Connect with us

Bomba

Spider-Man: Homecoming 2. Fragmanında Yakaladığımız 8 Detay!

Yayınlandı

on

Çizgi roman tarihinin en sevilen kahramanlarının başında gelmek kolay bir iş değildir. Beklentiler daima yüksektir ve doğal olarak bu beklentiyi karşılaması gereken bir sürü kişi bu sorumluluğu tıpkı Peter Parker gibi üzerinde taşır. Spider-Man’in film hayatı ise bildiğiniz üzere oldukça hareketli. 2002-2017 arasında geçen 15 sene içerisinde çıkan 6. Spider-Man filmini izleyeceğiz. Hatta Civil War katılırsa bu sayı 6.5 olarak adlandırılabilir. Tobey Maguire’lı ciddi bir Spider-Man sonrası Andrew Garfield’lı daha soft ancak fazla dikkat çekici olmayınca bugünlere kadar geldik. Tom Holland’ın Peter Parker rolünde neler yapacağı ise çok merak ettiğim bir konuydu. Başta görsel olarak hiç beğenmesem de, Peter Parker olabilmek için çok büyük fedakarlıklar yaptığını görebiliyoruz. Estetik olarak yaptığı değişimler, vücudunu geliştirmesi hatta jimnastik hareketlerini mükemmelleştirmesi onu Spider-Man için doğal bir yetenek haline getirdi. Şu an için ise Stan Lee’nin bile söylediği EN İYİ SPIDER-MAN ARTIK TOM HOLLAND vurgusu bizim açımızdan ne olur bilinmez. Temmuz ayında görüşümüz belli olacaktır ancak Stan Lee yanılıyor olamaz.

Bugün gelen yeni fragman sonrası birkaç eksiklik ve anlamlandıramadığınızı tahmin ettiğim ufak sorunlar dışında son derece gaza getiren, Spider-Man’in gerçek doğasını en doğru şekilde anlatan bir filmin fragmanını izledik. Şahsen ben konu Spider-Man ise her şeye daha ayrıntılı bakmaya başlarım. Spider-Man için mükemmelliyetçi oluyorum. Bu yüzden gördüğüm eksiklikleri elbette söylerim ama inanın yıllardır aradığımız o Spider-Man tadını Temmuz ayında almış olacağız. Şimdi fragmanda gördüğüm önemli detaylara bir başlayalım.

sm0

Peter Parker’ın muhtemelen arkadaşı Ned’e yakalanmadan hemen önce evine giderken ki bir görüntünün bir önemi var mı derseniz, evet yok. Ancak Parkerların yaşadığı ev yapıları klasiktir. Bunu en son Tobey’li Spider-Man’de görmüştük ve Spider-Man: Animated Series’den ne kadar görsel arasam da bulamadım ancak oturdukları mekan ve ev ortamı orijinine oldukça sadık olmasından hoşuma gitti.

sm2

Trailer ortamlara düşmeden önce Kaptan Amerika’nın bir cameo olarak yer alacağı dedikoduları vardı ve bir şekilde bu gerçek oldu. Ancak sadece bu ekran görüntüsü ile sınırlı kalır mı? Bence hayır. Çünkü bugüne kadar izlediğimiz her fragmanın içeriği Tony’nin korumacılığı Peter’ın kendini ispatlama çabasıyla ilerledi. Film aynı şekilde ilerleyecek gibi ancak burada olan sorun, Tony ile Peter’ın inatlaşması sonucu diğer insanların göreceği zarar ve Peter’ın her seferinde yeniden öğrenmek zorunda kaldığı SORUMLULUK meselesi. Tony Stark yaptığı kostümü geri aldığında Peter kendi el yapımı kostümüyle kendini ispatlamaya ve sorumluluklarını almaya devam ediyor. Kaptan Amerika’ya gelirsek ise bu çatışmanın tam ortasında yer aldığını düşünüyorum. Sonuçta henüz Sokovia Accords meselesi Peter’ın önüne gelmedi. Ve Tony ile tüm bu atışmalarının bir sonucu olarak Sokovia Accords’u reddeden bir Peter Parker izleyebiliriz. Civil War sonrası Kaptan, hapiste yer alan Falcon, Scarlet Witch, Ant-Man ve Hawkeye’i kaçırmıştı. Çizgi romana benzer bir şekilde bu ekip yer altına sığınmış olabilir ve Spider-Man’in de bu ekibe katılması içten bile değil. Al sana Civil War sonrası hem çizgi roman hem film benzerliği hem de Kaptan Amerika sahnesi!

sm3-vert

Bu iki görseli özellikle alt alta koymak istedim çünkü önemli detaylar öğreniyoruz. Toomes yani Akbaba elinde Iron Man maskesini tutuyor. Adrian Toomes gibi biri bu maskeyi nereden temin etti? Cevabını ise hemen öbür görselden alıyoruz, DAMAGE CONTROL! Bilmeyenler için Damage Control, tüm bu süper kahraman ve süper villain kapışmaları sonrası ortalığı toparlayan, temizleyen ekip. Bir ara dizisi bile geliyor söylentileri vardı. Spider-Man filmi sonrası ihtimali artacaktır ama konu bu değil. Spider-Man: Homecoming’in yönetmeni Jon Watts Damage Control firmasının sahibinin Tony Stark olduğunu açıklamış. Röportajı merak eden varsa şuradan ulaşabilir. Eğer konuşulanlar doğruysa Adrian Toomes, Akbaba kostümüne ve tüm bu Chitauri teknolojisi olduğu iddia edilen silahlara Damage Control ekibinde çalıştığı günlerden elde ettiği anlaşılıyor. Zaten fragmanda Toomes, Tony Stark gibi adamların onları anlayamayacağından bahsediyor. Bu açıdan bakarsak tüm olayları daha net görmüş oluruz.

sm6

Spider-Man’den baya rol çalacağa benzeyen Iron Man’i görev başında ilk kez burada görüyoruz. Vapurun ikiye ayrılmasını önlemeye çalışan Spider-Man’e yardıma gelen Stark, daha sonrasında Peter’a azarı çekiyor. Bu kısımların çok fazla hoşuma gitmediğini söyleyebilirim. Tony Stark bencilliği ile tanınan biri ve filmlerde de bu çok fazla değişmedi. Peter’a olan yoğun ilgisi ve üstüne düşmesi Spider-Man kavramının geride durmasına sebebiyet veriyor. Bu biraz Superman’in Men of Steel’de kimliğini açığa çıkma riskine karşılık bile olsa babasının onu kurtarmasına izin vermemesine benziyor. Farklı bir Spider-Man yorumu olması elbette güzel ancak Tony Stark’ın babacan ilgisini azaltmak Peter’ın sorumluluğu anlamasında daha çok yardımcı olacaktır.

sm8

Bu görseli sırf hoşuma gittiği için koydum. May Hanım ne yapıyorsunuz bu ne güzel hala olmak?

sm9

Vulture gibi D sınıfı bir villain’ın 16 yaşındaki Spider-Man’i yendiği an. Çizgi romanlara göre daha güçlü ve oturaklı bir Akbaba izleyeceğimiz kesin gibi. Bu sahne ise Tony Stark’ın giysiyi aldığı, Peter’ın bu işin peşini bırakmarak kapalı mekanda başlayan savaşın, gökyüzünde uçakla devam etmesinin sonucu gibi duruyor. Uçağın yönünü değiştiren, vapurun ikiye ayrılmasını önleyen enfes bir Spider-Man izlemek beni şimdiden deli gibi heyecanlandırdı ancak tüm bu yorgunluğun ardından Vulture’ın Spider-Man’i öyle yendiğini düşünüyorum. Güçsüz düşmüş bir Peter’ı ancak yenebilirdi ki, öyle de olmuşa benziyor. Yani asıl büyük savaşı fragmanlarda görmemiş olabiliriz. Uçak sahnesi final savaşı gibi dursa da, umarım daha iyi sahneleri filme saklıyorsundur Marvel.

sm10

Teaser da görmüştük bu sahneyi ama incelemeye saklamak istedim. Spider-Tracer olarak adlandırdığımız örümcek vericiyi çoğunuz biliyordur. Peter, animasyon serisi ve çizgi romanların çoğunda düşmanları kaçmak üzereyken bu vericiyi fırlatır ve doğru bir plan düşünebilmek için zaman kazanırdı. İzleyici için boyutu birazcık büyük ancak Peter’ın o izleyicinin orada olduğunu bile bilmiyor olma ihtimali yüksek. Zamanla bunu küçültüp orijinal Spider-Tracer haline getirmesi muhtemel.

 

sm4-vert

Buram buram nostalji kokan bu sahneyi koymasam olmazdı. Venom ile savaşmaya gitmeden önce yaşanan Spider-Man 3’ün en gaza getirici sahnelerinden birinin bir benzerini Homecoming de görmek çok tatlıydı.

Benim dikkat ettiğim ve önemsediğim anlar bunlardı. Eğer benim atladığım bir nokta varsa bunu yorumlarda belirtin, yoksa yorumlarınızla incelememe değer katın.

Spider-Man: Homecoming 7 Temmuz 2017’de sinemalarda.

Okumaya Devam Et
2 Comments

2 Yorumlar

  1. Burak

    29 Mart 2017 at 09:16

    Shocker çok kısa gözüküyor ama ondan bahsetmemişsiniz hiç.

    • Anıl Kaleli

      29 Mart 2017 at 13:06

      Shocker ilk fragmanda da gösterildiği için yer ayırmadım. Biliniyordu olacağı zaten 🙂

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Yayınlandı

on

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider, oyuncak için ise o zamanlar evrenin sonsuzluğu gibi gelecek büyüklükte olan Toys ‘R’ Us’a doğru yola çıkardık. Space Jam oyuncakları, boyama kitaplarını, figürleri hala hatırlıyorum. Öyle güzeldi. Ancak Amerikan basınına göre oyuncak sektörünün eski büyük lideri, yeni nesil Amazon vb. sitelerle baş edemeyerek 1 hafta sonra iflasını açıklayacak.

Reuters ve Wall Street Journal iflas haberini ilk alanlar oldu. Raporlarına göre, oyuncak perakendecisi birkaç hafta içinde iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacağını açıklamışlar. Markanın ABD’deki 1,600 artı mağazasında yaklaşık 5 milyar dolar borcu olduğu söyleniyor.

Toys ‘R’ Us’ın da tarihin tozlu raflarında kaybolduğu bir hayata hazır mıyız geekler? Ben değilim. 

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Yayınlandı

on

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en iyi dizi adaylarından birini yazabilecek olsam hangisini yazardım diye sordum. Verdiğim cevap için ise düşünmem gerekmedi! Peter Morgan tarafından yaratılan The Crown kuşkusuz bu yıl televizyonlarda – aslında bir Netflix yapımı – çıkan en iyi eserlerden biri. Netflix’in en pahalı işlerinden biri olan bu yapımın tahmini bütçesi tam 156 milyon dolar. Dizinin konusu ise Oscar’lı film The King’s Speech’te de izlediğimiz kekeme kral IV.George’un ölümünden sonra Elizabeth’in tahta çıkışı ve ardından gelişen tarihi olayları kapsıyor. Dizi konusu bakımından tarihi ve tarihi yapımları sevenler için bir elmas niteliğinde. Bir belgesel tadında tabi ki değil fakat bunu beklememiz de yersiz olurdu. Özellikle bazı bölümlerin sonlarında o bölümde ele alınan herhangi bir konunun gerçekte ne zaman vuku bulduğu, sonuçları ve sonrasında neler olduğu gibi bilgiler de yer alıyor.

Dizinin başrollerini Kraliçe 2. Elizabeth rolünde Claire Foy, eşi, Edinburgh Dükü Philip rolünde Doctor Who severlerin yakından tanıdığı Matt Smith, kraliçenin kardeşi Margaret rolünde güzelliğiyle izleyeni ekranlara kilitlemeyi başaran Vanessa Kirby ve son olarak Winston Churchill rolünde ise 2 Oscar adaylığı bulunan John Lithgow var. Üstteki görselden de görebileceğiniz gibi casting çok ama çok başarılı. Karakterlerin tarihteki gerçek halleri ile inanılmaz bir benzerlik sağlanmış. Dizinin o devasa bütçesinin nerelerde kullanıldığını hakkında koymuş olduğum görsellere baktığınızda fikir edinebilirsiniz diye düşünüyorum. İzlediğinizde ise kendi gözlerinizle görürsünüz. Çünkü prodüksiyon tek kelimeyle harika. Örnek vermek gerekirse kostüm departmanı ortaya çok ince bir işçilik koymuş.

Kostümler dışında kullanılan set, dekorlar muazzam, 20.yüzyıl İngiltere’sini hissedebiliyorsunuz. İç mekan tasarımları kraliyet ailesine yakışır cinsten görkemli, dış mekan çekimlerini izlerken ise kendimi sık sık ”Oha, bu kadar insanı nasıl toplamış da bu sahneleri çekmişler” derken buldum. Özellikle Elizabeth’in siyasi nedenlerden dolayı birçok ülkeyi gezmesi gerektiğinde, buralarda çekilmiş sahneler sizin, olayın içine girmenizi kolaylaştırıyor.

Dizinin müziklerinin başında Rupert Gregson-Williams var. O da çok başarılı bir iş çıkarmış. Özellikle ”Duck Shoot” parçasını dinlemekten sıkılmadım henüz. Tema müziğini ise Rupert değil, Hans Zimmer yapmış! Kendisini övmek için ayrı yazı yazarım ben, o kadar ünlü ve sektörde her iyi işin altında adını görebileceğiniz biri. Meraklısına araştırmayı öneririm, bakarsınız sizin de sevdiğiniz bir filmin, melodisinin yaratıcısıdır.

Dizinin değinmediğim noktalarından biri ise, dizinin ne kadar akıcı olduğu, 50 dakika – 1 saatlik bir dizi için inanılmaz derecede akıcı. Kendinizi üç dört bölümü ard arda izlerken buluyorsunuz. Bu süreye sahip diziler için bende bunu başarabilen son dizi sanırım Breaking Bad idi.

Biraz daha detaylı bir şekilde konuya değinmek gerekirse, merak etmeyin dizi, siyasete en ince ayrıntısına kadar girmektense, bir kitap olarak düşünürsek, onun sadece kapağını, iç çizimlerini ve belli kesitlerini alıntılıyor. Odak noktamız daha çok 2.Elizabeth. Onun yükselişini, bir Kraliçe ve aynı zamanda bir eş, bir anne olarak yaşadığı zorlukları görüyoruz. Siyaseti bilmiyor, okula gitmemiş, herhangi bir alanda eğitim almamış, çocukluk yıllarında sadece ülkenin yasaları, İngiliz Klisesi hakkında öğretiler görmüş ve dolayısıyla olduğu noktada zorluk çekiyor.

Claire Foy sergilediği performansla hem Taç’ın (Crown) hem de rolün altından kalkmış. Hazır bir oyuncunun performansına değinmişken, oyunculuklardan bahsedeyim. Dizi diğer çoğu alanda olduğu gibi oyunculuklar konusunda da sizi etkiliyor. Hatta yeri geliyor tüyleriniz diken diken bir şekilde ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. Başta dizinin castını saymıştım. Tekrar saymama ya da tek tek değinmeme gerek yok zira hepsi iyi derecesinde performanslar sergiliyorlar ancak 2 kişi oldukça ön plana çıkıyor. Biri zaten ana karakterimize hayat veren Claire Foy. İlk sezonu bitirdiğinizde, bir kez daha ilk bölümü izleyip, daha sonra son bölüme bir göz atmanızı istiyorum. Karakterin yaşadığı değişimi nokta atışı diyebileceğimiz şekilde, eksiksiz gösteriyor. Diğer kişi ise Winston Churchill rolündeki John Lithgow. Dönem veya karakterler hakkında herhangi bir belgeseli ya da Youtube’dan birkaç videoyu izlerseniz görürsünüz. John Lithgow’un kullandığı beden dili, yürüyüşü, mimikleri, sanki gerçekten O’ymuş gibi hissettiriyor. Zaten her iki oyuncu da rolleri ile oyunculuk dallarındaki adaylıklara sahip. Claire Foy, ”En iyi kadın oyuncu” dalında, John Lithgow ise ”En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında aday. Yazı boyunca amma övdün, hiç mi kötü, olumsuz etken, faktör yok diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın yoklar. Dizinin Emmy ödüllerinde tam 11 adaylığı var.

Bu adaylıkların en önemlilerinden bazıları:

  • En İyi Drama Dizisi
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yönetmenlik
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Casting
  • En İyi Müzik Kompozisyonu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Senaryo

Dizi Golden Globe (Altın Küre) ödül töreninde ise En Drama Dizisi ve Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini evine götürdü. Sırada Emmy ödülleri var. Ben yapımın törenden en az birkaç ödül ile ayrılmasını istiyorum ve ümit ediyorum.

Diziyi hala izlememişseniz inanın bu yılın en iyi dizilerinden birini kaçırıyorsunuz. The Crown, çok kaliteli bir yapım ve her ayrıntısını incelemeniz, hayranlıkla döneme tanıklık etmeniz için sizleri bekliyor.

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel5 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba1 hafta ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba1 hafta ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba1 hafta ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba3 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba4 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba