Connect with us

Bomba

Wonder Woman Film İncelemesi ve Easter Eggleri

Yayınlandı

on

Merhabalar. İncelememizin ilk kısmını Kutluhan SPOILERSIZ incelerken, bendeniz Anıl ise SPOILERLI bir şekilde inceliyor olacağız. Spoilerlı kısma geldiğimiz vakit tekrar bir uyaracağız.

Dırırın rın rın rı rın!

Süper Kahraman endüstrisinin en iyi yapımı Nolan’ın Batman’i olsa da DC, son hızla Marvel’i yakalamaya çalışıyor. Marvel’in dandik filmlerinden on kat dandik film yaparak akıllara kazınan DC Sinema Evreni, sonunda ortalamanın üzerinden bir filmle karşımıza çıktı. Justice League’den fazla beklenen bir yapımdı Wonder Woman. Beklediğimizi bulduk mu? Bulduk. Çünkü bu film fragmanda çoşturup, fragmandan öte gidemeyen yapımlardan olmadı. Böyle olumlu başladım ki ayağınız alışsın. Az sonra seri gömüp toprağını atacağım. Spoiler içermeyecek.

tumblr_og2r80Tymj1ugyuoto5_500

Oyunculuk

İsrailli model Gal Gadot’tan, mesleğinin sınırında bir performans izledik. Kendisini göstermek için en büyük fırsat buydu ancak bu fırsatı Wonder Woman olarak kazınmakla tepecek gibi görünüyor. Amazon Savaşçısı, naif, uğruna savaşmaya değer bir şey gördüğünde atlayan bir kadın. Ama ne kadın. İki buçuk saatlik filmin 42 dakikasında Gal Gadot’un güzelliği övülmüş, espri yapılmıştır. Filmde böyle altyazı geçmeliydi bence.

İngiltere’nin büyük yeteneklerinden David Thewlis’in canlandırdığı Sir Patrick, İngiltere’nin savaş diplomasisini yürüten biri. Harry Potter ile tanınan, Naked filmiyle Cannes’de en iyi aktör ödülü alan ve son zamanlarda Fargo’nun 3. Sezonunda oyunculuk dersi veren David ile bağlarınızı sıkı sıkıya tutmanızı öneriyorum.

Güzel mi güzel Elena Anaya, filmin en gizemli karakteri Dr. Zehir’i canlandırıyor. Yeterli seviyede. 3 tane figuran, komedi olsun film dolsun, bir tane her filmde kötü karakteri oynayan Danny Huston, attan inmeyen uçan kaçan CGI ürünü The Amazons… Saydıklarımın yanı sıra Captain Kirk rolünün altından başarıyla kalkmış Chris Pine bulunmakta. Steve Trevor gibi kilit bir karakteri muazzam bir şekilde oynuyor. Benim kanaatimle Gal Gadot’tan baya üstte ki, bu gayet normal.

Yönetmenlik

Kim bu Patty Jenkins diyebilirsiniz. Çünkü tanımıyoruz. Monster filminden sonra ilk sinema filmi için böyle ağır bir sorumluluk gerektiren filme verilmesi şaşırtıcı doğrusu. Genelde seyirci tüm övgüyü yönetmene ayırır. Ama işin yüzde 70’i (bazen yüzde 99’u) görüntü yönetmenine aittir. Yani Matthew Jensen. Kendisi, Game of Thrones, Ray Donovan ve True Blood gibi dizilerde görev yapmıştı. Eğer övecekseniz bu arkadaşı öveceksiniz. Ama benim gibi gömmek istiyorsanız, kim önünüze gelirse saydırın. Çünkü film slow-motion ve CGI’dan oluşuyor. Peter Jackson bile yıllar sonra bu hatayı yapmışken, fazla deneyimi olmayan yönetmen, bu sermayeyle neden yapmasın? Savaş temasını Zack Snyder gibi seçmiş, görsel olarak 3D’nin bir numarası olmayan film ortaya çıkarmış. IMAX, D-Box gitmiyorsanız, hiç sinemaya gitmeyin, paranıza değmeyecektir.

Senaryo

Filmin yarısında site yazarlarımızdan Anıl Kaleli’ye şunu söyledim:

“Süper kahraman filmi nasıl yapılır bize Nolan gösterdi. Wonder Woman hem süper kahraman hem savaş filmi. Nolan, Dunkirk filmi ile savaş filmi nasıl olur onu da gösterecek. Ve tüm bu parayla doldurmuş filmler tarihe kazınacak.”

Böyle olmalı hiç değilse. Yıl olmuş 2017, özgün işler izlemeyeceksek, eski filmleri izlemekten asla gocunmam. Paramı ve zamanımı çalmalarını doğru bulmuyorum. Ve senarist Allan Heinberg’ün de The O.C. ve Grey’s Anatomy gibi ortalama diziler haricinde bir başarısı bulunmamakta. Dawn of Justice rezilliğiyle güven kaybeden Zack Snyder da, filmin hikayesini hazırlamış. Olmuş mu olmamış mı sizinle de konuşmak isterim ancak bu kadar klişe dolu bir filmin senaryosu beni tatmin edemez. Basit twistler, muhtemel sonuçlar ve Justice League öncesi ısınma filmi.

Özet

“Dünya seni haketmiyor Diana!” repliği ve Is She With You epik müziği filmin en güzel yanlarıydı. Az değinilmiş karakterler, keşke değinmeseydi dediğimiz karakterler ve daha güzel işlenebilecek karakterler olarak üçe ayrılan bu film, Wonder Woman’ın görkemini gözümüze sokarak kapanışı yapıyor. Keşke film hep Amazon’da geçseydi diyorsunuz. Güzel yanlarıyla kapatalım, bir solo filminde görmek istenen artistik sahnelere sahip. Sizi gaza getiriyor. Polat Alemdar yapsa güldüğümüz ancak Wonder Woman yapınca tüylerimizin diken diken olduğu sahneler… Soundtrackler kuvvetli. Sosyal mesaj ağırlıklı. Feminizm kokan, savaşın kötülüğünü bas bas bağırarak anlatan tatlı mı tatlı bir DC filmi. Puan vermem gerekirse 7.5 diyebilirim. Çünkü şöyle şeyler mevcut, Wonder Woman bir yumrukla adam uçurabilen ancak kılıç savurarak sadece kesik atabilen bir savaşçı. Bir insan ile böyle bir büyük gücün karşılaşmasında R-rated sahneler görmek isteyebilirdik. Logan filmi gibi. Çünkü bir güç dengesizliği mevcut, Tanrı gibi dövüşüyor ancak insan gibi yaralıyor. Bekleyeceğiz. The Dark Knight’tan daha iyi bir film gelmesini bekleyeceğiz. Yıllar geçse de asırlar geçse de…

-BURADAN SONRASI FİLMLE İLGİLİ AĞIR SPOILER İÇERİR-

Anıl’ın İncelemesi:

Wonder Woman DC sinema tarihine adını şimdiden altın harflerle yazdırdığı kesin. Çünkü Dark Knight gibi bir üçleme sonrası süper kahraman filmleri ne Marvel ne DC ne de bir başka büyük film yapım şirketi bu üçlemenin gölgesinde kalmaya mahkummuş hissi veriyordu. Marvel kendi evreni içinde kurduğu ve ilmek ilmek işlediği filmleriyle bu gölgeyi aşamasa dahi ona paralel bir gölge çıkararak bu durumdan kendini kurtarmıştı. DC’nin işi çok daha zordu çünkü hem Nolan’lı Batman üçlemesinden sonra beklentiler stratosfere çıkmış, hem de Marvel’ın oldukça gerisinden geliyordu. Tüm bu zorlu süreç Superman’i ortaya atarak başladı ve Batman ile Wonder Woman ise Superman’in yaptıklarının bir sonucu olarak olaylara katıldılar. Çok büyük beklentilerle gidilen ama aynı büyüklükte bir hayal kırıklığı ile sonlanan Batman v Superman: Dawn of Justice’den sonra bir şeyler değişmeliydi. Bu Flash’ın yaklaşık 4-5 yönetmeninin değişmesi ve Suicide Squad’ın Joker’e rağmen yine mırıldanmalarla aldığı yorumlar sonrası DCEU’nun bir format yemesi gerektiğine dair görüşler bile ortaya atıldı. Ancak bu olumsuzluklar bir yerde sonlanacaktı. İşte sonlandığı yeri gururla açıklayabiliriz: Wonder Woman solo filmi!

wwladdergif

Öncelikle Kutluhan’ın yorumlarından birkaçına katılmakla beraber bazılarına da katılmıyorum. Katıldığım noktalardan biri yönetmen ve görüntü yönetmeninin harika bir iş çıkardığı yönünde. Amazonların orijin hikayesi temelleri sağlam bir şekilde anlatıldığı gibi Zeus ve Ares arasında tıpkı Rönesans tabloları gibi anlatılan resimli betimlemeler muhteşemdi. Kendimi sonunda DC evreninde olduğumu daha filmin başından itibaren hissetmeye başladım. Zeus’un neden insanları yarattığını, Ares’in neden Zeus’a karşı çıktığını ve Amazonların neden yaratıldığını teker teker anlıyor ve filme, çizgi romanları okumayanlar için her detayı öğrenmiş bir şekilde başlıyoruz.

Süper kahramanın kökeninin anlatıldığı solo filmlerin ilerleme sıkıntısı çok fazla çekmediğini görürüz. Çünkü bildiğimiz konular dahi olsa bunları işleme yöntemleri ve oyunculuklar farklılaşabiliyor. Elbette bu Spider-Man ve Batman için geçerli değil. Son 20 yılda yeterince Thomas-Martha Wayne ve Ben Amca öldürüldü. Zaten artık bunlar işlenmeden filmlerde çoktan yaşanmış bir şekilde ilerleniyor. Wonder Woman ise kökenini sağlam bir şekilde aktarırken, olaylara dahil olan Steve Trevor ile maceraları başlıyor.

7eb7f33d42f7261c57d607cc0b494e374b0b78d7_hq_niooem

Sinema salonlarında ülkemiz ile ilgili en ufak şeyde AS BAYRAKLARI AS moduna giren bir millet olarak 1. Dünya Savaşında geçen bir süper kahraman filminde Türkiye’nin geçmemesi üzerdi. Neyse ki bu atlanmadı ve iki büyük Türk bayrağı savaş sırasında gösterildi. Dr. Poison ile General Ludendorff’un uyumları birazcık sırıtsa da, görevleri savaşı kendi lehlerine çevirmek olması açısından filmde hak ettikleri yerleri aldılar. Bu arada Ludendorff diye bir Alman gerçekten yaşamış. 1. Dünya Savaşı’nın ünlü komutanlarından Erich Von Ludendorff, Wonder Woman’da da işlenmiş oldu. Hatta söylemiş olduğu ünlü bir söz, yanlış hatırlamıyorsam filmde de kullanıldı. Şöyle ki:

“Barış diye kalıcı bir şey yoktur. Barış, sadece savaşlar arasındaki geçici dönemlerdir.”

Kutluhan’a katıldığım ve hak verdiğim bir başka nokta ise sosyal mesajların fazlalığı idi. Örneğin gezegenimiz üzerinde Almanlar hem 1 hem 2. Dünya Savaşlarından ötürü çok iyi anılmazlar. Almanların savaşlarda kötü olarak anılması Hitler’den önce de var olan bir detaydı ve savaş tanrısını bir Alman olarak düşündürtmeleri sıradan ama geçerli bir nedendi. Ancak asıl olay Ares’in bir İngiliz yani Sir Patrick’in çıkmasıyla herkes bir aydınlanma yaşadı. Vatanım Sensin izleyen varsa orada söylenen sözü hatırlatmak isterim;

“Bir denizde iki balık kavga ediyorsa oradan mutlaka bir İngiliz geçmiştir.”

Savaş Tanrısı’nın bir İngiliz olması metaforu en etkilendiğim noktalardan biriydi. Ludendorff’un amaçsızca aldığı ve Injustice serisinde alınan Kriptonit haplarına benzer bir şekilde güçlenmesi sağlayan gazın onu Ares sanmamızdan başka hiçbir işe yaramadı. Ayrıca bir şikayetim de Ares’in tanrısal forma girdiğinde hala bıyıklı bir şekilde kalmasıydı. Çizgi romanlarda maskenin altı tamamen siyahtır ve kırmızı gözleriyle görünen Ares’in Sir Patrick formundan çıkmasını çok bekledim ama olmadı. Bıyık, koskoca savaş tanrısını ciddiye almamı zorlaştırdı. Dövüşü ise beğendim. İşin içinde Diana Prince olunca o dövüşü beğenmemek mümkün mü? Doomsday ile savaşırken ki attığı mutluluk gülüşü hala kafamızın içinde kalplerimizi ısıtırken, Wonder Woman’ın Ares ile dövüşü beni tatmin etti. Is She With You ise çalması gereken yerlerde çaldı ve dünyanın en güzel ost’u olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Easter Eggler:

  • Ares’in Wonder Woman’ı kendi tarafına çekmeye çalıştığı bir sahne vardı. Dünya’nın yeşillenerek ormana, ilk haline döndüğü bir formunu gösteriyordu. Bu betimlemenin bir benzerini Zod ile Superman arasında görmüştük. Kötüler, iyileri yanlarına çekmeye çalışırken bu tekniği kullanmaya alışmış gibi.
  • Diana’nın dondurma sahnesini hatırlıyorsunuzdur. Bu sahne önce çizgi romanlarda, sonra Justice League: War animasyonunda karşımıza çıkmıştı. Diana’nın dondurma sevdasını atlamaması çok sevimliydi.

wonder-woman-ice-cream-jim-lee-dc-comics

 

DA2GIfMUwAAXhIQ

 

  • Her ne kadar 2. Dünya Savaşı’ndan kalma bir sembol olsa bile çoğumuz rosie the riveter’ı biliriz. Hani şu kol kasını sıkan ev hanımı görseli? Heh evet bildiniz, işte o kareyi Diana’da aynı pozu kurşunlardan kendini korurken veriyor. Benzerlik çok fazla inanın ve buram buram feminizm kokusunu alabiliyorsunuz.

Wonder-Woman-Movie-Rosie-Riveter

  • Wonder Woman çizgi romanlarında Themyscira’nın en önemli savaşçılarndan biri olan Artemis yer alır. Filmde ise Artemis’i canlandıran kişi boksör Ann Wolfe oldu. Küçük Diana’nın hayran hayran izlediği, büyük Diana’nın ise Antiope’yi yere sermeden hemen önce dövüştüğü kişi dersem sahnelerini hatırlarsınız.
  • Said Tahmaoui’nin hayat verdiği Sameer karakteri’nin Blackhawk pilotlarının kurucusu olabileceği teorisi ortalarda dolanmaya başladı. Blackhawks, 2. Dünya Savaşında yer alan bir pilot grubu. Bunların kurucusunun Sameer olabileceği söyleniyor ki, oyuncu Said’de aynı fikirde olduğunu şu tweeti ile gösterdi:

  • Dr. Poison’ı merak eden varsa diye bir özet geçelim. Çizgi romanlardaki kostümüne yaklaştıkları ancak orada erkek burada kadın olarak aktarıldığını belirtelim. Dr. Poison / Dr. Maru, ilk kez 1942’s Sensation Comics # 2’de görünen Wonder Woman’ın ilk çizgi roman düşmanlarından biridir. Diana, Steve ve Etta gibi William Moulton Marston ve Harry G. Peter tarafından yaratılmıştır.

images

 

  • Rebirth şu sıralar en popüler olay. Rebirth’ün açılışı ile Wonder Woman’ın açılışında DÜNYA’NIN GÜZELLİĞİ tiradı birbirine oldukça benziyordu.

dc-universe-rebirth-earth

  • Godkiller, Wonder Woman ile değil daha çok Deathstroke ile anılan bir kılıçtır. DC Wikia’dan alıntılayarak kılıcı bir anlatalım:

“Tanrı Hephaestus, Deathstroke’u, Olympus’un yaşayan düşmanı Lapetus’u öldürmesi için bir sözleşme teklif etti. Kılıcın pek çok harika özelliği var, ancak birincil direktifi ölümsüzlerin öldürülmesi. Bir dereceye kadar, fiziksel formunu değiştirme yeteneğine ve kendi bilincine de sahiptir.”

Tanrı öldürme özelliğini korumasıyla birlikte Ares üzerinde hiçbir işe yaramaması filmi basitlikten kurtarmıştı. Wonder Woman’ın solo gücüyle Ares’in tozunu bırakmaması sevdiğim en güzel yanlardan biriydi.

İncelememiz burada sonlanıyor. Umarım keyifle okumuşunuzdur. Olumlu, olumsuz tüm yorumlarınızı bizlere aktarmanızı bekliyoruz.

Görüşmek üzere!

Bomba

Avengers: Infinity War İncelemesi – Yeni Bir Bakış Açısı ve Tüm Easter Eggler!

Yayınlandı

on

27 Nisan Cuma günü, çok önemli bir olay gerçekleşti. İnsanların ateşi bulması gibi, sanat rönesansı, din reformu ve hatta hatta sanayi devrimi yaşamış Dünya, 27 Nisan Cuma günü en az bunlar kadar önemli bir “Sinema Devrimi” yaşadı. Ben, Avengers: Infinity War’u bu şekilde özetliyorum. Filmin artısı, eksisinden bahsetmiyorum. Elbette artıları, eksileri, klişeleri her süper kahraman filminde olduğu gibi bunda da var. Ancak sıradan bir insan olarak yarınımı zor planlayabiliyorken Marvel Stüdyo’nun 10 seneyi fazla riske girmeden, garantici bir yol ile dahi olsa ilmek ilmek işlediği, hatalardan çok başarıyla karşımıza çıktığı 10 senelik bir devrimden bahsediyorum. Tüm sinema filmlerinin, daha çekim aşamasındayken bile planlarını Disney-Marvel filmlerinden uzak tutarak planladığı bir süreçten bahsediyoruz. Marvel’in çağdaşı, en büyük rakibi DC bile sadece bu evrene yetişebilmek adına daha emeklemeden koşmaya çalıştı. Sonuçlarını hepimiz biliyoruz. Bu açıdan Marvel, 2000’li yılların en büyük devriminin, en büyük planlamasının son halkasını 27 Nisan günü Infinity War ile bizlere sundu. Şimdi gelin bu epik filmin detaylarına girelim.

Yazımız buradan itibaren SPOILER içermektedir.

Infinity War Avengers GIF by Marvel Studios - Find & Share on GIPHY

 

Infinity War, adına yakışır bir şekilde tüm evreni ilgilendiren bir meseleyi konu alıyordu. O meselenin adı da Thanos idi.

Öncelikler her zaman söylediğim bir konu şudur ki, bir filmin düşmanı ne kadar iyi ise filmde o kadar tutar. Marvel’ın en büyük eksikliğini yaşadığı villain konusu, Thanos ile kökünden çözüldü. 10 yıllık planlama tamamen buna mı odaklıydı bilinmez ancak Thanos, bildiğimiz kötülerden değildi. Çünkü kendi düşüncesine göre evren, bir denge içinde olmalıydı. Bu dengenin önünde ise sınırsız nüfusa ve isteğe karşılık sınırlı kaynaklar yer alıyordu. Evrenin dengesi ancak yaşayan nüfusun yarısını fakir, zengin, büyük, küçük ayırmadan öldürmekten geçiyordu. Thanos’un düşüncesini biz insanlar soykırım olarak görsekte onun böyle bir hayali var ve karakterini oturtan olay tamamen bu denge meselesi. O yüzden Thanos’un yaptığını yanlış bulurken, onu anlayabiliyorsunuz. Yanlış olduğunu düşünseniz dahi onunla empati kurabiliyorsunuz. Ben bu empatiyi en son Darth Vader ile kurabildiğimi şu an anımsıyorum. İşte Infinity War’un güzelliği burada yatıyor. Sinema tarihinin en sevilen kötüsü Darth Vader ile Thanos’u yan yana bir cümle içerisinde geçirebiliyorsunuz. Elbette bu benim kişisel düşüncemdir ancak sizlerin de içten içe bunu düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum.

Thanos’un motivasyonu, tüm stoneları toplayarak bu dengeyi tek bir parmak şıklatmasıyla sağlamaktı. Titan’ın evreni dengelemek için yola çıkması elbette o yolun Avengers ile kesişmesine yol açtı. 3 taşın direkt olarak bizimkilerin elinde olmasının (Loki’yi de artık bizden sayıyorum) doğal bir süreci olarak Thanos, Avengers ve Galaksinin Koruyucuları ile birden fazla karşılaştı. Hepsinde de ekiplerimizin hem taşlar hakkında ne kadar az bilgisi olduğunu ve Thanos’un yanında ne kadar güçsüz kaldıklarını anlamış olduk. Üstelik Russo kardeşler, Avengers gibi bir ekibin Thanos’un yanında ne kadar aciz duruma düştüğünü bizlere birden fazla kez gösterme cesaretinde bulundular. Bizim 10 yıl boyunca şikayet ettiğimiz ne kadar detay varsa ki örneğin tek filmlik villainlar, cesur kararlar alınamaması gibi soruların cevaplarını tamamen son filme sakladıklarını anlıyoruz. Bunun için bile Infinity War, tüm sinema severlerin kalbinde çok özel bir başarı çıtası olarak duracak. Bir Yüzüklerin Efendisi için gösterilen saygı ve sevgi, hem şimdi hem ileride Infinity War içinde gösterilecek. Benim kısa süreçli kehanetim bu yönde.

 

Infinity War Avengers GIF - Find & Share on GIPHY

 

Filmin adı direkt olarak Avengers ile başlasa bile, Infinity War bir Thanos filmidir. Spider-Man: Homecoming’in başında yazdığı BU BİR PETER PARKER FİLMİDİR ibaresi yoktu belki ama Thanos’un solo filminde gözüken Avengers üyeleri dersek sanırım kimse karşı çıkmayacaktır. Filmin bu gidişatta ilerlemesi, sona doğru giderken bizim kafalarımızın karışıklığı yerine herkese empati yaparken bulmamızı sağlıyor.

Espriler ve umutsuzluğun bu kadar dengede tutulabilmesine ise ayrı hayran kaldım. Bir önceki sahnede gülerken diğer sahnede gözleriniz tamamen açılmış bir şekilde şoka girebiliyordunuz ve daha az önce güldüğünüzü unutuyordunuz. Russo kardeşler, tıpkı Thanos gibi bu filmde denge’yi harika bir şekilde kullanmış. Hollywood’un en çok para kazanan ünlülerini tek bir filmde buluşturacaksın ve hepsine aynı süreyi aynı diyaloğu sorunsuz bir şekilde vereceksin? Bu denge değil de nedir arkadaşlar? Konuşurken basit konular gibi gelebilir ancak dışarı çıkarken 2 arkadaşınızı yan yana getiremiyoruz bazen yahu. Oradan yola çıkın gerisini siz düşünün.

Tüm bu süreç ise Thanos’un güneşin karşısına geçerek gururlu bir şekilde gülümsediği an içindi. Kahramanlarımızın yarısından fazlasıyla birlikte tüm evrenin yarısı öldü. Beni en çok üzen ölüm şahsen en sevdiğim kahraman olan Spider-Man oldu. Tom Holland’ın orada yeni kahraman olmuş, genç bir Peter Parker olarak ÖLMEK İSTEMİYORUM cümlesini ağlayarak tekrar etmesi her seferinde kalbimi paramparça edecek. O sahne için tek ama tek bir isteğim vardı.. Bir gücüm olsaydı ve Russo Kardeşler’e ulaşabilseydim ölmeden önce son cümlesinin gökyüzüne bakarak “ÜZGÜNÜM BEN AMCA..” olmasını söylemek olurdu. Bu ölüm zaten üzücüydü ancak destansı olması için tek eksik bu cümleydi. Olmadı tabii bu ancak Peter Parker’ı öldürmek bile çok cesur bir karardı. Sadece bu yüzden bile Russolara ve senariste hayran olmamak elde değil. Ölen kahramanlarımızın listesini bir verecek olursak baştan sona;

  • Heimdall
  • Loki
  • Gamora
  • Bucky
  • Black Panther
  • Scarlet Witch
  • Vision
  • Falcon
  • Groot
  • Doctor Strange
  • Spider-Man
  • Star-Lord
  • Drax
  • Mantis
  • Nick Fury ve Maria Hill (End Credits)

Kalanlar ise klasik Avengers ekibimiz Captain America, Iron Man, Thor, Hulk, Black Widow, War Machine’nin yanı sıra Nebula, Rocket, Okoye ve M’Baku kaldı.

İlk Avengers filmine geri dönecek olursak orijinal kadro yaşarken, yenilerin neredeyse tamamı öldü. Buradan çıkabilecek bir ihtimal şu, gelecek filmde eskilerin yeniler için kendini feda ederek ölümlerin değişmesi ve bu sayede New Avengers olarak yola devam edilmesi. Bu akla hemen gelen, en basit çözüm umarım bunu denemezler ve ölümlerin arkasında dururlar.

Gelelim bu işin nasıl çözüleceğine. Aklımda 3 teori var;

1- Gamora’nın ruhunun ruh taşına hapsedildiği ve ikinci filmde Thanos’u bu şekilde içeriden durduracakları. Infinity Stones, Thanos ile birlikte yok olabilirler.

2- Dr. Strange’in 14.000.653 ihtimalden sadece birinde kazandıkları süreci o andan itibaren başlatmış olduğu. Bu ihtimalde ise Tony Stark’ın hayatı çok önemliydi. Bunun yaşanmasının 20 dk öncesinde Stark-Parker ve Taş arasında seçim yapması gerekirse taşı seçeceğini söyleyen bir kadim büyücü anında kararını değiştiriyor ve taşı düşmana veriyorsa bu, o tek ihtimal sürecinin çoktan başladığını gösteriyor. Kendisinin fedakarlık yapıp ölümünü görse bile bu süreci başlatan Strange, bitiren ise Tony Stark olacak gibi duruyor şu an için.

3- Filmin sonunda Nick Fury’nin sinyal gönderdiği Captain Marvel, hikayenin en büyük unsurunu oluşturabilir ve Thanos’u yenmede çok güçlü bir müttefik olabilir.

Umarım dördüncü bir seçenek çıkar ve tüm izleyenleri tatmin edecek bir şekilde Marvel’ın yeni faz filmleri şekillenir. Bu faz şekillenirken ise tek isteğim, Spider-Man geri dönerse artık Tony Stark’ın hegomanyasından çıkması. Spider-Man’in MCU’ya dönüşü hayatımda aldığım en heyecan verici haberlerden biri iken yavaştan pişman olmaya başladığımı hissediyorum. Tony ile olan ilişkisi iyice Rick and Morty’e bağladı. Bu da beni oldukça rahatsız ediyor.

Gelelim Easter Egglere ve filmden önemli anlara;

  • Loki’nin Thor için kendini feda etmeden önce BİZDE DE HULK VAR sözü ilk Avengers filmine gönderme olmakla birlikte sırf bunu Loki söyledi diye inanılmaz hoşuma gitti ve ilk maddeye eklemek istedim.
  • Hulk belki sadece bir kere sahneye çıktı ama bana film boyunca yeten HULK vs THANOS’u görmemizi sağladı. Ağır dayak yedi belki ama o versus’u görmeseydim çok mutsuz olurdum.
  • Çizgi romanlarda dünyayı uyarmaya gelen Hulk değil Silver Surfer idi. Ancak “THANOS GELİYOR” sözü ikisinin de kullandığı ortak nokta oldu.

  • Loki ölmeden önce Thanos’a teklif ettiği REHBERLİK hizmetini çizgi romanda da sunuyor ve bunu yapıyordu. Filmde ise kandırma yolunu seçerek Loki’yi erkenden öldürdüler ki, çok iyi bir karardı. Thor’un motivasyonu tamamen buradan kaynaklı oldu ve mantıklıydı.
  • Aklıma takılan bir soru var, takipçiler aydınlatırsa memnun olurum. Thanos, bu filmde eldiveni Cüce Eitri’ye zorla yaptırdı ancak Age of Ultron’un sonunda “FINE, I’LL DO IT MYSELF” cümlesiyle eldiveni kendisi Xandar’a benzer bir yerden alıyordu. O sahne için;

End Credits sahnesini saymamış olmaları bir ihtimal ancak burası cüce şehri falansa bir şey diyemem elbette.

  • Thanos’un görevini başarıyla yerine getirip sonunda dinlenebileceği bir yer teması, çizgi romanda ÇİFTÇİ THANOS olarak işlenmişti.

  • Tony Stark’ın Ebony Maw’a yaptığı Squidward benzetmesi MCU tarihinin en komik esprisi olabilir. Düşündükçe hala gülüyorum.
  • Thor, MCU tarihinde çekilen filmler hatta dizilerin bile gerisinde kalan bir karakter oldu. Ragnarok filminde Thor’u nihayet çizgi roman karizmasına yaklaştırmışlardı. Infinity War filminin ise Thanos ile birlikte en büyük yıldızıydı. Wakanda savaşında gösterdiği performansla tüm izleyenleri kendinden geçirdi.
  • Cüce Eitri’yi biricik Tyron Lannister’ımız Peter Dinklage canlandırdı. Eitri’nin çizgi romanlarda ilk çıkışı 1983 yılında yayımlanan Thor Annual 11.sayısıdır.
  • Thor’un MCU içerisinde 1500 yaşında olduğunu öğrendik.
  • Spider-Man’in Thanos’un yüzüne ağ atması bir ilk değil. Daha önce çizgi romanda da aynısını yapıyor.

 

  • Filmde en büyük süprizi Red Skull’ın geri dönüşü ile yaşamıştık. Ben filmde kendimi tutamayıp OBAAA diye bağırdığımı hatırlıyorum öyle güzel bir detaydı. Belki Thanos’un generallerine katılsaydı çok daha güzel olabilirdi ancak Ruh taşını koruyan biri olması ayrı anlamlıydı. Tek bir sahnesi olmasından ötürü karakteri bu sefer Hugo Weaving değil, The Walking Dead’de Aaron olarak tanıdığımız Ross Marquand canlandırdı.
  • Tony’nin Pepper ile konuşmasında çocuklarının olduğunu görmesi ve ismini Morgan olarak koyduklarını hatırlıyorsunuzdur. Morgan Stark, çizgi romanlarda var olan bir karakterdi. Kendisi Tony’nin kuzeniydi ve ikili, hiç anlaşamazlarmış. Sonrasında Morgan Stark, bir trafik kazası geçirerek ölüyor.
  • Groot’un film boyunca oynadığı oyun 81 yılına ait Defender idi. Filmde The Defenders’ı beklerken oyun isminde görebildik ancak.. Neyse. 
  • Thanos, Reality Stone’u kullanarak Mantis ve Drax’ı şekilden şekle soktuğunu hatırlıyor olmalısınız. Çizgi romanlarda ise bunu Nebula’ya ve Thanos’un erkek kardeşi Eros’a bunu uyguluyordu. Şekil A’da görüleceği üzere;

 

 

Okumaya Devam Et

Bomba

Avengers: Infinity War Film İncelemesi – Hem Spoilersız Hem Spoilerlı!

Yayınlandı

on

Yazımızın ilk kısmında SPOILER YOKTUR. FİLMİ İZLEMEYENLER AŞAĞIDAKİ SPIDER-MAN GİF’İ VE SPOILER UYARISI ALANA DEK YAZIYI OKUYABİLİRSİNİZ.

Dipnot: Anıl’ın full Spoiler dolu ve Easter Eggleri anlattığı yazısı ise yakında karşınızda olacak 🙂

Tam 10 yıl… Iron Man filmi ile başlayan MCU macerası, tüm hızıyla devam ediyor diyemeyeceğim. Infinity War filmine kadar en iyi film bana göre hep Iron Man oldu. Robert Downey Jr. uzun süre en iyi oyuncu seçimi olarak MCU’nun yüzü oldu. Sonra az bir ihtişamla Thor geldi. Başarılı komedisiyle Guardian of Galaxy, iyilik emsaliyle Captain Amerika, mistik sanatıyla Dr. Strange ve sebebini bilmediğim bir şekilde büyük gişe başarısı yapan Black Panther geldi. Agent of Shield da televizyonda senaryosuyla boy gösterdi. Koskoca 10 yıl, Infinity War filminin hazırlığıydı. Başarılı filmlerin arkasında hep bu hazırlı yatmıştır. Senaryo hazırlığı uzun yıllar sürer. MCU bu hazırlığı beyaz perde de yaptı. Sürekli gelişen ve evrilen senaryolarıyla 2018’e geldi. Bitti mi? Hayır. Ant-Man ve Captain Marvel filmleriyle birlikte, Avengers’ın son filmine hazır olacağız. Bu sinema stratejisinin başarısına sinir oluyor ancak ayakta alkışlıyorum. Gelelim Infinity War filmine…

Halihazırda efsane olan Avengers Theme, Infinity War filmine süper kahraman girişlerini süsleyerek, en iyi film müziklerinden biri olarak hafızlara kazındı. Peki 2 milyar $ hasılatı geçeceğini düşündüğüm bu yapımın başarısı neydi? Öncelikle demin konuştuğumuz 10 yıllık serüven. İzleyici kitlesini koruyup, sürekli artırması. Bir film önce Black Panther ile elde edilen büyük başarı bunun ilk kanıtı. Spider-Man’in efsane sözüyle devam edeyim. “Büyük güç büyük sorumluluk getirir.” MCU’nun karşı karşıya kaldığı durum buydu. Bu kadar hayran kitlesi, bu kadar film büyük beklenti yarattı. Ve beklentiyi karşılayıp, ikinci filme daha büyük bir beklenti yarattı. DC, çığ gibi büyüyen bu başarının altında kaldı. Infinity War’ın yanında Justice League, çocuk filmi gibi kaldı. Hatta Captain Marvel ile, Wonder Woman başarısını da ellerinden almak istiyorlar. Brie Larson ile bunu yapabileceklerini düşünmesem de, Captain Marvel’in güçleri buna imkan sağlıyor. Peki Marvel filmlerini sevmeyen ben, Infinity War’u neden beğendim? Ona geçelim.

Malum sahne – Hulk’un Loki’yi dövmesi- ile Marvel komedisine karşı cephe almıştım. Deadpool ile komedi filmi budur deyip, küçümsemeye devam ettim. Ama sonra Thor Ragnarok’ta malum sahneye gönderme yaparak beni de güldürdükleri vakit, beyaz bayrağı çektim. Son noktayı Infinity War koyacaktı. Filmin yarısında tüm salon kahkahalarla gülerken ben gülümsemeden öteye geçmedim. Hala küçümsüyordum. Ama filmin sonunda bu kahkaha atan insanları birden ağlatmaya başladıklarında bu başarının önünde eğildim. Senaryo olarak da, hala en iyi süper kahraman filmi olan Dark Knight’a rakip olacak tek film olduğunu kabullendim. Kurgusu, soru işaretleri, gizemi, finali, villian prensipleri, yan hikayeler, giriş, duygu değişimleri on numara beş yıldızdı. Göze batan Cgi sahnelerinin yanı sıra, muazzam planlar ve sekanslar bulunuyordu. Bu sahnelerde iki düşman – Thanos ve Iron Man- boy gösteriyordu. Robert Downey Jr. ve Josh Brolin, MCU filmlerinin üzerinde bir oyunculuk sergiledi film boyunca. Ama yalnız kalmadılar. Her ekibin hikayesini ayrı bir filmmiş gibi izlediğimiz bu harika yapımda, diğer süper kahramanlar da bizi etkilemeyi başardı. Rocket, Thor, Heimdall, Gamora, Wanda, Star Lord, Spider-Man.. Ufacık sahneler, unutulmayacak duygular yaşattı.

Bu bir sanat filmi değil o yüzden derin bir yönetmenlik beklemiyordum ancak tatmin oldum. Bir Tarantino ya da Nolan ekibi olmadığı için senaryo, diyalog beklemiyordum, tatmin oldum. Tiyatral oyunculuk bekliyordum, doğal oyunculukla karşılaştım. Bu artı yönler ve daha fazlası nedeniyle Infinity War, sinemada izlenmeyi hak ediyor. Buradan sonra spoiler içeren yoruma geçip, beğenmediğim kısımlara değineyim.

Infinity War Avengers GIF by Marvel Studios - Find & Share on GIPHY

 

SPOILER İÇERİR:

Çizgi romanlarla uyumu, hikayeleri değiştirip kurguya dahil etmeleri muazzamdı. Red Skull’ın eksik kalmış hikayesi tamamlandı. Thor’un halkını, kardeşini ve dostunu kaybettikten sonra intikamına kadar gelen hikayesi dopdoluydu. Rocket ile dertleşirken ağlaması, intikam için Nidavellir’in ışığına maruz kalışı, Wakanda’daki savaşa girişi ve Thanos’a son darbeyi vuruşu… Ragnarok ile birlikte gerçek bir Tanrı olan Thor, bu filmle zirveyi gördü.

Captain America, mükemmel bir giriş yapsa da, fragmanda bizi kandıranlardandı. Sahte bir Hulk sahnesinin yanı sıra, eldiveni tutabilen Captain America; Thor, Iron Man, Dr. Strange hatta Iron-Spider’ın yanında eksik kaldı. Thanos tehlikesi mevcutken Captain America’ya güvenmeyen, tutuklayın diyen Bakanlık, herhangi bir varlık gösteremedi. Nick Fury bile parmak şıklatmasında on saniye önce olanları öğreniyor. Bu da Wakanda ve Titan’da geçen savaşların, senaryoyla uyumunu gösteriyor. İnsanların, Ant-Man ya da Hawkeye’ın ulaşamayacağı iki bölgede büyük savaş gerçekleşti. Bu da klasik New York istilasını kırmış oldu. Hulk’ın uyanamaması, hayran kitlesini sinir etse de başarılı bir yan hikayeydi. Araları kötü olan Bruce-Hulk ikilisi kendi hikayesini finale taşıdı.

Hugo Weawing, ufak bir rol için Red Skull’a dönmemesinin yanı sıra, Peter Dinklage’in ufak bir rol için Infinity War’a girmesi enteresan uç noktalardı. Gerçi bu ufak rolü Peter, fazla iyi oynadı. Yüz hatları yeter. Dev Cüce tezatı da beğendiğim yanlarındandı. Taşlara gelirsek, 4 taş için bir feda mevcuttu. Wanda, Vision’u feda ederken, Strange, Iron Man için taşı feda etti. Thanos ve Quill ruh taşı için Gamora’yı öldürmeyi göz aldı. Ve biri başardı da! Başta bahsettiğim gülen hayranları ağlatan sahneler ağırlıkla bunlar oldu.

Thanos’un Death’e aşkını işlememeleri ve bunu Gamora üzerinden yapmalarının yanı sıra, Dr. Strange’in sahneleri haricinde beklemediğim bir duygu yaşamadım filmde. Birçok karakterin öleceğini biliyorduk. Tony’nin ölümü bekledim ki bu beni ağlatabilecek tek sahne olurdu. Çünkü Pepper ile aile kurma hayalleri güzel bir sahneyle işlenmişti. İlk filmde kurtulsa da ikinci filmde ölmesini bekliyorum. Yıllardır korktuğu tüm arkadaşlarını kaybetme durumu gerçekleşmiş olsa da, ikinci filmde tüm arkadaşlarını geri getirdiğinde kendisinin ölmesi olası. Kısacası onları geri getirmek için düşünmeden kendini feda edecektir. 2 film oluşunun dezavantajları var. İlk filmde ölenlerin diğer filmde geri geleceğini herkes biliyor artık. Teoriler önemli değil. Gelecekler mi gelecekler. Önemli olan bunun olması için ne feda edecekleri. Thanos’un filmi olan Infinity War’dan sonra, ikinci film Avengers ekibinin filmi olacak ve mutlu son gelecek. Başta da söylediğim gibi en iyi süperkahraman filmi Dark Knight bile mutlu sonla bitmişti. Rises filmi bu yüzden rezalettir gözümde. Batman nükleer bombayı havada patlatıyor, şehri için kendini feda ediyor ama bir bakıyorsun CatWoman ile balayında Paris’te. Hoş değil. Mutsuz son istiyorum. Wanda’nın rage atıp herkesi öldürmesini istiyorum. Çok mu?

Film, muazzam bir Cgi başarısı olarak tarihte yerini alacaktır. Bazı sahnelerde suratlar yapma dursa da, Thanos, çizgi romandaki halinden kat kat iyiydi. Ağlayan bir villian… Sinemada izleyin, 2 milyar dolar hasılatı görelim. Sağlıcakla kalın.

Okumaya Devam Et

Bomba

2017’nin Hayal Kırıklığı Yaratan Filmleri

Yayınlandı

on

Uzun süredir gerek eğitim durumu gerekse yolculuklarımdan dolayı yazamıyordum. Hali hazırda vaktim olmasa bile evren ve sinema savaşları ile geçen bu yılın küçük bir değerlendirmesini yapmayı kendime borç bildim.

Öncelikle 2017 yılı; birbirini hiç tanımadan sadece mesajlar ile bir araya gelebilen, samimi bir şekilde kar amacı gütmeden fikir alışverişi yaptığımız, bir kişi dahi olsa ulaşmaktan, yeni şeyler kazandırmaktan çekinmeyen bu ailenin, küçük de olsa bir parçası haline geldiğim, her şekilde güzel hatırlayacağım bir yıl olacak.

Ama, 2017′ de sinema da her şey güllük gülistanlık değildi. Bu durum vizyona da yansıdı. Gelin listeye bir göz atalım.

RESIDENT EVIL:FINAL CHAPTER

Önce oyunu ile tanışıp filmlerine yönelmiştim. Kendimce daha çok olayın içinde yer alabildiğim için oyunlarını filmlerine her zaman tercih ederim. Ancak finale yakışmayan, bayağı ve ruhsuz olmuş. Serinin en kötü anlarında bile hepimiz Mila Jovovich ile filme tutunduysak da artık o ruh kalmamış. Son film şimdiye kadar gördüğüm en kötü uyarlama ve CGI’lara sahip. Film boyunca müthiş bir isteksizlik hakim. Bitse de gitsek havasında son bir iş çıkmış ortaya. Mila Jovovich de tek başına bir yere kadar.

Sanki FPS oyununu hayatında hiç oynamamış birinin ilk defa aksiyon-savaş içerikli bir oyunu izlemesine maruz kalıyorsunuz gibi bir his uyandırdı.

DUNKIRK

Bomboş. Koskoca bir hiç. Yüzü bile gözükmeyen Tom Hardy. İnsanı olaydan soğutan bir durağansızlık. Anlamsız bir zaman bükümü. Belgesel yapayım derken, yarısında filme karar vermek. En ünlü psikologların bile ‘Bitmedi mi daha?’ diye soracağı bir drama. Nolan’ın eline yüzüne bulaştırdığı bir zaman kaybı olmuş kendileri. Büyük umutları boşa çıkarmakta başarılıydı.

TRANSFORMERS: THE LAST KNIGHT

Git gide yıprananlar diye listeyi değiştirsem daha iyi olacak sanki. Efsane seri her seferinde bir adım daha geriye düşüyordu ki, dibi boylayana kadar. Öncelikle belirtmeliyim, iyi robotların yaramaz robotlarla savaşması iki saat yirmi sekiz dakika gibi bir süre beni tutamaz. Üstelik öyle kendini tekrar ediyor ki, süre iki kat yavaş geçiyormuş gibi geliyor. Mark Wahlberg gibi bir zamanın bitik efsanesi filmde başrol oynayınca insan kendine kızıyor ‘Baştan anlamalıydım!’ diye.

Tek olumlu puanı alan şey ise, dünyanın insanlıktan önce bu yaşlı arabalara ait olması teması olmuştu.

TESTERE 8

Ben hayatımda böyle rezalet görmedim. Bir kere bile heyecanlandırmayan film olay örgüsü olarak 2. filmin kopyası olarak da hiç bir yeni şey katmamış durumda. Jigsaw öleli 10 yıl geçmesine rağmen adamları işi hala devam ettiriyor. Bu zaten 4. filmden itibaren mükemmel dizayn edilmiş bir iplik gibi çözülüp 7. filmde her şeyin başladığı yerde mükemmel bir şekilde son bulmuştu. Arayış içinde yeni yönetmeni ile birlikte yeniden canlandırılmaya çalışılan efsane, yine aynı son ile biterek kendini yenilemedi. başı ve sonu belli olmayan bir film gibiydi. Seriyi hiç izlemeyenler doğrudan bu filmi izleyebilirler. O kadar alakasız. 2. filmin kesilmiş sahneleri deseler daha iyiydi.

MUMYA

Açık ara en berbat film olabilme potansiyeline sahip bir film. Mantık hataları ile başlayan sahneler zorlama çarpışmalar ile devam ediyor. Karanlık evreni, dandik espriler ile süslemeye çalışmışlar. Efsaneleşen Rachel Weisz’lı Mumya serisinin parodisi olarak yayımlansa daha iyi olurdu. Akıllarımızdaki Tom Cruise’den uzak sıkıcı birini saatlerce izlemek bayıyor. Bütün stüdyoların Marvel çakması universe oluşturma çabası insanı soğutuyor.

KONG:KAFATASI ADASI

Görüntüler ve atmosfer olarak büyüleyici gibi gözükse de, Godzilla’nın aynısı. İnsanlık tekrar tekrar ölüme ve sona inanmışken başka bir yaratık tarafından kurtarılıyor.Amaçsız karakterlerle süslenmiş, neresinden tutsan elinde kalan bir film.

JUSTICE LEAGUE

Listenin olmazsa olmazı, belki de kendine ilk sıradan yer bulabileceği tek yer olan film. Kötülüğü, talihsizlikleri, demirbaş Batman’in halleri, kıyas içinde olduğu Marvel’in ezmesi derken baskılara rağmen böyle bir ekibi toplayıp film çıkarmak saygı duyulacak bir iş. Ancak Marvel ile kıyas içinde oluşu iki kat beklentileri boşa çıkarmasını sağladı. İzleyiciler zaten beklentilerini belirli bir seviyeye çekmişlerdi. Marvel her zaman olduğu gibi daha iyisini yapınca Fanboylar bile DC’den soğudu. Suicide Squad ile haber veren DC, yine de elinden geleni yaptı ama ilerleyemeyerek 2017’ye yenilgi ile veda etti. Oyuncu kadrosu potansiyeline yakışmayan derecede hayal kırıklığı olmuştu.

Öyle ya da böyle 2017 yılını geride bırakıyoruz. Ne dersiniz? Sizinde bu yıl büyük umutlar ile bekleyip boşa çıkan filmleriniz oldu mu? Umarım 2018 yılında herkesi memnun eden evrenler ortaya çıkar ve genişlerler. Mutlu Yıllar Karabüyücü Ailesi!

Okumaya Devam Et
Advertisement

Facebook

Bombalamasyon

Bomba3 ay ago

Avengers: Infinity War İncelemesi – Yeni Bir Bakış Açısı ve Tüm Easter Eggler!

27 Nisan Cuma günü, çok önemli bir olay gerçekleşti. İnsanların ateşi bulması gibi, sanat rönesansı, din reformu ve hatta hatta...

Bomba3 ay ago

Avengers: Infinity War Film İncelemesi – Hem Spoilersız Hem Spoilerlı!

Yazımızın ilk kısmında SPOILER YOKTUR. FİLMİ İZLEMEYENLER AŞAĞIDAKİ SPIDER-MAN GİF’İ VE SPOILER UYARISI ALANA DEK YAZIYI OKUYABİLİRSİNİZ. Dipnot: Anıl’ın full...

Bomba7 ay ago

2017’nin Hayal Kırıklığı Yaratan Filmleri

Uzun süredir gerek eğitim durumu gerekse yolculuklarımdan dolayı yazamıyordum. Hali hazırda vaktim olmasa bile evren ve sinema savaşları ile geçen...

Genel7 ay ago

Star Wars: The Last Jedi İncelemesi – Skywalker Efsanesine Saygı Duruşu!

Herkese merhaba. Star Wars: The Last Jedi’ı izledik ve incelememizi hazırladık. İncelemeyi Kutluhan ile Anıl farklı açılardan, farklı bakış açılarıyla...

Bomba7 ay ago

The Walking Dead 8.Sezon 8.Bölüm “How It’s Gotta Be” İncelemesi

Kutluhan’ın incelemesi: The Walking Dead, 8. sezona hızlı bir giriş yapmıştı. Resident Evil filmi gibi konu değiştirmiş,  zombi mücadelesi insanların savaşına...

Bomba7 ay ago

Inhumans 1.Sezon 4. 5. ve 6. Bölümleri İnceleme ve Easter Eggleri

Bu dizi, çok sancılı süreçlerden geçerek ekranlarımıza geldi. Ortaya bu konsept ile çıkabilecek çok güzel işler varken, elimizdeki sonuç ne...

Bomba7 ay ago

En Underrated Diziler #3 : Falling Skies!

Doğancan Gedik’in başlattığı ve Person of Interest ile Luther hakkında yazmış olduğu ”En Underrated Diziler” serisinde mutlaka olması gerektiğini düşündüğüm...

Bomba8 ay ago

Agents of Shield 5.Sezon Part 1 ve Part 2 İncelemesi: Orientation!

Marvel hayranları şu sıralar ellerini kana bulamış ve Punisher’ı bitirmiş, Infinity War fragmanıyla yükselmiş, Black Panther’i ve tabi ki Infinity...

Bomba8 ay ago

İddialar Gerçek Olmak Üzere! Disney, Fox’un Haklarını Aldığını Haftaya Açıklayabilir!

Biliyorsunuz ki, şu sıralar en önemli konu Disney’in 20. Century Fox’un çoğunluk hakkını satın alıp alamayacağı idi. Hatta haberini X-Men,...

Bomba8 ay ago

The Walking Dead 8. Sezon 7. Bölüm İncelemesi: Time For After

Bu inceleme The Walking Dead 8. sezon 7. bölüm hakkında SPOILER içermektedir. 8. sezon hayal kırıklıkları ile yoluna devam ediyor....

Bomba