Connect with us

Bomba

Spider-Man: Homecoming İncelemesi&Easter Eggleri – Yeni Yüzyılın Eski Kahramanı!

Yayınlandı

on

Çok uzun bir vakit, Spider-Man’in evine dönüşünü bekledik. Hatta bu süre öyle uzun sürdü ki, artık herkes umutlarını kesmiş ve bizim yaşımızdaki kişilerin Spider-Man’i asla bir Iron Man’in yanında savaşırken, Kaptan’a duyduğu saygıyı canlı canlı göremeden ölüp gideceğimizi düşünüyorduk. Ancak Marvel hayranları bu isteği o kadar büyük yüksek sesle dillendirmeye başladı ki, ne Marvel ne Sony bunu atlayamadı. Marvel, iflasını açıkladıktan sonra en sevilen karakterini Sony’e vermişti ve Sony 2002 yılından itibaren hem süper kahramanlar çağını başlatmış hem de Spider-Man gibi sevilen bir kahramanın gücünü tüm sinema sektörüne net bir şekilde göstermişti. Zaten Sony’nin son elle tutulur işlerinden olan Spider-Man, çok değerliydi. Ancak Sony bunu son Spider-Man 3 filmiyle başlayan ve Amazing serisiyle sürdürdükleri berbat filmler kuşağıyla elindeki pırlantayı kömüre dönüştürdü. Marvel ise 2008 yılında başlattığı evrenine belki Spider-Man’i dahil ederek başlayamadı ancak Sony’nin yaşadığı krizleri fırsata çevirerek bize bu günleri görme şansını sağladı.

Velhasıl, sonunda Spider-Man evine döndü ve herkesin merak ettiği konu 15 senede çekilmiş 5 Spider-Man filminden ne kadar değişik olabileceği idi. Sonuçta Ben Amca yine ölecekti, o örümcek yine Peter’ı ısıracak ve büyük güç, büyük sorumluluk getirecekti. Marvel, her ne kadar Batman ile birlikte en sevilen kahraman olan Spider-Man’in isminin önemini bilse de, bu noktaları atlamadı ve geçtiğimiz 5 senede izlediğimiz neredeyse hiçbir şeyi, izlemediğimiz her şeyi ise ekleyerek önümüze tarihin en çizgi roman kökenine uygun Spider-Man filmini izlettiler. Filme ne kadar bayılırsam bayılayım gönlümde hala Tobey’li Spider-Man 2 ilk sıradaki yerini koruyor.

Buradan sonrası artık SPOILER inceleme kısmına geçmek istiyorum. Yazacak çok fazla detay var ve hiçbirini atlamak istemiyorum. Aşağısı filmi izlemeyenler için çok ağır SPOILER içerecektir.

-Son olarak film bitince hemen çıkmayın, 2 ek sahne var.-

Yazıya ise elbette Is She With You ile birlikte en sevdiğim ve en favori parçalarımdan biri olan Spider-Man theme ile başlayalım derim.

Başlığı sadece etkilemek amacıyla girdiğimi sanmanızı istemem. Filmi izlerken hissettiğimin tek cümlelik bir özetini en başa yazmak istedim çünkü gerçek buydu. Spider-Man, hayatımıza gireli ne savaşlar, ne dahiler ne olaylar gördü. Doğal bir seleksiyon olarak elbette bulunduğu dönemlerin şeklini aldı. Tıpkı diğer kahramanlar gibi. Bu yüzden Golden Age, Silver Age gibi dönemler anılır ve sevilir. Ancak artık teknoloji çağındayız ve 100 yıl önceki temaları günümüzde izlemek, görmek izleyiciyi her açıdan çağın gerisinde hissettireceği için süper kahramanlar daima yeni kalmak zorundadır. Tek değişmeyen şeyleri yazıldıkları gün içlerine konan o ruhları ve karakteridir. Bu yüzden Spider-Man on senelerdir hala para bulmak için fotoğrafçılık yapar, May Hala’yı tehlikelerden korumak için zilyon badire atlatır ve bir kez yaptığı o sorumsuzluğu asla unutmaz ve en ufak yapabileceği işi yapar, sorumluluğu alır.

Spider-Man: Homecoming, bizlere geçmişin ve geleceğin, nostaljinin ve yeniliğin birleşimi ile harmanlanan harika ve en güzel Spider-Man’i izletiyor.

En başta Kevin Feige’den başlayan ve bunun bir Peter Parker filmi olduğu silsilesi, filmin hemen başında tekrar bize hatırlatılıyor. Zaten Spider-Man’in kendi filminde yan karakter gibi durduğunu hissetmeye başlamanız çok fazla süreyi bulmuyor. Peki bu bir eleştiri mi? Evet. Kötü bir eleştiri mi? Asla! Ben bu tarz anlatım tekniğini çok sevdim. İlk dediğim 15 senede izlediğimiz 5 Spider-Man filminden ötürü bu yöntem tercih edildi elbette ama ben Peter Parker filmi izlediğimiz için çok mutluyum. Sonunda çizgi romanlarda gördüğümüz o Peter Parker ruhunu filmin her saniyesinde izleyebilmek benim kendimi Stan Lee gibi hissetmemi sağladı inanın. Yani Stan Lee olsam muhtemelen tüm film boyunca ağlardım. Öylesi bir gururla dolarım ki eminim Stan Lee de aynı şekilde hissediyordur.

tumblr_oi3ukzzvzT1rc44lao3_500

Olaylar ise Adrian Toomes’un Vulture olmadan önce bir belediye çalışanı iken olaylara Damage Control’ün atanmasıyla işinden olması ile başlıyor. Damage Control tüm bu süper kahramanların savaşlarından sonra şehri eski haline getiren bir birim. Burada bunu Tony Stark’ın ilk Avengers filmi ile birlikte kurduğunu görüyoruz. Tahminime göre zaten bir dizisi planlanıyordu ve Spider-Man sonrasında mutlaka dizi haline geleceğini düşünüyorum. Agents of Shield, yanı başına ek bir diziyi henüz koyabilmiş değil. Agent Carter’ın ilk iki sezonundan sonra o konuda derin bir boşluk var. Damage Control ise bu boşluğu doldurabilecek uygun bir potansiyeli var. Bakalım.

Toomes, işinden olduğu an Chitauri saldırısında şehire saçılan silahları ve teknolojileri toplayarak yer altı çetesinin lideri oluyor. Elbette bu sırada Peter Parker’ın Civil War’a nasıl gittiğini, savaşta gözükmediği sıralarda ne hissettiğini ve savaş sonrasında yaptıklarını görüyoruz. Bunu görme şeklimiz ise teknoloji çağında doğan her birey gibi telefona video çekerek oluyor. Yani bu samimiyet, doğallık, günümüze uygunluk o kadar hoşuma gitti ki anlatamam arkadaşlar. Hepimiz gözümüzü açar açmaz, yüzümüzü yıkamadan, çişimizi inatla tutarak telefonlara koşuyoruz. Teknoloji yüzyılında kahraman olan bir Peter Parker var karşımızda ve her heyecanını telefonuna kaydetmesi, videolarının Youtube’a konarak bu şekilde tanınırlığının artması aşırı iyi ve aşırı ince dokunuşlardı. Civil War sırasında olanları telefonuna kaydedip olayları bir de bu şekilde izlemek ciddiyeti düşürebilir ancak Civil War zaten beklentileri sadece ismiyle çıkarmış ve bırakmış bir filmdi. O yüzden Spider-Man’in arkada kendince takılma kısımlarını atlamamaları bu filmin tonuna aşırı yakıştı.

giphy-9

Marvel’ın 2008 senesinde başlattığı serüvenin Spider-Man’e olan etkilerini izledikten sonra ana hikayemize girişi yaptık. Bir sürü renkli ve sevilen Spider-Man karakterlerini izledik. Shocker’dan tutun Donald Glover’ın canlandırdığı Aaron Davis, Scorpion Mac Gargan’a kadar daha önceki filmlerde adı bile anılmayan karakterleri görmek güzeldi. Zaten filmi eleştirebileceğim fazla noktası olmadı. Hatta aradan çıkarmak adına onları ekleyeyim burada. Herkes Tobey Maguire Spider-Man’inin çizgi romanlara bağlayıcılığını sorgular ancak hiç kimse epikliğinden ve savaş sahnelerini müthişliğini unutmaz. Spider-Man: Homecoming, biraz epiklikten uzak kendi içinde güzel bir yapım. Ancak epik değil. Bir başka içimde patlayan olay ise Vulture vs Spider-Man oldu. Spider-Man ölmeyecek elbette ancak zilyon kuru sıkı tehditten sonra onu öldürebilecek iken Iron Man’in eşyalarına odaklanıp kaçmaya çalışması ve kanatlarının havaya uçması sonucu Vulture’un yakalanması bana MEH dedirtti. Ki o sahnenin arka temasında Spider-Man’in Ben Amca sonrası hiçbir sorumluluğu bırakmamasını karakterine işlediğini göstermek için istiyorlardı ama çok sönük kaldı. Zaten hala Spider-Man 2’nin en baba film olma unvanını geçememesi bu sahne yüzünden emin olun. Feribot olsun, uçak dışı olsun sahneler cidden enfesti ama birebir kavga ettikleri sahne çok azdı. E haliyle bomba gibi filmin epiklik kısmını sorgulatır halini alıyor. Ancak bu ikisi dışında kötü anlamda eleştirebileceğim gerçekten başka bir olay olmadı. Film o derece hoş, nostaljik ve güzeldi.

Gelelim her Marvel filminde eksilere yazdığım soundtrack konusuna. Marvel gönülleri her film daha da almaya başlıyor sanırım. Doctor Strange ost’larını kişisel olarak hala müthiş sevmesem bile, eski filmlere nazaran akılda kalıcıydı. Spider-Man’de ise klasikleşmiş theme parçasını opera eşliğinde çalınması, bunu da Marvel Studios logosuna yerleştirmeleri sonucu daha filmin başında kendimi kaybetmiştim. Bu şekilde gururlu hissettiğim son film karesini hatırlamıyorum bile düşünün. Daha filmin başında gaza gelmiştim ve bundan sonra olacak olan her şeyi beğeneceğimi o an anlamıştım. Marvel Bey neler yapıyorsunuz bize böyle?

giphy

Filmin muhtemelen hepimizi şok eden kısmı ise Zendeya yani Michelle yani MJ oldu! Zendeya’nın canlandırdığı karakterin herkes polis olan Vin Gonzales’in kardeşi Michelle Gonzeles olduğunu düşünmemizi istediler ancak nedense film gelmeden hemen önce Zendeya’nın Mary Jane olduğu dedikodusu yayıldı. Peki bu olayın gerçeği ne? Bildiğim kadarıyla Mary Jane Watson’ın Michelle diye bir adı yok. Ancak demir adamların havada uçtuğu, 65 sene buzda kalan adamın günümüzde canlanması gibi olayların yaşandığı bir evrende Mary Jane’in ortasına Michelle koymak zor değil. Ancak bunun sadece kafa karışıklığı için senaryoya konmuş bir hamle olduğunu düşünüyorum. Her MJ denen kişinin Mary Jane olması gerekmiyor ve Zendeya’nın protestocu, insan haklarına saygılı kişiliği ile bizim çılgın Mary Jane’in pekte alakası yok. O yüzden Michelle’in hala Michelle kalacağını düşünüyorum ama Zendeya’nın MJ çıkması ihtimalinde de üzülmeyeceğimi belirtmek isterim.

Ufak ufak notlar:

  • Tom Holland gelmiş geçmiş en iyi Peter Parker, gelmiş geçmiş en iyi Spider-Man olma potaniyeli taşıyan bir oyuncu olduğunu kanıtladı. İlk film Spider-Man’i çömez olarak gösterdiği için henüz en iyi Spider-Man olmadığını ama olacağını düşünenlerdenim.
  • Spider-Man Theme parçasını övdüm ama övmelere doyamıyorum. Tüm parçaların güzel olduğu ilk ve tek MCU filmi.
  • Flash Thompson karakteri, hem Spider-Man hem Peter için çok önemlidir. Bu yüzden Tony Revolori’nin canlandırdığını duyduğumda üzülsem bile rolün altından iyi kalktığını gördüm. Flash diyince bize daima kas kütlesi ve bedensel gücüyle karşısındakini ezen, sporcu ancak çok fazla akıllı olmayan biri olarak tanıtıldı. Burada ise fiziksel güç yerine sözleriyle karşısındakini aşağılama ve sadece kendini düşünen bir karakter olarak lanse edilmiş. Yani Flash bile günümüzün kabadayıları şeklinde anlatıldı.
  • Michael Keaton, MCU filmlerinin bitmek bilmeyen tek filmlik kötü adam imajını paramparça ederek Batman’den sonra akıllara bir de Vulture olarak kondu bile. O nasıl karizmadır be abim? Emin olun bu filmi bu kadar güzel yapan detayların en ama en başında geliyor. Vulture o kadar güçlü bir villain hiçbir zaman olmadı ancak onu Keaton canlandırdıysa istemeseniz bile bu karakteri ciddiye almak zorunda kalıyorsunuz. Belki yakalanma kısmı fail oldu ancak Mac Gargan ile konuşmalarında Peter’ı satmaması ve o gülümsemesi beni benden aldı. Bu tür düşmanını başka düşmandan koru olayını DC Flash ve Rogue ekibi arasında görürüz genelde. Çok güzeldi çok!
  • Mac Gargan demişken kendisi klasik Spider-Man villaini olan Scorpion. İlerde ise Eddie Brock sonrası Venom oluyor ancak bunlara kadar gelmeden kendisini tıpkı Shocker gibi yan villain olarak ikinci filmde görürüz.
  • Korktuğum gibi bu filmin Iron Man 4 olmadığını gördük. Iron Man’in rolü Peter’ın gelişiminde çok önemli noktalarda vardı. Az ve özdü. Gerektiği yerlerde çıktı ve sahnesi bitti. Tam tadındaydı.
  • Happy, Peter ile konuşurken sifonu çeken ve ellerini yavaş yavaş yıkayan çekik çocuk! Adamsın sen.
  • Suit Lady yani Karen’ın Spider-Man’e çok ama çok fazla yardım ettiğini düşünüyorum. “O kostüm olmadan ben bir hiçim” felsefesinin yanlış olduğunu göstermek için anlattınız eyvallah ama Spider-Man bu kadar çömezken her şeyi Karen sayesinde bulması, etmesi fazla göze battı sanki.
  • MCU’da tüm süper kahramanların kimlikleri tanınıyor. En gizlisi olması gereken Spider-Man’i May Halası bile öğrenmiş oldu. Durdurun şu olayı artık, lütfen.

Easter Eggler:

  • Liz ve arkadaşları beden dersinde aralarında konuşurlarken Spider-Man’in içindeki kişiyi beğenip beğenmeyeceklerini tartışıyorlardı. Bu sırada Liz’in yanındaki kişi YA KOSTÜMÜN İÇİNDE TAMAMI YANIK BİRİSİ VARSA? diye sormuştu. Tabii akıllar anında Deadpool’a gitti bile! Deadpool’a selam verilmeseydi asıl o zaman ayıp olurdu.
  • Ned, Peter’a ağ sıvısının mesafesini ölçmesi için bir binaya çıkıp deneme yapması gerektiğini söylemişti. Tıpkı ilk Spider-Man filminde Tobey’nin yaptığı gibi. O efsanevi SHAZAM hareketini hala hatırlıyorsunuzdur. Ben bu binaya çıkıp mesafe ölçme olayını ilk filme gönderme olarak düşündüm. Bir de Spidey asansörde ters sallanırken Karen’ın Peter’a Liz’i öpmesi gerektiğini söylemesi yine 2002 yapımı Spider-Man filminin en meşhur anı olan MJ ile öpüşmesine bir göndermeydi.
  • Peter’ın Avengers olmayı takıklık haline getirmesi, Spider-Man’in ilk sayılarında Fantastic Four üyesi olmak istemesiyle paralel götürülebilir. Ne dersiniz?
  • Filmde 2 tane Shocker oldu gördüğünüz üzere ve çok çabuk yakalandı. Yani bir karakter çizgi romanlardan ancak bu kadar aynı canlıya aktarılabilirdi. Sinister Six kurulmadıkça Shocker böyle yakalanıp, hapise atılmaya devam edilir. Karakter ise The Amazing Spider-Man’in 46. sayısında ilk kez karşımıza çıkmıştı. Yani 1967 yılında.
  • Donald Glover’ın canlandırdığı Aaron Davis karakteri önemli. Çünkü kendisi Ultimate Spider-Man öldükten sonra onun yerini alan ve evrenlerin çarpışması sonucu oluşan Battleworld de yer alan iki Spider-Man’den biri olan Miles Morales’in amcası. Zaten Spider-Man ile konuştuğu enfes sorgu sahnesinde korumak istediği yeğeninden bahsetmişti. O kişi muhtemelen Miles idi. Zaten Donald Glover hali hazırda Miles Morales’li Spider-Man animasyonlarında Miles’ın seslendirmesini yapan kişiydi.
  • Filmin sonunda Peter, o çok istediği Avengers olabilecek iken orta sınıf mahallenizin dostu Örümcek Adam olmayı seçti. İşte tam bu sırada karşımıza gözlerimin cennete eriştiği o Iron Spider kostümü geldi! Civil War çizgi romanındaki ile alakası yoktu ama sonuçta oydu. Hatta Civil War’da yaşanılan tarihi basın konferansının bir benzeri yapılmak üzereydi ki, Peter bunu kabul etmedi. Çok ama çok minikte olsa orijinal Civil War’a yapılan göndermeler çok güzeldi.
  • Bu bilgiyi bende bilmiyordum ancak öğrenince hoşuma gitti. Spider-Man’in konuştuğu Suit Lady Karen’ı seslendiren kişi Jennifer Connelly imiş. O kim derseniz kendisi Eric Bana’lı Hulk filminin Betty’si, günümüz Vision karakterini canlandıran ve Jarvis’i seslendiren Paul Bettany’nin eşi. Karı-Koca yapay zeka oldular anlayacağınız.
  • Herkesin Gwen Stacy olarak düşündüğü sarışın ufak kızın Betty Brant olduğu ortaya çıktı. Kendisi gelecekte Peter Parker ile Daily Bugle’da çalışacak olan kişi. Tobey’li filmde Jameson’a ilaçlarını hatırlatan kişi kendisi diyeyim belki öyle hatırlarsınız.
  • Peter’ın okul müdürünü canlandıran kişiyi gözünüz bir yerlerden ısırmış olmalı, normaldir. Çünkü kendisi Kennett Choi ve The First Avenger’da Kaptan’ın hapisten kurtardığı kişilerden biriydi. Müdür ise o askerin torunu. Zaten oynayanlar aynı kişi. Çok tatlı olmamış mı ya?
  • Farkettiyseniz Spidey-Sense Peter’ın güçleri arasında yoktu. Ne May Hala’yı ne Ned’i ne Vulture’u hissedebildi. Örümcek hislerinin farkında olmayışı bir ihtimal ancak hiç olmayacaksa biraz sorun olabilir. Örümcek Hisleri, Spider-Man’in olmazsa olmazıdır. Umarım henüz bu gücünün farkında değildir diyelim.
  • Happy’nin adını söyleyemediği ve evet benim dahi Google’a bakmam gerektiği Thor’un kemeri Megingjoro’nun Avengers binasına taşınışını gördük. Hela Mjolnir’i parçaladıktan sonra bu kemeri almaya gelecektir Thor.
  • Peter’ın enkaz altında kaldığı ve çıkamadığı sahneyi hatırlıyorsunuzdur. İşte o sahne The Amazing Spider-Man #33’te yer almış. Yarı Spider-Man yarı Peter Parker görselini ise es geçmemek lazım. Genelde örümcek hisleri harekete geçtiğinde bu betimleme yapılırdı ama o sırada Peter’ın kendine olan inancını arttırma motivasyonu olarak kullanıldı.

amazing-spider-man-homecoming-33-lift-rubble-ditko

İncelemem, yorumlarım ve toparlayabildiğim tüm easter eggleri yazdım arkadaşlar. Peki sizce Spider-Man: Homecoming nasıl bir filmdi? Yorumlarınızı yazın birlikte tartışalım. 

 

Okumaya Devam Et
Advertisement
yorum yapmak için tıkla!

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Avengers: Infinity War İncelemesi – Yeni Bir Bakış Açısı ve Tüm Easter Eggler!

Yayınlandı

on

27 Nisan Cuma günü, çok önemli bir olay gerçekleşti. İnsanların ateşi bulması gibi, sanat rönesansı, din reformu ve hatta hatta sanayi devrimi yaşamış Dünya, 27 Nisan Cuma günü en az bunlar kadar önemli bir “Sinema Devrimi” yaşadı. Ben, Avengers: Infinity War’u bu şekilde özetliyorum. Filmin artısı, eksisinden bahsetmiyorum. Elbette artıları, eksileri, klişeleri her süper kahraman filminde olduğu gibi bunda da var. Ancak sıradan bir insan olarak yarınımı zor planlayabiliyorken Marvel Stüdyo’nun 10 seneyi fazla riske girmeden, garantici bir yol ile dahi olsa ilmek ilmek işlediği, hatalardan çok başarıyla karşımıza çıktığı 10 senelik bir devrimden bahsediyorum. Tüm sinema filmlerinin, daha çekim aşamasındayken bile planlarını Disney-Marvel filmlerinden uzak tutarak planladığı bir süreçten bahsediyoruz. Marvel’in çağdaşı, en büyük rakibi DC bile sadece bu evrene yetişebilmek adına daha emeklemeden koşmaya çalıştı. Sonuçlarını hepimiz biliyoruz. Bu açıdan Marvel, 2000’li yılların en büyük devriminin, en büyük planlamasının son halkasını 27 Nisan günü Infinity War ile bizlere sundu. Şimdi gelin bu epik filmin detaylarına girelim.

Yazımız buradan itibaren SPOILER içermektedir.

Infinity War Avengers GIF by Marvel Studios - Find & Share on GIPHY

 

Infinity War, adına yakışır bir şekilde tüm evreni ilgilendiren bir meseleyi konu alıyordu. O meselenin adı da Thanos idi.

Öncelikler her zaman söylediğim bir konu şudur ki, bir filmin düşmanı ne kadar iyi ise filmde o kadar tutar. Marvel’ın en büyük eksikliğini yaşadığı villain konusu, Thanos ile kökünden çözüldü. 10 yıllık planlama tamamen buna mı odaklıydı bilinmez ancak Thanos, bildiğimiz kötülerden değildi. Çünkü kendi düşüncesine göre evren, bir denge içinde olmalıydı. Bu dengenin önünde ise sınırsız nüfusa ve isteğe karşılık sınırlı kaynaklar yer alıyordu. Evrenin dengesi ancak yaşayan nüfusun yarısını fakir, zengin, büyük, küçük ayırmadan öldürmekten geçiyordu. Thanos’un düşüncesini biz insanlar soykırım olarak görsekte onun böyle bir hayali var ve karakterini oturtan olay tamamen bu denge meselesi. O yüzden Thanos’un yaptığını yanlış bulurken, onu anlayabiliyorsunuz. Yanlış olduğunu düşünseniz dahi onunla empati kurabiliyorsunuz. Ben bu empatiyi en son Darth Vader ile kurabildiğimi şu an anımsıyorum. İşte Infinity War’un güzelliği burada yatıyor. Sinema tarihinin en sevilen kötüsü Darth Vader ile Thanos’u yan yana bir cümle içerisinde geçirebiliyorsunuz. Elbette bu benim kişisel düşüncemdir ancak sizlerin de içten içe bunu düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum.

Thanos’un motivasyonu, tüm stoneları toplayarak bu dengeyi tek bir parmak şıklatmasıyla sağlamaktı. Titan’ın evreni dengelemek için yola çıkması elbette o yolun Avengers ile kesişmesine yol açtı. 3 taşın direkt olarak bizimkilerin elinde olmasının (Loki’yi de artık bizden sayıyorum) doğal bir süreci olarak Thanos, Avengers ve Galaksinin Koruyucuları ile birden fazla karşılaştı. Hepsinde de ekiplerimizin hem taşlar hakkında ne kadar az bilgisi olduğunu ve Thanos’un yanında ne kadar güçsüz kaldıklarını anlamış olduk. Üstelik Russo kardeşler, Avengers gibi bir ekibin Thanos’un yanında ne kadar aciz duruma düştüğünü bizlere birden fazla kez gösterme cesaretinde bulundular. Bizim 10 yıl boyunca şikayet ettiğimiz ne kadar detay varsa ki örneğin tek filmlik villainlar, cesur kararlar alınamaması gibi soruların cevaplarını tamamen son filme sakladıklarını anlıyoruz. Bunun için bile Infinity War, tüm sinema severlerin kalbinde çok özel bir başarı çıtası olarak duracak. Bir Yüzüklerin Efendisi için gösterilen saygı ve sevgi, hem şimdi hem ileride Infinity War içinde gösterilecek. Benim kısa süreçli kehanetim bu yönde.

 

Infinity War Avengers GIF - Find & Share on GIPHY

 

Filmin adı direkt olarak Avengers ile başlasa bile, Infinity War bir Thanos filmidir. Spider-Man: Homecoming’in başında yazdığı BU BİR PETER PARKER FİLMİDİR ibaresi yoktu belki ama Thanos’un solo filminde gözüken Avengers üyeleri dersek sanırım kimse karşı çıkmayacaktır. Filmin bu gidişatta ilerlemesi, sona doğru giderken bizim kafalarımızın karışıklığı yerine herkese empati yaparken bulmamızı sağlıyor.

Espriler ve umutsuzluğun bu kadar dengede tutulabilmesine ise ayrı hayran kaldım. Bir önceki sahnede gülerken diğer sahnede gözleriniz tamamen açılmış bir şekilde şoka girebiliyordunuz ve daha az önce güldüğünüzü unutuyordunuz. Russo kardeşler, tıpkı Thanos gibi bu filmde denge’yi harika bir şekilde kullanmış. Hollywood’un en çok para kazanan ünlülerini tek bir filmde buluşturacaksın ve hepsine aynı süreyi aynı diyaloğu sorunsuz bir şekilde vereceksin? Bu denge değil de nedir arkadaşlar? Konuşurken basit konular gibi gelebilir ancak dışarı çıkarken 2 arkadaşınızı yan yana getiremiyoruz bazen yahu. Oradan yola çıkın gerisini siz düşünün.

Tüm bu süreç ise Thanos’un güneşin karşısına geçerek gururlu bir şekilde gülümsediği an içindi. Kahramanlarımızın yarısından fazlasıyla birlikte tüm evrenin yarısı öldü. Beni en çok üzen ölüm şahsen en sevdiğim kahraman olan Spider-Man oldu. Tom Holland’ın orada yeni kahraman olmuş, genç bir Peter Parker olarak ÖLMEK İSTEMİYORUM cümlesini ağlayarak tekrar etmesi her seferinde kalbimi paramparça edecek. O sahne için tek ama tek bir isteğim vardı.. Bir gücüm olsaydı ve Russo Kardeşler’e ulaşabilseydim ölmeden önce son cümlesinin gökyüzüne bakarak “ÜZGÜNÜM BEN AMCA..” olmasını söylemek olurdu. Bu ölüm zaten üzücüydü ancak destansı olması için tek eksik bu cümleydi. Olmadı tabii bu ancak Peter Parker’ı öldürmek bile çok cesur bir karardı. Sadece bu yüzden bile Russolara ve senariste hayran olmamak elde değil. Ölen kahramanlarımızın listesini bir verecek olursak baştan sona;

  • Heimdall
  • Loki
  • Gamora
  • Bucky
  • Black Panther
  • Scarlet Witch
  • Vision
  • Falcon
  • Groot
  • Doctor Strange
  • Spider-Man
  • Star-Lord
  • Drax
  • Mantis
  • Nick Fury ve Maria Hill (End Credits)

Kalanlar ise klasik Avengers ekibimiz Captain America, Iron Man, Thor, Hulk, Black Widow, War Machine’nin yanı sıra Nebula, Rocket, Okoye ve M’Baku kaldı.

İlk Avengers filmine geri dönecek olursak orijinal kadro yaşarken, yenilerin neredeyse tamamı öldü. Buradan çıkabilecek bir ihtimal şu, gelecek filmde eskilerin yeniler için kendini feda ederek ölümlerin değişmesi ve bu sayede New Avengers olarak yola devam edilmesi. Bu akla hemen gelen, en basit çözüm umarım bunu denemezler ve ölümlerin arkasında dururlar.

Gelelim bu işin nasıl çözüleceğine. Aklımda 3 teori var;

1- Gamora’nın ruhunun ruh taşına hapsedildiği ve ikinci filmde Thanos’u bu şekilde içeriden durduracakları. Infinity Stones, Thanos ile birlikte yok olabilirler.

2- Dr. Strange’in 14.000.653 ihtimalden sadece birinde kazandıkları süreci o andan itibaren başlatmış olduğu. Bu ihtimalde ise Tony Stark’ın hayatı çok önemliydi. Bunun yaşanmasının 20 dk öncesinde Stark-Parker ve Taş arasında seçim yapması gerekirse taşı seçeceğini söyleyen bir kadim büyücü anında kararını değiştiriyor ve taşı düşmana veriyorsa bu, o tek ihtimal sürecinin çoktan başladığını gösteriyor. Kendisinin fedakarlık yapıp ölümünü görse bile bu süreci başlatan Strange, bitiren ise Tony Stark olacak gibi duruyor şu an için.

3- Filmin sonunda Nick Fury’nin sinyal gönderdiği Captain Marvel, hikayenin en büyük unsurunu oluşturabilir ve Thanos’u yenmede çok güçlü bir müttefik olabilir.

Umarım dördüncü bir seçenek çıkar ve tüm izleyenleri tatmin edecek bir şekilde Marvel’ın yeni faz filmleri şekillenir. Bu faz şekillenirken ise tek isteğim, Spider-Man geri dönerse artık Tony Stark’ın hegomanyasından çıkması. Spider-Man’in MCU’ya dönüşü hayatımda aldığım en heyecan verici haberlerden biri iken yavaştan pişman olmaya başladığımı hissediyorum. Tony ile olan ilişkisi iyice Rick and Morty’e bağladı. Bu da beni oldukça rahatsız ediyor.

Gelelim Easter Egglere ve filmden önemli anlara;

  • Loki’nin Thor için kendini feda etmeden önce BİZDE DE HULK VAR sözü ilk Avengers filmine gönderme olmakla birlikte sırf bunu Loki söyledi diye inanılmaz hoşuma gitti ve ilk maddeye eklemek istedim.
  • Hulk belki sadece bir kere sahneye çıktı ama bana film boyunca yeten HULK vs THANOS’u görmemizi sağladı. Ağır dayak yedi belki ama o versus’u görmeseydim çok mutsuz olurdum.
  • Çizgi romanlarda dünyayı uyarmaya gelen Hulk değil Silver Surfer idi. Ancak “THANOS GELİYOR” sözü ikisinin de kullandığı ortak nokta oldu.

  • Loki ölmeden önce Thanos’a teklif ettiği REHBERLİK hizmetini çizgi romanda da sunuyor ve bunu yapıyordu. Filmde ise kandırma yolunu seçerek Loki’yi erkenden öldürdüler ki, çok iyi bir karardı. Thor’un motivasyonu tamamen buradan kaynaklı oldu ve mantıklıydı.
  • Aklıma takılan bir soru var, takipçiler aydınlatırsa memnun olurum. Thanos, bu filmde eldiveni Cüce Eitri’ye zorla yaptırdı ancak Age of Ultron’un sonunda “FINE, I’LL DO IT MYSELF” cümlesiyle eldiveni kendisi Xandar’a benzer bir yerden alıyordu. O sahne için;

End Credits sahnesini saymamış olmaları bir ihtimal ancak burası cüce şehri falansa bir şey diyemem elbette.

  • Thanos’un görevini başarıyla yerine getirip sonunda dinlenebileceği bir yer teması, çizgi romanda ÇİFTÇİ THANOS olarak işlenmişti.

  • Tony Stark’ın Ebony Maw’a yaptığı Squidward benzetmesi MCU tarihinin en komik esprisi olabilir. Düşündükçe hala gülüyorum.
  • Thor, MCU tarihinde çekilen filmler hatta dizilerin bile gerisinde kalan bir karakter oldu. Ragnarok filminde Thor’u nihayet çizgi roman karizmasına yaklaştırmışlardı. Infinity War filminin ise Thanos ile birlikte en büyük yıldızıydı. Wakanda savaşında gösterdiği performansla tüm izleyenleri kendinden geçirdi.
  • Cüce Eitri’yi biricik Tyron Lannister’ımız Peter Dinklage canlandırdı. Eitri’nin çizgi romanlarda ilk çıkışı 1983 yılında yayımlanan Thor Annual 11.sayısıdır.
  • Thor’un MCU içerisinde 1500 yaşında olduğunu öğrendik.
  • Spider-Man’in Thanos’un yüzüne ağ atması bir ilk değil. Daha önce çizgi romanda da aynısını yapıyor.

 

  • Filmde en büyük süprizi Red Skull’ın geri dönüşü ile yaşamıştık. Ben filmde kendimi tutamayıp OBAAA diye bağırdığımı hatırlıyorum öyle güzel bir detaydı. Belki Thanos’un generallerine katılsaydı çok daha güzel olabilirdi ancak Ruh taşını koruyan biri olması ayrı anlamlıydı. Tek bir sahnesi olmasından ötürü karakteri bu sefer Hugo Weaving değil, The Walking Dead’de Aaron olarak tanıdığımız Ross Marquand canlandırdı.
  • Tony’nin Pepper ile konuşmasında çocuklarının olduğunu görmesi ve ismini Morgan olarak koyduklarını hatırlıyorsunuzdur. Morgan Stark, çizgi romanlarda var olan bir karakterdi. Kendisi Tony’nin kuzeniydi ve ikili, hiç anlaşamazlarmış. Sonrasında Morgan Stark, bir trafik kazası geçirerek ölüyor.
  • Groot’un film boyunca oynadığı oyun 81 yılına ait Defender idi. Filmde The Defenders’ı beklerken oyun isminde görebildik ancak.. Neyse. 
  • Thanos, Reality Stone’u kullanarak Mantis ve Drax’ı şekilden şekle soktuğunu hatırlıyor olmalısınız. Çizgi romanlarda ise bunu Nebula’ya ve Thanos’un erkek kardeşi Eros’a bunu uyguluyordu. Şekil A’da görüleceği üzere;

 

 

Okumaya Devam Et

Bomba

Avengers: Infinity War Film İncelemesi – Hem Spoilersız Hem Spoilerlı!

Yayınlandı

on

Yazımızın ilk kısmında SPOILER YOKTUR. FİLMİ İZLEMEYENLER AŞAĞIDAKİ SPIDER-MAN GİF’İ VE SPOILER UYARISI ALANA DEK YAZIYI OKUYABİLİRSİNİZ.

Dipnot: Anıl’ın full Spoiler dolu ve Easter Eggleri anlattığı yazısı ise yakında karşınızda olacak 🙂

Tam 10 yıl… Iron Man filmi ile başlayan MCU macerası, tüm hızıyla devam ediyor diyemeyeceğim. Infinity War filmine kadar en iyi film bana göre hep Iron Man oldu. Robert Downey Jr. uzun süre en iyi oyuncu seçimi olarak MCU’nun yüzü oldu. Sonra az bir ihtişamla Thor geldi. Başarılı komedisiyle Guardian of Galaxy, iyilik emsaliyle Captain Amerika, mistik sanatıyla Dr. Strange ve sebebini bilmediğim bir şekilde büyük gişe başarısı yapan Black Panther geldi. Agent of Shield da televizyonda senaryosuyla boy gösterdi. Koskoca 10 yıl, Infinity War filminin hazırlığıydı. Başarılı filmlerin arkasında hep bu hazırlı yatmıştır. Senaryo hazırlığı uzun yıllar sürer. MCU bu hazırlığı beyaz perde de yaptı. Sürekli gelişen ve evrilen senaryolarıyla 2018’e geldi. Bitti mi? Hayır. Ant-Man ve Captain Marvel filmleriyle birlikte, Avengers’ın son filmine hazır olacağız. Bu sinema stratejisinin başarısına sinir oluyor ancak ayakta alkışlıyorum. Gelelim Infinity War filmine…

Halihazırda efsane olan Avengers Theme, Infinity War filmine süper kahraman girişlerini süsleyerek, en iyi film müziklerinden biri olarak hafızlara kazındı. Peki 2 milyar $ hasılatı geçeceğini düşündüğüm bu yapımın başarısı neydi? Öncelikle demin konuştuğumuz 10 yıllık serüven. İzleyici kitlesini koruyup, sürekli artırması. Bir film önce Black Panther ile elde edilen büyük başarı bunun ilk kanıtı. Spider-Man’in efsane sözüyle devam edeyim. “Büyük güç büyük sorumluluk getirir.” MCU’nun karşı karşıya kaldığı durum buydu. Bu kadar hayran kitlesi, bu kadar film büyük beklenti yarattı. Ve beklentiyi karşılayıp, ikinci filme daha büyük bir beklenti yarattı. DC, çığ gibi büyüyen bu başarının altında kaldı. Infinity War’ın yanında Justice League, çocuk filmi gibi kaldı. Hatta Captain Marvel ile, Wonder Woman başarısını da ellerinden almak istiyorlar. Brie Larson ile bunu yapabileceklerini düşünmesem de, Captain Marvel’in güçleri buna imkan sağlıyor. Peki Marvel filmlerini sevmeyen ben, Infinity War’u neden beğendim? Ona geçelim.

Malum sahne – Hulk’un Loki’yi dövmesi- ile Marvel komedisine karşı cephe almıştım. Deadpool ile komedi filmi budur deyip, küçümsemeye devam ettim. Ama sonra Thor Ragnarok’ta malum sahneye gönderme yaparak beni de güldürdükleri vakit, beyaz bayrağı çektim. Son noktayı Infinity War koyacaktı. Filmin yarısında tüm salon kahkahalarla gülerken ben gülümsemeden öteye geçmedim. Hala küçümsüyordum. Ama filmin sonunda bu kahkaha atan insanları birden ağlatmaya başladıklarında bu başarının önünde eğildim. Senaryo olarak da, hala en iyi süper kahraman filmi olan Dark Knight’a rakip olacak tek film olduğunu kabullendim. Kurgusu, soru işaretleri, gizemi, finali, villian prensipleri, yan hikayeler, giriş, duygu değişimleri on numara beş yıldızdı. Göze batan Cgi sahnelerinin yanı sıra, muazzam planlar ve sekanslar bulunuyordu. Bu sahnelerde iki düşman – Thanos ve Iron Man- boy gösteriyordu. Robert Downey Jr. ve Josh Brolin, MCU filmlerinin üzerinde bir oyunculuk sergiledi film boyunca. Ama yalnız kalmadılar. Her ekibin hikayesini ayrı bir filmmiş gibi izlediğimiz bu harika yapımda, diğer süper kahramanlar da bizi etkilemeyi başardı. Rocket, Thor, Heimdall, Gamora, Wanda, Star Lord, Spider-Man.. Ufacık sahneler, unutulmayacak duygular yaşattı.

Bu bir sanat filmi değil o yüzden derin bir yönetmenlik beklemiyordum ancak tatmin oldum. Bir Tarantino ya da Nolan ekibi olmadığı için senaryo, diyalog beklemiyordum, tatmin oldum. Tiyatral oyunculuk bekliyordum, doğal oyunculukla karşılaştım. Bu artı yönler ve daha fazlası nedeniyle Infinity War, sinemada izlenmeyi hak ediyor. Buradan sonra spoiler içeren yoruma geçip, beğenmediğim kısımlara değineyim.

Infinity War Avengers GIF by Marvel Studios - Find & Share on GIPHY

 

SPOILER İÇERİR:

Çizgi romanlarla uyumu, hikayeleri değiştirip kurguya dahil etmeleri muazzamdı. Red Skull’ın eksik kalmış hikayesi tamamlandı. Thor’un halkını, kardeşini ve dostunu kaybettikten sonra intikamına kadar gelen hikayesi dopdoluydu. Rocket ile dertleşirken ağlaması, intikam için Nidavellir’in ışığına maruz kalışı, Wakanda’daki savaşa girişi ve Thanos’a son darbeyi vuruşu… Ragnarok ile birlikte gerçek bir Tanrı olan Thor, bu filmle zirveyi gördü.

Captain America, mükemmel bir giriş yapsa da, fragmanda bizi kandıranlardandı. Sahte bir Hulk sahnesinin yanı sıra, eldiveni tutabilen Captain America; Thor, Iron Man, Dr. Strange hatta Iron-Spider’ın yanında eksik kaldı. Thanos tehlikesi mevcutken Captain America’ya güvenmeyen, tutuklayın diyen Bakanlık, herhangi bir varlık gösteremedi. Nick Fury bile parmak şıklatmasında on saniye önce olanları öğreniyor. Bu da Wakanda ve Titan’da geçen savaşların, senaryoyla uyumunu gösteriyor. İnsanların, Ant-Man ya da Hawkeye’ın ulaşamayacağı iki bölgede büyük savaş gerçekleşti. Bu da klasik New York istilasını kırmış oldu. Hulk’ın uyanamaması, hayran kitlesini sinir etse de başarılı bir yan hikayeydi. Araları kötü olan Bruce-Hulk ikilisi kendi hikayesini finale taşıdı.

Hugo Weawing, ufak bir rol için Red Skull’a dönmemesinin yanı sıra, Peter Dinklage’in ufak bir rol için Infinity War’a girmesi enteresan uç noktalardı. Gerçi bu ufak rolü Peter, fazla iyi oynadı. Yüz hatları yeter. Dev Cüce tezatı da beğendiğim yanlarındandı. Taşlara gelirsek, 4 taş için bir feda mevcuttu. Wanda, Vision’u feda ederken, Strange, Iron Man için taşı feda etti. Thanos ve Quill ruh taşı için Gamora’yı öldürmeyi göz aldı. Ve biri başardı da! Başta bahsettiğim gülen hayranları ağlatan sahneler ağırlıkla bunlar oldu.

Thanos’un Death’e aşkını işlememeleri ve bunu Gamora üzerinden yapmalarının yanı sıra, Dr. Strange’in sahneleri haricinde beklemediğim bir duygu yaşamadım filmde. Birçok karakterin öleceğini biliyorduk. Tony’nin ölümü bekledim ki bu beni ağlatabilecek tek sahne olurdu. Çünkü Pepper ile aile kurma hayalleri güzel bir sahneyle işlenmişti. İlk filmde kurtulsa da ikinci filmde ölmesini bekliyorum. Yıllardır korktuğu tüm arkadaşlarını kaybetme durumu gerçekleşmiş olsa da, ikinci filmde tüm arkadaşlarını geri getirdiğinde kendisinin ölmesi olası. Kısacası onları geri getirmek için düşünmeden kendini feda edecektir. 2 film oluşunun dezavantajları var. İlk filmde ölenlerin diğer filmde geri geleceğini herkes biliyor artık. Teoriler önemli değil. Gelecekler mi gelecekler. Önemli olan bunun olması için ne feda edecekleri. Thanos’un filmi olan Infinity War’dan sonra, ikinci film Avengers ekibinin filmi olacak ve mutlu son gelecek. Başta da söylediğim gibi en iyi süperkahraman filmi Dark Knight bile mutlu sonla bitmişti. Rises filmi bu yüzden rezalettir gözümde. Batman nükleer bombayı havada patlatıyor, şehri için kendini feda ediyor ama bir bakıyorsun CatWoman ile balayında Paris’te. Hoş değil. Mutsuz son istiyorum. Wanda’nın rage atıp herkesi öldürmesini istiyorum. Çok mu?

Film, muazzam bir Cgi başarısı olarak tarihte yerini alacaktır. Bazı sahnelerde suratlar yapma dursa da, Thanos, çizgi romandaki halinden kat kat iyiydi. Ağlayan bir villian… Sinemada izleyin, 2 milyar dolar hasılatı görelim. Sağlıcakla kalın.

Okumaya Devam Et

Bomba

2017’nin Hayal Kırıklığı Yaratan Filmleri

Yayınlandı

on

Uzun süredir gerek eğitim durumu gerekse yolculuklarımdan dolayı yazamıyordum. Hali hazırda vaktim olmasa bile evren ve sinema savaşları ile geçen bu yılın küçük bir değerlendirmesini yapmayı kendime borç bildim.

Öncelikle 2017 yılı; birbirini hiç tanımadan sadece mesajlar ile bir araya gelebilen, samimi bir şekilde kar amacı gütmeden fikir alışverişi yaptığımız, bir kişi dahi olsa ulaşmaktan, yeni şeyler kazandırmaktan çekinmeyen bu ailenin, küçük de olsa bir parçası haline geldiğim, her şekilde güzel hatırlayacağım bir yıl olacak.

Ama, 2017′ de sinema da her şey güllük gülistanlık değildi. Bu durum vizyona da yansıdı. Gelin listeye bir göz atalım.

RESIDENT EVIL:FINAL CHAPTER

Önce oyunu ile tanışıp filmlerine yönelmiştim. Kendimce daha çok olayın içinde yer alabildiğim için oyunlarını filmlerine her zaman tercih ederim. Ancak finale yakışmayan, bayağı ve ruhsuz olmuş. Serinin en kötü anlarında bile hepimiz Mila Jovovich ile filme tutunduysak da artık o ruh kalmamış. Son film şimdiye kadar gördüğüm en kötü uyarlama ve CGI’lara sahip. Film boyunca müthiş bir isteksizlik hakim. Bitse de gitsek havasında son bir iş çıkmış ortaya. Mila Jovovich de tek başına bir yere kadar.

Sanki FPS oyununu hayatında hiç oynamamış birinin ilk defa aksiyon-savaş içerikli bir oyunu izlemesine maruz kalıyorsunuz gibi bir his uyandırdı.

DUNKIRK

Bomboş. Koskoca bir hiç. Yüzü bile gözükmeyen Tom Hardy. İnsanı olaydan soğutan bir durağansızlık. Anlamsız bir zaman bükümü. Belgesel yapayım derken, yarısında filme karar vermek. En ünlü psikologların bile ‘Bitmedi mi daha?’ diye soracağı bir drama. Nolan’ın eline yüzüne bulaştırdığı bir zaman kaybı olmuş kendileri. Büyük umutları boşa çıkarmakta başarılıydı.

TRANSFORMERS: THE LAST KNIGHT

Git gide yıprananlar diye listeyi değiştirsem daha iyi olacak sanki. Efsane seri her seferinde bir adım daha geriye düşüyordu ki, dibi boylayana kadar. Öncelikle belirtmeliyim, iyi robotların yaramaz robotlarla savaşması iki saat yirmi sekiz dakika gibi bir süre beni tutamaz. Üstelik öyle kendini tekrar ediyor ki, süre iki kat yavaş geçiyormuş gibi geliyor. Mark Wahlberg gibi bir zamanın bitik efsanesi filmde başrol oynayınca insan kendine kızıyor ‘Baştan anlamalıydım!’ diye.

Tek olumlu puanı alan şey ise, dünyanın insanlıktan önce bu yaşlı arabalara ait olması teması olmuştu.

TESTERE 8

Ben hayatımda böyle rezalet görmedim. Bir kere bile heyecanlandırmayan film olay örgüsü olarak 2. filmin kopyası olarak da hiç bir yeni şey katmamış durumda. Jigsaw öleli 10 yıl geçmesine rağmen adamları işi hala devam ettiriyor. Bu zaten 4. filmden itibaren mükemmel dizayn edilmiş bir iplik gibi çözülüp 7. filmde her şeyin başladığı yerde mükemmel bir şekilde son bulmuştu. Arayış içinde yeni yönetmeni ile birlikte yeniden canlandırılmaya çalışılan efsane, yine aynı son ile biterek kendini yenilemedi. başı ve sonu belli olmayan bir film gibiydi. Seriyi hiç izlemeyenler doğrudan bu filmi izleyebilirler. O kadar alakasız. 2. filmin kesilmiş sahneleri deseler daha iyiydi.

MUMYA

Açık ara en berbat film olabilme potansiyeline sahip bir film. Mantık hataları ile başlayan sahneler zorlama çarpışmalar ile devam ediyor. Karanlık evreni, dandik espriler ile süslemeye çalışmışlar. Efsaneleşen Rachel Weisz’lı Mumya serisinin parodisi olarak yayımlansa daha iyi olurdu. Akıllarımızdaki Tom Cruise’den uzak sıkıcı birini saatlerce izlemek bayıyor. Bütün stüdyoların Marvel çakması universe oluşturma çabası insanı soğutuyor.

KONG:KAFATASI ADASI

Görüntüler ve atmosfer olarak büyüleyici gibi gözükse de, Godzilla’nın aynısı. İnsanlık tekrar tekrar ölüme ve sona inanmışken başka bir yaratık tarafından kurtarılıyor.Amaçsız karakterlerle süslenmiş, neresinden tutsan elinde kalan bir film.

JUSTICE LEAGUE

Listenin olmazsa olmazı, belki de kendine ilk sıradan yer bulabileceği tek yer olan film. Kötülüğü, talihsizlikleri, demirbaş Batman’in halleri, kıyas içinde olduğu Marvel’in ezmesi derken baskılara rağmen böyle bir ekibi toplayıp film çıkarmak saygı duyulacak bir iş. Ancak Marvel ile kıyas içinde oluşu iki kat beklentileri boşa çıkarmasını sağladı. İzleyiciler zaten beklentilerini belirli bir seviyeye çekmişlerdi. Marvel her zaman olduğu gibi daha iyisini yapınca Fanboylar bile DC’den soğudu. Suicide Squad ile haber veren DC, yine de elinden geleni yaptı ama ilerleyemeyerek 2017’ye yenilgi ile veda etti. Oyuncu kadrosu potansiyeline yakışmayan derecede hayal kırıklığı olmuştu.

Öyle ya da böyle 2017 yılını geride bırakıyoruz. Ne dersiniz? Sizinde bu yıl büyük umutlar ile bekleyip boşa çıkan filmleriniz oldu mu? Umarım 2018 yılında herkesi memnun eden evrenler ortaya çıkar ve genişlerler. Mutlu Yıllar Karabüyücü Ailesi!

Okumaya Devam Et
Advertisement

Facebook

Bombalamasyon

Bomba2 sene ago

Avengers: Infinity War İncelemesi – Yeni Bir Bakış Açısı ve Tüm Easter Eggler!

27 Nisan Cuma günü, çok önemli bir olay gerçekleşti. İnsanların ateşi bulması gibi, sanat rönesansı, din reformu ve hatta hatta...

Bomba2 sene ago

Avengers: Infinity War Film İncelemesi – Hem Spoilersız Hem Spoilerlı!

Yazımızın ilk kısmında SPOILER YOKTUR. FİLMİ İZLEMEYENLER AŞAĞIDAKİ SPIDER-MAN GİF’İ VE SPOILER UYARISI ALANA DEK YAZIYI OKUYABİLİRSİNİZ. Dipnot: Anıl’ın full...

Bomba2 sene ago

2017’nin Hayal Kırıklığı Yaratan Filmleri

Uzun süredir gerek eğitim durumu gerekse yolculuklarımdan dolayı yazamıyordum. Hali hazırda vaktim olmasa bile evren ve sinema savaşları ile geçen...

Genel2 sene ago

Star Wars: The Last Jedi İncelemesi – Skywalker Efsanesine Saygı Duruşu!

Herkese merhaba. Star Wars: The Last Jedi’ı izledik ve incelememizi hazırladık. İncelemeyi Kutluhan ile Anıl farklı açılardan, farklı bakış açılarıyla...

Bomba2 sene ago

The Walking Dead 8.Sezon 8.Bölüm “How It’s Gotta Be” İncelemesi

Kutluhan’ın incelemesi: The Walking Dead, 8. sezona hızlı bir giriş yapmıştı. Resident Evil filmi gibi konu değiştirmiş,  zombi mücadelesi insanların savaşına...

Bomba2 sene ago

Inhumans 1.Sezon 4. 5. ve 6. Bölümleri İnceleme ve Easter Eggleri

Bu dizi, çok sancılı süreçlerden geçerek ekranlarımıza geldi. Ortaya bu konsept ile çıkabilecek çok güzel işler varken, elimizdeki sonuç ne...

Bomba2 sene ago

En Underrated Diziler #3 : Falling Skies!

Doğancan Gedik’in başlattığı ve Person of Interest ile Luther hakkında yazmış olduğu ”En Underrated Diziler” serisinde mutlaka olması gerektiğini düşündüğüm...

Bomba2 sene ago

Agents of Shield 5.Sezon Part 1 ve Part 2 İncelemesi: Orientation!

Marvel hayranları şu sıralar ellerini kana bulamış ve Punisher’ı bitirmiş, Infinity War fragmanıyla yükselmiş, Black Panther’i ve tabi ki Infinity...

Bomba2 sene ago

İddialar Gerçek Olmak Üzere! Disney, Fox’un Haklarını Aldığını Haftaya Açıklayabilir!

Biliyorsunuz ki, şu sıralar en önemli konu Disney’in 20. Century Fox’un çoğunluk hakkını satın alıp alamayacağı idi. Hatta haberini X-Men,...

Bomba2 sene ago

The Walking Dead 8. Sezon 7. Bölüm İncelemesi: Time For After

Bu inceleme The Walking Dead 8. sezon 7. bölüm hakkında SPOILER içermektedir. 8. sezon hayal kırıklıkları ile yoluna devam ediyor....

Bomba