Connect with us

Bomba

Yüzüklerin Efendisi Karakterlerini Tanıyalım #3 Boromir Son of Gondor!

Yayınlandı

on

17 Oscar sahibi, başyapıt Yüzüklerin Efendisi serisinin sadece bir filminde rol alıp, bize delikanlılığın dersini veren Boromir, bu haftaki karakterimiz. Boromir karakteri, Sean Bean ile bütünleşmiş, Sean Bean’ın yer aldığı tüm yapımlarda “Boromir oynuyor” diye söylenegelmiştir. Ronin ve Bond Serisinde rol alan Sean Bean, ekibin en deneyimlilerinden biri olsa da ünlü diyebileceğimiz biri değildir. Ve sadece Yüzük Kardeşliğinde rol alarak adını duyurmuş, Equilibrium, Troy gibi efsane filmlerde oynamış, The Hitcher ile başrol oynayabileceğini kanıtlamış ancak uzun süre başrol yüzü görmemiştir. Ta ki senaryosunda başrol bulunmayan Game of Thrones’a seçilinceye kadar. Ünlü olduktan sonra başlayanları saymazsak, çoğu izleyici Boromir’in dizisi diyerek Game of Thrones’a başlamış ve Sean Bean’ın nihai sonuyla yıkılmıştır.

Romantik filmlerden sıkılan erkekler, Yüzüklerin Efendisi ile kurtuluşa ermiş ve ağlayabilmiştir. Kızlar Titanik’e ağlarken, erkekler Boromir’e ağlamıştır. Peki kim bu Boromir? İsildur’un soyu gölgelerde yaşarken, Vekilharç Gondor’a liderlik ediyordu. 3. çağın Vekilharç’ı Denethor II’nin en büyük oğludur Boromir. Halkına, kardeşi Faramir’e ve babası Denethor’a sevgisi sonsuzdur. Bu sevgi, babasının asla Kral olamayacak oluşuna duyduğu nefretle eşdeğerdir. Boromir küçükken babasına sormuştur “Kral olman için ne kadar zaman gerek baba? Yani Kral hiç gelmezse?” Denethor “Halkın sadık olmadığı yerlerde bir yıl yeterli. Ama Gondor’da on bin yıl bile yetmez.” İsildur’un soyundan olmasa bile Boromir’in Aragorn kadar “Kral” biri olduğunu söyleyebiliriz. Halkına olan sadakati, ülke sevgisi, korkusuzluğu yeter. Yüzük’ün etkisine girmiştir ancak Gollum gibi köpeği olmayıp, kardeşlik için kanının son damlasına kadar savaşmıştır.

Annesi Finduilas’dır. Mordor, Anduin yakınlarında güçlendikçe, Finduilas Minas Tirith’te yaşamayı kaldıramamış ve Mandos’un Salonlarına gitmiştir. Bu salon Elflerin ve İnsanların ruhunun toplandığı salondur. İsmini inşa eden Valo Mandos’tan alır. Sauron’un üstadı Melkor bile bu salondan kurtulamamıştır. Yalnızca Glorfindel, Beren ve Luthien bu salondan Mandos’un izniyle Arda’ya dönebilmiştir. Finduilas’ın ölümünden sonra Denethor, kötü ve aksi biri olmuştur. Boromir’in filmde söylediği gibi aslında Denethor o kadar da kötü biri değildi zamanında. Babasına olan sevgisi, hiç sönmemiştir. Tabi Boromir’in ölümünden sonra Faramir’e yaptıklarına sessiz kalamazdı yaşasaydı. Faramir ve Boromir gibi iki onurlu askeri yetiştirmesinden de Denethor’un kalitesini görebiliriz.

Boromir ile Faramir arasında derin bir bağ vardı. Boromir, Faramir’i hep koruyup kollardı. Faramir sadece askeri işlerle uğraşmayıp, bilge biri olmak için kitaplar da okurdu. Ama Boromir, hep iyi bir komutan olmak için çalışmıştır. Rivendell’deki yüce divanda Boromir böyle betimlenir;

There was a tall man with a fair and noble face, dark-haired and grey-eyed, proud and stern of glance. His garments were rich, and his cloak was lined with fur and he had a collar of silver in which a single white stone was set; his locks were shorn about his shoulders. On a baldric he wore a great horn tipped with silver that now was laid upon his knees”

Boromir’in büyük, geniş ve güçlü bir kılıcı vardır. Anduril’in aksine tek elle çok iyi kullanış sağlar. Omuzdan ve bilekten güç alır. Bu kılıca küçük kardeş gibi benzer bir de hançer taşır. Boromir’in taşıdığı kalkan dairesel ve benzersiz tasarımıyla kolayca tanınabilirdi. Ahşap çerçevesi siyah renge boyanmıştı ve ortada kalkanın arkasına perçinlenmiş büyük bir çelik patron vardı; Patrona sabitlenmiş, bronz halkalı kenarlı, boynuzdan yapılmış bir kulp vardı. Kenarının etrafında oyulmuş kanatlar ve Gondor’un asil mirasının yedi yıldızı vardı. Boromir, kullanmadığı zaman kalkanı, o da yine birkaç perçinle sabitlenmiş kalkanın kenarına koşan patrona ve çelik jantlara perçinlenmiş ince işlenmiş deri manşetiyle kalkanını omzunun üzerinden geçirdi. Ak Kule’nin Muhafızı ve Gondor’un Komutanı Boromir, en büyük savaşına Osgiliath’ta Faramir ile birlikte Mordor ve Haradrimlere karşı vermiştir. Nazgul Lord’u da Mordor güçlerine liderlik etmiş ve Boromir ilk ağır yenilgilerini buna bağlamıştır. “Bizi yenen onların sayısı değildi. Bazıları kara bir atlı bazıları da ayın altındaki bir gölge derdi ona. En cesurlarımızın yüreğine bile korku düştü.” Savaşta son köprü de yıkıldığında sadece dört kişi yüzerek kurtuldu. Faramir ve Boromir bunların içindeydi. Rohan bu savaşta, yardım çağrısına cevap vermiştir.

Bu savaştan sonra Boromir ve Faramir aynı rüyayı görür. Rüyada; “Kırılmış olan Kılıç’ı ara: Onu İmladris’te bulacaksın; Orada Morgul büyülerinden güçlü öğütler alacaksın. Göreceksin beliren alameti. Kıyameti haber verecek sana. Uyanacak İsildur’ın Felaketi; Ve Buçukluk atılacak öne.” sözleri geçer. İki kardeş bunu Denethor’a anlatır. Ve Denethor, cevabın Elrond’un evinde olduğunu söyler. Filmden bildiğimiz yolculuk böyle başlar. Faramir bu yolculuğa çıkmak ister ama Boromir bu yolculuğun ne kadar zorlu olacağını bildiği için kendisi gitmeye karar verir. Yolculuk 110 gün sürecektir. Rohan Geçidi’nden geçip, Dumanlı Dağlar’ın batısından kuzeye doğru ilerledi. Bu zorlu yolculuk, birçok kez yolunu kaybetti. Hatta Grisel Nehri’ni geçerken atını da kaybeden Boromir, kalan yolu yürüyerek bitirmek zorunda kaldı.

Kitaptan Alıntı

“Peki sen kimsin, hem Minas Tirith ile ne ilgin var?” diye sordu Boromir, Kolcu’nun yağız yüzüne ve mevsimlerin izlerini taşıyan pelerinine merakla bakarak.

“Arathorn oğlu Aragorn’dur kendisi,” dedi Elrond; “Nesiller ötesinden, Minas Ithil’li Elendil’in oğlu İsildur’un soyundan geliyor. Kuzey’deki Dûnedain’in Reis’i; o halktan çok az insan kaldı artık.”

“O halde hiç de benim değil bu, sana ait!” diye haykırdı Frodo hayretler içinde ayağa fırlayarak; sanki Yüzük’ün hemen isteneceğini beklermiş gibiydi.

“İkimize de ait değil,” dedi Aragorn; “fakat bir süre için senin taşıman mukadder kılındı.”

“Yüzüğü çıkar ortaya Frodo!” dedi Gandalf ciddiyetle. “Vakti geldi. Yukarı kaldır, o zaman Boromir de bilmecesinin geri kalan kısmını anlayacaktır.”

Bir sessizlik oldu ve tüm gözler Frodo’ya çevrildi. Ani bir utanç ve korkuyla sarsıldı Frodo; Yüzük’ü ortaya çıkarmaya büyük bir isteksizlik duyuyor, ona dokunmaya tiksiniyordu. Uzaklarda olmak isteği geçti içinden. Işıl ışıl yanıp sönen Yüzük’ü titreyen eliyle Divan’dakilerin önünde havaya kaldırdı.

“İşte İsildur’un Felaketi!” dedi Elrond.

Altın yüzüğe bakarken Boromir’in gözleri parlamıştı. “Buçukluk!” diye mırıldandı. “Demek Minas Tirith için kıyamet vakti geldi sonunda! Fakat öyleyse neden kırık bir kılıcı arayalım?”

“O sözler, Minas Tirith’in kıyameti, demiyor,” dedi Aragorn. “Lâkin kıyamet ile büyük eylemler, gerçekten de çok yakındır. Çünkü Kırılan Kılıç Elendil’in kılıcıdır ve düştüğünde altında kalıp kırılmıştır. Tüm diğer miraslar kaybolsa da, Elendil’in varisleri bu kılıca hep gözleri gibi baktılar; çünkü aramızda eskiden beri, Yüzük, yani İsildur’un Felaketi bulununca kılıcın da tekrar yapılacağı söylenirdi. Şimdi, aradığın kılıcı gördün, ne istersin? Elendil Hanedanı’nın Gondor Ülkesi’ne dönmesini arzu ediyor musun?”

“Lütuf dilenmek için değil, sadece bilmecenin anlamını bulmak için yollandım buraya,” diye cevap verdi Boromir gururla. “Fakat zor durumdayız ve Elendil’in Kılıcı ümitlerimizin ötesinde bir yardım olurdu bizim için eğer böylesine bir şey gerçekten de geçmişin gölgeleri arasından çıkıp gelebilecekse.” Tekrar Aragorn’a baktı; gözlerinde kuşku vardı.

Frodo yanında Bilbo’nun sabırsızca kıpırdandığını hissetti. Belli ki arkadaşı adına canı sıkılmıştı. Aniden ayağa kalkarak patladı Bilbo:

Altın olan her şey parlamaz,
Her gezgin yitirmemiştir yolunu,
Gücü olan yaşlı kolay kolay solmaz,
Derindeki kök atlatır donu.
Küllerden bir ateş dirilecek,
Bir ışık fırlayacak gölgelerden.
Kırılan kılıç yenilenecek,
Ve şimdi taçsız olan kral olacak yeniden.

Aragorn ona gülümsedi; sonra tekrar Boromir’e döndü. “Kendi adıma, kuşkunuzu affediyorum,” dedi. “Denethor’un salonlarında tüm heybetleriyle duran Elendil ile Isildur’un oyma suretlerine hiç de benziyor sayılmam, İsildur’un kendisi değil, sadece varisiyim ben. Zorlu ve uzun bir yaşamım oldu; Gondor ile buranın arasında uzanan fersahlar, benim yolculuklarımın pek küçük bir kısmıdır ancak. Taa göklerindeki yıldızların başka olduğu uzak Rhûn ve Harad ülkelerine kadar nice dağ, nice nehir aştım, nice ova katettim.

“Fakat yuva diyebileceğim bir yer varsa, Kuzey’dedir. Çünkü Valandil’in varisleri, muntazaman babadan oğula geçen bir soy halinde nesillerdir burada yaşamakta. Günlerimiz karardı, sayımız azaldı; ama Kılıç hep bir sonraki nesle aktarıldı. Ve son söz olarak size şu kadarını söyleyeceğim Boromir. Biz yabanın korkulan yalnız adamlarız, avcıyız, ama avımız daima Düşman’ın uşaklarıdır; çünkü bu uşaklar sadece Mordor’da değil, pek çok yerde bulunurlar.

“Gondor sağlam bir kale ise, Boromir, biz de bir diğer rolü üstlendik. Sizin sağlam surlarınızın ve parlak kılıçlarınızın engelleyemediği nice şer yaratığı var. Kendi sınırlarınız dışındaki topraklan pek az tanıyorsunuz. Barış ve özgürlük mü demiştiniz? Biz olmasaydık Kuzey bunlan pek az görmüş olurdu. Korkunun karşısında eriyip giderlerdi. Fakat karanlık şeyler ıssız dağlardan çıkıp geldiklerinde veya güneşsiz ormanlardan sürünüp çıktıklarında, bizden kaçıyorlar. Dunedain uyusa, veya tümü ölüp gitmiş olsa, kim hangi yollarda seyahate cesaret edebilirdi, sessiz topraklarda yahut basit insanların evlerinde geceleri kimin canı emniyette olurdu ki.

“Yine de, sizin kadar bile şükran görmeyiz biz. Yolcular bize kötü gözle bakar, köylüler aşağılayıcı adlar takarlar. Biz her an nöbette olmasak kanını donduracak veya küçük kasabasını harabeye çevirecek düşmanlardan bir günlük mesafede oturan şişman bir adam, ”Yolgezer” der bana. Yine de başka türlü olmasını istemeyiz. Basit halk ancak huzursuzluk ve korkudan azadeyse basit olabilir ve onları bu şekilde koruyabilmek için de bizim gizli kalmamız gerekir. Uzun yıllar boyunca, benim sülalemin görevi olmuştur bu.

“Fakat şimdi dünya bir kez daha değişiyor. Yeni bir zaman geliyor, İsildur’un Felaketi bulundu. Savaş kapıda. Kılıç yeniden yapılacak. Minas Tirith’e geleceğim.”

Boromir’i grupta isteyen adam da Aragorn’dur. Boromir’den “yiğit bir adam” o diye bahseder.

Filmden de bildiğimiz üzere Boromir, çetin bir mücadele sonucunda ölür. Anduin’e gelen cenazeyi Faramir görür. Bu haberi ve borusunu babasına Faramir götürür. Bu haber Denethor’un kendisini iyice kaybetmesine neden olur. Boromir’i kendisini kaybedecek kadar seviyordur. Denethor iki oğlunu da çok sever. Ama Boromir’in ölümü, Osgiliath’ın düşüşü, onun için savaşın sonu anlamına gelmektedir. Kırılan Kılıç ve Aragorn, Minas Tirith’e gelip, savaş kazanılsa da Boromir, Gondor’u oğludur. Ugluk bile Boromir’den “slew the mighty warrior” diye bahsetmiştir. Rohan halkı, özellikle Eomer, Boromir’e hayrandır. Boromir, gururuyla babası Denethor gibiydi ama mizacı eski zamanlardaki Kral Eärnur’a benzerdi. Boromir, büyük bir güç ve değerli bir insandı. Soylu bir yüzü vardı; koyu renkli saçlı, gri gözlü, gururlu ve sert bir bakışa sahipti.

Çizgi filminde Viking’e benzetilmiş, İki Kule kitabında ölmüştür. Cenazesini taşıyan sandal, şelaleden düşse bile Gondor’a kadar sağ salim ulaşmıştır. Filmde bir hata gibi görünse de efsane böyledir. Kral olmayı Aragorn kadar hakeden biridir. Hatta hikayenin en insancıl karakteri olarak geçer. Karamsarlığa düşebilir, kıskanabilir, ancak dürüsttür, hepsinin sonunu savaşçı ruhuyla getirir. Boromir öldüğünde Shire bile yas tutar ve adına ağıtlar yakılır. Yazımı orijinal ağıtlarıyla bitireceğim. Haftaya görüşmek dileğiyle, sağlıcakla kalın. (TÜRKÇE VERSİYONU ORİJİNALİN ALTINDADIR.)

Aragorn sang:
Through Rohan over fen and field where the long grass grows
The West Wind comes walking, and about the walls it goes.
‘What news from the West, O wandering wind, do you bring to me tonight?
Have you seen Boromir the Tall by moon or by starlight?
‘I saw him ride over seven streams, over waters wide and grey,
I saw him walk in empty lands until he passed away
Into the shadows of the North, I saw him then no more.
The North Wind may have heard the horn of the son of Denethor,
‘O Boromir! From the high walls westward I looked afar,
But you came not from the empty lands where no men are.’

Then Legolas sang:
From the mouths of the Sea the South Wind flies, from the sandhills and the stones,
The wailing of the gulls it bears, and at the gate it moans.
‘What news from the South, O sighing wind, do you bring to me at eve?
Where now is Boromir the Fair? He tarries and I grieve.
‘Ask not of me where he doth dwell – so many bones there lie,
On the white shores and the dark shores under the stormy sky,
So many have passed down Anduin to find the flowing Sea.
Ask of the North Wind news of them the North Wind sends to me!’
‘O Boromir! Beyond the gate the seaward roads runs south,
But you came not with the wailing gulls from the grey sea’s mouth’.

Then Aragorn sang again:
From the Gate of the Kings the North Wind rides, and past the roaring falls,
And clear and cold about the tower its loud horn calls.
‘What news from the North, O mighty wind, do you bring to me today?
What news of Boromir the bold? For he is long away.’
‘Beneath Amon Hen I heard his cry. There many foes he fought,
His cloven shield, his broken sword, they to the water brought.
His head so proud, his face so fair, his limbs they laid to rest,
And Rauros, golden Rauros-falls, bore him upon its breast.
‘O Boromir! The Tower of Guard shall ever northward gaze,
To Rauros, golden Rauros-falls, until the end of days. 

Türkçe versiyonu:

Aragorn:
Bataklıktan, uzun otlar biten kırlardan, Rohan boyunca gelir,
Yürür gelir batı yeli, gelir surlara erişir.
“Ey gezgin yel, Batı’dan ne haberler getirdin bu gece bana?
Selvi boylu Boromir’i gördün mü yıldız ya da ay ışığında?”
“Yedi dereden, geniş boz bulanık sulardan geçerken gördüm onu;
Gördüm boş topraklardan geçtiğini, derken kaybolduğunu
Kuzey’in gölgelerine doğru. sonra hiç görmedim onu bir daha
Belki kuzey yeli duymuştur Denethor oğlunun borusunu ama.”
“Ey Boromir! yüksek sulardan bakıyorum batıya, uzaklara,
Ama kimsenin yaşamadığı boş topraklardan çıkıp gelmiyorsun bu yana.”

Legolas:
Eser gelir Güney Yeli Deniz’in ağzından, kum tepelerini, taşları aşar;
Martı çığlıkları getirir yanında, kapımızda figan eder durur,
“Ey dertli yel, Güney’den ne haberler getirdin bu akşam bana?
Nerede dürüst Boromir? geciktikçe keder basıyor insana.”
“Sorma bana nerede diye – o kadar çok kemik var ki
O kadar çok kişi geçti ki anduin’den, akan deniz’i bulmaya.
Kuzey yeli’ne sor; onların haberini kuzey yeli getirir hep bana.”
“Ey Boromir! kapıdan güneye uzanıyor yol, ta deniz kıyısına,
Ama boz suların ağzından, ağlaşan martılarla çıkıp gelmiyorsun bu yana.”

Aragorn:
Kralların kapısı’ndan eser gelir kuzey yeli, aşar gürleyen şelaleleri;
Kulenin etrafında çınlar berrak, soğuk borusunun sesi.
“Ey kudretli yel, Kuzey’den ne haberler getirdin bu gün bana?
Cesur boromir’den haber var mı? çok vakit geçti gittiğinden bu yana.”
“Amon Hen’in dibinde duydum narasını. nice düşmanla dövüştü orada,
Yarılmış kalkanıyla kırık kılıcını yoldaşları taşıdı suya.
Dik başı ve güzel yüzüyle dinlenmeye uzattılar vücudunu;
Ve Rauros, altın Rauros şelalesi bağrına bastı onu.”
“Ey Boromir! muhafız kulesi* bakacak bundan böyle
günler sona erene kadar, Rauros’a, altın Rauros şelalesine.”

 

Okumaya Devam Et
Advertisement
yorum yapmak için tıkla!

Cevap Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bomba

Avengers: Infinity War İncelemesi – Yeni Bir Bakış Açısı ve Tüm Easter Eggler!

Yayınlandı

on

27 Nisan Cuma günü, çok önemli bir olay gerçekleşti. İnsanların ateşi bulması gibi, sanat rönesansı, din reformu ve hatta hatta sanayi devrimi yaşamış Dünya, 27 Nisan Cuma günü en az bunlar kadar önemli bir “Sinema Devrimi” yaşadı. Ben, Avengers: Infinity War’u bu şekilde özetliyorum. Filmin artısı, eksisinden bahsetmiyorum. Elbette artıları, eksileri, klişeleri her süper kahraman filminde olduğu gibi bunda da var. Ancak sıradan bir insan olarak yarınımı zor planlayabiliyorken Marvel Stüdyo’nun 10 seneyi fazla riske girmeden, garantici bir yol ile dahi olsa ilmek ilmek işlediği, hatalardan çok başarıyla karşımıza çıktığı 10 senelik bir devrimden bahsediyorum. Tüm sinema filmlerinin, daha çekim aşamasındayken bile planlarını Disney-Marvel filmlerinden uzak tutarak planladığı bir süreçten bahsediyoruz. Marvel’in çağdaşı, en büyük rakibi DC bile sadece bu evrene yetişebilmek adına daha emeklemeden koşmaya çalıştı. Sonuçlarını hepimiz biliyoruz. Bu açıdan Marvel, 2000’li yılların en büyük devriminin, en büyük planlamasının son halkasını 27 Nisan günü Infinity War ile bizlere sundu. Şimdi gelin bu epik filmin detaylarına girelim.

Yazımız buradan itibaren SPOILER içermektedir.

Infinity War Avengers GIF by Marvel Studios - Find & Share on GIPHY

 

Infinity War, adına yakışır bir şekilde tüm evreni ilgilendiren bir meseleyi konu alıyordu. O meselenin adı da Thanos idi.

Öncelikler her zaman söylediğim bir konu şudur ki, bir filmin düşmanı ne kadar iyi ise filmde o kadar tutar. Marvel’ın en büyük eksikliğini yaşadığı villain konusu, Thanos ile kökünden çözüldü. 10 yıllık planlama tamamen buna mı odaklıydı bilinmez ancak Thanos, bildiğimiz kötülerden değildi. Çünkü kendi düşüncesine göre evren, bir denge içinde olmalıydı. Bu dengenin önünde ise sınırsız nüfusa ve isteğe karşılık sınırlı kaynaklar yer alıyordu. Evrenin dengesi ancak yaşayan nüfusun yarısını fakir, zengin, büyük, küçük ayırmadan öldürmekten geçiyordu. Thanos’un düşüncesini biz insanlar soykırım olarak görsekte onun böyle bir hayali var ve karakterini oturtan olay tamamen bu denge meselesi. O yüzden Thanos’un yaptığını yanlış bulurken, onu anlayabiliyorsunuz. Yanlış olduğunu düşünseniz dahi onunla empati kurabiliyorsunuz. Ben bu empatiyi en son Darth Vader ile kurabildiğimi şu an anımsıyorum. İşte Infinity War’un güzelliği burada yatıyor. Sinema tarihinin en sevilen kötüsü Darth Vader ile Thanos’u yan yana bir cümle içerisinde geçirebiliyorsunuz. Elbette bu benim kişisel düşüncemdir ancak sizlerin de içten içe bunu düşündüğünüzü tahmin edebiliyorum.

Thanos’un motivasyonu, tüm stoneları toplayarak bu dengeyi tek bir parmak şıklatmasıyla sağlamaktı. Titan’ın evreni dengelemek için yola çıkması elbette o yolun Avengers ile kesişmesine yol açtı. 3 taşın direkt olarak bizimkilerin elinde olmasının (Loki’yi de artık bizden sayıyorum) doğal bir süreci olarak Thanos, Avengers ve Galaksinin Koruyucuları ile birden fazla karşılaştı. Hepsinde de ekiplerimizin hem taşlar hakkında ne kadar az bilgisi olduğunu ve Thanos’un yanında ne kadar güçsüz kaldıklarını anlamış olduk. Üstelik Russo kardeşler, Avengers gibi bir ekibin Thanos’un yanında ne kadar aciz duruma düştüğünü bizlere birden fazla kez gösterme cesaretinde bulundular. Bizim 10 yıl boyunca şikayet ettiğimiz ne kadar detay varsa ki örneğin tek filmlik villainlar, cesur kararlar alınamaması gibi soruların cevaplarını tamamen son filme sakladıklarını anlıyoruz. Bunun için bile Infinity War, tüm sinema severlerin kalbinde çok özel bir başarı çıtası olarak duracak. Bir Yüzüklerin Efendisi için gösterilen saygı ve sevgi, hem şimdi hem ileride Infinity War içinde gösterilecek. Benim kısa süreçli kehanetim bu yönde.

 

Infinity War Avengers GIF - Find & Share on GIPHY

 

Filmin adı direkt olarak Avengers ile başlasa bile, Infinity War bir Thanos filmidir. Spider-Man: Homecoming’in başında yazdığı BU BİR PETER PARKER FİLMİDİR ibaresi yoktu belki ama Thanos’un solo filminde gözüken Avengers üyeleri dersek sanırım kimse karşı çıkmayacaktır. Filmin bu gidişatta ilerlemesi, sona doğru giderken bizim kafalarımızın karışıklığı yerine herkese empati yaparken bulmamızı sağlıyor.

Espriler ve umutsuzluğun bu kadar dengede tutulabilmesine ise ayrı hayran kaldım. Bir önceki sahnede gülerken diğer sahnede gözleriniz tamamen açılmış bir şekilde şoka girebiliyordunuz ve daha az önce güldüğünüzü unutuyordunuz. Russo kardeşler, tıpkı Thanos gibi bu filmde denge’yi harika bir şekilde kullanmış. Hollywood’un en çok para kazanan ünlülerini tek bir filmde buluşturacaksın ve hepsine aynı süreyi aynı diyaloğu sorunsuz bir şekilde vereceksin? Bu denge değil de nedir arkadaşlar? Konuşurken basit konular gibi gelebilir ancak dışarı çıkarken 2 arkadaşınızı yan yana getiremiyoruz bazen yahu. Oradan yola çıkın gerisini siz düşünün.

Tüm bu süreç ise Thanos’un güneşin karşısına geçerek gururlu bir şekilde gülümsediği an içindi. Kahramanlarımızın yarısından fazlasıyla birlikte tüm evrenin yarısı öldü. Beni en çok üzen ölüm şahsen en sevdiğim kahraman olan Spider-Man oldu. Tom Holland’ın orada yeni kahraman olmuş, genç bir Peter Parker olarak ÖLMEK İSTEMİYORUM cümlesini ağlayarak tekrar etmesi her seferinde kalbimi paramparça edecek. O sahne için tek ama tek bir isteğim vardı.. Bir gücüm olsaydı ve Russo Kardeşler’e ulaşabilseydim ölmeden önce son cümlesinin gökyüzüne bakarak “ÜZGÜNÜM BEN AMCA..” olmasını söylemek olurdu. Bu ölüm zaten üzücüydü ancak destansı olması için tek eksik bu cümleydi. Olmadı tabii bu ancak Peter Parker’ı öldürmek bile çok cesur bir karardı. Sadece bu yüzden bile Russolara ve senariste hayran olmamak elde değil. Ölen kahramanlarımızın listesini bir verecek olursak baştan sona;

  • Heimdall
  • Loki
  • Gamora
  • Bucky
  • Black Panther
  • Scarlet Witch
  • Vision
  • Falcon
  • Groot
  • Doctor Strange
  • Spider-Man
  • Star-Lord
  • Drax
  • Mantis
  • Nick Fury ve Maria Hill (End Credits)

Kalanlar ise klasik Avengers ekibimiz Captain America, Iron Man, Thor, Hulk, Black Widow, War Machine’nin yanı sıra Nebula, Rocket, Okoye ve M’Baku kaldı.

İlk Avengers filmine geri dönecek olursak orijinal kadro yaşarken, yenilerin neredeyse tamamı öldü. Buradan çıkabilecek bir ihtimal şu, gelecek filmde eskilerin yeniler için kendini feda ederek ölümlerin değişmesi ve bu sayede New Avengers olarak yola devam edilmesi. Bu akla hemen gelen, en basit çözüm umarım bunu denemezler ve ölümlerin arkasında dururlar.

Gelelim bu işin nasıl çözüleceğine. Aklımda 3 teori var;

1- Gamora’nın ruhunun ruh taşına hapsedildiği ve ikinci filmde Thanos’u bu şekilde içeriden durduracakları. Infinity Stones, Thanos ile birlikte yok olabilirler.

2- Dr. Strange’in 14.000.653 ihtimalden sadece birinde kazandıkları süreci o andan itibaren başlatmış olduğu. Bu ihtimalde ise Tony Stark’ın hayatı çok önemliydi. Bunun yaşanmasının 20 dk öncesinde Stark-Parker ve Taş arasında seçim yapması gerekirse taşı seçeceğini söyleyen bir kadim büyücü anında kararını değiştiriyor ve taşı düşmana veriyorsa bu, o tek ihtimal sürecinin çoktan başladığını gösteriyor. Kendisinin fedakarlık yapıp ölümünü görse bile bu süreci başlatan Strange, bitiren ise Tony Stark olacak gibi duruyor şu an için.

3- Filmin sonunda Nick Fury’nin sinyal gönderdiği Captain Marvel, hikayenin en büyük unsurunu oluşturabilir ve Thanos’u yenmede çok güçlü bir müttefik olabilir.

Umarım dördüncü bir seçenek çıkar ve tüm izleyenleri tatmin edecek bir şekilde Marvel’ın yeni faz filmleri şekillenir. Bu faz şekillenirken ise tek isteğim, Spider-Man geri dönerse artık Tony Stark’ın hegomanyasından çıkması. Spider-Man’in MCU’ya dönüşü hayatımda aldığım en heyecan verici haberlerden biri iken yavaştan pişman olmaya başladığımı hissediyorum. Tony ile olan ilişkisi iyice Rick and Morty’e bağladı. Bu da beni oldukça rahatsız ediyor.

Gelelim Easter Egglere ve filmden önemli anlara;

  • Loki’nin Thor için kendini feda etmeden önce BİZDE DE HULK VAR sözü ilk Avengers filmine gönderme olmakla birlikte sırf bunu Loki söyledi diye inanılmaz hoşuma gitti ve ilk maddeye eklemek istedim.
  • Hulk belki sadece bir kere sahneye çıktı ama bana film boyunca yeten HULK vs THANOS’u görmemizi sağladı. Ağır dayak yedi belki ama o versus’u görmeseydim çok mutsuz olurdum.
  • Çizgi romanlarda dünyayı uyarmaya gelen Hulk değil Silver Surfer idi. Ancak “THANOS GELİYOR” sözü ikisinin de kullandığı ortak nokta oldu.

  • Loki ölmeden önce Thanos’a teklif ettiği REHBERLİK hizmetini çizgi romanda da sunuyor ve bunu yapıyordu. Filmde ise kandırma yolunu seçerek Loki’yi erkenden öldürdüler ki, çok iyi bir karardı. Thor’un motivasyonu tamamen buradan kaynaklı oldu ve mantıklıydı.
  • Aklıma takılan bir soru var, takipçiler aydınlatırsa memnun olurum. Thanos, bu filmde eldiveni Cüce Eitri’ye zorla yaptırdı ancak Age of Ultron’un sonunda “FINE, I’LL DO IT MYSELF” cümlesiyle eldiveni kendisi Xandar’a benzer bir yerden alıyordu. O sahne için;

End Credits sahnesini saymamış olmaları bir ihtimal ancak burası cüce şehri falansa bir şey diyemem elbette.

  • Thanos’un görevini başarıyla yerine getirip sonunda dinlenebileceği bir yer teması, çizgi romanda ÇİFTÇİ THANOS olarak işlenmişti.

  • Tony Stark’ın Ebony Maw’a yaptığı Squidward benzetmesi MCU tarihinin en komik esprisi olabilir. Düşündükçe hala gülüyorum.
  • Thor, MCU tarihinde çekilen filmler hatta dizilerin bile gerisinde kalan bir karakter oldu. Ragnarok filminde Thor’u nihayet çizgi roman karizmasına yaklaştırmışlardı. Infinity War filminin ise Thanos ile birlikte en büyük yıldızıydı. Wakanda savaşında gösterdiği performansla tüm izleyenleri kendinden geçirdi.
  • Cüce Eitri’yi biricik Tyron Lannister’ımız Peter Dinklage canlandırdı. Eitri’nin çizgi romanlarda ilk çıkışı 1983 yılında yayımlanan Thor Annual 11.sayısıdır.
  • Thor’un MCU içerisinde 1500 yaşında olduğunu öğrendik.
  • Spider-Man’in Thanos’un yüzüne ağ atması bir ilk değil. Daha önce çizgi romanda da aynısını yapıyor.

 

  • Filmde en büyük süprizi Red Skull’ın geri dönüşü ile yaşamıştık. Ben filmde kendimi tutamayıp OBAAA diye bağırdığımı hatırlıyorum öyle güzel bir detaydı. Belki Thanos’un generallerine katılsaydı çok daha güzel olabilirdi ancak Ruh taşını koruyan biri olması ayrı anlamlıydı. Tek bir sahnesi olmasından ötürü karakteri bu sefer Hugo Weaving değil, The Walking Dead’de Aaron olarak tanıdığımız Ross Marquand canlandırdı.
  • Tony’nin Pepper ile konuşmasında çocuklarının olduğunu görmesi ve ismini Morgan olarak koyduklarını hatırlıyorsunuzdur. Morgan Stark, çizgi romanlarda var olan bir karakterdi. Kendisi Tony’nin kuzeniydi ve ikili, hiç anlaşamazlarmış. Sonrasında Morgan Stark, bir trafik kazası geçirerek ölüyor.
  • Groot’un film boyunca oynadığı oyun 81 yılına ait Defender idi. Filmde The Defenders’ı beklerken oyun isminde görebildik ancak.. Neyse. 
  • Thanos, Reality Stone’u kullanarak Mantis ve Drax’ı şekilden şekle soktuğunu hatırlıyor olmalısınız. Çizgi romanlarda ise bunu Nebula’ya ve Thanos’un erkek kardeşi Eros’a bunu uyguluyordu. Şekil A’da görüleceği üzere;

 

 

Okumaya Devam Et

Bomba

Avengers: Infinity War Film İncelemesi – Hem Spoilersız Hem Spoilerlı!

Yayınlandı

on

Yazımızın ilk kısmında SPOILER YOKTUR. FİLMİ İZLEMEYENLER AŞAĞIDAKİ SPIDER-MAN GİF’İ VE SPOILER UYARISI ALANA DEK YAZIYI OKUYABİLİRSİNİZ.

Dipnot: Anıl’ın full Spoiler dolu ve Easter Eggleri anlattığı yazısı ise yakında karşınızda olacak 🙂

Tam 10 yıl… Iron Man filmi ile başlayan MCU macerası, tüm hızıyla devam ediyor diyemeyeceğim. Infinity War filmine kadar en iyi film bana göre hep Iron Man oldu. Robert Downey Jr. uzun süre en iyi oyuncu seçimi olarak MCU’nun yüzü oldu. Sonra az bir ihtişamla Thor geldi. Başarılı komedisiyle Guardian of Galaxy, iyilik emsaliyle Captain Amerika, mistik sanatıyla Dr. Strange ve sebebini bilmediğim bir şekilde büyük gişe başarısı yapan Black Panther geldi. Agent of Shield da televizyonda senaryosuyla boy gösterdi. Koskoca 10 yıl, Infinity War filminin hazırlığıydı. Başarılı filmlerin arkasında hep bu hazırlı yatmıştır. Senaryo hazırlığı uzun yıllar sürer. MCU bu hazırlığı beyaz perde de yaptı. Sürekli gelişen ve evrilen senaryolarıyla 2018’e geldi. Bitti mi? Hayır. Ant-Man ve Captain Marvel filmleriyle birlikte, Avengers’ın son filmine hazır olacağız. Bu sinema stratejisinin başarısına sinir oluyor ancak ayakta alkışlıyorum. Gelelim Infinity War filmine…

Halihazırda efsane olan Avengers Theme, Infinity War filmine süper kahraman girişlerini süsleyerek, en iyi film müziklerinden biri olarak hafızlara kazındı. Peki 2 milyar $ hasılatı geçeceğini düşündüğüm bu yapımın başarısı neydi? Öncelikle demin konuştuğumuz 10 yıllık serüven. İzleyici kitlesini koruyup, sürekli artırması. Bir film önce Black Panther ile elde edilen büyük başarı bunun ilk kanıtı. Spider-Man’in efsane sözüyle devam edeyim. “Büyük güç büyük sorumluluk getirir.” MCU’nun karşı karşıya kaldığı durum buydu. Bu kadar hayran kitlesi, bu kadar film büyük beklenti yarattı. Ve beklentiyi karşılayıp, ikinci filme daha büyük bir beklenti yarattı. DC, çığ gibi büyüyen bu başarının altında kaldı. Infinity War’ın yanında Justice League, çocuk filmi gibi kaldı. Hatta Captain Marvel ile, Wonder Woman başarısını da ellerinden almak istiyorlar. Brie Larson ile bunu yapabileceklerini düşünmesem de, Captain Marvel’in güçleri buna imkan sağlıyor. Peki Marvel filmlerini sevmeyen ben, Infinity War’u neden beğendim? Ona geçelim.

Malum sahne – Hulk’un Loki’yi dövmesi- ile Marvel komedisine karşı cephe almıştım. Deadpool ile komedi filmi budur deyip, küçümsemeye devam ettim. Ama sonra Thor Ragnarok’ta malum sahneye gönderme yaparak beni de güldürdükleri vakit, beyaz bayrağı çektim. Son noktayı Infinity War koyacaktı. Filmin yarısında tüm salon kahkahalarla gülerken ben gülümsemeden öteye geçmedim. Hala küçümsüyordum. Ama filmin sonunda bu kahkaha atan insanları birden ağlatmaya başladıklarında bu başarının önünde eğildim. Senaryo olarak da, hala en iyi süper kahraman filmi olan Dark Knight’a rakip olacak tek film olduğunu kabullendim. Kurgusu, soru işaretleri, gizemi, finali, villian prensipleri, yan hikayeler, giriş, duygu değişimleri on numara beş yıldızdı. Göze batan Cgi sahnelerinin yanı sıra, muazzam planlar ve sekanslar bulunuyordu. Bu sahnelerde iki düşman – Thanos ve Iron Man- boy gösteriyordu. Robert Downey Jr. ve Josh Brolin, MCU filmlerinin üzerinde bir oyunculuk sergiledi film boyunca. Ama yalnız kalmadılar. Her ekibin hikayesini ayrı bir filmmiş gibi izlediğimiz bu harika yapımda, diğer süper kahramanlar da bizi etkilemeyi başardı. Rocket, Thor, Heimdall, Gamora, Wanda, Star Lord, Spider-Man.. Ufacık sahneler, unutulmayacak duygular yaşattı.

Bu bir sanat filmi değil o yüzden derin bir yönetmenlik beklemiyordum ancak tatmin oldum. Bir Tarantino ya da Nolan ekibi olmadığı için senaryo, diyalog beklemiyordum, tatmin oldum. Tiyatral oyunculuk bekliyordum, doğal oyunculukla karşılaştım. Bu artı yönler ve daha fazlası nedeniyle Infinity War, sinemada izlenmeyi hak ediyor. Buradan sonra spoiler içeren yoruma geçip, beğenmediğim kısımlara değineyim.

Infinity War Avengers GIF by Marvel Studios - Find & Share on GIPHY

 

SPOILER İÇERİR:

Çizgi romanlarla uyumu, hikayeleri değiştirip kurguya dahil etmeleri muazzamdı. Red Skull’ın eksik kalmış hikayesi tamamlandı. Thor’un halkını, kardeşini ve dostunu kaybettikten sonra intikamına kadar gelen hikayesi dopdoluydu. Rocket ile dertleşirken ağlaması, intikam için Nidavellir’in ışığına maruz kalışı, Wakanda’daki savaşa girişi ve Thanos’a son darbeyi vuruşu… Ragnarok ile birlikte gerçek bir Tanrı olan Thor, bu filmle zirveyi gördü.

Captain America, mükemmel bir giriş yapsa da, fragmanda bizi kandıranlardandı. Sahte bir Hulk sahnesinin yanı sıra, eldiveni tutabilen Captain America; Thor, Iron Man, Dr. Strange hatta Iron-Spider’ın yanında eksik kaldı. Thanos tehlikesi mevcutken Captain America’ya güvenmeyen, tutuklayın diyen Bakanlık, herhangi bir varlık gösteremedi. Nick Fury bile parmak şıklatmasında on saniye önce olanları öğreniyor. Bu da Wakanda ve Titan’da geçen savaşların, senaryoyla uyumunu gösteriyor. İnsanların, Ant-Man ya da Hawkeye’ın ulaşamayacağı iki bölgede büyük savaş gerçekleşti. Bu da klasik New York istilasını kırmış oldu. Hulk’ın uyanamaması, hayran kitlesini sinir etse de başarılı bir yan hikayeydi. Araları kötü olan Bruce-Hulk ikilisi kendi hikayesini finale taşıdı.

Hugo Weawing, ufak bir rol için Red Skull’a dönmemesinin yanı sıra, Peter Dinklage’in ufak bir rol için Infinity War’a girmesi enteresan uç noktalardı. Gerçi bu ufak rolü Peter, fazla iyi oynadı. Yüz hatları yeter. Dev Cüce tezatı da beğendiğim yanlarındandı. Taşlara gelirsek, 4 taş için bir feda mevcuttu. Wanda, Vision’u feda ederken, Strange, Iron Man için taşı feda etti. Thanos ve Quill ruh taşı için Gamora’yı öldürmeyi göz aldı. Ve biri başardı da! Başta bahsettiğim gülen hayranları ağlatan sahneler ağırlıkla bunlar oldu.

Thanos’un Death’e aşkını işlememeleri ve bunu Gamora üzerinden yapmalarının yanı sıra, Dr. Strange’in sahneleri haricinde beklemediğim bir duygu yaşamadım filmde. Birçok karakterin öleceğini biliyorduk. Tony’nin ölümü bekledim ki bu beni ağlatabilecek tek sahne olurdu. Çünkü Pepper ile aile kurma hayalleri güzel bir sahneyle işlenmişti. İlk filmde kurtulsa da ikinci filmde ölmesini bekliyorum. Yıllardır korktuğu tüm arkadaşlarını kaybetme durumu gerçekleşmiş olsa da, ikinci filmde tüm arkadaşlarını geri getirdiğinde kendisinin ölmesi olası. Kısacası onları geri getirmek için düşünmeden kendini feda edecektir. 2 film oluşunun dezavantajları var. İlk filmde ölenlerin diğer filmde geri geleceğini herkes biliyor artık. Teoriler önemli değil. Gelecekler mi gelecekler. Önemli olan bunun olması için ne feda edecekleri. Thanos’un filmi olan Infinity War’dan sonra, ikinci film Avengers ekibinin filmi olacak ve mutlu son gelecek. Başta da söylediğim gibi en iyi süperkahraman filmi Dark Knight bile mutlu sonla bitmişti. Rises filmi bu yüzden rezalettir gözümde. Batman nükleer bombayı havada patlatıyor, şehri için kendini feda ediyor ama bir bakıyorsun CatWoman ile balayında Paris’te. Hoş değil. Mutsuz son istiyorum. Wanda’nın rage atıp herkesi öldürmesini istiyorum. Çok mu?

Film, muazzam bir Cgi başarısı olarak tarihte yerini alacaktır. Bazı sahnelerde suratlar yapma dursa da, Thanos, çizgi romandaki halinden kat kat iyiydi. Ağlayan bir villian… Sinemada izleyin, 2 milyar dolar hasılatı görelim. Sağlıcakla kalın.

Okumaya Devam Et

Bomba

2017’nin Hayal Kırıklığı Yaratan Filmleri

Yayınlandı

on

Uzun süredir gerek eğitim durumu gerekse yolculuklarımdan dolayı yazamıyordum. Hali hazırda vaktim olmasa bile evren ve sinema savaşları ile geçen bu yılın küçük bir değerlendirmesini yapmayı kendime borç bildim.

Öncelikle 2017 yılı; birbirini hiç tanımadan sadece mesajlar ile bir araya gelebilen, samimi bir şekilde kar amacı gütmeden fikir alışverişi yaptığımız, bir kişi dahi olsa ulaşmaktan, yeni şeyler kazandırmaktan çekinmeyen bu ailenin, küçük de olsa bir parçası haline geldiğim, her şekilde güzel hatırlayacağım bir yıl olacak.

Ama, 2017′ de sinema da her şey güllük gülistanlık değildi. Bu durum vizyona da yansıdı. Gelin listeye bir göz atalım.

RESIDENT EVIL:FINAL CHAPTER

Önce oyunu ile tanışıp filmlerine yönelmiştim. Kendimce daha çok olayın içinde yer alabildiğim için oyunlarını filmlerine her zaman tercih ederim. Ancak finale yakışmayan, bayağı ve ruhsuz olmuş. Serinin en kötü anlarında bile hepimiz Mila Jovovich ile filme tutunduysak da artık o ruh kalmamış. Son film şimdiye kadar gördüğüm en kötü uyarlama ve CGI’lara sahip. Film boyunca müthiş bir isteksizlik hakim. Bitse de gitsek havasında son bir iş çıkmış ortaya. Mila Jovovich de tek başına bir yere kadar.

Sanki FPS oyununu hayatında hiç oynamamış birinin ilk defa aksiyon-savaş içerikli bir oyunu izlemesine maruz kalıyorsunuz gibi bir his uyandırdı.

DUNKIRK

Bomboş. Koskoca bir hiç. Yüzü bile gözükmeyen Tom Hardy. İnsanı olaydan soğutan bir durağansızlık. Anlamsız bir zaman bükümü. Belgesel yapayım derken, yarısında filme karar vermek. En ünlü psikologların bile ‘Bitmedi mi daha?’ diye soracağı bir drama. Nolan’ın eline yüzüne bulaştırdığı bir zaman kaybı olmuş kendileri. Büyük umutları boşa çıkarmakta başarılıydı.

TRANSFORMERS: THE LAST KNIGHT

Git gide yıprananlar diye listeyi değiştirsem daha iyi olacak sanki. Efsane seri her seferinde bir adım daha geriye düşüyordu ki, dibi boylayana kadar. Öncelikle belirtmeliyim, iyi robotların yaramaz robotlarla savaşması iki saat yirmi sekiz dakika gibi bir süre beni tutamaz. Üstelik öyle kendini tekrar ediyor ki, süre iki kat yavaş geçiyormuş gibi geliyor. Mark Wahlberg gibi bir zamanın bitik efsanesi filmde başrol oynayınca insan kendine kızıyor ‘Baştan anlamalıydım!’ diye.

Tek olumlu puanı alan şey ise, dünyanın insanlıktan önce bu yaşlı arabalara ait olması teması olmuştu.

TESTERE 8

Ben hayatımda böyle rezalet görmedim. Bir kere bile heyecanlandırmayan film olay örgüsü olarak 2. filmin kopyası olarak da hiç bir yeni şey katmamış durumda. Jigsaw öleli 10 yıl geçmesine rağmen adamları işi hala devam ettiriyor. Bu zaten 4. filmden itibaren mükemmel dizayn edilmiş bir iplik gibi çözülüp 7. filmde her şeyin başladığı yerde mükemmel bir şekilde son bulmuştu. Arayış içinde yeni yönetmeni ile birlikte yeniden canlandırılmaya çalışılan efsane, yine aynı son ile biterek kendini yenilemedi. başı ve sonu belli olmayan bir film gibiydi. Seriyi hiç izlemeyenler doğrudan bu filmi izleyebilirler. O kadar alakasız. 2. filmin kesilmiş sahneleri deseler daha iyiydi.

MUMYA

Açık ara en berbat film olabilme potansiyeline sahip bir film. Mantık hataları ile başlayan sahneler zorlama çarpışmalar ile devam ediyor. Karanlık evreni, dandik espriler ile süslemeye çalışmışlar. Efsaneleşen Rachel Weisz’lı Mumya serisinin parodisi olarak yayımlansa daha iyi olurdu. Akıllarımızdaki Tom Cruise’den uzak sıkıcı birini saatlerce izlemek bayıyor. Bütün stüdyoların Marvel çakması universe oluşturma çabası insanı soğutuyor.

KONG:KAFATASI ADASI

Görüntüler ve atmosfer olarak büyüleyici gibi gözükse de, Godzilla’nın aynısı. İnsanlık tekrar tekrar ölüme ve sona inanmışken başka bir yaratık tarafından kurtarılıyor.Amaçsız karakterlerle süslenmiş, neresinden tutsan elinde kalan bir film.

JUSTICE LEAGUE

Listenin olmazsa olmazı, belki de kendine ilk sıradan yer bulabileceği tek yer olan film. Kötülüğü, talihsizlikleri, demirbaş Batman’in halleri, kıyas içinde olduğu Marvel’in ezmesi derken baskılara rağmen böyle bir ekibi toplayıp film çıkarmak saygı duyulacak bir iş. Ancak Marvel ile kıyas içinde oluşu iki kat beklentileri boşa çıkarmasını sağladı. İzleyiciler zaten beklentilerini belirli bir seviyeye çekmişlerdi. Marvel her zaman olduğu gibi daha iyisini yapınca Fanboylar bile DC’den soğudu. Suicide Squad ile haber veren DC, yine de elinden geleni yaptı ama ilerleyemeyerek 2017’ye yenilgi ile veda etti. Oyuncu kadrosu potansiyeline yakışmayan derecede hayal kırıklığı olmuştu.

Öyle ya da böyle 2017 yılını geride bırakıyoruz. Ne dersiniz? Sizinde bu yıl büyük umutlar ile bekleyip boşa çıkan filmleriniz oldu mu? Umarım 2018 yılında herkesi memnun eden evrenler ortaya çıkar ve genişlerler. Mutlu Yıllar Karabüyücü Ailesi!

Okumaya Devam Et
Advertisement

Facebook

Bombalamasyon

Bomba2 sene ago

Avengers: Infinity War İncelemesi – Yeni Bir Bakış Açısı ve Tüm Easter Eggler!

27 Nisan Cuma günü, çok önemli bir olay gerçekleşti. İnsanların ateşi bulması gibi, sanat rönesansı, din reformu ve hatta hatta...

Bomba2 sene ago

Avengers: Infinity War Film İncelemesi – Hem Spoilersız Hem Spoilerlı!

Yazımızın ilk kısmında SPOILER YOKTUR. FİLMİ İZLEMEYENLER AŞAĞIDAKİ SPIDER-MAN GİF’İ VE SPOILER UYARISI ALANA DEK YAZIYI OKUYABİLİRSİNİZ. Dipnot: Anıl’ın full...

Bomba3 sene ago

2017’nin Hayal Kırıklığı Yaratan Filmleri

Uzun süredir gerek eğitim durumu gerekse yolculuklarımdan dolayı yazamıyordum. Hali hazırda vaktim olmasa bile evren ve sinema savaşları ile geçen...

Genel3 sene ago

Star Wars: The Last Jedi İncelemesi – Skywalker Efsanesine Saygı Duruşu!

Herkese merhaba. Star Wars: The Last Jedi’ı izledik ve incelememizi hazırladık. İncelemeyi Kutluhan ile Anıl farklı açılardan, farklı bakış açılarıyla...

Bomba3 sene ago

The Walking Dead 8.Sezon 8.Bölüm “How It’s Gotta Be” İncelemesi

Kutluhan’ın incelemesi: The Walking Dead, 8. sezona hızlı bir giriş yapmıştı. Resident Evil filmi gibi konu değiştirmiş,  zombi mücadelesi insanların savaşına...

Bomba3 sene ago

Inhumans 1.Sezon 4. 5. ve 6. Bölümleri İnceleme ve Easter Eggleri

Bu dizi, çok sancılı süreçlerden geçerek ekranlarımıza geldi. Ortaya bu konsept ile çıkabilecek çok güzel işler varken, elimizdeki sonuç ne...

Bomba3 sene ago

En Underrated Diziler #3 : Falling Skies!

Doğancan Gedik’in başlattığı ve Person of Interest ile Luther hakkında yazmış olduğu ”En Underrated Diziler” serisinde mutlaka olması gerektiğini düşündüğüm...

Bomba3 sene ago

Agents of Shield 5.Sezon Part 1 ve Part 2 İncelemesi: Orientation!

Marvel hayranları şu sıralar ellerini kana bulamış ve Punisher’ı bitirmiş, Infinity War fragmanıyla yükselmiş, Black Panther’i ve tabi ki Infinity...

Bomba3 sene ago

İddialar Gerçek Olmak Üzere! Disney, Fox’un Haklarını Aldığını Haftaya Açıklayabilir!

Biliyorsunuz ki, şu sıralar en önemli konu Disney’in 20. Century Fox’un çoğunluk hakkını satın alıp alamayacağı idi. Hatta haberini X-Men,...

Bomba3 sene ago

The Walking Dead 8. Sezon 7. Bölüm İncelemesi: Time For After

Bu inceleme The Walking Dead 8. sezon 7. bölüm hakkında SPOILER içermektedir. 8. sezon hayal kırıklıkları ile yoluna devam ediyor....

Bomba