Connect with us

Genel

THOR: RAGNAROK’DAN MJOLNİRSİZ BİR THOR VE NİCELERİNİN YENİ GÖRSELLERİ GELDİ!

Yayınlandı

on

Thor: Ragnarok MCU filmleri içerisinde en sağlam şekilde gelen filmlerin başında geliyor. En son bu gazı aldığım vakit Age of Ultron fragmanı internet alemine düşmüş ve en çok izlenen fragman özelliğine sahip olmuştu. Thor’un geçmiş filmlerinden aldığı olumsuz eleştirileri son filmle kapatmak istemesi son derece normal ve bunu gerçekten başaracaklarına inanıyorum. Fotoğraflardan ve konsept çalışmalarından sonra bu filme baya yükseldim arkadaşlar.

Son olarak 1-2 saat önce Thor: Ragnarok’dan yeni görseller geldi ve bu yükselme beni stratosfere kadar çıkardı! Fotoğrafların en önemli özelliği kısa saçlarıyla zaten Tanrı olan Chris Hemsworth’un kısa saçlarıyla insanlığımızdan utandıran yakışıklılığına ek Mjolnir’i olmayan bir Thor, Valkyrie ve Hela’nın yan yana olduğu bir görselle birlikte, Loki’den ve Grandmaster’dan da görseller geldi!

İşte o görsellerin hepsi:

Grandmaster!

Thor: Ragnarok (2017) Hela (Cate Blanchett)

Thor: Ragnarok (2017) Valkyrie (Tessa Thompson)

ew1457-58cvr-promo2-237015

Okumaya Devam Et
yorum yapmak için tıkla!

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Yayınlandı

on

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle, düzgün bir film izleme şansımız popüler filmlerin kalitesine bağlı olarak değişiyor. Bu yıl Transformers, Cars 3, Dunkirk ve Spider-Man Homecoming Imax’te idi, bu ay ise It filmi Imax’te yerini aldı. Ve bu filmi Mama filminden tanıdığımız Andy Muschietti yönetirken, Stephen King’in kitabından Chase Palmer ve Cary Fukunaga uyarladı. Spoiler vermeden It filmini sizler için incelemeye başlayayım.

Dram,Gerilim ve Korku türünde ön plana çıkan film beni germedi veya üzmedi. Ama korkuttu. Sinemada “Jump Scare” diye bildiğimiz korkudan sıçratan sahnelere ağırlık verilmiş. Gerilim’in kralları aslında en kült filmlerin içinde barınır. Kuzuların Sessizliği, Se7en, Makinist, The Others gibi. Ama bu filmde gerilimi hissedemedim. Korku filminde Gerilim ise şahsen en iyi Insidious’da işlenmişti. Ki senaryosu orijinaldir. It filmi ise üstad Stephen King’in kitabından uyarlama. Yani senaryo zaten cepte, Bill Skarsgard cast tarihinin en başarılı seçimlerinden, yönetmenlik çok üstün, efektlere para harcanmış ama bir eksik var. Filmi izlediğinizde hissettiğiniz tatminsizlik duygusu olabilir. Kitabı okuduysanız kitap daha iyi diyebilir, okumadıysanız Stephen King bu kadar basit bir yazar mı, diye sorabilir.

Biraz övelim. Fragmanda görünen canavarın ekrana saldırma sahnesi çokça mevcut. Ama efektin kalitesi ve sahnenin özgünlüğü çok başarılı. Bu iki artı bulunurken, müziğin ve sahnenin jump scare geliyor demesi kötü yanıydı. Bir sahne hariç bütün sahneleri tahmin edip gözlerinizi kapatabilirsiniz. Kurtulabilir misiniz? Hayır. Çünkü her korku karesi Gom Player gibi %200 gibi bir ses artışı bulunuyor. Yerinizden kesinlikle sıçrayacaksınız, kaçışı yok. Karakterlerin işlenişi ise başarılı yanlarından biri. Mike karakteri hepsinden derin olmasına rağmen az görülse de her karakter derin bir hikayeye sahip. Korkunç öğelerin fazlalığı, aslında sadece canavarların değil insanların da korkunç olduğunu göstermesiyle ilgilidir. Küçükken yaşanan korkulardan kurtulmak ilerde çok zordur. King üstadın düşüncesinin bu yönde olduğunu çıkarıyorum.

1990 yılında It filmi, insanların paylaçodan korkmasına neden olmuştur. Ve kitaptaki 27 yıl göz önüne alınarak 2017’de yeni yapımla gelindi. Bu yapımın da devam filmleri gelecek ve günümüzde geçecek. Bu film 1989 da geçiyor ancak dönem filmi olarak bize ne veriyor? Bisikletler, basit bir kağıt gemiyle eğlence, perili ev vs. Daha fazlası olmalıydı diyebilirim. Filmin iskelet yapısı da kabadayı çocuklar, saf çocuklar ve acımasız ailelerdir. Stephen King belki zamanında harika bir anlatımla insanları etkilemiş olabilir. Ama yıl 2017’de bu senaryoyu klişe olarak değerlendirmek Stephen King’e hakaret gibi olsa da filmin kurgusunu ve işleyişini açıklamış olur. Senaryoda fazlasıyla espri mevcut. Gerçekten korku filmine göre fazla komik. Demek istediğim çok rahat, bir çocuk komedisi ortaya çıkarılabilir birkaç değişiklikle. Hatta Palyaço’yu çıkarmaya gerek bile yok. Palyaço’yu absürt yapsan, canavarları sakar, al sana kaliteli bir absürt komedi. Ama bunun yerine sinema salonunda zıplamalarla oluşan meksika dalgası seçilmiş.

Filmin en güçlü yanı elbette Bill Skarsgard. Ancak Pennywise’ın şekil değiştiren olmasından dolayı, Heath Ledger seviyesindeki performansını sürekli tadamıyoruz. Filme yüksek girip, sonra gerçek anlamda hoşlanılmayacak canavarlara dönüşüyor. Canavar bir korku öğesiyken, Palyaço hali Gerilim öğesini ayakta tutmaya çalışıyor. Ve oyunculuk gerçekten ayakta alkışlanabilir. Yönetmenlik de bir korku filmine rağmen üst düzeye çıkmış. Tekrar söyleyeyim sesler baş ağrısı yapabilir.

Imdb’de 8.0 gibi yüksek bir puan alan, gişe rekorları kıran It filmi sinemada izlenebilecek bir yapımdır. Ancak Insidios serisinin kurgusuna ulaşabileceğini umut edemiyorum. Ruh meselesini ilk filmden anlatmıştı. Ama It filminde ilk filmden herhangi bir şey açıklanma gereği duyulmamış ya da gizemi korumaya çalışılmıştır. Semum 4 vizyondayken bu yapıma gitmeyi tercih etmeniz daha doğru olur. Get Out ve Split’ten sonra başarılı yapım olarak değerlendirilebilir. Ancak beklentinizi Gerilim olarak değil Korku olarak tutmalısınız. Imdb puanını da yüksek bulsam da 7’nin üzerinde kalması doğru olur. Bir sonraki film incelemesinde görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın.

Anıl’dan minik notlar:

  • Pennywise’ın kökeni Macroverse denilen büyük bir evrenle başlar. Dünyanın doğuşundan itibaren uzaydan düşmüş ve insanların korkularıyla beslenerek her 27 senede bir ortaya çıkmıştır.
  • Kendisi Kutluhan’ın dediği gibi bir şekil değiştirendir. Filmde en çok görünmesini istediğimiz hali olan ÖRÜMCEK halini göremedik. Aslında büründüğü şekil örümcekte değildir. Gerçek formuna sadece bir kez bürünen Pennywise, insan aklının ötesinde bir görünüme sahip olduğundan çocuklar onu Örümcek’e benzetmişlerdir. Bu formunu ise ikinci filmde göreceğiz. Çünkü yönetmenimiz Pennywise’ın kökenine ikinci filmde daha ağırlık verileceğinden bahsetmiş.
  • 1990 yılında çıkan IT filminde çocukları canlandıran oyuncuların, 2017 yapımı filmindeki çocukların büyümüş hallerini oynayacağına dair bir teori internette dolaşıyor. Ancak o yıllarda Bill’i canlandıran Jonathan Brandis vefat etmiş durumda. Bill’i değiştirip eski oyuncular büyümüş halleriyle oynarlarsa akılda çok tatlı bir hareket gibi dursa da, gişe açısından o kadar iyi bir seçenek olmayabilir.
  • Kaplumbağa lafı filmde bir kez geçti ancak Stephen King evreninde Yaratıcı olarak geçtiğini hatırlıyorum. It filminde ise Pennywise’ın sonunun getirilmesinde Bill’e yardım edeceği kısım ikinci filme saklandığını düşünürsek Turtle’ı da aynı şekilde ikinci filmde görebileceğiz demektir.

Stephen King wikia sayfasına göre Pennywise’ın tarihsel süreci şu şekilde başlıyor ve devam ediyor;

1715 – 1716: Uyandı.
1740 – 1743: Uyandı ve üç yıllık bir terör saltanatı başladı; Roanoke Adası gizemine çok benzeyen Derry Township’ten 300’den fazla yerleşimcinin ortadan kalkmasıyla sonuçlandı.
1769 – 1770: Uyandı.
1851: John Markson adında bir adam ailesini zehirlediğinde uyandı, sonra beyaz geceyarısı mantarını yiyerek intihara teşvik etti ve ona öfkeli bir ölüm verdi.
1876 ​​- 1879: Uyandı, daha sonra Kenduskeag yakınlarında bulunan bir grup kereste çulurunu öldürdükten sonra kış uykusuna geri döndü.
1904 – 1906: Claude Heroux adlı bir kereste, bir barda bir balta ile bir grup insanı öldürdüğünde uyandı. Heroux derhal bir kasaba halkının mafsalı tarafından takip edildi ve asıldı. Kitchener Ironworks patladığında kış uykusuna geri döndü, 88 kişi çocuk Paskalya yumurta avıyla uğraşan 108 kişiyi öldürdü.
1929 – 1930: Derry vatandaşlarının büyük bir grubu, Bradley Gang olarak bilinen küçük bir gangster grubunu öldürdüğünde uyandı. Ku Klux Klanı’nın Kuzey karşıtı olan Beyaz İnanmış Maine Legion’u bir Afrikalı-Amerikan ordusu gece klübünü yaktığında kış uykusuna geri döndü.

It, Imax olarak sinemalarda sizi korkutmayı bekliyor!

Okumaya Devam Et

Bomba

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Yayınlandı

on

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol sayıda ilk kez Ben Urich’in anlatımıyla yapmadık açılışı. Onun yerine giriş sayfalarımızı Frank Castle, Punisher, suç ile ilgili görüşleri ile kapladı. Karakterin güzel bir özetiydi bu konuşması aslına bakarsanız. Kısaca kahramanların sağlamaya çalıştığı adaletin hiçbir zaman işe yaramamasından dem vurdu.

5. Sayıya bir giriş yaparsak,  ilk hikaye arkı 4. sayı ile bitmiş sanmıştım. Hem bitmiş gibi göründüğünden, hem de artık bitsin istememden olsun gerek. Görünen o ki Diamondback’in bir de kaçış planı varmış. Sayı beli kırılmış Iron Fist’in Night Nurse’ün mekanında uyanması akabinde artık bir teşekkür amaçlı binayı satın almasıyla açıldı. Buralardaki konuşmalar sayının geneli gibi çok güzel yazılmıştı, özellikle Danny’nin ”Vücudum bir tapınak” tarzı sözleri karakterin olması gerektiği halini iyi yansıttı. İsterdik ki dizide de bu yönü biraz daha ön plana çıksın. Punisher ile aynı polis aracında taşınan Diamondback çenesi ile Punisher’ı yormaya, hatta irrite etmeye çalışıyor. Ona ölen karısından dahi bahsediyor ve başarıyor da. Bu sırada ekibi ise 4 kişi bir çatıda görüyoruz tek kelime ile harika panellerdi. Marquez’in çizimleri yine harika, yine harika.  Ekibin burada gelecek hamlelerini planlamalarını ve birlikte hareket etmelerini okumak şahaneydi. Özellikle Danny’nin Matt’e;

“Çok fazla boks referansı kullanıyorsun, ünlü bir boksör falan mısın?”

sorusu güldürdü cidden. Sayının son anlarına doğru bir ikili diyalog da yine Danny-Matt ikilisinden geliyor. Danny’nin Matt’e neden maske taktığını sorduğunda geçen konuşmalar da çok iyi yazılmıştı. Evet yıllardır süper kahraman filmlerinde, dizilerinde izlediğimiz, gördüğümüz nedenlerden çok da farklı bir şey sunmadı bu diyalog belki ama Anad dönemi başladığından beri kimliğini koruyan Daredevil ve onun Danny ile ilişkisi için önemli bir gelişim noktası oluşturur cinstendi.

Sayının finali ise şok eden cinstendi Black Cat evine gidiyor ve onu bekleyen Diamondback ile karşılaşıyor. Kısa bir ikili konuşmanın ardından Diamondback Cat’e kurşunları yağdırıyor. Kedi bu sefer dört ayak üzerine düşer mi bilinmez. Matt’in silah seslerini duyması ile sayı perdesini kapıyor. Dediğim gibi, sayıda aksiyon belki azdı, ama okuması zevk veren unsurlarda ilk sırada bile gelmez aksiyon benim için. Özellikle bir ekip serisinde ekibin dinamikleridir önemli olan. Hala okumuyorsanız, okumadıysanız, Bendis’in kaleminden çıkan harika diyalogları, etkileşimleri ve Marquez’in ortaya döktüğü sanatı kaçırıyorsunuz. Şimdilik benim Defenders #5 için söyleyeceklerim bu kadar.

Gelecek sayı ve sayılarda görüşmek üzere!

Okumaya Devam Et

Bomba

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Yayınlandı

on

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı var çünkü. Ancak çoğu efsane dizi jeneriğiyle hatırlanacak. Yerli yapımlarımızda da kaliteli jenerikler mevcut ancak ben yabancı yapımları tercih ettim. Tartışmayı severim ancak amacım efsaneleri yad etmek. Listeme hoşgeldiniz! (Yabancı kontenjanı gibi listemizin sonunda 2 tane de bonus bulunmakta.)

15- Dexter

Sıradan bir insanın güne başlayını konu alan jenerik, aslında o kadar da sıradan olmadığının göstergesiydi. Elbette ilk bölümlerden sonra bunun farkına vardık. Kendisi Robin Hood’un seri katil versiyonuydu. Miami Polis Departmanı’nda kan analisti olarak çalışan Dexter, içindeki kan arzusunu adaletle pekiştirmişti. Sistem’den kurtulanı kendi masasına yatırıyordu. Ve bu intro, bize masada olacakların ilk ipucuydu. 2007’de Emmy’yi affetmemiştir.

14– The Twilight Zone

Sene 1959… Quentin Tarantino, Christopher Nolan daha doğmamış, Alfred Hitchcock Psycho’sunu çekmemişken efsane bir dizi yayına girdi. Tam 156 bölüm sürdü ve gerilim, fantastik, gizem türünün televizyondaki başyapıtı oldu. 21. yüzyılda bu diziyi izleyip, sevmeyenler olacaktır (Siyah-beyaz filmlerden sıkılanlar mevcut.) Peki ya introsu? Herhangi bir devirde çekiciliğini kaybetmeyecektir. Türünün ve işleyişinin izlerini taşıyan bu jenerik, kuşkusun en ilgi çekici jeneriklerdendir.

13- Six Feet Under

Kült diziler arasında yerini almış, trajikomik yapımların başını çeken bu dizinin de introsu, diziyi sanatsal bir yolla anlatmanın yolunu bulmuş. Hiç değişmemiş ve çoğu zaman geçmek yerine kendisini izletmeyi başarmıştır. Fisher kardeşlerin, bir cenaze işlemleri yapan aile şirketini konu alan bu diziyi daha izlemediyseniz önce bir introya gözatın. Beğenmediniz mi? Olsun, diziye hemen başlayın. 2002’de Emmy’yi almıştır.

12– Walking Dead

Jeneriğin içeriği sürekli değişse de, hiç değişmemiş gibi gelen efsane işlerden birisi. Gerilim dizisi mi? O halde unutulmayacak bir dizi ve bölümden daha gergin bir intro yapalım demişler. Ne çok uzun ne çok kısa. Geçilmeye kıyılamayan introlardan. Dizi de kalitesini kanıtlamış, origin dizisi çekmiş ve finaline doğru ağır adımlarla ilerliyor. Walking Dead çok bozdu, inanılmaz bozdu diyenler olabilir. Ama intro, bozmadı!

11- Vikings

If i had a heart… Birçok dizi bölümünde kullanılan bu müzik, dizinin yükselişindeki ilk etkendir. Daha Ragnar’ı tanımadan bu introya vurulmuştuk. Tabii sonra Lagertha, Floki, Björn derken geçti gitti. Jenerik unutuldu mu? Asla! Müziğin altında ezilmeyen görsel kaliteyle jenerik, dizinin içeriğini de gayet iyi temsil ediyor. Odin’in esintileriyle süslenen jenerik, savaşın ve şiddetin de tanığıdır. Emmy ödüllerinde DaVinci’s Demons’a kaybetmiştir.

10– Breaking Bad

10 mi?!?!?! Bu liste benim için bitmiştir, bastım eksiyi. Duyuyorum sizleri. 18 saniyelik, sadelik kelimesinin somut hali olan bu efsane intro’nun full versiyonları yapılmış, beğenilmiştir. Dizi, senelerce masa muhabbetlerinin merkezi olmuştur. Ama dııınn, dınnnn, dınınııınnn… Unutulmaz BrBa tasarımı, remixten remixe koşan müziği ile 10. sırada evet. Diziyi izlemeyen yoktur zaten, 9. sıraya bakıp sinirlenmeye devam edin.

9– Game of Thrones

En orjinal intro müziği evet. Görselliği de dizinin temasını güzeeelce yediriyor. Ama her sezon ilk ve son bölüm haricinde introyu geçiyorum. Daha iyi soundtrackler geldi ve intro eskidi. Bu kadar iyi intro eskir mi? Eskir. Her yerde görüp duyarsan eskir ve etkisini kaybeder. He, ilk 10’da mı, elbette. O kadar kaliteli işler var ki, popüler kültürünüz şaşıp kalır. Ama tabii 2011’de Emmy’yi kapmıştır. Devam edelim.

8- Person of Interest

Bu ne be, diyenler olacak. Dizinin kalitesini bilenler bilir. Ve introsu da Westworld ile daha iyi tanıdığımız Jonathan Nolan ve Ramin Djawadi işbirliğiyle ortaya çıkmıştır. “You are being watched” repliğiyle başlayan introyu Game of Thrones’un üstüne koydum evet. Tıpkı Khal Drogo’nun üstüne çıkan Daenerys gibi. Dizinin içeriğini, oy oy, dedirtecek şekilde önümüze sunan bu intro, dizinin ikonu haline gelmiştir. Kusursuz görsel içeriği ve arada değişerek tat katması ile ne kadar kaliteli olduğunu kanıtlamıştır. Ve izlerken jeneriği geçen, dizi iptal edildiğinde herkesten çok özlemiştir müziğini ve efsane cümleleri.

7- True Dedective 

From the dusty mesa… Unutanın kalbi kurusun. En iyi dizileri sayarken hep unutulup, aaa diye akla düşen dizidir True Dedective. Matthew McConaughey’i dandik yapımlardan çekip çıkaran bu dizi, en orijinal introlardan olup, diğerlerine yol göstermiştir. (Bkz. Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz 🙁 ) Dizinin kalitesi tartışılmazken, country müziği arkaya yapıştırınca jenerik, Game of Thrones’u solladı sayın Jon Snowcular.

6- Westworld

Bir sürü kaliteli yapım son bulmuşken, Game of Thrones biterken hatta kendi dizisi de reyting kurbanı olmuşkan Jonathan Nolan’ın bizi hayata döndürdüğü yapım; Westworld. Abi kardeş müziğin sinemadaki rolünü çok iyi bilirken Hans Zimmer’ı sinemada kitlemişlerdi. Game of Thrones’tan bildiğimiz ama aslında Person of Interest’te de Jonathan ile çalışan Ramin Djawadi’yi de J.Nolan televizyon sektöründe kitleyecek. Ve intro bu sene Emmy ödüllerinde Main Title kategorisinde güçlü isimdir.

5– The Sopranos 

Diziyi anlamak kolayken, jeneriğini anlamak bir o kadar zordur. Çünkü dikkat etmeyiz. En derin jeneriklerden biri olan The Sopranos introsu, Alabama 3’ün Woke up This Morning şarkısıyla akıllardan silinmeyecektir. Arabayı kullanan Mafya babası Tony Soprano, jenerikte arabayı kullanarak kontrolü ele alışını simgeler. Puro içişi, şehrin sokaklarında gezerken görünen yerler, sinirli tavrı ve eve varışıyla yapılan finali resmen diziyi özetler. Ailesiyle işi arasındaki çatışma bile jenerikte mevcut. James Gondolfini’yi ölümsüz yapan The Sopranos dizisini de bu intro ölümsüz yapmıştır. Rest in Peace üstad.

4– Black Sails

Starz kanalının en kaliteli yapımı olan Black Sails, vurucu introsuyla kalbimde siyah beyaz kalacaktır. Korsan yapımların bir numarası olan Karayip Korsanları’nı, gerçekçiliğiyle televizyonda tokatlayan Black Sails, introsu geçilmeyen dizilerdendir. Sinema bir sanatsa, bize bir buçuk dakika yeter diyen tasarımcı, bu introyu karşımıza çıkarıyor. Dönemi hissettiren müzikle taçlandırılmış bu introda, hareketsiz heykellerin canlandığını görebiliyoruz.  The Man in the High Castle dizisinin introsuna da benzemektedir. 2014’te Emmy’yi True Dedective’e kaptırmıştır. Diziyi anlatan ve sembollerin havada uçuştuğu intro belki siz listenize almaya gerek duymazken ben ilk 5’e yerleştirdim. Hodri meydan!

3- Mad Men

‘I imagine a guy walking into a building, taking the elevator up to his office, putting his briefcase down and jumping out the window… but not that.’ Steve Fuller, bu sözü dizinin yapımcısı Matthew Weiner’dan duymuş ve bu intronun temellerinin neye dayandığını bize açıklamıştır. Bu intronun 2008’de Emmy aldığını söylemeden de geçmeyelim. Müziği muazzamken, görselliği şaheserdir. Sanat kokar, can kokar. Bir adamın orijinal hikayesine tanık olacağınızın göstergesidir.

2- F.R.I.E.N.D.S

I’ll be there for youuuu… Müziğiyle, kareleriyle intro denince akla gelen ikinci dizidir. Scrubs’ın daha kaliteli dizi olduğunu düşünsem de – hatta introsu da harikaydı – Friends’in jeneriği bir başkadır. Her sene sezon bölümlerinden kareler alınarak değişse de, işleyiş ve müzik değişmemiştir. 20 dakikalık dizinin eğlencesinin ilk adımıdır. Rakipleri gibi muazzam görsellik ya da sanat içermiyor belki. Ama birinci sıradaki dizi gibi sevginin getirdiği liderliği tadıyor. Sizi derin düşüncelere gark etmese de, en yakın arkadaşınız olabilecek Friends dizisinin en güçlü silahı, jeneriğidir.

1– The Simpsons

Simpsınlaaar… 27 sene oldu ve tadını hiç bozmadı. “Couch gags” olarak Rick and Morty’ye bile konu olan bu dizi, animasyon türünde de herkesten saygı görmektedir. Bölümlerin ya da karakterlerin ne kadar orijinal olduğu, jeneriğinden bellidir. Ve elbette müziği. Gözlerinizi kapatıp, birinin size Simpsons müziğini mırıldanması, jeneriği izlemenizi sağlayacaktır. 27 sezon diziyi takip etmeyen, hatta hiç izlememiş olan biri bile müziği ve jeneriği biliyordur.

Çok fazla eksik var biliyorum. X-Files, Boardwalk Empire, Sherlock, The Big Bang Theory, Star Trek, The Adams Family, Man Seeking Woman vs. Eski dizileri unutmadan ama yeni nesli de göz önünde bulundurarak bu listeyi hazırladım. Game of Thrones’u 1. beklemeniz şaşırtıcı olmayacaktır. Sıralamaları gözünüzde büyütmeyin. Karşılaştırmak bile büyük bir kabalık olur. Sembolik rakamlar olarak görün. Burada önemli olan dizileri hatırlamak, izlenmemişse acil izlenmesi. Ve bir de yoruma en sevdiğiniz jeneriği yazmak elbette. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Asıl favori jeneriğimle sizi yolcu ediyorum, sağlıcakla kalın.

Bonus– The Leftovers

Televizyon’un en ağır dram yapımıdır. Karamsar arkadaşlara önermem. Underrated ve başyapıt.

Anıl’ın Bonusu: Daredevil

Geek bünyesinden daha çok Daredevil gibi karanlık bir Marvel karakterinin alt yapısında yer alan ne kadar öge varsa, bunları tek bir açılışta toplamak kolay değildi. O yüzden benim favori açılışlarımdan biridir ancak bu yazı Kutluhan’ın olduğundan bonuslarda yer alıyor.

– Kutluhan Bey selamlar-

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Genel2 gün ago

Bir Stephen King Uyarlaması: “IT” Film İncelemesi

Kaliteli filmlerin ülkemize geç gelişinden ya da hiç gelmeyişinden muzdaribiz. Geç gelmeyenler ise popüler filmler oluyor. Yani sinemada Imax kalitesiyle,...

Bomba5 gün ago

Çocukluğumuz Bir Bir Eriyor: Toys ‘R’ Us İflasını Açıklamak Üzere!

Geek olmamızın belki de ilk meydana çıktığı yıllardı. O yıllar bakkallar fasikül halinde Spider-Man sayıları satar, lunapark için Tatilya’ya gider,...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: The Defenders #5 İncelemesi

Defenders 5.sayı geldi çattı. Ben de arkada Defenders soundtrack’ini açtım okudum. Şansıma aksiyon çok yoktu. Aksiyonu az ama eğlencesi bol...

Bomba1 hafta ago

Emmy Ödül Törenine Saatler Kala, Bir En İyi Dizi Adayı: The Crown

Zaman zaman dizi dünyasının Oscar’ı diye de hitap edilen Emmy ödül törenine saatler kalmışken, kendime izlemiş olduğum dram dalında en...

Bomba2 hafta ago

Jeneriği ile Akıllara Kazınmış 15+2 Efsane Televizyon Dizisi!

Bir dizinin en önemli öğesi jeneriğidir. Bu cümlemi direkt kıran bir dizi var Ray Donovan. Jenerik kullanmıyor. Sert bir mizacı...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones: Kitaplarda Hala Hayatta Olan Karakterler!

George R.R. Martin acımadan karakter öldüren bir yazar olabilir fakat öyle karakterler var ki dizi yapımcıları öldürse de sevimli yazarımız...

Bomba3 hafta ago

Inhumans Imax İncelemesi, İlk İzlenim

İlk önce film olması planlanan, daha sonra diziye evrilen Inhumans’ın ilk 2 bölümü Imax sinemalarda gösterime girdi. Amerika’da ABC kanalının...

Bomba3 hafta ago

Beyaz Perde’de Boy Göstermiş Can Alıcı 11 Kadın!

Daha önce en efsane kötü karakterler videosu ile karşınıza çıkmıştık. Şimdi ise iyisiyle, kötüsüyle, çılgınıyla, tatlısıyla, kurbanlık koyun gibi insan...

Bomba3 hafta ago

Game of Thrones’u Neden Bu Kadar Çok Seviyoruz? Nedir bu Game of Thrones Manyaklığı?

Manyak, kelimesi burada kötü anlama gelmemektedir. Ülkemizde tatlı kişilere manyak tepkisini veririz. Ve bu ülke, kalıbımı basarım ki Game of...

Bomba4 hafta ago

Game of Thrones 7.Sezon Finali “The Dragon and the Wolf” İncelemesi ve Akılda Kalanlar

“Karlar yağdığında ve ak rüzgarlar estiğinde yalnız kurt ölür ama sürü yaşamayı sürdürür.” SPOILER Dizinin asıl müziği en hafif halinde...

Bomba