Connect with us

Bomba

Süper Kahramanların Kostümü Çıkardığı Vakit Çalıştıkları En Ünlü 5 Kuruluş!

Yayınlandı

on

Süper kahramanlar, ister uzaydan gelsin ister Dünya vatandaşı olsun bir şekilde burada hayatlarını sürdürmek durumunda kalıyorlar. Çünkü Kapitalizm bunu gerektiyor. Şaka şaka. Superman’in Dünya ve büyüdüğü yer olan Teksas’a olan sevgisini kapitalizm ile açıklamayacağım elbette. Ancak dikkate değecek olan bir konu, süper kahramanların Dünya düzenine bir şekilde uyum sağlamaya çalışmaları. Ben de buradan yola çıkarak aslında hep bildiğimiz ancak kahramanlıklarına daha çok hayran olduğumuz için normal hayatta yaptıklarını fazla umursamadığımız noktayı, yani çalıştıkları yerleri sizler için bir derlemek istedim.

5- Daredevil / Matt Murdock – Nelson&Murdock Avukatlık Ofisi

Netflix Daredevil sayesinde hem Foggy’nin hem Matt’in aralarında nasıl güzel bir dostluk ilişkisini görmüş bireyler olarak, bu ikilinin çizgi romanlarda da aynı dostluğu iş hayatına taşımaları uzun sürmemişti. Foggy’nin babasının verdiği para ile hukuk bürosunu kuran ikili, aldıkları davaları başarılı bir şekilde kontrol edip kazanmaları sayesinde çabucak ünlendiler ve şöhretleri avukatlık olarak arttı. Hatta öyle bir arttı ki Foggy, New York Bölge Savcısı bile oldu.

Bilenler bilir, Matt ile Black Widow bir ara birbirlerine aşık oldular. Bu olay ise Black Widow’un cinayetten yargılandığı bir davada Natasha’yı savunmaları ile başladı. Yapılan şantajlara rağmen Black Widow’u harika bir savunmayla davadan aklandıktan sonra ikili birbirine aşık olarak San Francisco’ya taşınırlar. Ancak Foggy’nin vurulması haberini alan Matt, New York’a dönerek hayatını burada devam ettirme kararı alıyor. Sonraları J.J Jameson tarafından Kingpin ile alakalı aldıkları bir dava ve yüklü bir miktar sayesinde ofislerini daha büyük bir yere taşıyorlar.

 

4- She Hulk / Jennifer Walters – Goodman, Liber, Kurtzberg ve Holliway Hukuk Bürosu

3003601_orig

1961 yılında kurulan GLK&H, Jennifer’ın Los Angeles California Üniversitesi (UCLA) mezunluğu sonrası burada avukatlığa başlamıştır. Zaman geçtikçe süper kahramanlığı ve isminin tanınırlığı arttıkça elbette her süper kahramanın yaşadığı gibi onun da hayatı değişti ve kader onu GLK&H’e kadar getirdi. Burası Manhattan merkezli ve süper insanları savunmak konusunda uzmanlaşmış bir hukuk bürosudur. Hatta zamanında J.J Jameson’ın Spider-Man’e açtığı bir davaya burası bakmıştır.

Jennifer’ın insaniyeti ve süper kahramanlığının yanı sıra onu sevmemizin bir sebebi ise başarılı bir avukat oluşudur. HULK SMASH diyebilen kuzeninden daha iyi bir meslekte olduğu kesin.

Şu aralar ise büronun yeni ismi Mallory Book’un firmaya ortak olmasıyla Goodman, Liber, Kurtzberg&Book olarak devam etmektedir.

3- Spider-Man / Peter Parker – Daily Bugle

3816049-8700185173-bugle

Peter Parker’ın en sevilen süper kahramanlardan biri olmasının sebebi, kendi hayatımızda yaşadığımız çoğu sorunu kendisinin de yaşıyor oluşuna bağlarım. Ailesini daha ufakken kaybetmiş ufak bir çocuğun, halası ve amcası tarafından parasal yönden zorlanarak büyütülmesi ve bunun hakkını asla ödeyemeyen bir karakter Peter. May Hala’nın çok fakir denmeyecek ancak zorlandığı bir hayatta iyi bir iş bulmak çok önemliydi ancak Peter’ın büyük sorumluluğu buna engel oluyordu. Hem kahramanlığını sürdürmeli hem de halasına bakabilmeliydi ve karşısına Daily Bugle çıktı.

Eminim dünya üzerinde Daily Bugle’ı gerçek bir gazete sananlar vardır.

Gazeteye Örümcek Adam fotoğrafları çeken Peter’ın hayatı Otto Octavius’un Superior Spider-Man olarak Peter’ın zihnini ele geçirmesiyle tamamen değişiyor. Bundan önce ise Daily Bugle’ın kurucusu Jameson, New York’un belediye başkanı olurken gazetenin başına Daredevil dizisinden hatırlayacağınız Ben Urich geçiyor. Sonrası ise yaşanan birtakım olaylar sonucu Jameson kalp krizi geçirerek hastaneye kaldırılır ve Daily Bugle’ın devamı için Dexter Bennett Daily Bugle’ı satın alarak ismini DB olarak sürdürür. Elektro şehre saldırıp DB binasını yıktı. Bu andan itibaren DB biraz küçülerek yayın hayatına bir süre devam etti.

2- Superman / Clark Kent – Daily Planet

Superman_New_52

Kal-El’in anne ve babasına, oğullarının geleceği için Kripton gezegeninin yok olacağı ve Dünya denen bir gezegende gazeteci olacaksın deselerdi muhtemelen çocuğu doğurmaktan vazgeçerlerdi ancak binbir fedakarlıkla oğullarını Kripton’dan kurtarıp onu Dünya’ya yollayarak gerçek bir kahraman olmasını sağladılar. Clark, Darkseid ile tokatlaşmayı bıraktığı, Batman’in onu öldürmesi için ona bir bahane vermediği süreler dışında gözlüklerini takar ve Metropolis merkezli Daily Planet’de işini sürdürür. 1826 yılında kurulan Planet, günümüze gelene kadar adaletin bir simgesi olmuştur. Hayatının aşkı Lois Lane ile burada tanışması, gazeteyi onun için bir ev, bir aile gibi görmesini sağlar daima. Gazete, yazılarından ve Superman’i bünyesinde çalıştırmaları dışında binasında bulunan dev altın küresi ile ünlüdür.

 

1- S.H.I.E.L.D.

Aslında ilk sıraya  X-Men/Professor Xavier’i koymak istemiştim ancak süper kahramanlık yaparken sıradan bir kişi olmak isteyenler kapsamına pek girmediğini düşündüm. Tamam tüm mutantları toplamak ve onlara baş öğretmen olan bir adam var ancak yaptığı işlerle bu içerikte yer alanların yanında fazla mükemmel duracağından vazgeçtim ve tüm Marvel’ın tek bir çatı altında toplanabildiği, bir sürü yetenekli ajanı yetiştiren kurum olan SHIELD’ı ilk sıraya yerleştirdim. İçinde barındırdığı bir sürü yetenekli ajanı yönetmek ve ekonomiyi sağlam tutmak kolay mı arkadaşlar? Birleşmiş Milletler tarafından onaylı olabilirler ancak başını Nick Fury’nin çektiği sonraları Maria Hill ile devam eden, ara ara Kaptan Amerika’nın başına geçtiği barışı koruyan anti-terör mekanizması.

Üyeleri arasında görüp göreceğimiz bütün Avengers’ın olduğu gerçeğini eklersek ilk sırayı gayet hakettiğini düşünüyorum. Secret Invasion sırasında Skrullar, bir çok ajanın ve süper kahramanın kılığına girerek herkesin kafayı yemesini sağlamıştı. Kimse birbirine güvenemiyor ve kimse kimin Skrull kimin gerçek olduğunu anlayamıyordu. İstila önlendi ancak SHIELD, Amerika Başkanı tarafından dağıtıldı ve bundan faydalanan Norman Osborn, SHIELD ismini değiştirerek HAMMER’ı kurdu. Norman’ın kurduğu Dark Avengers sonucu kahramanlar terörist, villainlar kahraman ilan edilmişti. Norman Osborn’un amacı ortaya çıkınca HAMMER dağıtıldı ve SHIELD Kaptan Amerika’nın ellerinde tekrar kurulmaya başladı.

EDIT:

Bu içeriğin bir de videolu halini yaptık ve onu da aşağıya ekliyoruz.

Sizin en sevdiğiniz ve süper kahramanlara yakıştırdığınız çalışma yerleri nereler? Düşüncelerinizi bizle paylaşın.

Görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et
yorum yapmak için tıkla!

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Yayınlandı

on

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider, oyuncak için ise o zamanlar evrenin sonsuzluğu gibi gelecek büyüklükte olan Toys ‘R’ Us’a doğru yola çıkardık. Space Jam oyuncakları, boyama kitaplarını, figürleri hala hatırlıyorum. Öyle güzeldi. Ancak Amerikan basınına göre oyuncak sektörünün eski büyük lideri, yeni nesil Amazon vb. sitelerle baş edemeyerek 1 hafta sonra iflasını açıklayacak.

Reuters ve Wall Street Journal iflas haberini ilk alanlar oldu. Raporlarına göre, oyuncak perakendecisi birkaç hafta içinde iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacağını açıklamışlar. Markanın ABD’deki 1,600 artı mağazasında yaklaşık 5 milyar dolar borcu olduğu söyleniyor.

Toys ‘R’ Us’ın da tarihin tozlu raflarında kaybolduğu bir hayata hazır mıyız geekler? Ben değilim. 

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Yayınlandı

on

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en iyi dizi adaylarından birini yazabilecek olsam hangisini yazardım diye sordum. Verdiğim cevap için ise düşünmem gerekmedi! Peter Morgan tarafından yaratılan The Crown kuşkusuz bu yıl televizyonlarda – aslında bir Netflix yapımı – çıkan en iyi eserlerden biri. Netflix’in en pahalı işlerinden biri olan bu yapımın tahmini bütçesi tam 156 milyon dolar. Dizinin konusu ise Oscar’lı film The King’s Speech’te de izlediğimiz kekeme kral IV.George’un ölümünden sonra Elizabeth’in tahta çıkışı ve ardından gelişen tarihi olayları kapsıyor. Dizi konusu bakımından tarihi ve tarihi yapımları sevenler için bir elmas niteliğinde. Bir belgesel tadında tabi ki değil fakat bunu beklememiz de yersiz olurdu. Özellikle bazı bölümlerin sonlarında o bölümde ele alınan herhangi bir konunun gerçekte ne zaman vuku bulduğu, sonuçları ve sonrasında neler olduğu gibi bilgiler de yer alıyor.

Dizinin başrollerini Kraliçe 2. Elizabeth rolünde Claire Foy, eşi, Edinburgh Dükü Philip rolünde Doctor Who severlerin yakından tanıdığı Matt Smith, kraliçenin kardeşi Margaret rolünde güzelliğiyle izleyeni ekranlara kilitlemeyi başaran Vanessa Kirby ve son olarak Winston Churchill rolünde ise 2 Oscar adaylığı bulunan John Lithgow var. Üstteki görselden de görebileceğiniz gibi casting çok ama çok başarılı. Karakterlerin tarihteki gerçek halleri ile inanılmaz bir benzerlik sağlanmış. Dizinin o devasa bütçesinin nerelerde kullanıldığını hakkında koymuş olduğum görsellere baktığınızda fikir edinebilirsiniz diye düşünüyorum. İzlediğinizde ise kendi gözlerinizle görürsünüz. Çünkü prodüksiyon tek kelimeyle harika. Örnek vermek gerekirse kostüm departmanı ortaya çok ince bir işçilik koymuş.

Kostümler dışında kullanılan set, dekorlar muazzam, 20.yüzyıl İngiltere’sini hissedebiliyorsunuz. İç mekan tasarımları kraliyet ailesine yakışır cinsten görkemli, dış mekan çekimlerini izlerken ise kendimi sık sık ”Oha, bu kadar insanı nasıl toplamış da bu sahneleri çekmişler” derken buldum. Özellikle Elizabeth’in siyasi nedenlerden dolayı birçok ülkeyi gezmesi gerektiğinde, buralarda çekilmiş sahneler sizin, olayın içine girmenizi kolaylaştırıyor.

Dizinin müziklerinin başında Rupert Gregson-Williams var. O da çok başarılı bir iş çıkarmış. Özellikle ”Duck Shoot” parçasını dinlemekten sıkılmadım henüz. Tema müziğini ise Rupert değil, Hans Zimmer yapmış! Kendisini övmek için ayrı yazı yazarım ben, o kadar ünlü ve sektörde her iyi işin altında adını görebileceğiniz biri. Meraklısına araştırmayı öneririm, bakarsınız sizin de sevdiğiniz bir filmin, melodisinin yaratıcısıdır.

Dizinin değinmediğim noktalarından biri ise, dizinin ne kadar akıcı olduğu, 50 dakika – 1 saatlik bir dizi için inanılmaz derecede akıcı. Kendinizi üç dört bölümü ard arda izlerken buluyorsunuz. Bu süreye sahip diziler için bende bunu başarabilen son dizi sanırım Breaking Bad idi.

Biraz daha detaylı bir şekilde konuya değinmek gerekirse, merak etmeyin dizi, siyasete en ince ayrıntısına kadar girmektense, bir kitap olarak düşünürsek, onun sadece kapağını, iç çizimlerini ve belli kesitlerini alıntılıyor. Odak noktamız daha çok 2.Elizabeth. Onun yükselişini, bir Kraliçe ve aynı zamanda bir eş, bir anne olarak yaşadığı zorlukları görüyoruz. Siyaseti bilmiyor, okula gitmemiş, herhangi bir alanda eğitim almamış, çocukluk yıllarında sadece ülkenin yasaları, İngiliz Klisesi hakkında öğretiler görmüş ve dolayısıyla olduğu noktada zorluk çekiyor.

Claire Foy sergilediği performansla hem Taç’ın (Crown) hem de rolün altından kalkmış. Hazır bir oyuncunun performansına değinmişken, oyunculuklardan bahsedeyim. Dizi diğer çoğu alanda olduğu gibi oyunculuklar konusunda da sizi etkiliyor. Hatta yeri geliyor tüyleriniz diken diken bir şekilde ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. Başta dizinin castını saymıştım. Tekrar saymama ya da tek tek değinmeme gerek yok zira hepsi iyi derecesinde performanslar sergiliyorlar ancak 2 kişi oldukça ön plana çıkıyor. Biri zaten ana karakterimize hayat veren Claire Foy. İlk sezonu bitirdiğinizde, bir kez daha ilk bölümü izleyip, daha sonra son bölüme bir göz atmanızı istiyorum. Karakterin yaşadığı değişimi nokta atışı diyebileceğimiz şekilde, eksiksiz gösteriyor. Diğer kişi ise Winston Churchill rolündeki John Lithgow. Dönem veya karakterler hakkında herhangi bir belgeseli ya da Youtube’dan birkaç videoyu izlerseniz görürsünüz. John Lithgow’un kullandığı beden dili, yürüyüşü, mimikleri, sanki gerçekten O’ymuş gibi hissettiriyor. Zaten her iki oyuncu da rolleri ile oyunculuk dallarındaki adaylıklara sahip. Claire Foy, ”En iyi kadın oyuncu” dalında, John Lithgow ise ”En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında aday. Yazı boyunca amma övdün, hiç mi kötü, olumsuz etken, faktör yok diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın yoklar. Dizinin Emmy ödüllerinde tam 11 adaylığı var.

Bu adaylıkların en önemlilerinden bazıları:

  • En İyi Drama Dizisi
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yönetmenlik
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Casting
  • En İyi Müzik Kompozisyonu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Senaryo

Dizi Golden Globe (Altın Küre) ödül töreninde ise En Drama Dizisi ve Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini evine götürdü. Sırada Emmy ödülleri var. Ben yapımın törenden en az birkaç ödül ile ayrılmasını istiyorum ve ümit ediyorum.

Diziyi hala izlememişseniz inanın bu yılın en iyi dizilerinden birini kaçırıyorsunuz. The Crown, çok kaliteli bir yapım ve her ayrıntısını incelemeniz, hayranlıkla döneme tanıklık etmeniz için sizleri bekliyor.

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel2 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba5 gün ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba1 hafta ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba2 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba3 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba