Connect with us

Bomba

Yo Ho, Yo Ho! BLACK SAILS 4. Sezon Başladı! “XXIX”

Yayınlandı

on

Televizyon yapımlarının, sinemayı ezip geçtiği bir dönemdeyiz. Beyazperde de orijinal işler göremezken, televizyonda 90 dakikalık film kalitesinde enfes seriler baş gösterdi. Sherlock, Black Mirror, Narcos, Westworld örnekleri verebilirken Black Sails yeni bölümüne rastladım. Bu dizi şöyle; iki sene Sherlock’un gelişini gözledik, geri sayım yaptık ya? İşte Black Sails hiç beklemediğin anda gelir ve seni mutlu eder. Sıkıntıdan patladığın, hiçbir yapımın heyecan vermediği zaman sana gülümsetmeyi bilir. Uçağımı kaçırma pahasına yayımlandığı gibi izledim ancak incelemesini yapmakta mecburen geciktim. Ufaktan başlayalım.

Kara Büyücü sitesi yeni bir oluşum olduğundan mütevellit, çoğu diziyi güncel incelesek bile eski sezonlarını atlamak zorunda kalıyoruz. Bu konuda Black Sails beni çok üzüyor işte. En bomba sezonlarını geride bıraktığımızı düşünüyorum. İnceleyeceğim bölümde Gates, Mrs. Barlow, Mr. Scott ve Charles Vane olamayacak. Karakterlerin birbirinden efsanevi olması, ölümlerin dizinin seyrini etkilemesine yol açıyor. Gates öldüğünde Flint’i teyzeler gibi yargılamadık mı? Adı batasıca herif demedik mi? Mrs. Barlow’un ölüm sahnesi… Üçüncü Flint dönemini başlatan o kanlı gün. Ve son olarak; Charles fucking Vane. Sesini duyduğunuzda gerilmemeniz mümkün değil. Gözlerine uzun uzun bakıp da hayatta kalmanız da çok zor. Assassin’s Creed oyununda bile denk geldiğimiz, tarihin en ünlü korsanı Edward Teach nam-ı diğer Karasakal ile yelken açmış, Ranger’ın kaptanı; Charles Vane. Çoğu korsanın sonu gibi o da ele geçirilip, asıldı ve ibret-i alem olması için cesedi uzun süre meydanda sallandı. Bunun etkisini hala atlatamadık. Hatta intikam duygusuyla yeni sezonu bekledik. Vikings’te Ragnar’ın intikamı gibi burada da korsanlar Vane’in intikamı için toplandı. Hala geçmiyorum yeni bölüme, biraz daha sohbet edelim.

vane-black-sails-skinny

Charles fucking Vane

Sizce neden korsanları seviyoruz? Karayip Korsanları olsun One Piece olsun hep hayranlıkla izlemişizdir. İngilizlere duyduğumuz saf bir nefret karşısında korsanlara duyduğumuz sevgi. Neden? Düzene başkaldırmayı içten içe seviyor muyuz? Kurallara uymayı, sistemin dayattıklarını reddediyoruz sanki içten içe. Bu durum bana onu gösteriyor. Bu en uç nokta diyelim. Daha naif bir duygusu daha var: Özgürlük! Korsanlığın özünde özgürlük vardır. Buna tav oluyoruz değil mi? Ya da bir kral için bir şirketin amaçları için savaşmak yerine özgürlüğümüz için savaşmak istiyoruz. Bu konuyu bir düşünün. Jack Sparrow’u kaşı gözü için seviyor olabiliriz ama korsanlığa duyduğumuz hayranlık başka.

Robert Louis Stevenson’un klasikleşmiş roman Define Adası’nı temel alan dizi harika bir sezon finali yapmıştı. Governor Woodes Rogers’ın diziye girişiyle Nassau, İngilizlerin eline geçmiş, korsanların ana kalesi düşmüştü. Ve bu tüm korsanları bir araya getirmişti. Kaptan Flint üzerinden ilerleyen dizi, diğer karakterlerin yükselişine ev sahipliği yapacak bu sezon. Bunlardan ilki “Calico” Jack Rackham. Anne Bony ve Charles Vane’in uzun süre arka planında kalan deha, artık Kaptan koltuğunda. Göğüs göğüse mücadelenin yanı sıra, stratejileriyle ön plana çıkacak. Mürettabatını güçlü kılan iki önemli kişi var. Birini yakından tanıyor ve bayılıyoruz; Anne Bony. İkincisi ise Mary Read! Dizide görme şansı bulamadık ya da gördük ama resmileştiremedik. Bildiğiniz üzere Max karakteri Nassau’nun gizli lideri. Anne Bony ile ilişkişi, Max’i Mary Read olmaya aday kılıyor. En sağlam teorinin bu olmasına karşı, Abigail Ashe’in de Mary olma ihtimali internette konuşuluyor. Peter Ashe’in kızı olarak karşımıza çıkmıştı, korsanların içinde geçirdiği zaman ya da intikam duygusu onu denizlere sürükleyebilecek mi gerçekten, göreceğiz. Karakter yükleşinin ikincisi de bu sezonun isminden de yola çıkarak Long John Silver (Rise of Silver). O halde SPOILER kaynayan içeriğimize doğru yelken açma vakti! Şöyle;

giphy

Buyrun.

Genesis 25:23 –  And the LORD said to her, “Two nations are in your womb, and two peoples from within you shall be divided; the one shall be stronger than the other, the older shall serve the younger.” İncil’in standart İngiliz versiyonundan yapılan bu alıntıyla başlıyor dizimiz. Flint’in o boğuk sesiyle, denizin dibinde. 3 sezondur görsel şölen yaratıyorlar bize biliyorsunuz, kaliteli çekimlere Michael Bay güven aşılamıştı. Bu bölümde de gerek deniz savaşları, gerek karanlık sahneler görevini başarıyla yerine getiriyor. Ve yeni sezona, televizyonun kralı geldi, selam durun! edasıyla başladı.

Kaptan Flint’in insan ilişkileri hep olağandışı olmuştur. Eşcinsel olmasına rağmen Barlow’a bağlılığı, dostlarını amaçlarıyla arasına koymaması, yalnız yürümesi… Barlow’u kaybettikten sonra biraz daha duygusal Flint’le karşı karşıyayız. İngilizlerin ihanetinden sonra Charles Vane’le düşmanlığı bitti, aynı safta yer almaya karar verdi. Şimdi ise tek dostu, Nassau’da korku saçan ismiyle “Long John Silver”. Karakter ilerleyişi açısından dizinin kilit karakterlerinden birisidir John Silver. Korkaklığını gördük, hainliğini gördük, hırsını gördük. Şimdi ise sorumluluğu çok daha fazla. İlk bölümden ölmeyeceğini tahmin etsek de ortalardan kayboluşu, hemen kaos yarattı. Öncelerde ölse gömeni olmayacak karakter, şimdi Nassau’nun kaderini belirleyecek. Evet benim düşüncem bu yönde. Ne Billy ne de Flint, Nassau’yu Long John Silver’sız ele geçiremeyecek. Billy ile Flint’in tek bağı ise Silver’dı. İşte kaosun oluşma noktası bu. Gates’in ölümünden ve kendisinin ölümden dönüşünden dolayı Flint ile bağı tamamen biten Billy de artık güç sahibi kişilerden. Üç mü etti? Flint, Charles Vane, Blackbeard babaları oynarken, şimdi büyükler Billy, John Silver ve Rackham oldu.

black-sails-season-4-john-silver-captain-flint

Geçen sezon Flint’in karadaki zaferiyle sonuçlanan savaş, denizde yok oldu. Herkes de benim gibi “Vane olsa böyle olmazdı” dedi mi? Gölgelerden, mahzenlerden, yeraltından, derinlerden saldırırdı o. Tek başına bir orduydu. Entrika sevmez, korku nedir bilmezdi. Rest in Peace. Vane’de gittiğine göre tek babayiğit Blackbeard kaldı. Çünkü baktığımızda Eleanor Guthrie ve Max, “aşufte” kelimesinin hafif kaldığı karakterler. Flint desen televizyonun gördüğü en gözü kara karakter. Kendisini asla sevdirmiyor. Rackham ve Silver hep entrika çevirir. Büyük korsanlardan olan ama dizide fazla övgü alamayan Hornigold, idam gününü bekliyor. Billy’de delikanlılardan ama Flint’i karşısına aldığını düşünürsek fazla ömrü kalmadı diyebiliriz. Azrail’den önce insanları ziyaret eden biri varsa o da Flint’tir.
black-sails

Black Sails, kadınların gücüne yer veren bir dizi. Eleanor, Max, Anne, Barlow bunların kanıtı. Şimdi ise Madi var. Kölelerin liderinin kızı. Bir Rest in Peace’de Madi’nin babası Mr. Scott’a gitsin. Madi sert duruşu ve hatrı sayılır köle ordusuyla zaten söz sahibiydi. Şimdi yeni bir kozu daha var. L’urca de Lima, ilk bölümden itibaren dizinin temelinde yer aldı. Kimsenin sahip olmaya gücü yetemeyecek kadar büyük bir hazine. Askerlerin elinden aldın diyelim, taşıması zor, taşıyabildin diyelim bilgiyi saklaması zor, bilgiyi saklasan bile kimseye göstermeden ülkeye sokulabilecek ufak bir kargo değil, sakladın diyelim hayatın zaten pamuk ipliğine bağlı. İşte bütün bunlar atlatıldı ve hazine saklandı. Ama bilen üç kişi var. Flint, Madi ve Silver. Flint, Silver’a güveniyordu. Bu yüzden ikisinin bilmesi Flint için sorun değildi. Ancak Silver’ın yokluğunda Madi ile bu bilgiyi paylaşması, Flint’in aleyhine oldu. Ne takipçisi ne de gücü kalan Flint tek kozunu da Madi ile kaybetti. Benim teorim, Flint, Madi’yi öldürür. Bu ölüm, Silver ile arasını sonsuza kadar bozar. Ve hazine yine savaşın konusu olur. Bir diğer kuvvetli ihtimal de Flint’in Billy’i öldürmesi. Ki bunu daha önce başardı da!

Max_in_bed

Rackham ve Anne gelecek bölümlerin en güzel yanı olacaktır. “Karasakal” Edward Teach’in ise alınmayı bekleyen bir intikamı var. Antipatik İngilizlerin’de Wooden Rogers gibi kendisini sevdiren bir valisi mevcut. Pazar günlerimizin artık yeni bir anlamı var. Black Sails’i bekliyor olacağız. Blackbeard’ı seviyorsunuz biliyorum. Ancak öleceğini düşünüyorum yakında. İbretlik bir ölüm olacak hemde. Blackbeard’ın yokluğunda diziye girmesini istediğiniz karakterleri bizimle paylaşmanızı istiyorum. Benim beklediğim isim “Bartholomew Roberts” elbette. Yaşadığı tarih olarak uygun ve “Kurşun Geçirmez” lakabıyla denizlere korku salmasıyla meşhur. Haftaya görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın.

he462Fl29PF6TMy9JXOXuuULqA4

 

Okumaya Devam Et
yorum yapmak için tıkla!

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Yayınlandı

on

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği herhangi bir cümle, herhangi bir paragraf söz konusu olduğunda hayranlar orada bitiverir. En ufak haberin küresel bir birliktelik oluşturduğu Star Wars, bir de büyük haberlerin geldiğinde nelere dönüştüğünü siz hayal edin. İşte o büyük haberlerden biri yaklaşık 1 saattir konuşuluyor. Haber, dedikodu sitemiz The Hollywood Reporter’dan geliyor.

THR’a göre The Hours filminin yönetmeni Stephen Daldry ile Disney arasında solo Obi-Wan Kenobi filmi için konuşmalar başlanmış. Henüz ne senaryo ne de oyuncuların konuşulmadığı sadece bu film için fikirlerin aynı yerde buluştuğu bir sohbet gerçekleştirilmiş. Buradan olumlu sonuçlar çıktıysa yakında filmin çekileceği de açıklanması yüksek bir ihtimal. Zaten genç Obi-Wan’ı canlandıran Ewan McGregor bu projeye baştan hazır olduğunu zamanında belirtmişti. Filme bir de Liam Neeson’lı Qui-Gon eklendi mi tadından yenmez!

Siz ne düşünüyorsunuz? Sizce de Obi-Wan filmi gelir mi? Gelmeli mi?

Okumaya Devam Et

Bomba

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Yayınlandı

on

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay harcanan ve unutulup giden kötülerimiz oldu hep evren içinde. Bu duruma bir istisna olarak karakter motivasyonu detaylı bir şekilde işlenmiş olan, hikaye derinliğine sahip ve ana karakterle olan bağlantısı inandırıcı olan Kilgrave karakteri karşımıza çıkmıştı. Jessica Jones birinci sezon finalinde Kilgrave’i boynunu kırarak öldürmüş ve tek kullanımlık kötüler arasına yollamıştı karakteri.

Önce şunu bir kabul edelim, David Tennant gelmiş geçmiş en iyi karakter oyuncularından birisidir ve marka değeri oldukça yüksek bir oyuncudur. Marvel kolay kolay kendisini harcamayacak diye düşünüyordum zaten. İkinci sezon duyurusu çıktığından beri Jessica Jones dizisinin sosyal medya hesapları Kilgrave göndermeleri yapıp duruyordu. Her ne kadar iyi yazılmış bir hikayeye sahip olsa da Kilgrave (a.k.a Purple Man) hikayesi çizgi roman evreninde çok geniş bir hikayeye sahip. Tüm bunlar düşünüldüğünde David Tennant’ı tekrar Kilgrave olarak görmeyi zaten bekliyorduk ve sonunda resmileşti.

Geçtiğimiz günlerde David Tennant’ın da olduğu Jessica Jones ikinci sezon set fotoğrafları paylaşıldı. Üstelik şöyle bir şekilde “Marvel, karakterin hikayeye ne şekilde dahil olacağını saklı tutar” gibisinden gizemli laflarla paylaşıldı.

Gelin olası bir kaç durumdan söz edelim, öncelikle tam olarak ölümden dönmek gibi olmasa da karakterimizin benzer bir kaç yeteneği var. Yani Kilgrave ölmemiş, ölüp geri gelmiş ya da birileri tarafından diriltilmiş olabilir. MCU artık iyice kozmik olaylar, büyüler, Darkhold’lar, iblisler, boyutlar hikayesine girmişken her şey mümkün aslında. Yani baya mor bir Purple Man’in olduğu alternatif bir boyutta geçen hikaye görürsek şaşırmayın (Şaka, şaka o kadarını da yapmazlar). Karakteri flashback olarak görme ihtimalimiz de var elbet ama ben işin o kadar basit olacağını sanmam. Benim esas oynamak istediğim bahis şu, ikinci sezon Jessica Jones’un güçlerini kazanmasını ve Kilgrave ile tanışmasını daha detaylı bir şekilde anlatabilir ve tamamen geçmişte geçebilir.

Siz neler düşünüyorsunuz?

Okumaya Devam Et

Bomba

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Yayınlandı

on

Kutluhan’ın İncelemesi:

Seven Samurai…

Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda. Durağan bir bölüm olan “Eastwatch” sezonun en iyi sahnelerine ev sahipliği yaptı. Yalnız dizi kitaptan koptukça ya da para kazandıkça Hollywood vari bir görüntü çizmeye başladı. Geçen bölümdeki savaşın tutarsızlıkları bu bölümde de devam etmekte ve bu durum beni az da olsa rahatsız etmeye başladı. Sezon finaline iki bölüm kala, Eastwatch en kısa incelemem olacak.

Spoiler uyarısı vererek başlıyorum.

Broon, Jaime’yi Ejderha’nın gazabından kurtarmış ve boğulmaktan kurtulmuşlardır. Jaime ile göz göze gelen Daenerys ya Jaime’nin komutan olduğunu anlamamış ya da umurunda olmamıştır. Zira nehire düşen ikilinin bulunması için bir ekip göndermeliydi. Bunun yerine özgürlükle, kan hakkıyla kurduğu liderliği, korkuyla sürdürmeyi tercih etmiştir. Ve sezonun en iyi sahnelerinden biri olan Tyrion’un durumu sorgulaması cereyan eder. Cersei’den, babasından ya da onun ölümünü görmeyi bekleyen halktan nefret etse de, halkının tamamen adaletsiz bir koşulda savaş vermesi, Tyrion’ı düşüncelere yollamıştır. Okla, kılıçla öldürülemeyen, kalkanla savrulması imkansız olan Ejderha saldırısında, milletinin yanarak can vermesine şahit olmuştur. Khaleesi’nin sağ eli olmasına rağmen de aldığı ağır yenilgilerden sonra, Khaleesi’ye artık sözünü geçiremiyordur. Martell, Tyrell hanesinden sonra Tarly hanesininde lider soyu tükenmiştir. Diz çöktürme takıntısı olan Daenerys, güzel sözlerle değil artık Ejderha’nın varlığıyla yandaş çekmeye başlamıştır. Bu etkili sahne, tüyleri diken diket etmiş ve çok güzel bir şekilde resmedilmiştir.

Dizinin en büyük kozu olan müzikleri yine boy gösterdi. Drogonla birlikte Dragonstone’a dönen Daenerys’i Jon Snow karşılar. Ve hiçbir savaş sahnesinin bırakamayacağı etkiyi, yirmi saniyede bırakır. Ejderha, Jon Snow’u tanıdı. Ejderha dilini bilmiyor olabilir ama gözler her şeyi anlattı. Drogon, Jon’un onu sevmesine müsaade etti. Çıplak elle Ejderha’ya ilk teması, gerçek soyunu da ilk hissedişi oldu. Ice and Fire dedik, Kuzey’in Kralı dedik ama içinde yatan alevi daha göremedik. Bran ile Jon karşılaşmasını sezon finaline saklayacaklar ya da asla gerçekleştirmeyecekler. Bu dizi izleyicisini süründürmeyi gerçekten seviyor.

Cersei hamile ha. Ondan bir çocuk daha görmeye dayanabilir miyiz? Ejderha’nın yıkımını görmüş biri olarak Jaime, tam savaştan vazgeçmiş, umutsuzluğa düşmüşken çocuk haberini alınca toparladı. Bu durum Cersei’nin yalan söylediğini düşündürmedi değil. Eğer yalan söylediyse yine Fox Tv kalitesine düşmüş olacak. Entrika değil, sade bir son istiyoruz artık. Bütün kıvılcımlar alev almışken, dizinin gitmesi gereken yol belli. Gerçekçi sahneler ve Taht Oyunları’nın hazin sonuyla veda etmenin zamanı geldi. Şahsen dizinin eski heyecanı kalmadı. Yeni Sezon geldiği gibi, görevmiş gibi sabahları altyazısız izliyorum evet. Akşamı bekleyemiyorum. Ama artık teoriler ve beklemek yordu. İstediğimiz ve beklediğimiz şeylerin olmayışı izleyiciyi yıprattı. İlk yazıdan beri Winterfell’deki büyük buluşmayı yazıyorum ama Jon’un yolu Winterfell’e düşmüyor. Ki Winterfell düşmeden de Jon dönmeyecek belli ki.

Evet, Winterfell düşüyor. Taşlar yerinden oynuyor. Sadece bir kişinin dokunuşlarıyla. Jon’un gönderdiği haberi gizleyen Littlefinger, Sansa’nın gerçek lider olmasını sağlayacak gibi duruyor. Kuzey’i dağıtmak eline ne geçirecek bilmiyorum. Akgezenlere inanıyorsa böyle amaçlar peşinde koşması çok saçma. İnanmıyor ve Kuzey’in birlikteliğini bozmaya çalışıyorsa, büyük bir katliam kış ile birlikte geliyor demektir.

Bu dizide bayıldığım bazı karşılaşmalar var. İki karakteri ayrı ayrı çok sevmiyor olabilirim. Ama karşı karşıya geldiklerinde ba yı lı yo rum. Bu bölümde tamı tamına iki tanesi gerçekleşti. Jaime ve Tyrion, Jorah ve Daenerys. Jon Snow hümanistlikte çığır açmış ve bir taşla iki kuş vurmak için yeni bir görev edindi. Bir tane Akgezen getirip, Cersei’nin desteğini kazanmak ve bu desteği kazanmasıyla Dany’nin desteğini de kazanmak. Bütün düşmanlıkların anlamsızlığını, Yabanilerle öğrenmiş, sevdiği insanları asmak zorunda kalmış ve nihai düşmanla göz göze gelmiştir. Tyrion, Jaime ile buluşmuş ve Cersei’ye mesajını ulaştırmıştır. Bu durum ise tek bir kişiyi ölüme götürecek. Broon’u. Önümüzdeki bölümlerde Broon ya kaçacak ya da Dağ ile yüzleşecek.

Masterlar. İzlerken Sam kadar sinirlendiğim mahlukatlar. Her şeyi biliyorsunuz, Akgezen tehlikesini de bilmeniz gerek. Eğer böyle bir ihtimal dahi varsa gerekeni yapmalılar. İhtimal diyorum. Gözlerle görülmesine gerek bile yok. Yedi Krallık sizin bilgeliğinize güvenirken, hata yapma şansları yokken, Akgezen gördüm diyen birine inanmamaları, Üç gözlü kuzguna inanmamaları fazla dramatik fazla şüpheci.

Şüphe… Bölümün teması. Önce Tyrion, sonra Jaime, Master ve Arya… Littlefinger’ın bir şeyler çevirdiğini gören Arya, yakında büyük bir tehlikeyle karşılaşacak. Sansa’nın değişmediğini düşünüp, ablasını da karşısına almış durumda. Hali hazırda Brieene ile de karşılaşmışlığı var. Winterfell’i büyük bir tehlike beklerken, Jon ise evinden çok uzakta. Khaleesi’sine kavuşmuş Jorah’ı, son Baratheon Gendry’i, Tormund’u, Beric, Toros ve The Hound’u bir araya getirdi. Tekrar Duvar’ın ötesine yolculuk. Seven Samurai, Seven Companion, Fellowship of the Dead gibi isimlerin aklımda uçuşmasına neden olan topluluk. Hepsinin birbirinden nefret etmesi için sebepleri var. Ama birbirlerini öldürmek yerine yan yana savaşacaklar. The Hound yine harika bir karakter olduğunu gösterdi ve diziyi güzelleştirdi. Diğer bölüm Akgezenler’i bir ordudan daha tehlikeli bir ekip bekliyor. Ghost Rider gibi kılıcını ateşleyebilen Beric, ölümcül hammerı ile son Baratheon Gendry, Krallık’ın en iyi savaşçısı Jorah Mormont, Krallar’ın Kralı Jon Snow… Hollywood vari durumlardan biri de buydu. Tam bir The Expendables durumu. Ama insan heyecanlanmadan duramıyor. Önümüzdeki bölüm kuzeyin en tehlikeli bölgelerinde geçecek.

“Hepimizin ortak bir yanı var. Nefes alıyoruz.” 

Varys’i ve Jaime’yi daha çok sevdiğimiz, Littlefinger ve Cersei’den daha çok nefret ettiğimiz Eastwatch bölümünü geride bıraktık. Littlefinger’ın tiratı, Tyrion’ın mahkemesi, Hodor’un gizemi gibi vurucu sahneler bekliyorum. Ve bir de Akgezenler arasında tanıdık yüzler… Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Dracarys!

Anıl’ın İncelemesi:

Jon of Thrones olarak isminin değişmesini düşündüğüm dizimiz Game of Thrones, bu hafta Cersei-Daenerys savaşına ara vererek ana konumuza odaklanmamızı sağladı. Herkesin gözü artık Duvar’ın ötesinden gelen Ölüler Ordusuna döndü. Canımı sıkan kısım ise Jon’un idealleri ne zamandan beri Kraliçe Daenerys ve Kraliçe Cersei’nin ortak amacı olmaya başladı veya başlayacak? Dany, Jon’dan hoşlandı orası kesin. Mormont’a da ayrı üzülüyorum. Adam çözümü olmayan hastalığı yendi geldi yine karşısında başka yakışıklı bir erkek adayı. Neyse Dany, Jon’dan hoşlandığı için onun davasına yardımcı olabilir ama işi Cersei’ye kadar götürmek? Çok zorlama olmadı mı sizce de? Gece Kralını kanlı canlı Cersei’nin karşısına getirse dahi Jon’un yanında olmayacağı çok net. Ölüler Ordusunun dünyayı dümdüz etmesini bile görür ama Winterfell ile bir iş birliğine yanaşmayacaktır Cersei. Sırf bunun için Tyrion’ın ışınlanarak Westeros’a gidip Jaime ile yüzleşmesini sevsem de olmayacak bir iş bu. Herkes kendi ideallerini bir kenara bıraktı ve  Jon Snow’un ideallerini benimsediler. Çok zorlama arkadaşlar. Mesela Jon, Drogon’u sevdiği sahnede kendimden geçtim ama herkesin Jon’un ideallerini benimsenmeye zorlanması bana yanlış geliyor.

Görsellik olarak ise yalan yok harika bir göz ziyafeti çektik! İkisinin başrolünde ise Drogon vardı. Dany’nin Lannister askerlerinin önüne gelirken arka fonda bütün haşmetiyle durduğu, artı olarak Jon Snow’a sinirli sinirli gelip sonra perdelerini kaldırdığında kedi gibi olup kendini sevdirdiği sahne. Jon’un Targaryen-Stark karışımı olan ateş ve buz’un şarkısı olduğunu tartışmıyoruz elbette. Ancak söz konusu Game of Thrones. Bakın Jon gerçekten ön planda. Fazla ön planda ve sizce de her şey fazla iyi gitmiyor mu? Jon’u öldürdüler bir daha öldürmezler mantığı doğru ama dizimizin bitmesine çok az bölüm kaldı. Ve bu dizinin en sevdiği şey, en sevdiklerimizi elimizden almak. Jon kendine dikkat etmeli, fazla ön planda.

Ejderhaları sevebilen artık Dany’den başka iki kişimiz daha var. Önceki sezonlarda YARDIM ETMEYE GELDİM. YARDIMI YEMEYİN esprileriyle iki ejderhanın zincirlerini kıran Tyrion Lannister, bir diğeri ise bu bölüm Jon Tar.. Snow. Ölüler Ordusunu halletmek için bu üçlüyü ejderhaların üzerinde görür müyüz? BU İHTİMALİ DÜŞÜNMEYİ SEVİYORUM! 

Littlefinger-Sansa-Arya üçgeninde ise işler Taht Oyunlarına yakışır şekilde ilerliyor. Baelish, Kuzeyin Kralı olabilmek için Sansa’yı önce başa geçirmeli sonra ise kendisiyle evlenmesini sağlamalı. Sansa gibi zırtapoz olduğu sürece zor bir ihtimal değil. O yüzden yavaştan Jon’a karşı ayaklanmalar başlayacaktır.. Ancak, Arya bunu BAŞ KESEREK engellemez ise. Littlefinger akıllı bir adam ama Arya bir suikastçi. Bakalım hangi akıl kazanacak bu savaşı.

Gendry.. Bu çocuğu sebepsiz yere seviyorum ve tahtta görmek istediğim 1 numaralı adayım. Geçen seneki incelemelerimde bundan bahsetmiştim, hatırlayanınız var ise elbette. Gendry’nin hem cool duruşu hem babası Robert Baratheon’dan gelen asi bir ruhu var. Dany ve ejderhalarını göreceğime Gendry’i oraya oturtmak benim için en doğru final. Bunların olması için ortada Cersei, Dany veya tahtta gözü olan kimsenin kalmaması lazım farkındayım ama, belki gerçekten kimse kalmaz? Bunu buraya not alalım.

Dany’nin diz çök takıntılığı son sürat devam ederken arada kaynayan Tarly hanesi oldu. Tabii onların ölmesi lazımdı çünkü bizim şüşko Sam’in aile reisi olarak Tarly ailesini Jon’dan mütevellit Dany’nin yanında savaşmasına sebep olmalıydı. Sam’de Üstat olmaktan vazgeçti ve görebildiği ne kadar bilgi varsa hepsini çalarak oradan ayrıldı. Winterfell’e gelen gelene olduğundan Sam’in de yolu burası olacaktır. Burada ailesinin öldüğünü öğrenerek Tarly ailesinin başına geçer ve ordularını Jon Snow’un yanında savaştırır. True story. Sam ve Gilly sahnelerinin en önemli noktası ise atlanmamalı. Gilly, Sam’i bunaltıyor gibi gözüktüğü sırada aslında Jon’un babasından bahsetmek üzereydi.

“Maynor says here he issued an annulment for Prince Rhaegar and remarried him to someone else in a secret ceremony.”

Gilly bu sözleri söylüyordu. Rhaegar, Daenerys’in abisi Jon’un ise babası olduğu söylenen Targaryen. Robert’ın Targaryen nefretini körükleyen, hayatının aşkı Lyanna’yı elinden alan kişi. Rhaegar’ın Dorne’da gizli bir düğünle evlendiği yazılmış. Bu kişi muhtemelen Lyanna Stark. Jon’un genleri iyiden iyiye ortaya çıkmış ama inatla resmiyete kavuşmaması deli etse de benim sevdiğim bir yol.

Cersei’nin hamilelik meselesi.. İki ihtimal var; 1- Ya yalan söylüyor ki ihtiyacı yok 2-Hamile ancak doğmadan ölecek. Çünkü Maggy the Frog’un kehanetine göre üç çocuğu olacaktı. Dördüncüden hiç bahsedilmemişti. Eğer Jaime gerçekten Queenslayer olursa hem sevdiği kadını hem doğmamış çocuğunu öldürmesi dramatik bir facia yaratacağından tam da Game of Thrones’a göre bir seçim olurdu. Muhtemelen Jaime, Cersei ve son çocuklarını kendi elleriyle öldürecektir. Sonra da kendisi uzun yaşamaz. Tabii Azor Ahai çıkmadığı sürece. Reddit’de bu teori oldukça fazla dolanmaya başladı. Jaime’nin Azor Ahai olma ihtimalinin arttığından bahsediliyor. Azor Ahai’nin kılıcı, yanlış hatırlamıyorsam sevdiği kişinin kalbine saplanmasıyla oluşmuştu. Cersei’yi öldürürse kehanetin bir kısmı gerçekleşebilir. Teori bana da mantıklı gözüküyor.

Jon’a dönersek The Hound, Beric, Myrli Thoros, Tormund, Gendry bildiğiniz Justice League üyeleri gibi toplandılar ve Gece Kralı ile dövüşmeye gittiler. Bu ekibin hepsinin sağ salim dönmesinin imkanı yok. Brotherhood’un iki önemli karakteri burada ölebilir. Beric, alevli kılıcıyla son epik mücadelesini yapacaktır, bence.

İncelemeler bu kadar. Haftaya görüşmek üzere!

 

 

Okumaya Devam Et

Facebook

Bombalamasyon

Bomba11 saat ago

Obi-Wan Kenobi Solo Filmi İçin Konuşmalar Başladı!

Star Wars dendiği zaman hayat durur. Bu gerçeği seven, sevmeyen herkes kabul ediyordur. Bu yüzdendir ki, Star Wars adının geçtiği...

Bomba14 saat ago

Jessica Jones 2. Sezon Setinde Neler Oluyor? Kilgrave Geri Mi Dönüyor?

Marvel Sinematik Evreni içerisinde alışkın olduğumuz bir durum var. O da tek kullanımlık kötüler. Hal böyle olunca derinliği olmayan, kolay...

Bomba4 gün ago

Game of Thrones 7. Sezon 5. Bölüm “Eastwatch” İncelemesi

Kutluhan’ın İncelemesi: Seven Samurai… Meydan muharebeleri bitmiş durumda. Bu sezonluk insanların savaşına ara veriyoruz. Daenerys de oklarını kuzeye çevirmiş durumda....

Bomba4 gün ago

Kitaba Göre Game of Thrones Karakterleri Aslında Nasıl Gözükmeliydi?

Neredeyse bütün dünyanın bayıla bayıla izlediği ve şu sıralar bilgisayar tehditleriyle başı dertte olan Game of Thrones’un oyuncuları aslında kitaptakiler...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 2-

Batman Rebirth incelemesinin ikinci bölümü ile sizlerleyim. İlk bölümde ilk dört story arc’ı ve Rebirth One Shot’ını incelemiştim bu yazımda...

Bomba5 gün ago

Çizgi Roman: Rebirth Batman’de Neler Oldu? -Part 1-

Merhabalar, bendeniz Ömer Fatih, yepyeni yazarınız. Film, kitap ve çizgi romanlar hakkında yazacağım. Çizgi romanlarda özellikle takip ettiğim mini seriler,...

Bomba5 gün ago

Ben Affleck’ten Snyder, Whedon ve Adalet Takımı İçin Yorumlar Var!

DC’nin ağır topu Adalet Takımı artık vizyona girmeye hazırlanıyor. Pek çok talihsiz olaylar zinciri ve kaybolan umutlardan sonra sonunda film...

Bomba5 gün ago

Ne Biliyoruz-Ne Bekliyoruz? #1: INHUMANS

Yaklaşık üç aydır buralarda yoktum. Okuluydu, şahsi meseleleriydi derken baya bir ara vermem gerekti yazılara. Bu ara için özür dileyip...

Bomba7 gün ago

Yüzüklerin Efendisi Karakterlerini Tanıyalım #3 Boromir Son of Gondor!

17 Oscar sahibi, başyapıt Yüzüklerin Efendisi serisinin sadece bir filminde rol alıp, bize delikanlılığın dersini veren Boromir, bu haftaki karakterimiz....

Bomba7 gün ago

Venom Filminde Carnage Rolü Kimin Olacak?

Çıkan son söylentilere göre Venom filminde yer alması beklenen Carnage’i Star Wars’tan hatırladığımız Riz Ahmed’in oynayacağı konuşuluyor. Bana kalırsa gerçek...

Bomba