş ve tek kullanımlık kötüler arasına yollamıştı karakteri.

Önce şunu bir kabul edelim, David Tennant gelmiş geçmiş en iyi karakter oyuncularından birisidir ve marka değeri oldukça yüksek bir oyuncudur. Marvel kolay kolay kendisini harcamayacak diye düşünüyordum zaten. İkinci sezon duyurusu çıktığından beri Jessica Jones dizisinin sosyal medya hesapları Kilgrave göndermeleri yapıp duruyordu. Her ne kadar iyi yazılmış bir hikayeye sahip olsa da Kilgrave (a.k.a Purple Man) hikayesi çizgi roman evreninde çok geniş bir hikayeye sahip. Tüm bunlar düşünüldüğünde David Tennant’ı tekrar Kilgrave olarak görmeyi zaten bekliyorduk ve sonunda resmileşti.

Geçtiğimiz günlerde David Tennant’ın da olduğu Jessica Jones ikinci sezon set fotoğrafları paylaşıldı. Üstelik şöyle bir şekilde “Marvel, karakterin hikayeye ne şekilde dahil olacağını saklı tutar” gibisinden gizemli laflarla paylaşıldı.

Gelin olası bir kaç durumdan söz edelim, öncelikle tam olarak ölümden dönmek gibi olmasa da karakterimizin benzer bir kaç yeteneği var. Yani Kilgrave ölmemiş, ölüp geri gelmiş ya da birileri tarafından diriltilmiş olabilir. MCU artık iyice kozmik olaylar, büyüler, Darkhold’lar, iblisler, boyutlar hikayesine girmişken her şey mümkün aslında. Yani baya mor bir Purple Man’in olduğu alternatif bir boyutta geçen hikaye görürsek şaşırmayın (Şaka, şaka o kadarını da yapmazlar). Karakteri flashback olarak görme ihtimalimiz de var elbet ama ben işin o kadar basit olacağını sanmam. Benim esas oynamak istediğim bahis şu, ikinci sezon Jessica Jones’un güçlerini kazanmasını ve Kilgrave ile tanışmasını daha detaylı bir şekilde anlatabilir ve tamamen geçmişte geçebilir.

Siz neler düşünüyorsunuz?

Okumaya Devam Et

Bomba

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Yayınlandı

on

Kutluhan’ın İncelemesi:

Seven Samurai…

Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda. Durağan bir bölüm olan “Eastwatch” sezonun en iyi sahnelerine ev sahipliği yaptı. Yalnız dizi kitaptan koptukça ya da para kazandıkça Hollywood vari bir görüntü çizmeye başladı. Geçen bölümdeki savaşın tutarsızlıkları bu bölümde de devam etmekte ve bu durum beni az da olsa rahatsız etmeye başladı. Sezon finaline iki bölüm kala, Eastwatch en kısa incelemem olacak.

Spoiler uyarısı vererek başlıyorum.

Broon, Jaime’yi Ejderha’nın gazabından kurtarmış ve boğulmaktan kurtulmuşlardır. Jaime ile göz göze gelen Daenerys ya Jaime’nin komutan olduğunu anlamamış ya da umurunda olmamıştır. Zira nehire düşen ikilinin bulunması için bir ekip göndermeliydi. Bunun yerine özgürlükle, kan hakkıyla kurduğu liderliği, korkuyla sürdürmeyi tercih etmiştir. Ve sezonun en iyi sahnelerinden biri olan Tyrion’un durumu sorgulaması cereyan eder. Cersei’den, babasından ya da onun ölümünü görmeyi bekleyen halktan nefret etse de, halkının tamamen adaletsiz bir koşulda savaş vermesi, Tyrion’ı düşüncelere yollamıştır. Okla, kılıçla öldürülemeyen, kalkanla savrulması imkansız olan Ejderha saldırısında, milletinin yanarak can vermesine şahit olmuştur. Khaleesi’nin sağ eli olmasına rağmen de aldığı ağır yenilgilerden sonra, Khaleesi’ye artık sözünü geçiremiyordur. Martell, Tyrell hanesinden sonra Tarly hanesininde lider soyu tükenmiştir. Diz çöktürme takıntısı olan Daenerys, güzel sözlerle değil artık Ejderha’nın varlığıyla yandaş çekmeye başlamıştır. Bu etkili sahne, tüyleri diken diket etmiş ve çok güzel bir şekilde resmedilmiştir.

Dizinin en büyük kozu olan müzikleri yine boy gösterdi. Drogonla birlikte Dragonstone’a dönen Daenerys’i Jon Snow karşılar. Ve hiçbir savaş sahnesinin bırakamayacağı etkiyi, yirmi saniyede bırakır. Ejderha, Jon Snow’u tanıdı. Ejderha dilini bilmiyor olabilir ama gözler her şeyi anlattı. Drogon, Jon’un onu sevmesine müsaade etti. Çıplak elle Ejderha’ya ilk teması, gerçek soyunu da ilk hissedişi oldu. Ice and Fire dedik, Kuzey’in Kralı dedik ama içinde yatan alevi daha göremedik. Bran ile Jon karşılaşmasını sezon finaline saklayacaklar ya da asla gerçekleştirmeyecekler. Bu dizi izleyicisini süründürmeyi gerçekten seviyor.

Cersei hamile ha. Ondan bir çocuk daha görmeye dayanabilir miyiz? Ejderha’nın yıkımını görmüş biri olarak Jaime, tam savaştan vazgeçmiş, umutsuzluğa düşmüşken çocuk haberini alınca toparladı. Bu durum Cersei’nin yalan söylediğini düşündürmedi değil. Eğer yalan söylediyse yine Fox Tv kalitesine düşmüş olacak. Entrika değil, sade bir son istiyoruz artık. Bütün kıvılcımlar alev almışken, dizinin gitmesi gereken yol belli. Gerçekçi sahneler ve Taht Oyunları’nın hazin sonuyla veda etmenin zamanı geldi. Şahsen dizinin eski heyecanı kalmadı. Yeni Sezon geldiği gibi, görevmiş gibi sabahları altyazısız izliyorum evet. Akşamı bekleyemiyorum. Ama artık teoriler ve beklemek yordu. İstediğimiz ve beklediğimiz şeylerin olmayışı izleyiciyi yıprattı. İlk yazıdan beri Winterfell’deki büyük buluşmayı yazıyorum ama Jon’un yolu Winterfell’e düşmüyor. Ki Winterfell düşmeden de Jon dönmeyecek belli ki.

Evet, Winterfell düşüyor. Taşlar yerinden oynuyor. Sadece bir kişinin dokunuşlarıyla. Jon’un gönderdiği haberi gizleyen Littlefinger, Sansa’nın gerçek lider olmasını sağlayacak gibi duruyor. Kuzey’i dağıtmak eline ne geçirecek bilmiyorum. Akgezenlere inanıyorsa böyle amaçlar peşinde koşması çok saçma. İnanmıyor ve Kuzey’in birlikteliğini bozmaya çalışıyorsa, büyük bir katliam kış ile birlikte geliyor demektir.

Bu dizide bayıldığım bazı karşılaşmalar var. İki karakteri ayrı ayrı çok sevmiyor olabilirim. Ama karşı karşıya geldiklerinde ba yı lı yo rum. Bu bölümde tamı tamına iki tanesi gerçekleşti. Jaime ve Tyrion, Jorah ve Daenerys. Jon Snow hümanistlikte çığır açmış ve bir taşla iki kuş vurmak için yeni bir görev edindi. Bir tane Akgezen getirip, Cersei’nin desteğini kazanmak ve bu desteği kazanmasıyla Dany’nin desteğini de kazanmak. Bütün düşmanlıkların anlamsızlığını, Yabanilerle öğrenmiş, sevdiği insanları asmak zorunda kalmış ve nihai düşmanla göz göze gelmiştir. Tyrion, Jaime ile buluşmuş ve Cersei’ye mesajını ulaştırmıştır. Bu durum ise tek bir kişiyi ölüme götürecek. Broon’u. Önümüzdeki bölümlerde Broon ya kaçacak ya da Dağ ile yüzleşecek.

Masterlar. İzlerken Sam kadar sinirlendiğim mahlukatlar. Her şeyi biliyorsunuz, Akgezen tehlikesini de bilmeniz gerek. Eğer böyle bir ihtimal dahi varsa gerekeni yapmalılar. İhtimal diyorum. Gözlerle görülmesine gerek bile yok. Yedi Krallık sizin bilgeliğinize güvenirken, hata yapma şansları yokken, Akgezen gördüm diyen birine inanmamaları, Üç gözlü kuzguna inanmamaları fazla dramatik fazla şüpheci.

Şüphe… Bölümün teması. Önce Tyrion, sonra Jaime, Master ve Arya… Littlefinger’ın bir şeyler çevirdiğini gören Arya, yakında büyük bir tehlikeyle karşılaşacak. Sansa’nın değişmediğini düşünüp, ablasını da karşısına almış durumda. Hali hazırda Brieene ile de karşılaşmışlığı var. Winterfell’i büyük bir tehlike beklerken, Jon ise evinden çok uzakta. Khaleesi’sine kavuşmuş Jorah’ı, son Baratheon Gendry’i, Tormund’u, Beric, Toros ve The Hound’u bir araya getirdi. Tekrar Duvar’ın ötesine yolculuk. Seven Samurai, Seven Companion, Fellowship of the Dead gibi isimlerin aklımda uçuşmasına neden olan topluluk. Hepsinin birbirinden nefret etmesi için sebepleri var. Ama birbirlerini öldürmek yerine yan yana savaşacaklar. The Hound yine harika bir karakter olduğunu gösterdi ve diziyi güzelleştirdi. Diğer bölüm Akgezenler’i bir ordudan daha tehlikeli bir ekip bekliyor. Ghost Rider gibi kılıcını ateşleyebilen Beric, ölümcül hammerı ile son Baratheon Gendry, Krallık’ın en iyi savaşçısı Jorah Mormont, Krallar’ın Kralı Jon Snow… Hollywood vari durumlardan biri de buydu. Tam bir The Expendables durumu. Ama insan heyecanlanmadan duramıyor. Önümüzdeki bölüm kuzeyin en tehlikeli bölgelerinde geçecek.

“Hepimizin ortak bir yanı var. Nefes alıyoruz.” 

Varys’i ve Jaime’yi daha çok sevdiğimiz, Littlefinger ve Cersei’den daha çok nefret ettiğimiz Eastwatch bölümünü geride bıraktık. Littlefinger’ın tiratı, Tyrion’ın mahkemesi, Hodor’un gizemi gibi vurucu sahneler bekliyorum. Ve bir de Akgezenler arasında tanıdık yüzler… Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Dracarys!

Anıl’ın İncelemesi:

Jon of Thrones olarak isminin değişmesini düşündüğüm dizimiz Game of Thrones, bu hafta Cersei-Daenerys savaşına ara vererek ana konumuza odaklanmamızı sağladı. Herkesin gözü artık Duvar’ın ötesinden gelen Ölüler Ordusuna döndü. Canımı sıkan kısım ise Jon’un idealleri ne zamandan beri Kraliçe Daenerys ve Kraliçe Cersei’nin ortak amacı olmaya başladı veya başlayacak? Dany, Jon’dan hoşlandı orası kesin. Mormont’a da ayrı üzülüyorum. Adam çözümü olmayan hastalığı yendi geldi yine karşısında başka yakışıklı bir erkek adayı. Neyse Dany, Jon’dan hoşlandığı için onun davasına yardımcı olabilir ama işi Cersei’ye kadar götürmek? Çok zorlama olmadı mı sizce de? Gece Kralını kanlı canlı Cersei’nin karşısına getirse dahi Jon’un yanında olmayacağı çok net. Ölüler Ordusunun dünyayı dümdüz etmesini bile görür ama Winterfell ile bir iş birliğine yanaşmayacaktır Cersei. Sırf bunun için Tyrion’ın ışınlanarak Westeros’a gidip Jaime ile yüzleşmesini sevsem de olmayacak bir iş bu. Herkes kendi ideallerini bir kenara bıraktı ve  Jon Snow’un ideallerini benimsediler. Çok zorlama arkadaşlar. Mesela Jon, Drogon’u sevdiği sahnede kendimden geçtim ama herkesin Jon’un ideallerini benimsenmeye zorlanması bana yanlış geliyor.

Görsellik olarak ise yalan yok harika bir göz ziyafeti çektik! İkisinin başrolünde ise Drogon vardı. Dany’nin Lannister askerlerinin önüne gelirken arka fonda bütün haşmetiyle durduğu, artı olarak Jon Snow’a sinirli sinirli gelip sonra perdelerini kaldırdığında kedi gibi olup kendini sevdirdiği sahne. Jon’un Targaryen-Stark karışımı olan ateş ve buz’un şarkısı olduğunu tartışmıyoruz elbette. Ancak söz konusu Game of Thrones. Bakın Jon gerçekten ön planda. Fazla ön planda ve sizce de her şey fazla iyi gitmiyor mu? Jon’u öldürdüler bir daha öldürmezler mantığı doğru ama dizimizin bitmesine çok az bölüm kaldı. Ve bu dizinin en sevdiği şey, en sevdiklerimizi elimizden almak. Jon kendine dikkat etmeli, fazla ön planda.

Ejderhaları sevebilen artık Dany’den başka iki kişimiz daha var. Önceki sezonlarda YARDIM ETMEYE GELDİM. YARDIMI YEMEYİN esprileriyle iki ejderhanın zincirlerini kıran Tyrion Lannister, bir diğeri ise bu bölüm Jon Tar.. Snow. Ölüler Ordusunu halletmek için bu üçlüyü ejderhaların üzerinde görür müyüz? BU İHTİMALİ DÜŞÜNMEYİ SEVİYORUM! 

Littlefinger-Sansa-Arya üçgeninde ise işler Taht Oyunlarına yakışır şekilde ilerliyor. Baelish, Kuzeyin Kralı olabilmek için Sansa’yı önce başa geçirmeli sonra ise kendisiyle evlenmesini sağlamalı. Sansa gibi zırtapoz olduğu sürece zor bir ihtimal değil. O yüzden yavaştan Jon’a karşı ayaklanmalar başlayacaktır.. Ancak, Arya bunu BAŞ KESEREK engellemez ise. Littlefinger akıllı bir adam ama Arya bir suikastçi. Bakalım hangi akıl kazanacak bu savaşı.

Gendry.. Bu çocuğu sebepsiz yere seviyorum ve tahtta görmek istediğim 1 numaralı adayım. Geçen seneki incelemelerimde bundan bahsetmiştim, hatırlayanınız var ise elbette. Gendry’nin hem cool duruşu hem babası Robert Baratheon’dan gelen asi bir ruhu var. Dany ve ejderhalarını göreceğime Gendry’i oraya oturtmak benim için en doğru final. Bunların olması için ortada Cersei, Dany veya tahtta gözü olan kimsenin kalmaması lazım farkındayım ama, belki gerçekten kimse kalmaz? Bunu buraya not alalım.

Dany’nin diz çök takıntılığı son sürat devam ederken arada kaynayan Tarly hanesi oldu. Tabii onların ölmesi lazımdı çünkü bizim şüşko Sam’in aile reisi olarak Tarly ailesini Jon’dan mütevellit Dany’nin yanında savaşmasına sebep olmalıydı. Sam’de Üstat olmaktan vazgeçti ve görebildiği ne kadar bilgi varsa hepsini çalarak oradan ayrıldı. Winterfell’e gelen gelene olduğundan Sam’in de yolu burası olacaktır. Burada ailesinin öldüğünü öğrenerek Tarly ailesinin başına geçer ve ordularını Jon Snow’un yanında savaştırır. True story. Sam ve Gilly sahnelerinin en önemli noktası ise atlanmamalı. Gilly, Sam’i bunaltıyor gibi gözüktüğü sırada aslında Jon’un babasından bahsetmek üzereydi.

“Maynor says here he issued an annulment for Prince Rhaegar and remarried him to someone else in a secret ceremony.”

Gilly bu sözleri söylüyordu. Rhaegar, Daenerys’in abisi Jon’un ise babası olduğu söylenen Targaryen. Robert’ın Targaryen nefretini körükleyen, hayatının aşkı Lyanna’yı elinden alan kişi. Rhaegar’ın Dorne’da gizli bir düğünle evlendiği yazılmış. Bu kişi muhtemelen Lyanna Stark. Jon’un genleri iyiden iyiye ortaya çıkmış ama inatla resmiyete kavuşmaması deli etse de benim sevdiğim bir yol.

Cersei’nin hamilelik meselesi.. İki ihtimal var; 1- Ya yalan söylüyor ki ihtiyacı yok 2-Hamile ancak doğmadan ölecek. Çünkü Maggy the Frog’un kehanetine göre üç çocuğu olacaktı. Dördüncüden hiç bahsedilmemişti. Eğer Jaime gerçekten Queenslayer olursa hem sevdiği kadını hem doğmamış çocuğunu öldürmesi dramatik bir facia yaratacağından tam da Game of Thrones’a göre bir seçim olurdu. Muhtemelen Jaime, Cersei ve son çocuklarını kendi elleriyle öldürecektir. Sonra da kendisi uzun yaşamaz. Tabii Azor Ahai çıkmadığı sürece. Reddit’de bu teori oldukça fazla dolanmaya başladı. Jaime’nin Azor Ahai olma ihtimalinin arttığından bahsediliyor. Azor Ahai’nin kılıcı, yanlış hatırlamıyorsam sevdiği kişinin kalbine saplanmasıyla oluşmuştu. Cersei’yi öldürürse kehanetin bir kısmı gerçekleşebilir. Teori bana da mantıklı gözüküyor.

Jon’a dönersek The Hound, Beric, Myrli Thoros, Tormund, Gendry bildiğiniz Justice League üyeleri gibi toplandılar ve Gece Kralı ile dövüşmeye gittiler. Bu ekibin hepsinin sağ salim dönmesinin imkanı yok. Brotherhood’un iki önemli karakteri burada ölebilir. Beric, alevli kılıcıyla son epik mücadelesini yapacaktır, bence.

İncelemeler bu kadar. Haftaya görüşmek üzere!

 

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Bomba11 saat ago

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği...

Bomba14 saat ago

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay...

Bomba4 gün ago

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Kutluhan’ın İncelemesi: Seven Samurai… Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda....

Bomba4 gün ago

Kitaba Göre Game of Thrones Karakterleri Aslında Nasıl Gözükmeliydi?

Neredeyse bütün dünyanın bayıla bayıla izlediği ve şu sıralar bilgisayar tehditleriyle başı dertte olan Game of Thrones’un oyuncuları aslında kitaptakiler...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 2-

Batman Rebirth incelemesinin ikinci bölümü ile sizlerleyim. İlk bölümde ilk dört story arc’ı ve Rebirth One Shot’ını incelemiştim bu yazımda...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 1-

Merhabalar, bendeniz Ömer Fatih, yepyeni yazarınız. Film, kitap ve çizgi romanlar hakkında yazacağım. Çizgi romanlarda özellikle takip ettiğim mini seriler,...

Bomba5 gün ago

Ben Affleck’ten Snyder, Whedon ve Adalet Takımı İçin Yorumlar Var!

DC’nin ağır topu Adalet Takımı artık vizyona girmeye hazırlanıyor. Pek çok talihsiz olaylar zinciri ve kaybolan umutlardan sonra sonunda film...

Bomba5 gün ago

Ne Biliyoruz-Ne Bekliyoruz? #1: INHUMANS

Yaklaşık üç aydır buralarda yoktum. Okuluydu, şahsi meseleleriydi derken baya bir ara vermem gerekti yazılara. Bu ara için özür dileyip...

Bomba7 gün ago

Yüzüklerin Efendisi Karakterlerini Tanıyalım #3 Boromir Son of Gondor!

17 Oscar sahibi, başyapıt Yüzüklerin Efendisi serisinin sadece bir filminde rol alıp, bize delikanlılığın dersini veren Boromir, bu haftaki karakterimiz....

Bomba7 gün ago

Venom Filminde Carnage Rolü Kimin Olacak?

Çıkan son söylentilere göre Venom filminde yer alması beklenen Carnage’i Star Wars’tan hatırladığımız Riz Ahmed’in oynayacağı konuşuluyor. Bana kalırsa gerçek...

Bomba