Connect with us

Bomba

THOR: RAGNAROK FRAGMAN #1 İNCELEMESİ

Yayınlandı

on

Thor’un serüveni ilk iki solo filmi ve Avengers filmleri sonrası bir kez daha karşımıza gelmek üzere. Üstelik bu karşımıza geliş, oldukça ciddi atılımlar ile geleceği söylentileriyle olmuştu. Fragman için bile MCU TARİHİNİN EN İYİ FRAGMANI unvanları havada uçuştu. Gel gör ki, fragman sonunda geldi ve artık çoğu kişinin birtakım görüşleri oluşmuştur. Thor’un en sonunda dünya ile bağını keserek tamamen Asgard ve geri kalan 9 dünyayı temsil edeceğini ön görüyoruz. Dünyamız, Jane Foster gibi etmenler Thor’un kudretini oldukça aşağılara çekmişti. Şimdi ise sapasağlam bir EVREN KIYAMETİ ile karşı karşıyayız. Üstelik düşmüş bir Thor izleyeceğiz. Bu yüzden tüm MCU filmleri içinde yeri en sağlam olabilecek bir Thor filmini izleme ihtimalimiz fragmanla birlikte arttı. Ben de fragmandan gördüğüm kadarıyla olan kısmı sizler için incelemeye karar verdim. Her fragman sonrası bunu yapmak boynumuzun borcudur!

Tabii önce fragmanı bir koyalım ve sonrasında da başlayalım.

Başlangıç anında Thor’un cehenneme benzeyen bir yerde esir olarak zincirlendiğini görüyoruz ve klasik anlatım tarzlarından olan ve en çok Andy’nin Nesi Var? çizgi filminden hatırladığım olaylar gelişirken arka fondan ana karakterin hikayeyi anlatma tarzıyla başlıyoruz. Burası ileride Hela’nın işgal ettiği ve muhtemelen Asgard’ı yok etmesinden sonra Thor’un atıldığı yer olan Hel. 

hel

Yaşam ve ölümü elinde tutan Hela’nın tanıtımını şuradan yapmıştım. Asgard’ın düşmesi ile birlikte Thor’un Unworthy hayatı başlamış gibi.

mj

Burada ise Hela’nın Mjolnir’i yok ettiğini görüyoruz ancak dikkat edilmesi gereken nokta, Mjolnir’in parçalanırken içinden çıkan güç parlaması. Bunu yıldırım tanrısına yormak en basit yol. En uzun yol ise Mjolnir’in gücünün bir INFINITY STONE sayesinde olabilme ihtimali. Henüz ortaya çıkmayan Soul Stone kaldı ve Infinity War’a giden yol da artık ortaya çıkması lazım. Mjolnir’in ölmekte olan bir kuyruklu yıldızın kalbinde dövüldüğü efsanesini ilk Thor filminde Odin’den duymuştuk. Peki ya içine son taş olan Soul Stone konduysa? Hem bu parlamanın hem Hela’nın taşı ele geçirerek Asgard’ı ele geçirme planı hem de Mjolnir’in ana kaynağını açıklamak için güzel bir teori olabilir.

hel2

Marvel, karşımıza ilk kez kadın villain olarak Hela’yı oyuncu olarak Cate Blanchett’i çıkarması müthiş doğru bir adım. Burada Hela’nın bir başka görüntüsünü görüyoruz ve şahsi fikrim bugüne kadar görünüşü ile beni etkileyen en iyi MCU villainı olduğu yönünde. Umarım yine tek filmlik kötü kontenjanına takılmaz ve ömrü uzun olur. Cate Blanchett’i daha fazla görmek istiyorum!

night

Karakter tanıtımında bahsettiğim ve Hela’nın çok iyi bir kılıç ustası olmasını sağlayan kılıcı Nightsword.

ygg

Asgard ve 9 diyarın birbirine bağlayan enerjisi Yggdrasill olduğunu düşündüğüm ağacın, Hela’nın Asgard saldırısında yok olurken görüyoruz. Ragnarok’u anımsatacak tek hareket şu an için buydu. Başka bir kıyametlik sahne görmedik ama bakalım. Klişelerin klişesi olabilecek Thor ve Hulk 9 diyarı kurtaracak şekilde bu film biterse çok üzülürüm.

sw

Galaksinin Korucuları etkisi, Thor: Ragnarok da sadece neon yazılar, renk paletleri ve giyim kuşağı ile değil uzaylı türlerin çoğalmasından da hissediliyor. Ancak burada GOTG değil de Star Wars etkisinin daha ağır bastığını düşünmekteyim. Thor’un bir tür çöplükte olduğu ve orada gördüğü türlerin havası Star Wars havasını daha yoğun hissettirdi.

valky

Hela’nın Valkyries savaşçılarını telef ettiği an, Asgard’ın işgalinden hemen önce yaşandığı bir gerçek. Asgard’ın kutsal savaşçıları, Pegasuslara binerek Hela’ya karşı savaşıyorlar ancak birer birer yenilerek düşmeleriyle sonuçlanıyor. Muhtemelen aralarında sonuncu olarak kalan Tessa Thompson’ın canlandırdığı Valkyrie, ödül avcılığı yaparak parasını kazanmaya çalışan biri olarak hayatına devam ediyor. Thor’u Grandmaster’a teslim etmiş ve Hulk’u yakalayan kişi olması da kuvvetle muhtemel ama umarım böyle değildir. Hulk bu yahu.

heim

Tüm Asgard kahramanlarının bir taraflara dağılmasını, Hela’nın fethinin başarı ile sonuçlandığını düşünebiliriz. Heimdall, en son Age of Ultron da görünmüş ve gözlerinin ferini kaybetmiş bir şekilde Thor’u suçluyordu. Bu suçlamaların temelini Ragnarok’ta daha iyi anlayacağız ancak Heimdall’ın sürgün hayatı birazcık Thor’u arıyormuş gibi. Odinson’ı kurtaran Heimdall olabilir.

Skurge tıpkı çizgi romanlarında ilk kez görüldüğü haliyle fragmanda karşımıza çıktı. Hela ve Asgard’ın kurtuluşu esnasında oldukça önemli bir rolü var. Bu yüzden Thor’un yanında durması, Skurge için tek filmlik bir karakter izlenimini artırıyor. Nedenini Hela tanıtım içeriğimde bulabilirsiniz.

thor-ragnarok-trailer-incredible-hulk

Veeeee karşınızdaaaaa INCREDIBLEEEE HULK! Anonsu yapan muhtemelen Grandmaster’ın sesiyle okudunuz biliyorum. Incredible’ın yanına artık rahatça PLANET’i ekleyebiliriz. Çünkü bu basbaya Planet Hulk! 2000’li yılların en sevilen hikayelerinden olan Planet Hulk, Illuminati üyelerinin Bruce Banner ve Hulk’un verdiği zararlarından ötürü dünyadan şutlayıp zarar veremeyeceği bir gezegene yollamasıyla başlıyor. Ancak Hulk, Sakaar gezegeninde kölelikten çok çabuk sürede krallığa kadar yükselip, dünyaya dönüyor ve herkesin ağzını burnunu kırıyor. Giydiği gladyatör giysisi ve silahları Planet Hulk’a çok fazla benziyor zaten. Bruce Banner’ın buralara kadar nasıl geldiği ise ayrı bir hikaye. Bunu flashbackler ile savaş sonrasında muhtemelen öğreneceğiz. Sakaar gezegenini işlerler ise sevincimden dört dönerim!

Unworthy Thor esintileri arenayı sararken, her ne kadar Thor uzun saçlı olsa bile MCU Thor’a kısa saçın çok daha fazla yakıştığını düşünüyorum. Mjolnir’i kaybeden ve düşmüş bir Thor betimlemesini kısa saçla anlatmak güzel bir yöntem.

thor-ragnarok-trailer-weapons

Thor’un arena için seçtiği silahın araştırdıktan sonra Herkül’ün kullandığı ve Mjolnir kadar güçlü olan Golden Mace olduğunu öğrendim. Marvel Viki’ye göre ilk kez karşımıza Journey into Mystery Annual #1 da karşımıza çıkan bir silah.

Sizin gördüğünüz ve eklemek istediğiniz önemli noktaları yorum olarak bizlere atın, birlikte tartışalım! 

Thor: Ragnarok 3 Kasım 2017’de sinemalarda.

Okumaya Devam Et
3 Comments

3 Yorumlar

  1. kerem

    8 Mayıs 2017 at 14:19

    ortada şöyle bir söylentide dolaşmakta hela lokiyle beraber yada tek başına bruce banner(hulk) ı yakalayıp hulk ve bruce bannerı formundan ayıracak ve ve hulku asgarda salıp zulüm çektirecek ardından hulk ve bruce bannerı bir bütün yapacak olan kişi ise dr strange olacak sizce böyle bir ihtimal var mı ? neden ? 🙂

  2. Yusuf Tuna Koç

    8 Mayıs 2017 at 19:41

    Güzel bir teori ama şöyle sorunları var, birincisi Lokinin yönlendirme yetenekleri var evet ama Asgard’ı yıkanın bir şekilde serbest bıraktığı Hela olduğunu biliyoruz. Hela gerçek aktör olmayabilir mi? Belki ama Hela ve Loki’nin de güçleri Hulk’u Bannerden ayırmaya yeter mi? (aynı şekilde Dr Strange’in de geri birleştirmeye) Bilmiyoruz. Yani güçleri büyüleri vs film evreni için henüz öyle bir ipucu vermiyor gibi bana. Son olarak da Hulk’u lanet olarak gören kurtulmanin çarelerini arayan Banner ayrilmisken neden geri birleşmek istesin, böyle bir şeyin de kolay kolay altını dolduramazlar gibi geliyor

  3. kerem

    10 Mayıs 2017 at 14:36

    hulk vs thor animasyonu var orada heka banner la hulku bedenlerinden rahatça ayırıyor hulku asgarda salıp zulüm çektiriyor ve yine birçok sitede yapımcı yada senarestleri hulk vs thor animasyonu yapan kişiler olduğu söyleniyor bencede düşük ihtimal 🙂 (sizce hulkun kotümü ve görünümü nasıl bence cgi ve kostümü düzeltmeleri lazım çok kısa boylu ve geniş duruyor)

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Yayınlandı

on

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider, oyuncak için ise o zamanlar evrenin sonsuzluğu gibi gelecek büyüklükte olan Toys ‘R’ Us’a doğru yola çıkardık. Space Jam oyuncakları, boyama kitaplarını, figürleri hala hatırlıyorum. Öyle güzeldi. Ancak Amerikan basınına göre oyuncak sektörünün eski büyük lideri, yeni nesil Amazon vb. sitelerle baş edemeyerek 1 hafta sonra iflasını açıklayacak.

Reuters ve Wall Street Journal iflas haberini ilk alanlar oldu. Raporlarına göre, oyuncak perakendecisi birkaç hafta içinde iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacağını açıklamışlar. Markanın ABD’deki 1,600 artı mağazasında yaklaşık 5 milyar dolar borcu olduğu söyleniyor.

Toys ‘R’ Us’ın da tarihin tozlu raflarında kaybolduğu bir hayata hazır mıyız geekler? Ben değilim. 

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Yayınlandı

on

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en iyi dizi adaylarından birini yazabilecek olsam hangisini yazardım diye sordum. Verdiğim cevap için ise düşünmem gerekmedi! Peter Morgan tarafından yaratılan The Crown kuşkusuz bu yıl televizyonlarda – aslında bir Netflix yapımı – çıkan en iyi eserlerden biri. Netflix’in en pahalı işlerinden biri olan bu yapımın tahmini bütçesi tam 156 milyon dolar. Dizinin konusu ise Oscar’lı film The King’s Speech’te de izlediğimiz kekeme kral IV.George’un ölümünden sonra Elizabeth’in tahta çıkışı ve ardından gelişen tarihi olayları kapsıyor. Dizi konusu bakımından tarihi ve tarihi yapımları sevenler için bir elmas niteliğinde. Bir belgesel tadında tabi ki değil fakat bunu beklememiz de yersiz olurdu. Özellikle bazı bölümlerin sonlarında o bölümde ele alınan herhangi bir konunun gerçekte ne zaman vuku bulduğu, sonuçları ve sonrasında neler olduğu gibi bilgiler de yer alıyor.

Dizinin başrollerini Kraliçe 2. Elizabeth rolünde Claire Foy, eşi, Edinburgh Dükü Philip rolünde Doctor Who severlerin yakından tanıdığı Matt Smith, kraliçenin kardeşi Margaret rolünde güzelliğiyle izleyeni ekranlara kilitlemeyi başaran Vanessa Kirby ve son olarak Winston Churchill rolünde ise 2 Oscar adaylığı bulunan John Lithgow var. Üstteki görselden de görebileceğiniz gibi casting çok ama çok başarılı. Karakterlerin tarihteki gerçek halleri ile inanılmaz bir benzerlik sağlanmış. Dizinin o devasa bütçesinin nerelerde kullanıldığını hakkında koymuş olduğum görsellere baktığınızda fikir edinebilirsiniz diye düşünüyorum. İzlediğinizde ise kendi gözlerinizle görürsünüz. Çünkü prodüksiyon tek kelimeyle harika. Örnek vermek gerekirse kostüm departmanı ortaya çok ince bir işçilik koymuş.

Kostümler dışında kullanılan set, dekorlar muazzam, 20.yüzyıl İngiltere’sini hissedebiliyorsunuz. İç mekan tasarımları kraliyet ailesine yakışır cinsten görkemli, dış mekan çekimlerini izlerken ise kendimi sık sık ”Oha, bu kadar insanı nasıl toplamış da bu sahneleri çekmişler” derken buldum. Özellikle Elizabeth’in siyasi nedenlerden dolayı birçok ülkeyi gezmesi gerektiğinde, buralarda çekilmiş sahneler sizin, olayın içine girmenizi kolaylaştırıyor.

Dizinin müziklerinin başında Rupert Gregson-Williams var. O da çok başarılı bir iş çıkarmış. Özellikle ”Duck Shoot” parçasını dinlemekten sıkılmadım henüz. Tema müziğini ise Rupert değil, Hans Zimmer yapmış! Kendisini övmek için ayrı yazı yazarım ben, o kadar ünlü ve sektörde her iyi işin altında adını görebileceğiniz biri. Meraklısına araştırmayı öneririm, bakarsınız sizin de sevdiğiniz bir filmin, melodisinin yaratıcısıdır.

Dizinin değinmediğim noktalarından biri ise, dizinin ne kadar akıcı olduğu, 50 dakika – 1 saatlik bir dizi için inanılmaz derecede akıcı. Kendinizi üç dört bölümü ard arda izlerken buluyorsunuz. Bu süreye sahip diziler için bende bunu başarabilen son dizi sanırım Breaking Bad idi.

Biraz daha detaylı bir şekilde konuya değinmek gerekirse, merak etmeyin dizi, siyasete en ince ayrıntısına kadar girmektense, bir kitap olarak düşünürsek, onun sadece kapağını, iç çizimlerini ve belli kesitlerini alıntılıyor. Odak noktamız daha çok 2.Elizabeth. Onun yükselişini, bir Kraliçe ve aynı zamanda bir eş, bir anne olarak yaşadığı zorlukları görüyoruz. Siyaseti bilmiyor, okula gitmemiş, herhangi bir alanda eğitim almamış, çocukluk yıllarında sadece ülkenin yasaları, İngiliz Klisesi hakkında öğretiler görmüş ve dolayısıyla olduğu noktada zorluk çekiyor.

Claire Foy sergilediği performansla hem Taç’ın (Crown) hem de rolün altından kalkmış. Hazır bir oyuncunun performansına değinmişken, oyunculuklardan bahsedeyim. Dizi diğer çoğu alanda olduğu gibi oyunculuklar konusunda da sizi etkiliyor. Hatta yeri geliyor tüyleriniz diken diken bir şekilde ekrana bakarken buluyorsunuz kendinizi. Başta dizinin castını saymıştım. Tekrar saymama ya da tek tek değinmeme gerek yok zira hepsi iyi derecesinde performanslar sergiliyorlar ancak 2 kişi oldukça ön plana çıkıyor. Biri zaten ana karakterimize hayat veren Claire Foy. İlk sezonu bitirdiğinizde, bir kez daha ilk bölümü izleyip, daha sonra son bölüme bir göz atmanızı istiyorum. Karakterin yaşadığı değişimi nokta atışı diyebileceğimiz şekilde, eksiksiz gösteriyor. Diğer kişi ise Winston Churchill rolündeki John Lithgow. Dönem veya karakterler hakkında herhangi bir belgeseli ya da Youtube’dan birkaç videoyu izlerseniz görürsünüz. John Lithgow’un kullandığı beden dili, yürüyüşü, mimikleri, sanki gerçekten O’ymuş gibi hissettiriyor. Zaten her iki oyuncu da rolleri ile oyunculuk dallarındaki adaylıklara sahip. Claire Foy, ”En iyi kadın oyuncu” dalında, John Lithgow ise ”En iyi yardımcı erkek oyuncu” dalında aday. Yazı boyunca amma övdün, hiç mi kötü, olumsuz etken, faktör yok diye düşünmüş olabilirsiniz. Ama inanın yoklar. Dizinin Emmy ödüllerinde tam 11 adaylığı var.

Bu adaylıkların en önemlilerinden bazıları:

  • En İyi Drama Dizisi
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Yönetmenlik
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Casting
  • En İyi Müzik Kompozisyonu
  • Bir Drama Dizisinde En İyi Senaryo

Dizi Golden Globe (Altın Küre) ödül töreninde ise En Drama Dizisi ve Bir Drama Dizisinde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini evine götürdü. Sırada Emmy ödülleri var. Ben yapımın törenden en az birkaç ödül ile ayrılmasını istiyorum ve ümit ediyorum.

Diziyi hala izlememişseniz inanın bu yılın en iyi dizilerinden birini kaçırıyorsunuz. The Crown, çok kaliteli bir yapım ve her ayrıntısını incelemeniz, hayranlıkla döneme tanıklık etmeniz için sizleri bekliyor.

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel2 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba5 gün ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba1 hafta ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba2 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba3 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba