Connect with us

Bomba

The Defenders Sezon Finali İncelemesi,Teoriler, Easter Eggler ve Haberler

Yayınlandı

on

Evet 7 bölümü de bitirdiysek geldik sezon finaline. Finalin bendeki geek damarda bıraktığı etki de yavaştan geçtiğine göre en tarafsız halimle karşınızdayım.  Hem bölüme dair hem de biraz sezona dair yazacağım.

Buradan sonrası bol bol Spoiler içerir.

İlk olarak söylemek istediğim, defalarca izledikten sonra karar verebildim. Defenders’ın introsunun belki müzik açısından Daredevil kadar iyi olmasa da görsellik açısından şu ana kadarki Marvel Netflix dizileri arasında en iyi görselliğe sahip olduğunu düşünüyorum. Müzik ise tabi ki çok güzel fakat Daredevil müziğini andırmıyor da değil. Öyleyse önce introyu şimdilik son bir kez daha izleyelim, şimdilik diyorum, eminim aramızda tekrar sadece introyu ya da bir bölümü veya komple sezonu izlecek arkadaşlar vardır.

Bölüme gelirsek, bölümde aksiyon bayağı erken başladı ve çok uzun aksiyon sahneleri gördük. Tabi ki bu iyi bir şey ama geçmiş incelemelerde de söylediğim gibi, dövüş kareografileri Iron Fist dizisindekilerden iyi olsa da Daredevil’dakilerden değil ne yazık ki. Bunun sebebi sahnede kullanılan kişi sayısının fazla olması da olabilir, Jessica ile Luke’un dövüş stillerinin sürekli birilerini bir yere atmak üzerine kurulu olması da olabilir ve yine Jessica ile Luke’un hasar dahi alamayışı da bir etken olabilir son olarak en büyük etken olduğunu düşündüğüm neden de ekibin 4 üyesi de hiç zorlanmadan üstlerine gelen düşmanları etkisiz hale getirebiliyorlar. Bu gibi sebeplerden o mağarada kameranın 360 derece dönerek herkesin dövüşmesini gösterdiği sahne beklenen etkiyi veremiyor. Bir mantıksızlık daha var ki bu noktada o da şu: bu Jessica hand üyesi, dövüşmekte usta, silah kullanımında usta ninjalarla nasıl dövüşebiliyor?  Tamam ablacım güçlüsün de senin o yumruğunu o adama isabet dahi ettirememen gerek. Buraları geçersek dizi genelindeki dövüşlere değinecek olursam, tatmin ediciler. En akılda kalan birkaç sahneyi bırakayım hemen.

Bir tanesi de tabii ki Daredevil’dan gelsin.

Mantık hatalarına hazır değinmişken birkaç saçmalıktan daha bahsetmek istiyorum. Karen ile Trish polis merkezinde nasıl delillerin olduğu alanda ellerini kollarını sallayarak geziyorlar? Luke’un asansörde bir planım var dediğinde kastettiği plan Jessica’nın asansörden tek inip Daredevil’ın sağdan, kendisinin yukarıdan birden dalması mıymış? Gözüme en çok batan bir şey daha var ki, koca binanın tek girişi mi var ya da Misty dışında kimse ateş edip kapıyı açmayı akıl edemiyor mu? Bir de ne yazık ki diziler Jessica Luke ilişkisi yerine Luke Claire ilişkisini tercih etti. Neyse hiç girmiyorum bu topa çok sinirliyim. Bunları görmezden gelirseniz, gelebilirseniz bölümün puanı zaten bayağı bir artar. Güzel şeyler yok muydu? Karen ile Foggy’nin Matt’in gelişini beklediği sahne biz Matt’in ölmediğini bilsek de çok duygusaldı, 2 oyuncu da iyi iş çıkarmış. Hand’in sonunun gelmiş olması ise iyi oldu, tabi geldiyse?! Umarım tekrar önümüze sunmazlar bu örgütü. Artık yeni kötüler görmemiz gerek. Dizinin sonu ise, çok fazla soru işareti bırakır cinstendi. Bir belirsizlik havası hakimdi diyebiliriz. Fakat karakterlerin geldiği nokta itibariyle aralarındaki ilişki daha önce de bahsettiğim gibi iyi yazılmış dolayısıyla artık birbirlerinin dizilerine de konuk olabilirler, ki olmalılar da. Dizi sezon itibariyle ise zaman zaman yavaşlayan zaman zaman hızlanan değişken temposuyla, mantıksızlıklarıyla, Alexandra’yı erken harcamasıyla beklenenin altında kalmış olsa da kötü değildi. Ben sıralama yapmam gerekirse Daredevil 1.sezonundan sonra Defenders 1.sezonu koyabilirim diye düşünüyorum. Tabi ki Daredevil 2.sezonunun Punisher’lı ilk kısmından da sonra. Matt’in ölümünden ise teoriler ve easter eggler kısmında bahsedeceğim için şu anlık oralara girmiyorum.

Easter Eggler, Teoriler

  • Iron Fist’in Matt’in verdiği sözü tuttuğunu finalin sonunda gördük. Artık New York’u evi gibi görüyor ve onu gördüğümüz son sahnede tam bir Daredevil gibi karanlıkta şehri izliyor. Uçuk bir teori gibi gözükse de belki Iron Fist dizisinde, belki Daredevil dizisinde Danny’yi Daredevil kostümünde görebilir miyiz? Belki birkaç bölümlük. Çünkü çizgi romanda bir dönem bu oluyor, hatta Civil War olayları sırasında da Daredevil maskesi altındaki kişi Danny Rand’den başkası değildi.
  • Misty kolunu sonunda kaybetti. Colleen’in bahsettiğine göre Rand şirketi sağ olsun mekanik bir kola sahip olacak gibi duruyor. Çizgi romanda bu mekanik kol Tony Stark’tan geliyordu.Yine çizgi romanda Colleen ile Daughters of the Dragon adı altında suçla savaşan bir ikili halini alıyorlar. Dizi finalinde de iyice yakınlaştıklarına göre böyle bir dizi görür müyüz yoksa Luke’un ya da Iron Fist’in 2.sezonlarından birinde bu hikaye işlenir mi? Neden olmasın!
  • Bir diğer easter egg ise, Misty’nin hastene odasında nöbetçi hemşire panosunda L.Carter ismini görüyoruz. Kendisi çizgi romanda Doctor Strange’i de ameliyat eden (aynı filmindeki gibi)  gerçek gece hemşiresi. 
  • Daredevil ile Jessica karşılaşmasının aynı çizgi romandaki gibi olduğundan bahsetmiştim daha önce. Olay Alias’ın 3.sayısından buyurun dizideki sahne ile siz karşılaştırın.
  • Luke’un 2.bölümde Danny’den yediği yumruk ise kendi dizisinde yediği ve etkilenmediği o yumruğa göndermeydi. Bu fark etmesi kolay bir göndermeydi belki ama, sahneyi neden tekrar izlemeyelim değil mi?
  • Son ve en önemli easter egg’imiz ise aynı zamanda önemli bir teori o da…

Matt’in uyandığı sahne birebir Born Again çizgi romanından alınma ve ”Maggie’ye haber verin, uyandı.” denen Maggie, aslında Daredevil’ımız biriciğimiz Matt Murdock’un annesi. Hikaye ise çok detay vermek istemiyorum 3.sezon hakkında spoiler olabilir. Frank Miller’ın yazdığı, bol bol Wilson Fisk içeren, Daredevil’ın en iyi hikayelerinden biri!

Haberler

Daredevil’ı canlandıran aktör Charlie Cox THR ile yaptığı röportajda dizisinin 3.sezonu hakkında:

”Born Again hikayesinden parçalar alabiliriz, ama eminim ki çizgi romanları iyi bilenler için tanıdık gelmeyecek, sürpriz içerecek detaylar da olacak. Born Again’i sayfa sayfa uyarlarsak, hikayeyi okumuş fanlar – sıkı fanlar – yeterince etkilenmeyecek.”  şeklinde açıklama yaptı.

Bir diğer haber ise Iron Fist hakkında. Karakteri oynayan aktör Finn Jones dizinin 2.sezonunda karakterin kostüm giyeceğini düşünüyor. Ve dövüş sahneleri hakkında ise:

”Bilmenizi isterim ki, Iron Fist sezon 2 için, antrenmanlarıma 2 hafta sonra başlıyorum. Sezonu çekmeye en az 4, 5 ay uzaktayız, bu süreçte, 2.sezon için çalışıyor olacağım ki bu yüzden dizinin dövüş sahnelerinde büyük gelişmeler olacağına inanıyorum.” şeklinde konuştu.

Şimdiden bu 2 dizi için heyecanlanabiliriz, Jessica Jones’ta ise Killgrave’in bir şekilde geldiğini biliyoruz. Luke Cage hakkında son bilinenler ise çizgi romanlardan 2 kötü karakter içereceği yönündeydi.

Siz Defenders’ı nasıl buldunuz, beklenene değdi mi? Tekrar izler miyiz? Yorumlarınızı bırakın konuşalım!

Bomba

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Yayınlandı

on

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider, oyuncak için ise o zamanlar evrenin sonsuzluğu gibi gelecek büyüklükte olan Toys ‘R’ Us’a doğru yola çıkardık. Space Jam oyuncakları, boyama kitaplarını, figürleri hala hatırlıyorum. Öyle güzeldi. Ancak Amerikan basınına göre oyuncak sektörünün eski büyük lideri, yeni nesil Amazon vb. sitelerle baş edemeyerek 1 hafta sonra iflasını açıklayacak.

Reuters ve Wall Street Journal iflas haberini ilk alanlar oldu. Raporlarına göre, oyuncak perakendecisi birkaç hafta içinde iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacağını açıklamışlar. Markanın ABD’deki 1,600 artı mağazasında yaklaşık 5 milyar dolar borcu olduğu söyleniyor.

Toys ‘R’ Us’ın da tarihin tozlu raflarında kaybolduğu bir hayata hazır mıyız geekler? Ben değilim. 

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Yayınlandı

on

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en iyi dizi adaylarından birini yazabilecek olsam hangisini yazardım diye sordum. Verdiğim cevap için ise düşünmem gerekmedi! Peter Morgan tarafından yaratılan The Crown kuşkusuz bu yıl televizyonlarda – aslında bir Netflix yapımı – çıkan en iyi eserlerden biri. Netflix’in en pahalı işlerinden biri olan bu yapımın tahmini bütçesi tam 156 milyon dolar. Dizinin konusu ise Oscar’lı film The King’s Speech’te de izlediğimiz kekeme kral IV.George’un ölümünden sonra Elizabeth’in tahta çıkışı ve ardından gelişen tarihi olayları kapsıyor. Dizi konusu bakımından tarihi ve tarihi yapımları sevenler için bir elmas niteliğinde. Bir belgesel tadında tabi ki değil fakat bunu beklememiz de yersiz olurdu. Özellikle bazı bölümlerin sonlarında o bölümde ele alınan herhangi bir konunun gerçekte ne zaman vuku bulduğu, sonuçları ve sonrasında neler olduğu gibi bilgiler de yer alıyor.

Dizinin başrollerini Kraliçe 2. Elizabeth rolünde Claire Foy, eşi, Edinburgh Dükü Philip rolünde Doctor Who severlerin yakından tanıdığı Matt Smith, kraliçenin kardeşi Margaret rolünde güzelliğiyle izleyeni ekranlara kilitlemeyi başaran Vanessa Kirby ve son olarak Winston Churchill rolünde ise 2 Oscar adaylığı bulunan John Lithgow var. Üstteki görselden de görebileceğiniz gibi casting çok ama çok başarılı. Karakterlerin tarihteki gerçek halleri ile inanılmaz bir benzerlik sağlanmış. Dizinin o devasa bütçesinin nerelerde kullanıldığını hakkında koymuş olduğum görsellere baktığınızda fikir edinebilirsiniz diye düşünüyorum. İzlediğinizde ise kendi gözlerinizle görürsünüz. Çünkü prodüksiyon tek kelimeyle harika. Örnek vermek gerekirse kostüm departmanı ortaya çok ince bir işçilik koymuş.

Kostümler dışında kullanılan set, dekorlar muazzam, 20.yüzyıl İngiltere’sini hissedebiliyorsunuz. İç mekan tasarımları kraliyet ailesine yakışır cinsten görkemli, dış mekan çekimlerini izlerken ise kendimi sık sık ”Oha, bu kadar insanı nasıl toplamış da bu sahneleri çekmişler” derken buldum. Özellikle Elizabeth’in siyasi nedenlerden dolayı birçok ülkeyi gezmesi gerektiğinde, buralarda çekilmiş sahneler sizin, olayın içine girmenizi kolaylaştırıyor.

Dizinin müziklerinin başında Rupert Gregson-Williams var. O da çok başarılı bir iş çıkarmış. Özellikle ”Duck Shoot” parçasını dinlemekten sıkılmadım henüz. Tema müziğini ise Rupert değil, Hans Zimmer yapmış! Kendisini övmek için ayrı yazı yazarım ben, o kadar ünlü ve sektörde her iyi işin altında adını görebileceğiniz biri. Meraklısına araştırmayı öneririm, bakarsınız sizin de sevdiğiniz bir filmin, melodisinin yaratıcısıdır.

Dizinin değinmediğim noktalarından biri ise, dizinin ne kadar akıcı olduğu, 50 dakika – 1 saatlik bir dizi için inanılmaz derecede akıcı. Kendinizi üç dört bölümü ard arda izlerken buluyorsunuz. Bu süreye sahip diziler için bende bunu başarabilen son dizi sanırım Breaking Bad idi.

Biraz daha detaylı bir şekilde konuya değinmek gerekirse, merak etmeyin dizi, siyasete en ince ayrıntısına kadar girmektense, bir kitap olarak düşünürsek, onun sadece kapağını, iç çizimlerini ve belli kesitlerini alıntılıyor. Odak noktamız daha çok 2.Elizabeth. Onun yükselişini, bir Kraliçe ve aynı zamanda bir eş, bir anne olarak yaşadığı zorlukları görüyoruz. Siyaseti bilmiyor, okula gitmemiş, herhangi bir alanda eğitim almamış, çocukluk yıllarında sadece ülkenin yasaları, İngiliz Klisesi hakkında öğretiler görmüş ve dolayısıyla olduğu noktada zorluk çekiyor.

Claire Foy sergilediği performansla hem Taç’ın (Crown) hem de rolün altından kalkmış. Hazır bir oyuncunun performansına değinmişken, oyunculuklardan bahsedeyim. Dizi diğer çoğu alanda olduğu gibi oyunculuklar konusunda da sizi etkiliyor. Hatta yeri geliyor tüyleriniz diken diken bir şekilde ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. Başta dizinin castını saymıştım. Tekrar saymama ya da tek tek değinmeme gerek yok zira hepsi iyi derecesinde performanslar sergiliyorlar ancak 2 kişi oldukça ön plana çıkıyor. Biri zaten ana karakterimize hayat veren Claire Foy. İlk sezonu bitirdiğinizde, bir kez daha ilk bölümü izleyip, daha sonra son bölüme bir göz atmanızı istiyorum. Karakterin yaşadığı değişimi nokta atışı diyebileceğimiz şekilde, eksiksiz gösteriyor. Diğer kişi ise Winston Churchill rolündeki John Lithgow. Dönem veya karakterler hakkında herhangi bir belgeseli ya da Youtube’dan birkaç videoyu izlerseniz görürsünüz. John Lithgow’un kullandığı beden dili, yürüyüşü, mimikleri, sanki gerçekten O’ymuş gibi hissettiriyor. Zaten her iki oyuncu da rolleri ile oyunculuk dallarındaki adaylıklara sahip. Claire Foy, ”En iyi kadın oyuncu” dalında, John Lithgow ise ”En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında aday. Yazı boyunca amma övdün, hiç mi kötü, olumsuz etken, faktör yok diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın yoklar. Dizinin Emmy ödüllerinde tam 11 adaylığı var.

Bu adaylıkların en önemlilerinden bazıları:

  • En İyi Drama Dizisi
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yönetmenlik
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Casting
  • En İyi Müzik Kompozisyonu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Senaryo

Dizi Golden Globe (Altın Küre) ödül töreninde ise En Drama Dizisi ve Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini evine götürdü. Sırada Emmy ödülleri var. Ben yapımın törenden en az birkaç ödül ile ayrılmasını istiyorum ve ümit ediyorum.

Diziyi hala izlememişseniz inanın bu yılın en iyi dizilerinden birini kaçırıyorsunuz. The Crown, çok kaliteli bir yapım ve her ayrıntısını incelemeniz, hayranlıkla döneme tanıklık etmeniz için sizleri bekliyor.

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel1 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba4 gün ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba4 gün ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba6 gün ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba2 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba3 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba