Connect with us

Bomba

THE WALKING DEAD 7.SEZON 1.BÖLÜM THE DAY WILL COME WHEN YOU WON’T BE İNCELEMESİ

Yayınlandı

on

Bölümü henüz izlemeyenler için baştan sona SPOILER dolu bir inceleme yazısı olacaktır. Eğer bölümü izlemediyseniz okuyacağınız her detay ve teori SPOILER olacaktır. En başta uyarmak istiyorum ve başlıyorum.

Müthiş gerilimli biten bir 6.sezon finalinden sonra Negan’ın kurbanı kim sorusuyla bizi aylarca baş başa bırakmışlardı. Herkesin farklı bir teorisi vardı. Çizgi romanları referans alandan tutun, Negan’ın Lucille’i tuttuğu taraftaki kişilere kadar herkes farklı bir şey söyledi. Buna bende dahilim. Son zamanlarda ise bölümün ilk 3 dakikası yayınlandığında Rick’in sağ yanağı kan olmuş ve Negan, Rick’i karavana doğru sürükleyerek heyecanı köklemişti. Sağ tarafının kan oluşundan ötürü Rick’in solunda kalan Carl, Eugene, Sasha ve Aaron’ın olmayacağı anlaşılmıştı. Bir başka tahmin ise TAM BİR ŞAMPİYON GİBİ KARŞILADI sözüydü. Bunu yapabilecek kişiler Darly ve Abraham idi. Maalesef kurbanlardan biri Abraham oldu. Bu an yaşanırken aklıma 6.sezon finalinde bahsettiğim bir cümle aklıma geldi.

“Yemin ediyorum, izlerken kendimi hayal dünyamda dizlerimin üzerine çökmüş LUCİLLE‘i hissederken buldum”

Aylar geçti ve ben hala dizlerimin üzerinden kalkamadığımı hissettim bugün. Bazı kötü geçen günlerinizde kafanızı bile kaldıramazsınız, bir baskı sizi yutar ya ? İşte aynen böyleydim. The Walking Dead, dram ve gerilim tadında çığır açtı arkadaşlar. Bunu buraya not düşelim. Zombi temalı bir dizi de son korktuğumuz şey bir zombiyse, çığır açılmıştır. Bu kadar.

twd_701_gp_0504_0183-rt1-1200x800

Bölüm gelmeden söylenilen son dedikodu ise ölenlerin sayısı birden fazla olabileceğiydi. Bunu duymamış olsaydım, Abraham’ın ölümü benim için daha kritik olacaktı ama bu ihtimalin olabileceği gerçeği ve aylardır beklenilen ölümün sadece Abraham oluşuyla sınırlı kalırsa istenilen etkiyi yaratmayacağını düşündüğümden bir kurban daha bekler oldum ve haklı çıktım. Glenn, aynı Abraham gibi çok acı bir şekilde öldürüldü. Çizgi romanın en efsane sahnelerinden biriydi ve birebir yansıtılmıştı.

off

Burada yine aynı şekilde gözü çıkmış bir şekilde ölümünü bekliyordu. Belki çizgi romanla paralel gitmiyor dizi ama burayı birebir yapmışlar. Hayran olmamak elde değil. Tabi Glenn ve Abraham’ın ölümü sonrası Rick’in o asla ezilmeyen karakteri, intikam ateşiyle yandı. İzlerken hepimizin yandığı gibi. Hangimiz o baltayı alıp Negan’ın kafasına saplamayı düşünmedik ? Muhtemelen herkes orada aynı tepkiyi verirdi. Zaten daha önemlisi Negan, Rick’e kimin patron olduğunu göstermek dışında o SENİ ÖLDÜRECEĞİM egosunu yok etmek istiyordu. Dizinin başında ve sonunda ki Rick’in bakışlarına dikkat edin. Bunu ne kadar değiştirebildiğini siz anlayın.

Her zaman övdüğüm ve övmeye devam edeceğim bir başka konu, Andrew Lincoln’ın mükemmele yakın oyunculudur. Bu bölüm her duyguyu dibine kadar öyle güzel hakkını verdi ki. Yürek kalmadı be kardeşim ! Abraham’ın ölümünde farklı, Glenn’in ölümünde farklı, Carl’ın kolunu kestirilmeye çalışılırken apayrı duygusal oyunculuk sergiledi. Bakın bunlar cidden zordur. Ben ekranda Eugene gibi ellerimi kapatmış napacağımı bilemiyorken adam her sahnenin hakkını verdi. Müthişti. Başka hiçbir şey söyleyemiyorum.

Son anlara gelirsek, aileden iki kişi eksildi ve Rick’in ekibi Daryl’da dışarıda kaldığından çok güçsüz kaldı. Abraham ve Daryl en güçlü sağ kollardı ve Rick’in grubunun güç kısmını oluşturuyorlardı. Glenn ise daima zekasıyla ön plandaydı. Negan gibi bir adama karşı grup, perişan halde. Ancak şu da var ki, daha fazla dibe batamazlar. Zaten en dipteler. Buradan tekrar en yukarı çıkmaları sezon finaline kadar sürecektir, hatta bu sezon tüm karakterlerin düşüşünü izleyebiliriz. Bir dizi düşünün, ana karakterleri görebileceği en dip noktayı görüyor. Sallama bir buhran değil bu. Böyle şeyleri kim yaşarsa yaşasın aynı bunlar yaşanırdı. The Walking Dead, insan temasının gerçeğinin mükemmel bir şekilde aktarmaya devam ediyor. Bu huylarını kesinlikle seviyorum.

Bir de Negan’ın ekibi dağılırken ve Rick gösterildiği sırada farkettiniz mi bilmem ama Negan’ın bir adamı, Glenn’in parçalanmış kafasının fotoğrafını çekiyordu. Geçtiğimiz sezon Rick ve ekibi, Negan’ın tesisini bastığında odalarda kafası kopmuş ceset fotoğraflarını görüyorlardı. O detayı hala atlamamaları güzel olmuş.

Bu haftalık duygusal bir çöküntü yaşatan bölümümüzün incelemesini, haftaya gelecek bölümün trailerını koyarak tamamlıyorum. Sizin düşüncelerinizi çok merak ediyorum ve yoruma mutlaka görüşlerinizi bırakmanızı istiyorum. Gelin tartışalım şu bölümü !

https://www.youtube.com/watch?v=Y945Eh3bGiw

Okumaya Devam Et
17 Comments

17 Yorumlar

  1. zeynep

    24 Ekim 2016 at 16:34

    Yaşadıkları bunca şeyi hazmetmeleri zor olacak.
    Sanıyorum seyirci olarak benim için en zoru Rick’in ezildiğini görmekti.

    Keşke bir zaman makinası olsa da sonraki bölümleri bir çırpıda izleyebilsem diye hayal ediyorum şu an sadece…

    • Anıl Kaleli

      24 Ekim 2016 at 16:39

      Rick’in iradesi çok kırıldı. Kafasını hemen kaldırabilecek durumda değil ama intikam alabileceği en ufak ışığı görürse bunu kullancaktır. Ayrıca hemen bitmesin ya. Sonra aylarca gelmesini bekliyoruz, sıkıntı 🙂

      • zeynep

        24 Ekim 2016 at 16:57

        Haklısınız.Ama işte bir an önce intikam almalarını istiyor bu gözler.Umarım TWD klasiği olan hızlı bir bölümden sonra yavaş akan bölümler çok uzun sürmez.
        Geçen sezonları tam hatırlayamıyorum ama uzun zaman sonra ilk defa beklediğimize değmiş dedim TWD için 🙂

        • Anıl Kaleli

          24 Ekim 2016 at 17:58

          O halde incelemelerimizi takipte kalmaya devam edin 🙂

  2. Ece Nur

    24 Ekim 2016 at 18:38

    Sanırım bugüne kadar izlediğim tüm diziler arasında sezon finalinden çok ilk bölümü konuşturan ve bana tüm diziler bir yana bu bölüm ve dizi bir yana dedirttiği gün oldu TWD’in. Başladığı günden beri bana kalırsa en iyi dönemine girdiler. Ana karakterlerinin ikisini kaybetmesi ve birinin esir düşmesi ile Rick’i çok zor günler bekleyecek gibi. Özellikle sezon başlamadan tekrar 6 sezonu hızlıca izlemem ise üstümde sanki orada ki herkesi tanıyormuşum hissi ile her sahneyi beş kere izleyip titreyerek ağladım. Adamlar yapıyor abi kelimesi tam buraya uygun heralde. Gelecek bölümleri heyecan ile bekliyorum 🙁

    • Anıl Kaleli

      24 Ekim 2016 at 19:16

      The Walking Dead’i diziler arasında özel bir yere ayıran her şeyi söylemişsin. Adamlar yapıyor.

  3. Eyyüp Dikmen

    25 Ekim 2016 at 03:06

    Dizi bu noktada Negan öncesi ve sonrası olmak üzere ikiye ayrıldı. Çizgi romanda çok uzun sürüyor bu Negan mevzusu. Bu bölüm Rickin gözünden gösterilen iyi bölümlerden birisiydi. Dizi konu ilerledikçe değişen dinamiklere ayak uydurmak için üstüne koymak zorunda ki seyirci izlemeye devam etsin. eski sezonlarda olduğu gibi çok fazla boş bölüm olmaz özellikle bu sezon. Negan ın nasıl bu seviyeye geldiğini gösteren 1-2 bölüm olursa fena olmaz zannımca. En az 2 sezon Negan amca bizim ekiple uğraşacaktır.

    • Anıl Kaleli

      25 Ekim 2016 at 17:24

      Vali’nin o hale nasıl geldiği anlatılmıştı. Negan anlatılmazsa ayıp ederler ama yarım sezonu da öylece yemiş olurlar. Yine de güzel olabilir.

      • melih

        21 Kasım 2016 at 22:47

        valinin o hale nasıl geldiği hangi bölümlerde anlatıldı hatırlıyomusunuz söylerseniz tekrar izlemek istiyorum teşekkürler

  4. Çiğdem

    25 Ekim 2016 at 17:47

    Merhaba ben dünden beri izleyebileceğim bir site arıyorum ama henüz bulamadım. 1. bölümü izleyebileceğim
    bir yer biliyor musunuz acaba yardımcı olursanız sevinirim😊

    • Anıl Kaleli

      25 Ekim 2016 at 18:52

      Merhaba Çiğdem. Telif hakları sebebiyle her türlü siteden kaldırıldı maalesef. Yapabileceğin bir şey daha var. O da torrent. Öncelikle utorrent programını indir, sonrasında ise ekşi sözlükten kickass torrent sitesinin linkine tıkla ve bölümü indir. Türkçe altyazı sitelerinden de altyazıyı indirerek izleyebilirsin ama yine de yasal yollar en iyisi 🙂

  5. Mert

    26 Ekim 2016 at 19:02

    Peki ne zaman izleyebileceğiz onuda söylersen sevinirim

    • Anıl Kaleli

      26 Ekim 2016 at 21:31

      Muhtemelen hiçbir zaman. Telif hakları alan şirket, uzun süre için anlaşmıştır. Yani geriye yasal yollarla izlemek veya torrent ile indirmek seçenekleri kalıyor.

  6. walking dead

    29 Ekim 2016 at 11:55

    hocam inceleme güzel olmuş . diziyi izleyebileceğiniz bir site biliyorum :
    https://dizimag.online/walking-dead-7-sezon-1-bolum-izle/

  7. walking dead

    29 Ekim 2016 at 11:56

    hocam dizimag online diye bir site var yayınlıyorlar

  8. Ayt krdvt

    30 Ekim 2016 at 12:51

    Ben youtubedr hd izledim vatandaş delikanlılık yapmış eklemiş youtubeye

  9. Utku

    5 Kasım 2016 at 20:51

    Dikkat. Spoiler içerir.
    Diziye ilk başladığımda merle vardı (daryl’ın abisi) kötü karakter kontenjanında. Ancak yine asıl kötüler zombilerdi. Kötülük grup içinde shane’e uğradı. Orası tartışılır yine de. Zombi dışında ufak tefek insan egosu grubu etkiliyordu ama asıl kötü olarak vali çıktı karşımıza. Daha kötüsü olamazdı sanırım.insanlara hükmetme biçimi modern devletlerden farksız biçimde, grubuna onaylatarak hem cezalandırıyor hem de bundan eğlence çıkarıyordu.
    Adeta ortaçağ feodal beylerdeki gibi, Kendini korumasi için gücü ve iktidarı halkının rızası ile yasallastiriyor ve onların seçimine sunsa da aslında son sözü kendi soyluyordu. Ve elbette bu güce karizmasi ve hitabeti ile etkili hale getiriyor. Modern devlet ve ilkel devlet karışımı. Vali karakterinin arka planı ile ilgili detay verilse de aslında klasik bir homo sapiens alfa erkeği.

    Daha kötü olamaz derken şimdi de negan karakteri karşımıza çıktı. Vali’ye rahmet okutan başka bir alfa erkeği ve yine tipik bir homo sapiens. Muhtemelen ilkel yaşam şartlarımızda bu gibi milyonlarca homo sapiens örneği görmüşüzdur. Kimi iyi kimi de katıksız kötü çıkmıştır.
    Dizi muhtemelen negan karakterinin uzun bir süre ekmeğini yer. Zira bol miktarda malzeme çıkacağı aşikar. Zaten uzun suredir dillendirilen, dizinin zombi hikayesini aşarak başka bir boyut kazanmasi iddiasi beni ziyadesiyle tatmin ediyor. Her ne kadar artik ana tehlike yaşayanlar olsa da hikayenin bu sskilde evrilmesinden oldukça mutluyum. Cunku2ben basit bir seyirci olarak zombi temasini zaten sevmedim hiç bir zaman. Bu dizide beni ceken şey zombiler değil de kıyamet kaosunun ta kendisiydi. 7 sezondur ilk bolumden bu yana dikkatle izlememdeki ana sebep de buydu. Dolayısı ile mutluyum. Çünkü homo sapiens’in modern dünyada, milyonlarca dolar harcanarak yapılan bir belgeselini izliyorum. İnsan evriminin aşamalarını kendimce lâboratuvar ortaminda tahlil ediyorum. Elbette bu bire bir yapilan bir şey degil. Komik olmayalım. Ancak 50 bin yıl öncesinin afrikasindan farkı var mı şu yasananlarin? Hem de modern yasalarla çevrili dunyayi bırakali bir kaç yıl olmuşken. Bence harika bir belgesel. Belgesel hayranı şahsım için bulunmaz nimet.
    Terminusda yaşananlar validen bir level daha üstteydi. Yem olarak güvenliği vaad eden ancak av olunan bir yer. Hem de kendi türünden canlılar (başka homo sapiensler) tarafindan. İnsanın ne çeşit bir yaratık olduğuna başka bir kanıt daha. Gerekçeleri ise yine başka insan yaratığının kötülükleri.
    Tanrı unutulmuş, hatırlatmak isteyen kişi ise başka bir suçun sorumlusu bir din adamı. O hatirlattikca aslında kendi içinde bunun bir yalan olduğunu biliyor zira o zaten cemaatini kendi kişisel korkusu yüzünden terketmiş bir korkak. Dinler de bu şekilde ortadan kalkıyor. Tek gerçek ise gücün ve kalabalığın devamlılığı. Ama bunun da sürekliliği olmadığı aşikar. Çünkü tarih böyle söylüyor. Yani negan da bir gün yok olacak vali ve terminus yamyamları gibi. Elbette bu arada bizim grup ne olur bilemem.

    Fakat negan klanının da arka planının inanılmaz merak ediyorum. Zira hem oyuncu hem de can verdiği negan karakteri inanilmaz karizmatik tipler. Bu anlamda bir kaç bölüm ya da bir sezon bile izleyebilirim. (unutmayalım breaking bad karakteri soul için şimdi dizi yapılıyor)

    Zamanla göreceğiz ki negan karakteri eminim bir üst levela daha kotu bir karaktere evrilecektir. O yok olsa da yeni bir imansiz eminim bu kiyametin başka bir tarafinda yaşıyordur. Valiye rahmet okutan negan karakterine eminim rahmet okutacak daha kötü bir karakter vardır.izira bu dunyada2kötülük her zaman bulunacak.

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Yayınlandı

on

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider, oyuncak için ise o zamanlar evrenin sonsuzluğu gibi gelecek büyüklükte olan Toys ‘R’ Us’a doğru yola çıkardık. Space Jam oyuncakları, boyama kitaplarını, figürleri hala hatırlıyorum. Öyle güzeldi. Ancak Amerikan basınına göre oyuncak sektörünün eski büyük lideri, yeni nesil Amazon vb. sitelerle baş edemeyerek 1 hafta sonra iflasını açıklayacak.

Reuters ve Wall Street Journal iflas haberini ilk alanlar oldu. Raporlarına göre, oyuncak perakendecisi birkaç hafta içinde iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacağını açıklamışlar. Markanın ABD’deki 1,600 artı mağazasında yaklaşık 5 milyar dolar borcu olduğu söyleniyor.

Toys ‘R’ Us’ın da tarihin tozlu raflarında kaybolduğu bir hayata hazır mıyız geekler? Ben değilim. 

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Yayınlandı

on

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en iyi dizi adaylarından birini yazabilecek olsam hangisini yazardım diye sordum. Verdiğim cevap için ise düşünmem gerekmedi! Peter Morgan tarafından yaratılan The Crown kuşkusuz bu yıl televizyonlarda – aslında bir Netflix yapımı – çıkan en iyi eserlerden biri. Netflix’in en pahalı işlerinden biri olan bu yapımın tahmini bütçesi tam 156 milyon dolar. Dizinin konusu ise Oscar’lı film The King’s Speech’te de izlediğimiz kekeme kral IV.George’un ölümünden sonra Elizabeth’in tahta çıkışı ve ardından gelişen tarihi olayları kapsıyor. Dizi konusu bakımından tarihi ve tarihi yapımları sevenler için bir elmas niteliğinde. Bir belgesel tadında tabi ki değil fakat bunu beklememiz de yersiz olurdu. Özellikle bazı bölümlerin sonlarında o bölümde ele alınan herhangi bir konunun gerçekte ne zaman vuku bulduğu, sonuçları ve sonrasında neler olduğu gibi bilgiler de yer alıyor.

Dizinin başrollerini Kraliçe 2. Elizabeth rolünde Claire Foy, eşi, Edinburgh Dükü Philip rolünde Doctor Who severlerin yakından tanıdığı Matt Smith, kraliçenin kardeşi Margaret rolünde güzelliğiyle izleyeni ekranlara kilitlemeyi başaran Vanessa Kirby ve son olarak Winston Churchill rolünde ise 2 Oscar adaylığı bulunan John Lithgow var. Üstteki görselden de görebileceğiniz gibi casting çok ama çok başarılı. Karakterlerin tarihteki gerçek halleri ile inanılmaz bir benzerlik sağlanmış. Dizinin o devasa bütçesinin nerelerde kullanıldığını hakkında koymuş olduğum görsellere baktığınızda fikir edinebilirsiniz diye düşünüyorum. İzlediğinizde ise kendi gözlerinizle görürsünüz. Çünkü prodüksiyon tek kelimeyle harika. Örnek vermek gerekirse kostüm departmanı ortaya çok ince bir işçilik koymuş.

Kostümler dışında kullanılan set, dekorlar muazzam, 20.yüzyıl İngiltere’sini hissedebiliyorsunuz. İç mekan tasarımları kraliyet ailesine yakışır cinsten görkemli, dış mekan çekimlerini izlerken ise kendimi sık sık ”Oha, bu kadar insanı nasıl toplamış da bu sahneleri çekmişler” derken buldum. Özellikle Elizabeth’in siyasi nedenlerden dolayı birçok ülkeyi gezmesi gerektiğinde, buralarda çekilmiş sahneler sizin, olayın içine girmenizi kolaylaştırıyor.

Dizinin müziklerinin başında Rupert Gregson-Williams var. O da çok başarılı bir iş çıkarmış. Özellikle ”Duck Shoot” parçasını dinlemekten sıkılmadım henüz. Tema müziğini ise Rupert değil, Hans Zimmer yapmış! Kendisini övmek için ayrı yazı yazarım ben, o kadar ünlü ve sektörde her iyi işin altında adını görebileceğiniz biri. Meraklısına araştırmayı öneririm, bakarsınız sizin de sevdiğiniz bir filmin, melodisinin yaratıcısıdır.

Dizinin değinmediğim noktalarından biri ise, dizinin ne kadar akıcı olduğu, 50 dakika – 1 saatlik bir dizi için inanılmaz derecede akıcı. Kendinizi üç dört bölümü ard arda izlerken buluyorsunuz. Bu süreye sahip diziler için bende bunu başarabilen son dizi sanırım Breaking Bad idi.

Biraz daha detaylı bir şekilde konuya değinmek gerekirse, merak etmeyin dizi, siyasete en ince ayrıntısına kadar girmektense, bir kitap olarak düşünürsek, onun sadece kapağını, iç çizimlerini ve belli kesitlerini alıntılıyor. Odak noktamız daha çok 2.Elizabeth. Onun yükselişini, bir Kraliçe ve aynı zamanda bir eş, bir anne olarak yaşadığı zorlukları görüyoruz. Siyaseti bilmiyor, okula gitmemiş, herhangi bir alanda eğitim almamış, çocukluk yıllarında sadece ülkenin yasaları, İngiliz Klisesi hakkında öğretiler görmüş ve dolayısıyla olduğu noktada zorluk çekiyor.

Claire Foy sergilediği performansla hem Taç’ın (Crown) hem de rolün altından kalkmış. Hazır bir oyuncunun performansına değinmişken, oyunculuklardan bahsedeyim. Dizi diğer çoğu alanda olduğu gibi oyunculuklar konusunda da sizi etkiliyor. Hatta yeri geliyor tüyleriniz diken diken bir şekilde ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. Başta dizinin castını saymıştım. Tekrar saymama ya da tek tek değinmeme gerek yok zira hepsi iyi derecesinde performanslar sergiliyorlar ancak 2 kişi oldukça ön plana çıkıyor. Biri zaten ana karakterimize hayat veren Claire Foy. İlk sezonu bitirdiğinizde, bir kez daha ilk bölümü izleyip, daha sonra son bölüme bir göz atmanızı istiyorum. Karakterin yaşadığı değişimi nokta atışı diyebileceğimiz şekilde, eksiksiz gösteriyor. Diğer kişi ise Winston Churchill rolündeki John Lithgow. Dönem veya karakterler hakkında herhangi bir belgeseli ya da Youtube’dan birkaç videoyu izlerseniz görürsünüz. John Lithgow’un kullandığı beden dili, yürüyüşü, mimikleri, sanki gerçekten O’ymuş gibi hissettiriyor. Zaten her iki oyuncu da rolleri ile oyunculuk dallarındaki adaylıklara sahip. Claire Foy, ”En iyi kadın oyuncu” dalında, John Lithgow ise ”En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında aday. Yazı boyunca amma övdün, hiç mi kötü, olumsuz etken, faktör yok diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın yoklar. Dizinin Emmy ödüllerinde tam 11 adaylığı var.

Bu adaylıkların en önemlilerinden bazıları:

  • En İyi Drama Dizisi
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yönetmenlik
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Casting
  • En İyi Müzik Kompozisyonu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Senaryo

Dizi Golden Globe (Altın Küre) ödül töreninde ise En Drama Dizisi ve Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini evine götürdü. Sırada Emmy ödülleri var. Ben yapımın törenden en az birkaç ödül ile ayrılmasını istiyorum ve ümit ediyorum.

Diziyi hala izlememişseniz inanın bu yılın en iyi dizilerinden birini kaçırıyorsunuz. The Crown, çok kaliteli bir yapım ve her ayrıntısını incelemeniz, hayranlıkla döneme tanıklık etmeniz için sizleri bekliyor.

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel1 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba4 gün ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba4 gün ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba6 gün ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba2 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba3 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba